Blog

  • Ten Renginize Uygun Gelinlik Seçimi Nasıl Olmalı?

    Gelinlik, masumiyetin ve zarafetin sembolü olarak uzun yıllardır düğünlerde tercih edilen bir kıyafet. Gelinlik renkleri ise zaman içinde değişerek farklı moda akımlarının etkisiyle çeşitlenmiştir.

    Krem, Ekru ve Kırık Beyaz Gelinlik Çeşitleri

    Krem Rengi Gelinlik Modelleri ile Ten Rengi Uyumu

    Günümüzde gelin adayları, beyazın farklı tonlarını tercih ederek ten renklerine en uygun gelinlik seçimini yapabilmektedirler.

    Krem Rengi Gelinlik Modelleri ile Ten Rengi Uyumu

    Krem Rengi Gelinlik

    Krem renkli gelinlikler, beyazın daha koyu ve romantik bir tonunu yansıtır. Krem renk açık bej tonlarının pembesi ile birleşerek ortaya çıkar. Krem renkli gelinlikler, beyaz tenli gelinlerde masum bir görünüm yaratırken, bronz tenli gelinlerde de ayrı bir çekicilik oluşturabilir. Özellikle yaka ve sırt dekoltesi olan modellerde krem rengi, dantel ve tül detaylarıyla bütünleşerek şıklığını ön plana çıkarır.

    Ekru Rengi Gelinlik Modelleri ile Ten Rengi Uyumu,

    Ekru Rengi Gelinlik

    Ekru renk gelinlikler, fildişi beyazı olarak da adlandırılabilir. Ekru renk çok koyu olmayan birçok ten rengine uyum sağlar. Ekru gelinlikler, bohem tarz düğünlerden sofistike salon düğünlerine kadar çeşitli konseptlere uyum sağlayabilir. Vintage tarzı gelinliklerle birleşen ekru renk, işlemeli dantel kumaşlarla daha da göz alıcı hale gelir.

    Kırık Beyaz Gelinlik Modelleri ile Ten Rengi Uyumu

    Kırık Beyaz Gelinlik

    Kırık beyaz gelinlikler, son dönemde oldukça popüler hale gelmiştir. Kırık Beyaz renk, beyazın en naturel tonudur. Açıktan koyuya birçok ten rengine uyum sağlar. Özellikle buğday tenli gelin adaylarına kırık beyaz gelinlikler çok yakışır. Straplez veya askılı modeller, Kırık Beyaz renkle cildinizi daha parlak ve ışıltılı gösterebilir.

    Krem, Ekru ve Kırık Beyaz Gelinlik Çeşitleri

    Gelinlik seçerken en önemli faktör, ten renginize en uyumlu renk ve modeli seçmektir. Krem, ekru ve kırık beyaz gibi alternatif renkler, gelinlik deneyiminizi daha özel ve kişisel hale getirebilir. Unutmayın ki en güzel gelinlik, teninizi en iyi şekilde tamamlayan ve size özgüven veren gelinliktir.

  • Hayalinizdeki işi planlamanın 7 muhteşem yolu

    Hayalinizdeki işi planlamak, zorlu bir süreç olabilir. Ancak, birkaç ipucu ve strateji ile hayalinizdeki işi planlamak daha kolay ve daha verimli hale gelebilir.

    İşte, hayalinizdeki işi planlamanın 7 muhteşem yolu:

    1. Hedeflerinizi netleştirin: İlk adım, hayalinizdeki işin nihai hedeflerini belirlemektir. Bu hedefler, sizin neyi başarmak istediğinizi ve işinizin yönünü belirleyecektir. Hedeflerinizi akılda tutarak, planlama sürecinde her zaman odaklanabilir ve ilerleme kaydedebilirsiniz.
    2. Adım adım plan yapın: Hayalinizdeki işi gerçeğe dönüştürmek için, ayrıntılı bir plana ihtiyacınız var. Planınız, işinizin ne zaman başlayacağını, hangi adımları takip edeceğinizi ve hedeflere nasıl ulaşacağınızı belirlemelidir.
    3. Kaynaklarınızı belirleyin: Hayalinizdeki işi planlamak için, ihtiyaç duyacağınız kaynakları belirlemelisiniz. Bu kaynaklar finansal, insan kaynakları, ekipman ve malzemeler gibi birçok farklı şeyi içerebilir. Kaynaklarınızı belirlemek, işinizin bütçesini ve kaynakların kullanımını yönetmenize yardımcı olacaktır.
    4. Riskleri göz önünde bulundurun: Planlama sürecinde, işinizin karşılaşabileceği potansiyel riskleri de göz önünde bulundurmalısınız. Bu riskler finansal kayıplar, rekabet, teknolojik sorunlar ve hukuki sorunlar gibi birçok farklı şeyi içerebilir. Risklerinizi belirleyerek, buna göre hazırlıklı olabilirsiniz.
    5. İletişim stratejinizi belirleyin: İletişim, işinizin başarısı için çok önemlidir. İşinizi tanıtmak, müşterilerle iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla işbirliği yapmak için bir iletişim stratejisi oluşturmanız gerekir.
    6. Performansınızı izleyin: Hayalinizdeki işi başarıya ulaştırmak için, performansınızı düzenli olarak izlemeniz gerekir. Performansınızı izleyerek, hedeflerinize ne kadar yakın olduğunuzu ve hangi alanlarda gelişmeniz gerektiğini belirleyebilirsiniz.
    7. Esnek olun: İş planlama sürecinde, her zaman beklenmedik sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle, esnek olmanız ve planınızı gerektiğinde değiştirmeniz gerekebilir. Esnek olmak, işinizi daha yönet ileştirmenize ve değişen şartlara daha iyi adapte olmanıza yardımcı olacaktır.

     

    Bu yedi stratejiyi uygulayarak, hayalinizdeki işi planlamak daha kolay hale gelecektir. Unutmayın, iş planlama süreci zaman alıcı ve zorlu olabilir, ancak doğru stratejileri kullanarak, hedeflerinize ulaşmak için en iyi şansınızı elde edebilirsiniz.

  • Daha Etkili Olmak İçin Herkesin Geliştirmesi Gereken 6 Temel Beceri

    Bazı insanlar üstün olarak doğmuş gözükürler. Bu üstünlükleri ile fiziksel, entelektüel ve ya sanatsal olarak en üst seviyede bulunarak ödüllendirilmiş gibiler.

    Siz de durumun bundan ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kişilerin bazı alanlarda sahip oldukları yetenekleri olabilir ancak yine de yaşamlarındaki konumları edinmek için profesyonel yeteneklerini geliştirmek zorundadırlar. Bu konularda herkesin belli yeteneği vardır ve bu yeteneklerimizi ancak kendimizi daha iyi eğiterek ve geliştirerek açığa çıkarabiliriz.

    İşte bu yetenekleri geliştirmenin 6 yolu:

    Kritik karar verme yeteneği becerileri geliştirme

    Kararlılık doğuştan gelen bir yetenek değildir, daha sonra kişilerin öğrenmesi gereken bir beceridir. Karar verme tercihiniz karar verilecek konu ile ilgili olan bilgileriniz ve kendinizi zamanında eğittiğiniz alanları kullanma yeteneğine göre sizi seçeneklere itecektir. Vereceğiniz karar bazen sadece sizi veya toplantı halinde olduğunuz kişileri etkilemez, bütün dünyayı etkiler. Bu yüzden doğru seçeneği bulduktan sonra bu seçiminizle etkilenen alanın büyüklüğüne göre risk oranı da artacaktır. Sonuçları kontrol edemezseniz harekete geçtiğinizde oluşacak sorunlar süreci etkileyebilir ve beklediğinizden daha farklı sonuçlar ortaya çıkacaktır.

    Sert tartışmalar yapmayı öğrenin

    Toplu yaşamın karmaşık ilişkileriyle baş edebilme becerisi, insan beyninin evriminde belirleyici faktördür. Bu beceriyi geliştirmenin en kestirme yolu da tartışma yeteneğine sahip olmaktır. Bilim insanlarının tartışabilen hayvan olarak nitelendirdiği insan, tartışmalarda gerçekleri ortaya çıkartmak, doğruları savunmak gibi bir kaygı gütmez; tek hedefi karşısındakini ikna etmektir. Bunun için de aklından değil, içgüdülerinden ve sezgilerinden yararlanır.

    İnsanı insan yapan özellik tartışma becerisidir. Herkes her an gelebilecek eleştirilere karşı veya yaptıklarını sebeplerini savunabilecek şekilde tartışma yeteneğini geliştirebilmelidir. Kendinizi gerektiği kadar savunamadığınız da haklı olmanız bir fayda sağlamayacaktır. Durumunu her açıdan ele alıp eylemlerinizi savunmayı öğrenmeniz gerekir.

    Öykücü olun

    İkna edebilmek için öykü anlatabilmeniz gerekir. İkna etmenin mantıkla alakası olmadığını unutmamanız gerekiyor. Bu yöntem size fazla basit gelebilir ancak gerçekten insanları etkilemenizin en güçlü yolu öykü anlatmaktan geçiyor.

    Öykü dili en etkili iletişim dilidir çünkü öykü dinleyenlerin zihninin duvarlarına takılmadan, doğrudan bilinçaltlarına ulaşır ve onları ikna eder. Bilinç; mantıklı, sorgulayıcı, dirençli ve kritik eden bir işleyişe sahiptir. Bilinçdışı ise değerlerimizi, inançlarımızı depolar ama “akıl yürütmez”; hayal, gerçek ayırımı yapmadan her şeyi gerçek gibi algılayarak hareket eder.

    Bu sebeple bilinçdışına bir kez yerleşen bilgiler hayat boyu bizi etkileyen, davranışlarımıza yön veren esaslar haline gelir. Karşımızdaki kişiyi ikna etmek için uygulanabilecek en etkili yöntem öykü anlatmaktır çünkü öyküler mantığın duvarlarını kolayca aşar.

    Etkili iletişimi öğrenin

    Aklınıza gelen her şeyi anında söylemeyin. Kendinize zaman verin ve ne diyeceğinizi, ne demek isteyeceğinizi düşünün. Kurduğunuz iletişimde neyi amaçladığınız üzerinde iyice düşünün.

    Mesajınızın insanlar tarafından nasıl bir etki yaratacağını ve anlaşılırlığının nasıl artacağını düşünün. İletişiminizdeki açıklık yanlış anlamaları ve çatışmaları önlemede yardımcı olacaktır. Güvenilir konuşmalar sizi daha zeki ve olgun gösterecektir.

    Mesajınızı sözel olmayan bir kanal üzerinden karşınızdakine iletirken göz temasını kaybetmekten ve savunucu vücut dilinden uzak durun. Vermek istediğiniz anlamı açıkça ifade edin. İletişime geçmeden önce kültürel farklılık, geçmiş deneyimler gibi etkenleri göz önünde bulundurun. Karmaşık bir dil kullanmaktan kaçının; mümkün olduğunca düşüncelerinizi sade bir şekilde açıklayın. Karşınızdakinin söylediğini anlamadıysanız da ondan açıklama isteyin.

    Etkili bir konuşma için genel olarak dikkat etmeniz gereken ana başlıklar aşağıda ki gibidir:
    • Dinlemeyi öğrenin
    • Diğer insanların duygularının farkında olun
    • Empati kurun
    • İnsanları teşvikte bulunun
    • Mizah kullanın
    • İnsanlara eşit yaklaşın
    • Oluşabilecek çatışmaları çözme girişiminde bulunun
    • Stresi en aza indirin
    • Konuşma boyunca pozitif tutum sergileyin ve sık sık gülümseyin
    • Lider gibi davranın

    Yapılan araştırmaya göre en başarılı yöneticiler, şirketin kârına değer verdikleri kadar insana da değer veren kişilerdir.

    İşinizde ne kadar başarılı olursanız olun yine de bazen kişisel problemler yaşayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda gerçek liderler kendileriyle yüzleşerek problemi kendi içlerinde çözmeye özellikle işyerinde bunu diğer insanlara yansıtmamaya çalışırlar. Önemli olan hepimizin zaman zaman problemler yaşayabileceğini kabul etmek ve bunu en iyi şekilde idare edebilmektir.

    Çalışanlarınızla şirketin gizli bilgileri dışında yaptığınız iş ve şirketin durumu, hedefleriyle ilgili mümkün olduğunca fazla paylaşmaya çalışın. İşler kötüye gittiğinde bunun bir dedikodu dalgasıyla yayılması işlerinizi daha da zorlaştıracaktır. Onlara karşı dürüst olursanız zor zamanlarda bile yanınızda olup işlerin yoluna girmesi için çaba göstereceklerdir.

    Ufak tartışmaların moralinizi bozmasına gününüzü mahvetmesine izin vermeyin. Unutmayın, iyi bir lider duygularını kontrol altında tutmasını bilir.

    Zirveye giden yollar genelde zordur. Yeni mücadelelerle ve deneyimlerle dolu olan bu zorlu yollar size öğrenilecek yeni şeyler, gelişme ve deneyim alnınızı genişletme fırsatı tanır.

    İletişim teknolojilerini kullanın

    21. yüzyıldayız ve artık küçük yaştaki çocuklar bile sosyal medya alanlarını etkili bir şekilde kullanıyor. Sosyal medya kullanmak şirketler için vaz geçilmez bir alan haline geldi. Eğer müşterileriniz sosyal medya alanlarında sürekli online durumdaysa ve siz halen bu alanlarla ilgili herhangi bir girişimde bulunmadıysanız çok geride kalmışsınız demektir.

    İnternet şirketler ve müşterileri arasında bir ayna gibidir. Bu alanı etkin bir şekilde kullanarak geri dönüşlerinizle beraber müşteri memnuniyetini sağlarsınız. Bu dönüşlerle elde edeceğiniz verilerle de eksikliklerinizi giderme ve müşterilerinizin beklentilerini tespit etme gibi size birçok fayda sunacaktır.

  • Ruth Porat’ın İş Tutkusu: Google CFO’sundan 7 Şaşırtıcı Örnek

    Ruth Porat, Google’ın CFO’su olarak görev yapan bir iş kadınıdır. Kariyeri boyunca birçok başarıya imza atan Porat, finansal açıdan sorumlu olduğu Google’ın iş stratejileri, bütçeleri, vergi planlaması, yatırım ve satın almaları gibi birçok konuda önemli kararlar alıyor.

    Aynı zamanda, iş tutkusunu da ortaya koyan Porat’ın, çalışanları ve genel olarak iş dünyası için ilham verici örnekler sunduğu görülüyor.

    Ruth Porat’ın iş tutkusunu yansıtan 7 örnek:

    1. Geleceğe Odaklanma: Porat, Google’a katılmadan önce Morgan Stanley’de çalışıyordu ve bu süre zarfında birçok teknoloji şirketi hakkında araştırmalar yaptı. Bu çalışmaları sırasında, teknolojinin geleceği hakkında derin bir anlayışa sahip oldu ve bu bilgiyi Google’a taşıdı. Porat, Google’ın teknoloji ve inovasyona yatırım yapmasının önemli olduğuna inanıyor ve şirketin gelecekteki büyümesi için kritik olduğunu düşünüyor.
    2. Finansal Disiplin: Porat, finansal disiplin ve sorumluluğun önemini vurgulayan bir liderdir. İş kararlarını verirken, maliyetleri ve getirileri dikkatle değerlendirir ve şirketin uzun vadeli hedeflerini göz önünde bulundurur. Bu yaklaşım, Google’ın finansal açıdan güçlü bir performans sergilemesine yardımcı olmuştur.
    3. İşbirliği ve Ekip Çalışması: Porat, işbirliği ve ekip çalışmasının önemli olduğuna inanıyor. Google’da, farklı departmanlar arasında işbirliği yaparak ve birlikte çalışarak daha iyi sonuçlar elde edebileceklerine inanıyor. Porat, çeşitlilik ve kapsayıcılığın da bir şirketin başarısını artırdığına inanıyor.
    4. İnovasyonu Destekleme: Porat, inovasyonun önemli olduğunu düşünüyor ve Google’ın inovasyona yatırım yapmasını teşvik ediyor. Şirketin büyümesinin inovasyona dayandığına inanıyor ve bu nedenle, yeni fikirleri destekleyerek ve çılgın fikirleri bile ciddiye alarak inovasyona yol açacak bir ortam yaratmak istiyor.
    5. İşe Odaklanma: Porat, işine odaklanan bir liderdir. Google’a katıldığından beri, şirketin mali durumunu düzeltmek ve iş performansını artırmak için çalıştı. İşe odaklanması sayesinde, Google birç
    6. Kadın Liderlerin Gücüne İnanma: Porat, kadın liderlerin gücüne inanan bir iş kadınıdır. Google’da kadınların daha fazla yönetici pozisyonunda olması için çalışıyor ve kadınların iş dünyasında daha fazla temsil edilmeleri gerektiğine inanıyor. Ayrıca, kariyerlerinde kadınların önündeki engelleri kaldırmak için de çaba gösteriyor.
    7. Sosyal Sorumluluk: Porat, sosyal sorumluluğun önemine inanıyor. Google’ın, sadece finansal başarı elde etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumda bir fark yaratmak için çaba göstermesi gerektiğine inanıyor. Bu nedenle, şirketin sosyal sorumluluk projelerine yatırım yapması ve topluma katkı sağlaması gerektiğini düşünüyor.

    Ruth Porat’ın iş tutkusu ve liderlik özellikleri, Google’ın başarısında önemli bir rol oynamaktadır. Geleceğe odaklanma, finansal disiplin, işbirliği ve ekip çalışması, inovasyonu destekleme, işe odaklanma, kadın liderlerin gücüne inanma ve sosyal sorumluluk gibi değerler, Porat’ın liderlik yaklaşımını belirlemektedir. Bu yaklaşımıyla, Porat, çalışanları ve iş dünyasını ilham veren bir lider olarak görülmektedir.

  • Neden Başarılı İnsanlar Her Gün Aynı Kıyafeti Giyiyor? Bilinmeyen Sebepleriyle Tanışın!

    Başarılı insanların hayatlarındaki detaylara ne kadar önem verdiklerini biliyoruz. Hayatlarında büyük kararlar almaları gerektiğinde, daha az önemli şeylerle uğraşmak istemezler. Bu nedenle, bazı başarılı insanlar, giyim tarzlarını minimalize etmeyi tercih ederler.

    Mark Zuckerberg, Barack Obama, Steve Jobs, Karl Lagerfield ve Christopher Nolan gibi başarılı insanların giyim tarzlarına baktığımızda, hepsinin benzer bir tarzda giyindiğini fark ederiz. Örneğin, Mark Zuckerberg her gün aynı gri tişörtü giyiyor ve Barack Obama sürekli lacivert veya gri takım elbise tercih ediyor. Steve Jobs, siyah yarım boğazlı kazak, mavi kot pantolon ve New Balance spor ayakkabı kombinasyonu ile ünlenirken, Karl Lagerfield her gün siyah takım elbise, beyaz gömlek, güneş gözlükleri ve eldivenler giyiyor. Christopher Nolan da koyu renk ve dar kesim ceket, açık mavi gömlek, siyah pantolon ve klasik ayakkabılar giyiyor. Bazı kaynaklara göre, Albert Einstein da tıpatıp aynı modelde dikilen kıyafetleri giyiyordu.

    Peki neden başarılı insanlar aynı kıyafetleri giymeyi tercih ederler? Aslında, bu sorunun cevabı oldukça basit: zamanlarını daha verimli kullanmak istiyorlar. Küçük detaylardan kurtulmak ve hayatlarında daha büyük kararlara odaklanmak için giyim tarzlarını minimalize etmeyi tercih ediyorlar.

    Başarılı insanlar, her gün ne giyeceklerine karar vermekle uğraşmak istemezler. Bu nedenle, her gün aynı şeyleri giyerek bu kararı kolaylaştırırlar. Ayrıca, aynı kıyafetleri giymek, sabahları ne giyeceklerine karar vermelerini de kolaylaştırır. Bu da, enerjilerini daha önemli kararlara harcamalarına yardımcı olur.

    Minimalize bir giyim tarzına sahip olmaları, marka bağımlılığından kurtulmalarına da yardımcı olabilir. Başarılı insanlar, giyimlerini pahalı markalarla süsleyerek zamanlarını ve enerjilerini boşa harcamak istemezler. Basit ve minimal bir giyim tarzı, onlara zaman kazandırır ve daha önemli şeylere odaklanmalarına yardımcı olur.

    Başarılı insanların aynı kıyafetleri giymeleri, minimalize bir giyim tarzı benimsemeleri ve hayatlarında küçük detaylarla uğraşmak yerine daha büyük kararlara odaklanmalarını sağlayabilir. Ancak herkesin giyim tarzı kendine özgü bir tercih olmalı ve kişinin kendisine en uygun hissettirdiği şekilde seçilmelidir. Giyim tarzı, başarının tek belirleyicisi değildir ve her zaman doğru kararlar almak için daha önemli faktörler vardır.

  • İletişim Gücünüzü Artıracak 7 Etkili Kelime

    Kelimeler vardır sıradan kelimeler vardır gücüne güç katan. Bazı kelimeler ise ne istediğinizi tam olarak anlatan. Hepimiz iş, takım arkadaşlarımızın bize yardım etmesini partnerlerimizin bizi dinlemesini sağlamak için şaşırtıcı bir şekilde ikna edici olmayı istiyoruz.

    Eğer sadece doğru kelimeleri bilirseniz istediğiniz her şeyi alabilirsiniz. Güçlü kelimeler ikna etmenin gizli silahlarıdır. Aşağıda sıralayacağım kelimeleri çalışın, kullanın, pratik yapın sonra neler olacağını görün.

    Sen, Siz

    Bu kelime ile sevgi, merhamet ve empati kurmuş oluyorsunuz. Bu başlı başına kalbi iknaya yeterli olabilecek bir harekettir. Her cümle kurduğunuzda karşıdakinin İsmini kullanmak yerine sen veya siz demek günü kuvvetini arttırmanın en önemli yoludur.

    Düşünsene

    Düşünsene kelimesinin açılımı nelerin mümkün olabileceğini açıklamak için genel olarak kullanılır. Piyangoyu kazandığını düşünsene, aradığın, ihtiyacın olan yatırımcıyı bulduğunu düşünsene! Öyle bir kelime ki sizi fırsatlara taşıyan ve korkulardan, endişelerden alıkoyan. Kritik düşüncelerden alıkoyar ve rahat düşünmenizi sağlar.

    Hareket geç, iş zamanı

    Hiçbir şey eylem kadar etkili ve güçlü değildir.insanlar bir şeyler yapmak için hareket ettiklerinde dolaylı olarak sahip olmak istedikleri şeye de bir adım daha yakın olmuş olurlar.

    Çünkü

    Çünkü kelimesi çok farklı yerlerde işinizi görebilecek güçtedir.. İş açısından bakanlar için sebep ve etki üzerine düşünebilir. Bir de günlük hayatta insan ilişkileri üzerinde ne kadar etkili olduğunu anlatmak için bir cümle kuralım. Havaalanında kontrol sırasını beklemeniz gerekiyor ama uçağınızda kalkmak üzere;  öne geçebilir miyim, derseniz kimse kabul etmeyecektir. Ama “öne geçebilir miyim çünkü uçağım kalkmak üzere” derseniz işiniz çok daha kolay ve makul olacaktır. Yada kahve almak için gittiğiniz bir kafede çok sıra var direkt almaya kalkışırsanız sıkıntı yaşarsınız ama “hemen alabilir miyim çünkü çocuğum dışarıda beklemekte” derseniz kahveyi kapmış olursunuz.

    Şimdi

    Aciliyet, hepimizin istediği şeydir. Ne istiyorsan şimdi sahip ol. Şimdi değişiklik zamanı, yap gitsin. Şimdi başlamalısın yarın çok geç olabilir. Ve şu an tam olarak şimdi başlamanın zamanı.

    İnan, inanki, inanır mısın

    Bir olayın gerçekliği veya mantıklı olup olmaması ile alakalı olmaksızın inanmak bir şeyi yapmaya başlamanın ilk aşamasıdır. İnanç bir şeyleri yapmanın ilk basamağı olmakla birlikte kafamızdaki sınırları yok etmeninde gücüdür. Kendine inanıyorsan her şey mümkündür.

    Garanti

    İnsanlara bir şeyi söylerken veya teklif ederken garanti verirseniz onların yüreğine de su serpmiş olursunuz. Anahtar kelimedir garanti kelimesi, böylesi durumlarda riski sıfıra indirir. Bu kelime güvenliği sağlar ve her şeyi garanti altına alır. Garanti veriyorum. 🙂

  • İşten Ayrılmadan Önce Yeni İş Bulmanın Önemi

    İşten ayrılmadan önce yeni bir iş bulmanın önemi oldukça büyüktür. Bu kararın doğru bir şekilde alınması için birçok sebep vardır.

    Bu yazıda, işten ayrılmadan önce yeni bir iş bulmanın neden önemli olduğunu detaylı bir şekilde anlatacağım.

    1. Finansal Güvence Sağlama: İşten ayrıldıktan sonra gelir kaynağı kesintiye uğrar. Bu nedenle yeni bir iş bulunmadan önce, finansal güvence sağlamak önemlidir. Bu, işsiz kalmamak ve maddi açıdan zorluk çekmemek için önemlidir. Yeni iş arayışı, maddi kaygıları en aza indirerek işsiz kalma süresini kısaltabilir.
    2. Kariyer Planlaması: Yeni bir iş aramak, kariyer planlaması yapmanın da bir fırsatıdır. Kariyer hedeflerini belirlemek ve istediği işi yapmak için gerekli olan becerileri ve deneyimi kazanmak, kişinin ileriye yönelik planlarını yapmasına yardımcı olabilir.
    3. İş Deneyimi: Yeni bir iş, kişinin iş deneyimini artırmak için de bir fırsattır. Yeni bir sektöre geçmek veya farklı bir iş deneyimi kazanmak, kişinin kariyerine yeni bir yön vermesine yardımcı olabilir. Bu, gelecekte daha iyi iş fırsatlarına sahip olmak için önemlidir.
    4. Kişisel Gelişim: Yeni bir iş, kişisel gelişim için de bir fırsattır. Yeni bir iş, kişinin kendini daha iyi tanımasına ve yeni beceriler kazanmasına yardımcı olabilir. Bu, kişinin kendine güvenini artırır ve iş hayatında daha başarılı olmasına yardımcı olabilir.
    5. İş Arama Sürecinin Öğrenilmesi: Yeni bir iş aramak, kişinin iş arama sürecini öğrenmesi için de bir fırsattır. Bu süreçte, iş arama teknikleri, özgeçmiş hazırlama, mülakatlarda nasıl başarılı olunacağı gibi konularda deneyim kazanılabilir.

    İşten ayrılmadan önce yeni bir iş bulmak önemlidir. Bu, finansal güvence sağlamak, kariyer planlaması yapmak, iş deneyimini artırmak, kişisel gelişim için fırsatları değerlendirmek ve iş arama sürecini öğrenmek için bir fırsattır. Bu nedenle, işten ayrılmadan önce yeni bir iş bulma sürecine zaman ayırmak, gelecekteki kariyer başarıları için önemlidir.

  • Facebook’un İstisnai Çalışanlar Bulmak İçin Kullandığı 3 Farklı Yaklaşım

    Facebook, dünyanın en başarılı ve yenilikçi şirketlerinden biridir. Bu başarının arkasında, yalnızca ileri teknolojik çözümler değil, aynı zamanda şirketin sahip olduğu istisnai yetenekler yatmaktadır. Facebook, işe alım sürecinde, istisnai çalışanları bulmak için özel bir yaklaşım benimser.

    Bu yazıda, Facebook’un istisnai çalışanlar bulmak için kullandığı 3 farklı yaklaşımı ele alacağız.

    1. Diversiteye Odaklanmak: Çeşitlilik ve kapsayıcılığı işe alım sürecinin merkezine yerleştirir. Şirket, farklı etnik, kültürel ve sosyal geçmişlere sahip insanlar arasında farklı düşüncelerin ve bakış açılarının ortaya çıkacağını ve bu da şirketin yenilikçi olmasına yardımcı olacağını düşünür. Bu nedenle, Facebook işe alım sürecinde, çeşitli pozisyonlar için birçok farklı geçmişe sahip adayları arar.
    2. Teknoloji Odaklı Yetenekleri Ölçmek: Teknolojik açıdan ileri olan ve teknik konularda uzmanlaşmış adayları işe alır. Şirket, adayların teknolojik yeteneklerini ölçmek için özel bir yaklaşım benimser. Facebook, özelleştirilmiş testler ve uygulamalı mülakatlar gibi yöntemlerle adayların teknik becerilerini değerlendirir. Bu sayede, şirket istisnai teknik yeteneklere sahip adayları tespit eder ve işe alır.
    3. Yeteneklerin Ötesine Bakmak: İşe alım sürecinde, adayların sahip olduğu diğer becerileri ve deneyimleri de dikkate alır. Şirket, özellikle liderlik, işbirliği, problem çözme, iletişim ve yaratıcılık becerileri gibi soft skill’leri arar. Facebook, bu becerilere sahip olan adayların, teknik yeteneklerinin yanı sıra, şirketin kültürüne uygunluğunu da değerlendirir.

    Facebook’un istisnai çalışanlar bulmak için kullandığı 3 farklı yaklaşımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık, teknolojik odaklı yeteneklerin ölçülmesi ve diğer becerilerin dikkate alınmasıdır. Bu yaklaşımlar, Facebook’un yenilikçi ve başarılı bir şirket olmasında önemli bir rol oynamaktadır.

  • İş Dünyasında ‘Niçin?’ Sorusu Neden Önemlidir?

    Bugüne kadar girişimcilikle ilgili bütün yazılarda yaptığınız şeyi niye yaptığınızı sorgulayın diye öneride bulunurlar. Niçin” sorusunu bir işe başlarken kendi kendinize sorup gerçekten isteyip istemediğinizi sorgulayın! İşe başladıktan sonra da bu soruyu kendinize sormaya devam edin. Çünkü bu soruya vereceğiniz cevaplar sizi işinize bağlayacak, işinize odaklanmanızı ve daha da heyecanlanmanızı sağlayacaktır.

    Şimdi “Niçin” sorusuyla ilgili 7 faktörü inceleyelim:

    “Niçin” sorusunu sormayı neden unuturuz?

    Az önce söylediğim gibi bir işe başlarken niçin sorusuna cevabımız hazırdır. Daha sonralarında ise iş hayatındaki problemler bu soruyu unutmamıza sebep oluyor. İş hayatında odaklanmamızı engelleyen bir sürü şey sıralanabilir. Çoğu zaman bu sebeplerden dolayı yaptığımız işi bırakma durumuna gelebiliyoruz. İşte tam da bu sırada asıl sorulması gereken soru “Niçin?”.

    Ne yapıyoruz şimdi?

    Bu da girişimcilerin sıklıkla yaptıkları şeyi bıraktıkları noktada sorduğu sorudur. Ne yapıyoruz şimdi, ne için yapıyoruz gibisinden. Bu noktada herşeyi unutup ilk başladığımız noktada bizi harekete geçiren cevabı hatırlamalıyız. İlk adımı atmamızı sağlayan “Niçin?” sorusunun cevabını düşünerek yola devam etmeliyiz.

    Her şey zaten parayla ilgili değil mi?

    Şimdi bu maddede parayla yapabileceklerimizi saymam gerekecek ama herkesin zaten kafasında bu maddelerden çok daha fazlası vardır. O yüzden o konuya hiç girmiyorum. Girişimci de ürünü başarılı olursadan çok ne kadar para kazanacağını hayal ediyor. Zaten o yüzden şimdiye kadar yapılan girişimlerin çok az bi yüzdesi başarıya ulaşabiliyor. Asıl mesele çok para kazanmak değil de dünyaya birşeyler sunmak olursa ürünün ya da girişimin başarılı olma oranı da artacaktır.

    “Niçin” sorusu dünyayı değiştirmeye yarayabilir.

    İnsanlar işlerine her gün yaşamalarına yetecek parayı bulmak için gider. Bu, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturuyor ama bunların dışında kalan ve gerçekten daha büyük bir şeyin parçası olan bir kesim de bulunuyor. Bunlar da zaten hayat hikayelerini okurken “vay bee…” dediğimiz insanlar oluyor. Onların amacı dünyayı değiştirmek, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek ve geri kalan herkes için hayatı kolaylaştırmak. İşte bunların “Niçin?” sorusuna cevabı da genellikle aynı “Dünyayı değiştirmek istiyorum” şeklinde oluyor. Çok fazla Ted konuşması izliyorum ordan biliyorum. 🙂

    “Niçin” sorusuna verilen cevap yaptığımız şeyi bırakmamıza neden olan sebeplerden daha önemli olabilir.

    Girişimciler başarısız olduklarında yaptıkları şeyi bırakmak için onlarca sebep bulabiliyor. Borca girdim, param bitti, saygınlığımı yitirdim… dilediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Aynı sorun bir işe başlarken de ortaya çıkabiliyor. Daha önce hiç yapılmamış olanı denemek her zaman büyük riskler içeriyor. Çünkü insanların bunu nasıl karşılayacağıyla ilgili bir fikriniz olmuyor. İşe başlarken hevesinizi kıracak problemler ortaya çıkabiliyor. Tam da bu noktada kendinize “Niçin” diye sorun ve bırakma nedenlerinizle karşılaştırın. “Niçin” sorusuna verdiğiniz cevap daha ağır basıyorsa riskleri alın ve işe devam edin.

    Belki de “Niçin” sorusuna verilen cevap gelecek nesillere aktarabileceğimiz bir şeydir.

    Toplumda bazı aileler vardır her jenerasyonu önceki jenerasyonun yaptığı işi devam ettiren. Türkiye’de de baba mesleği dediğimiz şey. Ailede bir kişi bu işi daha iyi bir noktaya neden taşımasın veya siz neden ailenizin devam ettireceği işi başlatan kişi olmayın. Sizden sonraki nesillerin de sizin yaptığınız şeyi devam ettirmesi kadar gurur verici bir şey yoktur diye düşünüyorum.

    Niçin? Çünkü bir daha asla pes etmeyeceğim.

    Az önce söylediğim gibi yeni bir işe başlamak buz dağını karşınıza almakla aynı şey gibi gelebilir size. Bir işe koyuluyorsunuz ve yaptığınız şey başarılı olsa bile sizi bekleyen bir sürü sorun olacaktır. Pazarlamadan finansa, reklamdan insan kaynaklarına yani gerekli olan herşeyde uzmanlaşmak zorundasınız. Tüm bunları aştıktan sonra da farkedeceksiniz ki aslında hiç bir şey sizi yıldırmayacaktır.

    Özetle kendinize ve başkalarına her zaman “niçin?” sorusunu sormaktan çekinmeyin. Sormak, iyidir.

  • Trello Takvim Aracı İle Hayatınızı Daha Yaratıcı Yönetmenin 5 Yolu

    Tamamlanmamış işleri başka bir zaman ertelemek kolay bir yoldur. Ancak bu şekilde yaparak hem kendinizi hem de işinizi zor durumda bırakabilirsiniz. Ertelemenin önüne geçmenin en iyi yollarından biri, yapılacaklar listesi maddeler üzerinde takviminize göre işlerinizi yapacağınız bir zaman dilimi belirlemektir. Böylece işlerinizi öncelik sırasına göre planlayabilir ve zamanınızı daha verimli kullanabilirsiniz.

    Trello uygulaması, bu konuda size büyük bir kolaylık sağlayan bir araçtır. Trello ile görev kartlarınız için bir zamana atama ve görev kartların tamamlama süresi için kalan zamanı takip etme işlemleri için Trello uygulamasının sunduğu takvim aracıyla kolaylıkla yapabilirsiniz.

    Bu yazıda aynı zamanda günlük yaşantınız boyunca yaptığınız birçok işlem için Trello takvim aracını nasıl kullanabileceğinizi paylaşacağım ama öncelikle görev kartlarınıza nasıl bitirme tarihi atayacağınızı ve takvim eklentisiyle bu görevlerin kalan zamanlarını nasıl kolaylıkla takip edeceğinize bakalım:

    Bir görev için tamamlama süresi belirleme

    Her bir görev kartı için bir son tarih ataması yapmak kolaydır. Önce kart üzerine gelin ve görünen kurşun kalem simgesine tıklayın. Bu kartın seçenekler menüsü açılacaktır, tıklatın ve bitiş tarihi (due date) için açılan takvimden bir tarih ve saat girmeniz yeterlidir.

    Seçtiğiniz bir görev kartı için daha hızlı takvim ekranını açmak için “d” tuşuna basmanız yeterli olacaktır.

    Trello takvim eklentisini açma

    Öncelikle yukarda işlemler seçtiğiniz bir karta görevi tamamlamak üzere bir bitiş tarihi ve saati belirlediniz. Peki oluşturduğunuz bu bitiş tarihlerinin hepsini takip etmesi ve kalan süre konusunda sizi uyarması için ne yapmanız gerekir? Bu durumda yardımınıza Trello takvim eklentisi yetişiyor. Bunun için yönetim ekranınızdan bu aracı etkinleştirmeniz gerekiyor. Bunun için:

    Menü (Show Menu)-> Güç açma (Power-ups)-> burada açılan Takvim (Calender) seçeneğinin yanında ki kilidi yanan doğru kaydırarak takvim eklentisini aktif hale getirebilirsiniz.

    Daha sonra menünüze eklenecek takvim aracı ile bitiş tarihi belirlediğiniz tüm kartlarınızı görebilir ve ne kadar zamanınız kaldığını kolaylıkla takip edebilirsiniz.

    Şimdi de Trello takvim aracı ile günlük yaşamınızdaki işleri ustalıkla nasıl yönetebileceğinize bakalım:

    Parayı ve maaş bordroları

    Trello takvim aracı sadece iş hayatınızda değil, kişisel finanslarınızı da yönetmenize yardımcı olabilir. Örneğin, parayı ve maaş bordroları gibi önemli konuları unutmamak için Trello’da bir bütçe panosu oluşturabilirsiniz. Bu panoda, gelirleriniz, giderleriniz, tasarruflarınız ve borçlarınız gibi kategorilerde kartlar oluşturabilir