Blog

  • Başkasına Ait E-posta Adresi Nasıl Bulunur ve Bu Bilgiyle Neler Yapılabilir?

    Dönem dönem herkesin ulaşmak istediği ama e-posta adresini bilmediği birileri olmuştur. Hatta e-posta adresi olabileceğini düşündüğünüz çeşitli varyasyonları büyük olasılıkla denemişsinizdir. Bu yazıda size bu konuda yardımcı olacak çözümler paylaşacağım.

    İşte e-posta adresini merak ettiğiniz kişilerin e-posta adreslerine ulaşma yöntemleri:

    Email Hunter

    Email Hunter, profesyonel e-posta adresleri bulmak için en kolay yoludur. Email Hunter, belirlediğiniz alan adlarını denetleyerek domain ile ilişkili e-posta adreslerini bir kaç saniye içinde size liste sunuyor.

    EmailHunter.co online bir araçtır. Web sayfası ya da Chrome eklentisi ile e-posta adreslerini bulabilirsiniz. Kullanımı çok kolay : Bir kaç saniye içinde alan adıyla ilişkili tüm e-posta adresleri listelenir.

    Emails4Corporations

    Emails4Corporations, başkasına ait e-posta adresini bulmak için kullanabileceğiniz başka bir yöntemdir. Dünyanın en iyi tasarımına sahip web sitesi değil ancak istediğiniz kişilere ait e-posta adresini bulmanızda yardımcı olacaktır. Üstelik bu sitenin kullanımı ücretsizdir.

    Öncelikle web sitesine ulaşın ve ulaşmak istediğiniz kişinin çalışma alanını seçin daha sonra size bu alanda çalışan tüm kişilerin e-posta adreslerini sunacaktır.

    Datanyze

    Deneme için ücretsiz ancak daha sonraki işlemler ücretli olan bir sitedir.

    Bu sitenin çalışma prensibi genel olarak email hunter’a benzemektedir. Arama yapacağınız isme yönelik bütün e-posta olasılıklarını size sunarken ayrıca bu isimlere yönelik posta adresleri bilgilerini de paylaşmaktadır.

    Toofr

    Toofr, adını, soyadını ve şirketini bildiğiniz insanların e-posta adreslerini bulmanızda yardımcı olur. Toofr’ın Chrome eklentisi ile tarayıcınızdan da kolaylıkla bu hizmeti kullanabiliyorsunuz.

    Toofr, kredili sistem ile çalışır. Başlangıçta her bir kullanıcıya 12 kredi ücretsiz verilir. Bu kredileriniz bittiğinde, bu hizmetten faydalanmak için aylık $20 ödeme yapmanız gerekiyor.

    CEO e-posta adresi

    Eğer bir kişiye ait e-posta adresini çalıştığı şirket üzerinden bulmaya çalışıyorsanız, CEO e-posta adresi sitesi tam size göre. Öncelikle ücretsiz olması iyi bir seçenek olmasını sağlıyor.

    Bunu kullanmanız için kişinin çalıştığı şirket ismini ve adını arama alanına yazmanız yeterlidir, daha sonra size bulduğu bütün eşleşmeleri sunacaktır.

    Artı Çözümler

    Eğer bu araçlar sizin için halen yeterli değilse ek olarak LinkedIn gibi diğer sosyal ağlarda bu kişilerin e-posta adreslerine ulaşabilirsiniz. Eğer profillerin de e-posta adreslerini paylaşmamışlarsa bile en azından bu sosyal ağlar üzerinden direk iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca Pitchbox ve BuzzStream e-posta adreslerini bulmaya yardımcı diğer iki araçtır.

    Bu e-posta adresleri ile ne yapılabilir?

    Öncelikle bu kişilere direk olarak e-posta atmak için bu e-posta adreslerini kullanmamanızı öneririm. Bu e-posta adreslerini sadece sosyal ağlarda takip etmek için kullanmalısınız. Böylelikle hayranı olduğunuz bu kişileri daha yakından takip edebilirsiniz.

    E-posta ile pazarlamada bu adresleri kullanmalı mıyım?

    Kişilerin rızası olmadan kişilerin e-posta adreslerini kullanmanız gerekir çünkü bu kişiler hukuki yollara başvurduğunda başınız çok ağrıyabilir. Her elde ettiğiniz e-posta adreslerini reklam amacıyla kullanmamalısınız.

    Facebook üzerinden reklam için

    Bu kişilerin e-posta adreslerine göre Facebook reklamlarınızı yönetebilirsiniz. Seçtiğiniz bu kişilerin sayfalarında sizin reklamlarınızın çıkmasını sağlayabilirsiniz.

  • Elon Musk’ın Popüler 4 Bağımlılığı

    Çağımızın en belalı milyoneri olarak bilinen ismi Elon Musk 44 yaşında ve tüm gözler şu an onun üzerinde. Yeniden kullanılabilir roket, elektrikli araba ve güneş enerjisi sistemleriyle tüm hayatını insanlığı kurtarmaya adamış.

    Meşgul veya yoğun kelimeleri bile Tesla ve SpaceX CEO’su olan Elon Musk’ın hayatını tanımlamaya yetmiyor. Tam bir işkolik hatta “Tatil sizi öldürür” diye bir şakası bile varmış. En son tatil yaptığında gerçekten de ölümden dönmüş. 🙂

    Şimdi bu kadar yoğun ve kendini dünyayı kurtarmaya adamış bir insanın bağımlı olduğu 4 şeye bakalım:

    Çılgın Partiler

    Elon Musk, çalıştığı kadar eğlencesine de düşkün biri. Yaratıcılığını verdiği partilerde de göstermiş. 30. Doğum gününde 20 davetli için İngiltere’de bir kale kiralamış. Şanslı konuklarla sızana kadar saklambaç oynamışlar.

    Video Oyunları

    Çoğunuzun bildiği gibi Elon Musk ilk PC oyununu 12 yaşındayken yaptı. “Blastar” diye adlandırdığı, kanlı savaş oyunu onun sattığı ilk üründü. Merak edenler oyunu buradan oynayabilir.

    Tahmin edebileceğiniz gibi daha sonra Civizilation gibi daha gelişmiş oyunlar oynamaya başladı. Oyun oynarken saatlerce kendini kaybedebiliyormuş. 5 çocuk babası olan girişimci kendi özel sinemasında saatlerce silahlı oyunlar oynuyormuş.

    Reddit’te yazdığına göre en sevdiği oyunlar: Bioshock, Fallout, Mass Effect, Civ ve Warcraft oyunlarının da meraklısıymış.

    İlginç TV Dizileri

    Big Bang Theory dizisini izleyenler Elon Musk’ın evsizler için yemek dağıtan kurumda bulaşık yıkadığı sahneyi görmüşlerdir. Transcendance, Machete Kills ve Iron Man 2 gibi filmlerde de görünmüş. Telvizyonda farklı şekillerde görülemk gibi ilginç bir hobisi olduğunu söyleyebiliriz yani.

    Burning Man Maskaralıkları

    Elon Musk, “Daha önce silikon vadisindeki Burning Man partisine katılmadıysanız anlayamazsınız” diyor. Kendisi bu partileri “Los Angeles’taki en büyük partiyi binlerle çarpın hala Silikon Vadisindeki partiye yaklaşmaz bile” şeklinde tanımlıyor.

    Ayrıca Musk’ın yakın çevresi de onun klasik araba sürmeyi, büyük ışık gösterilerini izlemeyi sevdiğini ve çok fazla dans ettiğini söylüyor.

    Yani klasik bir işkolik gibi sadece “işkolik” değil Elon Musk, gerçekten hayatın her anından alabildiği kadar keyif almayı başaran başarılı bir adam. İmrenerek takip etmeye devam edeceğiz.

  • Milyarderleri Diğer Herkesten Ayıran Bakış Açısı

    Milyarderlerin başarılarının sırrı, diğer insanlardan farklı bir bakış açısına sahip olmalarından kaynaklanır. Onların başarısı, sadece finansal olarak zengin olmalarından değil, aynı zamanda hayata ve işe bakış açılarından da kaynaklanır.

    Kişisel baskı ve gürültüyü ne kadar çabuk üzerinizden atarsanız geliriniz o kadar hızlı yükselir. Ortalama sona erdi. Orta nokta artık çözünüyor ve sizi iki noktadan birinde durmaya zorluyor. Ya yöneten bir avuç insanın içinde olacaksınız ya da vasat çoğunluğun bir parçası olacaksınız.

    Başarı hiç bu kadar ulaşılabilir olmamıştı yine de bu durum çoğumuzu şımarık ve tembel hale getiriyor. Fakat bunların ötesinde bir strateji, daha yüksek standartlarda ve daha bilinçli çalışmanız ve yaşamanız için size meydan okuyarak şimdiye kadar olan yaklaşımınızı sarsma niyetinde.

    Her milyarderin sırrı: kendini rahat hissetmeden önce çevrene bir ekip kur!

    Hayallerin büyüdükçe, ekibin önemi artar. – Robin Sharma

    Charfen Danışmalık Hizmetleri’nin CEO’su ve Entrepreneurial Personality Type’ın kurucusu Alex Charfen’a göre milyarderlerin tek ortak noktası hepsinin rahat olması.

    Burada rahat olmaktan kastımız, rahat bir giyime sahip olmak değil. Charfen rahatlık ile milyarderlerin en iyi yaptıkları şeyi yapmak dışında başka bir iş için parmaklarını dahi oynatmamalarını kastediyor. Bunu yapmak için ise çevrelerine bir ekip kuruyorlar ve geri kalan işlerle o ekip ilgileniyor.

    Bir çok kişi bunu duyduğunda ilk önce “Tabi ki, onlar milyarder” diye düşünüyor. Ancak işin aslı, bu onların milyarder olma sebebi!

    Charfen 20’li yaşlarında milyarder bir arkadaşıyle vakit geçirirken onun evinde çalışan 2 kişi ve şoför de dahil olmak üzere emrine amade 30 kişilik bir ekip gördüğüne şaşırır. Charfen kendine hakim olamayarak arkadaşına sorar:

    “Bu kadar fazla yardım almak ve gün içinde etrafında bunca yaygara olması seni utandırmıyor mu? Yani şimdiye kadar bize en azından 10 kişi bize yardım etti ve saat daha sabah 11.00.”

    Arkadaşı ise şu cümlelerle cevap verir:

    “Senin gözlemlediğin ekibimin her hangi bir üyesinin yaptığı her hangi bir işi yapmak benim için sorumsuzluk olur. Onlar benim için orada ve ben de onlar için buradayım. Biz beraber büyüdük ve her şeyi beraber inşa ettik.

    Eğer ben bugün ekip üyelerimin yaptığı işlerden herhangi birini yapmış olsaydım, bundan rahatsız olurlardı ve endişelenirlerdi. Hepsinin burada olmasının bir sebebi var ve bir çoğu birbirini eğitmekte ve işe almakta rol oynadı. Onlar, bir şeyleri başarmakta bana ne kadar yardımcı olurlarsa, hepimizin o kadar güvende olacağını ve kuruluşumuzu o kadar büyüteceğimizi biliyorlar.”

    Yüksek performansa sahip kişiler kendilerini rahat hissetmeden önce çevrelerine bir ekip kuruyor.Büyük düşünmeye gönüllü oluyorlar, daha büyük sorumluluklar alıyorlar ve kendi süper güçlerine inanıyorlar. Bu şekilde, kişisel baskı ve gürültüyü ne kadar çabuk üzerinizden atarsanız geliriniz o kadar hızlı yükseliyor.

    Böylece, sorumluluğunuzu yükseltmek daha fazla iş yapmak anlamına gelmiyor. Daha fazla yönetmek anlamına geliyor.

  • Elon Musk’ın toplantılara bakış açısı

    Elon Musk’ın toplantılarının çok verimli olduğuna dair sürekli paylaşımlar yapılıyor. Bir Quora kullanıcısı da ilgili bir kişiden cevap alabilme umuduyla bunu herkese açık bir şekilde sormuş ve Elon Musk ile çalışmış bir mühendisten güzel bir cevap gelmiş.

    İşin sırrı aslında herkesin bildiği fakat yapamadığı bir şey: “Özetle, sadece gerçekten gerekli durumlarda toplantı yapıyor ve toplantılara katılıyor” diyor Aerospace mühendislerinden Skyler Shuford.

    SpaceX’de malzemeleri birleştirme alanında bir birimde çalışan Shuford Elon Musk ile çok fazla toplantı yapmadığını fakat ondan çok daha uzun zaman SpaceX’de çalışmış ve hala çalışan bir arkadaşının başından geçen bir olayla Elon Musk’ın olaya bakış açısını özetliyor.

    Bir toplantı sırasında Elon Musk Shuford’un arkadaşına dönmüş ve şöyle demiş: “Sen hiç bir şey söylemedin. Neden burdasın?” Çok açık ve net değil mi? Bir çoğumuz için söylem çok kabaca gelebilir fakat gerçekten durum bu. İşin yoksa, bir şeyler söylemeyeceksen veya süreci hızlandırmak için bir fayda sağlamayacaksan neden toplantıya katılıyorsun? Çoğu zaman bir email işini çözmüyor mu? Bir çok durumda iki dakika arkadaşının yanına uğrayıp sormak da yine de büyük vakit kayıplarından kurtarmaz mı herkesi?

    Toplantılar gerçekten maliyetli şeylerdir. Bir çok kişi için bir anlam ifade etmese de iyi şirketlerde ortalama bir mühendisin saati 80-100 dolar değerindedir ve 10 kişinin katıldığı ve sadece 1 saat harcanan bir toplantının bedeli neredeyse 1.000 dolar oluyor. Yapılan toplantının ederi en az bu kadar olmalı. Eğer böyle bir mantaliteyle hareket ederseniz hem zaman hem maliyet açısından kazançlı çıkarsınız.

  • İşverenlerin CV’lerde özellikle dikkat ettikleri 4 nokta

    CV (özgeçmiş), iş başvurusunda bulunurken, adayların kendilerini tanıtmak için özenle hazırladığı ve birçok benzeri arasından fark edilebilmesi için her ayrıntısının önem taşıdığı bir belge.

    Birçok farklı şekilde hazırlanan CV’lerin hepsi temel olarak birbirine benziyor olabilir. Ancak işverenler, bu CV’ler arasından seçim yaparken bazı noktalara özellikle dikkat ediyor. İşverenlerin CV’leri incelerken özellikle dikkat ettikleri bu noktalara göz atalım…

    Hangi pozisyonlarda görev aldınız?

    Yapılan araştırmalar işverenlerin CV’leri incelerken adayların daha önce görev aldıkları pozisyonları özellikle dikkat ettiğini gösteriyor. Özellikle de en son göreviniz, işverenler için önem taşıyor. Elbette şimdiye kadar yaptığınız tüm işler çok önemli. Ne kadar çok kurumda çalıştıysanız, çalışma ve ofis hayatına o kadar kolay uyum sağlayacağınız bir gerçek. Ancak, en son çalıştığınız işlerle ilgili bilgiler, işinizden neden ayrıldığınız, işveren için daha fazla önem taşıyor.

    Özellikle ayrılma nedeninizi ya da hali hazırda çalışıyorsanız neden bir başka işe başvurma gereği duyduğunuzu belirtmenizde fayda var. Kovuldunuz mu? Kendiniz mi ayrıldınız? Ayrılma nedeniniz iş yerinin ekonomik sıkıntıları mı yoksa farklı bir sorun mu? Tüm bu noktalar işverenlerin en çok dikkat ettiği konular olarak biliniyor.

    Tanınmış firmaların önemi

    Sektöründe öncü firma isimleri, CV’ler için elbette ayrıcalık sağlayan bilgiler arasında yer alıyor. Daha önce sektördeki tanınmış bir firmada çalışmış olmanız, işverenler için dikkate değer bir iş tecrübesi edinmiş olduğunuz anlamına geliyor. Eğer bu tarz bir firma yerine daha orta ölçekli bir firmada çalıştıysanız, bu göreviniz süresince gerçekleştirdiğiniz yenilikleri, aldığınız sorumlulukları belirtmeniz de CV’nizi etkili hale getirebilir.

    Pozisyona yönelik anahtar kelimeler

    Şirketlerde bazı pozisyonlar için aranan, o pozisyona yönelik özellikler var. Örneğin, grafik tasarımcılar için belli bilgisayar programları, gazetecilik için montaj ve fotoğraf programları bilgisi, mimarlık için AutoCad gibi çizim programları gibi. İşverenler CV’leri incelerken özellikle bu tarz kelimeleri arayabiliyor.

    Dolayısıyla, başvurduğunuz pozisyonlar için önem taşıyan bazı yetkinlikler, birer anahtar kelime haline geliyor. Dijital ortamda yer alan CV’ler arasında öne çıkmak için bu gibi bilgisayar program bilgilerinizi ve pozisyona yönelik özelliklerinizi belirtmeyi unutmayın.

    CV’leri kişiselleştirmek

    Herkesin bildiği gibi CV’lere elbette eğitim hayatı, iş tecrübeleri, hobiler, sertifikalar, kimlik bilgileri gibi birçok bilgi yer alıyor. Ancak, işverenler farklı bilgilerle kişiselleştirilmiş CV’leri daha etkileyici bulabiliyor. Örneğin, işverenin daha önce yaptığınız işlere ulaşabileceği web sitelerinin link’lerini de CV’nize ekleyebilirsiniz. Bu hem daha somut bilgi sunmanızı sağlar hem de sizi diğer CV’ler arasında öne çıkarır.

    Boş zamanlarınızda nelerle uğraştığınız gibi bir bilgi de sizin açınızdan avantajlı olabilir. Fotoğraf çekmek, 3D programlarla meşgul olmak, kısa film montajları yapmak, kitap yazmak gibi ciddi beceri isteyen işlerle uğraşıyorsanız, bu bilgiler ekstra sorumluluk alabildiğinizi gösterir. Ayrıca bu ekstra bilgiler şirkette birkaç pozisyon için birden değerlendirilmenizi de sağlayabilir.

  • Starbucks Gurme Yiyecekler İçin Yeni Bir Konsept Başlatıyor

    Starbuks, popüler bir İtalyan pasta şirketi olan Princi ile yeni bir anlaşma yaparak, yepyeni bir konseptle müdavimlerinin karşısına çıkıyor. Geçtiğimiz Perşembe günü açıklanan ortaklık ile Starbuck Roastery karşınızda.

    2017’de açılacak yeni konsept ile Princi ürünleri, Starbucks’ın içinde pişecek ve bu marka, mağazalarda satılan tek yiyecek markası olacak. Bu şirket için bir ilk.

    Starbucks’ın CEO’su Howard Schultz “45 yıllık geçmişimizde kafelerimiz içerisinde ilk defa yiyecek pişiriyor olacağız. İlk etapta New York ve Şangay’da açılacak olan Roastery’lerde tam teçhizatlı pastaneler olacak. Yani bu zamana kadar yapığımızın tam tersini yapacağız. Yeni noktaları da yakında açıklayacağız.” diyor. Şirketin şu anda Seattle’da böyle bir restoranı var.

    Shultz, Princi’yle anlaşma yapmalarının en büyük sebebinin sarhoş edici, tahrik edici ortamı olduğunu söylüyor ve böyle bir sektörün geleceği için mükemmel olduklarını da sözlerine ekliyor.

    Princi adlı şu seçkin pastane, Rocco Princi tarafından 1986’da Milano’da açıldı. Princi’nin Milano’da dört, Londra’da bir restoranı var. Starbucks, yapılan anlaşmayla beraber, sadece Starbucks mağazaları içinde değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında bağımsız Princi mağazaları açmak için de Princi şirketine destek olacak.

    Starbucks’ın son iki yılda kalitesini ikiye katladı. Premium kahve hizmetinin yanında, gurme lezzet hizmetinin gelmesi beklenen bir durumdu. Starbucks 2014 yılında ilk defa özel pastane ve tatma odaları yaptırarak, bu konuda yeşil ışık yakmıştı. Normal kahveleri haricinde Premium kahveler de satan şirket, şimdi yiyecekte aynı şeyi yapacak.

    Yeni restoranlar normal Starbucks restoranlarından çok daha büyük olacak. Görsel zenginliğin yanı sıra, beş ayrı kahve hazırlama metodu uygulanacak. Açılacak restoran sayısının şu anda belirli olmadığını söyleyen Shultz, sadece Amerika’da yüzlerce restoran açabileceklerini de belirtiyor.

    Seattle’da açılan ilk mağazanın yüksek başarısı, bu ortaklığın geleceğinin parlak olacağını işaret ediyor.

    Mevcut Starbucks restoranları La Boulange Bakery ürünlerini satmaya devam edecek. Yeni açılacak restoranlar ise Princi’yle yenilikçi tatlar sunacak. Starbucks, La Boulange’ı 2012’de 100 milyon dolara satın almıştı ve bunun içerisinde şirketin özel tarifleri de vardı. La Boulange, 2015’te kepenkleri kapatsa da, şirketin tarifleri 23 lokasyonundan daha değerli hale geldi ve Starbucks bu sayede yiyecek sektöründeki gücünü her sene ikiye katladı.

    Princi ürünleri, size en yakın Starbucks’te hemen bulunmayacak. Her ne kadar Princi, Starbucks yiyeceklerinin geleceği olsa da, Shultz, yeni konseptin seçkin lokasyonlarda olacağının altını çiziyor.

  • Sorun, Kriz ve Yıkım ile Başa Çıkmanın Yolları

    Bu başlığın içeriği, yalnızca iş dünyası üzerine yazılmış bir yazı olarak görülmemeli. Aslında, sorunun büyüklüğüne bakılmaksızın verilen mücadele, bizatihi hayatın kendisi olma anlamı taşıyor.

    Her insanın hayatındaki engellerle mücadele etmek için kendine özgü ve belli yöntemleri bulunsa da, söz konusu profesyonel bir iş olduğunda, daha metodik bir yol izlemek gerekebiliyor. İngilizce isimleri baz alınarak, küçükten büyüğe doğru 3C; “Challanges”, “Crises”, “Catastrophes”; Yani Sorun, Kriz ve Yıkım.

    Sorun

    Sorunlar, günlük olarak en fazla karşılaştığımız problem tipi denilebilir. Hatta iş denen sürecin kendisi tam olarak sorunları çözme süreci olarak bile adlandırılabilir. Bu ölçekteki problemlerin üstesinden gelmek için genel bir strateji üretmek çok doğru bir yaklaşım sayılamaz. Bunun yerine, sık sık karşımıza çıkacak bu gibi durumlara, özel çözümleri üretebilmek.

    Elbette böyle bir süreçte en büyük destekçiniz, ekibiniz olacaktır. Derin bir nefes alın ve başlayın, ihtiyacınız olan bundan fazlası değil.

    Kriz

    Ortadaki problemi çözmek için, atılacak her adımın üzerinde hızlı bir biçimde ama dikkatlice düşünülmesi gereken aşama, yani kriz. Kriz şartları birçok açıdan, girişimler için önemli bir sınayıcı olma niteliği taşır.

    Girişimin kritik durumlardaki hareket etme kabiliyetini test etmeyi, çalışanlarının rutinin dışına çıkan problemlere karşı aldığı tavrı görebilmeyi sağlar. Kriz anları da sorunlar gibi metodoloji anlamında belli bir kalıba oturtulmuş çözüm sistematiğine sahip değildir.

    Hatta böylesine yöntemlerle çözülmeye çalışılan krizler genellikle daha büyük krizlerin habercisidir. Detaylara girmeden oluşturulacak bir yol haritası, öncelikle krizin doğru tanımlanmasıyla başlayacaktır.

    Akabinde ise ortadaki problemle dürüst biçimde yüzleşerek, en az zararla kurtulmayı sağlayacak çözüm “üretilmelidir”. Bu noktada asla emsal incelemelerine güvenmemek gerekir. Aslolan, bu durum için sizin üreteceğiniz çözümdür.

    Yıkım

    Bu evrenin bir diğer ismi de ‘Afet’. Eğer karşınızdaki yıkımla mücadele etmeniz gerekiyorsa artık bu adımı problem olarak adlandırmak son derece hafif kaçacaktır. Liderliğini yaptığınız veya içerisinde bulunduğunuz şirket, birçok krizin üstesinden gelmeyi başarmış olabilir, fakat söz konusu karşınızdaki bir yıkımsa, sürecin sonrasında bir şeyler kurtarılmış olsa bile, artık içerisinde bulunduğunuz yapının öncekiyle aynı olmadığı açık şekilde ortadadır.

    Yıkım süreçleri isim olarak olduğu gibi işleyiş ve önlem olarak da afetlere benzer. Yıkılmaya başlamış bir binayı olduğu gibi ayakta tutmaya çalışmak o dakikadan itibaren nafile bir çaba olmanın yanında, asıl değerli olanları da kurtaramamak anlamına gelecektir.

    Bu yüzden süreç analizi çok doğru yapılmalıdır. Sırasıyla sorulması gereken sorular şunlardır, “Ne kadar vakit var?”, “Bu sürede kurtarabileceklerimiz neler?” ve “Kurtarılma şansı bulunanların önem sırası nasıl şekillenmeli?”.

    Tam olarak bu yüzden gerçek bir afete benzeyen yıkım süreçleri her ne kadar sert ve acımasız bir şekilde gerçekleşse de, soğukkanlı kalabilmek ve kısa süre içerisinde doğru yargılara varabilmek, süreci en az hasarla atlatabilmenin anahtarı konumundadır.

    Bazı yıkım süreçleri diğerlerinden daha spesifik bir yapıya sahiptir. Bu noktada yıkımın niteliği doğru analiz edilmelidir. Kısa vadeli ve uzun vadeli olarak ne gibi etkiler bırakacağını doğru çözümleyerek, bazen reaktif bazen de proaktif yaklaşımla çözüm üretilmeye çalışılmalıdır.

    Tüm bunlarla birlikte, yıkımlar gerçek liderlik kabiliyetlerinin test edildiği ortamlardır. Öyle ki, bazı insanlar bu süreçlerin sonuçlarını doğru çözümleyerek, içinde yer aldıkları yapıyı, bir sonraki çalışma sürecine hazır hale getirebilirler.

  • Bill Gates, Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi kişileri başarıya götüren şey

    Soru-cevap platformu Quora’da bir kullanıcı “20’li yaşlarında olan gençlerin para ve finans hakkında bilmesi gereken en önemli şey nedir?” sorusunu sordu ve karşılığında bir çok cevap aldı.

    Gelen cevaplardan birisi ise oldukça ilgi gördü. Bu cevap ekonomist Cody Shirk tarafından yapılmıştı ve oldukça ufuk açıcıydı.

    “Cevap: sabır!” diyor Shirk ve gerçek olamayacak kadar basit olan bu özelliği açıklıyor.

    “Dünyanın en varlıklı insanlarına bakacak olursanız hepsinde bu ortak özelliği gözlemleyebilirsiniz. Üstelik sektör farketmeksizin ortak bir özellik.

    Warren Buffett’in muazzam sabrı var. İyi işletilen karlı işletmelere yaptığı yatırımlarla kendine bir servet oluşturdu ve buradaki en önemli nokta bu karlı yatırımlara yapışıp kalmasıydı. Bir şirketin hisse değeri düştüğünde hisselerini satmak yerine daha fazla hisse satın alıyor.

    Steve Jobs, sabırla gerçekten devrim niteliğinde ürünler yaptı ve bu amacına sadık kaldı. Hepimiz filmleri, belgeselleri ve kitapları aracılığıyla işin arkasındaki gariplikleri ve yaşananları öğrendik fakat asıl önemli detay kim ne derse desin ve hatta ne yaparsa yapsın Steve Jobs bu amacından vazgeçmeden çalışmaya devam etti.

    Henry Ford, ürünlerin monte edilmesi konusunda harika bir yöntem keşfetti. Fakat onun zamanında bu komik bir durum olarak algılanıyordu ve herkes gülüyordu. Ama sabırla bunun üzerinde çalışmaya devam etti ve dünyanın verimli bir şekilde ürün birleştirmesini sağlayacak montaj hatlarının temellerini attı.

    Bill Gates, Mark Zuckerberg ve Jeff Bezos yani aklınıza gelen tüm bu başarılı isimler takıntılı bir biçimde insanlar onlar hakkında ne düşünüyor diye düşünmeden hayalleri için çalışıyorlardı. Bir çok kişi onların “gece gündüz çalıştıkları için” başarılı olduklarını düşünüyorlar fakat zenginliklerine giden yolu inceleyince asıl sırlarının “sabır” olduğu açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Nasıl bir ders çıkarmalıyız? 

    Sabırlı olmanız gerektiğini farkedin. Bilgili, ilgili ve tutkulu olduğunuz bir konu tespit edin ve bu hedef doğrultusunda hareket edin. Tüm yatırımcıların “parlayan şeyi” takip edeceğini unutmayın.

    Finans üzerine tüm kitapları okuyabilirsiniz ancak öğrendiklerinizi yerine getirme konusunda sabırlı değilseniz hiç bir şey ifade etmez.

  • Çalışanların İşten Ayrılma Sebepleri ve Çözüm Önerileri

    The Harvard Business Review’un son sayısında, ekip çalışmasındaki sürekli artışın, kurum performanslarını olumsuz yönde etkilediğini savunan bir araştırma ekibi, bu durumu detaylı bir şekilde ele aldı. Çalışmada ortaya çıkan bulgular, en bilgili ve faydalı çalışanların, şirket içindeki yoğun taleplere maruz kalarak, nihayetinde tükenmişlik yaşayıp istifa etme noktasına geldiklerini gösterdi.

    Araştırmacılar, bu durumu “başarı sendromu” olarak adlandırarak, bir çalışanın şirket içindeki değeri arttıkça taleplerin de arttığını belirtiyor. Virginia Üniversitesi ticaret profesörü ve makalenin bir yazarı olan Rob Cross, bu sürecin nasıl ortaya çıktığını ve önlenmesi için alınabilecek önlemleri açıklıyor.

    Son 10 yılda Cross ekip çalışmasında büyük bir artış gördüğünü, artışın teknolojik inovasyonlarla birlikte şirketlerin yapısal evrimine de bağlı olduğunu ifade ediyor. Fortune 500 organizasyonlarının çoğunun, matriks temelli yönetim ve ikili raporlama sistemine geçtiğini belirtiyor.

    İş bilgisinin özelleşmesi nedeniyle farklı departmanlardaki insanların bir araya gelmek zorunda olduğunu vurgulayan Cross, bu gelişmelerin dışarıdan güzel görünebileceğini fakat çalışanlar için aşırı yüklenme ve tükenmişlik riski taşıdığını belirtiyor.

    işten ayrılmak

    Liderlerin ekip çalışmasının yan etkilerini fark etme konusunda kör olabileceği ve en iyi çalışanlarının iş yükünün fazla olduğu gerçeğini göremediği vurgulanıyor. Liderlerin sadece kendi verdikleri görev ve ricaları düşündükleri, diğer meslektaşlarının taleplerini ise görmezden geldikleri bir “görünmez talep” sorununa yol açtığı belirtiliyor.

    Cross ve meslektaşları, çalışanların iş yükünün nasıl arttığını ve başarı sendromunun nasıl ortaya çıktığını ele alan 2011 tarihli bir makaleye atıfta bulunarak, liderlerin genellikle bu durumu fark etmediklerini ve çalışanların verimliliğinin düştüğünü görene kadar konuştuklarını belirtiyor. Çalışanların psikolojik olarak nasıl yıprandığını anlamakta güçlük çekebileceği ve bu durumun inovatif ve yaratıcı düşünceyi etkileyebileceği vurgulanıyor. Cross, çalışanların iş yükünü azaltmak için kullanabilecekleri zaman yönetimi stratejilerini anlatarak, stratejilerin psikolojik yıpranmayı azaltmada etkili olabileceğini belirtiyor.

    İş yerlerine çeşitli öneriler sunarak, liderlere rutin toplantıların ve karar süreçlerinin gözden geçirilmesini, çalışanlara nasıl talep filtreleyeceklerini öğretmeyi ve ekip çalışması direktörlüğü gibi yeni pozisyonlar oluşturmayı öneriyorlar. Şirketlerin en değerli çalışanlarının psikolojik yıpranma ve ayrılmasını önlemek için yeni adımlar atma ihtiyacına vurgu yaparak, gelecekte ekip çalışması konusunda yaratıcı çözümlerle karşılaşılıp karşılaşılmayacağını sorguluyor.

  • Restoran Deneyiminizi Değiştirmenin 2016’da Keşfedilecek 4 Yolu

    Amacınıza uygun olarak işletmenizi değişime sokabilirsiniz. İhtiyaçlarınıza göre teknoloji ve uygulama entegrasyonu ile değişiklikleri işletmelerinize entegre etmeniz size birçok avantaj sağlar.

    Restoranların teknolojik gelişmelerden muaf olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bakış açınızı değiştirmeniz gerekmektedir. Çünkü teknolojiyi restoranınıza entegre etmeniz işletme yönetimi açısından hem de müşteri memnuniyeti açısından size birçok avantaj sağlar.

    İşletmenizi değişime sokmanız için 4 yöntem:

    Önceden yemeği sipariş etme ve peşin ödeme seçeneği sunan uygulama

    Birçok popüler restoran da yoğunluktan dolayı birçok müşteri siparişin geç alınması, yemeğinin geç gelmesi ve bekleme sürelerinin uzun olmasından dolayı rahatsızlık duymuştur. Allset müşterileriniz restoran da gelemden yemek siparişlerini verip, yemekleriyle ilgili özel isteklerini ve geliş sürelerine kadar her şeyi size önceden bildirip ve hatta dilerlerse ücretini de peşin ödemelerini sağlayacağınız güzel bir uygulama. Böylelikle müşteriniz dileği yemeği hiç beklemeden hızlı bir şekilde yiyebilir. Böylelikle hem sizin masalarınız boş yere işgal edilmez hem de müşteriniz beklemek zorunda kalmayarak gününü daha iyi planlayabilir. Allset gibi uygulamalarla çalışan işletmelerin sayısı inanılmaz bir şekilde artıyor. Ayrıca bu uygulamayı kullanan işletmelerde işlerinin yoğunluğu %35 oranında bir artış göstermektedir, sosyal medya da müşteri memnuniyetleri de artmaktadır.

    Günün saatlerini arttırmanıza gerek kalmadan işletmenizin daha çok iş yapmasını sağlayabilirsiniz.

    Mükemmel bir restoran için yol bulma uygulaması

    Kalın rehber kitaplar, haritalar tozlu raflarda kaldı. Artık herkes gideceği yeri cep telefonundan veya tabletinden yüklediği uygulamaların önerilerine göre belirliyor. Hangi rotayı ve nasıl gideceklerine göre yol tarifi sunan bu uygulamalar ne kadar sürede varacağınızı dahi belirtiyor. Artık kimse yol tarifi ile yemek yenilecek yerleri sormuyor bunun yerine akıllı cihazlardaki uygulamalar ile en yakınındaki ve en popüler yerleri listeleyip bu yerlere giden kişilerin yaptıkları tavsiyelerle ne yenilebileceğini bile önceden karar verebiliyorlar.

    Yelp, Mekanist, FourSquare ve Urbanspoon gibi popüler uygulamaları biliyorsunuzdur. Sizde tüm bu uygulamaları kullanarak daha çok müşteriye ulaşabilirsiniz. Mekanınızı ekleyin, takip edin, özellikle haritada düzgün görünmeye çalışın.

    Daha kolay ve hızlı ödeme seçenekleri sunma

    Ödeme uygulamaları 2015 yılında önemli bir hız kazandı ve çoğu kişi için vazgeçilmez bir yere geldi. 2016 yılında daha da büyümesi beklenen bu alan elbette ki restoranları da etkileyecektir. Kullanımı oldukça basit olan bu uygulamalar ile müşteriler daha restorana gitmeden ödeme yapma seçeneğini kullanabilirler. Apple pay veya kredi kartları ile kişiler ellerini cüzdanlarına atmadan ödeme seçeneğini tercih edebilmelerine olanak sağlayabilirsiniz.

    Garsonlar yerine sipariş için teknolojik cihazların kullanımı

    Teknolojik restoranlar dahil olmak üzere birçok sektörde artık garson yerine masalara konulan ekranlar veya tabletler sayesinde müşteriler hem siparişlerini verebiliyor hem de siparişlerini beklerden internette zaman geçirebiliyorlar. Böylelikle işletmenizde daha az kişi çalıştırarak hem sipariş almayı sağlarsınız hem de müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarabilirsiniz. Ayrıca bu ekranlara kişi dilerse hiç kasaya gitmeden hesabını kredi kartıyla ödeme seçeneği de eklenebiliyor.