Yazar: mehmetabaci

  • Lavabo Tıkanıklığı Nasıl Açılır? Evde Uygulanabilecek Yöntemler

    Tıkalı bir lavabo giderini açmak evde karşılaşabileceğimiz sorunlardan biridir, özellikle tıkanmış mutfak lavaboları. Eğer nasıl açılacağını bilmiyorsak, mutfağımızı ve evimizi her an su basma riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.

    Mutfak lavabosu neden tıkanır?

    Tıkanmış lavabo veya gideri açmak için öncelikle tıkanıklığın kaynağını doğru bir şekilde tespit etmek önemlidir. Mutfak lavabosu tıkanıklıkları genellikle iki türden kaynaklanır. Birincisi yağ birikiminden kaynaklanan tıkanıklıklardır, diğeri ise çay, pirinç, makarna gibi yemek artıklarının birikmesi sonucu oluşan tıkanıklıklardır. Her iki sorunu da çeşitli kimyasal maddelerle çözmek mümkündür, tıkanıklık çok ileri seviyede ise kimyasal maddeler yeterli olmayabilir.

    Evde tıkanmış bir lavabo giderini nasıl açabileceğinizi öğrenmek istiyorsanız, birkaç yöntem deneyebilirsiniz.

    İşte lavabo tıkanıklığını açmak için kullanabileceğiniz bazı yöntemler

    1. Pompa Yöntemi: Lavabo tıkanıklığını açmada en yaygın kullanılan yöntemlerden biri bir pompa kullanmaktır. Pompayı lavabo deliğinin üzerine yerleştirin ve güçlü bir şekilde bastırıp çekerek pompayı pompalayın. Bu işlemi birkaç kez tekrarlayın ve tıkanıklığın giderilip giderilmediğini kontrol edin.
    2. Karbonat ve Sirke Yöntemi: Lavabo deliğinin üzerine 1 su bardağı karbonat dökün. Üzerine 1 su bardağı sirke ekleyin ve karışımın lavabodan aşağı doğru akmasını bekleyin. Ardından lavabo deliğini tıkayın ve yaklaşık yarım saat bekleyin. Süre sonunda tıpayı çıkarın ve lavaboya 1-1,5 litre kaynar suyu yavaşça dökerek lavaboyu bir pompa ile pompalayın.
    3. Karbonat ve Tuz Yöntemi: Bir kasede 1 su bardağı karbonat ve yarım su bardağı yemeklik tuzu karıştırın. Bu karışımı lavabo deliğine dökün ve en az 1 saat bekletin. Ardından lavaboya 1-1,5 litre kaynar suyu yavaşça dökerek lavaboyu bir pompa ile pompalayın.
    4. Kimyasal Lavabo Açıcılar: Yukarıdaki yöntemler işe yaramazsa, marketten satın alabileceğiniz kimyasal lavabo açıcıları deneyebilirsiniz. Bu ürünler genellikle “lavabo açıcı” olarak etiketlenir. Bu kimyasalları kullanırken dikkatli olmalı ve ambalajdaki talimatlara uygun olarak kullanmalısınız.

    Tüm bu yöntemleri denediğiniz halde lavabo tıkanıklığı hala giderilmediyse, bu durumda profesyonel yardım almanız gerekebilir.

    Lavabo ve giderlerinizin sık sık tıkanmaması için aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz:

    • Aşırı yağlı tencere ve tavaları yıkadıktan sonra lavaboya kaynar su dökerek yağın giderlere yapışmasını engelleyebilirsiniz.
    • Çay artıklarını lavaboya değil, çöp poşetine boşaltın.
    • Pilav, makarna, bulgur, salata gibi gıda maddelerini lavaboya dökmekten kaçının, çünkü bu tür yiyecekler lavabo tıkanıklığına neden olabilir. Bu tür yiyecek artıklarının lavaboya düşmemesine dikkat edin.
    • Lavabonun deliğine ince bir lavabo süzgeci yerleştirerek gıda maddelerinin giderlere kaçmasını engelleyebilirsiniz.
    • Lavabonun tıkanmasını beklemeden her ay en az bir kez karbonat ve sirke veya karbonat ve tuz yöntemlerinden birini uygulayarak lavabo giderini temizleyebilirsiniz.

    Lavabo ve giderlerinizi düzenli olarak temiz tutmak için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz:

    • Lavabo deliğini düzenli olarak temizleyin. Bir tıraş bıçağı veya tel kullanarak deliğin üzerinde biriken saç ve diğer artıkları temizleyebilirsiniz.
    • Haftalık olarak sıcak suyla lavabonuzu durulayın. Sıcak su, giderleri temizlemeye ve yağ birikimini azaltmaya yardımcı olur.
    • Giderlerinizi korumak için periyodik olarak lavabo açıcıları kullanabilirsiniz. Bu kimyasal ürünleri dikkatli bir şekilde kullanmalı ve talimatlara uygun olarak dozajı ayarlamalısınız.
    • Lavabonun altında bulunan tıkaçları ve boruları düzenli aralıklarla temizleyin. Bunlar da zamanla kirlenebilir ve tıkanıklığa neden olabilir.
    • Lavabo tıkanıklığı yaşadığınızda hemen müdahale edin. Tıkanıklığı hafife almayın ve hızlı bir şekilde önlem alın.

    Bu basit adımları takip ederek lavabo ve giderlerinizin tıkanmasını önleyebilir ve sorunsuz bir şekilde kullanabilirsiniz. Büyük ve karmaşık tıkanıklık sorunları için her zaman profesyonel yardım almak en doğrusudur.

  • Fransız Gelinlik Modelleri Zariflik ve Romantizm Örneği

    Gelinlik dünyasında özel bir yeri olan Fransız danteli, asil ve zarif gelinlik modelleriyle adını duyurmaya devam ediyor. Gelinlik modasının değişen akımlarına rağmen, dantelin ve özellikle de Fransız dantelinin yeri her zaman ayrıcalıklı olmuştur. Şimdi gelin, bu eşsiz dantelin özelliklerini yakından inceleyerek, fransız dantelli gelinlik modellerinin farklı stillerine bir göz atalım.

    Fransız Dantelinin Eşsiz Dokusu ve Zarafeti

    Fransız Dantelinin Eşsiz Dokusu ve Zarafeti

    Fransız dantelini diğer dantel çeşitlerinden ayıran en belirgin özellik, motifin tül kumaşla birleşerek dokunmasıdır. Motifler, özel bir dokuma tekniği kullanılarak oluşturulur ve kenarlarında zarif kirpik benzeri saçaklar bulunur. Fransız dantel türü, el işçiliğiyle Fransa’da üretilmeye başladığı eski dönemlerden günümüze gelirken, günümüzde daha modern tekniklerle üretilmektedir. Gerçek Fransız danteli, nadir ve değerli bir malzemedir. Fiyatları da diğer dantel türlerine göre daha yüksektir. Günümüzde birçok gelinlikte kullanılan danteller, görünüm olarak Fransız dantelini andırmakla birlikte farklı tekniklerle üretilen dantel türleridir.

    Prensesin Zarafeti: Fransız Dantelli Kabarık Gelinlikler

    Fransız Dantelli Kabarık Gelinlikler

    Fransız dantelli prenses gelinlik modelleri, zarif bir silüetin içinde vücut hatlarını ortaya çıkaran muhteşem bir seçenektir. Fransız dantelinin havasına sahip olan bu gelinlikler, tamamen veya etek ucu bordüründe kullanılan dantel detaylarıyla dikkat çeker. Eski zamanların Fransız gelinliklerini anımsatır ve herkesi büyülemeye yetecek güzellikte bir seçenek sunar.

    Asil ve Zerafet Dolu: A Kesim Fransız Dantelli Gelinlikler

    A Kesim Fransız Dantelli Gelinlikler

    Fransız dantelinin ince ve motifli dokusu, A kesim gelinlik modellerinde özellikle etkileyicidir. Kraliyet gelinliklerini andıran A kesim dantel işlemeli gelinlikler, klasik ve modern tarzın birleşimini yansıtır. Fransız dantelinin zengin dokusuyla tasarlanan bu gelinlikler, farklı vücut tiplerine uygunluğuyla öne çıkar.

    Deniz Kızının Hüznü: Balık Kesim Fransız Dantelli Gelinlikler

    Balık Kesim Fransız Dantelli Gelinlikler

    Fransız dantelinin romantik havası, balık kesim gelinlik modellerine de mükemmel bir şekilde uyum sağlar. İnce dantel dokusu ve bej veya pembe tonlarında astar, gelinliğe farklı bir romantik hava katar. Beyaz ve krem tonlarında tercih edenler için de derin sırt dekolteli ve ince askılı balık model gelinlikler, Fransız dantelinin zarif dokusunu taşıyan harika seçeneklerdir.

    Bohem Ruhunun İfadesi: Fransız Dantelli Bohem Gelinlikler

    Fransız Dantelli Bohem Gelinlikler

    Bohem tarz gelinliklerin vazgeçilmez öğesi dantel, Fransız danteliyle birleştiğinde romantik bir atmosfer yaratır. İnce dantel dokusu, özellikle omuzlarda ve sırtta volan ve fırfır olarak kullanıldığında geçmişin bohem tarzını günümüz gelinliklerinde yansıtan etkileyici bir detay haline gelir.

    Zariflik ve Gizem: Uzun Kollu Fransız Dantelli Gelinlikler

    Uzun Kollu Fransız Dantelli Gelinlikler

    2023 gelinlik modasında uzun kollu fransız dantelli gelinlikler öne çıkıyor. Uzun kollar, dantel dokusunun zarafetini ve inceliğini vurgularken, transparanlık da fransız dantelinin motiflerini daha belirgin hale getirir. Kabarık veya dar kesimli olsun, uzun kollu gelinlikler, yeni sezonda tercih edilen modellerden biri olacak gibi görünüyor.

  • İş hayatında söylememeniz gerekenler

    İş yeri iletişiminde ne söylediğinizden çok nasıl söylediğiniz, hangi kelimeleri kullanarak söylediğiniz de oldukça önemlidir. Karşı tarafı kendinizden itecek şekilde ya da küfürden kaçınmanız gerektiği gibi aşağıda belirlediğimiz kelimeleri de kullanmamanız iş hayatındaki iletişiminizi ve başarınızı oldukça etkileyecektir.

    • Söylenmemesi gereken; ben, benim

    Bu kelimeleri iş hayatında kullandığınız kelimeler arasından çıkarmak zor olacaktır.  Ama bunların kullanımını önlemeniz gerektiğini de bilmeniz gerekir. Örneğin: Bir proje sunumunda sunum yapacak ilk kişi sizsiniz. Projede ekibinizle çalıştığınızı unutup “ Projeye için verileri topladım.” gibi bir cümle kurduğunuz takdirde büyük bir hata yapmış olursunuz.  Bu davranış ekibiniz ve dinleyiciler tarafından hoş karşılanmayıp, bencillik olarak nitelendirilecektir. Ekip ruhunun zarar görmesine neden olacaktır.

    • Yerin  kullanılması gereken; biz, ekibim

    Bunları kullandığınızda takım arkadaşlarınız tarafından takdir edilir ve grup içindeki ilişkileri sağlamlaştırırsınız. Ayrıca zaman zaman ekipte çok fazla çalışan olabileceği için sadece “biz” “takımım” kelimelerini kullanmanız, uzun isim listesini söylemeniz gerektiğinde kolaylık sağlayacaktır. Bununla beraber iş hayatında yeni olan kişiler de projenizde ve ekibinizde yer aldığı,başarılı olduğu için kendisiyle gurur duyacak ve sonraki adımlarını daha güvenli atacaktır.

    • Söylenmemesi gereken; yapamam

    Zaman zaman iş hayatında yapamayacağınız işler ile karşılaşabilirsiniz. Ama bu tür işlerde yapamam demeden önce o işi tartıp hangi oranda yapamayacağınıza bakmalısınız. Çünkü yapılması aşırı güç değil ise yapamam diyerek kendinize bariyer koymadan önce denemelisiniz. Ve bu deneme sonucunda büyük oranda başarılı olduğunuzu görebilirsiniz.  Bu küçük denemelerle kendi uzmanlık alanınızı genişletip kendinizi kolaylıkla geliştirebilirsiniz.

    • Yerine kullanılması gereken; iş yükü, öncelik, zaman çerçevesi

    Size verilen görevden fazlası istendiğinde ve yapmak istemediğiniz takdirde, “yapamam” kelimesi yerine iş yükü, öncelikler ve zamandan bahsedebilirsiniz. Önünüzde birçok projenin yer aldığını varsayarsak ek iş yükü size oldukça fazla gelecektir. İş yükünüzün fazla olduğunu ve zamanınız olmadığını söyleyerek işi kibarca reddetmiş olur ve iş yükünüzü hafifletirsiniz.

  • DA ve PA nedir, nasıl ölçülür?

    DA (Domain Authority) ve PA (Page Authority) terimleri, SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) dünyasında sıkça kullanılan terimlerdir. DA, bir web sitesinin genel olarak ne kadar güçlü olduğunu ölçerken, PA bir sayfanın ne kadar güçlü olduğunu ölçer. Bu ölçümler, web sitelerinin ve sayfalarının arama motoru sıralamalarını etkileyen önemli faktörlerden biridir.

    DA ve PA, Moz tarafından geliştirilmiş bir ölçüm aracıdır. Bu ölçüm aracı, bir web sitesinin veya sayfanın diğer web siteleri tarafından ne kadar güvenilir olduğunu ölçer. Moz, web sitelerinin ve sayfaların DA ve PA puanlarını, birçok faktöre dayanarak hesaplar. Bu faktörler arasında, bağlantı profili kalitesi, site ve sayfa içi optimizasyon, etkileşim ve trafik gibi unsurlar bulunur.

    DA ve PA puanları, 0 ile 100 arasında bir ölçekte verilir. Yüksek puanlar, web sitelerinin veya sayfaların daha güçlü olduğunu ve daha yüksek arama motoru sıralamalarına sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösterir. DA ve PA puanları, Moz‘un ölçüm aracı Open Site Explorer veya MozBar eklentisi kullanılarak kolayca ölçülebilir.

    Web sitenizin veya sayfanızın DA ve PA puanlarını artırmak için, kaliteli içerik oluşturmak, doğru anahtar kelimeleri kullanmak, diğer sitelerden kaliteli geri bağlantılar almak, sosyal medyada paylaşım yapmak gibi çeşitli teknikleri kullanabilirsiniz. Ancak, unutmayın ki DA ve PA puanları sadece bir arama motoru sıralaması faktörüdür ve yalnızca bu ölçümleri iyileştirmek için çalışmak, sitenizin veya sayfanızın başarısı için yeterli değildir.

    DA (Domain Authority) ve PA (Page Authority), Moz adlı bir SEO aracı tarafından geliştirilmiş bir ölçüm sistemidir. Moz, web sitelerinin otoritesini ölçmek için bir dizi faktörü değerlendirir. Bu faktörler arasında şunlar yer alabilir:

    Link profili: Bir web sitesinin link profili, diğer web sitelerinin bu siteye verdiği linklerin sayısı, kalitesi ve çeşitliliği gibi faktörlere dayanarak değerlendirilir.
    İçerik kalitesi: Bir web sitesinin kaliteli, özgün ve kullanıcılar için faydalı içerik sağlaması, DA ve PA puanlarını artırmaya yardımcı olabilir.
    Etki alanı yaşı: web sitesinin ne kadar uzun süredir var olduğu, o site için otorite sağlayabilir.
    Sosyal medya etkileşimleri: Web sitesinin sosyal medyada ne kadar aktif olduğu ve bu platformlarda ne kadar etkileşim aldığı da DA ve PA puanlarını etkileyebilir.
    Bu faktörler ve daha birçok faktör, Moz tarafından özel bir algoritmayla değerlendirilir ve bir web sitesinin DA ve PA puanları belirlenir.

  • Sosyal Medya Hesabınız Hacklenirse Ne Yapmalısınız?

    Sosyal medya hesabı bugün en yaygın iletişim ve haberleşme yöntemidir. Sosyal medya hesabı arkadaşlarınızla, aile ve akrabalarınızla ve hatta iş ilişkileriniz de dahil bütün bir sosyal çevrenizi kapsayan, hayatınızın her noktasına entegre olmuş bir iletişim aracıdır. Hayatınızı bu kadar geniş bir alanda içine almış olan bir aracı kontrol etmek ve korumak da sosyal medya hesabı platformlarının yaşamınıza girdiği ilk günden beri önemli bir tartışma konusu olarak sürmektedir. Sosyal medya hesabı, kişilerin günlük hayatına girişiyle suç ve mağduriyet gibi kavramlar da sanal bir boyuta taşınmıştır.

    Sosyal Medya Hesaplarının Güvenliği

    Sosyal medya hesapları büyük oranda bağlı bulundukları şirketler tarafından, kullanıcıların hesap oluştururken kabul ettikleri anlaşmalarla güvenliği sağlamaktadır. Fakat bazen bu anlaşmalar ve şirketlerin önlemleri yetersiz kalabilmektedir. Bu noktada bir başka tartışma konusu ise sosyal medya hesabı şirketlerinin güvenirliği problemidir. Şifreleme yöntemi her ne hesabı alıyor olursanız olun birincil güvenlik önlemidir. Bazı sosyal medya hesabı sağlayıcıları katmanlı şifreleme yöntemleri ile hacklenme suçunun önüne büyük ölçüde geçmektedir. 

    Sosyal Medyada Hacklenmek Nedir?

    Sosyal medya hesabı hacklemek sanal hırsızlıktır. Hack yapan biri sosyal medyanın yaşamın büyük bölümünü kapsamasıyla birlikte “bilişim suçu” olarak nitelendirilen suçlardan birini işlemiş sayılır. Bu suçun hukuki boyutu da bulunmaktadır. Sosyal medya hesabı ya da internet bankacılığı gibi hesapların hacklenmesi için birden fazla yol vardır. En yaygın olanlardan biri kullanıcıyı sahte bir sayfa ya da uygulamaya yönlendirme yöntemidir. Kullanıcı yönlendirildiği sayfa ya da uygulamaya girdiğinde cihazında bulunan bilgiler adeta hortumlanır. 

    Sosyal Medya Hesabınız Hacklenirse Ne Yapmalısınız?

    Eğer sosyal medya hesabım çalındı diye düşünüyorsanız hukuki adımlardan önce çalınan sosyal medya hesabınızın sağlayıcısına bildirmelisiniz. Bu bildirim hukuki bir kanıt olarak size avantaj kazandırır. Örneğin Instagram hesabınızın çalındığından şüpheleniyorsanız, Instagram yardım merkezine başvurmalısınız. Bu facebook, twitter ve benzeri sosyal medya platformları için de geçerlidir. Daha sonra gerekli ise hukuki yollara başvurmanız da önerilir. 

    Hukuki Boyutu Nedir?

    Sosyal medya hesabı çalma suçunun Türk kanunlarında da yeri vardır. Sosyal medya hesabı kullanıcılarının çoğalmasıyla ve bu platformların hayatımıza entegre olmasıyla birlikte düzenlenen kanuna göre suçun boyutu ve işlenme biçimi, planlı olup olmadığı gibi durumlar göz önünde tutularak suçlu kişi para ya da hapis cezasına çarptırılmaktadır. Özellikle facebook hesabı hacklerinin çoğalması ile birlikte bu suçlar kanunda yer bulmuştur. Facebook hesaplarının çalınma oranının artmasıyla birlikte bugün bütün sosyal medya hesabı çalma cezası bu şekilde uygulanmaktadır.

    Sosyal Medya Hesaplarınızı Nasıl Geri Alabilirsiniz?

    Sosyal medya hesabım çalındı ya da hesabım bir başkasının eline geçti şüpheniz varsa sosyal medya sağlayıcınıza bahsi geçen bildirimi yaptıktan sonra hesaba kayıt olurken vermiş olduğunuz telefon numarası ya da e-posta adresi ile hesabınızı geri alabilirsiniz. Genellikle e-posta ile izlenen bu süreçte, kullanıcı kesinlikle posta adresinizin şifresini hiç kimseyle paylaşmamalıdır. Bu durum hesabınızın tekrar bu gibi bir saldırıya uğramaması için çok önemlidir. Eğer yukarıda sözü edilen sahte uygulama ya da sahte sayfa durumlarından şüpheleniyorsanız bu işlemleri yapmadan önce o uygulamaları kaldırmanız önerilir. Sosyal medya hesabı bulma işlemleri yukarıda da belirtildiği gibi önce sosyal medya sağlayıcıları daha sonra gerekiyorsa hukuki işlem ve yaptırımlar biçiminde ilerleyen bir süreçtir. 

    Eğer çoklu bir hacklenmenin mağduruysanız anlatılan süreçleri izlemeniz önerilirken bir siber zorbalık ya stalker mağduruysanız yani kişisel olarak size saldırı düzenleniyorsa yine belirtilen adımlarla ilerlemeniz ve ilgili kurumlara başvurmanız önerilir. Siber zorbalık, stalkerlık ve hackerlık sosyal medya hesabı olan herkesin başına gelebilecek ama önlenebilir suçlardır.

  • Silikon Vadisi’nde Türk kahvesi içmek

    “Dünyanın her yerinden mühendis ve girişimcilerin içinde yaşamak hayali kurduğu Silikon Vadisi’nde, önemli başarılara imza atmış pek çok Türk iş insanı da yaşamakta. Memleketlerinden uzakta yaşayan bu başarılı insanlardan bazısını daha yakından tanıyalım.” Muhammed Furkan Yeğin yazdı.

    Dünya çapında başarılı girişimlere ve teknolojik gelişmelere ev sahipliği yapan Silikon Vadisi, ABD’nin Kalifornia Eyaleti’nde bulunuyor. Çok fazla bilişim ve teknoloji firması olması sebebiyle bu bölgede çip üretimi de oldukça fazla. İsmini de bölgede yoğun bir şekilde üretim ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan silikon çip üreticilerinden almış olan Silikon Vadisi, esasında Kuzey Kalifornia Eyaleti’nde bulunan San Jose Vadisi’nin, dünya çapında tanınan başka bir ifadesi. 1800’lü yılların ortalarına doğru zengin altın yataklarının keşfedilmesi ve çeşitli gıda maddelerinin üretimi için elverişli bir bölge olduğu anlaşılması, girişimcileri bu bölgeye çekti. Ülkenin önde gelen girişimcilerinin burada yaşamaya başlaması, daha sonra dünyanın en önemli üniversitelerinden ikisi olan Kalifornia ve Stanford Üniversiteleri’nin burada kurulması ile bölge kısa sürede girişimcilik ve teknoloji merkezi haline geldi.

    Dünyanın her yerinden mühendis ve girişimcilerin içinde yaşamak hayali kurduğu Silikon Vadisi’nde, önemli başarılara imza atmış pek çok Türk iş insanı da yaşamakta. Memleketlerinden uzakta yaşayan bu başarılı insanlardan bazısını daha yakından tanıyalım…

    Egemen Taş, 2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun oldu, 1999’de Türkiyede kurduğu Korugan adlı siber güvenlik şirketi, Comodo tarafından satın alınınca, Egemen Taş Comodo şirketi bünyesine girerek New Jersey’de yaşamaya başladı. Ürettiği programlar CIA tarafından kırılması çok zor programlar olarak gösterilmiştir. Egemen Taş, ABD’de siber güvenlik alanında başarılı girişimleri ile Turk of America Magazin tarafından 40 yas altı 40 en etkili Amerikalı Türk arasında gösterilmiştir. Şimdi kendi kurduğu TransientX siber güvenlik firmasının CEO’su olan başarılı iş adamı, 500 kişilik bir AR-GE ekibi kurarak Türkiye’de siber güvenlik alanında istihdam alanı oluşturmayı hedefiliyor. Üretmeye devam ederek dünyada kalıcı iz bırakmak istediğini belirten iş adamı, Amerika’ya etki çemberini genişletmek için geldiğini söylüyor.

    Mehmet Ozan Kabak, 1985’te Ankara’da doğdu. 2008’de ODTÜ’den mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. Başarılı bir akademik hayatın ardından yaklaşık 3 yıl OptumSoft şirketinde, önemli bir akademisyen ve bir Silikon Vadisi girişimcisi olan Prof. David Cheriton ile çalışma fırsatı buldu. Başarılı iş insanı daha sonra kendisi gibi Silikon Vadisi’nde bulunan birkaç Türk girişimci ile insanların konum bazlı haberlere erişim sağlayabileceği bir platform olan Stinger uygulamasını kurdu. Başarılı Türk iş adamı, Amerika’da edindiği bilgi birikimi ve oluşturduğu network imkanı ile gelecekte merkezi Türkiye’de olan bir teknoloji girişimi kurmayı hedefliyor. Bu girişim hedefine ek olarak ailesi ve memleketine duyduğu yoğun özlem sebebiyle de gelecekte Türkiye’ye dönme hayali olduğunu belirtiyor Mehmet Ozan Kabak.

    Selçuk Atlı, bir teknoloji girişimcisi ve müzisyen. Şimdi, Bunch isimli bir oyun platformunun kurucusu ve CEO’su olan başarılı girişimci, daha önce Boostable ve SocialWire isimli şirketleri kurup ikisini de satmıştır. Silikon Vadisi’nin global pazar imkanından faydalanmak için Amerika’ya geldiğini belirten Türk iş insanı, Türkiye’de çok yetenekli ve pratik zekalı girişimcilerin olduğunu belirterek, Türkiye’de Amerika’dan daha ucuza teknoloji ve ürün geliştirme olanağı bulunduğunu da ekliyor.

    Ek olarak kısaca bahsedecek olursak;

    Silikon Vadisi’nde kadın melek ağının başındaki isim, Silikon Vadisi’nin en ünlü kadınlarından ve aslen İstanbul Modalı olan Magdalena Yeşil, Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünde eğitim aldıktan sonra 10 yıl kadar farklı alanlarda çalışıp Silikon Vadisi’ne yerleşen başarılı bir Türk kadın girişimci ve Aysenur Guler Consulting’in Kurucusu: Ayşenur Güler. Google merkezde kurumsal ve tüketiciye yönelik pazarlama projelerini yürüten ve Turk of America Dergisi tarafından ’40 yaş altı en etkin 40 genç’ arasında 9. Seçilen Esra Güler ise Malatya doğumlu. İlkokulu bir köy okulunda tamamlayan, Udemy’nin kurucusu Eren Bali, Snapchat’de büyüme stratejilerinden sorumlu olan Miray Alanlar, Amerikalı öğrencilerin sınavlarına hazırlanmak için kullandığı bir sınav hazırlık uygulaması olan Score Beyond’un kurucusu Emrecan Doğan, şu an Google’ın başarılı mühendislerinden biri İsmail Sebe, Yonja şirketinin kurucusu ve aynı zamanda ABD’nin en büyük güneş enerjisi dağıtıcısı olan CivicSolar’ın kurucusu Kerim Baran, bünyesinde Ebay gibi dünya devlerini barındıran, mobil reklam ve pazarlama konusunda çözümler sunan Mobile Action’ın kurucusu Aykut Karaalioğlu, bulut tabanlı yazılım geliştirme platformu olan Koding’i kardeşi ile birlikte kuran başarılı bir girişimci Devrim Yaşar, Superonline’ın kurucusu ve büyük veri alanındaki son girişimi “Maana” ile adından söz ettiren Babür Özden ve kendisinden bahsetmediğimiz nice Türk insanı, Silikon Vadisi’nde çok önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Elde ettikleri başarılar ile aynı zamanda ülkemizi güzel bir şekilde temsil eden bu insanların Apple, Windows, Facebook, Google, Intel, Twitter gibi dünyanın en büyük şirketleri ile Silikon Vadisi’nde aynı pastadan pay almış olmaları takdir edilesi bir başarı. Çoğu ülkesine faydalı olmak isteyen bu insanların, bazı akşamlar Türk kahvesi eşliğinde, özlemle memleketlerini düşündüğü zamanlar muhakkak oluyordur diye düşünüyorum. Böyle içilen kahvenin lezzeti de bir başkadır muhakkak.

    Öyleyse bize de afiyet olsun demek düşer…

    Muhammed Furkan Yeğin

  • Al Dente Makarna Yapmanın Püf Noktaları

    Makarna, özellikle öğrenciler ve bekarlar arasında en sevilen yemeklerden biridir. Yapması kolay gibi görünse de aslında mükemmel bir makarna yapmak, doğru kıvamı yakalamak oldukça zordur. Herkes makarna yapabilir, ancak herkes lezzetli ve al dente bir makarna yapamaz. Bu gerçektir. Bazıları makarnayı al dente yapabilirken, başarısız bir sosla o güzelim makarnayı bozabilir. Kısacası, makarna yapmak gerçekten bir zanaattir. Bu nedenle, makarna yapma konusunda başarılı olamayan ev hanımlarına, bekarlara ve öğrencilere lezzetli ve al dente makarna yapmanın küçük ipuçlarını verelim.

    Al Dente ne anlama gelir?

    Al Dente kelimesi İtalyanca bir terimdir ve ağza alındığında ve ısırıldığında kolayca dağılmayan ancak dil ve diş tarafından hissedilebilecek kadar yumuşak olmayan bir sertlikte demektir. Yani diri, sıkı ama sert olmayan anlamına gelir.

    Neden Al Dente?

    Makarna fazla pişirildiğinde, yani hamur gibi olup dağıldığında, sindirimi midede ve bağırsakta daha uzun sürer. Bu durum mideyi ve bağırsakları daha fazla yorar. Oysa al dente makarnanın sindirimi daha uzun sürdüğünden, mide ve bağırsaklarda daha hızlı bir şekilde sindirilir.

    İyi bir makarna yapmak için birinci kural;

    İyi bir makarna yapmak için kullanacağınız makarnanın kaliteli olması önemlidir. Ne kadar yetenekli olursanız olun, kalitesiz bir makarnayla iyi bir yemek yapmanız mümkün değildir. Bu nedenle, makarna alırken özellikle durum buğdayından yapılmış ve kaliteli bir makarna seçmeye özen gösterin.

    En ideal makarna pişirme yöntemi nedir?

    İdeal makarna pişirme yöntemi, makarna, su ve tuz miktarlarının doğru orantılı olmasına bağlıdır. En ideal oran, 10 gram tuz, 100 gram makarna ve 1000 gram su şeklindedir. Yani 100 gram makarna için 10 gram tuz ve 1000 gram su kullanmalısınız. Makarnayı kaynar suya eklemelisiniz. Su miktarı fazla görünebilir, ancak makarnanın su içinde kolayca dönmesi ve birbirine yapışmaması için bol su kullanmak önemlidir. Az su kullanıldığında makarnalar birbirine yapışma riski daha yüksektir.

    Tuz ne zaman eklenmeli?

    Tuzu, su kaynadıktan sonra, makarnayı ekmeden önce suya eklemelisiniz. Tuzu su kaynamadan önce eklerseniz, suyun kaynaması daha uzun sürebilir. Eğer tuzu makarnayı suya attıktan sonra eklerseniz, makarna suyu çektiği için tuz suya geçmeyecektir. Tuzlu su kaynadıktan sonra makarnayı eklemelisiniz. Eğer su tam olarak kaynamıyorsa, makarna iyi pişmeyecektir.

    Makarna pişirirken;

    Makarnayı pişirirken ara sıra karıştırın ve tencerenin kapağını kesinlikle kapatmayın. Kapak kapatıldığında, tencere içinde buhar basıncı oluşur ve makarnanın yumuşamasına neden olur. Bu nedenle, pişirme esnasında tencerenin kapağını kapatmamalısınız. Ara sıra karıştırılmayan makarnalar birbirine yapışabilir ve istediğiniz kıvamı elde edemezsiniz.

    Makarnayı nasıl süzmeli?

    Al dente yaparken, makarna piştikten hemen sonra ocaktan alın ve metal bir süzgeç yardımıyla süzün. Makarna piştikten hemen sonra süzülmelidir. Sıcak suda bekletilen makarna pişmeye devam eder, bu nedenle uzun süre bekletildiğinde hamur gibi olabilir. Makarnayı süzülürken kesinlikle soğuk suyla geçirmeyin. Al dente yaparken makarna hiçbir zaman soğuk suyla yıkanmaz. Soğuk suyla yıkama işlemi sadece makarna salatası yaparken uygulanır. Al dente yapıldığında, makarna hemen süzüldükten sonra servis edilmelidir.

    Bir paket makarnadan kaç porsiyon çıkar?

    Makarna ve pilavda, bir porsiyon genellikle 80-100 gram arasında kabul edilir. Bir paket makarna (500 gram) pişirdiğinizde yaklaşık olarak 250-300 gram su çeker. Bu nedenle, 500 gram kuru makarnadan yaklaşık olarak 750-800 gram pişmiş makarna elde edersiniz. 750-800 gram pişmiş makarnadan 8-10 porsiyon elde edebilirsiniz.

    Makarna ve sos uyumu;

    Makarnayı pişirdikten sonra sos ile servis edecekseniz (ki genellikle böyle yapılır), makarna ve sosun sıcaklıkları birbirine yakın olmalıdır. Sıcak makarna ve soğuk sos veya sıcak sos ve soğuk makarna ile istediğiniz lezzeti elde edemezsiniz.

    Hangi makarna türüne hangi sos kullanılmalı?

    Makarnanın daha lezzetli olması ve keyif vermesi için doğru sosu seçmek önemlidir. İnce spagetti gibi ince makarnalar için ince soslar, fırın makarnası gibi kalın makarnalar için ise yoğun soslar tercih edilmesi daha uygundur. Hangi makarna türüne hangi sosun daha uygun olduğu hakkında daha fazla bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz.

    Makarna nasıl servis edilmeli?

    Makarna servis edilene kadar sıcak ve hafif nemli olmalıdır. Makarna nemini kaybederse kurur ve birbirine yapışmaya başlar. Nemini kaybetmemiş makarna ile sosun lezzeti daha iyi karışır, çiğnemesi ve yutması daha kolay ve keyifli olur.

    Yukarıda bahsettiğimiz püf noktalarının yanı sıra, satın aldığınız makarnanın paketinde yazan talimatlara uygun şekilde pişirmek de önemlidir.

    En lezzetli makarnalar sizin olsun!

  • Coquette ve Barbiecore Tarzları Nedir?

    Fiyonkların estetik gücünü arttırdığı, fırfırlar, örgüler, danteller ve pembenin baskın olduğu coquette ve barbiecore trendleri hakkında bilmeniz gereken her şey ve 5 stil önerisi ile sizlerleyiz!

    Günümüzün en konuşulan trendleri olan “Coquette” ve “Barbiecore” stilleri, modanın romantik ihtiyacına cevap veren nostaljik detaylar ve pembe rengin meleksi dokunuşunu yansıtıyor. Fiyonklardan fırfırlı detaylara, pembe kalp aksesuarlarından ışıltılı kumaşlara kadar her şey, estetik, kadınsı, zarif ve pastoral bir tarza uygun olarak akımların kapsamında yer alıyor.

    Fransızca’dan moda dünyasına geçen “coquette” kelimesi, “çapkın ve çekici kadın” anlamına gelirken, “barbiecore” ise Barbie bebeklerin dünyasına gönderme yaparak adlandırılıyor. Barbie bebekler, eğlenceli ve her zaman şık bir tarz sergilerler, parlak renkleri ve özellikle pembe rengi vazgeçilmez olarak kullanırlar. Barbiecore tarzında mini elbiseler, platform ayakkabılar ve ışıltılı parçalar ön plana çıkar. Coquette stili ise geleneksel ve modern trendleri birleştirir; diz boyu dantelli çoraplar, geniş yakalı bebe yaka bluzlar, kurdele ve fiyonk detaylı elbiselerden mini etek ve korselere kadar pek çok parça, pastel ve şeker renkleriyle kombinlenir.

    Coquette ve Barbiecore stilleri, Z kuşağının moda anlayışını yansıtan, dişi güzelliği ön plana çıkaran bir bakış açısı olarak moda otoriteleri, ünlüler ve günlük moda takipçileri tarafından benimseniyor. Sezon her yer fiyonklarla süslü ve pembe renkle dolu! Tüm kombinlerin ana unsurları pembe rengi ve fiyonklardan oluşuyor.

    Kalpli güneş gözlükleri, inci tokalar, altın renkli takılar ve büyük fiyonklu saç aksesuarları gibi detaylarla akımları daha yakından incelemek veya kendi tarzınıza nasıl uyum sağlayabileceğinizi öğrenmek ister misiniz? Fiyonk detayları, fırfırlar, örgüler ve dantellerle coquette ve barbiecore tarzını yansıtan en iyi 5 stil önerisi ile karşınızdayız!

    1- Deney Yapın!

    Akımlar aslında kendiniz olmaktan çekinmemekle ilgili! Çeşitlilik, rahatlık ve işlevselliği kadınsı, pastoral, zarif, yumuşak ve meleksi bir tarzda birleştirmek istemez misiniz? “Hiç bana göre değil” demeyin, bir şans verin ve deney yapın! Pembe, krem ​​veya diğer nötr tonlarda triko elbiselerinizi kalpli bir kemerle tamamlayarak, peluş şapkalar ve büyük halka küpelerle minimal bir coquette estetiği elde edebilirsiniz. İhtiyacınız olan parçalar belki de çok uzakta değil… Rachel Araz x Koton koleksiyonundaki fiyonk detaylı triko kazaklar ve renkli ekose plazzo pantolonlar, akımlara uygun seçenekler arasında yer alıyor.

    Eğer pembenin çocuksu bir renk olduğunu düşünenlerdenseniz istediğiniz kadar pembe kombinler yapabilirsiniz. Barbiecore trendinin vazgeçilmez rengi olan pembe gömlekler ve pantolonlarla cesur ve renkli bir görünüm elde etmek için daha özgür bir dönemdeyiz.

    2- Siyah Beyaz Kolaylığı

    Siyah ve beyaz, yeni trendleri uygularken güvenli bir alan yaratır. Siyah blazer ceket, pilili mini etek ve beyaz oxford bluz ile klasik bir coquette tarzı yaratabilirsiniz. Bluzunuzu siyah bir fiyonkla tamamlayarak, pembe tüllü çoraplar ve sivri burunlu arkası açık topuklu ayakkabılarla imza niteliğinde bir görünüm elde edebilirsiniz. Bir çift beyaz kedi gözü güneş gözlüğü ekleyerek kombininizi daha da şık hale getirebilirsiniz. Rachel Araz x Koton koleksiyonundaki fiyonk detaylı ceket ve mini etekler tarz için anahtar parçalar olabilir.

    Barbiecore trendi, cesur ve parlak renklere odaklanırken, eğer pembe rengini sevmiyorsanız bile yine de tarza adım atabilirsiniz. Pul ve payet işlemeli bir elbiseyle hemen trend bir görünüm elde edebilir ve pembe bir clutch çanta ve platform topuklu ayakkabılarla şık bir davete hazır hale gelebilirsiniz.

    3- Dikkat Çeken Aksesuarlar

    Şeker pembesi ve yumuşak dokulu kısa bir hırka ile tüvit mini etek kombini, sizi yormayan trendy bir görünüm elde etmenizi sağlayacaktır. Coquette tarzına uygun olarak inci kolye tercihi de kolayca şık bir hava katıyor. Makosen ayakkabılar ve uzun soket çoraplarla tamamladığınız kombininize omzunuza atacağınız uzun bir kaşe mont ve kapitone bir kol çantası ekleyerek tarzınızı mükemmelleştirebilirsiniz. Rachel Araz x Koton koleksiyonundaki çiçek, puantiye ve zikzak desenlerinin yanı sıra taşlı taçlar, gül figürlü choker’lar ve tüylü küpeler gibi değerli parçalar da coquette ve barbiecore tarzına uygun seçenekler arasında bulunuyor.

    Barbiecore tarzında mini elbiseler ve platform ayakkabılar oldukça popüler olsa da, doğru aksesuarları kullanarak günlük bir stili de kolayca barbiecore dünyasına adapte edebilirsiniz. Kalp şeklindeki gözlükler, kemerler, küpeler, çantalar veya uzun pembe saten eldivenler gibi şık detaylar, klasik bir kot pantolon kombinini bile şık bir davet kıyafetine dönüştürebilir.

    4- Fiyonk Aşkına!

    Fiyonklar birçok parçayı birbirine bağlayabilir! At kuyruğu ya da yarım topuz saçınıza takacağınız gösterişli volümlü bir fiyonk toka ile giyeceğiniz fırfırlı elbise, coquette stiline uygun eşsiz bir görünüm elde etmenize yardımcı olacaktır. Özellikle düğün sezonu yaklaşırken, Rachel Araz x Koton koleksiyonundaki tek omuzlu fiyonk detaylı elbiseler, size hızlı ve pratik bir seçenek sunuyor. Pembe tonlarındaki büyük çiçeklerin ve fiyonkların hakim olduğu koleksiyon sizin için ideal olabilir.

    Barbiecore tarzı, eğlenceli, parlak renkli ve abartılı görünümlerin sadece oyuncak bebeklerin dünyasına ait olmadığını temsil ediyor. Fiyonklar ve satenlerin bir araya gelerek özgür tarzlar yaratmada önemli bir rol oynadığı akımlar sayesinde yakalara takılan broşlar veya ince topuklarda kullanılan feminen fiyonklar, straplez bir mini elbiseyi bile farklı bir boyuta taşıyabilir. Dolabınızda geçtiğimiz sezon aldığınız bir elbiseyi fiyonk detayları ekleyerek şıklığınıza mükemmel bir güncelleme getirebilirsiniz.

    5- Her Trendin Basit Bir Görünümü Vardır

    Coquette ve barbiecore tarzları için şık ve temel parçalardan oluşan giyilebilir kombinler arıyorsanız, her trendin basit bir yorumu olduğunu unutmayın. Örneğin, blazer elbiseler uzun süredir trend parçalar arasında yer alıyor. Barbie pembe renginde bir blazer elbise seçerek kendinizi eğlenceli ve taze hissedebilirsiniz. Aynı elbiseyi kemerle veya yüksek yaka bir gömlek ile tamamlayarak siluetinizin kum saati şeklini vurgulayarak beklenmedik bir tarz yakalayabilirsiniz. Rachel Araz x Koton koleksiyonunda bulunan fiyonk detaylı elbise veya ceketlerle kolayca uygulayabilirsiniz.

    Coquette ve barbiecore tarzları birbirlerine yakın ve benzer özellikler taşıyor. Eğer hayatınıza biraz pembe katmak veya görünümünüze nostaljik ve romantik bir hava katmak istiyorsanız, Koton’un en trend koleksiyonlarından size uygun bir parça bulabilirsiniz.

    Kaynak: Koton

  • Güçlü bir kişisel marka, sizi mutlaka başarıya ulaştırır

    Güçlü bir kişisel markanız yoksa hayatın her alanını kendinize daha zorlu hale getiriyorsunuz diyebiliriz. Kişisel markalaşma, işlerini büyütmek, basının dikkatini çekmek, daha iyi bir iş bulmak, kariyerini bir sonraki aşamaya taşımak ve yüksek kalitede arkadaş edinmek isteyen herkes için bir gerekliliktir.

    Kişisel markalaşma için “kişinin kendini ve kariyerini pazarlaması” diyebiliriz. Başkalarının zihninde uyandırmak istediğiniz bir izlenim için bu süreci yaşamalısınız. Herkes güçlü, çekici ve başarılı bir profile sahip olmak ister. Bunu yaparken hem mesleki hem de kişisel yönlerinizi online olarak sunabiliyor olmalısınız.

    Peki neden kişisel marka önemli diyorsanız eğer aşağıdaki 7 madde sizi ikna etmek için yetecektir.

    1- Fırsatlar sizi bulur

    İnanın herkesin her alanda tanıdığı iyi birileri yok. Hala gerçekten iyi iş yaptırmak isteyenler “yetenek” arayışında olabiliyorlar. Eğer görünür ve çekici bir markanız varsa yeni müşteriler, basın ve hatta yeni iş teklifleri direkt olarak sizi bulacaktır. Böylece hem daha ileriye gideceksiniz hem de bunun için ek çaba sarfetmenize gerek kalmayacak.

    2- Bağlantının gücü 

    İlgi uyandıran bir kişisel markanız olduğunda insanlar sizi ilginç ve cazip bulurlar ve bu nedenle sizinle iletişime geçmeye çalışırlar. Her “talep” yeni bir kariyer açacak diye bir şey yok. Sizi online kanallardan takip edenler arttıkça daha farklı kapıların açıldığını göreceksiniz. Kişisel ağınız genişledikçe sadece kendi işinizle de sınırlı kalmayacak ve bir çok farklı alanda destek talep edilen kişi olacaksınız.

    3- Güçlü kişisel marka, işletmeye dönüşebilir 

    Gerçekten güçlü bir kişisel markanız olursa işletmenize çok farklı yansımaları olur. Bill Gates, Steve Jobs, Elon Musk ve Donald Trump… Düşünün, markaları onların “isimleri” yani kişisel markaları olmasa nasıl olurdu? Bu nedenle kişisel markanızı oluşturursanız bunu işletmeye dönüştürmek ve başarı sağlamak çok daha kolay olacaktır sizin için.

    4- İnsan kaynakları departmanlarının gözdesi

    Henüz çok büyük bir markaya sahip olmasanız bile okuldan mezun olduğunuzda ilgi çekici bir kişisel markanın temellerini atmışsanız eğer işe alım firmaları ve şirketlerin insan kaynakları departmanlarının gözdesi olabilirsiniz. Bu da size çok daha iyi bir kariyer fırsatı tanır.

    Neredeyse işe alım yapan kişilerin %86’sı sosyal medyada araştırma yapıyor.

    5- Yeni ve ilginç arkadaşlar 

    Güçlü bir kişisel marka size sadece profesyonel fayda sağlamakla kalmaz ilgiç ve farklı arkadaşlıklar da kazandırabilir. Bu insanlarla ne zaman nasıl bir profesyonel ilişki içerisinde olacağınızı bilemezsiniz ama her biri çok farklı ve beklenmedik anlarda size faydalı olacaktır.

    6- Spontane başarılar 

    Bazen sadece güçlü bir kişisel markaya sahip olduğunuz için çok ilginç başarılar elde edebilirsiniz. Sizi takip eden kişilerden farklı teklifler alabilirsiniz ve bu da sizi hiç beklenmeyen başarılara taşıyabilir.

    7- Güven

    Başımdan geçen bir olayı anlatayım. Blog yazan ve sosyal medyada aktif olan biri olduğum için hayatımın ilk banka kredi başvurusunu kefilsiz almayı başarmıştım. İlk önce red eden banka müdürüne nedenini sorunca sosyal medyada beni araştırdığını söylemesi inanılmaz şaşırtmıştı beni. Eğer kaliteli bir kişisel markaya sahipseniz artık dışardan çok daha güvenli görünürsünüz ve bu da size başarının kapısını aralar.

    Bunların hepsinin gerçekleşebilmesi için kişisel markalaşmanın altın kuralı olan “özgünlük” kuralını unutmayın.

  • Oyun bağımlılığı nedir?

    Dünya Sağlık Örgütü, Bilgisayar Oyunları Bağımlılığını Akıl Hastalığı kategorisine ekledi. Örgüt, Uluslararası Hastalık Rehberi’ni en son 1990 yılında yayınlamıştı ve 2018 yılında güncel bir yayınla çıkaracağını duyurdu. Bu güncellemede, birçok yeni hastalık bulunarak tedavi yöntemleri geliştirildi. Bu hastalıkların içinde en dikkat çekeni Bilgisayar Oyunları Bağımlılığıdır.

    Bu da bir hastalık olarak ele alınacak ve Akıl Hastalığı Kategorisinde incelenecektir. Oyun bağımlılığının zararlarının madde bağımlılığıyla eş değer olduğunu söyleyen yetkililer, tehlikeli oyunların hem fiziksel hem de zihinsel olarak insanların sağlığına zarar verdiğini belirtti. Bağımlılık yapan oyunların sayısının artmasıyla birlikte cinayet ve intihar eden insanların sayısının da arttığı gözlemleniyor. Ne yazık ki, oyunlar yüzünden kardeşini, anne-babasını, öğretmenini öldürüp en sonunda kendi canına kıyan insanlar var.

    Oyuna bağımlılığın oluşma evresi şöyle:

    Bağımlılık yapan ve zarar veren oyun türlerini yüklemek için herhangi bir resmi web sitesi ve yasal satışı mevcut değil. Oyuna erişmek isteyen kullanıcılara, Rus sohbet sayfalarında bulunan yöneticiler tarafından bir link veriliyor. Bu linke giren kullanıcıların bilgisayarlarına virüs göndererek, bilgisayardaki ağ bağlantıları başta olmak üzere tüm bilgilerini kopyalıyorlar. Başlamak için kayıt olma şartlarında oyuncu hakkında gerek kişisel gerek ailevi gerekse iletişim konusunda önemli bilgiler isteniyor. Oyunda seviye ilerledikçe kullanıcılara haklar ve kazançlar sunularak oyuncuların bir üst seviyeye geçmesi sağlanıyor ve oyunculara çeşitli görevler verilerek “Öl, nasıl olsa yeniden doğacaksın” gibi psikolojik şantaj komutlarıyla o görevin tamamlanması isteniyor.

    Oyuncudan ilk adımlarda vücuduna kesi şeklinde zarar vermeleri isteniyor. Oyun oynarken kimseyle iletişim kurulması istenmiyor ve oyunun son evresi başkasını öldürmek ve intiharla tamamlanıyor. Almanya, ABD, Fransa ve İngiltere’deki okullar, bu konuda ebeveynlere yönelik uyarılar yayınlamaya başladı. Oyun ilk olarak Mart ayında Rusya’da bir genç kızın intiharına neden olmuş ve bu olayın ardından birkaç ay içerisinde 130 genç daha intihar etmiştir. Bu intiharların nedeninin oyunlarla bağlantılı olabileceği şüphesiyle davalar açılmıştır. Ülkemizde de birçok genci bu tür popüler oyunlardan dolayı kaybettik fakat; bu bağımlılıkların önüne geçmek mümkün.

    Uzman bir doktor, bilgisayar oyunları bağımlılığıyla ilgili şunları söylemiştir:
    “Her şeyden önce beyin bir süre nadasa alınmalıdır. Yani bilgisayar oyunları nedeniyle beyin ayarı ve dengesi bozulan kişi, en az 3 ay bilgisayar oyunundan uzak durmalı, hiçbir öğrenme faaliyetine girmemelidir. Ben şahsen böyle bozukluğu olan öğrencilere bir dönem okulu dondurmalarını önermekteyim. Bu dönem zarfında hiçbir şey okumamalarını ve öğrenme faaliyetini durdurmalarını istemekteyim. Zira eğer kalıcı bozukluklar gelişmemişse bir süre sonra beyin fonksiyonları eski fizyolojik normal durumuna dönecektir. Bilgisayar bağımlılığı olan kişilere herhangi bir ilaç kullanımı ya da antidepresan, anksiyolitik ilaçlar etkisizdir. Hatta bunlar durumu daha da kötüleştirebilir. Ancak TMS ile beyin resetlemesi sonuç verebilir. Davranışçı bilişsel terapiler, dikkat dağınıklığını ve öğrenme güçlüğünü düzeltmez ama oyun bağımlılığı konusunda işe yarayabilir. Ama en önemlisi beyni en az 2-3 ay dinlendirmektir.”