Blog

  • Şirket Blogunuzu Güçlendirmenin 6 Yolu

    Şirketler, müşterileriyle aralarında bağ kurabilmek için bir çok mecrada çalışmalar yapıyor. Djital mecrada bir iletişim kanalı da kurumsal blogunuzdur.Bir şirket blogu, müşterilerle etkileşim kurmanın, marka bilinirliğini artırmanın ve arama motoru optimizasyonunu (SEO) iyileştirmenin harika bir yoludur.

    Blog yazılarınızın daha fazla okuyucu çekmesi ve SEO’yu geliştirmesi için bazı stratejileri uygulamanız gerekebilir.

    Şirket Blogunuzu Güçlendirmenin 6 Etkili Yolu:

    1. İçerik Kalitesini Artırın: Yalnızca ilginç ve değerli içerikler sunmakla kalmayın, aynı zamanda doğru bir dilbilgisi, imla ve yazım denetimi yapın. İçeriğinizin okunaklı ve anlaşılır olmasını sağlayın. Ayrıca, blog yazılarınızı düzenli olarak güncelleyin ve yenilerini ekleyin.
    2. Anahtar Kelimeleri Doğru Kullanın: Anahtar kelime araştırması yaparak, hedeflediğiniz anahtar kelimeleri belirleyin. Bu anahtar kelimeleri yazılarınızda doğru şekilde kullanarak, SEO’yu iyileştirebilirsiniz. Ancak, anahtar kelime dolgusu yapmaktan kaçının. Yani, aynı anahtar kelimeyi tekrar tekrar kullanmayın.
    3. Başlıkları Dikkatlice Seçin: Başlıklar, blog yazılarınızın okunma oranını artırmak için önemlidir. Başlıklarınızın okuyucunun ilgisini çekecek şekilde ilginç, özgün ve özlü olmasına özen gösterin.
    4. Görüntüleri Optimize Edin: Görüntüleri kullanarak yazılarınızı zenginleştirin. Ancak, görüntüleri doğru şekilde optimize etmek, web sayfasının yüklenme hızını artırabilir ve SEO performansınızı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, görüntüleri optimize etmek için boyutlarını küçültün ve uygun alt etiketleri kullanın.
    5. Sosyal Medyayı Kullanın: Sosyal medya, blog yazılarınızın daha geniş bir kitleye ulaşmasına yardımcı olabilir. Paylaşım düğmeleri ekleyerek okuyucuların blog yazılarınızı kolayca paylaşmasını sağlayın.
    6. Geri Bağlantılar Oluşturun: Diğer web siteleri tarafından şirket blogunuzun linklerine verilen geri bağlantılar, SEO performansınızı artırabilir. Bu nedenle, diğer web siteleriyle işbirliği yaparak geri bağlantılar oluşturun. Ancak, kötü amaçlı web sitelerinden gelen geri bağlantıları engellemek için düzenli olarak geri bağlantı profilinizi kontrol edin
  • Steve Jobs’ın İnsanlardan İstediğini Alma Sanatı

    YouTube’da Steve Jobs’ın, 12 yaşında bir frekans sayacı oluşturmak için parça aradığı zamanları anlattığı bir video bulunuyor. Jobs, videoda Bill Hewlett’in (HP’nin kurucusu) telefonunu, Palo Alto’da bir telefon defterinden nasıl bulduğunu ve ona ne istediğini nasıl anlattığını anlatıyor.

    Bill Hewlett ile Frekans Sayacı Hikayesi

    Jobs, telefonda kendini tanıttıktan sonra direkt olarak “Bir frekans sayacı geliştirmek istiyorum ve sizin bana verebileceğiniz bazı yedek parçalarınız var mı öğrenmek istiyorum” diyor. Bill Hewlett, yedek parça vermeyi teklif etmekle kalmıyor, aynı zamanda Jobs’a yaz boyunca frekans sayacı üretim tesisinde iş imkanı da sağlıyor. Jobs, o zamanları “adeta cennette gibiydim” şeklinde anlatıyor.

    İnsanlardan bir şey istemeyi bilmek gerçekten bir sanattır, özellikle doğru zamanlamayı bilmek önemlidir. İhtiyaç duyduğumuz şeyleri bulmak ve isteklerimizi başkalarına sunmak hayatın her alanında önemlidir. İnsanlar, değer verdikleri kişilerden yardım isterler ve bu yardımı bulduklarında değerleri artar.

    Birçok insanın, karşılık beklemeden zamanlarını, fikirlerini ve hatta paralarını vermeye istekli olduğunu gördüm. Aslında insanlar, başkalarına yardım etmekten keyif alırlar.

    “Aradığımda bana hayır diyen biri olmadı” diyor Jobs. “Aynı şekilde, bana yardım talepleriyle geldiklerinde şükran borcumu ödemeye çalışıyorum” diyor.

    “Gerçekten ne istediğinizi düşünün. Deneyimler, yeni bilgiler veya yetenekler elde etmek için zamanınızı ve enerjinizi doğru kullanın. İnsanlara yatırım yapın ve bu taleplerinizi gerçekleştirebilecek kişilere doğru zaman geldiğinde sorun. Çoğu kişi telefon bile açmıyor. Asla sormuyor ve sadece hayal dünyasında taleplerini gerçekleştirebilecek insanları düşünüyorlar.”

    “Harekete geçmeye hazır olmalısınız. Başarısız olmaya hazır olmalısınız. Bir şirketi batırmaya veya telefonda bir insanla kötü bir görüşme gerçekleştirmeye hazır olmalısınız. Eğer başarısızlıktan korkarsanız fazla uzağa gidemezsiniz” diyor Jobs.

    #SteveJobs #BillHewlett #FrekansSayacı #İnsanlardanİstemeSanatı #YardımEtme #İşbirliği #Talepler #Başarısızlık #İlhamVericiHikaye

  • İşleri Ertelememek İçin 4 Etkili İpucu: Parçalara Ayırma, Önceliklendirme, Program Oluşturma ve Ödüllendirme

    İş hayatımızda ve özel hayatımızda ertelediğimiz birçok görev ilerleyen zamanlarda pişmanlık oluşturur. Bununla beraber ertelemenin genellikle bağımlılık oluşturduğunun gözlemlenmesiyse bu konuyu daha da önemli kılıyor.

    Ertelediğimiz işleri gerçekleştirmemiş olmak, o gün geldiğinde hepimize aynı şeyi dedirtir: “bir daha ertelemeyeceğim.”. Zamanla bu konuşma, her pazartesi diyete başlamak gibi tekrarlanan bir döngü halini alacaktır. Peki işlerimizi ertelemeden zamanında nasıl halledeceğiz?

    1. Liste oluşturun

    Yapılacaklar listesinde bulunan etkinlikleri gerçekleştirdikçe mutlu olacaksınız.  Çünkü listedekiler için somut başarılar elde ettiğinizde bu küçük başarılar, sizi diğerleriyle mücadele edebilmek için motive edecektir.

    1. Zamanı kandırın

    İşlerinizi hallederken kendinize göre oyunlar oynayabilirsiniz. Zamanı yenmeyi deneyin! Kendinize kısa aralar vererek, bu süreleri hak etmeye çalışın. Örneğin elli dakika çalışıp on dakikalık ara verin. Ya da daha kendinize mola süresi olarak daha fazlasını hediye edin. Bütün işlerinizi tamamlayana kadar bu döngüyü devam ettirirseniz, işlerin kolayca hallolduğunu göreceksiniz.

    1. Dikkatinizi dağıtan noktaları ortadan kaldırın

    Facebook bildirimlerini kontrol etmek ya da Twitter’da tweetlere göz atmak zararsız bir eylem gibi görünebilir. Ama sosyal medya sitelerine ayırmak istediğiniz 10 dakika; konsantre olup incelemeye başladığınız takdirde kesinlikle 10 dakikayla kısıtlı kalmaz ve zamanınızı fazlasıyla alabilir. Çalışma esnasında olabildiğince bu tür sitelerden uzak durmalısınız.

    1. Beş dakika kuralını uygulayın

    Yapmanız gereken için beş dakikalık iş diyorsanız, onu kesinlikle o anda tamamlayın. E-posta kontrolü ya da kontrol edilecek belgeler gibi; beş dakikanızı ya da daha az zamanınızı alacak olayları mümkün olduğunca yakın zamanda bitirmeye çalışın. Böylece kısa sürede yapılacaklar listenizden birkaç maddeyi eksiltmiş olabilirsiniz.

  • Sunum Yapmanın Sırları Nedir?

    Hangi işi yapıyorsanız yapın sunuma ihtiyaç duyuyor olmanız doğal. Bazen bir şeyi açıklamak için kullanırsınız bazen de bir şeyi satmak için. Kazanımlarınızı da sunabilirsiniz, hedeflerinizi de. Hepsinin ortak amacı bir şekilde gündeme girebilmek.

    Yaptığınız sunumlarda (tabi ki eğitsel veya satış odaklılar için daha öncelikli) dikkat etmeniz gereken nokta şu ki; sunum bittiğinde sunum okuyan biri olarak mı hatırlanmak istersiniz yoksa sunum yapan kişi olarak mı? İşte bu nedenle aşağıdaki maddeler sizin için çok önemli. Okuduktan sonra sunumlarınızı incelemenizi tavsiye ederim.

    1- Sunum sayfalarınızda çok fazla bilgi vermeyin

    Sunum yaptığınız kişilerin her sayfada alabileceği en fazla bir kaç bilgi vardır. Bu nedenle bilgileri aktarırken daha fazla akılda kalabilmesini sağlamak için iyi bir filtreden geçirin ve gerçekten önemli olanları söyleyin. Örneğin, bir sunumda 5 proje anlatırsanız hiç bir şey satamazsınız, 1 veya en fazla 2 proje anlatırsanız satma ihtimaliniz artar.

    2- Odak noktanızdan şaşmayın, az şey aslında çok şeydir

    Sunum taslağınızda, anlattığınız konuyu desteklemeyen, bulunduğunuz sayfada veya o anda söylediğiniz şeylere dokunmayan hiç bir şeye yer vermeyin. Grafikler, tablolar, imajlar her şeyi kaldırın. Sadece o sayfada söylemek istediğinizi destekleyecek şeylere izin verin. Çok fazla şey sunup açıklamaya kalkışırsanız dinleyicileri kaybedersiniz. Unutmayın, ne kadar çok şey söylerseniz o kadar az şey anımsayacaklardır.

    3- Lütfen sunumlarınızı okumayın

    Sunum hazırlamak demek sunumu ekrandan okumak demek değildir. Düşünün, eğer sadece okunacak bir sunum ise sizin orda işiniz ne? Söylemek istediğiniz veya söylenmesi gereken her şeyi sllaytlara yazmayın. Unutmayın, hazırladığınız slaytlar dinleyiciler/izleyiciler içindir, sizin için değil. Onlara söylediklerinizi anlamalarını kolaylaştıracak bir şeylerler sunun ve geri kalanını en iyi şekilde anlatın. Ayrıca ekranda yansıyan şeyler ile söylediklerinizin tekrar etmemesine dikkat edin.

    4- Sunum sayfalarını karşılaştırmayın

    Sunum sayfaları kısa ömürlü şeylerdir, ekranda olan şeylerle ve anlattıklarınızla yetinmeniz oldukça önemlidir. Bir önceki sayfadaki şeylerle karşılaştırma yapmak istemeniz veya bir sonraki sayfalara atıfta bulunmanız sadece anlatımınızı zorlaştıracaktır. Sadece ana konuya ve sayfanıza odaklanmanız oldukça önemlidir.

    5- Lütfen sunumun çıktısını dinleyicilere vermeyin

    Sunumun bir çıktısını dinleyicilere verme konusu gündeme geldiği zaman artık hazırladığınız şey bir sunum olmaktan çıkmıştır. Ya sadece detaylı bir çalışma yapın ve çıktıyı verin ya da gerçekten sunum hazırlayın ve sunun. Hem çıktı verip hem de sunmak istediğiniz zaman zaten kimse sizi dinlemeyecek verdiğiniz çıktıları okumakla zaman harcayacaktır. Bunun yerine sunumdan sonra sunumun içeriğinde yer alan ve paylaşmanız gerekenlere yönelik özel bir çıktı vermeniz çok daha sağlıklı olacaktır.

    6- Dinleyicileri oyuna dahil edin

    Hiç kimse sadece dinlemeyi tercih etmez. Hele ki geniş bir kitleye sunum yapıyorsanız onları zinde tutmak ve oyunda kalmalarını sağlamak hiç de kolay değil. Bunu yapabilmek için bir kaç şey yapmalısınız. Onlara sorular sorun ve farklı farklı kişilerden görüşler alın. Konuyla ilgili yaşadıkları deneyimleri dinleyin ve sunum sırasında küçük tartışmalar yaratın. Böylece sunuma sağladıkları katkı ile beraber hem daha verimli vakit geçirecekler hem de yaptığınız sunumu daha akılda kalıcı hale getirecekler.

    7- Sunumu ve salonu bir bütün olarak düşünün

    Katıldığım sunumlarda karşılaştığım en büyük sorunlardan biri okunabilirlik. Ekranda ne olduğunu ve neler yazdığını herkes merak eder. Çok iyi bir anlatıcı olabilirsiniz ama dinleyiciler orada da bir şeyler olduğunu biliyor. Bu nedenle salonun en arkasından da görünecek ve okunacak yazı büyüklüğünde yazılara ve yüksek çözünürlüklü görsellere ihiyacınız var. Ortalama bir salonda 28 puntodan küçük yazı kullanılmaması gerektiği söylenir. İşinizi mutlaka garantiye alın. Kullandığınız fontun da okunabilirliği, şıklığından daha önemli bunu sakın unutmayın.

    8- Dinleyicilere arkanızı dönmeyin ve sahneye dağılın

    Bu biraz sahne deneyimi ile alakalı bir şey gibi gelebilir ama kimse sizden Tarkan gibi hareket etmenizi veya sahne şovu hazırlamanızı beklemiyor. Kalabalık ve geniş bir alanda sunum yapıyorsanız sahneye hakim olmanız önemlidir. Sadece bir köşede takılıp durursanız bir süre sonra görünmez olursunuz. Jest ve mimik kullanmak, dinleyicilerin gözlerinin içine bakmak sizi dinleyicilere, onları da size bağlar. Bir iş toplantısında da sunum yapıyorsanız bu önemlidir. Bilgisayar başında oturmak yerine ayakta anlatım yapmanız ve müşterilerinizi tek tek önemsediğinizi göstermek için hepsiyle göz teması kurmanız oldukça önemlidir.

    9- Dersinize iyi çalışın

    Mümkün olduğunca kendi sunumlarınızı kendiniz hazırlayın. Her sunum, hazırlayan kişinin kişiliğini de taşır. Kendi hazırlamadığınız sunumlarda beklenmedik şeylerle karşılaşabilirsiniz. Çok fazla sunuma katılan biriyseniz hangi sunumu anlatıcının hazırladığını hangisini başkasının hazırladığını çok rahat anlayabilirsiniz. Kendiniz hazırlamıyorsanız bile en azından bir kaç defa sunuma çalışın, anlatacağınız konuya hakim olabilirsiniz ama siz konuşurken slaytlar çok farklı bir şey anlatıyor olabilir.

  • Hata Yapma Korkusundan Kurtulmanın 3 Etkili Yolu

    İş dünyasında hemen hemen herkes hata yapma korkusuyla karşılaşır. Az miktarda duyulan endişe sizi en mükemmelini yapmaya çalışacağınızdan iyi yerlere taşıyabilecekken, bu duygunun fazla hissedilmesi çoğu zaman hayallerin gerçekleştirilmesine engel olabiliyor.

    Endişe ve korku bir iş problemi olmamakla beraber; bunları daha çok çalışarak, daha fazla parayla ya da diğer iş yöntemleriyle çözmek mümkün değildir.  Ancak iç dünyanızda gerçekleştireceğiniz birkaç adımla bunu halletmeniz mümkündür. Bu endişeyle baş etmenize yardımcı olacak 3 ipucu :

    Hataların olabileceğini kabul edin

    Bilinmezlikler insanları korkutur. Yeni projem başarılı olacak mı? Attığım adımlarda başarısız olacak mıyım?

    Korku ile başa çıkabilmenin en iyi yolu bilinmezliklerden doğacak hataları kabullenebilmektir. Öncelikle iş hayatımızda ya da özel hayatımızda başarısız olabileceğimizi bilmeliyiz. Ayrıca “başarısızlık” kavramı bakış açısına bağlıdır. Başarısız olmak her zaman kötü olmayabilir. Başarısızlıklar sizin için anlık kötü sonuçlar doğurabilirken uzun vadede bakıldığında size eşsiz deneyimler kazandırarak daha sonraki adımlarda bu hataya göre ilerlemenizi, temkinli olmanızı sağlar. Başarısızlık geçici, başarı ise her zaman kalıcı olandır.

    Sonuç olarak başarı yolunda ilerlerken; korkulara yenilerek başarısızlığa doğru değil, hata yapabileceğinizi göz önünde bulundurarak başarıya doğru koşmalısınız.

    Hatanızın doğru nedenini bulun ve çözün

    Zihinsel olarak birkaç adım derine gittiğimizde, kendinize “ Benim gerçekten korktuğum şey ne?” sorusuna cevabınız  yalnızca “Başarısızlık” olur.  Ama bunu detaylandırarak korku algısında daha derine gitmeniz gerekir. Örneğin; hazırladığınız projede başarısız olacağınızdan korktuğunuzu değil, projede hangi adımda neden başarısız olacağınıza dair korktuğunuzu belirlemelisiniz.

    Bu tür detaylarla daha iyi düşünüp problemleri halletmeye çalışabilirsiniz.  Kendiniz çözebilir ya da birilerinden yardım isteyebilirsiniz. Endişenizin yersiz olduğunu anlayıp, korkularla baş edebilirsiniz.

    Hedeflerinizden vazgeçmeyin

    Korkularınız, sizi hedeflerinizden  asla vazgeçirmemeli. Korku gerçek olduğu kadar, hedefler ve hayaller de gerçek ve büyükler.

    Korkunuzu bir defa kabullenip üstesinden gelebildiyseniz bu sizin için büyük bir ilerleme olur. Her yeni hedefte bunu tekrarlamanız gerekir. Endişelerinizi hedeflerinizin önüne geçirmemeli, düşündüğünüz en kötü senaryo gerçekleşecek olsa bile hedefinizden vazgeçmemelisiniz.

    Son olarak:

    Girişimci, dünya lideri veya başarılı kişinin hayatını incelediğiniz takdirde, her birinin korkular yaşadığını fakat onların üstesinden gelebildiklerini göreceksiniz.  Onlar yapıyor, siz de yapabilirsiniz.

  • Kariyerini Tamamen Değiştiren 4 Başarılı İş İnsanının Hikayesi

    Tüm kariyerinizi değiştirecek bir kararı kolayca verebilir misiniz? Peki geleceğinizi tamamen değiştirebilecek bir yol ayrımına girdiğinizde hangisini tercih edersiniz? Bilinmez olan tarafı mı yoksa memnun olmadığınız halde hayatınızı garanti altına alan işinizi mi?

    Bu sorulara cevap vermek bile zorken, bu kararları alarak hayatınızı tamamen değiştirebilmeniz elbette hiç kolay değil. Ancak iş dünyası, kariyerleri boyunca bu karar noktasına gelerek farklı seçim yapmış olan ve şu an bambaşka hayatlarda çok başarılı işlere imza atan örneklerle dolu.

    Gelin bu başarılı kişilerin hayatlarına yakından bakalım…

    1. Ebay’in CEO’su John Donahoe neden görevinden ayrılıyor?

    Dünyanın en ünlü e-ticaret sitelerinden biri olan Ebay’in CEO’su olan John Donahoe, bugünlerde görevinden ayrılmayı planlıyor. Bunun nedenini de yıllar önce lisans öğrenimi gördüğü sırada ünlü bir psikanaliz olan ve iş hayatında liderlik üzerine önemli eserleri olan Michael Maccoby’nin makalesinden aldığı ilhama dayandırıyor. Maccoby’e göre iyi bir yönetici olmak için güçlü iş ve analitik yeteneklere sahip olmak yeterli değil. Cesaret, duygusal ve ruhsal gelişimi destekleyecek bir gelişim göstermek de yöneticiliğin bir parçası. Yeri geldiğince geri adım atabilmek de öyle. Donahoe bu fikirden yola çıkarak, kişilerin daha iyi bir adım atabilmek için bazen geri çekilmesi gerektiği dönemlerin olduğunu ortaya koyuyor.

    2. Yahoo’nun icra kurulu üyesi Maynard Webb bir zamanlar IBM’de güvenlik stajyeriydi

    Şu anda Yahoo’nun icra kurulu üyesi Maynard Webb, Florida’da ceza hukuku eğitimi aldığı sıralarda para kazanabilmek için IBM’de ücretli stajyer olarak güvenlik görevlisi olarak çalışmış. Webb en alt kademeden başladığı kariyerinin basamaklarını yeni projelerde görev almaya olan isteği ve problem çözme konusundaki yeteneğiyle hızla tırmanmış

    Webb 11 yıl önce güvenlik görevlisi olduğu IBM’in eşiyle tanışmasına vesile olduğunu ve teknoloji dünyasına adım atmasını sağladığını belirtiyor. Webb eğer yıllar önce bu görevi kabul etmeseydi belki de şu an ceza davalarına bakan sıradan bir avukat olabilirdi.

    3. Aslında bir gazeteci olan Bank of America varlık yönetimi başkanı Sallie Krawcheck’in hikayesi

    Bank of America varlık yönetimi başkanı Sallie Krawcheck, gazetecilik alanında üniversite eğitimi almış. Lisans eğitimi bittikten sonra Wall Street’te çalışmayı ve MBA yapmayı hedefleyen Krawcheck, Time dergisine başvuru yapsa da kabul edilmiyor. Disney’de çalışmak için eşini New York’ta bırakarak Los Angeles’a ailesinin yanına taşınan Krawcheck, annesiyle evde otururken analiz konularındaki yeteneğini fark ediyor ve sermaye analizi konusunda bir şeyler yapabileceğini düşünüyor. Gazetecilik eğitiminde edindiği yeteneklerle pekiştireceği düşünüyor. Şu an verdiği karardan çok memnun olan Krawcheck bu işe başlamadan önce yıllarca yanlış alanlarda zaman harcadığını belirtiyor.

    4. Cafe açma hayalinden finans uzmanlığına

    Ünlü bir finans danışmanı olan Suze Orman üniversite eğitimi aldığı sırada çalıştığı fırında kendi cafe’sini açmayı hayal ettiğini çalışma arkadaşları ve müşterilerde sürekli paylaşıyor. Bu hikayeyi dinleyen cömert müşterilerden biri Orman’a 50 bin dolar vererek hayallerini gerçekleştirmesini söylüyor. Yatırım ve tasarruf konusunda hiçbir bilgisi olmayan Suze Orman bu parayı kısa zaman içerisinde hiçbir girişimde bulunamadan bitiriyor. Bu hatası ve bilgisizliği onu yatırım ve finans analizi konusunda eğitim almaya yönlendiriyor. Suze Orman şu anda ABD’nin en ünlü finans danışmanları arasında yer alıyor.

  • Güne Erken Başlamanın 4 Etkili Yolu: Uyku, Rutin, Güneş Işığı ve Egzersiz

    Çalışan kişiler için sabahları erken uyanmak çoğunlukla işkenceydir. Fakat erken uyanmak kendinize daha fazla zaman ayırmanın önemli yollarından biri. Daha önce “Başarıya ulaşanların yaşamlarındaki 7 rutin ” yazımızda bahsettiğimiz gibi güne erken başlamak başarıya ulaşanların altın kurallarından birisidir ve başarıya doğru atılan en büyük adımdır. Bu yazımızda ise güne nasıl erken başlayacağımızdan bahsedeceğiz.

    İşte güne erken başlamanın 4 yolu :

    1. Yeterli uyku alarak dinlenmiş olun.

    Uyku süresi kişiye göre farklılık gösterebileceği gibi aslında birçok kişi kaliteli bir uyku için kendisine gerekli zamanı ayıramıyor. Sabah uykunuzu almış bir şekilde uyanabilmek için yatmadan iki saat önce bir şeyler atıştırmaktan, egzersiz yapmaktan ya da bu süreci ekran karşısında geçirmekten kaçınmalısınız.

    En önemlisi uyku öncesi kafeinli ürünler kullanmamaktır.Uyku sırasında ışığı minimize etmek daha sağlıklı bir uyku gerçekleşmesini sağlar Uykusuzluk, uyku apnesi gibi ciddi rahatsızlığı olan kişilerin ise tıbbi müdahaleye ihtiyacı olabilir.

    1. Sabah rutininizi hazırlayın ve bunu her gün tekrarlayın.

    Sabah uyandığınızda alarmı kapatıp tekrar uyumanız ya da vaktinizi arkadaşlarınızın Facebook, Twitter bildirimleriyle geçiriyor olmanız günün en değerli zamanını kaybetmenize neden olur.

    Kendinize günlük sağlıklı sabah rutinleri belirlemelisiniz, sağlıklı bir kahvaltı hazırlayabilir ya da her sabah güne bir bardak bitki çayıyla başlayabilirsiniz. Bu rutinler vücudunuzu dinç tutarak gün boyu verimli şekilde çalışmanızı sağlar.

    1. Öğleden önce listesi

    Eğer kendinize öğleden önce listesi oluşturabilirseniz, akşam yapmanız gereken birçok işi günün ilk kısmında halletmiş olursunuz ve akşam kendinize, uykunuza ayıracak zamanınız kalmış olur. Bunun sayesinde sabahları erken uyanabilirsiniz ve bu bir döngü içerisinde ilerlemiş olur.Birçok kişi ofise uykulu gelirken, erken uyanan birisi olduğunuz için daha dinç olur ve birçok işinizi halletmiş olarak ofise ulaşırsınız.  Bununla beraber ofiste ofiste çalışmaya nereden başlayacağınızı bilirsiniz.

    1. Gece duşu

    Özellikle Kore gibi Asya ülkelerinde sabahları duş almak tam bir zaman kaybı olarak görülüyor. Çünkü onlara göre günün ilk saatlerinde halledilmesi gereken birçok önemli iş bulunuyor.duşunuzu akşamdan alıyor olmanız, size sabah saatlerinde büyük oranda zaman tasarrufu sağlayacaktır. Ayrıca akşam alınan duş sizi uykuya hazır hale getirerek daha kaliteli bir uyku geçirmenizi sağlayacaktır.

  • PayPal Kurucusu Peter Thiel’in İş Görüşmesi Taktikleri

    PayPal’in kurucu ortaklarından biri olan Peter Thiel, iş dünyasındaki başarılarıyla sıkça adından söz ettiriyor. Aynı zamanda Clarium Capital adlı bir global hedge fon şirketinin başkanı da olan Peter Thiel, Facebook‘ a ilk yatırım yapan kişiler arasında bulunuyor. Peter Thiel tüm bu başarılarının yanı sıra iş üniversite eğitiminden buna yana kolay kabullenilmeyen zıt görüşleriyle de tanınıyor.

    Bu tavrını iş görüşmelerinde de sürdüren Thiel, adaylara “Bana hiç kimsenin kabul etmediği ama doğru olan bir şey söyle” gibi alışılmışın dışında sorular yöneltiyor.

    2012 yılında Forbes dergisiyle yaptığı röportajda bu tarz beklenmeyen soruların adayları farklı şeyler konuşmak için cesaretlendirdiğini belirten Thiel, adayla görüşmecinin her zaman aynı fikirde olması gerekmediğini de vurguluyor.

    Peter Thiel, çoğu kişinin bazı konularda aynı şeyi düşündüğünü ama bazen gerçeğin onun tam zıttı olabileceğini bu yüzden orijinal fikirlerin son derece değerli olduğunu belirtiyor. Thiel’in iş görüşmelerinde sergilediği tavrın da orijinal fikirlere sahip olan o eğerli kişiyi bulmaya yönelik olduğu düşünülüyor.

  • Başarıya Ulaşan İnsanların Ortak 7 Özelliği

    Martin Luther King‘in dediği gibi “Bir hayalim var.”. Hayatta tanıma fırsatı bulduğumuz varlıklı ve başarılı insanların sayısız ortak özelliği var.

    Yalnız belirtilmesi gereken, bu insanların başlangıçta öne çıkan özelliklerinin, başarılı oluşları. Varlıklı olmak bunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış gibi görünüyor.

    Başarılı insanların en dikkat çeken tarafları, herhangi bir şeye baktıklarında, orada bir fırsat görmeyi başarabiliyor olmaları. Aramızdaki birçok insan da aslında bu özelliğe sahip, fakat yine de bu fırsatları sektörel bir başarıya dönüştürecek iradeye sahip olmak da, en az o fırsatları görebilmek kadar önemli.

    Haliyle bu başarının bir tutku ve azim sonucu ortaya çıktığını düşünürsek, bahsettiğimiz insanları diğerlerinden farklı kılan özellikleri şöyle sıralayabiliriz,

    Yaptıkları işi gerçekten severler

    Her insanın hayatında yapmayı sevdiği şeyler muhakkak vardır, başarıyı getiren faktörlerden birisi, işte bu yapmayı sevdiğimi şeylere, iş niteliği kazandırabilmek. Ne kadar zeki, ne kadar iyi eğitim almış olursak olalım, tutkuyla yapmadığımız bir işte gerçek anlamda tatmin edici bir başarı elde etmek neredeyse imkansızdır. Hatta bu insanların bazıları için tutkuyla yaptıkları iş, henüz var olmayan, daha önce kimsenin yapmadığı bir şey olsa bile, bu alanda bir “iş”i meydana getirmeyi başarabilmişlerdir.

    Durmayan bir gelişim içerisindedirler

    Yenilikleri topluma sunan insanların, gelişmelere karşı olan pozitif yaklaşımları da, onların başarısını ve gelişimlerini sürekli olarak devam ettirmelerini sağlıyor. Bu gelişme süreci, kendi iş alanlarında olduğu kadar, diğer sektörlere de ışık tutarak ilerliyor. Haliyle ortaya çıkardıkları işi başka alanlarla etkileşim halinde tutmayı başarıyorlar.

    Hayatlarını bir düzene oturtma çabasındadırlar

    Nerede olduğunuzu bilmek ve nerede var olmak istediğinizi doğru analiz etmek başarıya giden bir başka önemli anahtar. Dikkat etmemiz gereken şey ise, nerede olmak isteyeceğimizi yalnız hayal etmek değil, analiz etmemiz gerektiğidir. Hayaller bize adım atma gücü verse de, doğru adımları atabilmek gerçekçi analizler sonucu mümkün olabilir.

    Fedakarlık yapmaya hazırdırlar

    Herhangi birisi için, yaptığı işi başarıya götürmek adına yapılacak fedakarlıklar bir zahmet gibi görünebilir, fakat ortaya çıkardıkları fikre tutkuyla bağlanan insanlar, bunu bir fedakarlık gibi görmezler. Gereken şey zaman veya para olsun, daima ihtiyacı karşılamaya hazırdırlar.

    Kötü şans kavramına inanmazlar

    Nitelikli bir iş planı yapan herhangi biri, kendine çizdiği yol için olası ve uzak görünen tüm tehlikeleri göz önünde bulundurur. Hatta çoğu zaman ön göremediği tehlikeler için de esneklik payı bırakır. Haliyle yola çıkılan andan itibaren karşılaşılan aksilikler “kötü şans” olarak adlandırılamaz. Bir hayale can vermeye karar veren herkes aslında iş planını en azından zihninde hazırlar. Fakat gerçek anlamda nitelikli bir iş planı “kötü şans” denen şeyin var olmadığını, sadece kötü bir hazırlığın var olduğunu ortaya koyar.

    Çok fazla soru sorarlar

    Evet, başarılı bir girişimcinin öne çıkan diğer özelliği ise çok fazla soru sorması. Fakat bununla birlikte onların sorularını farklı kılan nokta, verilen cevapları gerçekten dinliyor olmaları. Kimse bir başkasının zihninden geçenleri göremez belki ancak kaliteli bir dinleyici, karşısındakinin zihnini dinleyerek anlama kabiliyetine sahiptir.

    İstekleri değil, hedefleri vardır

    “Keşke”yle başlayan cümleleri hayaline inanan bir insandan neredeyse hiç duyamayız. Çünkü onlar, bir şeyleri istemeye karar verdikten sonra, bunu mümkün kılacak yol haritasını oluşturmaya başlarlar. Bu noktada, zorlukların büyüklüğü veya tabu kabul edilen engeller bir yol kesici değildir. Aksine, ulaşılacak zaferi daha kıymetli hale getiren tek kişilik bir yarış pistinden fazlası değildir.

  • CEO’ların Soğukkanlılıklarını Koruyabilmek İçin İhtiyaç Duydukları 5 Şey

    CEO’ lar nasıl soğukkanlı kalabilirler?  Önemli soru cevap platformlarından Quora’da yer alan EchoSign’in CEO’su Jason M. Lemkin cevapları dikkatimizi çekti.

    Lemkin’ in 5 maddede soruya cevabı:

    1. Bazen yapmacık olmalısınız

    Bir CEO kontrolünü kaybetmemeli, kaybettiğinde ise birilerinin onu görmesine izin vermemeli. Hiçbir zaman. Eğer bir defa görürlerse size olan güvenlerini, inançlarını yitirirler.

    1. Yardıma ihtiyacınız olacak

    İdeal olarak en az iki ve ya üç kişinin sizin takımınızda yer alması ve gerçekten iş yükünü biraz olsun omuzlarınızdan alması gerekir. Bunun sayesinde iki üç alan konusunda çokta endişelenmenize gerek kalmaz. En azından yürütme düzeyindeki görevleri takım arkadaşlarınıza verebilirsiniz.

    1. Molaya ihtiyacınız olacak

    Bir yol, günlük yürüyüşler, uzun yollar. Kahve mesela ofis dışından alacağınız kahve size daha iyi gelecektir. Kısa molalar verecek bir şeylere ihtiyacınız olacaktır.

    1. Güveneceğiniz birine ihtiyacınız olacak

    En az bir. Gerçekten birşeyleri paylaşabileceğiniz, sizi iyileştirip rahatlatacak birisine ihtiyacınız olacak. Bu kişi iyi bir danışman olmalı sizin için.

    1. Gerçek işler yapacaksınız, gerçek bir tatile ihtiyacınız olacak

    Günde dört  saatinizi maillere ayıracağınız bir gezi değil. Gerçek bir tatil. Belki de dört beş yılın sonunda gerçekleşecek ilk gerçek tatiliniz olacak. Bunu bir defa yapabiliyor olmanız bile size çok iyi gelecektir.