Yazar: mehmetabaci

  • Fırat Yılmaz Çakıroğlu Kimdir?

    Doğum Yeri: Konya / Türkiye

    Doğum Tarihi: 1 Ocak 1991

    Fırat Yılmaz Çakıroğlu, 1 Ocak 1991 tarihinde Konya’nın Akşehir ilçesinde dünyaya geldi. Babası Fuat Mahir Çakıroğlu ve annesi Özlem Çakıroğlu’nun tek çocuğuydu. 1996 yılında öğretmen olan annesi Özlem Çakıroğlu’nun Diyarbakır’a tayini üzerine, Fırat çocukluğunu ve ilkokul yıllarını Diyarbakır’da geçirdi. Kendisi CHP’li bir ailede yetişmiştir.

    Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi olan Fırat, ayrıca formasyon dersleri almaktaydı. Ülkü Ocakları Ege Üniversitesi sorumlusu olarak da görev yapmaktaydı. Fırat Çakıroğlu cinayeti, 20 Şubat 2015 tarihinde Ege Üniversitesi’nde karşıt görüşlü öğrenciler arasında başlayan kavganın ardından yaşandı. Fırat Yılmaz Çakıroğlu, üniversite içindeki kavgada bıçaklanarak hayatını kaybetti.

    Fırat Çakıroğlu’nun adı, Tarsus’ta bir spor merkezine ve Nazilli’de parka verilmiştir. Elvankent’te adına bir hatıra ormanı oluşturulmuş, İzmir’in Menderes ilçesinde de bir spor tesisine ismi verilmiştir. Ege Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi olarak, 20 Şubat 2015’te üniversite içinde terör yandaşları ile Ülkücü-Atatürkçü gençler arasında çıkan kavgada bıçaklanarak yaralandı. Kan kaybından dolayı hastaneye yetiştirilemeden yaşamını yitirdi. Olayın basitleştirilmiş anlatımına göre, “karşıt görüşlü iki grup arasında çıkan kavga sonucu bir öğrenci öldü” denilmektedir. Ancak gerçekte, Fırat Çakıroğlu’nun sürekli saldırıya uğraması, ölüm tehditleri alması ve yaşadığı zorluklar, olayın daha derin bir nedeni olduğunu göstermektedir.

    fırat yılmaz çakıroğlu kimdir

    Fırat, okula ve derslere sürekli saldırıya uğramaktan dolayı kız arkadaşıyla beraber görünmezdi. Hatta dışarıda bile bir araya gelemezlerdi. Çakıroğlu, terör yandaşları tarafından defalarca saldırıya uğramasına rağmen, rektörlüğe yapılan şikayetlere rağmen herhangi bir önlem alınmamıştı. Fırat Çakıroğlu, polislik sınavını kazanmış, ancak kolundaki dövmesi nedeniyle girememiştir. Öğretmen olup kendi gibi öğrenciler yetiştirmeyi hedeflemişti. Ancak 20 Şubat 2015’teki kavga, bu hedefine ulaşmasına engel olmuştur. Kavga sırasında terörist ve ülkücü grup arasında cesurca koşan Fırat Çakıroğlu’nun duruşu, hainleri korkutuyordu. Ancak kavga sonucunda bacağından ve göğüsünden bıçaklanarak hayatını kaybetti.

    Fırat Çakıroğlu’nun şehit oluşu, onun dik duruşu ve vatan sevgisiyle bilinen bir yiğit olduğunu göstermiştir. Ölümü, Türkiye’de birçok kişiyi etkilemiş ve anısını yaşatmak adına çeşitli yerlere adının verilmesine neden olmuştur.

    And olsun ki Fırat Çakıroğlu’nun karşısında duranlar, onun gibi dik duran ve gerektiğinde yanında olacaklardır. Hakkını helal et. Ruhun şad mekanın cennet olsun…

  • Akıllı Ev Teknolojilerinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

    Günümüzde, evlerimizde kullanabileceğimiz birçok akıllı cihaz bulunmaktadır.
    Bunlar, evimizin farklı alanlarında kullanabileceğimiz akıllı termostatlar, akıllı aydınlatmalar, akıllı güvenlik kameraları, akıllı ev otomasyon sistemleri, akıllı cihazlar ve diğer birçok teknolojik ürünü içermektedir.

    Bu cihazlar, evlerimizi daha konforlu, güvenli ve pratik hale getirirken, aynı zamanda insan sağlığı üzerinde de etkileri olabilir.

    Elektromanyetik Alan (EMF) Etkisi

    Bazı akıllı cihazlar, kablosuz iletişim teknolojileri (Wi-Fi, Bluetooth) kullanarak çalışır ve elektromanyetik alan (EMF) yayarlar. Bu EMF’ler, insanlar için potansiyel olarak zararlı olabilecek düzeylerde olabilir. Özellikle, uzun süreli maruz kalmaları, uyku bozukluğu, baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir.

    Işığın Etkisi

    Akıllı aydınlatma sistemleri, gün ışığına duyarlı sensörler sayesinde evimizdeki aydınlatmayı otomatik olarak ayarlar. Sistemlerin sürekli olarak odadaki ışık seviyesini değiştirmesi, göz yorgunluğu ve diğer göz rahatsızlıklarına neden olabilir. Bu nedenle, evdeki aydınlatma sisteminin kullanımı iyi bir şekilde planlanmalıdır.

    Hava Kalitesinin Etkisi

    Akıllı ev cihazları, evdeki hava kalitesini izleyebilir ve hava kalitesini iyileştirmek için otomatik olarak havalandırma sistemini kontrol edebilir. Sistemlerin düzenli olarak temizlenmemesi veya bakımı yapılmaması, evdeki hava kalitesinin daha kötüye gitmesine neden olabilir. Bu nedenle, cihazların düzenli olarak bakımı yapılmalıdır.

    Veri Gizliliği Etkisi

    Akıllı ev cihazları, evdeki yaşamı izlemek ve veri toplamak için kullanılabilir. Bu veriler, cihazların üreticileri veya hizmet sağlayıcıları tarafından toplanabilir ve saklanabilir. Bu nedenle, cihazların gizliliğine dikkat edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

    Ergonomik Etkisi

    Akıllı ev cihazları, ev işlerini kolaylaştırmak için tasarlanmıştır. Cihazların kullanımı sırasında kötü duruş veya hareketler, kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, cihazların ergonomik olarak tasarlanması ve kullanıcılara doğru kullanım yönergeleri sunulması önemlidir.

    Akıllı ev teknolojileri, evimizi daha konforlu, güvenli ve pratik hale getirirken, aynı zamanda insan sağlığı üzerinde de etkileri olabilir. Bu nedenle, cihazların seçimi, kullanımı ve bakımı dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Cihazların insan sağlığı üzerindeki etkileri de dikkate alınarak, daha sağlıklı bir ev ortamı yaratmak için gerekli önlemler alınmalıdır.

  • Yumurtanın sarısı ve beyazı nasıl ayrılır?

    Yumurtanın sarısı ve beyazı, mutfakta sık sık kullanılan iki önemli bileşendir. Tariflerde bazen sadece yumurta beyazı veya sadece yumurta sarısı gerekebilir. Yumurtanın beyazı ve sarısının içerikleri birbirinden çok farklıdır. Beyazı hiç yağ içermemektedir ve çok az kaloriye sahiptir.

    Yumurtanın sarısı yağ, protein, vitamin ve mineral kaynağıdır. Genelde yumurtanın beyazının daha sağlıklı olduğuna inanılır ancak sarısının besin değeri daha yüksektir.

    yumurtanın sarısı ve beyazını ayırmak

    Yumurtanın sarı ve beyaz kısmını ayırmak bir çok kişi için kolay olmayabilir. Neyse ki, yumurtanın beyazını ve sarısını ayrıştırmak için birkaç pratik yöntem bulunmaktadır. İşte size bu konuda yardımcı olacak püf noktaları…

    Huni yöntemi

    Yumurtayı ayırmak için en basit yöntemlerden biri, yumurtayı orta boy bir huninin içine kırmaktır. Yumurtanın beyazı huninin ağzından akarken, sarısı huninin üst kısmında kalır. Bu yöntemle sarı ve beyazı kolayca ayırabilirsiniz. Yumurtanın bayat olmamasına dikkat etmelisiniz. Bayat bir yumurta kullanırsanız, sarısı patlayabilir ve beyazıyla birlikte akabilir.

    Delik açma yöntemi

    Yumurtayı ayrıştırmak için bir diğer yöntem ise yumurtanın sivri olan tepe noktasından bir kalem genişliğinde bir delik açmaktır. Yumurtayı ters çevirip içini akıtmaya çalıştığınızda, beyaz kısım ilk olarak akacak ve sarı kısım içerde kalacaktır. Bu yöntemle yumurtanın sarısını ve beyazını kolaylıkla ayırabilirsiniz.

    Vakum yöntemi

    Bir tabağa yumurtayı kırın. Daha sonra plastik bir boş su şişesini hafifçe sıkarak içerisindeki havayı azaltın. Şişenin ağzını yumurta sarısının üzerine getirip şişeyi yavaşça gevşetin. Şişe, vakum etkisi yaratarak yumurta sarısını içine çekecek ve beyaz kısımdan kolayca ayıracaktır. Yumurta sarısını başka bir kaba aktarmak için şişeyi sıkarak sarıyı boşaltabilirsiniz.

    Paylaştığımız pratik yöntemleri kullanarak yumurtanın beyazını ve sarısını kolayca ayrıştırabilirsiniz. Hangi yöntemin size daha uygun olduğunu deneyerek keşfedebilirsiniz. Yumurtaları doğru şekilde ayırmak, yemeklerinizin ve tatlılarınızın lezzetini ve dokusunu geliştirmek için önemlidir. Artık ihtiyaç duyduğunuzda yumurtayı ustalıkla ayırabileceksiniz! 🙂

  • LinkedIn Profilinizi Geliştirme Yöntemleri

    LinkedIn: Kişisel LinkedIn Sayfası. Bazılarının iş dünyasında aktif olduğunu bile düşünmediğiniz meslektaşlarınızdan, arkadaşlarınızdan ve hatta akrabalarınızdan talepler aldınız. Sosyal medya platformunun önemini tam olarak anlıyorsunuz ve sitede yer almanız gerektiğini biliyorsunuz. harika bir sayfanın neye benzediğinden emin değilsiniz

    Kişisel LinkedIn Sayfası Neden Önemlidir?

    Kendinize “Neden önemli?” Diye soruyor olabilirsiniz. Kesinlikle geçerli bir soru. Önemlidir, çünkü LinkedIn sayfaları birçok işletme için modern vitrindir. İnsanlar, şirketleri, özellikle küçükleri, liderlerinin meşruiyetine göre yargılarlar. İşletmenizin yüzü iseniz, eğitiminize, iş geçmişinize ve çalışma tarzınıza erişebilecekleri şık bir sayfaya ihtiyacınız var.

    Örneğin, bir hizmet işini yönetiyorsanız, potansiyel bir müşteri veya müşteri, belirli bir sektördeki başarınızın ve uzun ömürlülüğünüzün bir kanıtı ile alanda ilgili deneyime sahip olduğunuzu görmek isteyebilir. Küçük, yerel bir perakende mağazanız olsa bile, normal bir müşteri LinkedIn’inize tamamen meraktan erişebilir.

    Eğer işe alıyorsanız, insanlar bir röportajı kabul etmeden önce sayfanıza büyük olasılıkla erişeceklerdir. Tuzaklardan kaçınmak ve kuruluşunuz için iyi bir cephe oluşturmak zorunludur. Şirketin boyutu ve türü ne olursa olsun, profesyonel iş pozisyonları adaylarının işletme sahibinin veya CEO’nun LinkedIn profiline bakma olasılığı yüksektir.

    İnsanlar dijital çağda durum tespiti yaparlar. Profilinizin mümkün olduğunca meşru ve güçlü olması gerekir – bunu İnternet’in giriş anlaşması gibi düşünün. Anlaşmayı doğru yapmak için, sayfayı ayrıntılara dikkat ederek ve en alakalı bilgilerle doldurmanız gerekir. Sizi sayfanın başından aşağıya doğru yönlendireceğiz.

    Resim ve Özetle Başlayın

    İş dünyasına girişiniz olduğu için resimle başlayın. Grenli, kötü kırpılmış bir fotoğraf kullanmayın. Zamanınız kısaysa, teknoloji konusunda bilgili bir çalışan bulun ve akıllı telefonlarıyla sizin iyi bir fotoğrafınızı çekmelerini sağlayın. Profesyonel görünün, arka plan olarak düz renkli bir duvar kullanın ve gülümsemeye çalışın. Daha da iyisi, gidip profesyonelce hallet. İyi, ucuz bir fotoğrafçı bulmak kolaydır ve kariyeriniz boyunca vesikalık fotoğrafınızı yeniden kullanabilirsiniz – muhtemelen beş yıl sonraki genç benliğinizin bir resmini çekmekten keyif alacaksınız.

    Ardından, sayfanızın üstüne bir özet ekleyin. Profesyonel hedeflerinizin ne olduğunu ortaya koymak istiyorsunuz – burası, işinizle başarmayı umduğunuz şeyleri bağlamak için iyi bir yerdir. Nerede olduğunuzu detaylandırın, yol boyunca öğrendiğiniz birkaç genel dersi ekleyin ve büyüme planlarınızla ilgili bazı maddeler yazın.

    Sayfanın ilerleyen kısımlarında bağlantıları görüyoruz. Kimse herkesi arkadaşlık istekleri ile spam eden kişi olmak istemezken, LinkedIn iki yönlü bir yol – insanlar tanıdıkların onlarla bağlantı kuracağını anlıyor ve aynısını yapacaklar. Mümkünse bağlantılarınızı “500+” seviyesine çıkarmak istersiniz, çünkü sitede ciddi bir güvenilirlik noktasıdır. Uygun şekilde başlıklı LinkedInsights.com’a göre bağlantıya sahip olmak, sitedeki ağ oluşturma konusunda ciddi olduğunuzu diğerlerine gösterir.

    Meşruiyete Kaydırma

    Tamam, şimdi sayfanızın üst kısmını biraz oluşturdunuz. Şimdi LinkedIn sayfasının etine geldiniz. En alakalı iş deneyiminizi ekleyin. Özgeçmişinizden biraz daha ilginç hale getirin – profesyonellik havasını korurken daha okuyucu dostu olan mermiler ve açıklamalar oluşturun.

    Şimdi, önemli kısım şu: eski iş arkadaşlarınızdan ve çalışanlardan öneriler alın. Yaptığınız her iş için (en azından) bir öneriniz olmalıdır. İnsanlarla iletişime geçin ve iyiliğe karşılık verirlerse onlara bir öneri yazmayı teklif edin (çoğu insan heveslidir veya en azından bunu yapmaya isteklidir). LinkedIn’in blogu, tavsiyelerin “LinkedIn’deki bölgenin para birimi olduğunu” söyledi.

    Bir hizmet sektöründeyseniz, insanların birlikte çalışmanın kolay ve güvenilir bir iş ortağı olduğunuzu görmesini istersiniz. Potansiyel çalışanların makul ve deneyimli bir yönetici olduğunuzu görmesini istiyorsunuz – en iyi adaylar, bir röportajı kabul etmeden önce sizi ve şirketinizi kapsamlı bir şekilde inceliyor olacaktır.

    Sayfanızın “Beceriler ve Onaylar” bölümü için de aynı yaklaşımı benimsemelisiniz. Geri bildiriminize karşı dürüst olun, önceki iş arkadaşlarınızı, çalışanları ve yöneticileri de destekleyin – büyük olasılıkla iyiliğe karşılık vereceklerdir. Ne kadar çok geliştirirseniz o kadar iyidir. Onaylama ve kabul etme uygulamasına katılmak aptalca görünebilir. Fakat bunu yaparsanız sayfanız daha dolu görünecektir. LinkedIn’de estetik önemlidir; boş bir sayfa profesyonelce görünmüyor.

    Son olarak, zaman bulabilirseniz, sitede aktif olarak LinkedIn’den daha fazla fayda elde edebilirsiniz. İnsanların gönderileri gibi, arkadaşlarınızı ve iş arkadaşlarınızı önerin ve onaylayın ve geçmişinizden kişilerle bağlantı kurun. Bildiğiniz ve saygı duyduğunuz bazı işletme liderlerine ulaşın; Sizinle bağlantı kurmazlarsa hiçbir şey olmaz, Herhangi bir baskı söz konusu değildir. Yazabiliyorsanız, bir gönderi oluşturmayı deneyin, çünkü sayfanıza biraz ilgi çekecektir – muhtemelen en az birkaç yüz bağlantınız olana kadar bunu beklemeniz en iyisidir.

    LinkedIn Sayfanızı Yeniledikten Sonra Sırada Ne Var?

    Yani başardınız: mükemmel sayfayı yarattınız, takipçi kazandınız ve belirli sektörünüzde varlığınızı kurdunuz. Şimdi ne var? Tıklamaları gerçekten eyleme dönüştürmenizi öneririz. Şehrinizde yaşayan bir endüstri üyesiyle bağlantınız varsa, gidin ve onlarla bir içki veya kahve içmek için buluşun! Siteyi çok az insanın yaptığı gibi gerçek bir ağ oluşturma aracı olarak kullanın.

    Sitedeki ilgili gruplara katılın. Başka bir sektörle teğetsel olarak ilgiliyseniz ve işletmenizin sektördeki biriyle bir ilişkiden fayda sağlayacağını düşünüyorsanız, bir gruba katılın ve insanlarla bağlantı kurun. Bazı insanların bağlantı kurup bir konuşma başlatmaya ne kadar istekli olduğuna şaşıracaksınız.

    Sitenin sunduğu her şeyi kullanın! LinkedIn, profilinizi kimin görüntülediğini size söyler (çoğunlukla, bazı insanlar bunu anonim olarak yapabilir), sayfa görünümleriyle ilgili eğilimleri bulmaya çalışmalısınız. Bir sonraki seviyeye geçmek istiyorsanız, premium üyeliklerden birine kaydolabilirsiniz. Düşünmek isteyebileceğiniz üç premium plan vardır:

    Business Plus , InMail mesajları göndermenize (bunlar normal LinkedIn hizmeti aracılığıyla ulaşılamayan özel profilleri olan kişilere gönderilebilir), gelişmiş arama filtrelerini kullanmanıza ve adsız profillere göz atmanıza olanak tanır.

    Sales Navigator , gerçek zamanlı satış zekasına, potansiyel müşteri önerilerine ve kaydedilen potansiyel müşterilere, Lead Builder’ın gelişmiş aramasına, InMail mesajlaşmasına ve sınırsız profil arama araçlarına erişim sağlar.

    Recruiter Lite , işe almaya özel bir tasarım, aday izleme, entegre işe alma, InMail hizmetleri ve bir dizi başka işe alma merkezli özellik ile birlikte gelir.

    LinkedIn’deki belirli işlevleri otomatikleştirmenize yardımcı olan ürünler de vardır. İletişimi kolaylaştırmak ve hızlandırmak için profilleri temel alarak kişilikleri algılayan bir araçtan, geri dönüş eğilimleri aracılığıyla bağlantı sayısını artırmak için ilgili profilleri otomatik olarak ziyaret eden bir araçtan oluşur .

    Unutmayın, LinkedIn ile, içine koyduğunuz şeyden kurtulursunuz. İnanılmaz derecede aktifseniz, bazı insanları rahatsız edebilirsiniz. Fakat işinizi dönüştürmenize yardımcı olan bğlantıyı da bulabilirsiniz. Kibar, kendinden emin ve gayretli olun ve ağın size fayda sağladığını görmeye başlamalısınız!

     

  • Nerede o eski ramazanlar?

    Eski ramazan ayları ile yenilerini sürekli kıyaslayarak, “Nerede o eski ramazanlar?” diye yakınıp duruyoruz. Ancak hiç düşünmüyoruz değişen ne, neden kaybettik eski maneviyatlı günleri diye. Bana kalırsa, değişen çok fazla bir şey yok, eksik var, eksik. Saygı eksik. Sevgi eksik. Güven eksik. En önemlisi sabır eksik.

    Büyüklerimden duyduğum eski ramazanları dinlerken, masal dinliyormuş gibi geliyor. Neden derseniz, yazayım da siz de okuyun.

    Eski ramazan sofralarında bir sofranın etrafında en az on iki kişi olurmuş. Çocuklar için de ayrı sofralar kurulurmuş. Misafir eksik olmazmış iftar sofralarında, bir de misafir bereketiyle gelirmiş, öyle diyor büyükler. Sonra birbirine sevgi, saygı ve güven varmış. Birlik ve beraberlik işin özüymüş; sohbetler daha sıcak ve samimi, insanlar içten ve yapmacık değil. Durum böyle olunca da ramazan aylarında huzur eksik olmazmış. Yapılan iyiliklerden tek beklenti candan edilen bir duaymış. Komşular birbirinden haberdar, daima hal hatır sorulurmuş. Komşu evde bir hasta olsa her gün o hasta evine yemek pişirilir, gönderilir; hastanın moralini yüksek tutmak için de elden gelen yapılırmış.

    Ramazan eğlenceleri bile bir başkaymış, o eğlenceleri bir de büyüklerinizden dinleyin, tavsiye ederim. Çocuklar güven için de komşuya, bir tanıdığa bırakılır; sokak arasında çocuklara edilen ikramlar içten ve art niyetsizmiş. Kısacası güven varmış.

    Sahur vaktinde pencerelerin ışıkları bir bir yanarken, herhangi bir komşu evin ışığı yanmazsa samimiyetle kapısı çalınırmış. Ramazan davulcuları manileriyle sokakları şenlendirirmiş. Bazen sahur vakitlerinde de bir araya gelinirmiş. İnsanları birbirine saygısı varmış.

    Hele ki köylerdeki ramazanlar. Herkes birbirini tanır, selam vermeden hal hatır sormadan birbirlerinin yanlarından geçmez; diğer aile üyelerine selam söyleyerek sohbeti bitirirlermiş. Sokaklar sahur vaktine kadar canlı; güvenle komşular sokak aralarında toplanır, muhabbet edermiş. İnsanları birbirine bağlayan güven ve samimiyet. Ne kadar hoş geliyor kulağa, değil mi? Büyüklerimiz böyle yaşıyormuş işte, biz dinleyenlere de masal gibi geliyor.

    Günümüzde kayboldu bu güven ve samimiyet. İnsanlar birbirine karşı güven eksikliğinden dolayı mesafeli; saygı ve sevgi eksik. Değerlerimiz değişti, yaşam tarzımızla birlikte.

    Geriye kalan gergin bir toplum. Sabırsız ve birbirine tahammülsüz insanlar. Hep bir eksiklik ve arayış içindeyiz. Durum böyle olunca da hepimiz eski ramazanları özler olduk. Üzücü olan da dönüp kendimizle başlamak yerine, karşımızdakini değiştirmeye çalışarak çare arıyor olmamız.

    Maneviyat eksikliği de işin cabası; birine yapılan iyilikten bir dua beklentisini gözetmez olduk artık. Karşılık beklemeden birbirimize su bile vermez olduk. Ne oldu da bu kadar özümüzü kaybettik?

    Bütün bunları düşündüğümüzde umutlarını yitiriyor insan. Nereden başlamalı da kendimize gelmeliyiz? Yitirdiğimiz o değerleri geri kazanmak için dönüp kendimize baksak. Birbirimizi yermek yerine, karşımızdakine biraz daha saygılı olsak. Karşı tarafı yermeden, demek istediğini sabırla anlamaya çalışsak. Belki aynı konuyu tartışıyorsun ama o farklı açıdan, sen farklı açıdan durumu değerlendiriyorsun. Birbirimizi dinlemeye tahammül edemediğimiz için de bunu göremiyoruz. Sürekli bir üstün olma mücadelesindeyiz.

    ramazan bayramı

    Günümüzün en büyük sorunu tatmin edilememiş egolar. Durum böyle olunca da toplumda bir huzursuzluk almış başını yürüyor. Karşıt görüşler sürekli bir mücadele içinde. Dinleyebilse insanlar birbirini, sabırla karşıt görüşlüler bile oturup sakin bir şekilde sohbet edebilir. Bütün mesele sabır, samimiyet ve saygının eksik olması, bana göre.

    Eski Ramazanların bir suçu yok. Suç bizde, eski ramazanların bir yere gittiği de yok. Biraz durup düşünsek ve egolarımızı biraz daha kontrol edebilsek, eski ramazanlardan da güzel ramazanlarımız olacak. Sabır, samimiyet ve saygı dolu ramazanlara kavuşabilmemiz temennilerimle.

  • Twitter’a Günlük Tweet Görüntüleme Sınırlaması Geldi!

    Dünya’da en popüler sosyal medya platformlarından birisi olan Twitter son zamanlarda yeni bir özelliği kullanıcılar arasında endişe yarattı.

    Twitter, kullanıcıların oturum açmadan tweet’leri görememelerini sağlayan bir özelliği devreye aldı. Bir tweet bağlantısına tıkladığınızda, otomatik olarak oturum açma sayfasına yönlendirilmektesiniz.

    Elon Musk, bu yeni özelliği açıkladığı Twitter paylaşımında veri hırsızlarına karşı acil bir önlem olarak tasarlandığını ifade etti. Fakat günlük görüntüleme değişikliliği Elon Musk’ın da başını ağrıtmış gibi gözüküyor. Aldığı tepkiler o kadar fazlaydı ki Musk başka bir tartışmalı özelliği devreye soktu.

    Musk’ın duyurduğu yeni özelliğe göre, artık doğrulanmamış hesaplar günlük olarak yalnızca 600 tweet’e kadar görebilecekler. Twitter’ın aşırı veri toplama ve sistem manipülasyonu sorunlarıyla başa çıkmayı amaçlıyor.

    Twitter’da Günlük Tweet Okuma Nedir?

    Musk, bu özelliğin geçici olduğunu belirtse de, Amerika’da Twitter kullanıcılarından yoğun tepkiler almıştır. Ne kadar süreyle devam edeceği ise henüz bilinmiyor.

    • Doğrulanmış hesaplar günlük olarak 6000 tweet okuma sınırına sahiptir.
    • Doğrulanmamış hesaplar günlük olarak 600 tweet okuma sınırına sahiptir.
    • Yeni doğrulanmamış hesaplar ise günlük olarak sadece 300 tweet okuyabileceklerdir.

    Twitter’daki tweet sınırlamaları son zamanlarda Amerika’da büyük bir tartışma konusu haline geldi. Fakat bu özelliğin Türkiye’deki kullanıcıları nasıl etkileyeceği tartışma konusu aralarında.

  • E-Fatura Nedir, Ne İşe Yarar?

    Fatura bir hizmetin ya da işin karşılığı olarak düzenlenmesi gereken bir belgedir. Bu belge müşteri olan tarafın aldığı hizmete karşılık ödemesi gereken miktara dair bir belgedir. E-fatura ise 10 seneyi aşkındır ülkemizde kullanılan bir fatura türüdür. Bir faturada olması gereken her detay, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenmektedir. E-faturada da kağıt bir faturada yer alması gereken tüm bilgiler bulunmaktadır. Hukuki açıdan da e-fatura ile kâğıt fatura arasında bir ayrım gözetilmemektedir.

    E-Fatura Nasıl Kullanılır?

    E-fatura aslında, uzun zamandır hayatımız merkezine oturmuş olan teknolojinin bir başka ürünüdür. Teknolojinin getirdiklerinden faydalanarak pek çok avantaja sahip olan e-fatura, klasik faturaların elektronik ortama aktarılmış halidir. Kâğıda basılan e-fatura, dijital ortamda kesilen bir fatura türüdür. İnternet aracılığıyla elektronik ortama aktarılan faturalar burada düzenlenir. Aynı zamanda bu internet bağlantısı e-faturaların paylaşımında da kullanılmaktadır. Kısaca e-fatura kâğıt olmaması dışında, klasik kağıt faturanın tüm özelliklerini birebir karşılamaktadır.

    E-faturanın kullanımı, normal faturadan farklı değildir. İkisi için de belgede yazılı olan bilgiler aynıdır. E-fatura kullanılırken ek olarak bir de kâğıt fatura kesilmesine gerek yoktur. Dijital ortama ait bir belge olduğu için kullanımı da nispeten kolaydır. E-fatura kullanımı için bazı mükellefler bulunmaktadır. Büyük bir çoğunluk da bu mükellefiyete dahil olduğu için, kullanım açısından hiçbir zorluğu bulunmamaktadır. Aksine dijital ortamdan da iletilen bir belge olduğu için, pek çok kurum ve kuruluş yalnızca bu tür faturayı kabul etmektedir.

    Professional Accountant Man Doing Taxation And Business Audit

    E-Faturanın Avantajları Nelerdir?

    E-fatura kullanıcılarına pek çok avantaj sağlamaktadır. Bu avantajlardan ilki maliyetlerin düşürülmesiyle alakalıdır. Faturalama maliyetleri e-fatura kullanan işletmeler için büyük ölçüde düşmektedir. Bu düşüşün başlıca sebepleri kâğıt ve mürekkep ihtiyacının ortadan kalkmasıdır. Buna ek olarak fiziki faturanın kullanımında gerekli olan zarf tüketimi ve postalama maaliyetleri de ortadan kalkmaktadır. Bir birim başına mal olan ortalama fatura maliyeti 14 ile 16 TL arasında değişmektedir. E-fatura kullanımında ise bu maliyet yalnızca kuruşlarla hesaplanmaktadır.

    E-fatura kullanmanın başka bir avantajı ise, kullanıcılarına zamandan tasarruf sağlamasıdır. Kâğıt faturaya göre çok daha kısa sürede düzenlenen e-faturalar, özellikle büyük çaplı işletmeleri düşündüğümüzde ve bu işletmelerin fatura kullanımını göz önünde aldığımızda ciddi bir zaman kaybının önüne geçmektedir. Böylelikle işletmelerin kendi hizmetleri ya da yaptığı işler için daha fazla alanı ve zamanı oluşmaktadır.

    Üçüncü olarak, tahsilatların hızlanmasını sağlayan e-fatura ile beraber girip çıkan nakit akışı çok daha rahat kontrol edilebilir. Bu doğrultuda, işletmeler müşterilerine dijital ortam üzerinden e-faturayı ilettikleri için, bu belgeyi anında ulaştırabilmektedir. Yine aynı sebepten, fatura düzenlenirken yapılan herhangi bir hatanın kontrolü ve düzeltilmesi kâğıt faturaya göre katbekat hızlı sağlanmaktadır. Faturanın müşteriye iletilip iletilmediği, müşterinin faturayı görüp görmediğini direkt olarak inceleyebilen işletmeler için bu durum, nakit akışının da dengeli bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır.

    E-fatura kullanımı aynı zamanda, işletmelerin faturaları fiziksel olarak saklamasına da gerek olmayan bir istem olduğu için, arşivleme yapılırken yaşanabilecek tüm problemlerin önüne geçmektedir. Arşivleme problemlerinin en büyük sebebi, yasal bağlamda her faturanın 10 yıl kadar saklanması zorunluluğudur. Bu nedenle fiziksel faturaların saklanması, arşivlenmesi ve gerektiği zaman bir anda bulunabilmesi pek de kolay değildir. Ancak e-faturanın dijital olması bu sorunun kökten çözümüne sebep olmuştur. Kullanıcılar böylelikle seneler öncesinde dahi kestiği faturaları kolaylıkla bulabilir ve düzenli bir şekilde saklayabilir. Bu durum aynı zamanda fiziksel faturalar saklanırken olduğu gibi, bir belgenin kaybolması riskini de ortadan kaldırmaktadır.

    E-faturanın bir başka avantajlı özelliği ise çevre dostu olmasıdır. Özellikle son yıllarda bu konuda dünyanın her ülkesi bazı adımlar attığı için, kâğıt kullanımını azaltan bu uygulama, çevre ve iklim için de büyük bir fayda sağlamaktadır. Hemen hemen her şeyin dijitale döndüğü bir dünyada, kağıtla yapılan işlemlerin mümkün olduğunca aza indirilmesi gerekmektedir. Özellikle çevre ile alakalı gelecek tahminlerine bakıldığı zaman aslında bu konunun ne denli önemli olduğu görülmektedir.

    Kullanıcıların e-fatura sayesinde yaşamını kolaylaştıracak bir başka özellik ise muhasebe ile alakalıdır. Bunun sebebi e-fatura sisteminin muhasebe sistemi ile entegre edilebilir olmasıdır. Kâğıt fatura sisteminde, işletmeler her ayın sonunda ellerindeki tüm faturaları muhasebecilerine iletmek zorundadırlar. Bu durum da işletmeler için yine fatura yığınlarının arasında kalmak anlamına gelir. Ancak e-fatura kullanımı ile, yapılan tüm işlemler ve kesilen tüm faturalar dijital ortamda görülebildiği için, ay sonunun beklemeye gerek kalmadan, kolaylıkla bu veriler muhasebecilere ulaştırılabilir.

    E-Fatura Hakkında Bilmeniz Gerekenler

    E-fatura hakkında bilinmesi gereken özelliklerin başında nasıl kullanıldığı, kimlerin kullanabileceği ve kimlerin kullanmak zorunda olduğu, bu sisteme nasıl geçiş yapılacağı gibi sorular gelmektedir. Bu noktada tüm bu soruların cevabı yazımızın ilerleyen bölümlerinde yanıtlanacaktır. Ufak bir giriş yapmak gerekirse, ilk olarak e-faturanın nasıl kullanılacağını yani nasıl görüntüleneceğini bilmek gereklidir. E-faturanın görüntülenebilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı’nın sitesine giriş yapmak yeterli olacaktır.

    “https://ebelge.gib.gov.tr/anasayfa.html” adresi üzerinden indirilecek bir fatura görüntüleme programı, kullanıcıların bilgisayarında yer alan tüm e-faturaların kolaylıkla görüntülenmesini sağlamaktadır. Bununla beraber e-fatura sistemini merak eden kullanıcıların bilmesi gereken başka bir önemli nokta e-fatura mükellefi olmakla ilgilidir. Bu noktada bazı işletmelerin e-fatura kullanması bir zorunluluk iken bazıları kendi isteğiyle bu sisteme geçmektedir. E-faturaya geçilirken kullanıcıların tercih edebileceği 3 temel yöntem bulunmaktadır.

    E-Fatura Sistemine Nasıl Geçebilirim?

    E-faturaya geçiş yapılırken ilk olarak işletmelerin cirosu önemlidir. Eğer bir işletme kazancından dolayı e-faturaya geçmek zorundaysa o zaman takip eden yılın başında bu işlemi gerçekleştirebilir. Ancak kendi isteğiyle e-faturaya geçen kullanıcılar için böyle bir zaman kısıtlaması bulunmamaktadır. Yılın istenilen bir zamanı, e-faturaya geçiş süreci başlatılabilir.  E-faturaya geçmek isteyen kullanıcı tüzel bir kişiliğe sahipse ilk olarak mali mühür temin etmelidir. Bunun için de önce Kamu Sertifikasyon Merkezi’ne başvuru yapılması gereklidir. Mali mühür işlemi başarıyla sonuçlandıktan sonra ise Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılacak başvurunun sonucu beklenir. Ancak şahıs firması olarak gözüken bir işletme, e-imza aracılığıyla direkt olarak e-faturaya geçiş başvurusu yapabilir.

    Online Digital E Invoice Statement On Hybrid Laptop

    E-faturaya geçiş sürecinin son adımı için kullanılabilecek üç farklı olasılık bulunmaktadır. Bunlardan ilki özel entegrasyon olarak adlandırılır. Bu yöntemin tercih edilebilmesi için, kurumların GİB’den izin almış olması gerekmektedir. İzin almış olan kurumlar e-faturaya geçişte özel entegrasyonu kullanabilirler. İkinci olarak kullanılabilecek yöntem ise bilgi işlem sistemi entegrasyonudur. Bu entegrasyon için firmanın bilgi işlem altyapısına bakılır. Söz konusu altyapı yeterli is bu sistem doğrudan GİB’in sistemine bağlanabilir.

    Son olarak en sık tercih edilen yöntem olan “GİB Portal” da tercih edilebilir. Bu yöntemin tercih edilme sıklığı ücretsiz olmasıyla da alakalıdır. Aynı zamanda direkt olarak internet sitesi efatura.gov.tr sitesi üzerinden başvuru yapılması oldukça kolay ve hızlıdır.

    Kimler E-Fatura Mükellefidir?

    Tüm işletmeler doğrudan e-fatura mükellefi olarak kabul edilmezler. Bu konuda yapılan son düzenleme 2020 yılının kasım ayına aittir. Bu düzenlemeye göre 2020 yılı ve sonrasında 5 milyon TL ve üzeri bir brüt satış hasılatına sahip olan işletmeler e-fatura mükellefidir. Ancak GİB tarafından bir tebliğ daha yapıldı ve 2021 yılına ait 4 milyon TL ve fazla ciroya sahip olan işletmelerin 1 Temmuz 2022 tarihine kadar e-faturaya geçmeleri gerektiği söylenmiştir. Bunlara ek olarak internet ortamında reklam yayınlanması konusunda aracılık eden firmalar, hizmet sağlayıcılar, internet üzerinden araç, gayrimenkul satışı ya da kiralanması için ilan veren sitelerin işletmecileri, normalde de vergi mükellefi olan; sebze, meyve ticareti yapan tüccarlar da e-fatura mükellefi olarak kabul edilmektedir.

    E-Fatura Nasıl Kesilir?

    E- fatura kesilirken uygulanması gereken bazı adımlar bulunmaktadır. Bu adımların sonucunda e-fatura kesilmiş ve müşterilere iletişmiş olmaktadır. E-fatura kesilirken ilk olarak Vergi Dairesi sistemine şifre ile giriş yapılır. Sisteme giriş yapıldıktan sonra kullanıcıların karşısına modül seçim ekranı çıkmaktadır. Bu ekrandan Arşiv Portal bölümüne seçilmesi gerekir. Burada kullanıcı-mükellef bilgilerinin kontrol edilmesi, e-fatura kesilmesi için çok önemli bir adımdır. Bu kontrolden sonra Belge İşlemleri bölümüne tıklanması gereklidir.

    Bu bölüm ekranın solunda yer almaktadır. Açılan bölümden Fatura Oluştur sekmesine geçilmektedir. Burada faturaya ait pek çok bilgi istenir ve bu bilgiler eksiksiz doldurulmalıdır.  Alıcı bilgileri, mal ve hizmet bilgileri de fatura oluştur bölümünde istenilen bilgilerdendir. Sonraki adımda toplam bölümü dikkatlice kontrol edilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta faturanın ne için düzenleneceğidir. Örnek olarak kira faturası düzenlemek isteyen bir kullanıcı stopaj eklemeyi unuttuğu takdirde fatura eksik olacaktır. Gereken tüm bilgiler girildikten sonra “oluştur” yazılı butona tıklamak yeterli olacaktır. Bu aşamada oluşan belge faturanın bir taslağıdır ve doğrudan kullanıcıların ekranında bulunan taslaklar kısmında yer alır. Burada görüntülenen fatura taslağı son bir kez kontrol edilir ve onaylanır. Fatura onaylandıktan sonra bir düzenleme yapma imkânı bulunmamaktadır. Son olarak kullanıcıların cep telefona gelen şifre ekrana girilir ve e-fatura böylelikle kesilmiş olur.

    E-Fatura Maliyetleri Nelerdir?

    E- fatura özellikle klasik kâğıt faturayla kıyaslandığında çok daha az maliyetlidir. Ancak e-fatura için harcama yapılması gereken tek yer, GİB üzerinden değil de özel entegratörler aracılığıyla geçiş yapmak isteyen kullanıcılar için farklı farklı entegratör fiyatlandırmaları bulunmaktadır. Buradaki fiyatlar firmalara ve sunduğu hizmete bağlı olarak değişmektedir. Ancak burada söz konusu olan maliyet, uzun vadede düşünüldüğünde kâğıt faturaya oranla çok çok daha düşüktür.

    E-Ticaret Yapanlara E-Fatura Zorunlu mu?

    E-fatura ile ilgili merak edilen bir başka konu ise e-ticaret yapan kullanıcılarla alakalıdır. Sanılanın aksine her e-ticaret yapan işletme e-faturaya kullanmak zorunda değildir. Tıpkı normal e-fatura mükelleflerinde olduğu gibi e-ticaret yapanlar için de bazı şartlar bulunmaktadır. Her türlü elektronik ortamda bir hizmet ya da mal olması fark etmeksizin satış yapan kullanıcılar için ilk olarak 2020, 2021 ve 2022 dönemlerinin hesaplarına bakılır. Bu dönem için 1 Milyon TL veya daha fazla brüt satış hasılatına sahip olan e-ticaret işletmeleri 1 Temmuz 2023 tarihine kadar 2-fatura uygulamasına geçmiş olmalıdırlar. 2022 veya takip eden hesap dönemleri içinse brüt satış hasılatının 500 Bin TL veya üzeri olması, e-faturaya geçişteki zorunluluk için yeterlidir.

    Paylaş

     

  • Panzehir Nedir? Panzehir Neden Uygulanır ve Nasıl Yapılır?

    Panzehir, zehirlenme, kimyasal, biyolojik veya fiziksel olarak vücudu etkileyen zararlı durumların oluşması sonucu uygulanır. Zehirlenme durumunda yaşamı tehdit eden zararlı etkileri ortadan kaldırmak için geliştirilen en etkili çözümlerden biri panzehirdir. Panzehir, zehirlenmelere karşı kullanılan ilaç veya madde olarak tanımlanabilir.

    Panzehir Nedir?

    Panzehir, zehirin etkilerini bloke etmek veya etkisiz hale getirmek için kullanılan ilaç ya da maddelerdir. Zehir, yılan zehiri gibi toksik maddelerden zararlı kimyasallara kadar geniş yelpazede bulunabilir. Zehirlenmelerin tedavisinde etkili olan panzehirler, toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar veya etkilerini nötralize eder.

    Panzehirlerin etki mekanizması genellikle şu şekilde çalışır:

    • Zehirin vücuttaki biyolojik hedeflere bağlanmasını önler.
    • Zehirle kimyasal olarak etkileşime girerek etkisiz hale getirir.
    • Vücudun toksik maddeden kurtulmasını hızlandırır.

    Zehirlenmeler ve Tedavi Yöntemleri

    Zehirlenme, bir maddenin vücutta zararlı etkiler oluşturması sonucu ortaya çıkar. Yılan ısırıklarından kimyasal zehirlenmelere kadar farklı durumlarda panzehir kullanılabilir. Zehirlenme tedavisinde başlıca yöntemler şunlardır:

    Şelasyon Terapisi: Şelasyon, zehirli maddelerin (cıva, arsenik gibi ağır metaller) kimyasal bağlanma yoluyla vücuttan atılmasını sağlar. Örneğin, ağır metal zehirlenmelerinde şelasyon ajanları kullanılır.

    Antitoksinler: Antitoksinler, zehirli maddeleri etkisiz hale getiren maddelerdir. Yılan zehiri için özel olarak geliştirilen antitoksinler bu türe örnek verilebilir.

    Farmakolojik Panzehirler: İlaç doz aşımı vakalarında kullanılan panzehirlerdir. Örneğin, opioid aşırı dozuna karşı nalokson etkili bir panzehirdir.

    Yılan panzehiri, yılanın zehrine karşı geliştirilen serumdur. Zehri etkisiz hale getirerek zehirlenmeyi önler veya tedavi eder.

    Panzehir Kullanım Alanları

    Panzehirler farklı durumlar ve zehirlenme türleri için tasarlanmıştır. Bunların başlıcaları şu şekilde özetlenebilir:

    1. Yılan Isırıkları

    Zehirli yılan sokmaları, çok hızlı tedavi gerektiren acil durumlardan birisidir. Yılan zehirlenmelerde antitoksin içeren panzehirler kullanılır. Yılan zehirinin toplanması (sağım işlemi) panzehir üretiminin ilk aşamasıdır. Hayvanlara enjekte edilerek antikor oluşturularak elde edilir.

    2. Kimyasal Zehirlenmeler

    Kimyasal maddelerle oluşan zehirlenmeler, ağır metallerden siyanüre kadar farklı maddeleri içerir. Şelasyon ajanları gibi kimyasal panzehirler, zehirlenmelerde hayati öneme sahiptir. Cıva ve arsenik gibi toksik maddelere maruz kalan hastalarda şelasyon tedavi yöntemi etkili olur.

    3. Farmakolojik Panzehirler

    İlaçların aşırı dozda alınması, doz aşımı vakalarına yol açabilir. Böyle durumda farmakolojik panzehirler devreye girer. Örneğin, asetaminofen doz aşımında N-asetilsistein kullanılır.

    Panzehir Nasıl Üretilir?

    Panzehir üretimi, bilimsel ve karmaşık süreçten geçer. Panzehirlerin üretilmesinde antikor oluşturmak için özel teknikler kullanılır. İşte temel aşamalar:

    1. Hayvan Enjeksiyonu

    Panzehir üretiminde genellikle at, koyun veya diğer hayvanlar kullanılır. Zehir, düşük dozlarda hayvana enjekte edilir. Hayvanın bağışıklık sistemi antikor üretmeye başlar.

    2. Serum ve Antikor Toplama

    Enjeksiyon süreci tamamlandıktan sonra hayvanın kanı alınır ve antikor içeren serum çıkarılır. Serum, laboratuvar ortamında işlenerek panzehir haline getirilir.

    3. Şelasyon Yöntemleri

    Zehirli maddelerin kimyasal bağlanması yoluyla etkisiz hale getirilmesi prensibiyle geliştirilir. Şelasyon üretim yöntemi, kimyasal zehirlenmelerde kullanılan özel ajanları kapsar.

    Özet:

    Panzehir, zehirlenme vakalarında hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir. Yılan ısırıkları, kimyasal maddeler veya ilaç doz aşımı gibi durumlarda, doğru panzehirin hızlı bir şekilde uygulanması tedavinin başarısını belirler. Panzehirlerin üretim süreçleri, bilimsel yenilikler ve toksikoloji alanındaki gelişmelerle sürekli olarak iyileştirilmektedir. Böylece daha etkili ve güvenilir çözümler sunulmakta, zehirlenme durumlarının olumsuz etkileri en aza indirilmektedir.

  • Üretken Olmanın 6 Tuhaf Sırrı

    Bilinenin aksine, yaratıcılık çok çalışmakla alakalı değil. Doğrusunu söylemek gerekirse, ispatlanmış stratejileri daha çok mutlu olma ve sağlıklı kalma üzerinde yoğunlaşıyor.

    İşte uzmanlara göre yaratıcı insanların yaratıcılığının arkasındaki gizli teknikler:

    Az çalışma

    Çok çalışmak başarıya ulaşmak için her zaman doğru seçenek değildir. Bazen daha az çalışmak işlerinizde daha yaratıcı olmamızı sağlayarak daha çok etkili sonuçlara yol açabilir. Ford kurucusu Henry Ford, 1926 yılından çalışanlarının haftalık çalışma saatlerini 40 saate indirdi çünkü çok çalışmanın çalışanlarının yaratıcılığını öldüreceğini iyi biliyordu.

    Yakın zamanda yapılan araştırmaya göre 3 hafta içinde toplamda 60 saatten fazla çalışmak üretkenliği azaltıyor.

    Ağırdan almak

    Uzmanlara göre bir işi ağırdan almak üretkenliği arttırabilecek bir araç olabilir. Uzmanlar bir işi ağır bir şekilde ele alanların kendilerine bu 5 soruyu sormalarını öneriyor:

    • Uzun süreli gerçekleştirilen görevin faydaları dışında anlamsız bulduklarım nelerdir?
    • Sunulan bu faydalar dışında bir şeyler yapabilir miyim?
    • Başka işlerimde de benzer faydalarla başarılar elde edebilir miyim?
    • Bu faydalar yerine eşit değerde başka faydaları koyarsam başka yollardan da başarılar elde edebilir miyim?
    • Görevi başkasına devretsem veya dışardan destek alsam aynı faydaları sağlayabilir miyim?

    Uzmanlara göre bu sorulardan 2 ile 5 arasındakine evet diye cevaplayabiliyorsanız bu görevi hayatınızdan çıkarın ve başka yöntemlerle fayda elde etmeye çalışın. Aksi durumda yapacağınız tüm çalışmalarda başarısız olarak görevinizde en başa dönersiniz.

    Zamanınızı değil enerjinizi yönetin

    Uzmanlara göre enerjimize göre işlerimizin takvimini yapmak daha etkilidir. Birkaç gün boyunca enerji seviyenizi takip ederek daha sonra iş takviminizi en iyi odaklanabileceğiniz ana göre planlayın. Eğer öğleden sonra saat 3 gibi enerjinizin bittiğini ve kendinizi yorgun hissediyorsanız o zaman bu saatlerde e-maillerinizi kontrol etmek gibi daha az enerji tüketeceğiniz işlerinizi gerçekleştirmeniz daha iyi olur. Duygularınızın farkında olmanız ve bunların zihinsel enerjinizin seviyesini etkilemesi daha üretken olmanızı sağlayabilir.

    Yapılacaklar listesinden kurtulun

    Eğer yapılacaklar listenizdeki şeyler geçen hafta, geçen ay veya geçen yıldan kaldıysa değişiklik yapmanın vakti gelmiştir demektir.

    Daha üretken olabilmek için yapılacaklar listeniz her gün için 3 ya da 5 içerikten oluşmalı. Değerli zamanınızda hedeflerinize ulaşabileceğiniz miktar budur. Listenizde bulunanlar bitmeden başka bir işe girişmeme kuralını benimsemelisiniz.

    Başarılı kişilerin bazıları yapılacaklar listesine olumlu bakmıyor. Bunun sebebi olarak ta yapılacak şeyler için bulunulan tahmini yapma süresinin değişkenlik göstermesini belirtiyorlar.

    Uzun bir öğle yemeği molası verin

    Kendinizi belli günlerde ne kadar güçlü ve enerjik hissediyor olsanız da molalara dikkat etmemek pek akıllıca değil. Uzmanlar, uzun öğle yemeği molası ile biraz iş dışına çıkarak zihinsel yorgunluğunuzu almanızı ve işlerinize daha iyi odaklanmanızı sağlayarak üretkenliğinizi arttıracağını savunuyor. Ayrıca eğer mümkünse öğle aralarında egzersiz yapmanızın üretkenliğinizde büyük faydaları dokunur. Google, Microsoft ve Apple gibi firmalar çalışanlarının öğle aralarında egzersiz yapa bilmeleri için iş yerlerin de spor odaları bulundurmaktadır.

    Günün her saatine plan yapmayın

    Uzmanların önerisine göre bir iş gününüz için en fazla 4-5 saat için çalışma planı yapmanız gerekir. Aksi durumda planda olmayan şeylerin gerçekleşmesi ile içlerinizde karmaşıklığa sebep olur. Aksi durumda planladığınız saatlerde tek çalışarak işlerinizi tamamlamayı başarsanız bile size kalan diğer zamanda daha çok üretken olmanız için bir fırsattır.

  • Rüyada Ağlamak Ne Anlama Gelir?

    Rüyada Ağlamak Anlamı Nedir, Rüyada Hıçkıra Hıçkıra Çok Ağlamak,Rüya tabirleri mevzusunda rüyada ağladığını görmek yorumu biroldukça kişi tarafınca araştırılmaktadır. Rüyada ağlamak ne anlamına gelir sorusunun yanıtını öğrenmek için doğru adrestesiniz. Rüyada ağlamak ve rüyada hıçkıra hıçkıra çok ağlamak, üzülmek nedir? Rüyada ağlamak ne demektir?

    Rüya tabirleri arasında en çok merak edilenler arasında yer almıştır. Meydana getirilen araştırmalara gore rüyada ağlamak sıkça görülen rüyalar arasında bulunur. Uykuya daldığınız sırada rüyada ağlamak veya rüyada hıçkıra hıçkıra çok ağlamak ile ilgili bir şey görmüş olduyseniz bu rüyanın ne anlama geldiğine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Peki, rüyada ağlamak ne demektir? Rüyada hıçkıra hıçkıra çok ağlamak ve üzülmek ile ilgili yorumlar için ayrıntıları inceleyiniz. İşte rüya tabirleri konusunda en çok araştırılan bu rüyanın yorumu!

    Rüyada Ağlamak Anlamı Nedir?

    Rüyada ağlamak ile ilgili yorumlar rüyanın ayrıntılarına göre farklı olarak yorumlanabilir. Genel olarak arınmayı ve sorunlardan uzaklaşmayı temsil eder. Rüyada ağlamak rüyayı gören ferdin hayatında köklü değişimler yaşayacağına işaret eder. Rahatlık dolu günlerin yakın olduğu anlamını da taşır.

    Rüyada Ağlamak Ne Anlama Gelir ?

    Rüyada ağlamak, İslami yorum olarak da hayırlı şekilde açıklanır. Rüyasında günahları için ağlamış olduğını görenin günahlarının affedildiği, hatalardan ders çıkararak dönmeye, yapılan hataları telafi etmeye işaret eder.

    Rüyada Hıçkıra Hıçkıra Çok Ağlamak

    Rüyada hıçkıra hıçkıra ağlamış olduğunu görmek, kısa bir süre içinde yaşanacak olan gelişmelere işaret eder. Rüyada ağlamak ile birlikte dökülen gözyaşları ferdin içindeki sıkıntıları ifade etmektedir. Görülen rüya bu sıkıntıları aniden atıp, ferahlamak anlamına gelir.

    Bazı rüya yorumcuları ise rüyada ağlamanın yorumunu parayla açıklamıştır. Rüyada çok ağlamak temiz bir kazancı temsil eder. Doğrusu bu kazançlar kişinin helal olarak alın teriyle kazandığı kazançlardır. Rüyada ağlamış olduğını gören kimse, yakında zamanda yeni bir rızık kapısına kavuşur. Maddi tüm sorunları ardında bırakarak bir daha sıkıntı yüzü görmeden yaşamını sürdürür.

    Rüyada Üzüldüğünü Görmek

    Rüyada sıkıntıya girdiğini yada üzüldüğünü gören birçok kişi bulunmaktadır. Rüyasının ne anlama geldiğini merak ederek heyecanla araştıranlar doğru yerdeler. Rüyada üzülmek, genellikle tersine yorumlanmıştır. Meydana getirilen yorumlara bakılırsa bir bireyin rüyasında kendisini üzülürken görmesi ferahlığı ifade etmektedir. Yaşanacak iyi gelişmelere, umuda, dünyadaki iyi beklentilerinin gerçek olacağı anlamına gelir.

    Rüyada Yüksek Sesle Ağladığını Görmek

    Rüyada yüksek sesle ağlamış olduğını görmek, rüyayı gören kişinin felakete uğrayacağına işaret eder. Gerçek yaşantısında da buna benzer bir ağlamaya sebep olacak bir durumla karşılaşması yakındır diye yorumlanır.

    Rüyada Sevinçten Ağlamak Ne Anlama Gelir?

    Rüyada mutluluktan ağlamak, kişinin saslınün eri birisi bulunduğunu temsil eder. Çevresindeki yakınlarına karşı itimat sağladığına işaret ederken, sevindirici haberlere de delalettir. Mutluluktan ağlamış olduğını gören kimsenin özel yaşamı istediği gibi gider ve sevdiği kadar sevilir, ailesinde her daim anlayış ve refah olur.

    Rüyada Ölü Üzerine Ağlamak Ne Demek

    Ölen Birisi İçin Rüyada Ağladığını Görmek,Bir kimse rüyada ölen birisi için ağlamış olduğını görürse ömrünün uzayacağına işaret eder. Ebu Said El-Vâiz şöyle demiştir: Rüyada tanıdığı bir kimsenin vefat ettiğini ve buna ağlamış olduğını görmek, gördüğü şeylerle karşılaşmaya, hüzne ve kedere işaret eder.

    Rüyada Ağlayan Birilerini Görmek

    Rüyada ağlayan birini görmek veya onu teselli etmek sorunlardan uzaklaşacağınıza işaret eder. Rüyayı gören bireyin kısa süre içinde mutluluğa ve refaha ereceğine inanılır.

    Rüyada Ağlama Sesi Hissetmek

    Rüyada ağlama sesi hissetmek heyecanlı gelişmeler yaşanacağının habercisidir. Rüyayı gören kişinin yeni dostlar edinip onlarla beraber güzel işler yapacağınıza da delalet etmektedir.

    Rüyamda Tövbe Ederek Ağlıyorum

    Rüyanızda herhangi bir mevzu için pişmanlık hissediyor ve bu yüzden tövbe ederek ağlıyorsanız kısa sürede içsel bir huzura ereceğiniz yahut mutlu günlerin yakında olduğuna işaret ettiği şeklinde tabir edilir.

    Bu rüya tabirimizde sizlere Rüyada ağlamak ne anlama gelir ,Rüyada ağlamak Diyanet, Rüyada ağlayarak konuşmak ,Rüyada hıçkıra hıçkıra ağlamak, Rüyada ağlamak Üzülmek ,Rüyada başkası için ağlamak, Rüyada hüngür hüngür ağlamak ,Rüyada içli içli ağladığını görmek, gibi terimlere yer verdik…