Yazar: mehmetabaci

  • Liderlik Yeteneklerinizi Geliştirmenin Kolay Yolu: 5 Etkili Özellik

    Kendi işini kurmak istemek, kendi sermayene sahip olup iş kurmak vb. şeyler hemen hemen herkesin hayalidir; ancak iyi bir lider olabilmek, bu hayalin önemli bir parçasını oluşturur.

    Çalışanlarınız, işinizi güçlendiren kaslarınızdır; o kaslara iyi bakarsanız, daha da büyür ve daha büyük ağırlıkların altından kalmanızı sağlarlar. Kimse muhteşem bir lider olamaz belki ama daha iyi bir lider olmak her zaman mümkün. İşte bu 5 basit huya sahip olmalısınız.

    • Pozitif olun

    Pozitifliğin başarılı geri dönüşlerdeki etkisi çok büyüktür. Pozitiflikten ırak olan bir ofis, başarısızlığa mahkum olur. pozitifliğin kaynağı da liderin kendisidir. Pozitif olduğunuzda her şeyin harika gideceğine dair bir garanti yoktur elbet; ancak negatif olduğunuzda başarısızlığın geleceği kesindir.

    • Dinlemek için zaman ayırın

    İnsanlara kulak vermek, onlara saygı göstermenin en kolay yoludur. Bu da ofisteki güven duygusunu yükseltir; bu sayede çalışanınızın size olan bağlılığı artar.

    • Teşekkür edin

    Kibarlık büyük bir erdemdir ve geri dönüşü çok daha değerli olur. Eğer saygı görmek istiyorsanız, çalışanlarınıza karşı nezaketli olun.

    • Kendiniz olun

    Eğer her zaman kendiniz olmayı bilirseniz, bir sonraki gün olmaya çalıştığınız kişiyi hatırlamanız gerekmez. Kendiniz olun. Liderlik hakkına bu kadar kafa yormanıza gerek yok. Çünkü zihninizde bir profil oluşturduğunuz anda, yapay bir insan yaratıyorsunuz. Bu insan gerçek siz olmadığından, yeni bir zorlukla karşılaştığınız her gün sıkıntı yaşıyorsunuz.

    • Ağzınızdan çıkanı yapın

    Maaşı şu tarihte yatıracağınızı mı söylediniz? Yatırın. Projeyi o kişiye vereceğinizi mi söylediniz? Verin! Haftaya izin mi verdiniz? Vazgeçmeyin. Sözünüzde durmak, saygınlığınızı artırır. Güven bağını güçlendirir ve en önemlisi, çalışanınızın şirket için önemli olduğunu hissetmesini sağlar.

  • Etkili Beden Dili Yönetimi

    El sıkışırken sıkı bir tokalaşmayı tercih etmenin, biriyle konuşurken bedenimizi ona dönmenin, her zaman dik yürümenin daha şık olduğu gibi genel geçer şeyleri hepimiz biliriz.

    Beden diliyle ilgili bir de daha geri planda kaldığı halde oldukça belirleyici olan kritik aktörler vardır. İş hayatınızda da özel hayatınızda da karşı tarafa doğru mesajı verebilmek adına biraz da onlardan bahsedelim.

    Eller

    Hiç sakin durmayan ellerimizden başlayalım. Onları okumayı iyi bilen birisi için ellerimizin duyguları yüz ifademizden bile daha kolay dışa vurduğu söylenebilir. Avuç içlerinizin nereye baktığı çok önemlidir örneğin. Düşününce günlük hayatta bununla sık sık karşılaştığınızı siz de fark edeceksiniz; aşağı doğru bakan avuçlar daha kendinden emin bir ifade çizerken avuçları karşı tarafa açık şekilde göstermek çatışmadan uzak durmaktan yana olduğunuzu ve daha savunmasız durduğunuzu ima eder.

    Dudaklar

    Dudaklar tehlikeli biçimde en zayıf duygularımızı dışa vurur. Dudaklarınızı  birbirine bastırmak genelde rahatsızlığın ve negatif duyguların belirtisiyken dudaklarınızdaki en ufak düşme, engellenemeyen bir üzüntünün ifadesi olabilir. Bir toplantıdayken dudak büzmek ise dile getiremeseniz bile karşı tarafa katılmadığınızı gösterir. Dudaklar vücudumuzda en istemsiz hareket eden ve en ufak kıpırtıları ciddi fark yaratan kısımlardan biridir. Dikkat edin, tekrarlanan bir dudak mimiğinizin algoritmasını karşı taraf çözdüğü anda artık apaçık bir kitap gibisiniz.

    Gözler

    Kediler bile uzun süre göz göze bakmanın tehlikeli olduğunu bilir ve kavgalarını başka yöne bakarak yapmaya çalışırlar. Bir bildikleri var olduğuna emin olabilirsiniz. Zira direkt olarak birinin gözlerinin içine bakmak kan basıncınızı ve kalp atışınızı yükseltir.  Dolayısıyla ofis içindeyken de riskli olabilecek durumları göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.

  • Mülakatta olumlu sonuç belirtisi nedir?

    İş başvuru sonucunuzu öğrenmek için yapılabilecek en kısa yol mülakatta kontrole sahip olmanızdan geçiyor. İşe alım uzmanının mülakat sırasındaki hareketlerinden, konuşmalarından başvurunuzun nasıl sonuçlanacağını çıkarım yapmanız mümkün.

    İşte olumlu sonuçlanacak mülakatın 6 belirtisi :

    Vücut dillerini kullanır

    İşe alım uzmanları genellikle sizinle konuşurken arkalarına yaslanır, sizinle sert ve tutarlı bir şekilde göz kontağı kurar. Eğer bu sert bakışlar bir şekilde değişiyor, yerini gülümsemeye bırakıyorsa bu iyiye işarettir. Neşeli tavırlar ile tepkisiz bakışlardan çıkıp sizde olumlu izlenim sağlayacak hareketlerde bulunurlar.

    Ekstra zaman kullanır

    Sizinle konuşmak, sizi tanımak için fazladan zaman ayırıyorsa ya da biraz olsun kendisinden bahsetmeye başlayarak mülakat süresini uzatıyorsa; işe alımınız için olumlu adımlar atılıyor demektir.

    Dikkat dağıtıcı unsurları önemsemez

    Görüşme sırasında yanınıza gelen üçüncü bir kişi, çalan telefon,  yeni gelen mailler işe alım uzmanı tarafından umursanmıyorsa bu iyiye işarettir. Çevredeki dikkat dağıtıcı unsurlara rağmen sizi dinlemek istiyor yani söyledikleriniz ilgisini çekiyor ve hakkınızda daha çok şey öğrenmek istiyor demektir.

    Takım arkadaşlarıyla tanıştırır

    Eğer işe alımınız konusunda olumlu düşünceleri varsa, sizi takım arkadaşlarıyla tanıştırıp onların sizin hakkınızdaki fikirlerini almak ister. Bunun anlamı, mülakatınızın ilk kısmında onu etkilemeyi başardığınızdır.

    Maaş hakkında konuşmaya başlar

    Mülakat sırasında maaş miktarının konuşulması, işe alım uzmanının sizin alımınız hakkında ne kadar ciddi olduğunun göstergesidir.

    Sonraki görüşme hakkında konuşur

    Son aşamada, bir sonraki görüşme için olumlu düşünceler belirtir ve ne konuşulacağı hakkında ipuçları verir.

    Sonraki görüşmenin daha sıcak ve samimi bir havası olacağından hiç şüpheniz olmasın.

  • Mutlu ve başarılı insanların öyküleri

    Birazcık şans oynasa bile başarının arkasındaki temel gerekçenin birkaç akıllı seçimden geldiğini hemen hemen hepimiz biliyoruz. Ve bu akıllı seçimler sonrası mutluluk…

    Bu tarz insanların hepsi çok çalışmıştır, normal insanların 2-3 katı fazla çalışmışlardır. Onları diğerlerinden farklı kılan da daha çok çalışmaları ve başarmak istedikleri amaçlara odaklanmaları olmuştur.

    Hayatlarını değiştiren kararlar

    Richard Branson, Elon Musk gibi adamları diğerlerinden farklı kılan direnmeleri ve hatalarından çıkardıkları ders olmuştur. Bunlar gibi milyarderlerin hepsi zamanında büyük düşüşler yaşadılar ama yılmadılar. Onları bu noktaya taşıyan hatalarından unutulmaz dersler çıkarmaları olmuştur. Yeni bir şirket açıp onu idare etmek bile çok zorken batmış, tükenmiş bir projeyi tekrardan hayata geçirmek ve bunun üzerinden başarılar elde etmek imkansızı başarmak gibi bir şeydir. Ama tarihe adını altın harflerle yazdırmak istiyorsanız size şunu söylemek isterim ki, başka seçeneğiniz yok.

    Mutlu ve başarılı insanların öyküleri

    Bütün başarılı girişimcilerin aldığı bazı hayat kurtarıcı kararlar vardır. Hep birlikte bunlardan etkili olan bir kaçına bakalım:

    Başarısızlığı bir seçenek olarak görmemelisiniz

    Sizleri başarıdan uzaklaştıran temel içgüdülerin başında, başarısızlığı da bir seçenek olarak görüp onu normalleştirmeniz yatmaktadır. Büyük girişimcilerin literatüründe başarısızlık kelimesi bulunmaz. Düşüşler, hayal kırıklıkları yaşayabilirisiniz ama bunu asla bir kabulleniş veya vazgeçiş olarak görmemelisiniz. Her düşüş bir eğitim süreci olarak görülmeli ve o düşüşten büyük dersler çıkarılmalıdır.

    Tutkulu olun

    Tutku, istek olmadan yürüdüğünüz başarı yolunda kendinizi başarısızlıkalarla mücadele etmeye çalışan ve bir müddet sonra bunu kaderinizmiş gibi kabullenen bir umutsuz vaka olarak görebilirsiniz. Bu uzun yolda rakiplerinizle yarışırken avantajlı duruma geçebilmek için yaptığınız işten zevk almanız gerekmektedir. Vergilerle uğraşırken kimse yaptığı işten zevk almaz ama işin insanlarala konuşma ve onlara yardımcı olma kısmına gelince ne kadar mutlu olabileceğimizi hepimiz az çok hesaplayabiliyoruz.

    Merakının ittiği yere gittiğinde, ilgini çeken şeylerle iç içe yaşadığında ve seni en çok sıkan sorulara cevaplar bulduğunda; seni alanında en iyisi yapmaktan alıkoyacak bir şey kalmayacaktır.

    Anlamlı şeyleri arayın

    Yaptığınız işi sırf para kazanmak için yapıyorsanız hem başarılı hem de mutlu olmanız biraz zor olacaktır. İşinizde bazı anlamlı detaylar arayıp bulduğunuz zaman, hayat sizin için daha anlamlı bir hal alacaktır. Toms ayakkabılarının sahibinden örnek verecek olursak, ihtiyacı olan çocuklara 625 milyon dolar para yardımı yaparak ve 35 milyon çift ayakkabı göndererek işine çok büyük anlamlar katmış bulunmaktadır. Kendi işinize kendi amaçlarınız dışında başkalarınında mutluluğu ile bağlandığınız zaman daha çok mutlu olursunuz. İşinize daha sağlam motive olursunuz.

    Diğerlerine oranla daha sıkı (akıllı) çalışın

    Size yapabileceğim en büyük ve etkili tavsiye; hiç kimsenin yapmaya kalkışmadığı işleri yapmaya gönüllü olun, başkalarının kendine güvenmediği veya yapamam dediği alanlara yönelin. Başarıda en tepede olan her sporcu, girişimci o noktaya gelmek için diğerlerinden bir kaç kat daha fazla mesai harcamıştır.

    Bu noktalara gelmek için partilerden ve televizyondaki eğlenceli bir filmden feragat etmiş olabilirler ama çok sağlam bir yetenek ve güçlü ilişkiler geliştirmişlerdir. Başarıyı yakalamak için egzersizin belli bir saati yoktur. Düşünceli, akıllı çalışan herkes ne kadarın en iyisi olması için yeteceğini bilir. Gerçek fırsatları yakalayıp, değerlendirdiğiniz zaman mükemmeli yakalamış olacaksınız.

    Dinlenin, rahatlayın, gevşeyin

    Günün, ayın ve  hatta yılın hemen hemen tüm zamanlarını büyük bir şekilde motive olmuş, amaçlarını gerçekleştirmeye çalışır bir şekilde olmak ne mümkün ne de mantıklıdır. Bu zamanları iyi ayarlamak ve sağlığınıza dikkat etmek gerekir. Bu ikisini dengede tutmak bir girişimci için olmazsa olmazlardandır.

    Stanford’da yapılan araştırmalar saat başına düşen verimlilik haftalık 55 saatten sonra anlamsız hale gelmektedir. Yani anlayacağınız 55 saatten fazlası zarar. Enerjinizi toplamanız için dinlenmeye, farklı şeyler yapmaya, kafanızı boşlatmaya ihtiyacınız olduğunu unutmamalısınız. İş dışındaki aktivitelerinizi akşamları ve haftasonları yapmanız iş saatlerine daha hazır girmenizi sağlayacaktır. Daha zinde bir haftaya girmiş olursunuz. İyi haftalar.

  • Kadınların ofisde sürekli üşümesinin bilimsel nedenleri

    Ofiste her zaman üşüyen bir kadınsanız, yalnız değilsiniz. Yeni bir araştırmaya göre, çoğu ofis binası, ortalama bir insanın vücut ısısı için rahat olacak bir sıcaklıkta tutuluyor. Kadınlar tipik olarak erkeklerden daha az vücut ısısı üretirler, bu da iş yerinde kendilerini daha soğuk hissettikleri anlamına gelir.

    Termostatı ayarlamak, insanları daha konforlu hale getirmenin ötesinde faydalar sağlayabilir. Araştırmalar, ofis sıcaklığını kadınların ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak şekilde ayarlarsak enerji tasarrufu sağlayabileceğimizi gösteriyor. Dünya genelindeki ofis sıcaklık standartları, 1960’larda Amerikan Isıtma, Soğutma ve İklimlendirme Mühendisleri Derneği tarafından geliştirilen bir modele dayanmaktadır.

    Sıcaklıktan Daha Fazlası Mı Var?

    Hava sıcaklığı, hava hızı, bağıl nem, giyim ve vücut ısı üretimimizin metabolizmaya oranı gibi faktörleri hesaba katan termodinamik ilkelerine dayanmaktadır. Bununla birlikte, anekdot niteliğindeki kanıtlar, kadınların erkeklerden daha sık üşüdüğünü göstermektedir. Bunun nedeni, kadın vücudunun erkek vücudundan daha az ısı üretmesidir. Ortalama olarak, kadınların erkeklerden daha az kası ve daha fazla yağı vardır ve kas, yağdan daha fazla ısı üretir.

    Araştırmacılar ideal iç mekan sıcaklığını ayarlamanın bir fark yaratıp yaratmayacağını görmek için kadınların metabolizması hakkında bilgi ekledi. Hafif ofis işleri yapan 16 genç kadından oluşan küçük bir grubun metabolik hızlarını ölçtüler. 1960’lar modeli için hesaplanan standart değerlerin çok düşük olduğunu gördüler.

    Başka bir deyişle, standart sıcaklıklar çok düşüktür. Bulgular, tüm çalışanların bazı binalar kadar klimaya ihtiyaç duymadığını, yani birçok binanın termostatlarını ayarlayarak enerji tasarrufu sağlayabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, standart sıcaklıkların cinsiyete ek olarak yaş, vücut tipi ve iş tipine göre ayarlanmasını önermektedir.

    Çalışma küçüktür ve bulguların daha büyük bir çalışma ile doğrulanması gerekir.

  • Steve Jobs’un Tutku Tanımı Nedir?

    Steve Jobs’ın 2007 yılındaki videosundan yola çıkarak girişimcilerin hırslı olup olmamaları gerektiği üzerine tartışmalar yürütülüyor. Jobs’un bu videoda söylediği her şey doğru aslında. Tutku, hırs insanoğlunun bütün iniş ve çıkışlarında başarmaya çalıştığı amaca ulaşmak için daima gereklidir. İster iş hayatında isterse aile hayatında olsun tutku, istek olmadan bir şeyleri gerçekleştirmek gerçekten de çok zor.

    Benim yıllardan beri bu konuda izlediğim videolar ve okuduğum makalelerden edindiğime göre insanların çoğu tutku, hırs, istek kelimesini sadece bir şeyleri yapma isteğini arttırma, heyecan duyma anlamında görmektedir. Bu, ya eksik ya da yanlış bir anlam ortaya çıkardığından sizleri hedeflerinizde de ya eksik bırakacak ya da yolunuzdan döndürecektir.

    Başarıya Giden Yolun Anahtarı

    Şimdi sizlere Steve Jobs’ın tutku, hırs, istek derken tam olarak ne demek istediğini açıklamaya çalışacağım.

    Tutku, duygunun ötesindedir

    Tutku duyguların ötesindedir çünkü duygular geçici şeylerdir. Sadece birine karşı beslenen romantizm duygusu veya aşırı öfke uzun sürebilen duygulardır. Duyguların sürekli devam ettiğini düşünüyor olabilirsiniz ama işin aslı gelip geçici olduklarıdır yani duyguda dibe çökme, alçalma gibi bir durum vardır.

    Bir duyguyu yıllarca aynı derecede ayakta tutabilmek şaşırtıcı derecede zor bir şey olmakla birlikte bunu başarabilenlerin de kalan enerji ile başka bir şey yapabilmeleri pek mümkün görünmemektedir.

    Tutku, inançtır

    20. yüzyıl teologlarından Paul Tillich inancı öznesi ne olursa olsun en son endişe, en üst düzey endişe diye tanımlamaktadır. Bu tanım tutku için pek fena tanım olmazdı. Ne olduğunun bir önemi olmaksızın, siz inançlarınızın merkezinde olan şeye göre hareket edersiniz. Bu da bir girişimci için elinde olan iştir. Mesele sadece para kazanmak değildir. İş alanında tutku paradan çok ürettiğiniz ürün ortaya koyduğunuz servis ve var olan müşteri deneyiminizi de kapsar.

    Tutku, eylemdir

    Tutkulu olmak eylem halinde olmaktır. Eylem halinde olduğunuz zaman tutkulu olduğunuz objeye daha yakın olursunuz. Eğer sizde günümüzde bir çok insanın yaptığı şeyi yani yapmaktan çok konuşmayı tercih ediyorsanız, hiç bir zaman amacınıza ulaşamazsınız. Ayrıca sırf iş yapıyor görünmek amacıyla da hareket ediyorsanız yine tutkunuz ile hareket etmiyorsunuz demektir. Amacınızı yatırıma dönüştürecek hareketlerde bulunmalısınız.

    Tutku, başarıyı garanti etmez

    Sanırım girişimciler için duymak istemeyecekleri bölüm bu olsa gerek. Çoğunluğu işin olumlu yönüne odaklanır ve gerekeni yaptıklarında ortaya hep getirisi olan sonucun çıkacağını umarlar. Gerçeği söylemek gerekirse hiç bir zaman o hayal ettiğiniz zenginliğe erişemeyebilirsiniz. Tabi bunun sebebi yeteri kadar istemeyişinizden değilde uçuk kaçık ihtimallere dalıp uzun soluklu enerji harcamanızdandır.

    Tutku, yapmaktan gelir

    Aktörler genellikle fiziksel olarak yaptıkları şeye odaklanırlar. Karakterin giyimine, konuşmasına, hal ve hareketlerine odaklanır bir sanatçı olarak. Bunları yapmadığın zaman bilinçaltın devreye girmez, duygularını harekete geçiremezsin ve rolüne odaklanamazsın. Böylece kitleyi o yönde ikna edemezsin ve başarısız olursun.

    Tutku da böyle bir şeydir. İlgilendiğin bir şey ile başlayarak hem kendini hem de tutkunu ikna etmelisin. Bunun üzerine her gün çalışmalısın. İstediğini elde etmek için efor sarfetmelisin. Bunu sürdürülebilir bir şekilde yaparsan amaçlarını gerçekleştirme yolunda ilerlersin.

  • Ekibinize İlham Vermenin 5 Yolu

    Teslim tarihi yaklaşmış, müşteriler bekliyor; ancak ekibiniz biraz verimsiz mi gözüküyor? Hemen onlara kızmayın. Derin bir nefes alın ve çözüm yollarına bakın. Sonuçta siz onların liderisiniz ve onlara ilham vermeden, üretici olmalarını bekleyemezsiniz. Peki ne mi yapmanız lazım? İşte karşınızda, ekibinize ilham vermenin 5 yolu.

    1. Vizyonunuzu, ekibin tüm üyeleriyle tek tek paylaşın.

    The Huffington Post’ta Anush Kostanyan’ın dediğine göre, herkes her ekip bireyinin başarılı olmasına sebep olan birlik vizyonuna sahipse, motivasyon ve ilgi, alınan tüm aksiyonların görünmez noktası haline geliyor. Peki bu nasıl mümkün oluyor?

    Ekibinize İlham Vermenin 5 Yolu

    Harvard Business Review’dan Kelly Decker ve Ben Decker, iki noktayı akıldan çıkarmamak gerektiğini söylüyor. Bunlardan biri, iletişimi iyi sağlayabilmek. Örneğin, Esra’nın ekibin IT ekibi. Seda da pazarlama ekibinden sorumlu. İki liderin ekibinin ihtiyaçları algılama dili farklı, ancak hedefleri aynı. Bu durumda grup liderleri, ekipler arasındaki iletişimde tercüman olma görevini üstlenmeli.

    İkinci nokta ise mantıklı sebepleri, duygusal amaçlarla harmanlayarak çoğaltmak. Bu sayede ekibiniz, “yapmalıyım”dan “yapmak istiyorum”a geçecektir.

    2. Kişisel gelişimleri için fırsat sunun.

    Çalışanlarınız kişisel gelişim sağladıklarını düşündüklerinde, takımları için de faydalı olduklarını düşünür. Tabi ki, kişisel gelişim sadece iş ortamında geçerli olan bir şey değildir. Kendilerini geliştirmeleri, özel hayatlarında da onlara destek olur. Bu konuda çalışanlarınıza yardımcı olabilmek için yapacaklarınız ise şöyle:

    • Ekibinizin becerilerini geliştirmesi ve yeni teknikler öğrenebilmeleri için yılda en az bir kez eğitim seansı gerçekleştirin. Bunun için gerekli bütçeyi sağlamaya çalışın.
    • Koçluk ve akıl hocalığı kurslarına katılın.
    • Çapraz eğitim programları veya vardiya sistemini düşünün.
    • Ekibinizi yeni hedefler geliştirme konusunda teşvik edin.
    • Aktarılabilir yeteneklere odaklanın.
    • Ofiste kitap takas günleri yapın.
    • Ekibiniz için özel eğitimleri workshoplar ve seminerlere kayıt yaptırın.
    • Birlikte gönüllü olun

    3. Kolları sıvayın.

    Dünyanın en iyi liderleri, tüm gün boyunca bir ofiste oturarak saklanıyor mu sanıyorsunuz? Tabi ki hayır! İyi liderler ortalıkta görünür, kolları sıvar ve ekibe katılır. Onlarla beraber iş yapar. Bunu yapmak sadece ekibinizi değil, sizi de geliştirecek ve paslanmanızı önleyecektir. Siz onlara öğretirken, onlar da size öğretecektir.

    4. Onları takdir edin ve minnettar olduğunuzu belirtin.

    Bu çalışanınız için en büyük motivasyonlardan biridir. Küçük bir teşekkür bile onlar için çok şey ifade eder. Bunu yapmak için şu yolları takip edebilirsiniz:

    • El yazınızla yazdığınız bir not verin.
    • Periyodik olarak onlarla iletişime geçin ve tebrik anlamına gelen şeyler yapın ya da bilgilendirici makaleler yollayın.
    • Gerek ofis içinde gerek ofis dışında, her ekip üyesiyle zaman geçirin.
    • Teşekkür ederken net olun. Örneğin, çalışanınıza teslim tarihinden çok önce işi teslim ettiği için teşekkür edin.

    5. Onlara örnek olun.

    Lider ve yazar olan Brian Tracy, iyi bir liderin örnek bir insan olduğunu söylüyor. Gerek gözler önünde gerekse gözlerden uzaktayken. Örnek bir lider, güvenilir bir insan demektir. Çalışanları onun sözüne güvenir. Güvenilir bir insan, veremeyeceği sözleri asla söylemez ve verdiği sözü de her zaman tutar.
    Ekibinizle, daha nice başarılar elde etmenizi dileriz.

  • Platform Oluşturma ve İçerik Stratejisi

    Platform terimi, mesajınızı duymak isteyen kişilere ulaşma yeteneğinizi tanımlamak için kullanılır. Konuşmalarda ve iş dünyasında sıkça kullanılan bir kavramdır. Platformunuz, markanızı, güvenilirliğinizi ve fikri mülkiyetinizi yansıtır. Platform, fikirlerin, etkinliğin ve gelirin kesiştiği bir alanda var olur.

    Platform neden bu kadar önemlidir? Medya dünyasında temel bir gerçeği kabul ediyoruz: Talebin çokluğuna karşın içeriğin kısıtlı olması. Mesajınıza ulaşmaya çalıştığınız kişiyi düşünün. Bu kişi genellikle sizin gibi geniş bir platformda yer alan birçok kişiye maruz kalır.

    İçeriğinizle Kitlenizi Etkileyin

    Her yıl yüz binlerce kitap yayınlandığını unutmayın; okuyucunuzun aynı zamanda blog yazarlarından, televizyon kişiliklerinden, dergi sahiplerinden, YouTube ve Netflix gibi platformlardan etkilendiğini farkedin.

    Örneğin, girişimci Gary Vaynerchuk birçok programda yer aldı, Ellen’den NPR’ye ve CNN’e kadar. New York Times ve Wall Street Journal’da en çok satanlar listesine girdi ve bir milyondan fazla takipçisi bulunan Twitter’da aktiftir. Kendi ailesine ait şarap üretim tesisinin yıllık geliri 3 milyon dolarken, Vaynerchuk bu süre içinde bunu 45 milyon dolara çıkardı. Vaynerchuk, tek bir işe odaklanan biri değildir, aksine birçok işle meşguldür. Kendisine “Vayniacks” adını veren bir hayran kitlesi bulunmaktadır.

    Değerli içerikler oluşturmak ve ilgi çekmek için üç faktöre ihtiyaç vardır. İlk olarak, tutkulu olduğunuz bir konuya odaklanmanız ve kitleyi ve ihtiyaçlarını belirlemeniz gerekmektedir. Ardından, bu tutkuyu hedef kitleye uygun içeriklere dönüştürmeniz gerekmektedir.

    • Kendi tutkunuzu bulun ve bu konuyla ilgili içerik oluşturmaya başlayın.
    • Bilginiz ışığında yazmaya devam edin ve bilgiyi derinleştirirken okuyucularınızı kaybetmeyin.
    • Kısa ve uzun vadeli hedefler belirleyin ve içeriği kimin oluşturacağına karar verin.

    Kendi içeriğinizi mi oluşturmak istersiniz yoksa çalışanlarınız mı sizin düşüncelerinizi yansıtan içerikler oluşturacak? Bu sorulara verdiğiniz cevap, bir platform oluşturup oluşturmayacağınıza (veya işletmeniz olup olmadığına) bağlıdır. Kişisel bir platform geliştiriyorsanız, hayranlarınızın sizin kişisel asistanınızla değil gerçek bir kişiyle etkileşimde olduğunu hissetmeleri önemlidir.

    Bir içerik stratejisi belirleyin.

    İçeriğinizi nasıl sunacaksınız? Blog, video, sunumlar, web seminerleri, makaleler veya bir kitap mı? Bu yöntemlerin karışımı, içeriğinizi en etkili şekilde sunmanın genellikle en iyi yoludur. Hangi yöntemlerin kitlenizin en iyi şekilde yanıt verdiğini not alın. Onlar nasıl öğrenmeyi tercih ediyorlar? İçeriğinizi iletmek için en iyi yöntem nedir?

    İçeriğinizin kitlenizin ihtiyaçlarına uygun olduğunu iki kez kontrol edin.

    Onlar kimlerdir? Ne iş yapıyorlar? Hangi mücadelelerle karşı karşıyalar? Neleri önemsiyorlar ve hangi kaynakları takip ediyorlar? Rakiplerinizin neler sunduğunu bilmek de oldukça önemlidir. Kendinizi farklılaştırarak sahada boş bir alan yaratarak dikkat çekmeye odaklanmalısınız.

    Yeni içerik oluşturmak için bir düzen planı hazırlayın.

    Bir program oluşturun ve ona bağlı kalın. İçeriğinizin tutarlı olmasını sağlamak için bir yayın takvimi oluşturun. İçerik Pazarlama Enstitüsü, bir yayın takvimi oluşturmak için bir kılavuz sunar. Bu takvim, içeriğinizi takip etmenizin yanı sıra farklı hedeflere uygun içeriklerinizi düşünmenize de yardımcı olur.

    Alanınızdaki yeni gelişmeleri takip edin.

    Artık bir uzman olarak kabul edildiğiniz için, güncel kalmak önemlidir. Kitlenizin yeni bilgi ve fikirler için size güvenebileceğini bilmeleri gerekmektedir… Aksi takdirde, alanınızdaki bir sonraki uzmana yer açmış olursunuz.

    Harika içerikler, iyi fikirlerin, tutkunun ve kitlenin birlikte çalışmasıyla elde edilir. Örneğin, Vaynerchuk, dinleyicilerinin ihtiyaç duyduğu benzersiz bir video deneyimiyle şarap hakkında konuştu. Her şeyden önce, otantikti ve samimi bir iletişim kurdu. Çünkü güçlü bir platform oluşturmak için yeterli zamanı yoktu. Kendiniz olun ve sizi diğerlerinden farklı kılan özelliklerinizi öne çıkarın!

  • Ofis Hayatında Davranış Kuralları

    Ofis arkadaşı, günlük hayatınızın ciddi bir bölümünü paylaştığınız kişidir. Nasıl ki, evde belirli bir düzen içerisinde yaşamak için kurallara uyuyorsunuz; ofis için de durum aynıdır. Giriş çıkış saatleri gibi şeyler tamam da, bir de ofislerin konuşulmayan kuralları var. Peki, neler bunlar?

    • Müziği kulaklıkla dinleyin.

    Eğer sesi dışarı verecekseniz, ilk olarak çevrenizdeki arkadaşlarınızdan izin alır. Başka birinin dikkati dağılabilir.

    • Kullandığınız bardakları lavaboya dizmeyin.

    Mutfakta çalışan bir abla olsa bile her işi ona bırakmayın. Ya elde yıkayın ya da bulaşık makinesine koyun.

    • Ofiste ayakkabı çıkarılmaz.

    Farkında olmadan ayak kokunuzla başkalarını rahatsız edebilirsiniz. Ayaklarınız kokmasa bile, ayağı kokan biri, sizi gördükten sonra aynısını yapacaktır. O zaman sizi kim savunacak?

    • Başkasının sütünü kullanmayın.

    Kahvenize bir damla, gevreğinize bir bardak, hiç fark etmez. Siz ve sizin gibiler yüzünden o kişi sürekli olarak süt almak zorunda kalıyor. En azından bir sorun.

    • Elinizi kaldırıp, patronunuza çak işareti yapmayın.

    Oldu da o sizden çakmanızı istedi, o zaman kesinlikle çakın.

    • Ofis tuvaletini uzun süre işgal etmeyin.

    Bu gerçekten herkes için ıstıraba dönüşüyor. Bırakın başkaları da o tuvaleti kullansın.

    • Ofis mikrodalgasında balık gibi kokan şeyler ısıtmayın.

    Eğer bunu yaparsanız, ertesi gün ısıtmak istediğiniz süt de balık kokacaktır.

    • Masanızın sınırını aşmayın.

    Eşyalarınız arkadaşlarınızın masasına taşmasın.

    • Hep beraber sigara molasına inmeyin.

    Patronunuz ya da yöneticiniz bir anda ofisi boş görürse, külahları değişebilirsiniz. Sonra sigara molalarına da kısıtlamalar gelir.

    • Temizlik gününden önce, atılmasını istemediğiniz şeylerin üzerine not yazın.

    Olur da çok önemli bir dosya kaybolursa, temizlikçiden çok sizin başınız derde girer.

    • Sabah ofise girdiğinizde herkese günaydın deyin.

    Ofise verdiğiniz enerji, kalıcılığınız açısından önemli.

    • Yapmanız gereken telefon görüşmelerini, eğer çok acil değilse, insanların çalışmadığı ortamlarda yapın.

    İş olsa bile çevrenizi rahatsız etmeyin.

    • Toplantılardaki konuşmaları sorularınızla bölüp durmayın.

    Mümkünse konuşmanın sonuna saklayın.

    • Ofis malzemelerini eve götürmeyin.

    Açıklamaya gerek yok, yeterince ayıp bir hareket.

    • Bilmediğiniz şeyleri ilk olarak üstünüze değil Google’a sorun.

    PDF isteyen adama PDF nedir diye sorulmaz.

  • Warren Buffett’in Zenginlik Sırları

    Zengin olmak için bir yerden başlamak gerekir, çoğu başarılı zenginler böyle yapar. Ama sadece başlamak yetmez, aynı zamanda doğru stratejileri uygulamak ve sabırlı olmak da gerekir. Milyarder Warren Buffet’un eskiden gelen bir zenginliği yok. Sahip olduklarının %99’unu 50 yaşından sonra kazandı. Peki bunu nasıl yaptı?

    “Money: Master the Game” başlığı altında bir etkinliğe konuşmacı olarak katıldığında Tony Robbins şu soruyu sormaya karar verdi.

    • TR: Dünyanın en zengin adamı olmayı nasıl başardınız?

    WB: Girişimci ve iş adamları danışmanı Lewis Howes’ın “Büyük Okul” eğitici videoları sayesinde.

    Gülümsedi ve şöyle devam etti, “Üç şey olmalı. Fırsatlar ülkesi Amerika’da yaşamak, uzun bir ömür ve bileşik faiz.”

    Buffett, her zaman işleri basite indirger ve üzerinde yoğunlaşır bu yüzden düşük maliyetli fonları önerir.

    Buffet ‘ın servet anahtarlarından biri de sadece zamandır: Başarılı yatırımlar ve geçen 60 yılda bileşik faizle birlikte yatırımlarının meyvesini almaya başardı. Bileşik faiz ile yatırımlarınızdan kazandığınız faizle kazanımlar elde ediyorsunuz.

    Kazandıkça yatırımınız bir kartopu gibi zamanla değerlenir, Buffett’a olduğu gibi ve bu kartopu bir milyar dolara dönüşebilir. Yani “sadece faiz” diye düşünmemek lazım çünkü önce paradan para kazandıracak ana parayı kazanmak gerekiyor.