Blog

  • Süresi Dolan Alan Adı (domain) ne olur? Ne yapmam lazım?

    Bu yazımızda alan adı (domain) süresi dolduktan sonra oluşabilecek durumlardan ve uygulanması gereken işlemlerden bahsedeceğiz. Detaylıca okumanızı tavsiye ederiz!

    Alan adları bir kez kaydedildiğinde, belirli bir süreliğine size ait olmaktadır. Bu nedenle alan adınızın, zamanında yenilenmesi önemlidir.

    Öncelikle alan adı ve web hosting hizmetlerinin birbirinden farklı hizmetler olduğu tekrar ifade edilebilir. Bir kez alan adı ve web hosting hizmeti satın aldıktan sonra sadece alan adınızı veya sadece web hosting hizmetinizi yenilemeniz halinde web sitenize erişim sorunu oluşacaktır. Bu nedenle alan adı üzerinde uygulayacağınız yenileme işlemlerini web hosting hizmeti için de uygulamanız gerekmektedir.

    Web sitenizin önemli parçalarından biri olan alan adınızın yenileme işlemlerinde, hangi durumlarla karşılaşabilirsiniz?
    • Alan adınızın, süresinin bitiş tarihine birkaç gün kala yenilenmesi:

    Bu şekilde gerçekleştirilen yenileme işlemleri web sitenize erişim açısından sorun oluşturabilir. Örneğin; alan adınızın süresinin son günlerinde internetin olmadığı bir ortamda bulunmanız halinde müşteri panelinize giriş yapıp yenileme siparişi veremeyeceğiniz için alan adınız durdurulabilir. Buna benzer sorunlar yaşamamanız için biltek.net.tr müşteri panelinizde “Hesap İşlemleri” menüsü üzerinden otomatik yenileme talimatı tanımlamanız sizin açınızdan avantajlı ve önemli bir işlem olacaktır.

    • Alan adınızın yenilenmemesi nedeniyle durdurulması:

    Alan adınızı yenilemediğinizde alan adınız durdurulacağı için web sitenize erişim kesilecektir. Alan adınızı zamanında yenilememeniz halinde, alan adınızın süresinin sona erdiği günden itibaren alan adınız yenileme periyoduna (renew period) girer ve bu 40 günlük bir süreyi kapsamaktadır.

    Kısa süre içerisinde yenileme işlemini tamamlamazsanız sistem tarafından yenileme bedeline, otomatik olarak geç yenileme bedeli de eklenebilmektedir. Bahsedilen geç yenileme bedeli “.TR” uzantılı alan adları (“.com.tr”, “.gen.tr”, “.web.tr” vb) için geçerli değildir. Geç yenileme bedeli ile ilgili süre sınırları için aşağıdaki bilgileri incelemenizi öneririz.

    • Bitiş tarihinden itibaren 5. güne kadar: Sadece standart yenileme bedeli ödenir.
    • Bitiş tarihinden itibaren 6. gün ile 20. gün arası: Standart yenileme bedeli ile birlikte geç yenileme bedeli ödenir.
    • Bitiş tarihinden itibaren 21. gün ile 35. gün arası: Standart yenileme bedeli ile birlikte geç yenileme bedeli ödenir.
    • Bitiş tarihinden itibaren 36. gün ile 40. gün arası: Standart yenileme bedeli ile birlikte geç yenileme bedeli ödenir.
    • Alan adı süresinin bitiş tarihinden itibaren 40 gün sonra yapılan yenilemeler:

    Alan adınızın yenileme işlemini alan adınızın süresinin bitiş tarihinden itibaren 40 gün içerisinde çeşitli sebeplerden dolayı tamamlayamamış olabilirsiniz. Sürenin bitiş tarihinden itibaren ilk 40 gün içerisinde alan adınızı yenileyemediğinizde alan adınız kurtarma periyoduna (redemption period) girmektedir. Bu periyot alan adınızın süresinin bitiş tarihinden itibaren 40. günden sonra 30 günlük bir süreyi kapsar.

    İlk 40 gün içerisinde alan adınızı yenileyemediğinizde standart yenileme bedeline 100 $ alan adı kurtarma bedeli eklenmektedir. 100 $ alan adı kurtarma bedeli ICANN tarafından talep edilmektedir.

    Bahsedilen alan adı kurtarma bedelleri alan adı uzantılarına göre değişiklik gösterebilmektedir. “.com”, “.net”, “.org”, “.ist”, “.istanbul” gibi uzantılarda 100 $ şeklindedir; anca “.co” uzantısında alan adı kurtarma bedeli 150 $; “.de” uzantısında ise; 10$’dır. Alan adınızın kurtarma bedeli hakkında bilgiye ulaşmak için buraya tıkladıktan sonra açılan sayfada alan adınızın uzantısına tıklayıp yaşam periyodunu inceleyebilirsiniz.

    Alan adınızı, alan adı kurtarma periyodundan da sonra yenilememeniz halinde, 30 günlük kurtarma periyodu süresi tamamlandıktan sonra alan adınız silinme periyoduna (pending delete period) geçer. Silinme periyoduna geçmesi halinde alan adınız backorder / ön sipariş işlemi uygulanarak başkaları tarafından kaydedilebilir hale gelir.

    • Alan adıın hiç yenilenmemesi: 

    Alan adınızı hiç yenilememeniz halinde, alan adınız bir süre sonra müşteri hesabınızdan düşecektir ve başkaları tarafından kaydedilebilir duruma geçecektir. Eğer alan adınızı kullanmayacaksanız, varsa otomatik yenileme talimatını kaldırıp beklemeniz yeterli olacaktır. Alan adının yaşam periyoduna göre, sahip olduğunuz alan adının tamamen silinme süresi değişiklik gösterebilmektedir. “.com”, “‘.net”, “.org” uzantılı alan adlarında normal sürenin bitiş tarihinden itibaren yaklaşık olarak 75 gün sonra alan adları yeniden kaydedilebilir duruma geçmektedir; ancak “.de” uzantılı alan adlarında normal sürenin bitiş tarihinden itibaren yaklaşık olarak 32 gün sonra alan adı yeniden kaydedilebilir duruma geçmektedir.

    Kullandığınız alan adının ne zaman silinip yeniden kaydedilebilir duruma geçeceğini öğrenebilmeniz için buraya tıkladıktan sonra açılan sayfada alan adınızın uzantısına tıklayıp yaşam periyodunu inceleyebilirsiniz. Alan adı yaşam periyodunda, en son silinme periyodu tamamlandığında alan adınız silinmiş ve yeniden kaydedilebilir duruma gelmiş olacaktır.

    • Alan adının süresi sona ermeden yenilenmesi:

    Alan adınızın süresi sona ermeden önce, yenilemeniz halinde alan adınızın süresinin bitiş tarihi uzatılmış olacaktır ve bu durum alan adınızın süresinin bitiş tarihinde yenilemeden önce kalan sürenizin silinmesine sebep olmayacaktır.

    Örneğin; 29 Ekim 2017 tarihinde bir alan adını kaydettiğinizde bu alan adını 1 Eylül 2018 tarihinde 1 yıllık yenilemeniz halinde süresinin sona erme tarihi 29 Ekim 2022 yerine 29 Ekim 2023 olarak güncellenecektir. Örnekte de görüldüğü gibi bu işlem ile birlikte yenileme işleminden önce kalan süreniz silinmemektedir ve alan adınızın süresinin bitiş yılı uzatılmaktadır.

    Eğer manuel olarak alan adını yenilerken vakit ayırma konusunda sorun yaşıyorsanız biltek.net.tr müşteri panelinizdeki “Hesap İşlemleri” menüsü üzerinden alan adınız için otomatik yenileme talimatı tanımlayabilirsiniz. Bu işlem ile birlikte alan adının süresi sona ermeden önce kredi kartınızda yeterli bakiyenin bulunması halinde otomatik olarak yenileme işlemi uygulanabilecektir.

  • Statükocu Yaklaşım

    Statükocu Nedir?

    Statükocular, mevcut durumun korunmasına ve değişimin engellenmesine yönelik tutumları olan insanlar veya gruplardır. Terim genellikle siyasi, sosyal veya ekonomik konularla ilgili olarak kullanılır. Statükocular, mevcut düzenin sürdürülmesini savunarak, yeniliklere veya değişime karşı çıkabilirler. Statükocular bir tür muhafazakarlık veya konservatizm ile ilişkilendirilebilirler.

    Değişimden Neden Korkarız?

    İnsanlar olarak hepimiz değişimin farkındayız ve hayatımız boyunca birçok değişikliğe tanıklık ederiz. Ancak bazı insanlar değişime direnir ve statükocu bir yaklaşım benimserler. Peki, neden değişimden korkarız ve neden bazı insanlar statükocu yaklaşımı benimser? Bu yazıda, bu sorulara cevap vermeye çalışacağız.

    İnsanlar olarak, birçok şeyin belirli bir düzen içerisinde ilerlemesine alışığız. Düzeni bozmak, bize rahatsızlık verebilir ve korku yaratabilir. Değişim genellikle belirsizliğe yol açar ve insanlar için belirsizlik korkutucu olabilir. Örneğin, iş yerinizde bir yenilik yapılacağı söylendiğinde, yeni iş sürecini nasıl öğreneceğinizi ve başarıya ulaşmak için ne yapmanız gerektiğini bilemeyebilirsiniz. Belirsizlik, insanların statükocu bir yaklaşım benimsemelerine neden olabilir.

    İnsanlar olarak güvenliği ve istikrarı ararız. Değişim, güvenliği ve istikrarı bozabileceği için bize korku verir. Özellikle ekonomik veya siyasi değişiklikler gibi büyük ölçekli değişikliklerde, insanların statükocu bir tutum benimsemeleri daha yaygın olabilir. Değişikliklerin belirsizliği ve riski, insanları değişime karşı dirençli hale getirebilir.

    Bazı insanlar için mevcut durum yeterince iyi olabilir ve değişim gereksiz görülebilir. Yeni bir şey öğrenmek veya yeni bir yöntem denemek, kişinin zamanını ve enerjisini boşa harcamak olarak görülebilir. Bu nedenle, bazı insanlar mevcut durumun korunmasına odaklanarak statükocu yaklaşım benimseyebilir.

    Değişim kaçınılmazdır ve hayatımızın bir parçasıdır. İnsanlar olarak, değişime uyum sağlama becerisine sahip olmalıyız. Değişime açık olmak, yenilikleri keşfetmek ve gelişmek, bizi sadece kişisel olarak değil, iş hayatımızda ve toplumda da başarılı kılar.

    İnsanların statükocu bir yaklaşım benimsemelerinin nedenleri çeşitlidir ve her kişi için farklı olabilir. Değişimin kaçınılmaz olduğunu ve değişime uyum sağlamanın önemini kabul etmek, başarılı bir hayat sürdürmek için önemlidir.

  • Reyhan Şerbeti Nasıl Yapılır?

    Yaz sıcaklarına pratik ve lezzetli bir içecek arıyorsanız doğru tarifi buldunuz! 9 yıl önce ilk kez hazırladığımda, tarifi birçok kez deneyip beğenildi ve hatta yemek kitabıma bile ekledim. Bu sefer limon tuzu yerine doğrudan limon suyu kullandım.

    Reyhanlı Şerbet Tarifi

    Reyhanlı şerbet, özellikle Türk mutfağında yaz aylarında tercih edilen serinletici bir içecektir. Reyhan, diğer adıyla nane-i osmanî (Osmanlı nanesi), bu şerbete karakteristik bir tat ve koku verir.

    Reyhanlı Şerbet Malzemeleri

    • 1 büyük demet reyhan
    • 1 su bardağından biraz eksik toz şeker
    • 1 adet limon
    • 4 diş kuru karanfil
    • 2 adet çubuk tarçın
    • 6 su bardağı kaynar su

    Reyhanlı Şerbet Yapılışı

    1. Reyhan demetini bol suda yıkayın ve süzülmesi için kenara alın.
    2. Bir tencereye şekeri, karanfili ve çubuk tarçını koyun.
    3. Üzerine reyhanları ekleyin ve sıcak suyu dökün.
    4. Şeker eriyinceye kadar karıştırın ve tencerenin kapağını kapatıp demlenmeye bırakın.
    5. Soğuyan şerbeti süzerek bir sürahiye alın ve buzdolabına koyun. Servis yaparken üzerine buz ekleyebilirsiniz.

    Damak tadınıza göre şeker miktarını ayarlayabilirsiniz, ancak benim tercihim 1,5 litre için bu oranı kullanmak yönünde.

  • Mavi Jeans Nedir? Türkiye’den Dünyaya Yolculuk

    Mavi Jeans, 1991 yılında İstanbul’da kurulan ve o tarihten beri uluslararası alanda tanınmış bir moda markasıdır. Yüksek kaliteli denim ürünleri ile ün kazanmış olan Mavi Jeans, dünya genelinde birçok müşteri tarafından takdir edilen bir markadır.

    Mavi Jeans, Türkiye’deki üretim tesislerinde ürettikleri ürünleri dünya çapında pazarlamak için çeşitli yöntemler kullanmaktadır. Mavi Jeans, internet üzerinden ürünlerini dünya genelindeki müşterilere sunarak Türkiye’den çıkan ürünlerini tüm dünyaya ulaştırabilmektedir. Mavi Jeans, uluslararası perakendecilerle iş birliği yaparak ürünlerini daha geniş bir müşteri kitlesine ulaştırmaktadır.

    Mavi Jeans Ürün Çeşitliliği

    Mavi Jeans’in Türkiye ekonomisi için de bir fırsat olmuştur. Marka, Türkiye’de birçok kişiye istihdam sağlamakta ve  ülkenin ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Mavi Jeans’in başarısı, Türkiye’deki diğer moda markalarına da ilham kaynağı olmuş ve Türkiye’nin dünya çapında bir moda merkezi olarak tanınmasına yardımcı olmuştur.

    Mavi Ünlüleri ve Etkinlikleri

    Mavi Jeans’in ürün çeşitliliği oldukça geniştir. Marka, kot pantolonlar, gömlekler, tişörtler, ceketler, elbiseler, aksesuarlar ve dış giyim gibi birçok farklı kategoride ürün sunmaktadır. Kot pantolonlar, farklı kesim seçenekleri ile erkekler ve kadınlar için geniş bir yelpazeye sahiptir. Markanın gömlekler, tişörtler, ceketler, elbiseler ve aksesuarlar gibi ürünleri de çeşitli tarzlara ve ihtiyaçlara hitap etmektedir.

    Tüm Dünya’da Mavi Rüzgarı

    Türkiye kökenli bir marka olarak başta Almanya, Amerika, Rusya ve Kanada gibi ülkeler olmak üzere 37 ülkede faaliyet göstermektedir. Online satış platformları da markanın büyümesine katkı sağlamaktadır. Ünlülerin tercih etmesi ve aktif pazarlama kampanyaları sayesinde dünya çapında tanınırlık elde etmiştir.

    Mavi Jeans, çeşitli etkinlikler ve sponsorluklarla marka imajını güçlendirmiştir. Mavi Sanat, Mavi Müzik, defileler ve festivaller gibi etkinliklerle markanın canlılığını ve değerini arttırmıştır. Dünya genelinde birçok ünlü moda ve yaşam tarzı yayınında yer alarak markanın uluslararası tanınırlığını daha da artırmıştır.

  • Üretkenlik için yapılacaklar listesi hazırlamaktan daha iyi bir yöntem

    İnsanlar yapılacaklar listesi hazırlamaya bayılıyorlar. En büyük motivasyon tabi ki her bir görevi tamamladığınız zaman üzerine attığınız çizik veya yanına gelen bir mavi “tik”. Bunlar sizi çok üretken ve işer yarar hissettiriyor. Değil mi? Bende böyle bir etki bıraktığı kesin.

    Teorik olarak hazırladığınız bir yapılacaklar listesini gün içerisinde tamamlamak ve sonrasında da kanepede güzel bir yorgunluk çayı içmelisiniz ama pratikte bu pek de öyle olmuyor. Kabarık liste sürekli sizi gergin hissettiriyor ve sonuçta veriminiz düşüyor.

    Gelin beraber farklı bir metod üzerinde çalışalım. Belki de üretkenliğimizi daha fazla artırabiliriz.

    Bugün yapmamız gerekenlerin listesi aşağıdaki gibi olsun. :

    • Güzel bir blog yazısı yaz

    • Olası toplantıları yapma

    • Aile ve arkadaşlarla görüşmek (belki bunu whatsapp’da birikmiş mesajlara cevap vermeyi de dahil edebilirsiniz.)

    • E-posta kontrolü

    • Egzersiz (yoksa siz yapmıyor musunuz?)

    • Araştırma (bir sonraki blog yazısı için konu olabilir mesela)

    • Sosyal medya paylaşımlarının yapılması

    • Yeni sezonu komple yayınlanmış olan Sense8’den bir bölüm izlemek.

    Her saatimizi detaylı olarak programlamıyoruz tabi ki çünkü öylesi bir programa uymak daha zor ve uymayınca tüm günün elden gitmesi kaçınılmaz.

    Ortalama bir gün için yoğun sayılabilir. (Kabul edelim, çoğumuzun şikayet ettiği bir yoğunluk bu)

    Peki bu listeyi eritmek için ne yapmamız gerekiyor? İlk akla gelen şey, en basit olanları hızlıca halletmek. Mesela sosyal medya paylaşımları ve mail kontrol işlemini dizi izlerken yapmak sizi bir çok maddeden kurtaracaktır. Fakat burada ortaya çıkan problem, siz bu kolay işleri yaparak zor ve önemli olanları öteliyorsunuz ve giderek yapılamaz hale getiriyorsunuz çünkü zihinsel olarak yorgunlaşmaya başlıyorsunuz.

    Yeni uygulayacağımız metod ise “Eisenhower Matrix” adı verilen bir yöntem ve bu yöntemin temeli önemli ve acil işleri bir birinden ayırmak üzerine kurulu. Çoğumuzun hatalı olduğu bir nokta bu “önemli ve acil” şeyleri ayıramıyoruz çünkü gelen maillerimizin başlığında genelde “Acil ve önemli” yazıyor.

    Peki bu ayırımı nasıl yapacağız?

    Normal şartlarda “acil” başlıklı işler, hemen harekete geçilmesi gereken ve bir şekilde çözülmesi gereken şeylerdir. “Önemli” başlığı ise uzun vadede bizim için çok değerli olabilecek fakat hemen ele almasak da olabilir dediğimiz şeyleri kapsıyor. İşte film burada kopuyor çünkü biz “yapılacaklar” listesi yaptığımızda veya gün içerisinde çalışırken ilk önceliğimiz her zaman “acil” başlıklı işler oluyor ve bu da “önemli” şeyleri arka plana atıyor ve unutturuyor.

    Aşağıdaki matriksi göz önüne alarak günlük yapılacakların öncelik sıralamasını belirleyebilir ve buna göre daha verimli günler geçirebiliriz. Bu matriksin Türkçe kaynaklarda yazılmış versiyonlarında “Delete/Sil/Yapma” seçeneğinin olması beni çok düşündürdü. Bu yöntemde bence önemli şeylerden biri bu çünkü silmek yerine daha sonraya atmak da kafamızı karıştıran şeylerden biri.

    İdeal bir dünyada sol üst tarafta gün içinde yapmanız gereken maksimum 1-2 işiniz olmalı. Sonra sağ üst bölgedeki görevler için gerçekçi zamanlamalar verebilir ve ona göre çalışabilirsiniz.

    Eğer bu modeli kendi rutininize uygulayabilirseniz gün içerisinde üretkenliğinizin arttığını ve sorumluluklarınızı daha rahat yerine getirdiğinizi görebilirsiniz.

  • Güvenli İnternet Kullanımı Nedir?

    İnternet teknolojilerinde madalyonun iki yüzü vardır. Bizler interneti kullanırken sadece tek taraflı düşünüyoruz. Sitelere giriyor, alışveriş yapıyor, online eğitimlere katılıyor, dosyalar ve görseller paylaşıyoruz. Madalyonun bu yüzü aslında bizim tarafımızdan internet kullanımının yüzeysel bilgiyle sınırlı olduğunu gösteriyor. Madalyonun diğer yüzüne ise bilinçli ve güvenli internet kullanımı hakkında düşünerek bakabiliriz. İnternet maalesef tam anlamıyla güvenli bir yer değildir. Kimlik bilgilerini başka sitelere yönlendirme, dolandırıcılık, şifre avcılığı, dolandırıcılık, kredi kartı bilgilerinin çalınması gibi birçok güvenlik sorunu herkesin her an başına gelebilecek sorunlardır. Türkiye’de en çok yaşanan internet güvenli sorunu kişisel bilgilerin çalınmasıdır. Aldatıcı mesajlar, aldatıcı linkler ve başka sitelere yönlendirme internette bilgilerinizin çalınması için kullanılan tuzaklardır. Bilgi teknolojileri Ve İletişim Kurumu’nun yani kısaca BTK’nın yayınladığı internetin riskleri ve zararları listesinde yer alan bazı sorunlar;

    Yanlış ve/veya Zararlı Bilgiye Erişim;
    Sanal Dolandırıcılık,
    Kişisel Bilgilerin Paylaşımı ve Kimlik Hırsızlığı (identity theft),
    Zararlı Yazılımlar,
    Oltalama (phishing),
    Size çok masum gelen bir merhaba mesajı aslında sanal dolandırıcılığın oltası olabilir. Linke tıkladığınızda tüm kişisel bilgileriniz çalınabilir. İnternet bağlantısının güvenli olması birçok sorunla baş etmek için alınacak önlemlerden biridir. İnternetteki olası zararlı içeriklerden korunmak için güvenli internet hizmeti alabilirsiniz. Bilinçli internet kullanımı için herkesin dikkat etmesi gereken şeyler;

    İnternette kişisel bilgileri sınırlı tutmak( ev adresi vermemek gibi)
    Web tarayıcıda ve mobil işletim sistemindeki gizlilik ayarlarını açık tutmak
    İnternet bağlantı güvenliğinden emin olmak
    Her linke tıklamamak her mesaja yanıt vermemek
    Kötü amaçlı yazılımlardan korunmak için indirilenlere dikkat etmek
    İnternet güvenliği için güçlü şifreler belirlemek
    Alışverişi sadece şifreli bağlantı sağlayan güvenilir sitelerden yapmak
    Sanal ortamda tanışılan kişilere dikkat etmek
    Virüs koruma programlarını güncel tutmak
    Aile için internet filtreleri kullanmak
    Tüm önlemleri almakla birlikte güvenli internet hizmetinden de yararlanmalısınız. İnternet kullanıcılarına ücretsiz olarak sunulan güvenli internet hizmeti servis sağlayıcılar tarafından verilir. Aile ve çocuk filtreleri gibi güvenlik önlemleri sunan bu hizmetten herkes ücretsiz olarak yararlanabilinir. Güvenli internet hizmetine geçmek için servis sağlayıcınızın online işlemler ya da sms ile verdiği hizmete başvurabilirsiniz. Bu hizmeti dilediğiniz zaman aktif edebilir dilediğiniz zaman iptal edebilirsiniz. Güvenli internet hizmeti temelde internet bağlantınızı kontrol altına alarak bağlantıyı zararlı içeriklerden korur. Aile ve çocuk olmak üzere iki profilde sunulur.

    Güvenli İnternet Kullanımı Nasıl Çalışır?
    Alternatif erişim hizmeti olan güvenli internet kullanımı hizmeti aile profili ve çocuk profili olmak üzere iki seçenek sunar. Çocuk profili ve aile profili kriterlerini sosyoloji, psikoloji, hukuk, pedagoji uzmanlarının oluşturduğu bir kurul belirler. Çocuk profili seçeneğinde sadece onaylanmış içeriklere erişim sağlanabilir. Bu profil seçeneğinde sosyal medya siteleri ve sohbet platformları yer almaz. Aile profili seçeneğinde ise onaylanmayan içeriklere erişim sağlanmaz. Farklı olarak sosyal medya, forum, oyun siteleri gibi sitelere erişim sağlanabilir. Ulaşmak istediğiniz bir internet sitesi güvenli internet hizmeti kapsamında mı öğrenmek için http://www.guvenlinet.org/tr/domain_sorgula.html üzerinden sorgulama yapabilirsiniz. Güvenli internet hizmetiyle ilgili tanıtım videoları, hizmet detayları, güvenli internetin önemi hakkındaki açıklamalar da https://www.guvenlinet.org.tr adresinde yer almaktadır.

    Güvenli İnternet Nasıl Aktif Edilir?
    Güvenli İnternet hizmetini Kablo Net’ten almak için 2126 SMS hattından mesaj atarak hizmeti aktif edebilirsiniz. İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esasları tüm internet sağlayıcıları aynı şekildedir. Güvenli internet kullanımı broşür ve tüm açıklamalara resmi siteden ulaşılabilir. İnternetin daha bilinçli kullanılması için güvenli internet hizmetinden kolaylıkla yararlanabilir. Aslın güvenli internet kullanımı hizmeti sizin için bir internet filtreleme sistemi yaratır. Yani siz arama motorunda bir şey aradığınızda karşınıza sadece güvenilir siteler çıkar. Güvenli İnternet resmî sitesinde site sorgu hizmeti de verilmektedir. Güvenli İnternet hizmeti;

    Tamamen ücretsiz ve hukuki standartlara dayanan bir hizmettir
    Her internet kullanıcısı aile ya da çocuk profili seçeneklerinden birini seçebilir
    Hizmeti alan kişiler sadece kurul tarafından belirlenmiş güvenilir sitelere erişebilir
    Güvenli internet hizmeti istendiği zaman aktif ya da iptal edilebilir
    Hizmeti başlatmak için sms atmak yeterlidir
    İnternetteki zararlı içerikleri filtreleyen bir koruma sistemidir
    Filtreleme sistemi uzmanların araştırmaları sonucunda oluşturulur. Hangi sitelerin hangi içeriklerin zararlı olduğuna uzmanlardan oluşan kurul karar verir. Türkiye’de internet kullanımı standartlarında kullanıcıyı koruma amaçlı düzenlemeler Güvenli internet Kullanımı kapsamında düzenlenmiştir. Bu hizmeti tercih edip etmemek kullanıcıların kendilerinin vereceği bir karardır. Ancak interneti bilinçli kullanmak, risk ve sorunlara karşı önlem almak için herkesin bu hizmetten yararlanması tavsiye edilir.

    Çocuklar İçin Güvenli İnternet Kullanımının Önemi
    Dijital çağda doğmuş olan çocuklar için internet sıradan bir şeydir. Çocuklar akıllı telefonlardan, tabletlerden, bilgisayarlardan internete kolaylıkla girer ve sanal âlemde vakit geçirir. Oyun oynamak, eğitim almak gibi amaçlarla internete giren çocuklar her türlü sanal tehlikeye açıktır. Aniden bir siteye yönlendirilebilir ya da görmemeleri gereken şeyleri görebilirler. Bunlar anlık ve hızlı gerçekleşen şeylerdir. Türkiye’de internet kullanımı istatistiklerinde görüldüğü üzere çocuklar ve gençler kullanıcıların büyük bir bölümünü oluşturur. Yapılan araştırmalar Türkiye’de internet kullanımıma başlama yaşının ortalama 9 olduğunu gösteriyor. 6-10 yaş gurubundaki çocukların %36,9’u internet kullanıyor. 6-15 yaş arası çocukların %24,4’nünkendi bilgisayarı, %13,1’nin kendi cep telefonu var. Ve maalesef aileler çocukların internetle ilişkisi konusunda bilinçli davranmıyor. Çocukları oyalamak için ellerine cep telefonu, tablet gibi cihazları kolaylıkla veriyorlar. Bunun ne kadar riskli ve tehlikeli olduğunu bilmiyorlar. Sadece tek bir tıkla çocuklarımız hayatı boyunca unutamayacağı görüntülerle karşılaşabilir. Dijital çağın çocukları internetli doğdu. Ancak internetin riskleri ve zararlarına karşı korumasızlar. Çocuklar için güvenli internet kullanımı hizmetinden yararlanmak ailelerin görevidir. Çocuk filtresi aktif edildiğinde, çocuk internete girdiğinde zararlı içeriklerden korunur. İnternette çocukların risk altında olduğu durumlar şunlardır;

    Siber zorbalık
    Çevrim içi oyunlar veü internet bağımlılığı
    Cinsel içerikli mesajlarü
    Yabancılarla çevrimiçiü ve çevrimdışı iletişim
    Kişisel bilgilerin paylaşımıü
    Sanal dolandırıcılıkü
    Pornografi/Çocuküistismarı
    Şiddet / Nefret / Irkçılıkü
    Zararlı yazılımlar.ü
    Çocuk filtresi tüm bu olası risklere karşı gerekli önlemleri almanızı sağlar. Çocuklar için güvenli internet kullanımı için gereken önlemler alınmazsa çocukların bireysel gelişimlerini geri dönülemez şekilde olumsuz etkileyecek durumlar yaşanabilir. Dijital çağın çocukları için aileler bilinçli internet kullanımı hakkında bilgiye sahip olmalıdır. Aileler için çocukları internetin zararlarından korumada en kolay ve en etkili çözüm güvenli internet kullanım hizmeti almaktır. Bu hizmeti bir mesajla aktif ederek çocuklarınızın internet güvenliğini kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Çocuklar kod yazılımı gibi faydalı bilgilere erişebilir. Faydalı bilgilere erişirken zararlı içeriklerle karşılaşma riskinden kurtulurlar. Kablonet kullanıcıları 2126 SMS hattından mesaj atarak hizmeti aktif edebilirler. Güvenli internet hizmetinin resmi sitesi https://www.guvenlinet.org.tr üzerinden çok daha detaylı ve açıklayıcı dokümanlara, videolara ulaşabilirsiniz.

    Güvenli İnternet Hizmeti İnternetin Hızını Yavaşlatır mı?
    Türksat’ın fiber internet aboneliğinde güvenli interneti aktif ettiğinizde içerikler size gelmeden önce filtreden geçtiği için farkında olamayacağınız kadar ufak bir gecikme yaşanabilir. Ayrıca Kablonet’in Anti Virüs paketini aylık 3,99 TL’ye satın alabilirsiniz. Bu servis paketi ile dosya boyutu 20 MB’ın altındaki paketlerde bulunan zararlı yazılımları bilgisayarınıza daha indirmeden uzaklaştırabilirsiniz. Antivirüs servisini kullanan TÜRKSAT internet aboneleri, dosyalar tarafınıza gelmeden önce zararlı yazılım taramasından geçirileceği için gecikme yaşanabilir.

  • Sierra Nevada Corporation’un Ortağı: Eren Özmen

    ABD’de de master programını tamamladıktan sonra Sierra Nevada Corporation’da (SNC) çalışmaya başlayan Eren Özmen, iflasın eşiğindeki bu şirketi eşiyle beraber devralıyor ve şirketi tekrar ayağa kaldırmayı başarıyorlar. Uzay sistemleri, mikro uydular, nano-teknoloji gibi konularda uzmanlaşan şirketin günümüzde 30 farklı merkezi ve 3 bin küsür çalışanı bulunuyor. Eren Özmen, 19 tane teknoloji firmasını satın aldıktan sonra yaptığı yatırımlar ve geliştirdiği teknolojiler sayesinde NASA’dan ihale almayı başaran bir girişimci Türk Kadını oluyor. Eren Özmen aynı zamanda Forbes Dergisi’nin hazırladığı “Amerika’nın Servetini Yaratan 50 Kadın” listesinde 19. Sırada yer alıyor.
  • Unutulmayacak Davetler ve Mükemmel Sofralar İçin İpuçları

    Yemek davetlerinde, bazen özel nitelikteki davetlere de ev sahipliği yapmamız gerekebilir. Yemek yapmak, sanat olduğunu göz önünde bulundurarak, unutulmayacak sofralar ve mükemmel davetler için bazı hatırlatmalara ihtiyaç duyarız.

    Davet hazırlığından ziyafet masası düzenlemesine, yemek görgü kurallarından servis kurallarına kadar birçok önemli detaya değineceğiz.

    Davetin Hazırlanması

    Bir davetin hazırlığı, davet edilecek kişilerin belirlenmesiyle başlar. Davetin resmiyet derecesine göre, en az üç hafta öncesinden davetiyeler veya telefon aracılığıyla davet edilmelidir. Özellikle resmi davetlerde, baskılı davetiyeler tercih edilebilir.

    Davetiyenin üzerinde davet edilen kişinin adının elyazısıyla yazılması, davet edilen kişiye verilen önemi gösteren bir ayrıntıdır. Son zamanlarda, bazı büyük hediye merkezlerinde bu tarz özel kartlar satılmaktadır ve sadece boşlukları doldurmanız yeterli olacaktır. Davet eden kişiye nazik bir yanıt verilmesi önemlidir.

    Davet Yanıtı

    Davetiyenin alındığını ve davete katılıp katılamayacağınızı bildirmek, bir görgü kuralıdır. Eğer davetiyeyi aldıysanız, davet eden kişiye telefon açarak katılıp katılamayacağınızı bildirmeniz gerekmektedir. Bu, davetin düzenlenmesi ve organizasyonun sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından önemlidir.

    Ziyafet Masası Hazırlığı

    Ziyafet masası hazırlamak bir zevk işidir ve herkes imkanları ve tercihleri doğrultusunda hazırlık yapar. Ancak, aşağıdaki noktalara dikkat etmek de önemlidir. İlk olarak, masa örtüsü titizlikle seçilmelidir. Pastel renkteki keten, beyaz keten, nakışlı keten veya dantel örtüler tercih edilebilir. Çok renkli ve alacalı örtüler, ağır ve resmi davetler için uygun olmayabilir.

    Masa örtüsünün uçları, 30 cm’den fazla sarkmamalıdır ve oturan kişilerin ayaklarına dolanmayacak şekilde olmalıdır. Masa düzenlemesinde “uyum” çok önemlidir. Yemeklerin ve aksesuarların birbiriyle uyum içinde olması gerekmektedir. Masa örtüsünün üzerine yerleştirilecek tabaklar, çatal-bıçak takımları, su ve şarap bardakları gibi unsurların renk ve tarz açısından birbirini tamamlamasına özen gösterilmelidir.

    Yemek Görgü Kuralları

    Davetlerde uyulması gereken yemek görgü kuralları, hoş bir atmosfer yaratmak ve misafirlerin rahat hissetmelerini sağlamak için önemlidir. Misafirlerin oturma düzeni, yemek sırası ve kullanılacak çatal-bıçakların doğru şekilde kullanılması gibi detaylara dikkat edilmelidir.

    Davet sahibi, misafirleri ile ilgilenmeli ve hoş sohbetlerle atmosferi canlandırmalıdır. Misafirlerin yemeklerini bitirmesini beklemek, yemek sırasında telefon kullanmamak ve nazik bir tutum sergilemek gibi davranışlar da yemek görgü kurallarının temel unsurlarıdır.

    Servis Kuralları

    Davetlerde yiyeceklerin ve içeceklerin servisi önemlidir. Yiyeceklerin sıcaklık ve tazeğini koruması için dikkatli olunmalıdır. Servis edilecek yemeklerin çeşitliliği ve miktarı, davet edilen kişi sayısına uygun olarak planlanmalıdır. Yemekler, belirlenen sıraya göre servis edilmeli ve misafirlerin istekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Şarap eşleştirmesi konusunda ise bir uzmandan veya şarap menüsünden yardım alınabilir.

    Yemek yapmak bir sanattır ve unutulmayacak davetler ve mükemmel sofralar oluşturmak için dikkatli bir planlama ve özenli bir hazırlık gerektirir. Davetin hazırlığından ziyafet masası düzenlemesine, yemek görgü kurallarından servis kurallarına kadar birçok detayı doğru şekilde uygulayarak, unutulmaz bir deneyim sunabilirsiniz. Davetlilerinizin keyifli ve lezzetli bir deneyim yaşamasını sağlamak için yaratıcı yemekler ve uyumlu bir atmosfer oluşturmayı unutmayın.

  • Gelinlerin Tercih Ettiği Renkli Duvak Modelleri

    Gelinler için gelinliğin tamamlayıcı unsuru olan duvak, asırlar öncesinden günümüze kadar gelinlerin zarafetini taçlandıran önemli bir aksesuardır. Günümüzde, duvaklar modern detaylarla gelinlerin beğenisine sunulmaktadır.

    Gelinler, şıklıklarını tamamlamak ve büyüleyici bir görünüm elde etmek için seçtikleri duvak modellerini özenle seçerler. Son dönemde, farklı tarzlara sahip gelin adayları, gelinliklerinde ve duvaklarında renkli tüller kullanmayı tercih etmektedirler.

    Renkli duvaklar, özellikle kır düğünlerinde masalsı bir atmosfer yaratırlar. Dantel, tül, uzun veya kısa olarak tasarlanan renkli duvak modelleri arasından gelinliğinizin modeline ve saçınıza uygun olanı seçmeniz önemlidir. Yüz şeklinize uygun bir duvak modeli seçerken dikkatli olmanız da önerilir.

    En beğenilen renkli duvak modellerine birlikte göz atalım.

    Tarzıyla Konuşulan Pembe Duvaklar
    Son dönemde popüler olan renkli duvaklar, alternatif saç aksesuarları, sıra dışı gelinlik modelleri ve farklı düğün konseptleri arayan gelin adayları için harika bir seçenek sunuyor.

    Beyaz veya kırık beyaz gelinliklerin üzerine takılan pembe ve lila tonlarında tasarlanmış uzun veya kısa duvaklar, tarzıyla fark yaratmak isteyen gelin adaylarının favorisi haline gelmiştir.

    Rengarenk duvaklar, özellikle gelin çiçekleri, ayakkabılar ve aksesuarlarla uyumlu şekilde kullanıldığında gelinler için vazgeçilmez bir tercih olmaktadır. Pembe duvak modelleri ise içlerinde en çok tercih edilen soft renkteki modellerdir. Eğer el buketinizde açık pembe tonlarda çiçekler varsa, uyumlu bir pembe duvak seçerek tarzınızı ortaya koyabilirsiniz.

    Asil ve Klasik Bir Görünüm için Ekru Duvak Modelleri
    Gelinliğin vazgeçilmez rengi olan beyaz ya da ekru tercih eden gelin adayları, ekru duvak modelleri arasından seçim yapabilirler. Son dönemin trendleri arasında yer alan 3 boyutlu çiçek figürlü uzun duvaklar veya dar kesim bir gelinlikle uyumlu uzun dantelli bir duvak kullanarak asil ve klasik bir görünüm yakalayabilirsiniz. İşlemesiz ve düz lazer kesim ekru duvak modelleri de 2023’nin bohem gelinlik trendlerine uygun bir seçenek olarak tercih edilebilir.

    Kına Gecelerinin Vazgeçilmezi: Kırmızı Duvak Modelleri
    Evlilik sürecinin güzelliklerinden biri olan kına geceleri, gelin adayları için unutulmaz anlardan biridir. Kına gecesi, düğünden önceki eğlenceli bir seremoni olup, kına gecesi aksesuarları da geceye renk katmaktadır.

    Gelin adayı ve arkadaşları tarafından tercih edilen kırmızı duvak modelleri, geçmişe nostaljik bir yolculuk yapmanızı sağlar. Özellikle gelin adayları, süslemeli ve gösterişli kırmızı gelin duvaklarını tercih ederken, gelin arkadaşları genellikle kırmızı tül duvaklar kullanırlar.

    En Çok Tercih Edilenler Arasında: Bordo Renkli Duvak Modelleri
    Kına gecelerinde kırmızı duvaka alternatif olarak giyilen kaftanlarla uyumlu bordo renkli duvak modelleri, gelinler arasında en çok tercih edilen modeller arasında yer alır. Koyu bordo kadife veya saten kaftanlar üzerine kullanılan altın işlemeli veya dantelli bordo duvaklar, size tam bir saraylı gelin havası katacaktır.

  • 30’undan sonra meslek değiştiren kadınların hikayesi: ProjectPost30

    Belli bir yaştan sonra meslek değiştirmek isteyen kadınlar için bir cesaret kaynağı olan ProjectPost30’un kurucusu Gökşen Çalışkan projeyi  “sosyal bir medya projesi” olarak tanımlıyor. 

    30’undan sonra meslek değiştiren kadınların hikayesini dinleyebildiğiniz ve Gökşen Çalışkan’ın proje çerçevesinde hazırladığı blog yazılarına ulaşabildiğiniz ProjectPost30, ziyaretçilerinin hayatlarına dokunmayı amaçlıyor.

    Tİ: ProjectPost30’u bize biraz anlatır mısınız? 

    GÇ: ProjectPost30, 30lu yaşlarından sonra kariyerlerine farklı kulvarlarda devam etme kararı alan ya da aynı anda birden fazla mesleği icra eden kadınların hikayelerinin paylaşıldığı bir medya projesi. Bu haliyle hem kişisel hem de profesyonel ilgi alanlarım olan iki konunun kesiştiğini söyleyebilirim. Bu ilgi alanlarından biri, iş yaşamında kadının güçlenmesi, diğeri ise medya.

    30’dan sonrasına odaklanmamın nedeni, 20li yaşların iş yaşamında deneme yanılma süreci için daha kabul edilebilir görülmesi. 30lar ve sonrası, 20’lerde verdiğimiz kararların meyvelerini toplamaya başladığımız ve sıfırdan bir kariyere geçiş yapmanın nispeten daha zor olduğu, başka bir ifadeyle daha çok cesaret gerektirdiği yaşlar.

    Bugün bir çoğumuz 20’li yaşlarımızda eğitim ve kariyerimize yaptığımız yatırımın geri dönüşünü alabilmek adına, mutlu olmasak da varolan işlerimizde hayatımızın büyük bölümünü geçirmek zorunda kalabiliyoruz. Okul, iş ve aile kurmak derken;  hayattan ne istediğimizi ya da istemediğimizi farketmek çoğu zaman 30’larımızdan önce olmuyor. Görünürde tam “herşeyi yoluna koyduk” derken, hiç beklenmedik anlarda içimize bir kurt düşüyor ve hayatlarımızın anlamını sorgulamaya başlıyoruz.

    Bu sorgulamalardan hareketle ProjectPost30 tek bedene çok kariyer sığdıran kadınların hikayelerinin podcast formatında paylaşıldığı bir proje olarak hayata geçti. Değişim için başlangıcı 30lar olarak belirlesem de, ucu elbette açık.

    ProjectPost30 aracılığıyla dinleyeciler hem farklı meslek grupları ve o mesleklere geçiş için gerekli altyapı hakkında bilgi alabiliyor, hem de artıları ve eksileriyle değişim sürecinin hangi etmenlerden oluştuğunu daha net görebiliyorlar. ProjectPost30’la değişim için hayatında bir tutam ilhama ihtiyaç olan veya önünde bir örnek olsa belki biraz daha cesaret gösterebilecek kişilere erişmeye çalışıyorum.

    Proje fikri nasıl aklınıza geldi?  

    ProjectPost30 dünyanın iki farklı ucunda yaşayan, 30lu yaşlarının başında benzer varoluşsal sıkıntılar yaşamaları ve bulundukları ülkelerde benzer toplumsal sorunları gözlemlemeleri dışında pek ortak noktaları olmayan iki arkadaşın email formundaki mektuplaşmalarının ilham verdiği bir proje aslında. Çok farklı meslek alanlarına sahip olmamıza rağmen birbirimizi anlamayı, şu an yaptıklarımızın üstüne neler katabileceğimizi tartıştığımız yazışmaların bir çıktısı diyebilirim.

    Bu iletişime paralel olarak  en eski ve yakın dostlarımdan birinin de aynı dönemde çok başarılı olduğu işinde bazı sorunlar yaşaması ve hayatı boyunca aynı işi yapmak zorunda mı kalacağı konusundaki endişeleri, yakın çevreme biraz daha dikkatli bakmamı sağladı.

    Şubat ayının sonunda bir pazar gecesi önce Facebook, ardından LinkedIn ve Twitter profillerime bir not düştüm. Böylece kariyerlerinde köklü değişime giden kadınları araştırmaya koyuldum. Başlangıçta yalnızca kişisel websitem için bir yazı yazma ya da uzun vadeli olarak bu görüşmeleri bir kitaba dönüştürme hedefiyle yola çıkmıştım.

    Sosyal medyadaki paylaşımların çarpan etkisiyle, düşündüğümden çok kısa sürede çok fazla sayıda insana ulaşma imkanı buldum.

    Mesaj atan kişiler yalnızca hikayesi olan ve paylaşmak isteyen kadınlar değildi bu arada. Bu hikayeleri nerede, nasıl dinleyeceğini ya da okuyacağını bilmek isteyenlerden de çok geri dönüş geldi. Hal böyle olunca, tek bir blog yazısının bu ihtiyaca cevap veremeyeceğini, kitap yazmanın ise ancak uzun vadede insanlara fayda sağlayacak bir ürüne dönüşeceğini hissettim. Aldığım geri dönüşlerin yarattığı bu heyecanla bir an önce birşeyler orta çıkarmak istedim.

    Amatör bir ruhla hızla görüşmelere başladım, eş zamanlı olarak proje için bir websitesi hazırladım. Hazırlıklar sürerken, profesyonel hayatım da yoğun şekilde devam ettiği için yaptığım görüşmeleri deşifre etmek çok vakit alacaktı. O yüzden hem zamandan tasarruf, hem de çok sık gördüğümüz bir format olmadığı için denemek adına, hikayeleri podcast şeklinde paylaşmaya ve her hikayeyi de kısa bir metinle özetlemeye karar verdim. Bununla birlikte haftada bir gün, proje için blog yazısı da yazmaya çalışıyorum. Bu yazılar çoğunlukla ProjectPost30’a dokunacak şekilde, izlediklerimden, okuduklarımdan veya gittiğim etkinliklerden esinlenerek ortaya çıkıyor.

    Sembolik de olsa kadınların güçlenmesine bireysel çapta bir katkı olması adına birkaç haftalık yoğun çalışmanın ardından ProjectPost30’u 8 Mart’ta yayına almayı başardım. Bu yıl 8 Mart Çarşamba gününe denk geliyordu, o tarihten bu yana da hikayeleri her hafta Çarşamba günü paylaşmaya devam ediyorum.

    Projenin başarmak istediği şey nedir?

    ProjectPost30’u bir “sosyal medya projesi” değil ama  “sosyal bir medya projesi” olarak tanımlamak hoşuma gidiyor. Sosyal girişimcilik boyutunda düşünmek için çok erken fakat bu proje, bir çok insanın hayatına dokunan sosyal bir konuya hikaye anlatımı ve tecrübe paylaşımı yoluyla değinerek, çözüm önerileri sunmayı ve ilham vermeyi amaçlıyor.

    Farklılıkların derinleştirilmeye çalışıldığı, ülkelerin ve kişilerin birbirlerini ötekileştirdiği günümüz dünyasında, eğer bir değişim ve dönüşüm istiyorsak, tüm farklılıklarına rağmen bizi buluşturan ortak noktalara odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Dönüşüm için de hikayelere ve ortak hedeflere ihtiyacımız var.

    Eğitim ve iş yaşamı geçmişi, sosyo-ekonomik koşulları, inancı ya da ideolojisi ne olursa olsun, gerek kariyerinde değişime giden, gerek farklı meslek dallarını aynı anda icra eden ve onları dinleyen, hayatlarında değişim arayan insanlar ProjectPost30 sayesinde ortak bir zeminde buluşabiliyorlar.

    Sanırım ProjectPost30’un başarmasını istediğim de bu ortak noktalardan hareketle oluşan bağlantıları kuvvetlendirmek ve derinleştirmek. Bu nedenle daha çok kişiye, daha somut çıktılarla dokunabileceği şekilde gelişmesini hayal ediyorum.

    Özellikle kadınları hedeflemenizin nedeni nedir? 

    30larla birlikte o zamana kadar yaptıklarımızı sorgulamak ve geleceğimize ilişkin endişe duymak yalnızca kadınlara özgü değil elbette.Hatta projeye ilham veren az önce bahsettiğim yazışmalar da benimle bir erkek arkadaşım arasında geçiyor.

    Ancak ProjectPost30’un başlangıçta kadınları hedef almasının temel nedeni, bizlerin köklü değişiklikler için erkeklere kıyasla biraz daha cesarete ve teşviğe ihtiyaç duymamız. Hikayeleri dinlediğiniz zaman farkedeceksiniz; kariyerinde değişime gitmek isteyen bir çok kadın, serüvenlerinde hayallerinin önüne taş koymak isteyen bir çok insanla karşılaşıyor.

    Benzer durumlardaki erkeklere toplumun verdiği tepkinin aynı olduğunu düşünmüyorum.

    Eşitsizliğin hem kadın hem de erkeklerdeki zihniyet ve davranış değişimi olmadan ortadan kalkması pek mümkün değil ne yazık ki. Değişim ise ancak daha çok örnek görerek, bu örnekleri paylaşarak ve çoğaltarak mümkün.

    Bu sebeple ProjectPost30 öncelikle kadınları hedef alıyor.

    Kadınlara odaklanmamın bir diğer nedeni, profesyonel hayatımda da kadınların güçlenmesi alanındaki projelere dahil olmam. Şu zamana kadar daha kurumsal çatılar altında sürdürdüğüm çalışmaları bireysel bir katkıyla da desteklemek istedim.

    Ama ilerleyen dönemde bu platformun kadın-erkek herkesin deneyimine açık olmasını arzu ediyorum. Projeden haberdar olan tanıdığım ya da tanımadığım insanlardan aldığım tepkiler de biraz bu yönde. Eğer eşitlik istiyorsak dışlamaktan kaçınmak daha anlamlı.

    Orta vadede hem değişim hikayesini paylaşmak isteyen erkeklerle; hem de eşi, sevgilisi ya da bir başka yakını değişim yaşayan ve onunla birlikte süreci birebir deneyimleyen erkeklerle görüşme planım var.

    Proje dinleyiciler ve okuyucular üzerinde nasıl bir etki bırakıyor?

    ProjectPost30’u hayata geçirirken ve her hafta birşeyler paylaşırken nasıl heyecan yaşıyorsam,  gerek projenin konuğu olanlardan gerek bir şekilde ulaşıp dinleyenlerden aldığım dönüşler, onların da  benzer heyecanlar yaşadıklarını gösteriyor. Sanırım bu işe devam etmenin en büyük motivasyonu bu olumlu geri bildirimler.

    En başta “acaba tek yönlü bir iş mi yapıyorum” sorusunu sormuştum kendime. Dinleyenler konuklardan bilgi alıyor, kendi hayatlarında paralellikler görüp ilham alacakları noktalara odaklanıyorlar. Bununla birlikte hiç bilmedikleri bir alanı merak edip, araştırmaya başlıyorlar. Bu noktada konukların dinleyicileri harekete geçiren ya da en azından düşünmeye sevkeden bir misyonu var.Bunu aldığım hemen her geri bildirimde hissediyorum.

    Peki bu etkileşimin öte tarafında, hikaye anlatanlar açısından projenin etkisi ne oluyor, beni biraz da bu meraklandırıyordu.

    Sonra bir gün, söyleşilerden birinin ardından bir konuğumdan şöyle bir mesaj aldım: “Gökşen, aslında doğası gereği her ne kadar konuk olarak tek taraflı bir katkı sağlıyormuşumuz gibi görünse de, bu söyleşi yaşadığım değişimin anlamıyla ve bana yansımasıyla ilgili tekrar bol bol düşünüp, süreçle ilgili sorular sormama vesile oldu.”

    Sanırım duymak istediğim tam da böyle bir cevaptı. Gerçekten yalnızca dinleyiciler değil, serüvenini paylaşanlar açısından da öğretici bir süreç olduğunu görmek çok keyifli.

    Bunun da ötesinde birbirinin hikayesini dinleyen konuklarımın ortak fikirler, ortak projeler etrafında tekrar buluştuklarını görüyorum, duyuyorum. ProjectPost30’u aşan işbirliklerine ya da arkadaşlıklara bu kadar kısa sürece vesile olduğunu bilmek de ayrı bir sevinç kaynağı.

    Project Post 30’un gelecekte başka bir platforma, ürüne dönüşmesini ön görüyor musunuz? Yoksa projeyi şimdidki haliyle mi muhafaza edeceksiniz? 

    Şu anda hikayeler ProjectPost30 sitesi üzerinden yayınlanıyor ve sosyal medya hesapları aracılığıyla yaygınlaştırılıyor. Amacım hikaye anlatımlarını ne formatta olursa olsun sürdürülebilir kılmak ve bununla birlikte bir komünite yaratmak.

    Bir işe başlamadan detayları tam olarak görmeniz çoğu zaman mümkün olmuyor. Üzerine çalıştıkça ve daha fazla düşündükçe bir çok noktayı, fırsatı ve tabii eksiklikleri de farkediyorsunuz. Yayına başlayalı çok kısa zaman oldu, ama farklı öneriler ve teklifler şimdiden gelmeye başladı.

    Önemli olan çok tekrara düşmeden, projenin sürdürülebilir biçimde gelişmesini sağlamak.

    Örneğin projenin Podcast olarak devam edip etmeyeceği sorusuyla karşı karşıya kalıyorum bu aralar. Eğer gerekli altyapıyı sağlayabilirsem podcastteki doğallığı kaybetmeden bir video projesi olarak devam ettirmeyi arzu ediyorum.

    Ayrıca bunu bir komünite yaratma projesi olarak düşündüğüm için yalnızca online değil, offline platformlarda da bir araya gelmek konusunda bazı talepler almaya başladım. Bunun için de birkaç fikrim var. Umarım zamanla hayata geçirebileceğim.

    Bir başka plan ise, sadece değişim yaşayanlarla değil, bu konuda farklı temalarda profesyonel destek veren uzmanlara da ulaşma ve onlarla söyleşi gerçekleştirmek. Kariyer değişiminin ya da birden fazla işle meşgul olmanın insan hayatındaki ve psikolojisindeki etkilerini daha derin ele almak istiyorum.

    Son olarak benzer hikayeleri olan yabancılarla da iletişimdeyim. Şu an tamamı Türkçe olan projeye onları en uygun ne şekilde dahil edebilirim, onu araştırıyorum.

    Öne çıkan hikayelerden kısa örnekler verebilir misiniz?

    Açıkçası hiç bir hikayeyi diğerinin önüne koyamıyorum, çünkü her birinde onları özgün kılan noktalar var. Ama şunu söyleyebilirim ki sosyal bilimler eğitimi alıp, bu alanda kariyerlerine başlamış kadınların daha teknik nitelikler gerektiren mesleklere yönelmesi dikkat çekiyor. Bununla birlikte alışılmadık, daha az bilinen alanlarda kariyer sahibi olmak da merak uyandırıyor. Hikayelerin öne çıkmasında ve daha çok kişiye ulaşmasında konukların sosyal medya kullanım alışkanlıklarının da etkisi oluyor elbette.