Yazar: mehmetabaci

  • Hikaye Anlatmak Icin Gerekli 4 Kural ve Uygulanabilir Taktikler

    İyi bir hikaye anlatıcısı olmak üniversitede öğreneceğiniz bir ders değil tamamen yetenek gerektiren ve üzerinde pratik yapmanız gereken bir durumdur.

    Motivasyonel konuşmacı Lisa Nichols, hikayeleştirme sanatı ile multimilyon dolarlık şirket kurmuş ve Steve Harvey gibi ünlü tv show programcısı kişilere de koçluk yapmaktadır. Lisa şu an profesyonel gelişim ve koçluk alanında işlev gören Motivating the Masses adlı şirketi yönetmektedir. Nichols, Harvey’e öğrettiği ve insanlara ilham kaynağı olan hikayeleştirme sanatı ve taktikleri konusunda girişimcilerin faydalanabileceğini belirtiyor.

    Hikaye anlatıcılığı yönünüz, yaptığınız işte ve o alanda ürettiğiniz üründe de kendini göstermelidir. Şirketinizin, ürününüzün bir hikâyesi olmalı veya onlara bir hikâye oluşturmalısınız.

    İyi bir hikâye oluşturmanın 4 kuralı vardır:

    Açık olmalı
    Kısa ve öz olmalı
    Güçlü, vurucu olmalı
    Hızlı olmalı
    İşiniz hakkında konuştuğunuzda ne yaptığınıza odaklanmamalısınız. İşin hangi sorunları çözdüğüne, dünyayı nasıl değiştirdiğine, nasıl çözümler ortaya koyduğuna odağı vermelisiniz.

    Girişimciler, halka hitap etmekten çok kendi düşüş veya büyümelerine odaklandıkları sürece hikâyeleştirme sanatını kullanmaları hemen hemen olanaksızlaşır.

    Bir girişimci olarak aynı zamanda bir sözcü, konuşmacı olduğunuzun farkına varmalısınız artık. Bir platforma çıkmak zorunda kalmak gibi bir hisse kapılmamalısınız. Siz şirketin önderi ve sözcüsüsünüz.

  • Bill Gates ve Warren Buffet’a göre başarılı olmak için okunması gereken tek kitap

    Çağımızın en başarılı iki iş insanı Bill Gates ve Warren Buffet, ekonomi yazarı John Brooks’un Business Adventures (İş Maceraları) adlı kitabının iş hayatlarında aydınlanmaya sebep olduğunu söylüyor.

    Peki neden özellikle bu kitap? Neredeyse yarım yüzyıl önce, 1969 yılında basılmış olan bu kitap, Amerikan iş ve finans dünyasının tarihinin hatlarını ortaya çıkardığı gibi aynı zamanda bu tarihin en iyi ve en kötü dönemlerini de gün ışığına çıkartıyor. İyi ama, Business Adventures diğer ekonomi tarihi kitaplarından farklı olarak ne söylüyor?

    İşin İlginç Kısmı Burada Başlıyor

    Kitap boyunca Brooks, bahsettiği şirketleri her yönüyle ele alıyor ve okurlarına çok yönlü bir araştırma sunuyor. Business Adventures kitabında Brooks, şirketlerin süreçleri içerisinde yaptığı başarılı hamleleri gösterdiği gibi aynı şekilde başarısız olmalarına sebep olan adımları da özenle inceleyerek okurlarına aktarıyor. Bu sayede okurlar kitap içerisindeki bilgileri kendi güncel projelerine direkt olarak uygulayabilecek yalınlıkta bilgiye sahip oluyorlar. Başka bir değişle, büyük hatalar yapmadan, büyük dersler elde edebilmelerinin bir yolunu sunuyor Business Adventures okurlara.

    Business Adventures, Texas Gulf Sulphur Co. şirketinin içeriden bilgi sızdırarak yaptığı ve sonrasında kamuoyuna yansıyan davayı olduğu gibi 1962 yılında borsanın çakıldığı Kennedy Slide’ı da derinlemesine inceliyor. Ancak Bill Gates için en önemli olan kısım 1960’lı yıllarda yaşanan Xerox imparatorluğun yükselişi ve çöküşüydü.

    Xerox dosyasında en göze çarpan olaylardan bir tanesi belki de, ne kadar güçlü olursanız olun, eğer çevrenizde olan teknolojik gelişmeleri görmezden gelirseniz bir sonraki on yıl içerisinde yeni gelen başka bir firma tarafından alt edileceğiniz gerçeğinin ortaya konulmasıydı.

    Gates de bu noktadan yaklaşarak her zaman gelişimin ön saflarında olmanın gerekliliğine vurgu yapmıştır. Microsoft, bugünkü başarısını sürekli ilerlemeye borçludur.

    Bill Gates ve Warren Buffet‘ı başarıya taşıyan bu kitabı biz de kitaplıklarımızda bulundurmalı ve düzenli aralıklarla okumalıyız belli ki.

  • Konuşma Becerilerinizi Geliştirmenin 5 Etkili Yolu

    Eğer zayıf bir hatipseniz bir sonraki konuşmanızı endişelerle bekliyorsunuzdur. Bir konuşmacı olarak planlamanız gereken onlarca şey vardır. Gündemi takip etmeniz gerekmektedir.  Sürekli pratik yapmalısınız. Sinirlerinize hakim olmayı öğrenmeli ve hafızanızı güçlü, taze tutmalısınız.

    Stanford Üniversitesi profesörlerinden Matt Abrahams konuşma yapılmadan önceki akşamda neler yenilmesi gerektiğinden tutun da sorulan sorulara verilecek cevaplara kadar daha iyi ve etkileyici bir hatip, sözcü olmak için bazı ipuçlarını paylaşıyor.

    1- Nasıl hizmet ederim?

    İyi bir konuşmacı olmak kendi kaygılarını gidermekle veya sanki kendisi için konuşuyormuş gibi düşünmek demek değildir. İyi bir konuşmacı karşısındaki kitlenin ihtiyaçlarına göre pozisyon alan ve kendine “benim izleyicim/dinleyicim ne duymak istiyor?” sorusunu soran insanlardan çıkar.

    2- Onları duygulardan yakalamalısınız

    Söyledikleriniz ne kadar bilimsel olursa olsun araya az duygu koymanız ve kitlenizi oradan vurmanız gerekmektedir. Sunumunuz ne kadar verilerden ve gerçeklerden oluşuyor olsa da duygulara hitap eden mesajlar daha çok akılda kalıyor. En teknolojik konuşmalar bile duygusal mesajlar içerebilir, özellikle teknolojinin ve bilimin insan hayatı üzerinde yarattığı kolaylıklardan girilirse.

    3- Doğru pratik yapın

    Abraham, birçok konuşmacının düzenli bir şekilde pratik yapmadığını dile getiriyor. Geneli sadece slaytları çevirip mental olarak kendilerini rahatlatırken bazıları da kendilerini gerçekten geliştiren, ilerleten çalışmalardan uzak üstünkörü çalışır. Nasıl düzgün bir sunum yaparım diye düşünmekten çok ayağa kalkıp pratik yapmalı, hafızanızı tazelemelisiniz. Evinizde, odanızda kalkın ve konuşun. Daha iyi bir pratik yapamazsınız.

    4- Başarı için doğru beslenin

    Büyük bir konuşma yapmadan önce yemek sizlere çok önemli bir bölüm olarak gelmeyebilir veya bir detay gibi görünebilir ama Abraham, doğru beslenmenin konuşmacının performansını önemli ölçüde etkilediğini belirtiyor. Kalitesiz şeker ve tatlılardan uzak durun. Bu tür şeyler genelde enerjinizi hızlı bir şekilde arttırıp sonradan bedeninizi aniden yorar. Kafein tüketiminizi iyi ayarlamanız gerekmektedir. Kafein doğru tüketildiğinde yaratıcılığınızı ve üreticiliğinizi arttırırken aşırıya kaçtığında ise ağız kuruluğuna, hafızanın uçup gitmesine sebep olur.

    5- Sesinizi ayarlayın

    Konuşma hakkında ne düşünüyorsunuz? En şikâyet edilesi şey konuşma sırasında ses tonu yükseltilip söz edilen bir konunun seyirciler tarafından soru cümlesi gibi algılanmasıdır. Çoğu konuşmacı cümlenin sonunda sesini yükseltip konuşurken aynı hataya düşer veya aynı sorunla yüz yüze gelir. Abraham, bu konuda yapılacak şeyin doğru nefes alıp vermek olduğunu belirtiyor. Cümlenin sonuna gelince hızlı bir nefes alarak konuşmanın konuşmacıyı rahatlatacağını belirtiyor. Bu konularda uzmanlaşmak ve diğerlerinden farklılaşmak istiyorsanız sürekli bu konuda pratik yapmalısınız.

  • İş performansınızı arttıracak 4 alışkanlık

    Bu dört alışkanlığı, her gün tekrarlayarak daha üretken olabilirsiniz. Girişimciler, dünya liderleri ve profesyonel sporcuların ortak bir özelliği vardır: Hepsinin ilginç alışkanlıkları var. Spor dünyasında, yere tükürme ve hatta alkışlama gibi garip alışkanlıklar, sporcu performansını iyileştirmekle alakalıdır. Fakat batıl bir inancın ötesine geçebilir mi?

    Birkaç küçük ritüel alışkanlığı korumak, performans üzerinde potansiyel olarak ölçülebilir bir etki sağlayabilir. Bazı hesaplara göre, kişilerin yüzde 45’i onlar için zor olan durumlardan önce, ritüel davranışlarını gerçekleştirdiğini itiraf etti.

    Sayacağımız dört alışkanlık ritüeller kadar garip olmayabilir, ancak en azından performansınızı ve tutumunuzu nasıl geliştireceğinizi açıklayabiliriz.

    1. Çalışmaya biraz erken başlayın

    Temel davranışlarla başlayalım. Erken çalışmaya başlamak kulağa hoş gelmeyebilir ancak alışkanlık haline dönüştüğünde bakış açınızı ve farkındalığınızı geliştirmiş olursunuz.

    Açık olmak gerekirse: Sabah işe erken gidip 30 dakika önce başlamanız için teşvik etmiyoruz. Amaç, sabit bir zamanda uyanma ve trafikte öfkelenmeden işe gidebilmenizi sağlamak. Mesele şu ki, her sabah sadece bir kaç dakika uykunuzdan vazgeçmeniz. Bunu alışkanlık haline getirirseniz, hayatınızdan endişe ve hayal kırıklıklarını çıkarabileceksiniz. İş yerinde de ruh haliniz ve performansınız artacaktır.

    2. Görebileceğiniz her yere kendiniz için notlar bırakın

    İlhamın ne zaman geleceği belli olmaz, kimi zaman işe giderken, kimi zaman duştayken, kimi zaman ise yatmadan önce… Bu nedenle, fikirlerinizi kaybetmemek ve değerlendirmek adına not almayı ihmal etmeyin!

    Kendinize bıraktığınız notlar ilk başta kötü bir alışkanlık gibi gelebilir. Hafızanızın iyi çalışmadığına, unutkanmışsınız gibi bir izlenim bırakabilir… Lakin, çalışma alanlarınızın her yerinde notlar alarak, aktif, üretken ve korkusuz bir yaratıcı zihin oluşturabilirsiniz. Önemli olan bunu alışkanlık haline getirmeniz.

    3. Duygularınızı ele geçirmek için görselleştirme kullanın

    Ritüellerin gerçek anlamda olması gerekmez. Sadece bir şekilde size yardım etmeleri gerekir. Söz konusu yazdıklarınızın görselleştirilmesi HBR tarafından yürütülen bir deneyde de anlatıldığı gibi:

    Deney, 85 öğrencinin canlı olarak izleyicilerin önünde şarkı söylemesiyle ilgiliydi. Oyuncuların yarısından sunum öncesinde nasıl hissettiklerini resmetmeleri istendi. – Sinirli? Korkmuş? Ölümüne korkmuş? – Daha sonra çizimi tam beş saniye yansıtın ve sonra çizimi silip çöp kutusuna atın dendi. İşe yaramaz gibi mi geliyor? Belki de… Ama ritüeli gerçekleştiren öğrenciler, daha iyi performans gösterdiler. Diğerlerine göre, daha sakin kalp atışlarına sahiptiler ve daha az endişeli hissettiler.

    O yüzden görselleştirme güçlü bir araçtır. Yüksek performanslı bir iş öncesi, duygularınızı doğrudan bir kağıda döküp resmederseniz kaygı düzeyiniz düşecektir. Ama mutlaka nasıl hissettiğiniz hakkında dürüst olun. Sonra, duygularınızı resmettiğiniz kağıdı parçalayıp atın. Bundan sonra kendinizi hafiflemiş hissedeceksiniz.

    Bu fikri, her büyük görev veya mülakat öncesi uygulayabilirsiniz. Böylece dikkatinizi kolayca yapmak istediğiniz işe odaklayabilirsiniz. Sonuç olarak, çalışmalarınızda büyük bir fark yarattığınızı göreceksiniz.

    4. Çalışma alanınızı düzenlemek için her sabah bir dakikanızı ayırın

    Masalarımız, çalışma alanlarımız, işte geçirdiğimiz zaman aslında evimizin bir parçası gibidir. Ama çalışma alanınızda evinizde gibi hissedebiliyor musunuz? Çalıştığınız alanda kendinize ait bir alan oluşturun. Her sabah geldiğinizde, her şeyin olmasını istediğiniz yerde olduğundan emin olun. Ayrıca gerekli tüm araçların kolayca ulaşabileceğiniz yerde olup olmadığını kontrol edin. Eşyalarınızın düzeni konusunda aşırı saplantıya kapılmak sağlıklı değildir, ancak başkalarını rahatsız etmeden iş akışınızı geliştiren bir şeyse kesinlikle zararı yoktur.

    Gününüz nasıl olursa olsun kendinizi organize etmenizi ve hazırlamanıza yardımcı olabilir. Özellikle, psikolojik olarak sizi rahatlatır ve yaptığınız iş üzerinde daha güçlü bir hakimiyet sağlarsınız. Eğer çalışma alanınız tamamen size özel ise çok daha iyi. Çünkü istediğiniz gibi dekore edebilirsiniz.

    Sizin için neyin işe yaradığını bulun!

    Dünyanın dört bir yanındaki profesyoneller, bazı ilginç ve yararlı alışkanlıklara sahip. Peki, sizin alışkanlıklarınız neler? Alışkanlıklarınız, özellikle ayrıntılı veya alışılmışın dışında olmak zorunda değil. Gerçekte, ne kadar basit olursa, o kadar iyi! Mesele, sadece sizi ve çalışanlarınızı doğru zihniyet ortamına sokan davranışları teşvik etmek ve uygulamak. Sizin için yararlı olan alışkanlıkları keşfedin ve onları uyguladığınızda nasıl işe yaradığını görün!

  • İş Dünyasında Parlamak İçin 12 Yol

    Kendi başınıza bir işi yapmaya kalkarken herşeye baştan başlanamız gerekmektedir. İşi kurup her şeyi düzenledikten sonra alanlarına göre yetenekli insanlar almaya başlarsınız. Böylece kendinize daha çok zaman bulabilir ve işin gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz.

    İşin en zor kısmı ise tek başınıza veya okuldan iki arkadaşınızla yapmaya başladığınız kısmıdır. En zahmetli ve yorucu kısmı az kişi ile tamamlamak zorunda kalıyorsunuz. Şimdi gelgelelim zorluklarla mücadelenizi kolaylaştıracak bazı yöntemlere.

    Kendini bil

    Bir işe koyulmadan önce hatta bir iş fikri doğduktan sonra bile öncelikle kendinize bir bakıp neler yapabileceğinize karar vermelisiniz. Bir işe koyulduğunuz zaman ilk etapta yalnız olacağınızı biliyor olmalısınız. Birçok hata ve problemle yüz yüze geleceksiniz. Bu yüzden kendinize dönüp bakmalı ve zayıf, güçlü yönlerinizi iyi tespit etmelisiniz.

    Hedeflerini  bir kağıda yaz

    Para yapacağım diye işe başlamayın lütfen. Önünüze bir kağıt parçası koyun ve hedeflerinizi yazın. Bunu yaparken iş olarak değil bir şahıs olarak yapın. Bu size birkaç şekilde yardımcı olacaktır. Öncelikle amaçlarınızı bir yerlere yazmak beyninizde kalıcı bir yer edinecek. Ayrıca amaçlarınızı detaylı bir şekilde ortaya çıkarmanızı sağlayacak.

    Araştırmanı yap

    Bir iş yaparken sadece kendi içgüdülerine göre hareket edemezsin. Ya da kendi fikrin diye %100 doğru olduğuna kanaat getiremezsin. Öncelikle o konuda araştırmalar yapıp sonuçlara kanıtlar ile varmalısın. Bir hizmet veya ürün ortaya koymadan önce bunun piyasada karşılık bulup bulmayacağını araştırman gerekmektedir.

    Yapmaman gerekenleri öğren

    Her sektör yapmamanız gerekenlerle dolu bir listeye sahiptir. O liste dışarda bir yerlerde (müşteri kitesi içinde veya sektörün içinde) bulmanız için sizi bekliyor. Bu listede konuşmamanız gerekenler, tabu olan konular, kullanmamanız gereken dil ve hassas olan konular diye sıralanabilir.

    Yeni şeyler deneyin

    Online Pazar hergün yeni teknolojilerin kullanıldığı ve ilerde de bunların yerini alacak farklı teknolojilerle dolu. Bunları kullanmadan önce piyasaya uygun olup olmadığını test edin. Hakkında hiçbir şey bilmediğiniz şeyleri denemekten çekinin ama.

    Bir planlamanız ve stratejiniz olsun

    Hedeflerinizi destekleyecek bir planınız olsun. Hem uzun dönemli hem de kısa dönemli bir strateji ve planlamanız olsun. Bugünden 1 ay, 6 ay, 1 yıl, 5 yıl ve 10 yıl sonra nerede olmanız gerektiğine dair planlamanızı yapmalısınız. Ne yapmak istediğinizi ve bunu nasıl yapacağınızı stratetejinize yansıtın.

    Dinamik olun

    Sağlam bir stretaji ve planlama yaptıktan sonra önünüzdeki 10 yıl boyunca her detayına göre hareket etmek zorunda değilsiniz ki etmemelisinizde. Çünkü pazarda her şey eskisi gibi kalmıyor. Teknolojiler değişiyor, gelişiyor. Olduğunca stratejinize bağlı kalın ama sizi hedeflerinize daha kolay taşıyacak gelişmelere de gözünüzü kapatmayın.

    Her şeyi takip edin

    Yaptığınız her şeyi takip edin. Mailleriniz, sosyal medya hesaplarınız, indirdiğiniz aplikasyonlar vb. Her şeyi takip edinki yaptığınız iş başarıya ulaşsın ve emeğinize değsin. Böylece nerede yanlış olduğunu rahatlıkla göebilirsiniz. Ayrıca sonuçları lehinize çevirebilirsiniz takipçi kişiliğinizle.

    Bütün işlerinizi kağıda dökün, belgeleyin.

    Aman ne olacak zaten internette var deyip geçmeyin. Yarın ne olacağı belli olmaz. Yaptığınız işleri kanıtlamak zorunda kalabilirisniz gelecekte. Bu yüzden evraklarınızın hepsini döküman olarak da bulundurun.

    Bütçenize sadık kalın

    Strateji ve planlama yaptığınız zaman buna bağlı kalacağınız bir de bütçe yapmanız gereklidir. Bütçe öyle istediğiniz zaman değiştirebileceğiniz bir şey değildir. Ayrıca bütçenizi oluştururken planlanmayan sorunları karşılayabilecek düzeyde olmasına dikkat edin, öngörülü davranın.

    Doğru adamları seç

    İşinizi kurduktan sonra bu işin insanların emeğiyle ayakta kalacağını ve hatta onların yardımıyla büyüyeceğini unutmamalısınız. Bu yüzden çalışma arkadaşlarınızı seçerken çok dikkatli olmalısınız. İşinin ehli insanları seçip onları mutlu etmelisiniz ki size maksimum faydayı sağlayabilsinler.

    Finalde, rahatlayın, gevşeyin 🙂

    Evet, bu işlerin hepsini düzenli bir şekilde adım adım yapmak gerçekten de zor ve zahmetli bir süreç. Ama tüm bunları yaparken unutmamanız gereken bir şey varsa o da günde 15 – 20 dakika kafanızı boşaltmanıza yardımcı olacak dinlenmedir.

  • Verimli Zaman Kullanımı için Farklı Yapılan 8 Şey

    Konu üretkenlik olunca hepimiz aynı sıkıntıdan dem vururuz. Ama gün 24 saat deyip, zamanın yetersizliğinden şikayet ederiz.  Bunlara rağmen bazı insanlara zaman konusunda sanki 2 kez hak verilmiş gibi. İşlerini zamanından önce yapabiliyorlar ve hatta birkaç farklı projede yer alıp hiçbirinden de geri kalmıyorlar. Bu konuyla alakalı Thomas Edison’un çok önemli bir sözü vardır: “Bütün insanların sahip olduğu ve kaybetmeyi göze almadıkları tek şey zamandır.”

    Gayet verimli geçen bir günün ardından ofisten rahatlamış bir şekilde çıkmak mükemmel bir his olsa gerek. Bunları gerçekleştirmek için sizin daha fazla çalışmanıza veya ekstra zamana ihtiyacınız yok. Tek yapmanız gereken doğru şeyleri uygulamak. Okuyun, üzerinde düşünün ve üretkenliğinizin yükseldiğini izleyin.

    Aynı şeye asla 2. kez dokunmazlar

    Verimli insanlar hiç bir şeyi beklemede tutmazlar. Aynı şeye bir defadan çok baktığınızda sadece zaman kaybına yol açar. Bir e-maili veya telefon görüşmesini daha sonra ilgilenmek üzere bekletmeyin. Bir şeye odaklandığınız an o işi halletmeye çalışın: Ya birisine görev olarak verin ya da silin.

    Ofisi terketmeden önce yarın için hazır tutarlar

    Üretken, verimli insanlar günün sonunu diğer güne hazırlık yapmış bir şekilde bitirirler. Bunu yapmanın sizlere iki avantajı olacak: Hem o gün içinde yaptıklarınızın üzerinden geçmiş olacaksınız, hem de ertesi gün verimli bir gün geçireceksiniz. Sadece bir kaç dakikanızı alacak bu teknik gününüzü de iyi bir şekilde bitirmenizi sağlayacak.

    Benjamin Franklin bu konuyu çok güzel özetlemiştir: “Organizasyon için harcanan her dakika, kazanılan bir saat demektir.”

    Aciliyetin yarattığı baskıyı yenerler

    Aciliyetin baskısı dediğimiz şey o anda yapılması gereken küçük şeylerin zamanında yapılmadığı için sonradan önemli şeylerin önüne geçmeye başlaması gerçeğidir. Küçük ve acil işlerin genel etkisi çok az olduğu içinse sorun teşkil ediyorlar. Eğer aciliyetin yarattığı baskıya boyun eğerseniz, günler hatta haftalarca asıl büyük işleri tamamlayamadan geçirebilirsiniz. Üretken insanlar, küçük işler çok zaman aldığında bunu fark edip, bu işleri başkasına vermeyi ve gerçek işlerin ivmesiyle devam edebilmeyi başaran insanlardır.

    Toplantılar esnasında programlara uymak

    Toplantılar en büyük zaman kayıplarından biridir. Eğer izin verilirse sonsuza dek bile sürebilir. Bundan dolayı ultra verimli insanlar bu olaya müdahale ederek herkesi programa uyma konusunda uyarırlar. Bu da toplantılarda herkesin motivasyonun artmasını sağlar.

    “Hayır” demeyi bilirler

    ‘Hayır’ üretken insanların kullanmaktan korkmadığı güçlü bir kelime. University of California’nın yaptığı bir araştırmaya göre ne kadar hayır demekte zorlanıyorsanız, o kadar çok stres, yorgunluk hatta depresyon yaşamanız muhtemel. ‘Hayır’ demeyi öğrenin ve hem moraliniz düzelsin hem de üretkenliğiniz artsın.

    Sadece belli saatlerde e- postaları kontrol ederler

    Üretken insanlar e-maillerin işlerini bölmesine izin vermezler. Mailleri belli bir programa göre düzenler ve önem sırasına göre kontrol ederler. Böylece bun tür şeylere gün içerisinde defalarca bakıp verimliliklerinin düşmesine izin vermezler.

    Aynı anda birden fazla iş üzerinde çalışmazlar

    Üretken insanlar, aynı anda birden fazla şey yapmanın verimliliği öldüren bir şey olduğunu bilirler. Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, tek bir şeye odaklanmak, aynı anda bir çok şey yapmaya göre çok daha verimli. Veriler, aynı anda çok şey yapan insanların tek göreve odaklananlara göre daha kötü performans sağladığını gösteriyor.

    Teknolojiyi işleri kolaylaştırmak için kullanırlar

    Pek çok insana göre teknoloji dikkatin dağılmasına önemli bir gerekçe olarak gösterilmektedir. Ama doğru kullanıldığı zaman aynı zamanda odaklanmaya yardımcı da olur teknoloji. Sizin için önemli olan konularda size yardımcı olacak uygulamları kullanarak kafanızın bir kısmını boşaltabilirsiniz.

    Her şeyi takip etmek yerine bazı şeylerin üstesinden teknolojiden faydalanarak gelebilirsiniz.

  • Güçlü Liderlerin İyi İletişimci Olmalarının 8 Sırrı

    Kimse mükemmel bir iletişimci olmadan mükemmel bir lider olamaz. Mükemmel liderler başkalarıyla bağlantı kurduğunda duygusal bir bağ kullanırlar daima. Bu tür insanların kullandığı kelimeler dinleyenlerin dünyasında geniş bir yer açar ve onlara ilham kaynağı olur.

    Mükemmel iletişimciler bunun farkındadırlar ve ona göre hareket ederler. Ve bu yönlerini mesajlarını iletmek için kullanırlar. Böylece yaptıkları işin karşı tarafa olan yansımasını daha güçlü hale getirirler.

    Kendi kitlelerini bilirler

    Mükemmel liderler bağırma, çağırma kaygısı taşımazlar. Uzmanlık alanlarını gösterme sıkıntısı çekmezler. Egolarını tatmin etme, övünme gibi bir durumları olmaz. Tüm bunların yerine onlar genelde kitlenin ne duymak istediğine ve bunu nasıl en basit şekliyle onlara iletebileceklerine bakarlar. İnsanlara onlar için neyin önemli olduğu ve neyi bilmeleri gerektiğini de söylerler.

    Beden dilini kullanmada uzmandırlar

    Mükemmel iletişimciler insanların reaksiyonlarını kendi mesajları yoluyla taşırlar. İnsanların jest ve mimiklerinden çıkardıkları ipuçlarını hemen alıp kullanırlar. Çünkü bazen jest ve mimikler dışında bazı insanlardan elde edebilecekleri hiç bir ipucu yoktur. Bunun bir uzman gibi kullanan iletişimciler ihtiyaç olduğu durumlarda iletişimlerine yansıtırlar.

    Dürüsttürler

    En iyi liderler iletişimin etkili olabilmesi için dürüstlüğün bir zorunluluk olduğunun farkındadırlar. İnsanları yakınlaştırmak veya ayrıştırmak için gerçekleri birbirinden uzaklaştırmazlar. Liderler dürüst olmadıkları zaman, yarım ağızla konuşurlar ve her zaman bir endişe hali taşırlar. Dürüstlük, güven doğurur.

    Otantiktirler

    Mükemmel liderler başkası gibi olmaya çalışmazlar. Mark Zuckerberg, Facebook’u yatırımcılara tanıtırken bir kot pantolon ve tişört ile tanıtmıştı. Olduğunuz gibi davranmak mesajınızın cazibesini arttırır.

    Özgüveni yüksek bir şekilde konuşurlar

    Mükemmel liderler suskun, zayıf ve belirsiz olmazlar. Duruşları ile söylemleri birbirine bağlı kalır. Söyledikleri şeyler konusunda net olurlar. Konuştukları konulara direkt girerler.

    Gruplara bir birey gibi hitap ederler

    Liderler nadir olarak bireylere konuşma lüksüne sahip olurlar. Genelde miting alanlarında büyük kitlelere, konferanslarda belli gruplara veya toplantılarda insanlara konuşurlar. Ama onlar o kadar uzmandırlar ki bu kitlerlere bile seslenirken sanki her birine ayrı ayrı seslenip mesaj veriyormuş gibi konuşurlar. Mesajlarını her birine ayrı ayrı verirler.

    Kulakları her zaman açıktır

    Mükemmel liderler iletişimin iki yönlü olduğunu bilirler. Kendi söylediklerinden çok sokakta söylenene kulak verirler. Biri konuşurken bütün dikkatleri ile kulaklarını o kişiye verirler ve almaları gereken mesajı alıp sonradan bunu lehlerine kullanırlar.

    Proaktif olurlar

    Bu tarz liderler zamanın ne kadar kıymetli olduğunu bildikleri için zamnalarını hayatta boşa harcamazlar. Haklarında bir kötü haber veya dedikodu çıktığında daha bu olumsuz bir etki göstermeden hemen hazırlıklarını yaparlar ve o haberi itibarsızlaştırırlar. Hatta bu tarz şeyleri bazen lehlerine bile çevirip bundan fayda sağlarlar. (House of Cards dizisini izleyenler bu konuyla ilgili onlarca örnek hatırlarlar.)

    Hepsi bir araya geldiğinde mükemmel liderlerin büyük kalabalıklardan sıyrıldığını, dürüst olduklarını, otantik olduklarını, dinlemeyi bildiklerini, iletişimde üstün olduklarını ve bunu değerlendirerek mükemmel lider olduklarını bilmek gerekir.

    Başka ne tür şeylerin mükemmel bir liderde olması gerektiğine inanıyorsanız yorum kısmına fikirlerinizi yazabilirsiniz.

  • İyi Latte’nin Gücü: Airbnb, Facebook ve Yahoo’da Çalışan Başarılı İş İnsanının Hikayesi

    Düşünün, hiçbir yüksek eğitiminiz yani üniversite, yüksek lisans gibi bir eğitiminiz olmadan dünyanın önde gelen şirketlerinde işe girebiliyorsunuz. Aslında sadece düşündüğünüz zaman bu işte bir problem yok çünkü işinizi iyi yapıyorsanız bu gayet olağan bir şey olmalı. Fakat günümüzde dünyanın neresinde olursanız olun üniversite diplomanız olmadan iyi şirketlerde kendinize yer edinme olasılığınız çok düşük. Şanslı olanlar dışında.

    Mike Curtis bu istisnalardan biri. Liseyi bitirdikten sonra sıcak içecekler satan bir kafede çalışan Mike, bu kafenin karşısında bir teknoloji şirketi açılınca hayatı değişti. Mike’ın çalıştığı şirketler sırayla Altavista, Yahoo, Facebook ve şimdi de Airbnb.

    Mike, yaklaşık 3.000 geliştiricinin katıldığı bir konferansta “bazen utanmaz olmak gerekiyor” diyerek durumunu özetledi. Kafenin karşısında açılan şirket sahibini bu sıkıştırmaları sonucu ikna ettiği ve yaptığı güzel Latte’lerin de etkisiyle staj koparmayı başardı. İlk başta telefonlara bakmış olsa da bunun onu bezdirmediğini “bu size müşteriyle nasıl başa çıkacağınızı öğretiyor” söyleriyle açıklıyor.

    Zorla staj kopardığı şirket olan iAtlas şirketinden kendi şirketini kurmak için ayrıldı ve kurduğu şirketi çok kısa süre sonra kendi alanında kısmen popüler bir hale geldi. Altavista bu şirketi satın almak istediğinde üniversiteye gitmek veya Altavista’da çalışmak için karar vermek gibi zor bir ikilemde kaldı ve Altavista’yı seçti.

    Altavista’da 7 yıl geçirdikten sonra doğru zaman ve teklif geldiğinde kendini Yahoo’da buldu Curtis. Yahoo’da inanılmaz bir görevde iken, ki bu görevi “tam bir köşe göreviydi ve 200 mühendis ile ilgileniyordum” diye açıklıyor, Facebook’da mühendislik ekip yöneticisi olarak gelen iş teklifini kabul etti.

    2013’den beri Airbnb’da mühendislik başkan yardımcılığı görevinde bulunan Curtis Facebook’a geçişiyle ilgili şöyle diyor “Bu verdiğim en önemli kararlardan biriydi, fırsatları değerlendirin ve egonuzdan kurtulun”. Curtis bunları söylerken kendisine staj imkânı veren ilk patronuna da teşekkür ediyor.

    Peki Mike Curtis’in başarısının sırrı ne? O bunu şöyle açıklıyor: “Her zaman yeni şeyler öğrenmeye açık olun, kendinizi geliştirin ve asla pes etmeyin. Üniversite diplomasının önemli olduğunu söylemiyorum ama herkes için tek yol da değil. Benim gibi lise mezunu olanlar da kendilerine güvenip hayallerinin peşinden koşabilirler.”

  • Önerilere Kulak Asmayan ve Karun Gibi Zengin Olan 4 Girişimci

    Bazı insanlar kendilerinden daha deneyimli olan insanların önerilerini uygulamayı severler. Bazıları da kendilerine verilen tavsiyelere uymayarak ya büyük başarısızlıklar yaşar ya da nadiren büyük bir servetin sahibi olabilirler.

    Şimdi hep birlikte bu insanların (istisnaların) kim olduklarına ve şu an ne durumda olduklarına bir bakalım.

    Elon Musk

    Tesla motor ve SpaceX ile gerçek bir kahramana dönüşen Elon Musk, gerçek hayatın Tony Stark’ı gibi. Tabi Elon Musk bu başarılara ulaşma sürecinde birçok tavsiyeyi kulak arkası edip resmen fırtınaların içinden gemisini sağlam çıkaran bir kaptan gibi geçti ve bugünlere geldi.

    İnsanların çoğu bu 2 girişimin ölümden döndüğünü bilmez. Musk, Tesla için elinde kalan son 3 milyon doları ve dünyanın en pahalı olan arabasını satıp üstüne de yakın arkadaşlarından borç para almıştı. Tesla bu son şansla birlikte kendini kanıtlamasa şuan ne Elon Musk ne de Tesla var olmuş olacaktı.

    Aynı şekilde SpaceX 3 denemden de başarısız çıkmış ve yatırımcı bulmak imkansız olmuştu artık Musk 4. denemede kendi yatırım yaparak SpaceX’e hayat vermiştir ve sonrasında NASA’dan yatırım almıştır.

    Walt Disney

    Walt Disney animasyon dünyasında bu kadar ünlü olmadan önce çok fazla terslikle karşılaştı. İlk başlarda gazetelerde karikatür çizmek isteyen Disney’e hayal gücünün olmadığı ve güzel fikirlere sahip olmadığı söylenir, ilk animasyon stüdyosu iflas eder ve ayrıca Dsiney’in ilk karakteri olan şanslı tavşan karakteri Universal Picture tarafından rehin alınır. Çıkan anlaşmazlılar sebebiyle oradan da kovulur, Disney.

    Kendine tekrar gelen Disney, beyaz kar ve 7 cüceler adlı uzun metrajlı animasyon filmi için işe koyulur. Başta karısı ve kardeşi olmak üzere o dönemin bütün bilinen insanları bu projeninde hüsranla sonuçlanacağını düşünürler. Ama Disney kimseye kulak asmaz ve film piyasaya sürülür sürülmez büyük bir patlama yapar. O günün parasıyla 8 milyon dolar gelir elde eder. Günümüz parasıyla 138 milyon dolara denk geldiğini de belirtmek lazım.

    Richard Branson

    Günümüzde çoğu insan tarafından iyi bilinen Branson, bir milyarder olmak için çok mücadele vermiştir. Bu mücadelenin büyük bir kısmını ise karşıtlarına karşı savaşarak vermiştir.

    Yetişkinliğe adım attığı dönelerde iyi bir eğitim almayan Branson 16 yaşında okulu bıraktığından okulun müdürü kendisine ya hapishanelere düşeceksin ya da milyoner olacaksın demiş. Öyle de olmuş. 🙂

    Branson daha çok Virjin Records olarak bilinen kayıt işi ile tanınır. Daha sonraları başta Virjin America Airlines olarak bilinen havayolu taşımacılık işinden tutunda 30 farklı ülkede 200’ü aşkın şirketin sahibi olmuştur.

    Branson, söyleşilerinde, “eğer hesap uzmanlarını ve başkalarını dinlemiş olsam şu an sahip olduğum çoğu şeye sahip olmazdım” der.

    Sara Blakely

    Sara Blakely’e, yani Spanx’ın kurucusuna kendi ürettiği tekniği ve patentlerini satması için küçük teklifler geldiğinde reddetmiş ve bu yüzden yakın çevresi tarafından çok eleştirilmiş ve komik bulunmuştu. Uzun sure mücadele eden Sara en sonunda bir çorap fabrikatörden destek görünce iç çamaşırı ve çorap dünyasının en iyileri arasına girmeyi başarıyor. Bu arada saranın fikrini çılgınca bulan çorap fabrikatörünün 2 kızı babalarını ikna etmiş.

    Kısa zamanda deli gibi yatırım alan Spanx sayesinde kendi başına milyarder olabilen nadir inanlardan olmuştur Blakely.

    Bu bir kural olmamakla birlikte her zaman çevrenize kulak asmak zorunda olmadığınızı bilmenizde fayda var.

  • Uykunun İş ve Sosyal Yaşantısına Etkisi

    Bir 5 dakika daha uyumak için sabahları neler vermeyiz ki? Biraz geç kalmanın kimseye bir zararı olmayacağı, birkaç dakika gözleri dinlendirmekten bir şey çıkmayacağı gibi kendini avutmaya başlayan beyin, bir anda tekrar uykuya dalar ve bu nedenle işe sürekli geç kalınır.

    İş hayatı, özellikle gece yaşamayı sevenler için gereğinden çok daha erken başlıyor. Bu nedenle arkadaş ortamlarında; çalışma hayatı ve insanlığın neden erken kalkmak üzerine kurulu bir düzen kurduğuna dair bazı çıkarımlar yapılır, herkes kendince erken kalkmanın gereksizliğine değinir. Dolayısıyla, erken kalkma konusunda yalnız olmadığını hisseden her birey, birer zafer kazanmışcasına rahatlar; bir sonraki gün tekrar erkenden kalkmayacakmış gibi mutlu bir şekilde hayatına devam eder.

    Peki uyku düzeni iş ve sosyal hayatı nasıl etkiliyor?

    1. Daima fit ve zinde olmak.

    Öncelikle fazla kilolarından kurtulmak ve güne daha zinde başlamak isteyenlerin, öğle vaktine kadar uyuyarak az yemesi pek bir şey ifade etmiyor. Çünkü erken kalkan herkes, sizden çok daha erken kalori harcamaya başlıyor. Ayrıca, erken yatarak günde  7-8 saatlik bir uyku düzenine sahip olanlar çok daha zinde bir şekilde işe hazırlanarak, üretime katkıda bulunuyor.

    2. Mutlu uyanmak.

    Uykunuzu almadığınız zamanlarda etrafa nasıl kötü bakışlar attığınızın belki siz de farkındasınızdır. Kimsenin sizinle konuşmasını istemediğiniz o anları da bilirsiniz. Ancak, günde 7-8 saat uyku aldıktan sonra sabahları bir anda etrafa nasıl neşe saçmaya başladığınızı test edin ve görün.

    3. Cilt sorunlarında azalma.

    Son zamanlarda, belki şu büyük projeniz için haddinden fazla çalıştıktan sonra geç yatıp, sabah erken kalkmaya başladığınızdan beri cildinizin yağlandığını, zaman zaman yıpranmalar, kızarmalar olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Bu elbette sizin düzensiz beslenmenizin de bir sonucu olabilir.

    Ancak, geç yattığınız ve uykunuzu almadığınız için hem düzensiz besleniyor hem de kendinizi olduğu kadar cildinizi de dinlendirmemiş oluyorsunuz. Uyku düzeninizi korumayı başarırsanız, bu sorunlardan büyük ölçüde kurtulabilirsiniz.

    4. Kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz.

    Uyku düzensizliği, kendinizi iyi ifade edemediğinizi düşündüğünüz zamanların başlıca nedenlerinden biri. Geç saatlere kadar uyanık kalmak, sarhoşken olduğu gibi sözcükleri bulamama, düzgün telaffuz edememe gibi sorunlara neden oluyor. Kendinizi daha iyi ifade edebilmek için uykunuzu aldığınızdan emin olun.

    5. Daha fazla uyku daha fazla mutluluk.

    Uyku düzeninize dikkat ederek, daha mutlu olabileceğiniz gibi mutsuzluk ve gerginliğe karşı daha dirençli de olabilirsiniz. Araştırmalar günde 7-8 saatten daha az uyuyanların, negatif enerji karşısında daha kolay modunun düştüğünü, dolayısıyla daha kolay mutsuz olduklarını ortaya koyuyor.

    6. Kaza ihtimalinin düşmesi.

    Trafik kazalarında uykusuzluktan gözlerin kapanmasının yanı sıra, görüş kalitesinin düşmesi gibi problemlerin de etkili olduğu belirtiliyor. Çünkü vücudumuz gibi gözlerimiz de uykusuzluk nedeniyle yorgun düşer, odaklanma ve görüntüleri seçme konusunda yetersiz kalır. Ayrıca uykusuzluk, halüsinasyona da neden olabilir.

    7. Kronik migren ve baş ağrılarından kurtulmak.

    Uzun süre uyanık kalarak vücudunuzu olduğu kadar zihninizi de yormuş oluyorsunuz. Dolayısıyla, ışığa daha uzun süre maruz kalıp, düşünmeye ve üretmeye devam eden beyin, bunun kendisine ağır geldiğini düzenli olarak size bildirmeye başlıyor. Bu düzenli bildirimler de kronik migren ağrısı olarak ortaya çıkabiliyor.

    8. Kalp hastalıklarına karşı önlem almak.

    Yeteli uyku alamayanlar, kalp hastalıkları ile ilgili risk bölgesine adım adım ilerliyor. Gece geç saatlere kadar uyanık kalanlar, kalp çarpıntısı, kalp krizi gibi ritm düzensizlikleri yaşama riskini yükseltiyorlar.

    Dolayısıyla siz de gece geç saatlere kadar çalışıyorsanız, çalışma planınızı günde en az 7 saat uyuyabileceğiniz şekilde düzenleyemeye gayret edin. İş ve sosyal yaşantınızdaki başarınızı, uyku düzeninizi sağlayarak artırabilirsiniz.