Yazar: mehmetabaci

  • Üretkenlik Azaltan 8 Kötü Alışkanlık

    Kötü alışkanlıklar var ve bunlar bizden çok çevremizdeki insanların hayatını veya zamanını kötü geçirmesini sağlıyor. Düşünmeden konuşmak gibi. Ama bir de bize zarar veren ve bizim farkında bile olmadığımız kötü alışkanlıklarımız var. Bu alışkanlıklar performansımızı ve üretkenliğimizi düşürüyor. İnanmıyorsanız yazıyı okuduktan sonra bir düşünün…

    1. Sabahları acele hareket etmek!

    Yataktan çıkmanız ile evden çıkmanız arasında 10 dakika gibi bir zaman geçiyorsa büyük bir yanlıştasınız. Eğer bunu yaparsanız gününüz kötü başlamış olur ve muhtemelen öyle gider. Vücudunuzun kendine gelmesi için ona zaman tanımalısınız.

    Uyanıp yatakta biraz oturmak, kalkıp basit bir kaç hareket ile vücudu esnetmek, duş almak, dişleri fırçalamak gibi şeyler vücudunuzun kendine gelmesini ve gerekli hormonların salgılanmasını sağlar. Bu nedenle acele hareket etmek yerine daha erken kalkmayı ve yukarıdaki şeyleri rutin haline getirmeyi deneyin. Farkı göreceksiniz. Gününüz iyi başladığı için üretkenliğiniz de artacaktır.

    2. Kahvaltıyı atlamak!

    Kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden birini yapıyorsunuz, lütfen yapmayın. Genellikle ilk maddedeki “acele” ile ilgili olsa da bir çok zaman kahvaltıyı anlamsız sebeplerle atlıyoruz.

    Sabaha kadar uyuduğumuz ve haliyle bir şey yemediğimiz için kan şekerimiz düşük bir şekilde uyanırız. Çoğu zaman gergin, yorgun ve hatta sinirli hissetmemizin nedeni de budur. Eğer bunu atlatmak için güzel bir kahvaltı yapmazsak günümüzün tamamına yansır. Boşuna demiyorlar “kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var” diye. Siz de sabah kalktığınız zaman mutlaka güzel bir kahvaltı ile güne başlayın.

    3. Kolay işleri sabah halletmek!

    Her ne kadar kulağa mantıklı gibi gelse de ilk işiniz kolay şeyleri yapmak olmamalı. Eğer öyle yaparsanız zor ve mücadele gerektiren şeyleri listenin sonuna ite ite en sonunda kısıtlı bir zamanda, dolu bir kafa ile çalışmak zorunda kalırsınız.

    Sabahları zihnin en taze ve açık olduğu zamanlarda, henüz başka şeylerle kafanız meşgul olmamışken zor işleri hallederseniz günün kalanında zor işleri düşünmek zorunda kalmaz, kolay işleri zaten kolaylıkla yapabilirsiniz. Günlük bir görev listesini sabah oluşturun ve zor olanları ile güne başlayın.

    4. Epostalara geldiği gibi yanıt vermeye çalışmak!

    Epostanın var olma amacı bizi rahat ettirmek, rahatsız ettirmek değil. Bunu unutmayın. Bu nedenle her gelen epostaya anında cevap vermek zorundaymışsınız gibi hissetmeyi bırakın.

    Üretkenliğinizi artırabilmek için bırakmanız gereken bir alışkanlıktır bu. En iyisi hemen tüm cihazlarınızda eposta ayarlarınıza girin ve “bildirim” özelliğini kapatın. Çalışmalarınız sırasında belirli aralıklarla maillerinizi kontrol etmeye başlayın ve hem kendi yoğunluğunuz hem de mailin önem sırasına göre cevaplarınızı yazın. Böylece gün içinde defalarca bölünmeyi engellemiş olacaksınız.

    5. Sosyal medya takibi yapmak!

    Siz bir “sosyal medya takip yazılımı” değilsiniz. Bir şeyler kaçırmanız gayet doğal ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki kaçırdığınız şeyler önemli şeyler değil. Çalışma sırasında sizi bölmemesi için sosyal medya hesaplarınızın bildirimlerini de kapatmalısınız. Bildirimleri kapatın ve gün içinde bir kaç defa girip kontrol edin. Emin olun zarardan çok fayda göreceksiniz.

    Unutmadan, sadece 2 dakika kontrol etmek için sosyal medya hesaplarınıza girdiğinizde en az 20 dakika zaman kaybediyorsunuz. Bir de böyle düşünün! Çok önemli olduğunu ve anında görmeniz gerektiğini düşündüğünüz şeyler için özel bildirimler kurabilir, Google Alert gibi araçlar kullanabilirsiniz.

    6. Öğlen yemeği sırasında çalışmak veya çalışırken öğlen yemeği yemek!

    Sabahtan beri çalışıyorsunuz bir arayı bile hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Araştırmalara göre ofis çalışanlarının %80’i neredeyse sürekli ofiste ve masasında öğlen yemeğini yiyor. Muhtemelen bu sizin suçunuz değildir. Hem vücudunuza zarar veriyorsunuz hem üretkenliğinize zarar veriyorsunuz. Yapmayın!

    Öğlen yemeğiniz için mutlaka masanızdan kalkın, mutfakta, kafe, restoran veya güzel bir parkta öğlen yemeğinizi yiyin. Hem vücudunuz için hem de üretkenliğiniz için çok faydalı olacaktır.

    7. Dinlemiyorsunuz!

    “İki işi bir arada yapıyorum, harikayım!” diye düşünüyorsanız bırakın veya düşünen birileriyle beraberseniz hemen oradan uzaklaşın. Özellikle birisi sizinle konuşuyorken ona dikkatinizi vermiyorsanız ve bu sırada çalışıyorsanız hem ondan bir şey anlamazsınız hem de çalışmanız verimli olmaz. Karşınızdakine yaptığınız saygısızlığa girmiyorum bile.

    Biriyle konuşurken, telefondayken veya bir şeyler yaparken tam odaklanmaya çalışın. Böylece hem yaptığınız iş verimli olur hem karşınızdakini iyi anlarsınız ve en önemlisi kendi zamanınız ile beraber başkasının da boşa gidecek zamanını kurtarmış olursunuz.

    8. Uyumadan önce telefonunuzla oynuyorsunuz!

    Geldik en kötü alışkanlığımıza, hatta çağımızın hastalığı bile diyebiliriz. Yatakta telefonla oynamak! Apple ekran rengini değiştiren bir uygulama yaptı diye telefonla oynayabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hala o telefonu elinize almanız demek verimli bir uykuya veda etmek anlamına geliyor.

    Yatağa girmeden önce telefonunuzla işinizi bitirin ve mümkünse elinizi attığınızda ulaşamayacağınız bir yerde bırakarak yatağa girin. Sabah iyi bir uyku almış olarak uyandığınız zaman gece kaçırdığınızı düşündüğünüz şeylerle ilgilenirsiniz… Hatta mümkünse yatak odanızda elektronik hiç bir cihaz olmasın. Ben demiyorum, Lifehacker diyor.

  • Özgüven Güçlendiren 8 Sabah Rutini

    Eskiler boş yere yataktan kalkarken sağ ayağında kalk dememişler. Tabi ki olay ayakta değil, olay güne nasıl başladığınızda. Sabahlar, günün habercisidir. Tüm gününüzün belirleyicisidir. Bu özgüveninizi güçlendirmek için de geçerli. Sabahlar için edineceğiniz 8 alışkanlıkla, ortalığı yıkabilirsiniz.

    Kafanızda dolanan sorunları zihninizden uzaklaştırın

    Sabah kalktığınızda, canınızı sıkan şeylerle uyandıysanız bu düşünceleri savuşturmayın. Oturun ve kendinizle röportaj yapıyor gibi konuşun, neden sonuç ilişkisini ortaya çıkarın. Emin olun ki, bunu yaptıktan sonra kafanıza takılan şeylerin birçoğunun yersiz olduğunu fark edeceksiniz. Geri kalanı için de çözüm yoluna giden ilk adımı atmış olacaksınız.

    Kendinizle motivasyon konuşması yapın

    “You talkin’ to me?” sahnesi neden unutulmazdır? Çünkü çok doğru bir hareket de ondan. Standford’taki araştırmalar da böyle diyor. Her sabah kendinizle yaptığınız motivasyon konuşması, eğitime, sağlığa, ilişkilere iyi geliyor ve etkisi aylar, hatta yıllarca sürebiliyor.

    Biraz deli işi gözükebilir ama siz boş verin el alem ne der diye. Kişisel değerlerinize, başarılarınıza odaklanın. Sizi en iyi siz anlarsınız.

    Yeni bir şeyler öğrenin

    İş dışında bir şeyler öğrenmek, bir yönünüzü geliştirmek kesinlikle size kendinizi iyi hissettirecektir. Zihinsel tatmin yaşamanızı sağlayacaktır. Günlük rutininizi kırmak ve tam artık benden bu kadar dediğiniz noktada kendinize yeni bir şeyler katmış olmak, size kendinizi harika hissettirecek.

    Yenilenmiş bir şekilde uyanın

    Bu da kaliteli bir uyku çekebilmek demek. Uykunuza önem verin. Yapılan tüm araştırmalar, uykunun hayatınızdaki yerinin önemini vurguluyor. Uyku aynı zamanda özgüveniniz ve pozitifliğiniz için de çok önemli. 6 saatten az uyuyan insanlarda özgüven düşüşü yaşanırken, 7-8 saat uyuyan insanların özgüveninin arttığı gözlemlenmiş.

    Kendinizle sabah randevusuna çıkın

    Güne işle başlamayın. Ofise gitmeden önce farklı bir mekânda bir kahve için. Sabah sahilde ya da ağaçların arasında yürüyüş yapın. Psikolog Sherrie Bourg Carter da bu durumun önemini belirtiyor. Bu şekilde, zihninizi arındırıyor, odağınızı artırıyor ve daha net düşünebilmenizi sağlıyorsunuz.

    Her zamankinden daha şık olun

    Her gün bir moda ikonu olmak gibi bir gayeniz olmayabilir tabi ki; ancak iyi giyinmek size kendinizi iyi hissettirecektir. Bu bilimsel araştırmalar tarafından da desteklenen bir durum.

    Sınırları zorlayın

    Eğer sabah egzersizi yapmıyorsanız, artık yapmanın zamanıdır. Spor yapmak her zaman için iyidir. Söz konusu özgüveniniz ise çok çok daha iyidir. Sabahları ne kadar çok spor yaparsanız, vücudunuzda salınan serotonin ve dopamin sizi o kadar güçlü kılar.

    Diğerlerini kafanızdan atın gitsin

    Başkalarının ne dediğine çok takılırsanız, hayatınızın odağından kendinizi alıverir, başka insanları da oraya oturtmuş olursunuz. İşin kötü yanıysa; siz onları o kadar düşünedurun, onların aklına pek geldiğiniz söylenemez. Değer mi? Değmez!

    İnsanların sizin hakkında ne düşündüğünü düşünmek, sizi yoracaktır. Bu insanları görmezden gelin. Kendinizi yine en iyi siz tanıyorsunuz. Onlar konuşur, siz ise kendinize güvenirsiniz.

  • Duygusal Zekası Güçlü İnsanların Belirtisi

    Duygusal zeka, insanların kendi duygularını ve diğer insanların duygularını anlayabilme, yönetebilme ve iletişim kurabilme becerisidir. Duygusal zekaya sahip insanlar, genellikle diğer insanlarla daha iyi bir ilişki kurarlar ve iş hayatında daha başarılı olurlar. Kalp akıl yoluyla konuşur, İşte duygusal zekaya sahip insanların 10 belirtisi…

    1. Duygu yönetimi

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, duygularını kontrol etmeyi ve yönetmeyi öğrenirler. Bu, zorlu durumlarda bile sakin kalmalarını ve kararlarını mantıklı bir şekilde verebilmelerini sağlar.

    2. Empati

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, başkalarının duygularını anlamakta zorlanmazlar. Empati, diğer insanların duygularını anlamak ve onlara duyarlılık göstermek demektir.

    3. Öz farkındalık

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, kendi duygularını anlamakta zorlanmazlar. Öz farkındalık, kendi duygularımızı tanımlama ve anlama becerisidir.

    4. Stres yönetimi

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, stresli durumlarla daha iyi başa çıkabilirler. Stresle başa çıkmak, zorlu durumlarda sakin kalmayı ve uygun adımları atmayı gerektirir.

    5. Motivasyon

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, kendilerini motive etme konusunda daha başarılıdırlar. Kendini motive etmek, hedeflere ulaşmak için gereklidir.

    6. Problem çözme

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, problem çözmek konusunda daha başarılıdırlar. Problem çözmek, zorlu durumlarda doğru adımları atmak için gereklidir.

    7. Sosyal beceriler

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, sosyal durumlarda rahat hissederler. İyi bir iletişimci olmak, iş hayatında başarılı olmak için önemlidir.

    8. Empati

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, başkalarının duygularını anlamakta zorlanmazlar. Empati, diğer insanların duygularını anlamak ve onlara duyarlılık göstermek demektir.

    9. İlişki yönetimi

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, ilişki yönetimi konusunda daha başarılıdırlar. İlişki yönetimi, iş hayatında başarılı olmak için önemlidir.

    10. Karar verme

    Duygusal zekası yüksek olan insanlar, karar verme konusunda daha başarılıdırlar. Karar verme, zorlu durum ile karşı karşıya kaldığımızda, doğru adımları atabilmek için gereklidir.

    Duygusal zekaya sahip olmak, hayatın her alanında başarılı olmak için önemlidir. Bu beceriler, iş hayatında liderlik yapmak, sosyal ilişkileri yönetmek, stresle başa çıkmak, başkalarının duygularını anlamak ve daha pek çok konuda faydalı olabilir. Duygusal zeka, doğuştan gelen bir özellik olmaktan ziyade, öğrenilebilir bir beceridir. Yani, herkes bu becerileri geliştirebilir ve duygusal zekasını artırabilir.

  • Çalışırken, kendi işinizi kurma rehberi

    Kendi işini kurmak isteyen, ancak günlük işinden ayrılmadan bu işi yapmak isteyen birçok kişi bulunmaktadır. Günlük işi bırakmak, birçok kişi için büyük bir risk taşımaktadır; çünkü kendi işlerinin ne kadar sürede büyüyeceğini ya da tutup tutmayacağını bilememektedirler. Bu sebeple maddi riskin altına girmekten kaçınılmaktadır.

    Öncelikle birçok kişinin merak ettiği soruyu cevaplayarak başlayalım. Günlük işinizde devam ederken, kendi işinizi de kurmanız mümkündür. Bir e-ticaret sitesi kurduktan sonra, iki işi de bir arada yürütebilirsiniz.

    Çalışırken İş Kurma Planı Yapmak

    Bu sorunun yanıtını vermek kolay olsa da, bunu hayata geçirmek her zaman kolay olmamaktadır. Birçok girişimcinin en çok zorlandığı ve hata yaptığı konuların üzerinde durulmalıdır. Bu hatalardan ders almak, kendi işinizi kurmadan önce bazı kararlar almanız da bir o kadar önemlidir.

    İşte günlük işinize devam ederken hayallerinize doğru adım adım ilerlemeniz için yapmanız gerekenler:

    • İş kurma sebebinizi ele alın.

    Sadece deneme amaçlı ya da merak için bir atılım yapmayı düşünüyorsanız, iki işi bir arada devam ettirme konusunda zorlanabilirsiniz. Kendi işinizi neden kurmak istediğiniz konusunda net olmalısınız. Ek gelir elde etmek mi istiyorsunuz? Ya da içinde bulunduğunuz işten memnun değilsiniz ve sizi mutlu edecek bir iş mi yapmak istiyorsunuz? İçinde bulunduğunuz durumdan kaçmak için mi böyle bir yola başvuruyorsunuz? Kariyerinizi farklı bir alana mı yöneltmek istiyorsunuz?

    Neden böyle bir işe kalkıştığınız konusunda net olduktan sonra, kuracağınız işe olan yaklaşımınız değişecektir ve bu konudaki kararlılığınız daha da artacaktır. Neden sorusunun cevabı, işe başlamanızdaki en önemli ilk adımdır. Bu nedenleriniz ne kadar sizin için önemliyse, girişiminizde bu hedeflere ulaşma isteğiniz çok büyük bir motivasyon sağlayacaktır.

    • Kendinizi hayallerinize adayın.

    Bir şeyi gerçekten arzulayarak çalışmak çok farklıdır. Hayalleriniz, başarınızı görmenizde bağlayıcı bir etki gösterir. Ne tür bir engelle karşı karşıya olsanız pes etmek yerine, kendinizde çözümü bulmalısınız.

    Bu işi hayata geçirebilmek ve ayakta tutabilmek için ne gibi fedakarlıklar yapabilirsiniz? İşin sonuna gidecek kadar iradeniz var mı? Karşılaştığınız zorluklar ne büyüklükte olursa olsun, işinizin arkasında durmaya kararlı mısınız?Eğer yaptığınız işe bu kadar inanmıyorsanız, büyük ihtimalle istediğiniz sonuçları alamayacaksınız.

    • İşletmeniz için kişisel bir vizyon oluşturun.

    İşletmenizin vizyonunu çok özel ve ayrıntılı bir şekilde oluşturun. İşletmenize yön vermek amacıyla belirlediğiniz vizyon, bu işletmeyi benzerlerinden ayıran görev ve ortak değerlerdir. Bu iş ile neleri başarmak istiyorsunuz? Nasıl bir hedef kitleye, tüketicilere ne gibi sorunlarını çözmek istiyorsunuz? Uzun vadede bu işi nasıl bir yere getirmeyi planlıyorsunuz? Ayda ve yılda ne kadar kazanmak istiyorsunuz? Bu işin, yaşam tarzınızı nasıl etkilemesini istiyorsunuz?

    Vizyon oluşturmak, işinizi daha ciddiye almanızı sağlar ve odağınızın bu noktada kalmasına yardımcı olur. Vizyonunuzu her sabah ve akşam yüksek sesle okuyun, tamamen sonuçlanana kadar odaklanın. Her gün sonuçlar üzerinde odaklanarak fark etmediğiniz noktaları ve olumsuz şeyleri görebilirsiniz.

    • Bir akıl grubu oluşturun/katılın.

    Bu alanda tecrübesi olan ve size danışmanlık yapabilecek kişileri bulmak oldukça önemlidir. Bilmediğiniz bir alanda iş yapmayı düşünüyorsanız, size yol gösterecek kişilerle çalışmak, birçok konuda size fayda sağlayacaktır. Eğer çevrenizde böyle bir danışmanlık sağlayacak kimse yoksa, girişiminizin alanı ile ilgili etkinliklere katılarak insanlarla tanışmaya başlayın. Onlarla iletişim kurarak fikirlerini alın.

    Fikirlerine güvendiğiniz kişilere danışmanlık konusunda tekliflerde bulunun. Bunu iş çerçevesinde yapabileceğiniz gibi ikili ilişkilerinizi güçlendirerek bir dostluk bağı da kurabilirsiniz. Online, telefonla veya yüz yüze gerçekleştirilen akıl grupları toplantıları mevcuttur.

    • Öğrenmeye ve gelişime açık olun.

    İşinizin yönetimi ve kurulumu sırasında birçok yeni zorlukla karşılaşacaksınız. Bu zorlukları aşmak için yeni yetenekler edinmeniz gerekecek. Devamlı olarak yeni yetenekler öğrenmeye hazır mısınız? Elinizdeki sermaye kısıtlıysa, bu işleri devamlı olarak dışarıdan destek alarak yaptıramayabilirsiniz. Bazı konuları kendiniz öğrenmeli ve yeteneklerinizi geliştirmelisiniz. Aksi takdirde sürekli dışarıya iş yaptırdığınızda, sermayenizi hızlı bir şekilde tüketebilirsiniz. Bu nedenle, yeteneklerinizi geliştirmeye hazır olmalısınız.

    • Günlük işinizde pozitif kalın.

    Günlük işinizi sevmiyor olabilirsiniz; ancak bu süreçte ek işinizin finansmanını günlük işinizin sağladığını unutmamanız gerekiyor. Günlük işinize devam etme sebebinizin büyük ölçüde maddiyat olduğunu ele alırsak, kendi girişiminizi ayağa kaldırana kadar günlük işinize devam etmeniz gerekecektir.

    Günlük işinizi yaparken mümkün olduğunca pozitif kalmaya çalışın ve bu işi sizi daha iyi bir yere getirecek bir araç olarak düşünün. Aksi takdirde, buradaki mutsuzluğunuz kendi girişiminizi de olumsuz olarak etkileyebilir.

    • Günlük hedefler belirleyin.

    Planlı bir şekilde hareket etmek ve günlük hedefler belirlemek, işinizi hayata geçirmek için oldukça gereklidir. Kendinize günlük hedefler belirleyin ve haftalık bir takvim oluşturun. Her gün için farklı işlere odaklanabilir ve böylece daha hızlı bir şekilde sonuçlara ulaşabilirsiniz.

    Günlük, haftalık ve aylık planlarınızın olması, ne kadar sürede kendi işinizi hayata geçireceğiniz ve bu işten para kazanacağınız konusunda size bir fikir verecektir.

  • İş Görüşmelerinde Kaçınılması Gereken Kelimeler

    İş görüşmelerinde, bazı kelimelerin veya ifadelerin kullanımından kaçınmak gerekmektedir. Bu kelimeler ve ifadeler, görüşmeye katılan kişilerin olumsuz bir izlenim oluşturmasına ve görüşmenin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olabilir. İşte, iş görüşmelerinde kaçınılması gereken kelime ve ifadeler…

    • İyi

    İyi” kelimesi, işverenlere yeterince bilgi vermediğiniz izlenimini yaratabilir. Spesifik ifadeler kullanmak daha uygun olacaktır.

    • Argo Sözcükler

    Argoda kullanılan kelimeler veya ifadeler, profesyonel olmadığınızı düşündürebilir. İş görüşmelerinde argo sözcüklerden kaçınmak önemlidir.

    • Üzgünüm

    Üzgünüm” kelimesi, kendinizi işverenlerin gözünde zayıf göstermenize neden olabilir. Daha pozitif ifadeler kullanmak daha uygun olacaktır.

    • Şey, Yani, Gibi

    Bu ifadeler, profesyonel bir görüntü vermekten uzaktır ve konuşmanızın akıcılığını bozabilir. Mümkün olduğunca bu tür ifadelerden kaçınmak ve daha kesin ve net ifadeler kullanmak daha uygun olacaktır.

    • Sinir

    Görüşme sırasında sinirli veya gergin bir tavır sergilemek, işverenlerin sizinle çalışmak istememelerine neden olabilir. Bu nedenle, “sinir” kelimesinin kullanımından kaçınmalısınız.

    • Para, Maaş, Ödeme, Tazminat

    İş görüşmesi sırasında maaş veya tazminat gibi konuları açmak, işverenlerin sizin sadece parayı düşündüğünüzü düşünmesine neden olabilir. Bu nedenle, bu kelimelerin kullanımından kaçınmak daha uygun olacaktır.

    • Zayıf Yönler veya Hatalar

    Kendinizle ilgili zayıf yönlerinizi veya hatalarınızı açıkça ifade etmek, işverenlerin sizin özgüven eksikliği veya yeterince tecrübeli olmadığınızı düşünmesine neden olabilir.

    • İhtiyaçlar

    İş görüşmesinde işverenlere ihtiyaçlarınızı anlatmak, onların size öncelikle yardım etmek zorunda oldukları izlenimini yaratabilir. Bu nedenle, “ihtiyaç” kelimesinin kullanımından kaçınmak daha uygun olacaktır.

    • Nefret

    İş görüşmesinde “nefret” kelimesinin kullanımı, işverenlerin size karşı olumsuz bir izlenim oluşturmasına neden olabilir. Nefret kelimesinin kullanımından kaçınmak daha uygun olacaktır.

    İş görüşmelerinde olumlu bir izlenim oluşturmak için, kelime seçiminize dikkat etmeniz ve yukarıdaki kelimelerden ve ifadelerden kaçınmanız gerekmektedir. Görüşme sırasında kendinizi en iyi şekilde ifade ederek, işverenlerin sizi işe almalarını sağlayabilirsiniz.

  • Korkularınızı yenmenin ve başarıya ulaşmanın yolu nedir?

    Girişimci olmak hiç de kolay bir süreç değildir. Harika bir fikirle başlasanız bile, doğru stratejiyi uygulayamamak, korku ve düşünceler insanların yorumları gibi birçok faktör, karşınıza engeller çıkarabilir. Peki, herkes aynı endişelerle başlarken neden bazıları bu zorlukları aşar ve zirveye ulaşır?

    Patrick Bet-David, Entrepreneur Network ortağı ve başarı için iki seçeneğiniz olduğunu söylüyor: Ya korkularınızla yüzleşir ve hayallerini yaşarsın, ya da arkana yaslanır ve teslim olursun. Seçim sizin!

    Korkuları Yenmek ve Başarıya Ulaşmak

    Gün boyunca kafamızın içinde birçok ses dolaşır. İlginç olanı, bu seslerin tamamının bizim içimizden gelmesidir. Bu sesler, başarıya ulaşmamıza engel olan korkularımız ve motivasyon cümlelerimizdir. Her sabah ve gün boyunca, kafamızın içinde bizi takip ederler. Başarıya ulaşmak ise hangi sesi dinlediğimize bağlıdır.

    korku ve suskunluk

    Negatif öngörüleri gerçek gibi algılama, günümüzde yaygın bir durumdur ve kişisel olarak eleştirdiğim bir noktadır. Hayallerimizin gerçek olacağına inanmak, boş bir hayalperestlik olarak görülür. Olumsuz sonuçlar ise en olasıdır ve gerçek hayat budur. Bu düşünce tarzını benimsememizin nedeni, olası hayal kırıklıklarından korunma isteğimizdir; ancak bu, aynı zamanda olumsuz bir zihniyete yol açar ve gün boyunca bizi etkiler. Olumsuza inandıkça, olumsuzluklar devam eder ve bu da hayatımızın bir parçası olur. Oysa olumluya inandığımızda, olumlu şeyler olur ve hayatımız buna odaklanır. Neden çok başarılı bir şirketin sahibi, sıfırdan zirveye çıkmıştır? Onu özel kılan, sizi sıradan kılan nedir? Neden “o” kişi siz olamazsınız?

    Olumlu bir zihniyet, bir girişimcinin geleceğini belirler ve başarısını garanti altına alır. Günü bir amaçla başlamak ve en doğru şeyi yapacağınıza inanmak; hatta hata yaparsanız bile bunu düzeltebileceğinizi bilmek; sizi adım adım zirveye taşıyacaktır. Yeter ki, doğru iç sesinizi dinleyin.

  • Harika ilk izlenim uyandırmanın, Pozitif 10 yolu

    Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor.  Soru basit: “Ona güvenebilir miyim?” Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz.

    1. Konuşmaktan çok dinleyin.

    Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu.

    Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz.

    Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: “Senin yerinde olsaydım” cümlesi kimin hakkında?

    Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman “önemli” kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın.

    2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin.

    Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın.

    Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir. Tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir.

    3. Asla seçici dinleme yapmayın.

    Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler. Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur.

    İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler. Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız.

    4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın.

    Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın. Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız.

    Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır.

    5.  Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın.

    Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir.

    6. Kendinizi beğenmiş davranmayın…

    Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır.

    Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz. Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz.

    7. Başka insanların önemli olduğunu anlamanız gerek.

    Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz.

    Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz. Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir. Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz.

    8. Kelimelerinizi seçin.

    Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler. Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz.

    Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz. Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar.

    9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın…

    Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz. Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız.

    Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır.

    10. Kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun.

    Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar.

    Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz. Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir. Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün.

    • Mütevazi olun.
    • Başarısızlıklarınız paylaşın.
    • Hatalarınızı itiraf edin.
    • Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün.

    İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir. Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir.

  • Stresle Başa Çıkmanın 7 Adımı

    Stres, hepimizin her gün uğraştığı birşeydir. İş hayatında başarıya koşabilmeniz için birden fazla şapkayı aynı anda taşımanız ve gerektiğinde değiştirmeniz gerekmektedir. Aynı anda birden fazla topu havada tutmanız gerekebilir. Stres, hayatımızın günlük rutini haline gelmiş bulunmakta ve stres yönetimi deyimi son yıllarda çok popüler hale gelmiş bulunmaktadır.

    Hayatın her anında karşılaşabileceğimiz stres, uzun süreli olunca sağlık ve odak sorunu ortaya koymaktadır. Özel ve iş hayatınızda stresin etkilerinden korunmak için bazı yollar bulmanız gerekir. Stres ile mücadele etmeniz için uzmanlar tarafından önerilen stratejilere bakalım.

    Duyarlı bir şekilde iletişim kurun.

    Başkaları ile konuşurken beyninizin düşüncesizce fikirlerinizi dile dökmesi kolaydır. Duyarlı konuşmalar, muhabbetler kapasitenin artmasını sağlar. Daima dikkatli konuşun, odaklanın ve anı deneyim edin.

    Stresin birikmesine izin vermeyin.

    Vücudunuz bir şeye ihtiyaç duyduğunda o ihtiyaç ile ilgili bazı uyaranlar verir size. Acıktığınızda yemek yersiniz, susadığınızda ise su içersiniz. Bir rahatsızlığınız veya ağrınız olduğunda bu uyarıları gözden kaçırmayın ve bu sorunları meydana getiren şeyleri ortadan kaldırın. İşe ara verin, kestirin, egzersiz yapın veya bir check-up yapın. Size neyin iyi geldiğini bulun ve uygulayın.

    Kendinizi merkeze koyun.

    Hayatı durdurup kendinizi merkeze oturtun. Bilgisayardan uzak durun ve hayatınıza odaklanın. Meditasyon yapın. Anı yaşayın

    Nefes alın..

    Stresli olduğunuz zaman, kısa ve düzensiz nefes alışverişi yapın. Stresin geldiğini hissettiğiniz an derin nefes alın. Gözlerinizi kapatın ve derin, tam bir nefes alın ve sonra aynı şekilde verin. Gün boyunca günde birkaç kez yapın.

    Biraz daha kibar olun.

    Ben başkalarına kibarım dediğiniz zaman kendiniz içinde aynısını söyleyebiliyor musunuz? Öğle aralarında daha fazla zaman geçirin veya bir kaç gün daha izne ayrılın mümkünse eğer. Bir kaç saati kendinize nazik davranarak geçirdiğinizde dünya çok şey kaybetmeyecektir.

    Kendi alanınızı bulun.

    Tükenmişlik ile çürümüşlük arasındaki balansa bakın. Para için çok sıkı bir şekilde çalışıyorsanız sonuç olarak motivasyonunuzu kaybedersiniz. Dahası, çok sevdiğiniz bir şeyi yapıyorsanız ama sonunu getiremiyorsanız etkileri yine karşılaşırsınız. Ortasını bulmaya çalışın.

    Amaçlı bir şekilde yaşayın ve çalışın.

    Muhteşem bir etki bırakabileceğinizi gördüğünüz bir şeyi keşfettiğiniz zaman o yolda ilerlemek için elinizden geleni yapın.

    İş yerinde oluşan stresi yönetmeyi öğrendiğiniz zaman geceniz size kalır. Sabırlı olun. Size olanları her zaman kontrol edemezsiniz ama nasıl karşılık vereceğinizi ve üstesinden gelebileceğinizi kontrol edebilirsiniz. Hepsinin ötesinde,  sizin kontrolünüzde olan bir şeye sürekli odaklanın: Kendinize…

  • Başarılı ve Mutlu Olmanın 6 Kilit Noktası

    Başarılı ve mutlu olmak, her insanın hayatındaki önemli hedeflerden biridir. Ancak bu hedefi gerçekleştirmek için neler yapmanız gerektiği konusunda bazı ipuçlarına ihtiyacınız olabilir. Başarının herkese uyan tek bir tanımı yoktur. Bazı insanlar için yüksek bir gelir elde etmek anlamına gelirken, bazıları için mutlu ve tatmin edici bir kişisel hayata sahip olmak anlamına gelebilir.

    Başarılı ve Mutlu Olmanın Yolları

    Mutluğu yakalamak oldukça basit. Paykaştığımız bilgi kendinizi geliştirmenize, ilişkilerinizi derinleştirmenize ve etrafınızda daha iyi bir sosyal çevre oluşturmanıza yardım edecektir. İşte, başarılı ve mutlu olmanın 6 kilit noktası…

    1- Kendine Yatırım

    Kendinize yatırım yapmak, başarılı ve mutlu olmanın önemli bir parçasıdır. Bu, sağlıklı bir yaşam sürdürmek, eğitim almaya devam etmek ve kişisel gelişiminizi sürdürmek anlamına gelir. Kendinize yatırım yapmak, size daha fazla özgüven ve özsaygı kazandırır.

    2- Hedef Belirleme

    Başarılı ve mutlu olmanın en önemli unsurlarından biri, hedefler belirlemektir. Hedefler, hayatınızdaki yönünüzü belirlemenize yardımcı olur ve ilerlemeyi sağlar. Hedeflerinizi belirlerken, ölçülebilir, erişilebilir ve zaman sınırları olan hedefler belirlemeye özen gösterin.

    pozitif düşünce

    3- Pozitif Düşünce

    Pozitif düşünce, başarılı ve mutlu olmanın anahtarıdır. Pozitif düşünceler, stresi azaltır, motivasyonu arttırır ve olumlu bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı olur. Her zaman olumlu ve yapıcı düşünmeye çalışın.

    4- Tutku

    Tutkulu olduğunuz işlerde çalışmak, motivasyonunuzu arttırarak sizi başarıya götürebilir. Hayatınızın bir parçası haline getirdiğiniz tutkulu işler, size hem keyif hem de başarı getirir.

    5- Sabır

    Sabırlı olmak, başarılı ve mutlu olmanın bir diğer önemli unsuru. Sabırlı olmak, uzun vadeli hedeflerinize odaklanmanızı sağlar ve hayatınızda önemli değişiklikler yapmanıza yardımcı olur. Sabırlı olmak, zorlukları aşmanıza yardımcı olur ve sonunda başarılı olmanızı sağlar.

    6- Değişime Açık Olmak

    Değişime açık olmak, hayatınızda önemli bir yere sahiptir. Değişime açık olmak, yeni fırsatları keşfetmenizi sağlar ve hayatınızda olumlu değişiklikler yapmanızı kolaylaştırır. Değişim, başarıya giden yolda önemli bir adımdır.

    Başarılı ve mutlu bir hayat‘ın anahtarları, tutkulu olmak, hedef belirlemek, kendine yatırım yapmak, pozitif düşünmek, sabırlı olmak ve değişime açık olmaktan geçer. Bunlar düzenli olarak uygulanarak başarı ve mutluluk elde edilebilir. Kendimize, hayallerimize ve yaşamımıza yatırım yaparak, olumlu bakış açısı ile azim ve sabırla ilerleyebiliriz.

  • Evden Çalışırken Odaklanmanın 10 Etkili Yolu

    Herkes evden çalışmanın hayaliyle yaşıyor olabilir. Ve siz bu hayali yıllar boyu süren çalışmalarınız sonununda gerçeğe dönüştürmüş olabilirsiniz. Ancak ilk bir kaç haftanın sonunda evden çalışmak, performansınıza ket vurmaya başladıysa, umutsuzluğa kapılmayın.

    Son 1 yıldır evden çalışırken yaşadığım tüm odaklanma sorunlarını düşündükçe şunu söyleyebilirim: işler istediğiniz gibi gitmediğinde hayalinizden vazgeçmeyin. Evden çalışmanın da püf noktaları var!

    1.  52 ve 17 kuralını mutlaka kullanın.

    52 ve 17 kuralı da ne? Uzun süredir yapılan araştırmaların ışığında çalışmaya sık sık ara vermenin hem motivasyonu hem de verimliliği arttırdığını biliyoruz. Fakat yakın zamanda yapılan bir deney, çalışmaya ne zaman ara vermemiz gerektiğini ve bu aranın ne kadar sürmesi gerektiğini ideal bir formül haline getirdi.

    Görünen o ki en verimli çalışan insanlar her 52 dakikada bir, 17 dakika boyunca ara veriyor. Tabi bu sizin kişisel tercihleriniz ve yaptığınız işle de ilgili. Örneğin ben, çok uzun süre üretim gerektirmeyen yazılar haricinde, yazı yazarken bölünmekten hoşlanmıyorum bu nedenle her yazı bitiminde 15 – 20 dakika mola veriyorum. Kararınız hangi yönde olursa olsun, telefonunuzun alarmını kurun ve çalışmaya ayırdığınız vakitte dikkatinizi hiçbir şeyin dağıtmayacağından emin olun.

    2. Kendinize rüşvet verin.

    Rüşvet vermek düşündüğünüz kadar kötü bir davranış değil; tabi ki rüşvet verdiğiniz kişi sizseniz. Peki bu rüşvet sistemi nasıl işliyor? Gün içinde yaptığınız iyi davranışların karşılığında gerçekten keyif alacağınız bir şeyler yapın. Kısacası burada rüşvetten kastım, kendinizi ödüllendirmek. Kendinize en sevdiğiniz diziyi izlemeyi ya da bir fincan kahve içmeyi vaad edin. Fakat bunları ancak belirlediğiniz görevi ya da projeyi tamamladığınızda hayata geçirin.

    Ödülünüzün beklentisiyle hem motivasyonunuz artacak hem de daha hızlı çalışacaksınız.

    3. Facebook’unuzu kapatın

    Bu sanırım benim en zorlandığım maddelerden biri. Ama gerçekten işe yarıyor. Yazılarımı hazırlarken Facebook’u, WhatsApp’ı ve beni rahatsız edebilecek tüm sekmeleri kapatıyor, üstelik telefonumu da sessize alıyorum. İkinci maddede göreceğiniz üzere yazım bitince onları açabileceğime dair kendime söz veriyorum. Böylece dikkatim benim kontrolüm dışındaki bildirimlerle dağılmamış oluyor.

    İnternette dolaşırken sosyal medyanın verimliliğinizi arttırdırdığına dair bir makale görürseniz, detaylı bir şekilde okumanızı öneririm. Çünkü bahsedilen araştırma gün içinde sosyal medyayı sürekli kontrol etmenizi önermiyor. Bambaşka bir konuyu ele alarak, sosyal medyayı ofis içi ekip çalışmasına yardımcı olarak kullanmanın verimliliğinizi arttırdığını öne sürüyor.

    Eğer çalışma saatleri içinde sosyal medyayı kontrol etmeden duramam diyorsanız. Benim yaptığım gibi onu ödülünüz haline getirebilir ya da Cold Turkey gibi bir araç kullanarak çalışmanız gereken zamanlarda sosyal medya erişimini tamamen engelleyebilirsiniz.

    4.  Çalışma günlerinizde mutlaka egzersiz yapın.

    Şimdiye kadar egzersiz yapmanın faydalarıyla ilgili sayısız makale görmüşsünüzdür. Egzersiz yapmanın hem modunuzu hem de enerjinizi yükseltmekte faydalı olduğunu biliyoruz.  Peki, çalışma saatlerinde egzersiz yapmanın verimliliğinizi arttırdığın biliyor muydunuz?

    Araştırmacılar, çalışma yerinde haftada 2.5 saat egzersiz yapanların, yapmayanlar oranla daha verimli olduğunu öne sürüyor.

    Egzersizlerinizi gerçekten günün yorgunluğunu üzerinizde taşıdığınız akşamüstleri yapmak yerine, onları günlük programınıza dahil edin. Hem egzersiz esnasındaki performansınızın arttığını hem de iş hayatınızda daha verimli olduğunuzu göreceksiniz. Tüm bunlara rağmen bu yöntem size göre olmayabilir. Örneğin ben bir türlü sabah egzesizlerinden vazgeçemedim. Sabah egzersizleri benim güne enerjik ve mental olarak hazır başlamamın en güzel yolu!

    Eğer gün içi egzersiz yapmak size göre değilse, akşam egzersizlerini sabaha çekmenizi öneririm.

    5.  Kendinize bir baskı seviyesi belirleyin

    Deadlinelardan ve iş ortamının baskısından kurtulduğunuzu düşünebilirsiniz. Kendinizi rahat ve keyifli hissediyor olabilirsiniz. Dikkat edin bu rahatlık, rehavete dönüşmesin. Çünkü etrafınızda size işin ne zaman biteceğini sormayan birileri olmadıkça ya da iş yetiştirme stresi olmadığında kendinizi serbest bırkabilir ve hızlıca sonuca ulaştıracağınız bir projeyi oyalanarak yapabilirsiniz.

    Projeler ve görevler için mutlaka deadlinelar bitiş noktaları belirleyin. Hatta mümkünse bunu beraber çalıştığınız kişilere belirtin. Ve kapılabileceğiniz herhangi bir rehavetin önüne geçin. Bu durum hem odaklanmanızı sağlayacak, hem de sizi disipline edecektir.

    6. Evden çıkın ve farklı yerlerde çalışın.

    Bu madde için herhangi bir araştırmayı örnek gösteremeyeceğim. Çünkü bu madde deneyimle sabit. Ben ne zaman evden çıkıp bir ortak çalışma alanına ya da kafeye gitsem daha verimli bir şekilde çalışıyorum. Daha çok gürültüye ve dikkat dağıtıcı öğeye sahip olmasına rağmen, başka insanların arasındayken yazılarımı daha çabuk tamamlıyor ve daha fazla odaklanmış hissediyorum.

    Bu verimliliğin sebebi evin dışında çalışırken de deadlinelara sadık kalmam olabilir. Bir başka neden ise muhtemelen evde yapmam gereken ev işlerini evde bırakmış olmam.

    Nedeni ne olursa olsun size de deneminizi tavsiye ederim. Evden ayrı geçireceğiniz düzenli bir çalışma günü sizde çalışma isteği uyandırarak verimliliğinizin artmasına neden olacaktır.

    7. Pijamalarınızdan kurtulun.

    Pijamanın rahatlığına karşı koymanın çok zor olduğunu biliyorum ancak giydiğiniz kıyafetler çalışma performansınızı ve verimliliğiniz etkiliyor. Pijama ya da eşofman giydiğinizde, kendinizi gerçekten çalışıyor gibi hissetmezsiniz. Bu da dikkat dağınıklığına yol açar. Daha önce de söylediğim gibi, rahatlık, rehavete dönüşmeye başlar.

    Hertfordshire Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Dr. Karen Pine’a göre seçtiğiniz kıyafetler düşündüğünüzden daha önemli olabilir: “Bir giyim eşyası seçiminde, giysiyi giyen kişi, giysinin karakteristik özelliklerini sahiplenir. İster “profesyonel bir iş kıyafeti” olsun ister “rahat bir haftasonı kıyafeti” olsun bir çok giysinin bizler için sembolik bir anlamı vardır. Yani bir kıyafeti giydiğimizde, beynimize o anlamla uyumlu olarak davranmasını söyleriz.”

    Her gün ofise gidiyormuşsunuz gibi giyinmenizi tavsiye ederim. Giyiminiz verimliliğinizi ve motivasyonunuzu arttırmanın anahtar notalarından biri.

    8. Gün içinde ne kadar çalışacağınıza karar verin.

    Verimli çalışmanızın odak noktalarından biri de bu.  Çalışma arkadaşlarınız ve mesai saati olmadan motivasyonunuzu kolayca kaybedebilirsiniz.

    Ben kendinize mesai saatleri koymanızı öneririm. Kendinize sabah başlama ve akşam bitiş saati koyduğunuz zaman, iş hayatı ve özel hayat arasındaki dengeyi kolayca oturtabiliyorsunuz. Böylece, fazla mesai yapmamış oluyor ve bir sonraki güne daha zinde başlıyorsunuz.

    9. Kendinize özel bir çalışma alanı belirleyin.

    Herkesin kendine özel bir ofisi olma şansı olmayabilir. Yine de çözümü var. Eğer 50 metrekarelik bir apartman dairesinde yaşıyorsanız bile işle ilgili aktiviteleri yapmak için evinizde bir köşe ayırabilirsiniz.

    O alanı sadece işle ilgili aktivitelerde kullanın. Gün içinde aile üyelerinizden o alana bir ofismişçesine yaklaşmalarını isterseniz, siz oradayken kimse sizi rahatsız etmeyecektir.

    Kanepeyi çalışma alanınız yapmak nadiren işe yarar ve sizi sırtınız için durmadan kımıldayarak en rahat noktayı bulmaya iter. Kanepeden çalışmak hem dikkat dağınıklığına yol açar hem de vücudunuz için zararlıdır. Tavsiyem, rahat bir masa ve çalışma sandalyesi almanız yönünde olacaktır.

    Çalışma alanı belirlemek hem size hem de çevrenizdekilere konu mesai saatleri konusunda sınırları çizmenizde ve beklentileri değiştirmenizde yardımcı olacaktır.

    10. Kendinize düzenli olarak sosyalleşmek için zaman ayırın

    Evden çalışmak demek daha az dikkat dağıtıcı öğeye sahip olmak demektir. Ancak aynı zamanda çok daha fazla izolasyon anlamına gelir. Bu içine kapanık insanlar için bile zor bir süreç.

    Bu nedenle hem motivasyonunuzu hem de verimliliğinizi yüksek tutabilmek için haftalık olarak düzenli sosyalleşme organizasyonları ayarlayın. Resmi networking grupları da olabilir, bir arkadaşla kahve içmeye çıkmak ya da bir başka evden çalışan arkadaşınızla aynı evi paylaşmak da olabilir. Düzenli olarak sosyalleşmek sizin çalıma hayatınıza verimlilik ve motivasyon olarak yansıyacaktır.