Yazar: mehmetabaci

  • Pazarlıktan üstün ayrılmanın 9 kuralı

    Çalışma hayatının neresinde olursanız olun sürekli olarak kendinizi bir pazarlığın veya müzakerenin içinde bulursunuz. Ve elbette bu tip görüşmelerde her iki taraf da belli beklentilere sahipken, bulunacak orta yolun sizin şartlarınıza yakın olmasını istersiniz. Hatta çoğunlukla bu tip görüşmelerin neticesi, ödeyeceğiniz veya size ödenecek ücreti belirleyecektir.

    Pazarlıklarda veya çok farklı müzakere ortamlarında, elinizin kuvvetli olması masadan avantajlı taraf olarak ayrılmanızı sağlayacaktır. Fakat bununla birlikte birçok psikolojik etmen de görüşmelerin neticesini tayin etmede önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla sürekli olarak içinde yer alacağınız pazarlıklarda üstünlük sağlamak adına bu çevresel şartları ve davranış biçimlerini sağlayarak sonuçları lehinize çevirmeyi başarabilirsiniz.

    İlk teklifi kabul etmeyin.
    Karşı taraf görüşmelerde, istediği sonucu almak adına, pazarlık aralığını yüksek veya alçak tutmak isteyecektir. Bu sebeple, pazarlığın başlangıç rakamı olarak imkanlarının mümkün kıldığı sayıların uzağında bir teklifle başlamayı isteyecektir. Dolayısıyla ilk teklife karşı bir karşı teklif oluşturmak izlenecek en doğru yol olacaktır. Bununla birlikte ilk teklifi kabul etmek, karşı tarafın sizi, tırnak içinde “çaresiz” olarak nitelendirmesine sebep olabilir. Bu sonraki aşamalar için de dezavantaja sebebiyet verebilir.

    Lokasyon önemlidir.
    Görüşmelerin nerede gerçekleştiği görüşme neticesini etkileyen en önemli çevresel faktörlerden birisi. Size ait olan bir yerde veya bu mümkün değilse tarafsız bir masada pazarlık yapmak sizin açınızdan daha avantajlı sonuçlar almanızı sağlayabilir.

    İlk teklifi karşı tarafın vermesini bekleyin.
    Pazarlıkta psikolojik üstünlüğü sağlamanın ve son sözü söylemenin anahtarlarından birisi de budur. Karşı tarafın vereceği teklifi değerlendirerek pazarlığa yön vermek lehinize olacaktır.

    Size ‘evet’ diyemeyecek kişilerle zaman kaybetmeyin.
    Özellikle reklam sektöründe çalışanların çok iyi bileceği üzere, görüşme esnasında sunacağınız teklifleri kabul edecek yetkiye sahip olmayan biriyle müzakereye devam etmek, hem zaman kaybı olacak hem de elinizi açık etmenize sebep olacaktır.

    Pazarlığı kendinizle, değil karşı tarafla yapın.
    Pazarlık esnasında vereceğiniz bir tekliften sonra, karşı tarafa düşünmek için zaman tanıyın. Henüz kabul etmemiş olmaları, teklifinizi kabul etmeyecekleri anlamına gelmez. Karşı taraf cevap vermeden tekrar ortaya koyacağınız teklif, telaş içinde olduğunuzu düşünmelerine ve avantajı ele geçirmelerine sebep olur.

    Öfke kontrolünüzden emin olun.
    Bazı müzakereler yüksek tempoda veya gergin bir ortamda gerçekleşebilir. Bu tip durumlarda soğukkanlılığını koruyan taraf gerçek anlamda avantaj sağlayacaktır. Hatta görüşme esnasında her şey lehinize olsa bile, öfke kontrolünüzdeki bir eksiklik, istemeyeceğiniz sonuçlara sebebiyet verebilir.

    “Hayır” demekten çekinmeyin.
    Yaptığınız işe ve emeğinize saygı duyulmasını beklemek öncelikli hakkınızdır. Pazarlık çıkmaza girdiğinde, “Hayır” demekten çekinmemelisiniz. Yaptığınız işe değerinden az bir kıymet biçildiğinde, bunu kabullenmeniz, hem sektörünüzdeki piyasayı düşürecek hem de, emeğinizin değersizleşmesine sebep olacaktır. Merak etmeyin, “O siteyi 350 liraya yapanlar” sizin iş kalitenizden çok uzakta ürünler ortaya çıkaracaktır.

    Karşılıklı kazanç sağlayacak uzun süreli anlaşmalar sağlayın.
    Pazarlıktan avantajlı çıkmayı bir saplantı haline getirmek, kısa vadede iyi sonuçlar verse de, uzun süre zarfında aleyhinize sonuçlanacaktır. Masadan kalktığınızda karşı tarafın da memnun olmasını sağlamak, aynı insanlarla tekrar masaya oturacağınızın ve işinizdeki devamlılığının garanti altında olduğunu gösterir. Küçük değil, büyük kazançların peşinde olun.

    Kabuğunuza çekilmeyin.
    Pazarlık esnasında karşı tarafın elinin güçlü olduğunu fark ederseniz bile, gözünüzü korkutmayın. Eğer masada oturmaya devam ediyorlarsa, sizin onlara ihtiyaç duyduğunuz kadar onlar da size ihtiyaç duyuyorlar demektir.

  • Facebook İK, Başarılı yöneticilerin iş stratejisini açıkladı

    Facebook VP (başkan yardımcısı)’si Lori Goler, şirketlerinde yönetici seçimini anlatırken önemli olan kendilerinin bir yönetici seçmesinin değil kimin yönetici olmak istediği olduğunu belirtiyor.

    Facebook’un temeli, güçlü bir organizasyon esasına göre tasarlanmıştır. Buna göre ekip liderleri personelini yeteneğine göre yapabileceği en iyi işlerde görevlendirmekle yükümlüdür. Facebook 12000 çalışanı üzerinde yaptığı araştırmaya göre yöneticilerinin yapmakla görevli oldukları iş yüklerine göre ne derecede başarılı olduklarını bunu neye borçlu olduklarını tespit etmeye çalıştı. İşte Facebook’a göre en başarılı bulunan yöneticilerin sahip olduğu özellikler…

    Çalışanlarıyla ilgilenirler

    Yöneticilerin çoğu çalışanların her şeyin özünde insan olduğunu unutmaktadır. Onlara sadece iş gücü olarak bakmaktadırlar. Çalışanlarda hasta olur, bir yakınını kaybeder, çocuk sahibi olurlar vs. Dolayısıyla kendilerine ait bir hayat ve duyguları vardır.

    Bu gibi durumlarda bir yöneticinin yapması gereken, çalışana sadece bir iş gücü gözüyle baktığını değil, bir insan olarak değer verdiğini göstermesi gerekmektedir. Bir hastalık durumunda geçmiş olsun, vefat durumunda başsağlığı, çocuk sahibi olması durumunda hayır dileği alan çalışan önemsendiğini düşünür. Bu davranış çalışanın yöneticisine saygı ve sevgi duyguları ile işi daha iyi yapmasını sağlar.

    Çalışanlarının gelişimlerine olanak sağlarlar

    Facebook insan kaynakları ekibinin çalışanlar üzerinde yaptığı araştırmaya göre en başarılı bulunan yöneticiler çalışanlarına yeni görevler vererek farklı bir şeyler öğrenmelerini ve gelişimlerini destekleyenlerdir.

    Mümkün oranda başarı ve beklenti içerisinde olurlar

    Her yıl iki defa yapılan resmi değerlendirmede çalışanlar olumlu ya da olumsuz sonuçlar karşısında şaşırmalıdır. Bunu sağlamanın yolu da yöneticilerin hedeflerini açık bir şekilde belirtmesi ve hedefler doğrultusunda uygun personelini atayarak bu işlerinin her aşamasında onlara destek olarak, gelişimlerinde ve hedeflerinde başarıyı yakalamalarına bağlıdır. Yöneticinin çalışanından ne beklediğini açık bir şekilde ifade edebilmelidir. Ve çalışanın zorlandığı anlarda onlara rehber olabilmelidir.

    Sık sık eyleme geçirilebilir geri bildirimler yapmalılar

    Geri bildirim, işletmenin ihtiyaç duyduğu veya ihtiyaç duyacağı bilgi, davranış, tutum ve bakış açılarının bireysel olarak yöneticilere kazandırılabilmesi amacıyla gerekli programların düzenlenmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlenerek izlenmesini içerir. Geri bildirim bir bütün olarak organizasyonun performansını geliştirmeyi amaçlamaktadır.

    Yöneticiler, bir takım güven ve şeffaflık derecesine ulaştığı zaman ekiplerine hızla uyum sağlayarak daha etkili ve verimli olabilirler.

    Yardımcı olurlar

    Çalışana yapmakla görevli olduğu işlerde zorlandığı zaman iyi bir yöneticinin yapması gereken bir köşeye geçip, işin bitmesini beklemek değil, işin bir an önce bitmesi için çalışana yardım etmektir. Yöneticinin, bu işin sadece kendi personeli sorumluluğunda değil o ekipteki herkesin sorumluluğunda olduğunun farkında olması ve elde edecekleri her bir başarısızlıkta ve başarıda da ekipteki herkesin ortak olduğu düşüncesinde olması gerekir.

    Ekiplerini başarıya odaklarlar

    Çalışanların yaptıkları işlerde kendilerini daha hissetmelerini ve motivasyonlarının yüksek olması tamamen yöneticilerinin de benzer bir enerjiye sahip olmasına dayanır. Bu şekilde çalışanlar yaptıkları işlerde çok daha başarılı olurlar.

    Başarılı çalışmaları takdir ederler

    Facebook’un çalışanlar üzerinde yaptığı araştırmaya göre zorlu işlerde başarılı olan personeller yöneticilerinden takdir beklerler. Ve bu aldıkları takdirler hem kendilerinde hem de diğer çalışanlarda işlerinde daha çok başarılı olmaya itiyor.

  • Daha Mutlu Bir Beyin ve Beden İçin Her Gün Yapmanız Gereken 8 Öneri

    Tamamlanamamış işleri iş döngüsü içinde tamamlamak çok zor bir şey değildir. Biraz uyuduktan sonra uyanır ve daha çok çalışırsınız. Ama bir müddet sonra bedeniniz resmen isyan edecek duruma gelir ve sizi protesto eder. Kendisiyle daha çok ilgilenmeniz gerektiğini söyler ve vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılamanızı talep eder.  Günde sadece birkaç dakikanızı ayırarak kendinize daha iyi bakmanın yollarını bulursunuz. Bu noktada planlamanızı bile değiştirmenize gerek yoktur.

    Kendinize daha iyi bakmanın 10 yolu aşağıda sıralanmıştır.

    Rahat bir kafa için egzersiz yapın

    Azıcık egzersiz stresten korunmanızı sağlayacaktır. Sabah birkaç dakikalık yürüyüş bile tüm gününüzün enerjik geçmesini sağlar. Alarmınızı birazcık daha erkene ayarlayıp her sabah azıcık egzersiz yapmanız tüm gününüzü olumlu yönde etkileyecektir.

    Sabah meditasyonu

    Güne 5-10 dakikanızı ayırarak yapacağınız hızlı bir meditasyon zihninizin dengede kalmasına yardımcı olur. Sahip oldukların için minnet duygusuna sahip olun ve cesaretlenmek için pozitif olun.

    Günlük tutun

    Yazmak, iyileştirici bir aktivitedir. Günde sadece 5 dakikanızı ayırıp, kuşkularınızı, korkularınızı, umutlarınızı, hayallerinizi yazarak bu aktiviteyi gerçekleştirebilirsiniz. Günlüğü kendinize yakın bir yerde tutup gece yatmadan önce bir kaç satır yazabilirsiniz.

    Bir kitap veya dergi okuyun

    Hepimiz günlük hayatımzıda sahip olduğumuz endişelerden kaçma ihtiyacı hissederiz. Bir sonraki aranızda bilgisayarın başından kalkıp elinize bir kitap veya dergi alın ve okumaya başlayın. Okuma, sizleri günlük baskılardan kurtaracak güzel bir aktivitedir.

    Eski bir dostunuzu arayın

    Uzun zamandır görüşmediğiniz bir arkadaşınızı, dostunuzu telefon ile arayın. İş, aile yaşamı ve günlük hayat kaygıları eski dostlarımızla görüşmemize engel oluyor maalesef. Arkadaşlıklar, dostluklar mazide kalan hatıralar oluyor. Günümüz teknoloji çağında insanlar telefon açmak yerine soysal medya aracılığıyla iletişime girmeyi tercih ediyor.

    Teknolojinin fişini çekin

    İnsanlar uyanır uyanmaz ellerine telefonlarını alma eğilimi gösterirler ve ondan sonra hayat başlar. Güne başlar başlamaz daha kahvaltıya başlamadan mail trafiğine girmek sizin öğle yemeği bile yapmanıza engel olur çoğunlukla. Size önerim; çalışmak için masaya oturmadan önce telefonunuza hiç bakmamanız ve güzel bir kahvaltı yapmanızdır. E-posta işini sabahın son saatlerine bırakabilirsiniz.

    Uykunuzu alın

    Çalıştığımız dönemlerde vücudumuza olması gerektiği kadar dinlenme şansı vermiyoruz. Uyku yalnız beden için değil ayırca zihin içinde çok verimli bir ihtiyaçtır. İyice dinlenmiş bir vücut ve zihin bir çok şeyi başarabilir.

    Haftasonunu işine değil kendine ayır

    İnsanların çoğu işlerini evlerine getirmekte ve kendilerine ayırmaları gereken zamanı bile işlerine harcamaktadırlar. Haftasonlarını sevdiğiniz şeyleri yaparak harcamalısınız. Home ofisinizde zaman geçirmek yerine zamanınızı daha çok aile bireyleri ile geçirin. Küçük geziler yapın. Spor faaliyetlerine katılın ve yerel organizasyonlara üye olarak haftasonlarınızı sevdiğiniz şeylere ayırın.

  • Hedefinize ulaşmak için izleyebileceğiniz 5 basit adım:

    Son derece üretken girişimcilerin, nasıl başarıya ulaştıklarını anlamaya çalışmak hiç de zor değil. Yöntemleri aslında çok açık. Doğru yaklaşımı sezdiğiniz takdirde, amaçlarınızı gerçekleştirmek için çok hızlı yol katedeceksiniz.

    İyi bir hedef belirleme ve üzerine hipotezler geliştirme, hedefe ulaşmak için yapılması gerekenlerden daha kolay gelir. Başarılı girişimcileri ve izledikleri yollar incelendiğinde 5 basit adımla karşılaşıyoruz.

    İşte hedefinize ulaşabilmek için kayıtsız kalmamanız gereken 5 basit adım:

    Hedeflerinizi Küçültün:

    Çok büyük hedefleriniz olabilir. Vizyonunuz da çok geniş olabilir. Hedeflerinizi küçülterek büyük hedefinize yaklaşmayı deneyin. Başta imkânsız görünen amacınıza, küçük hedeflerin birleşimiyle adım adım ulaşmanız çok kolay olacaktır. Motivasyonunuz için ufak başarılar gerekli, unutmayın. Unutmayın, büyük hedeften vazgeçmenizi değil, sadece büyük hedefe ulaşabilecek küçük hedeflerle ilerleme de kaydetmeniz gerektiğini açıklamaya çalışıyorum.

    Makul Olun:

    Yeni girişiminizle ilk 1 yıl içinde milyon dolarlarla tanışmak isteyeceksiniz. Çünkü bu zamana kadar takip ettiğiniz girişimlerde büyük rakamlar duymuştunuz. Unutun! Planladığınız rakamları düşük tutun, kazanılabilir ve inanılabilir olsun. Ve planladığınız “küçük rakamları” elde ettiğinizde girişiminiz gözünüze daha gerçekçi gelecek ve iyi hissettirecektir.

    Bu küçük ve gerçekçi hedefler, size çok daha büyük fikirler verecektir.

    Hedefinizi Anlatın:

    Hedefinize ulaşmak için doğru desteği elde etmek yolculuğunuzu çok keyifli hale getirecektir. Başarınızı destekleyecek ve size katılacak insanlara anlatmak isteyeceksiniz. Başkalarıyla paylaşmanız kendinizi çok daha sorumlu hissettirecek ve amacınıza ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

    Ölçülebilir Olun:

    Küçük eylem planlarınızı izlenebilir / ölçülebilir hale getirin. Büyük resmi görmek için daha verimli ve sağlıklı ilerleyebileceksiniz. Örneğin hedeflediniz küçük rakamları kazanmak için iş modelinizi takip edin, ölçümleyin. “Planladığınız tutara ulaşabiliyor musunuz”, “daha kolay nasıl kazanabilirsiniz” sorularının cevabını öğrenmek çok kolay olacaktır. Böylece izlediğiniz yolu değiştirme şansınız olacaktır.

    Eğlenceli Olun:

    Hedeflerinizle karşılaşmanız halinde, mutlaka zaferinizi kutlamanın yollarını da bulun. Böylece başarılarınız daha anlamlı hale gelecektir. Herhangi bir hedefe onu sadece elde etmek için odaklanmayın; yaşamınızın bir parçası olacağı için eğlenme aracı haline getirmeyi ihmal etmeyin.

  • Starbucks’ın başarısının ardında ne var?

    Starbucks’ın dünya devi haline gelen bir kahve firması oluşundaki payı yalnızca ürünlerindeki kaliteye bağlamak yeterli olur mu? Yoksa bu başarının ardında her bir şubesinde değişmez kural olarak addettikleri bazı sırlar mı var?

    Gittiğiniz her Starbucks, aydınlatmasından belli tasarım özelliklerine kadar bazı değişmez kriterler göz önüne alınarak ortaya çıkarılıyor. Bloomberg muhabiri Sam Grobart, Starbucks şubelerindeki en bilinen 5 tasarım detayından şöyle bahsediyor;

    1 – Yeni ürünlerin reklamlarını daha kapıdayken tavsiye etmeye başlar.

    Tasarımcılar bu detayı, müşteriyle mağazanın el sıkışması olarak adlandırıyor. Bu reklamlardaki dikkat çeken nokta, yerleşim olarak mutlaka göz seviyesinde olmaları ve muhakkak mağazanın dışına yerleştirilmiş olmaları.

    2 – Sipariş alanlarının konumlandırması düşünülerek yapılır.

    Starbucks’larda oturma alanları mağazanın dışarıdan görülecek şekilde konumlandırılır. Bu da sipariş alanlarının orta veya arka kısımda yer alması anlamına gelir. Dolayısıyla, dışarıdan geçen potansiyel bir müşteri, içeride uzun süre oturabileceği konusunda veya oturabileceği boş yerlerin konusunda emin olmuş olur.

    3 – Aydınlatma yerleşimi, sizi sipariş alanına yönlendirir.

    Starbucks’a girdiğiniz andan itibaren, mağaza içindeki ışıklar sizi doğruca sipariş alanına doğru yönlendirmeye çalışır. Bu sayede ürünler daha parlak bir alanda gösterilerek müşterileri satın almaya cesaretlendirir.

    4 – Çalışanlarla aranızdaki mesafeyi azaltmayı hedefler.

    Starbucks’ın hedeflediği bir başka şey ise çalışanlarla aranızdaki bağlantıyı mümkün olan en üst seviyede tutmak. Bu yüzden mağaza içinde yer alan tezgahları olabildiğince dar tutmaya çalışır. Starbucks’ın tasarımcılarının fikri, eğer tasarım bu şekilde yapılmamış olsaydı, karşılaşacağınız uzun kahve makineleri sizi sipariş vermeye pek de teşvik etmeyeceği yönünde.

    5 – Reklam konumlandırmasına mağaza içinde de önem verirler.

    Kahve siparişinizi verdiğiniz kısım ile kahvenizi alacağınız kısım arasına yerleştirilen reklamlar, bu bekleme süresince dikkatinizi çekmeyi hedefler. Bu sayede bir sonraki siparişiniz için dahi şimdiden size fikir vermeyi hedefler.

  • Başarılı Kişilerin Öğleden Sonra Yaptığı 7 Şey

    Siz de odaklanma yeteneğinizin, disiplininiz ve irade gününüzün öğleden sonra 2 gibi azaldığını hissediyorsanız, yalnız olmadığınızı bilin.

    Başarılı kişiler öğleden sonra bir mola verip biraz temiz hava almaya tercih ederler.

    Öğleden sonra sükunet zamanlaması, kapsamı ve şiddeti kişiden kişiye değişir, öğle yemeğine dikkat etmemiz etkili oluyorken en büyük etkiyi gece ne kadar iyi uyuyup uyumamamız yapıyor. Uzun süre oturmak veya bilgisayar başında çok zaman geçirmek gibi faktörlerde enerji azalmasına sebep oluyor. Ve belki de öğleden sonra yorgunluğa sebep olan faktör daha az iş yapmanızda olabilir. Eğer gün boyu yapacağınız işlerinizle ilgili plan yapmıyorsanız özellikle öğleden sonra için, bu sizin gücünüzü daha kolay kaybetmenize ve daha düşük enerjide hissetmenize neden olur.

    İşte başarılı kişilerin öğleden sonra yaptığı 7 şey:

    Görüşmelerini öğleden sonraya planlarlar

    Toplantılarını sabaha alıp öğleden sonra işleriyle uğraşmayı seçenler hata yapıyor. Başarılı kişiler kahvaltıdan önce planlarını yapar ve daha sonra ilk olarak işlerini yapar, öğleden sonraya ise görüşmeleri planlar.

    Ara verirler

    Eğer mola vermezseniz vücudunuz istifasını sunabilir. Bazen yürüyüşe çıkın, temiz hava alın. Uzmanlara göre sürekli oturmak sigaradan daha çok vücudumuza zarar veriyor. Yürüyüşe çıkarak kaslarınızı hareket ettirin ve temiz hava ile kafanızı temizlemenize yardımcı olacaktır. Böylelikle işleriniz üzerinde daha iyi odaklanırsınız.

    Bilinçli beslenirler

    Öğle yemeğinizden sonra genellikle yorgunluk ve uyku bastırıyorsa yanlış beslenmenizden kaynaklanıyor. Başarılı kişiler, peynir veya meyve gibi şekeri çok yüksek olmayan sağlıklı yiyecekler yemeyi tercih eder.

    Kahve içerler

    Uyku uzmanları aşırıya kaçmadan bir fincan kahve ile uykunuzu kaçırmanızı sağlayabileceğimizi belirtiyor. Kahve içmeyi sevmiyorsanız o zaman yeşil çay veya suyu deneyin.

    Şekerleme yaparlar

    Başarılı kişiler şekerlemenin güç ile yaratıcılıklarını arttırırlar. Thomas Edison gibi birçok başarılı kişi şekerlemenin sadece üretkenliğinizi değil yaratıcılığınızı da arttırdığı düşüncesinde.

    İş yerlerinin özelliklerine göre şekerleme yapmak çok zor ancak eğer sessiz bir yer bulabilirseniz 15 dakikalığına dinlemenizde yarar var.

    Enerjik müzikleri dinlerler

    Birkaç enerjik şarkı ile zihninizi boşaltmanıza ve daha enerjik olmanızı sağlayarak işlerinizde odaklanmanızı arttırır.

    Egzersiz veya açma-germe hareketleri yaparlar

    Esnek bir işiniz varsa ya da evde çalışıyorsanız öğleden sonra egzersiz hareketleri için harika bir zamandır. Egzersizlerden alacağınız enerji ile birkaç saat daha işlerinizde odaklanmanızı sağlayarak işlerinizde daha verimli sonuçlar almanızı sağlar. Ofis ortamında çalışıyorsanız uygun bir ortam varsa 10 dakika kadar egzersiz veya yoga işlerinizde verimliliği arttırır.

    Başarılı kişilerin en çok dikkat ettiği ve ustaca uyguladığı üç şey; iyi bir gece uykusu almak, düzenli fitnes ve sağlıklı beslenmedir. Sizde bunları kendinize göre ayarlayarak hayatınıza entegre ettiğinizde işlerinizde verimliliğinizi arttırarak kariyerinizde başarıya ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

  • Patronunuzun Unutkanlığına Rağmen Motive Olmanızı Sağlayacak 4 Yöntem

    Accenture’nin yaptığı araştırmaya göre çalışanların bir şirketten ayrılma nedenlerinin en önemli etkenlerinden biri de tanınma eksikliği. Çalışanlar hala değerlerinin anlaşıldığını düşünmüyor. Ya patronlar çalışanlarını ödüllendirmek için vakit bulamıyor ya da basitçe patronlar çalışanlarının hangi kelimeleri duymak istediğini bilmiyor.

    Bu, çalışanlar için kötü haber ama işten ayrılması da sorunu çözmeyebilir. Sonraki patronunun da aynı şekilde olmayacağının garantisi yok. Zaman geçtikçe umudunuzu keseceksiniz o yüzden dışardan birşey beklemeden kendi içinizde nasıl motive olacağınızı öğrenmeye başlamalısınız. Şimdi bunu nasıl yapacağınıza dair ipuçlarına göz atalım:

    Kendinizi tanıyın.

    İç motivasyonunuza ilk adımı sizi ileriye götürecek övgünün ne olduğunu anlayarak atın. Çoğu kişi için bu övgü, yaptıkları işin büyük bir amaca hizmet ettiği hissidir. Mesela okul öğretmenleri için bu övgü, öğrencilerinin gelişim sürecini görmeleridir.

    Ofiste tüm gün oturarak bu çalışmanızın tabi ki karşılığını göremezsiniz. İşe gittiğiniz zaman, maaş aldığınız iş için tüm çabanızı gösterirseniz kaçınılmaz bir şekilde bir farklılık olduğunu göreceksiniz. Burdaki anlamamız gereken bu farkın ne olduğu ve bu farkı kendinizi geliştirmek için kullanmak.

    Kendinizi motive edin.

    Sıkı çalışmanızın sonucunda patronunuzun kabul etmemesi durumunda kendi içinizde motive olmanın bir yolunu bulmalısınız. Çalışmalarınızın işiniz açısından nasıl bir fark yarattığını görüyorsanız kendindiniz için görsel bir sunum hazırlayın. Eğer destek hattında telefonlara cevap veriyorsanız, haftalık olarak çözdüğünüz sorunların sayısının grafiğini çizin.

    En yüksek sayıyı bulduğunuz hafta kendinizi ödüllendirin. Kısa zamanda aslında işleri geliştirmek için kimseye ihtiyacınız olmadığını göreceksiniz.

    Çalışma arkadaşı desteği.

    Çalışma arkadaşlarınızla “ayın elemanı” seçilebilmek için yarışmak yerine yaptıkları iyi işler sonucunda onları tebrik edin. Kısa zamanda senin yaptığın işler için onlar da seni tebrik edecek. Böylece bir patrona ihtiyaç olmadan kendi değerlendirme toplumunuz olacak.

    Kendi kendinizi denetleyin.

    Performans etkiliği değerlendirmesi son zamanlarda büyük bir sorun haline geldi. Sabit işler yapan firmalar için bile performans değerlendirmelere önem vermeye başladı.

    Büyük firmalarda bu değerlendirmeleri yapmak için görevlendirilen yöneticiler bile var. Şirketinizde bu işi yapan kimse yoksa bile kendi kendinize bunu yapabilmenizin bir yolu var. Yılın her çeyreğinde geriye yaslanın, kendi hedeflerinizi ve yapacağınız işleri gözden geçirin. Süreç sonunda ne kadar yol aldığınızı, nerden başlayıp nerelere geldiğinizi dürüstçe gözlemleyebileceksiniz.

    Eğer size olumlu yorumlar yapan bir patronunuz veya yöneticiniz yoksa kendinizi daha iyi işler yapmak için motive edebilirsiniz. Kendinizi motive etmenin yolu da hiçbir zaman memnun olmayan patrona rağmen yaptığınız işle ilgili size iyi hissettiren ve heveslendiren duygu bulmaktan geçer.

  • Markanızın dikkat çekici olması için yapmanız gereken 3 şey

    Müşteriler tecrübeden daha fazlasını istiyorlar. Heyecan istiyorlar.

    Marty Neumeier’in belirtimlerine göre müşteriler markaların kendi yaşam tarzları hissedip buna göre davranmalarını bekliyorlar. Müşterilere göre marka demek; önemli ürünleri olan, müşteri ilişkileri gelişmiş veya şirket demektir.

    Neumeier’e göre sanal pazarda olan firmaların daha çok büyümek için müşterileri ile duygusal bir bağ kurması gerekiyor ve bu bağın güçlenmesi ile marka daha da büyür.

    • Birinci olarak çoğu firmanın yarışta kalabilmesi için müşterilerin ihtiyacı olan ve istediği şey düzenli olarak değişim yapması gerekiyor. Dikkat çekici olmak zorundasınız.
    • Markanızı müşterilerinizin duygusal bağ kurmalarına yönelik inşa etmeniz sizi daha ileriye taşıyarak online satışlarınızı da arttıracaktır.
    • Müşterilerinize online ve mağaza aracılığıyla hizmet götürmeniz çok önemlidir. Markanızın bu alanlarda ki sloganlarını dikkatle seçmelisiniz.
    • Müşterilerinizin taleplerine göre markanız için slogan oluşturun ve böylelikle markanızı pazarda olmasını istediğiniz yere taşıyın.

    İşte markanızın dikkat çekici olması için yapmanız gereken 3 şey:

    Müşterinizi markanıza bağlayın

    Bir online kullanıcı yorumu markanızın tanımı demektir. Bu yorumlar Google arama sonuçlarında markanızın nasıl görüneceğini belirler. Markanızla ilgili yapılan yorumlardan oluşan bilgiler müşterilerinizin markanızı tercih etmesini veya etmemesini sağlar.

    Online alanda markanızla ilgili bilgiler müşterilerinizi tanımlar. Bu bilgiler aynı zamanda müşterilerinizin markanız hakkında ki düşüncelerini öğrenmenizi de sağlar. Bu şekilde müşterilerinizin isteklerini baz alarak bu alanda yapacağınız değişikler ile müşterileriniz arasında daha güçlü bağ kurabilirsiniz.

    Tutarlı olun

    Markanızın sloganıyla beraber girişiminiz ile ilgili her şey tutarlı olmalıdır. Tutarsız mesajlar ile, var olan müşterilerinizi sıkmamalısınız. Tutarlı mesajlar gönderirseniz daha sadık müşteriler elde edebilirsiniz. Markanızla ilgili doğru sloganı bulmak için kullanmanız gereken yöntemlerden biri duygu analizidir. Bu analizler ile müşterilerinizle kuracağınız iletişim yöntemlerini ve detaylarını daha doğru seçebilirsiniz. Müşterilerinize hitap etmeniz için onların markanıza karşı tam olarak neler hissettiklerini anlamanız gerekiyor.

    Örnek olarak bir dünya markası olan Coca-Cola’yı incelediğimizde duygusal çekiciliği, sosyal sorumluluk projeleri, ürün ve hizmet politikası, mali performansı, iş ortamı, vizyon ve liderlik alanlarında çok başarılı işlere imza atarak her kesimden ve her yaştan insanlarla bağ kurmayı çok iyi başarıyor.

    İçerikler için blog oluşturun

    Markanızı bulunduğunuz sektörde üst sıralara taşımak için blog harika bir yoldur. Müşterilerinizin markanız ve ürünlerinizle ilgili kullanışlı bilgilere erişebileceği blog sayfası oluşturmalısınız.

    Eğer ne yazacağınızı bilmiyorsanız bile müşterilerinizin arama motorlarına veya diğer web alanlarında markanızla ilgili merak ettikleri şeyler ve en çok aranılan sözcükler üzerinden içeriğinizi oluşturabilirsiniz.

    Müşterilerinizle aranızda ki bağı güçlendirmek için bu bağı daha tutarlı ve güçlü hale getirmek için girişiminize strateji belirlemelisiniz.

  • Facebook’un Başarısının Arkasındaki Stratejiler

    Mark Zuckerberg, birbirimizin düşüncelerini bile okuyabileceğimiz bir gelecek öngörüyor. Vanity Fair’de katıldığı bir konferansta Zuckerberg, VR (Sanal Gerçeklik) platformunu dünyaya yayan kişi olmak istediğini söyledi.

    Facebook, 2014 yılında sanal gerçeklik şirketi olan Oculus Rift’i 2 milyar doların üzerinde bir fiyatla satın aldı. Satın almadan sonra Zuckerberg sosyal medya hesabında: “Bir gün sanal gerçekliğin milyarlarca insanın günlük yaşamının bir parçası olacağına inanıyorum” şeklinde bir gönderi paylaştı.

    Facebook, ilk kurulduğundan beri “herkesi birbirine bağlamak” felsefesiyle çalıştı ve sanal gerçeklikle bunu bir üst boyuta taşıyacağa benziyor. Zuckerberg ayrıca sanal gerçeklik alanında sektör lideri olmak yolunda önemli atacağını da her seferinde dile getiriyor.

    Şimdi sizlere Zuckerberg’in ileri görüşlüğünü kanıtlayacak kısa bir liste sunayım.

    Onun için çalışabileceğiniz kişileri işe alın.

    Söz konusu işe yeni eleman almak olunca Zuckerberg: “Direkt olarak benim için çalışacak kişilerde ilk aradığım şey ben de onun için çalışır mıydım?” şeklinde düşünüyor.

    Bunun en büyük örneği de COO olarak Sheryl Sandberg’i işe alması. Sheryl’in Facebook’un reklam alanındaki başarısının arkasındaki isim diye niteleyebiliriz. Zuckerberg de Sheryl için seve seve çalışabileceğini açıklıyor.

    Problem çözmeye odaklanın.

    Geçen Haziran Stanford Üniversitesindeki Global Girişimcilik Zirvesinde Zuckerberg: “Facebook’u ilk kurduğunda amacım herkese sesini çıkarabileceği bir alan vermek ve insanları birbirine bağlamak” olduğunu açıkladı.

    Facebook’un internet erişimi kısıtlı olan ülkelere yatırım yapması ve bu yönde adımlar atılması dünyada büyük bir sorunu ortadan kaldıracağını düşünüyor. Bunda bir kar amacı yok ama gelecekte bunu karlı bir alana dönüştüreceğine inanıyor.

    Zuckerberg: “Bunun para kazanma amaçlı bir yanı yok en azından uzun süre için bundan para kazanmayı düşünmüyoruz. Ama iyi şeyler yaparsan karşılığını mutlaka bir gün alırsın.” şeklinde bir açıklama yapıyor.

    Sağlam bir eş/partner seçin.

    Eşiniz veya birlikte olduğunuz kişi iş hayatınız üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir.

    Zuckerberg, Harvard’dan beri aşık olduğu 31 yaşındaki Priscilla Chan ile evli. Chan oldukça güçlü bir kadın ve evlenmeden önce bazı kurallarda anlaşmışlar.

    Zuckerberg, Facebook ile çok fazla meşgul olduğundan Chan ilişkiyi kağıda dökmüş ve bazı kurallarda anlaşma yoluna gitmiştir. Haftada en az 100 dk birlikte vakit geçirme ve haftada en az bir kere randevuya çıkma bu kurallardan bazıları.

    Zuckerberg’in sağlık ve eğitim alanındaki yatırımlarında Chan’in büyük etkisinin olduğu söyleniyor.

    Büyük düşünün, küçük adımlarla hareket edin.

    Çoğu uzman Facebook’un bir anda dünyaya açılması halinde başarısız olacağını iddia ediyor. Zuckerberg, yurt odasında sadece Harvard öğrencilerinin kullanabileceği bir proje yarattı. Daha sonra Boston’daki bütün öğrencilere ve en son da bütün Amerika’ya açıldı. Şu anda dünyanın en büyük sosyal ağı konumunda.

  • Her girişimcinin bilmesi gereken 15 Site

    Girişimci için zaman, motivasyon ve stres yönetimi oldukça önemli. Hayatını biraz daha kolaylaştırıp daha az stres, daha fazla zaman yaratmak gerekiyor. Bunun için Girişimcilerin ziyaret etmesi gerken web siteleri ve servisleri derledik.

    İşte her girişimcinin bilmesi gereken 15 Web Sitesi:

    1. AngelList: Bu web sitesi, yatırımcılarla girişimcileri buluşturan bir platformdur.
    2. Crunchbase: Girişimlerin finansal verilerinin takip edildiği ve yatırım haberlerinin yayınlandığı bir sitedir.
    3. Product Hunt: Yeni çıkan ürünleri ve hizmetleri keşfetmek için kullanabileceğiniz bir platformdur.
    4. Startup Grind: Girişimcilik konularında deneyimli insanlarla tanışabileceğiniz ve fikir alışverişi yapabileceğiniz bir topluluğun web sitesidir.
    5. Hootsuite: Sosyal medya hesaplarınızı yönetmenizi sağlayan bir web sitesidir.
    6. Google Analytics: Web sitenizin trafiğini izlemek, analiz etmek ve raporlamak için kullanabileceğiniz bir araçtır.
    7. Canva: Grafik tasarım ihtiyaçlarınız için kullanabileceğiniz kolay kullanımlı bir araçtır.
    8. Medium: İçerik oluşturma ve paylaşma için kullanabileceğiniz bir platformdur.
    9. Upwork: Freelance iş bulabileceğiniz ve serbest çalışanlarla çalışabileceğiniz bir platformdur.
    10. LinkedIn: İş dünyasındaki bağlantılarınızı yönetebileceğiniz bir sosyal medya platformudur.
    11. Quora: Konu uzmanlarından cevaplar alabileceğiniz bir topluluk tabanlı bir sitedir.
    12. Meetup: İlgilendiğiniz konulara göre etkinlikler bulabileceğiniz ve katılacağınız bir platformdur.
    13. Trello: Proje yönetimi için kullanabileceğiniz kolay kullanımlı bir araçtır.
    14. Reddit: İlgi alanlarınıza göre topluluklar bulabileceğiniz, tartışma platformudur.
    15. Dropbox: Dosyalarınızı yedekleyebileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bir bulut depolama servisidir.