Yazar: mehmetabaci

  • Gelen İş Teklifini Geri Çevirmenizi Gerektiren 8 İşaret

    Bir iş teklifi almak heyecan verici olabilir, ancak her teklif sizin için uygun olmayabilir. Bazen gelen iş teklifini geri çevirmek daha iyi bir seçim olabilir. Peki, hangi durumlarda iş teklifini reddetmelisiniz?

    İşte size yardımcı olacak 8 işaret

    1. İşveren size karar vermeniz için baskı yapıyorsa
    2. İşveren sözleşmede konuştuğunuzdan farklı şartlar sunuyorsa
    3. İşveren veya çalışanlar şirket hakkında olumsuz yorumlar yapıyorsa
    4. İşverenin size sunduğu pozisyon çok sık değişen veya doldurulamayan bir pozisyon ise
    5. İşverenin size sunduğu maaş veya yan haklar piyasa ortalamasının çok altında ise
    6. İşverenin size sunduğu iş tanımı veya sorumlulukları sizin beklentilerinizle uyuşmuyorsa
    7. İşverenin şirket kültürü veya değerleri sizin kişisel değerlerinizle çelişiyorsa
    8. İçgüdüleriniz size bu işin doğru olmadığını söylüyorsa

    Paylaştığımız bu işaretlerden biri veya birkaçı varsa, gelen iş teklifini geri çevirmek sizin için daha iyi olabilir. İşverene nazik ve saygılı bir şekilde teklifi reddettiğinizi bildirin. Başka bir fırsatın sizi beklediğini unutmayın.

  • Başarıya Ulaşmış, 3 Girişimcilik Hikayesi

    Girişimciler için başarı hikayeleri oldukça önemlidir. Bu hikayeler, yeni girişimcilere ilham verir ve özellikle zor zamanlarda motivasyonlarını arttırır. Hikayelerin paylaşılması, iş dünyasında daha fazla farkındalık yaratmaya yardımcı olur ve nihayetinde iş yapma kültürünü geliştirir. İşte size birkaç girişimci başarı hikayesi…

    Mark Zuckerberg – Facebook

    Mark Zuckerberg - Facebook

    Mark Zuckerberg, Facebook’u Harvard Üniversitesi’nde öğrenciyken kurdu. İlk olarak sadece üniversite öğrencileri arasında kullanılan bir sosyal ağ olarak başladı, ancak kısa süre sonra diğer üniversitelerde de popüler hale geldi. Daha sonra, genel halka açılmadan önce, bir dizi yatırım aldı. Bugün, Facebook, dünya çapında milyarlarca kullanıcıya sahip en büyük sosyal medya platformudur.

    Elon Musk – Tesla Motors

    Elon Musk - Tesla Motors

    Elon Musk, 2003 yılında Tesla Motors’u kurdu. Şirket, elektrikli otomobillerin inovatif tasarımı ve teknolojisiyle tanınmıştır. Ancak, şirketin başlangıcından bu yana birçok engelle karşılaştı. İlk olarak, pahalı bir ürün olduğunu kanıtlamak zorunda kaldılar. Ayrıca, araçların menzilinin kısıtlı olduğu ve şarj istasyonlarının sınırlı olduğu eleştirileri aldılar. Ancak, Tesla Motors, tüm bu zorlukları aşmayı başardı ve bugün dünya çapında tanınmış bir marka haline geldi.

    Steve Jobs – Apple

    Steve Jobs - Apple

    Steve Jobs, 1976 yılında Apple’ı kurdu. Şirketin ilk ürünü, ev kullanıcıları için kişisel bilgisayarlar olan Apple II oldu. Ancak, şirketin gerçek başarısı, Macintosh bilgisayarı ile geldi. İlk olarak 1984 yılında piyasaya sürülen Macintosh, kullanımı kolay ve modern tasarımıyla dikkat çekti. Daha sonra, Apple, iPod, iPhone ve iPad gibi diğer inovatif ürünlerle büyümeye devam etti.

    Bu başarı hikayeleri, girişimcilerin mücadelelerle dolu yollarının sonunda ne kadar büyük başarılara imza attıklarını gösteriyor. Ancak, bu hikayelerde de açıkça görüldüğü gibi, başarılı olmak kolay değildir. Girişimciler, birçok engelle karşılaşacak, ancak engelleri aşarak ve azimle çalışarak başarıya ulaşabileceklerdir.

  • İş Görüşmelerinde İşverenlerin Adaylardan Beklediği 3 Soru ve Cevapları

    İş görüşmeleri, hem işverenler hem de adaylar için stresli bir süreç olabilir. İşverenler, işe uygun en iyi adayı bulmak için çeşitli sorular sorarlar. Adaylar ise kendilerini iyi bir şekilde ifade ederek işe kabul edilmeyi umarlar.

    İşte iş görüşmelerinde işverenlerin adaylardan beklediği 3 soru ve olası cevapları:

    1. Neden bu işi istiyorsunuz?

    Bu soru, adayın işe olan ilgisini ve motivasyonunu ölçmek için sorulur. Adayın, işin gerektirdiği niteliklere ve becerilere sahip olduğunu, şirketin vizyonu ve kültürüne uyum sağlayabileceğini ve işten neler beklediğini açıkça belirtmesi gerekir. Örneğin: “Bu işi istiyorum çünkü sizin şirketinizin sektördeki lider konumuna hayranım ve bu alanda kendimi geliştirmek istiyorum. Ayrıca, iş ilanınızda belirttiğiniz sorumluluklar ve beklentiler tam da benim aradığım türden. Ben de sizin şirketinize katkı sağlayabilecek deneyim, bilgi ve yetkinliklere sahibim.”

    2. Sizinle çalışmak isteyeceğimiz en önemli neden nedir?

    Bu soru, adayın kendine güvenini ve fark yaratabileceğini göstermek için sorulur. Adayın, kendini öne çıkaran güçlü yönlerini, başarı öykülerini ve değer katan özelliklerini vurgulaması gerekir. Örneğin: “Sizinle çalışmak isteyeceğiniz en önemli neden benim tutkum, yaratıcılığım ve sonuç odaklılığımdır. Bu özellikler sayesinde daha önce çalıştığım projelerde başarılı sonuçlar elde ettim ve müşteri memnuniyetini artırdım. Sizin şirketinizde de aynı performansı gösterebileceğime inanıyorum.”

    3. Bu işte karşılaşabileceğiniz en büyük zorluk nedir ve nasıl üstesinden gelirsiniz?

    Bu soru, adayın problem çözme becerisini ve esnekliğini test etmek için sorulur. Adayın, işle ilgili potansiyel bir zorluğu tanımlaması ve bununla nasıl başa çıkacağına dair somut bir plan sunması gerekir. Örneğin: “Bu işte karşılaşabileceğim en büyük zorluk yeni teknolojileri öğrenmek ve uygulamak olabilir. Ancak ben bu konuda kendimi sürekli güncel tutmaya ve yeni şeyler öğrenmeye açığım. Bu nedenle, eğer böyle bir durumla karşılaşırsam, öncelikle gerekli eğitimleri alır, sonra da deneme-yanılma yöntemiyle pratik yaparım.”

  • Daha mutlu iş yeri ve daha mutlu çalışanlar için yapmanız gereken 5 şey

    Warwick Üniversitesi’nde yapılan son araştırmalar mutlu çalışanların verimlerinin %12 oranında arttığını, mutsuz çalışanların ise veriminin %10 oranında düştüğünü gösteriyor. Araştırma ekibi şöyle diyor:

    “İnsan mutluluğunun verimlilik üzerinde pozitif olarak büyük bir etkisinin olduğunu buluyoruz. Olumlu duygular, insanoğlunu canlandırıyor. Bilimsel koşullar altında yaptığımız araştırmalar, işçilerin mutlu olmasının gerçekten kazancı artırdığını gösteriyor. Google gibi şirketler, çalışanların mutluluğuna yatırım yaptı ve bunun karşılığını olumlu kazançlarla aldı. İlk çalışmalar sonrası verim neredeyse %37 oranında artış gösterdi.

    Bu ve benzeri nedenlerle şirketler mutluluk odaklı bir kültüre geçiş yapmak zorundalar fakat bunu yapmak içi doğru yol insanlara bunu empoze etmek değil, onların bunu keşfedip saygı duymasını sağlamaktan geçiyor. Aşağıdaki 5 maddeyi uygulayarak siz de mutluluğa yatırım yapmaya başlayabilirsiniz.

    1- İş yerinizi “çalışılabilir” hale getiren şeyleri tanımlayın

    Her şirketin mutlu ve değerli bir grup özel çalışanı bulunur. Bu çalışanları tespit etmekle bu işe başlayabilirsiniz. Onları bulduktan sonra özel olarak görüşmeler gerçekleştirip şirketi başkalarına çalışmak için önerip önermeyeceklerini öğrenin ve şirketin beğendikleri, öne çıkardıkları yönlerini not alın. Bu veriler şirketinizin güçlü ve üzerinde çalışılması gereken yönleridir. Bu konuları artık ilerleyen aşamalarda kültür oluştururken ve/veya şirkete yeni çalışan alırken kullanabilirsiniz.

    2- ” Ömür boyu öğrenme” kültürü kurun

    Büyük ve beğenilen şirketlerin önemli yönlerinden biri de çalışanlarının gelişimine yatırım yapmayı asla kesmemeleridir. Google’ın her haftanın belli saatlerinde çalışanlarının kendi projeleri üzerinde çalışmasını teşvik ettiğini duymuşsunuzdur. Eğer şirketinizin vazgeçilmez olmasını istiyorsanız siz de çalışanlarınıza eğitimler, danışmanlıklar ve koçluk imkanları sağlamalısınız.

    3- Açık iletişim kültürü kurun 

    Gallup araştırma şirketinin yayınladığı rapora göre şirketlerde en büyük yapılan 2. hata iletişimsizliktir. Bir başka değişle iletişim kanallarının kapalı olmasıdır. “Şikayet kutusu” bir işe yaramıyor bunu hepimiz biliyoruz. Yöneticiler, müdürler hiç bir zaman şikayetleri okumaya zaman ayırmıyorlar. Eğer mulu şirket/mutlu çalışan mottonuz varsa şirketinizin açık iletişim yeteneklerini geliştirin ve çalışanlarınızın görüşlerine değer verin.

    4- İş-Yaşam dengesi kurulabilecek bir çalışma modeli kurun

    7/24 bağlı yaşadığımız günümüzde iş yaşam dengesini kurmak artık çok daha kolay. Georgetown Üniversitesi ve Alfred P. Sloan Vakfı tarafından yapılan araştırmalar, çalışanların yüzde 80’inin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabildikleri, daha esnek çalışma seçenekleri ve alternatif programlarla daha mutlu olacağını doğruladı. Çalışanlarınızın moralini artırmak için aşağıdaki yöntemlerden bazılarını uygulayabilirsiniz:

    • Okulda çocuğu olan kişiler için mesaiye erken başlama ve erken bitirme imkanı verebilirsiniz.
    • Gece kuşu olanlar için geç başlayıp geç çıkma gibi bir alternatif sunabilirsiniz.
    • İşletmeniz uygun ise eğer haftanın 4 günü normal mesai saatlerine 1-2 saat ekleyerek cuma gününü tatil yapma imkanı sağlayabilirsiniz.
    • İsteyen çalışanlarınıza bazı günler evden çalışma imkanı verin. Verimlerin gözle görülür şekilde arttığını göreceksiniz.

    5- Övgü ve tanıma kültürü geliştirin 

    Gallup’un bir çok büyük şirkette yaptığı araştırmaları, düzenli olarak yöneticilerinden ve aynı seviyedeki çalışma arkadaşlarından övgüler alan kişilerin bireysel üretkenliklerinin arttığını gösteriyor.

    SnackNation’ın CEO’su Sean Kelly, her hafta çalışanları içerisinde işini tam bilmedikleri ve/veya çok başarılı iş çıkarmış kişileri bir halka oluşturup dinledikleri ve tanıdıklarını söylüyor. Böylece hem çalışanın önemi ortaya çıkıyor, hem herkes tanıyor hem de övgü almış oluyor. Ayrıca ayın çalışanı veya dönemin en başarılısı gibi övgü dolu hedefler belirleyebilirsiniz. Böylece çalışanlarınız bu övgü ve ödüller için daha fazla çabalayacaktır.

  • Başarılı İşletme Sahiplerinin 6 Ortak Özelliği

    Başarılı işletme sahipleri, işletmelerini başarılı kılan belirli özelliklere sahiptirler. Bu özellikler arasında çalışkanlık, sabır, öz disiplin, öğrenmeye açıklık, yenilikçilik ve ekip çalışması gibi önemli unsurlar bulunmaktadır. İşte başarılı işletme sahiplerinin ortak 6 özelliği:

    • Çalışkanlık

    İşlerini devamlı olarak ileriye taşımak için yoğun bir şekilde çalışırlar. Özellikle başlangıç aşamasında, gecelerini gündüzlerine katarak, işlerinin gerektirdiği tüm çalışmayı yaparlar.

    • Sabır

    İşlerinin başarılı olması için zaman, emek ve sabır gerektiğini bilirler. Hızlı sonuçlar yerine uzun vadeli hedeflere odaklanırlar.

    • Öz Disiplin

    İşlerini yapmak için kendilerine bir plan belirlerler ve bu plana sadık kalmak için kendilerine disiplinli bir şekilde davranırlar. Hedeflerine ulaşmak için özveriyle çalışırlar.

    • Öğrenmeye Açıklık

    İşlerini geliştirmek için öğrenmeye açık olmalıdırlar. Yeni fikirler ve teknolojiler hakkında sürekli olarak araştırma yaparlar ve müşterileriyle etkileşimde bulunarak, onların ihtiyaçlarını ve isteklerini daha iyi anlamaya çalışırlar.

    • Yenilikçilik

    İşlerini yenilikçi fikirlerle geliştirmeye açıktırlar ve bu fikirlerle gelen riskleri göze alırlar. Bu sayede, işlerinde öne çıkar ve rakiplerinden ayrışırlar.

    • Ekip Çalışması

    İşlerini büyütmek için güçlü bir ekip kurarlar. İyi bir ekip, işletme sahibinin eksik kaldığı alanları tamamlar ve işlerin daha iyi bir şekilde yürümesini sağlar. Çalışanlarına değer verirler ve onların fikirlerine ve görüşlerine önem verirler.

    Başarılı işletme sahipleri, işlerine olan bağlılıkları, öğrenme ve gelişmeye açık olmaları, müşterileri iyi tanımaları, işlerinde tutkulu olmaları ve yenilikçi olmaları gibi özelliklere sahiptirler. Paylaştığımız bu özellikler işletme sahiplerinin başarıya ulaşmak için gerekli olan disiplin, kararlılık ve motivasyona sahip olmalarını sağlar.

  • Başarılı İnsanların Boş Zamanlarını Değerlendirme Stratejileri

    Yoğun bir iş temposu, sürekli hareket ve bekleme anlamına gelir. İşle meşgul oluyorsunuz, onay bekliyorsunuz; e-posta atıyorsunuz, cevap bekliyorsunuz. Beklemek, sıkıcı ve kaygı verici olabilir. Fiziksel bir açlık gibi, dikkati dağıtır ve enerjiyi tüketir.

    • Öncelikleri Belirlemek

    Yapılacaklar listenizi gerçekten önem derecesine göre sıralarsanız, gerçekten önemli olan konulara odaklanabilir ve çözüm üretebilirsiniz.

    • Bekleme Sürecini Etkin Kullanmak

    Bekleme sürecinde başka bir işle uğraşıyor olsanız bile, verimli olmaya dikkat edin ve ilk görevinizi geciktirmeyin. Düşük motivasyonlu anlarda, önceliği olan işlere odaklanmak zor olabilir, ancak bu durumu fırsata çevirerek enerjinizi koruyabilirsiniz.

    • Önceliklerinizi Belirlem

    Makale ve kitaplar olmadan önce, önceliklerinizi belirleyip en önemliden başlamalısınız. Bu, zamanınızı daha etkili bir şekilde yönetmenize yardımcı olur.

    • Düşüş Zamanlarını Değerlendirme

    Verim düştüğünde, az motivasyon gerektiren işlere odaklanmak yerine, bu zamanı önemli işleri halletmek için bir fırsat olarak görün. Böylece, bir sonraki göreve daha enerjik ve güçlü bir şekilde başlayabilirsiniz.

    Güç Artırma Stratejileri

    • Masanızdan kalkın ve harekete geçin; yürüyüş size iyi gelecektir.
    • Kaynaklarınızı ve avantajlarınızı listeleyin.
    • O an içinde müteşekkir olduğunuz üç şeyi yazın.
    • Birine güzel sözlerle mesaj gönderin.
    • Uzmanlığınızı çevrenizdekilerle paylaşın.
    • Kendinizi kutlayın ve kendinize yatırım yapın.
    • Yeni bağlantılar kurun.
    • İş arkadaşlarından birine yardım edin.

    Düşüş zamanlarınızı etkili bir şekilde değerlendirerek öncelikli işlerinizi halletmek, başarıya giden yolda sizi güçlendirecek ve motive edecektir. Önemli olan, düşük öncelikli işlere fazla zaman harcamamak ve gerçekten önemli olan konulara odaklanmaktır.

  • Takımınızı Motive Edecek ve Takımınıza İlham Verecek 11 İpucu

    Takımınızı nasıl motive edeceğinizi ve onlara nasıl ilham kaynağı olabileceğinizi sürekli kendinize soruyor musunuz? Bu sorunun cevabının kendinizden geçtiğini anladığınız gün cevabı bulmanız daha kolay olacaktır. Evet, siz!

    Ama nereden başladığınız da bir o kadar önemli. Aşağıda değineceğim 11 ipucu ile stratejinizi uygulamaya başlayabilirsiniz.

    Dinleyin

    Başkalarını motive edip onlara ilham kaynağı olmanız için hem birebir görüşmelerde hem de grup görüşmelerinde onları dinlemeyi bilmelisiniz. Bunu başarmak için, kendi dinleme alışkanlığınızın farkında olmalısınız. İyi veya kötü, eğer  yeteri kadar güçlü bir dinleyici değilseniz, üzerinde çalışmanız gereken ilk konu budur.

    Herkesi ortak noktada buluşturun

    Takımınızda bulunan herkesin büyük resmin farkında olmasını sağlayın. Herkes ortak amacın ne olduğunu bilmeli. Planlama kısmında herkes bulunmalı ve temel amaç açıkça belirtilmeli. Kaynaklara sahip olmalarını sağlayın, ihtiyaçları tedarik edin ve takımın işe koyulmasını sağlayın.

    Hak ettikleri parayı verin

    Çalışanlarınıza hak ettiklerinden daha az ücret verdiğiniz zaman onların her sabah motive olmuş şekilde işe geleceğini düşünüyor musunuz? Size düşen, sizin iş piyasanızdaki mevcut ücretleri araştırıp onlara eş bir ücret politikası güderek çalışanlarınızı ücret yönünden tatmin etmek. Çalışanların motivasyonunu öldüren en büyük sebeplerin başında ücret yetersizliği gelir.

    Takdir edin

    Kim, samimi bir teşekküre hayır diyebilir ki? Çoğu durumlarda, samimi bir söz bir çok hediyeden daha etkileyicidir. Takımınızdaki insanlara birebir teşekkür etmek yerine kişisel notlar gönderebilir ve herkesin önünde takdir edebilirsiniz.

    Samimi olun

    Samimi sözler sarfetmek daima kalpten, içten konuştuğunuzu gösterir. Kendi değerlerinizi, tutkunuzu ve duygularınızı paylaşın, kendinizi yansıtın.

    Siper olun

    Çalışanlarınıza barikatlar koyduğunuz zaman daha çok motive olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Onlarla omuz omuza, yan yana çalışmaları gerektiğinde onlara siper olmalısınız.

    Yakından idare, kontrol etmeyi bırakın

    Burada dürüst olmak gerekir. Yakından kontrolün berbat olduğunu biliyorsunuz. Takımı güçlendirme ve aksine tam kapasite çalışmalarına engel bile olur. Buna gerek duymamak için işe doğru kişileri almaya çalışın ve beklentileriniz karşılanmış olsun.

    Hoş bir iş ortamı yaratın

    Hoş, güzel bir iş ortamı yaratmak  takımın motivasyonu için olmazsa olmazlardandır. Bunu yaparak boğucu ortamı yok edersiniz.

    Yeni fikirlere açık olun

    Kendinizi yeni fikirlere kapatmayın. Muhteşem bir fikrin ekibinizden biri tarafından ne zaman geleceğini bilemezsiniz. Ekibinizin fikirleri sizinle paylaşması için kendinizi onlara kapatmamalısınız.

    Doğruyu konuşun

    Kötü bir haber bile olsa ekibinize karşı daima doğru konuşup, dürüst olursanız onların güvenini kazanırsınız.size güvendikleri zaman daha çok arkanızda duracak ve sizin vizyonunuzu yansıtacaklardır.

    Başarısızlığı cezalandırmayın

    Hepimiz insanız ve bu da hepimizin şimdi de sonra da hata yapabileceği anlamına gelir. Takımınızdan birileri yanlış yaptığı zaman ara vermelerini ve nefes almalarını sağlayın. Böylece  yanlışlardan ders çıkarır ve büyür, gelişirler.

  • Sabahları uygulayacağınız tek bir rutin ile haftada 20 saat kazanabilirsiniz

    Standart bir çalışma modeli olarak 9-5 ofiste çalışmanın üretkenliği öldüren, zayıf bir çalışma modeli olduğunda hemfikiriz sanırım. Belki eskiden işe yarıyordu, fiziksel güç kullanılarak işler yapıldığında mantıklıydı fakat artık bilgi çağındayız. Çoğu masa başı çalışan sadece parmakları ve gözlerini aktif kullanıyor onlar dışında çalışan tek şey beyin.

    Lüksemburg örneğini ele alacak olursak haftalık çalışma saati 30 saat ve haftanın 5 günü. Günde 6 saat çalışıyorlar ve bir çok “uzun” çalışan kişiden çok daha iyi kazanıyorlar. Üretkenlikleri de daha çok. Üstelik bunlar “ortalama” insanlar. Peki bu ülkede iyi bir üretken insan ne kadar çalışıyor biliyor musunuz? Günde 3-5 saat arası. Yani ortalamanın bile altında. Geri kalan zamanda yapacaklarınız tamamen size kalmış.

    Kalite ve Nicelik!

    Wherever you are, make sure you’re there.” — Dan Sullivan

    Nerede olursanız olun, orada olduğunuzdan emin olun.” – Dan Sullivan.

    Bir çok kişi (evet sen de dahil) ofiste çalışırken aklını karıştıran ve dikkatini dağıtan şeylerle mücadele ediyor. Sosyal ağlar da bunların başında geliyor. Onu telefona gelen bildirimler, bitmek bilmeyen mailler takip ediyor. Üstelik her bir çalışan bunlarla uğraşırken bir yandan koca gün boyunca işi tamamlamaya vakti olduğunu düşündüğü için bunu çok da kafaya takmıyor.

    Aslında yapılması gereken şey odaklanmak, yoğunlaşmak ve çalışmak. Evet, çalışıyorsanız çalışıyorsunuzdur. Olayı orada bitirip, algılarınızı dışarı kapatıp sadece işinize odaklanmalısınız. Sonrasında diğer şeylere ayıracak fazlasıyla zamanınız olacaktır.

    Araştırmacılar, uzun süren egzersizlerden ziyade yoğun ve kısa egzersizlerin daha etkili olduğunu kanıtlamışlar. Siz de aynı şekilde yoğun ve odaklanmış bir şekilde çalışırsanız, sonrasında hem daha fazla fayda görecek hem de dinlenmeye (veya ne yapmak istiyorsanız ona) daha fazla zaman ayırabileceksiniz.

    Günün ilk 3 saati, sizin için altın kadar değerli

    Psikolog Ron Friedman’a göre, günün ilk 3 saati, maksimum üretkenliğin olduğu saatlerdir. Bilin bakalım biz ne yapıyoruz o saatlerde? Tabi ki çoğunu trafikte geçirip, işe ulaşmaya ve sonrasında kahve, boş mailleri okumaya harcıyoruz.

    Friedman’ın Harvard Business Review’a verdiği bir röportajda “Genelde, gerçekten odaklanabildiğimiz 3 saatlik bir zamanımız var. En üretken olduğumuz, düşünce ve konuşma açısından en zinde olduğumuz bu 3 saat uykudan uyandıktan sonra başlıyor.” Uykudan uyandıktan sonra korteksimiz gerçekten de en temiz ve üretken haliyle yaratıcılık için can atar bir halde bizi bekliyor. Çünkü gün boyunca gördüğümüz her şey biz uyurken bilinç-altında bağlamsal bir şekilde kurulması gereken bağlantıları kuruyordu. Uyanmamızla beraber işlenen bu veriler, farklı şekillere dönüşebilecek fırsatı bekliyorlar.

    Sabahlarınızı koruyun!

    Sabahlarınızın değerinin farkına varıp onları korumalısınız. Bunu yaparsanız haftalık olarak kendinize ekstra 20 saat gibi değerli bir zaman dilimi kazandırabilirsiniz. Her zaman haftanın 8 gün olmasını istemiyor muydunuz? İşte size fırsat! Bunu yapabilmenin en iyi yolu güne çok erken başlayıp güzel bir kahvaltı ve egzersizler sonrası çalışmaktır fakat bunu herkes başaramıyor. Bunu yapamayanlardansanız eğer 90-90-1 kuralı sizin için en ideali.

    90-90-1 kuralı, 90 gün boyunca, çalışmaya başladığınızı ilk 90 dakikayı, o günün (veya dönemin) en önemli işlerine ayırmanız üzerine kurulmuş. İnanın ilk 90 dakikayı sosyal medya ve maillere harcamak istemezsiniz. Bu döngüyü oturtabilirseniz haftada ekstra 20 saat cepte! Artık dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz bu zamanı.

    Bu konuda düzenli bir şekilde çalışabilmek için kendinize özel şeyler bulup bunları düzene oturtabilirsiniz fakat en etkili yöntemlerden biri müzik dinlemek. Çalışırken müzik dinleyebilenlerdenseniz eğer mutlaka “tekrar eden” ve “enerjik” müzikler ile bu 90 dakikayı canlandırın. Aşağıdaki müzikleri örnek alabilirsini:

    • One Moment,” by Michael Nyman
    • Make Love” by Daft Punk
    • Tearin’ It Up,” by Gramatik
    • Terra’s Theme,” from Final Fantasy 3
    • Club Soda,” by Ghostland Observatory
    • Stop Crying Your Heart Out,” by Oasis

    Gördüğünüz gibi haftada ekstra 20 saat kazanmak için yapmanız gereken şey hiç de korktuğunuz gibi zor bir şey değil. Artık güne iyi başlamaya özen gösterebilirsiniz.

  • İş Yerinde Takdir Edilen ve Örnek Alınan Davranışlar

    Patronların yaptıkları saygı duyulası şeyleri çoğumuz keşfetmişizdir. Bunun yanında mutsuz olan çalışanların yaptıkları kötü şeyleri de biliyoruz. Bu kez dünyada çalışanların güzel alışkanlıklarına değineceğiz. Çalışma arkadaşlarımızın yaptığı eğlenceli şeyler, başardıkları şeyler… bunları yazmak pek zor olmayacak çünkü saygı duyulası çalışanların yaptığı şeyler genelde yaygındır.

    Vizyon sahibidirler

    Mükemmel çalışanların bir çok seçeneği vardır. İstedikleri yerlerde çalışma şansları vardır. Bir işvereni veya işyerini seçtikleri zaman oranının vizyonuna bakarlar. Aksi takdirde başka yere geçerler.

    Grup üyelerine, çalışma arkadaşlarına bakarlar

    Çalışma yeri, aile değildir ama ortak amaç ve başarı için yan yana durmuş kişilerden oluşması gerekir. Mükemmel çalışan bunun farkındadır.

    İnisiyatif alırlar, girişken olurlar

    Bir patron veya meslektaş olarak, çalışanın sürekli elinize ve söylediklerinize bakması doğru bir şey değildir. İşlerin üstesinden gelmeli ve girişken olmalısınız.

    İyi önerilerde bulunurlar

    Belli bir vizyona sahip olmaları günden güne daha iyi olamaları için çeşitli öneriler geliştirmelerine engel değildir. İyi çalışanlar daima daha çok gelişim için yollar ararlar, yöntemler geliştirirler.

    Liderlerine destek olurlar

    Liderlerine destek çıkarlar ve onların mükemmele ulaşmalarına yardımcı olurlar. Bunu yapamadıkları zaman geçerli sebepler ortaya koymalılar. Aksi takdirde çalışacak başka bir yer bulmalılar.

    Daima kazanamayacaklarını kabul ederler

    Kendilerinin patronu olmak istiyorlarsa dışarı çıkıp kendi girişimleri için çalışmaları gerektiğini bilirler. Başkası için çalıştıkları sürece her şeye evet demek zorunda değiller.

    Kendi kariyerleri için sorumluluk alırlar

    Modern çalışanlar bütün kariyerlerini bir organizasyon için harcamaya niyetli değiller. Ne kadar iyi bir şirket olduğu da önemli değildir. Bu sebeple bağlantıları güçlü tutup sonraki adımlarını ona göre ayarlarlar.

    Ahlaklı biçimde hareket ederler

    Hem iş yaşamında hem de sosyal hayatlarında işlerin doğru şekilde yürümesine çaba gösterdikleri gibi adil ve ahlaklı olmaya çabalarlar.

    Espri anlayışları vardır

    Neyin komik, eğlenceli olduğunu biliyor musunuz? Hemen hemen bütün işlerin stresli olduğu dönemleri vardır. Mükemmel çalışanlar bu zamanlarda bile gülmeyi ve güldürmeyi başarabilenlerdir.

    İnsanlara yardım etmek için fırsat kollarlar

    Şirketlerin amacı problemleri çözmektir. Çalışma arkadaşlarına görevlerini tamamlama konusunda yardım etmek veya muhtemel bir müşteriye sorularına aradığı cevaplar konusunda yardımcı olmak mükemmel çalışanlar için vazgeçilmezdir. Daima çözümün bir parçası olurlar.

    Teşekkür ederler

    Teşekkür etmek ilişkileri güçlü kılar. İnsanlara teşekkür etmek onları daha mutlu ve üretken yapar. Bu yüzden iyi çalışanlar iyi dileklerini ve minnettarlıklarını ifade ederler.

  • Ashton Kutcher’dan İş ve Hayatla İlgili Tavsiyeler

    Önemli bir yatırımcı, girişimci ve ünlü bir oyuncu olan Ashton Kutcher, Avusturalya’daki bir teknoloji konferansında kişisel hayatından bahsetti ve bazı önemli tavsiyelerde bulundu.

    Akıllı bir soru sorun

    “Bazıları aptalca bir soru diye bir şey yoktur der. Ben buna saçmalık derim.” diyen Kutcher, sorulan pek çok sorunun aptalca olduğunu söyledi. Aptalca sorular sormak yerine tek bir akıllıca soru sormanın önemine vurgu yapan ünlü yatırımcı, en iyi fikirleri, sıradışı bir kriz durumunda kullanmak üzere aklının bir köşesinde bulundurmak için hayran olduğu herkese şu soruyu yönelttiğini söylüyor: ‘Bugüne kadar aldığınız en iyi tavsiye neydi?’.

    İyi yerlerdeki arkadaşlardan tavsiyeler

    Daha sonra konuşmasına sorduğu sorulara ünlü arkadaşlarından aldığı cevaplarla devam eden Kutcher şu isimleri paylaştı:

    Mila Kunis: Yardım isteme şeklinize egonuzun müdahale etmesine izin vermeyin.

    Taylor Swift: Ümitlerini yüksek, beklentilerini düşük tut. Kazanamayacağın hiçbir şey yoktur, en önemlisi de gayret etmek seni kesinlikle her şeyden korur.

    Bradley Cooper: Kendin ol.

    Chris Rock: Dinlemeyi bilmeyenler, lider olamazlar. Ve başarının anahtarlarından biri de kendinden daha akılsız olduğunu bildiğin birini dinleyebilme kabiliyetidir.

    Eric Schmidt: Telefon çağrılarına her zaman geri dönün. Vaktinizi ayırın. Eğer iyi bir enerjiyi dışa vurursanız, size geri döner. Mümkün oldukça ‘evet‘ diyin. Hayat, birlikte seyahat ettiğiniz kişidir.

    Daha sonra Kutcher, kendi cevabını ekliyor: Sıkı çalışmanın yerini alacak hiçbir şey yoktur.

    Kutcher’a göre teknolojinin geleceği

    Kişisel görüşleri ve tavsiyelerinin yanı sıra UberAirbnb ve Spotify başta olmak üzere toplamda 43 teknoloji yatırımı olan Kutcher, teknolojinin geleceği ile ilgili vizyonunu da açıklıyor. Bu açıklamalarındaki başlıca noktalar hükümet müdahaleleri, sanal gerçeklik, biyoteknoloji ve robotlar.

    Artırılmış ve sanal gerçekliğin insanların yeni güçler elde etmesini sağlayacağına inandığını belirten Kutcher, insanların özellikle duyma ve görme konusunda duyularının gücünü artıracağını söylüyor. ‘Sanal gerçeklik dünyasında bir sokakta yürüyebilir ve köşelerden karşınıza canavarlar çıkabilir. Ya da eşime buzdolabının üzerinde yer alacak sanal notlar bırakabilirim.’

    Bir sonraki yatırımı neye olacak?

    Bu soruya Kutcher’dan çok net bir cevap geliyor: ‘İnsanlara.’ Yeni yatırımları ile ilgili net bir bilgi paylaşmayan Kutcher bugüne kadar bilinen 43 yatırıma sahip. Bunların başında Change.org, Vicarious, Washio, Duolingo, Fab, Airbnb, MemSQL, Flipboard ve Path geliyor.