Blog

  • Kurumsal Şirketlerin Vazgeçilmezleri: En Popüler 11 Bulut Servisi

    Kurumsal şirketlerin hızla dijitalleşmesi, veri depolama ve yönetim ihtiyaçlarını artırdı ve bu ihtiyaçları karşılamak için bulut bilişim çözümleri giderek daha popüler hale geliyor. Bulut bilişim, kullanıcıların internet üzerinden erişebileceği bir dizi hizmet sunan bir teknolojidir. Bu hizmetler arasında sunucular, depolama, veritabanları, ağ ve uygulama yazılımı yer almaktadır.

    Bu makalede, kurumsal şirketlerin en çok kullandığı 11 bulut servisini inceleyeceğiz.

    1. Amazon Web Services (AWS)

    Amazon Web Services (AWS), dünya genelindeki en büyük bulut bilişim sağlayıcısıdır. AWS, sunucular, depolama, veritabanları, analitik, yapay zeka, IoT ve diğer birçok hizmet sunar. AWS’nin sunduğu hizmetlerin büyük bir kısmı dünya çapında kullanılan birçok web sitesinde kullanılıyor.

    2. Microsoft Azure

    Microsoft Azure, AWS’nin en büyük rakibi konumunda ve dünyanın en büyük ikinci bulut bilişim sağlayıcısıdır. Azure, Microsoft’un çeşitli ürün ve hizmetlerini barındırır ve dünya genelinde birçok kurumsal şirket tarafından kullanılır.

    3. Google Cloud Platform (GCP)

    Google Cloud Platform (GCP), Google’ın bulut bilişim servisidir. GCP, ölçeklenebilir sunucular, depolama, veritabanları, ağ ve yapay zeka hizmetleri sunar. Google, GCP’yi özellikle yapay zeka alanındaki hizmetleriyle öne çıkarıyor.

    4. IBM Cloud

    IBM Cloud, IBM’in bulut bilişim çözümlerinin bir parçasıdır. IBM Cloud, sunucular, depolama, veritabanları, analitik ve yapay zeka hizmetleri sunar. IBM, ayrıca müşterilerine özelleştirilebilir bulut çözümleri sunarak, kurumsal şirketlerin özel gereksinimlerini karşılamalarına olanak tanır.

    5. Oracle Cloud

    Oracle Cloud, Oracle’ın bulut bilişim çözümlerinin bir parçasıdır. Oracle Cloud, sunucular, depolama, veritabanları ve uygulama geliştirme hizmetleri sunar. Oracle, ayrıca müşterilerine kurumsal uygulamaları barındırmak için özelleştirilebilir bulut çözümleri sunar.

    6. Alibaba Cloud

    Alibaba Cloud, Çin’in en büyük bulut bilişim sağlayıcısıdır ve dünya genelinde birçok kurumsal şirket tarafından kullanılır. Alibaba Cloud, sunucular, depolama, veritabanları, analitik ve yapay zeka hizmetleri sunar.

    7. Salesforce Salesforce

    Salesforce Salesforce, bulut tabanlı bir CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) platformudur. Şirketler, müşteri verilerini depolamak, müşteri etkileşimlerini izlemek ve satış faaliyetlerini yönetmek için Salesforce’u kullanırlar.

    8. SAP Cloud Platform

    SAP Cloud Platform, SAP’nin bulut bilişim çözümlerinin bir parçasıdır. Şirketler, SAP uygulamalarını buluta taşıyarak, uygulamalarına her yerden ve herhangi bir cihazdan erişebilirler.

    9. Cisco Cloud Services

    Cisco Cloud Services, ağ ve güvenlik hizmetleri sunan bir bulut bilişim servisidir. Şirketler, Cisco Cloud Services’i kullanarak, ağ ve güvenlik hizmetlerini bulut tabanlı olarak yönetebilirler.

    10. Rackspace Rackspace

    Rackspace Rackspace, bulut bilişim servisleri sunan bir hosting şirketidir. Şirketler, Rackspace’i kullanarak, bulut tabanlı sunucularını yönetebilirler.

    11. DigitalOcean

    DigitalOcean, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bulut bilişim hizmetlerine erişmelerine olanak tanıyan bir bulut bilişim sağlayıcısıdır. Şirketler, DigitalOcean’u kullanarak, bulut tabanlı sunucularını yönetebilirler.

    Sonuç olarak, kurumsal şirketlerin bulut bilişim hizmetlerine olan talebi arttıkça, bu alanda hizmet veren firmalar da çeşitlilik ve özellik açısından hızla gelişiyorlar. Yukarıda bahsedilen 11 bulut bilişim servisi, kurumsal şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak için en çok tercih edilen servislerden bazılarıdır.

  • Daha Etkili İletişim Kurmak İçin En İyi 9 Yöntem

    Bilimsel Olarak Desteklenen, En etkili ve ikna edici insanların yaptığı şeyler bazı insanlar doğuştan ikna edicidir. Geri kalanımızın da nasıl böyle olacağımızı öğrenmesi gerekir. İşte nasıl etkili ve ikna edici olabiliriz sorusunun cevabı. Tanıdığınız son derece başarılı olan tüm insanları düşünün. Kendilerini ve fikirlerini pazarlamada inanılmaz derecede başarılıdırlar. Kısacası diğer insanları ikna etmekte inanılmaz derecede iyidirler.

    Belki bunun sebebi pazarlamanın herkesin başarılı olması gerektiği bir yetenek olmasıdır.

    Fakat ikna edici olmak, diğer insanları işletmek veya onlara baskı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor.

    İkna, bir fikrin faydalarını ve mantığını etkili şekilde açıklayarak kabul ettirme yeteneğidir. Bu bir teklifin mantıklı olduğuna diğerlerini ikna etmek, bir proje veya işin nasıl bir geri dönüş sağlayacağını sermayedarlara göstermek, çalışanlara yeni bir sürecin faydalarını anlamalarında yardımcı olmak için hepimizin daha fazla ikna edici olmamız gerektiği anlamına geliyor.

    İşte bu yüzden ikna sanatı, herhangi bir iş veya meslekte çok önemlidir ve bu yüzden başarılı insanlar diğerlerini ikna etmede son derece iyidirler.

    Nasıl daha ikna edici olabilirsiniz?

    1. Küçük “kazanımlar” elde ederek başlayın.

    Araştırmaların gösterdiği üzere bir anlaşma sağlamak, kısa dönemli olsa bile sürekli bir etkiye sahip.

    Bu yüzden, iddianızın tam sonuna atlamak yerine dinleyicilerinizin hemfikir olacağını bildiğiniz ifadeler ve ana maddeler ile başlayın. Sonraki anlaşma için bir temel oluşturun.

    Unutmayın hareket eden bir cisim hareket etmeye yatkındır ve bu anlaşmadaki bir kafa sallayışta da geçerlidir.

    2. Güçlü tavırlar alın

    Verilerin ve mantıklı düşünmenin her zaman kazandığını varsayardınız değil mi? Hayır, araştırmaların gösterdiği üzere, insanlar uzmanlık için kendine aşırı güveni tercih ediyor. Bizler doğal olarak, kendine güvenmenin yetenek ile eşdeğer olduğunu varsayıyoruz.

    En şüpheci insanlar bile, kendine güvenen bir konuşmacı tarafından en azından kısmen ikna edilmeye yatkındır. Aslında, yetersiz bir geçmiş performansı affedeceğimiz noktaya kadar bile, kendine güvenen bir kaynaktan tavsiye almayı tercih ediyoruz.

    Bu yüzden gözü pek olun, “bence” veya “inanıyorum ki” demeyi bırakın. Konuşmanıza niteleyiciler eklemeyi bırakın. Eğer bir şeyin işe yarayacağını düşünüyorsanız, işe yarayacağını söyleyin. Eğer bir şeyin işe yarayacağına inanıyorsanız yine işe yarayacağını söyleyin.

    Onlar sadece görüş olsa bile, görüşlerinizin arkasında durun ve gayretinizin görünmesini sağlayın. İnsanlar doğal olarak sizin tarafınıza çekilecektir.

    3. Konuşma hızınızı ayarlayın

    “Hızlı konuşan pazarlamacı” klişesinin ardında bir sebep vardır: Belli durumlarda hızlı konuşmak işe yarar. Diğer durumlarda o kadar da yaramaz.

    İşte bir çalışmanın gösterdiği şey:

    • Eğer dinleyicileriniz kabul etmemeye eğilimliyse daha hızlı konuşun.
    • Eğer dinleyicileriniz kabul etmeye eğilimliyse daha yavaş konuşun.

    Çünkü dinleyicileriniz sizinle aynı fikirde olmamaya eğilimliyse, hızlı konuşmak onlara kendi karşıt fikirlerini oluşturmaları için daha az zaman verecek ve size onları daha iyi ikna etme şansı verecektir.

    Dinleyicileriniz sizinle aynı fikirde olmaya eğilimliyse, yavaş konuşmak onlara sizin görüşlerinizi değerlendirmek ve kendi düşüncelerinin birkaçını hesaba katmaları için zaman sağlar. Sizin düşünceleriniz ile onların ilk önyargılarının toplamı, en azından kısmen, kendilerini ikna etmelerinin daha muhtemel olduğu anlamına gelir.

    Kısacası: eğer vaaz veriyorsanız, yavaş konuşun; öyle değilse, hızlı konuşun. Ayrıca dinleyicileriniz tarafsız veya ilgisiz ise hızlı konuşursanız onların dikkatini kaybetmeniz daha az muhtemeldir.

    4. “Profesyonel olmamaktan” korkmayın

    Küfür edin. Sebepsiz küfür etmek sadece küfür etmektir.

    Fakat takımınızın lanet olası(!) şu anda beraber çalışması gerektiğini söyleyin. Ara sıra (ve yürekten) bir küfür savurmak, aslında bir aciliyet hissi aşılamaya yardımcı olabilir çünkü sizin hevesli olduğunuzu gösterir. (Ve tabii, bir liderin biraz hüsran veya kızgınlık göstermesinin de hiçbir zaman zararı olmaz.)

    Kısacası, kendiniz olun. Sahicilik her zaman daha ikna edicidir. Eğer hafif bir küfür kaydıracak kadar güçlü hissediyorsanız, çekinmeyin. Araştırmalar, muhtemelen biraz ikna edici olacağınızı gösteriyor.

    5. Dinleyicilerinizin bilgiyi nasıl işlemeyi tercih ettiğini bilin

    Bazen ne kadar harika fikirleriniz olursa olsun hiçbir zaman kabul edilmezler. Bir miktar başarısız denemeden sonra sonunda sorunun karşınızdaki olmadığını anlarsınız. Sorun sizin yaklaşım şeklinizdir. Karşınızdaki insanın düşünmeye ihtiyacı vardır. İşlemden geçirmek için süreye ihtiyacı vardır. Derhal bir cevap isteyerek karşıdaki kişiyi savunma durumuna koyarsınız. Düşünüp taşınma süresi olmadığı zaman, güvenli seçeneğe geri çekilecektir: mevcut durumda devam etmek ile.

    Farklı bir yaklaşık deneyin. “Mantıklı olduğunu düşündüğüm bir fikrim var, fakat kaçırdığım noktalar olduğundan eminim. Fakat eğer sana tekrar söylersem, bunu bir veya iki gün düşünüp sonra bana ne düşündüğünü söyler misin?” deyin.

    Bu yaklaşımı sevecektir. Birincisi, onun bilgisi ve deneyimine değer verdiğinizi gösterir. İkincisi, onun sadece kabul etmesini istemediğinizi, gerçekten onun fikrini istediğinizi gösterir. Ve en önemlisi en rahat hissettiği şekilde sizin fikrinizi düşünmek için ona zaman verir.

    Her zaman dinleyicilerinizi tanıyın. Eğer birisinin kişilik şekli bunu muhtemel kılmıyorsa, anında kabul etmesi için zorlamayın. Fakat dinleyicileriniz hızlı kararlar verip devam etmeyi seviyorsa, düşüncelerini veya fikirlerini sormayın.

    6. İyi ve kötüyü paylaşın

    Illionis Üniversitesi profesörü Daniel O’Keefe’e göre, bir veya iki karşıt bakış açısını paylaşmak, sadece kendi fikrinizde ısrar etmekten daha ikna edicidir.

    Neden? Çünkü çok az fikir veya öneri mükemmeldir. Dinleyicileriniz bunu bilir. Başka bakış açıları ve muhtemel sonuçların bulunduğunu bilirler.

    Bu yüzden onlarla doğrudan görüşün. Zaten düşünüyor oldukları şeyler hakkında konuşun. Muhtemel olumsuzlukları tartışın ve bu sorunları nasıl azaltacağınızı veya onların üstesinden nasıl geleceğinizi gösterin.

    Dinleyicileriniz, onların kuşkuları olabileceğini anladığınızı bildiklerinde, ikna olmaya daha yatkın olurlar. Bu yüzden konunun diğer tarafı hakkında konuşun ve sonra neden hâlâ haklı olduğunuzu göstermek için elinizden gelenin en iyisini yapın.

    7. Olumlu sonuçlara varmaya odaklanın

    Aşağıdaki ifadelerden hangisi daha ikna edicidir?

    • “Çok fazla hata yapmayı bırak”
    • “Çok daha kusursuz ol.”

    Veya bu ikisi?

    • “Uyuşukluğu bırak”
    • “Çok daha enerjik ol.”

    Korkutma taktikleri kullanmak çekici olsa da, olumlu sonuç ifadeleri, daha ikna edici olmaya yatkındır. (Araştırmacılar, çoğu insanın korkutulmuş hissedilmeye veya bir davranışı değiştirmek için suçlanmaya olumsuz tepki verdiğini varsaymışlardır.)

    Bu yüzden eğer değişim üretmeye çalışıyorsanız, bu değişimin olumlu taraflarına odaklanın. Dinleyicilerinizi, nelerden kaçınacaklarını söylemek yerine, daha iyi bir yere götürün.

    8. Doğru aracı seçin

    İyi tanımadığımız veya hiç tanımadığınız bir erkeği ikna etmeye çalışan bir erkek olduğunuzu varsayalım. Ne yapardınız? Eğer bir seçeneğiniz varsa, şahsen konuşmayın. İlk önce bir e posta yazın.

    Genel bir kural olarak erkekler, şahsen rekabetçi hissetmeye ve bir görüşme olması gereken şeyi, kazanmamız gerektiğini düşündüğümüz bir mücadeleye çevirmeye yatkındırlar. (Dürüst olun; bazen bunu yaptığınızı biliyorsunuz.)

    Eğer diğer kadınları ikna etmeyi uman bir kadınsanız, bunun tersi doğrudur. Araştırmacılara göre kadınlar, “ilişkilere daha odaklıdır”, bu yüzden şahsen yapılan iletişim, daha etkili olmaya yatkındır.

    Fakat eğer iyi tanıdığınız bir erkeği ikna etmeye çalışan bir erkekseniz, kesinlikle şahsen görüşün. İlişkiniz ne kadar yakınsa, yüz yüze iletişimin daha etkili olması o kadar muhtemeldir.

    9. Her şeyden önemlisi, haklı olduğunuzdan emin olun.

    İkna edici insanlar, mesajlarını nasıl düzenleyeceklerini ve ulaştıracaklarını anlar, fakat en önemlisi, mesajın en önemli şey olduğu gerçeğini benimserler.

    Bu yüzden açık olun, kısa ve öz konuşun, isabetli olun ve veriniz, düşünceleriniz ile kararlarınız kusursuz olduğu için kazanın.

    Ve her zaman ikna etme yeteneklerinizi iyilik için kullanın, kötülük için değil. İkna sanatı, ikna edilemez şekilde makul bir kekin üzerindeki kaplama şekeri olmalıdır.

  • İş Hayatında Mutlu Olmanın 4 Etkili Yolu

    İş yerinde mutlu olmak, üretkenlik ve olumlu bir çalışma ortamı için önemlidir. Araştırmalar, işini sevenlerin genel olarak kariyerlerinde daha başarılı olduğunu gösteriyor. Her şey eğitimle ve kişinin ilgi ve yetenekleriyle uyumlu

    bir kariyer yolu seçmesiyle başlar. Ancak işte mutluluğu bulmak her zaman kolay değildir. Daha olumlu ve üretken bir çalışma ortamı yaratmanın birkaç yolu:

    1- Gülümsemek

    Gülümsemek bulaşıcıdır ve işyerinde olumlu bir atmosfer yaratabilir. Gülümsediğinizde, beyniniz mutluluğu destekleyen endorfinleri serbest bırakır. Gün boyunca iş arkadaşlarınıza ve iletişim kurduğunuz diğer kişilere gülümsemek için çaba gösterin.

    2- Çalışma alanınızı kişiselleştirin

    Kendi çalışma alanınız varsa, onu kendinize ait yapın. Aile fotoğrafları veya favori bir kahve kupası gibi evden eşyaları getirin. Bu, alanınızda daha rahat ve üretken hissetmenizi sağlayabilir.

    3- Hedefler belirlemek

    Kariyer hedefleri belirlemek, işinize odaklanmanıza yardımcı olabilir ve size bir amaç duygusu verebilir. Mevcut konumunuzdan memnun değilseniz, iyileştirmenin ve yeni sorumluluklar almanın yollarını düşünün.

    4- Kendini ödüllendir

    İyi yapılmış bir iş için kendinizi ödüllendirmek, motivasyonunuzu ve üretkenliğinizi artırabilir. Bir görevi veya projeyi tamamladıktan sonra kendinize en sevdiğiniz atıştırmalık veya kahve gibi küçük ödüller verin.

    Genel olarak, işte mutluluğu bulmak çaba ve olumlu bir tutum gerektirir. Rahat ve kişiselleştirilmiş bir çalışma ortamı yaratarak, hedefler belirleyerek ve kendinizi ödüllendirerek genel iş tatmininizi ve üretkenliğinizi artırabilirsiniz.

  • Daha İyiyi Arayın: Farklı Olmaktan Ziyade Fark Yaratın!

    Bir girişimci olarak sizden beklenen şey CEO görevini yönetirken operasyondan sorumlu olmanız, grafik tasarımdan anlarken pazarlama bilgisine sahip olmanız ve tabi muhasebeyi de unutmamanızdır.

    Kendinizi sadece her şeyi yapmaya değil daha fazlanı yapmaya da programlamanız beklenir.

    Başka firmaları, rakiplerinizi incelemek, onlardan etkilenerek ve bu firmaların yaptıkları işlerde gördüğünüz eksiklikleri gidermek adına işletmeniz için önemli adımlar atmanızı sağlayabilir. Ancak öncelikle “daha fazlasını” ve “daha iyisini” yapmak ve “farklı olmaya” çalışanın arasındaki farkı anlamanız çok önemli.

    Her zaman başarabileceğinizi ve daha fazlasını yapabileceğinize dair inancınızın olması çok önemlidir. Siz belki de şirketin kar marjını çok düşürebilirsiniz ancak bu tür şeyler sizi amacınızdan saptırmamalıdır.

    Bu yüzden daha fazlasını yapmaya çalışmak yerine daha iyisini ve daha farklısını yapma kriterleri üzerine odaklanmalısınız.

    Şirketinizin ne üzerinde çalıştığını düşünüp bu çalışmalarınızı nasıl daha iyi ve daha farklı yapabileceğiniz üzerinde odaklanmalısınız. Muhakkak daha iyi yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Örneğin Starbucks, gelen müşterilerini bir daha gelmelerini sağalmak için hediye kartı sistemini kurdu böylelikle müşterilerine bu kartlara yükledikleri hediye puanları daha sonra mağazalarında kullanmalarını sağlıyor. Bunun gibi daha birçok şirket daha iyi ve farklı olmak için birçok yaratıcı uygulamalar geliştirmektedir.

    Birbirine benzeyen ürünler ve hızlı iletişim döneminde rekabeti takip etmek, başarılı bir strateji olmaktan çıktı.

    Marty Neumeier, kısa bir süre önce yayımlanan kitabı THE BRAND GAP ile şirketlere iş stratejisi ve tasarım arasındaki boşluğu doldurmanın yollarını gösterdi.

    ZAK ise başarılı markaların bir numaralı stratejisini anlatıyor: Radikal farklılaşma. Artık her konuda rakiplerin önüne geçmek zorundasınız. Yazara göre yeni kural herkes “zik” çizerken siz “ZAK” çizin. Bu mantık ile şirketlerin başarılı olmak için alması gereken radikal farklılaşma kararlarının artık ne kadar zorunlu olduğu belirtiliyor. Sadece sizin yapabildiğiniz işlerin veya sadece sizin sunduğunuz ürünlerin kendine has özelliklere sahip olması büyümenizde inanılmaz katkı sağlayacaktır. Sizi farklı kılacak nitelikler kurumsal bütün şirketler için olmazsa olmazlardandır.

    Reklamlara çok fazla para harcamak yerine sosyal medya kanalları üzerinden müşterilerinizden veya muhtemel müşterilerinizden de istekleri üzerine alacağınız fikirleri uygulayarak kendinize has nitelikler belirleyebilirsiniz. Kazandığınız her bir özel nitelik ise reklamlara harcayacağınız paralardan çok daha fazla getiri sağlayacaktır.

    Markanızı daha iyi yerlere taşımak için radikal farklılaşma ve daha iyi olmak üzerinde odaklanmalısınız, daha fazlasını yapmak üzerine değil.

  • CV’lerde İşverenlerin Özellikle Dikkat Ettikleri

    CV (Curriculum Vitae) ya da özgeçmiş, iş arama sürecinde en önemli araçlardan biridir. CV’niz işverenlerin sizi tanıyacakları ilk belgedir ve sizi diğer adaylardan ayıran birkaç sayfalık bir ön bilgi dosyasıdır. İşverenler, CV’nizde bazı belirli noktalara özellikle dikkat ederler.

    Bu yazıda, işverenlerin CV’lerde özellikle dikkat ettiği dört noktayı ele alacağız.

    1. Özgeçmişin Düzeni ve Yapısı

    Özgeçmişin düzeni ve yapısı, işverenlerin özellikle dikkat ettiği en önemli noktalardan biridir. İşverenler, CV’nizin okunabilirliğini artırmak ve kısa zamanda sizi tanımak için özgeçmişinizi tarayacaklardır. Bu nedenle, CV’nizin temiz ve düzenli olması gerekir. Başlıkların, paragrafların ve madde işaretlerinin kullanımı, okunabilirliği artırmak için yardımcı olur. Ayrıca, CV’nizde açık bir yapı kullanarak, okuyucuların iş deneyimlerinizi, eğitim geçmişinizi ve becerilerinizi hızlıca anlamalarına yardımcı olabilirsiniz.

    1. İş Deneyimi ve Başarılar

    İşverenlerin CV’lerde özellikle dikkat ettiği bir diğer nokta, adayların iş deneyimi ve başarılarıdır. İşverenler, adayların önceki iş deneyimlerini göz önünde bulundurarak, bu adayların işlerinde nasıl performans gösterdiklerini anlamak isterler. CV’nizde iş deneyimlerinizi ayrıntılı bir şekilde anlatırken, işverenlerin sizin başarılarınızı da görmesi önemlidir. Örneğin, önceki işlerinizde aldığınız ödüller, projelerdeki rolleriniz ve başarılarınız gibi bilgileri paylaşarak, işverenlerin sizi daha yakından tanımasını sağlayabilirsiniz.

    1. Beceriler ve Nitelikler

    CV’nizdeki beceriler ve nitelikler, işverenlerin özellikle dikkat ettiği diğer bir noktadır. İşverenler, adayların özellikle işlerinde ne kadar başarılı olabileceklerini anlamak için bu bilgilere bakarlar. CV’nizde, dil becerileriniz, teknik
    becerileriniz, liderlik yetenekleriniz gibi özelliklerinizi vurgulayarak, işverenlerin sizi doğru pozisyona yerleştirebilmelerini sağlayabilirsiniz. Ayrıca, ilgi alanlarınız ve hobileriniz gibi diğer becerilerinizin de işverenler tarafından farklı bir bakış açısı sunabileceğini unutmayın.

    1. Referanslar

    Son olarak, CV’nizdeki referanslar, işverenlerin dikkat ettiği bir diğer noktadır. İşverenler, referanslarınızı okuyarak, sizin hakkınızda başka kişilerin ne düşündüğünü görmek isterler. Bu nedenle, CV’nizdeki referanslarınızın güvenilir ve saygın kişilerden oluştuğundan emin olun. Ayrıca, referanslarınızın iletişim bilgilerini vermeniz, işverenlerin kolayca ulaşmasını sağlayacak ve sizi daha ciddiye almalarını sağlayacaktır.

    CV’niz işverenlerin sizi tanıyacakları ilk belgedir ve sizi diğer adaylardan ayıran birkaç sayfalık bir ön bilgi dosyasıdır. Bu nedenle, işverenlerin CV’lerde özellikle dikkat ettiği dört noktayı unutmadan, özgeçmişinizi hazırlamanız önemlidir. Düzenli bir yapı, iş deneyimleri ve başarıları, beceriler ve nitelikler ile referanslarınızın doğru bir şekilde yer aldığı bir CV, işverenlerin sizin hakkınızda doğru bir fikir sahibi olmalarına yardımcı olacak ve iş arama sürecinde size avantaj sağlayacaktır.

  • Başarılı milyonerleri model almanın 8 yolu

    Türkiye’deki milyoner sayısı her geçen gün aratarak 100 bine yaklaşmış bulunmakta. Milyoner olmak eskisi gibi sadece hayal edilebilecek bir durum değil. Milyoner olmak hiçbir zaman kolay olmadı ama biraz çaba sarfedip, fedakarlıklar yaparsanız ve bunu da gerekli bazı değişiklikler takip ederse neden olmasın?

    Başarılı olmuş milyonerleri model olarak almanızı sağlayacak 8 yönteme değinelim.

    Sıkı çalışın

    “Yetenek, masadaki tuzdan daha ucuzdur. Bireysel yetenek ile başarıyı birbirinden ayıran şey, çok sıkı çalışmadır.” Stephen King

    Bunun dışında bir yol yoktur. Sıkı çalışmaya gönüllü değilseniz milyoner olma şansınız yok gibi bir şeydir. Şans bile sıkı bir çalışma gerektirir. Loto kazananların bile %44’ü kazandıkları parayı 5 sene içinde kaybetmektedirler. Bu parayı korumak bile sıkı bir çalışma gerektiriyor.

    Tutku ile motive olun

    “ Yeteri kadar isteği, coşkusu olan bir kişi hemen hemen her şeyi başarabilir.” Charles Schwab

    Milyonerler neyin peşinde koşmaları gerektiğini bilirler çünkü üstüne gittikleri şeyler kendi arzularıyla bağlantılıdır. Bazı milyonerlerin sadece finansal başarı tarafından motive olduğu doğrudur ama onlar da zor günlerde ortaya çıkabilecek sıkıntıları gidermek adına parayı tutarlar.

    Farklı gelir akışı sağlayın

    Milyonerler tutkularına göre çalışma alanları seçtikleri gibi bütün yumurtaları tek sepette de taşımazlar. Milyonerler farklı gelir kapısı kullanarak para akışının sürekli olmasını sağlarlar. Yaptıkları işin yanında emlak, inşaat gibi sektörlere de yatırım yaparak farklı gelir akışı sağlarlar.

    Ömür boyu öğrenmeye aç olun

    Milyoner için öğrenme süreci hiçbir zaman bitmez. Yapılan araştırmalara göre milyonerler ayda en aza 2-3 kitap okumaktadırlar. Büyümeyi sağlayan, psikolojik, iş dünyası, liderlik, bilim gibi çeşitli alanları kapsar bu kitaplar.

    Başarılı kişilere yatırım yapın

    Başarılı olabilecek, yaratıcı fikirlere ve ürünlere yatırım yapmak tabi ki de mantıklı ama bundan daha önemlisi ise zamanınızı, enerjinizi ve dikkatinizi başarılı kişilere yatırmanızdır.

    Milyonerlerle takılın, onların takıldığı gruplara dahil olun, onlara yardım etmeyi teklif edin, network kurun.

    “En hızlı şekilde, en iyisini başarmanın yolu,  başkalarının başarması için onlara yardım etmekle olur.” Napoleon Hill

    Bir kılavuz, danışman bulun

    Birçok çeşit danışman vardır ama bu tür durumlarda sizin ihtiyacınız olan danışman tipi daha çok deneyimli, bilgili ve amaçlarına ulaşmanda sana yardımcı olabilecek bir tarz danışmandır. İşe giriştiğiniz an size pahalıya mal olabilecek hataları yapma ihtimaliniz de daima vardır. Bu noktada danışman devreye girer ve size değer katar, riskleri azaltır. Daha çok cesaret ve geri bildirim alırsınız danışmandan.

    Açık hedefleriniz olsun

    “Nereye gideceğinizi bilmezseniz yanlış yerde sonlandırırsınız yolculuğunuzu.” Yogi Berra

    Milyonerler, açık hedeflere sahip olma eğilimindedirler ve bu da onların odaklanma sorunu yaşamamasını sağlar. Neyi başarmak zorunda olduklarını ve bunun için neleri yapmaları gerektiğini bilirler. Diğer insanlara göre daima daha isteklidirler ve amaçlarına ulaşmak için daha çok yol katederler. Çok çalışmanın yanında zekice de hareket ederler.

    Başarısızlığı kabul etmeyi öğrenin ve direnin

    “Asla başarısız olmadım. Sadece işe yaramadığını öğrendiğim 10 bin yol olduğunu farkettim.” Thomas Edison

    Milyonerler hayallerini gerçekleştirme konusunda büyük bir inanca sahiptirler. Bu inanç onları sürekli ayakta tutar. Başkaları inanmasa bile onların bu pozitif tutumu kolay kolay değişmez. Milyonerler, başarısızlığın büyümenin bir parçası olduğunun farkındadırlar. Başarısızlık, insanı bir öğretmen gibi eğitir ve değerli geri bildirimler verir.

  • Şanssızlık: Hayatta Herkesin Karşılaşabileceği Bir Gerçek

    Şanssızlık, hayatımızın bir gerçeği ve herkesin karşılaşabileceği bir durumdur. Bazıları buna “kötü şans” derken, diğerleri ise bunun bir şans olmadığını düşünür. Ancak ne derseniz deyin, hayatta bazen istemediğimiz şeyler başımıza gelir ve bu durumlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrenmek önemlidir.

    Öncelikle, şanssızlık aslında herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Kimse hayatında her zaman şanslı olamaz. İşlerin kötü gitmesi normaldir ve bununla başa çıkmak için yapabileceğimiz şeyler vardır.

    Şanssızlık yaşadığımızda, karamsarlığa kapılmak yerine, olayların nedenlerini ve sonuçlarını analiz etmek önemlidir. Belki de yanlış bir karar aldık ya da bir şeyi yanlış anladık. Bu tür durumlarla başa çıkmak için, nedenleri anlamaya çalışmak ve daha iyi bir karar vermek için öğrenmek önemlidir.

    Hayatımızdaki diğer olumlu şeyleri hatırlamak ve takdir etmek önemlidir. Belki de sağlıklı bir ailemiz, sevdiğimiz bir işimiz ya da güçlü bir dostluk bağımız vardır. Bu olumlu unsurlar, hayatımızda kötü şeyler olmasına rağmen, bizi mutlu edebilir.

    Şanssızlık yaşadığımızda, kendimize yardım etmek için harekete geçmek önemlidir. Bu durumlarda, kendimizi daha iyi hissetmek için birkaç şey yapabiliriz. Örneğin, spor yapmak, kitap okumak veya sevdiğimiz bir hobinin peşinden gitmek gibi aktivitelerle kendimizi motive edebiliriz.

    Çevremizdeki insanlardan yardım istemek de bir seçenektir. Arkadaşlarımız ve ailemiz bize destek olabilir ve bizi güçlü tutabilir. Ayrıca, uzman bir kişiden profesyonel destek almak da yardımcı olabilir.

    Hayatın her döneminde şanssızlık yaşamak kaçınılmazdır. Ancak, bu durumlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrenmek ve kendimize, çevremize ve diğer olumlu unsurlara odaklanmak, bizi daha güçlü ve dirençli kılacaktır.

  • Kendi Başınıza Milyoner Olmak İçin Edinmeniz Gereken 6 Yetenek

    Başarılı olan kişilerin tavsiyelerine kulak vermelisiniz. İşte kendi becerileri ile zengin olmayı başaran 6 kişinin her gün uyguladıkları şeyler:

    Doğru fırsatları yakalama

    Meksikalı iş adamı ve hayır sever Carlos Slim Helu, “Her bir krizin aslında yeni fırsat taşıdığını” belirtti.

    Sizin de bu tür durumlarda riskleri de göz önünde bulundurarak elde edebileceğiniz yararları iyice tespit etmeniz gerekmektedir. Birçok kişi hayatı boyunca birçok fırsatla karşı karşıya kalır. Bazen bu fırsatlar başkaları açısından kriz gibi gözükse de doğru açıdan bakıp değerlendirmeyi öğrenirseniz bunu sizin için karlı bir sonuca dönüşecek fırsatlara dönüştürebilirsiniz.

    Planlar yerine eyleme geçme üzerine odaklanın

    “Eyleme geçmek sözcüklerden çok daha etkilidir” diye belirtiyor Andrew Carnegie. Gittikçe daha büyük bir kariyere sahip olmayı başaran Carnegie “Yaşlandıkça, söylenenlere daha az dikkat harcıyorum. Daha çok ne yaptıklarını izliyorum.” diye devam etti.

    Yeteneklerinizi göstermenin sizi bir yere taşımadığını anladığınızda iş planı veya yatırım tanıtımı anlaşılabilir bir fikirdir. Müşteriler ve üyeler şirketinizle ilgili değerleri ve görevleri görmek isteyebilir. Bu yöntemi personel arayışın da kullanmalısınız. Unutmamalısınız ki mükemmel bir özgeçmişe sahip bir personelin gerçekten de mükemmel bir personel olacağını göstermez.

    Başarılarınız için bir vizyon oluşturun

    “Vizyon, belki de bizim en güçlü yanımız… Bu bize güç ve yüzyıllar boyunca hayatta kalmamızı sağlıyor, bizi adım adım geleceğe taşıyor.” bu sözler Asya kıtasının en zengin adamı olan Hong Konglu iş adamı Li Ka-Shing’e ait. Shing’e göre başarıların temeli sağlam bir vizyona bağlıdır. Eğer size göre başarılı olmanın göstergesi daha çok para kazanma ise bu makale size göre değil. Shing’e göre hedefleriniz yerine doğru yolda kalmak için amaçlarınız doğrultusunda net bir vizyon oluşturmanız çok önemlidir.

    Öğrenme isteğinizi yitirmeyin

    Yeni şeyler öğrenmeye kapalı olan girişimciler, girişimlerinin büyümesinde önemli derecede etkili olacak fırsatları da göremezler. Bazı önemli derecedeki başarıları elde ettiğinizde anlayacaksınız ki çevrenizdeki daha az başarılı olan kişilerin bilmediği daha birçok şey var.

    Tecrübeli kişilerin söylediklerini dikkate almalısınız. Tecrübeli kişilerin başarılarından ve hatalarından ders çıkarmalısınız. Space X, Tesla Motor ve PayPal kurucusu Elon Musk’a göre “Yapılacak en iyi tavsiye – daha iyi nasıl yapacağınız üzerinde iyice düşünmek ve kendini sorgulayabilmedir.”

    Önce işi alın

    Bu size basit gelecektir ancak çoğu zaman kişiler işlere gelişigüzel bir şekilde başlıyor. Bir marka oluşturmak için tanıtım için ciddi girişimler ve harcamalar yapılmaktadır. Ayrıca bu durum bazı alanlarda kişilerin kendini eğitmek için de (yazılım/tasarım öğrenmek için yapılan harcamalar gibi) bir iş almadan önce harcamalar yapmak içinde makul kabul edilebilir.

    Ancak siz bir girişimci olarak bir işe inanılmaz derece de para yatırmadan önce bu alanda iş almanız daha önemlidir. Örneğin, kurduğunuz bir şirkette 3 yıl sonrasındaki büyümeyi hesaplayarak önceden şirkete bu alanda personel alınması veya yatırım yapılması girişimciliğinizin sonunu getirebilir. Öncelikle işi almalı daha sonra bu işi yapmak için alt yapıya para harcamalısınız.

    Eski New York belediye başkanı Michael Bloomberg bir girişimci ve yatırımcı olarak başarılı bir şekilde iş hayatını sürdürmektedir. İş hayatındaki başarısını da şirketlerinin temelinde öncelikle işi bağlamaya borçlu olduğunu belirtiyor.

    Sadece başarılı kişilerle çalışın

    Yeni bir girişimde bulunan bir girişimcinin en az girişim fikri kadar önemli olan şey şirketin personel yapısıdır. Başarılı bir ekiple yapacağınız her bir başarılı iş, işletmenizi bir adım yukarıya taşır. Büyümek isteyen bir yapının olmazsa olmazı elinde olan işlerin başarılı bir şekilde sonlandırılmasıdır. Bu noktada devreye başarılı çalışanlar girmektedir. Sağlam bir personel yapısıyla girişiminizi hayal bile edemeyeceğiniz bir yere taşıyabilirsiniz.

  • Zihnimizi Geliştirecek 5 Akıllı Davranış ve Alışkanlıklar

    Yaratıcı ve ilgi çekici olmamız gerekirken insanların çoğu egoları, önyargıları, duyguları nedeniyle tembel olma, düşünmeme eğilimi gösterirler. Beynimizi kullanmamız gerektiğinde birçoğumuz kendimizi otomatik pilota bağlarcasına, düşünmeyi engelleriz.

    Düşünmek hem zihnimizi hem de bedenimizi güçlü tutmamızı sağlar. Profesör aynı zamanda yazar olan Edward Hess’e göre insan beyni vücudun enerjisinin yüzde 20’sini harcar ve bu yüzden insanlar farkında olmadan daha az enerji harcamak için düşünmemeyi tercih eder, profesör Hess’ in tabiriyle kendilerini otomatik pilota bağlarlar. Oysa ki küçük adımlarla daha hızlı ve daha akıllıca düşünebilirsiniz. İşte o adımlar:

    • Varsayımlarınızı sorgulayın

    Tembel düşünürler, çevresinde olup biteni sorgulamadan kendileri için dünya görüşü olarak benimserler. Doğruları sorgulamadan bu yöntemi seçenler düşünmekten çekinir ve az enerji harcamış olurlar.

    Eğer varsayımlarınızı sorgularsanız, zihinsel olarak kendinizi geliştirir ve bunun sonucunda daha az hata yaparsınız. Yeni düşüncelere açık ve kolayca yeni fikirler üretecek hale gelirsiniz.

    • İnsanları yargılamayın

    İş hayatında ve özel hayatımızda sık sık yapıyor olduğumuz bir diğer tembel düşünme formu da insanları yargılamak. Onları yargılıyor, onları beğenmiyor ve onlara karşı kötü düşünceler oluşturuyoruz içimizde. Bu tür otomatik yargılar; kızgınlığa ve hayatınızda barikatlar oluşturmanıza neden olur. Tam tersi olarak insanları yargılamaz oldukları gibi kabul ederseniz insanlarla olumlu diyaloglar sağlayıp güzel ortaklıklar geliştirebilirsiniz.

    • Sakin olduğunuz zamanlarda karar verin

    İş dünyasında agresif bir şekilde ya da insanlara tepki olması için verilern kararlar genellikle kötü sonuçlar doğurur. Sakin bir sürece girene kadar beklemenin, kararların daha sağlıklı alınacağını ve daha olumlu sonuçlanacağını söyleyebiliriz. Bu dönemde çeşitli analizler yapıp belirli bir plan doğrultusunda karar almak akıllı bir adım olacaktır.

    • Empati kurun

    Olaylara sadece kendi tarafınızdan bakmak kesinlikle tembel düşünme yöntemlerinden birisi. İnsanlara ve olaylara kendi gözünüzle baktığınızda sadece kendiniz için yararlarını ve zararlarını göz önünde bulundurursunuz.

    Olaylar sonucunda insanların ne durumda olabileceğinizi düşünün, kendinizi onların yerine koyun. Böylece hayal gücünüz gelişir ve zihinsel olarak daha güçlü olursunuz. Empati kurarak başkalarıyla birlikte çalışmak iletişiminizi güçlendirir ve uyum içinde çalışmanızı sağlar.

    • Daha dikkatli dinleyin

    Konuşma esnasında normal bir insanın ağzından bir dakika içerisinde 100 ila 150 kelime çıkar. Beynimiz ise dakikada 600 kelime düşünüp anlayabilir. Aradaki bu kelime farkını kapatabilmek için biz de karşımızdaki kişi konuşurken bir şeyler düşünmeye başlarız ve genellikle karşıdaki kişiyi dinleyemeyiz.

    Burada yapılacak akıllı hareket, zaman zaman beynimizin hızını engelleyerek karşımızdakini dikkatle dinlemek. Hiç kuşkunuz olmasın, aktif dinleyici olmak beynimizin daha büyük oranda çalışmasını sağlar.İş arkadaşlarınızın, çalışanlarınızın ne dediğini önemseyerek onları dinlemeye çalışmalısınız.

  • Tutarlı olmak için yapmanız gerekenler

    Her geçen gün ortaya çıkan yeni girişimciler ve liderler, iyi günlerini en muhteşem şekilde yansıtıyorlar. İmparatorluklar, tuğlaya benzer şekilde inşa edildiği gibi, maddi refah da dolar cinsinden sağlanıyor. Peki, işlerinizi sabit tutmak için mücadele ederken, bu önemli alışkanlığınızı nasıl geliştirebilirsiniz?

    İşte hayatınızın her alanında tutarlı kalmak için yapmanız gerekenler:

    1. Bölümlere ayırarak başlayın

    Gününüzü bölümlere ayırmak, başarıyla hazırlanmak için önemli bir noktadır. Alternatif olarak yapmanız gereken her şeyin düşünülmesi, kolayca çaresiz kalmanıza neden olabilir. Bunun yerine, gününüzü bölümlere ayırdığınızda, eylemlerinizi küçük parçalara ayırırsınız. Ve yalnızca her bir segmentin mini hedeflerine odaklanırsınız. Sharon Melnick, Success Under Stress: Powerful Tools for Staying Calm Confident adlı kitabında bu uygulamayı önererek okuyucularını günlerce hatta haftalarca tek bir etkinliğe ayrılan zaman dilimine bölmeye teşvik etti.

    Örneğin, müşterilerin aramalarına geri dönmek veya yeni iş arayışına geçmek için Salı ve Perşembe sabahlarını takvim bölümlerinde engelleyebilirsiniz. Bu, “yapmanız için ihtiyaç duyulan her şey” karşısında oluşacak korku duygusundan kaçınmanızı sağlayacak. Sizi hedeflerinize doğru yönlendiren olumlu eylemler üzerinde durmaya devam edebileceksiniz.

    Her bölümün sonunda (bunları toplantı hatırlatıcılarıyla veya alarmlarla zamanlamak isteyebilirsiniz), ne kadar kaldığına dikkat edin. Sonra bu bölümü tamamlayın ve bir sonraki bölüme nazikçe bir geçiş yapın. Hiçbir zaman işler bitmez. Ancak; bölümleme, üretkenliğin güvenli bir akışta gitmesini sağlar. Bir sonraki segmente çok daha rahat geçiş yapabilirsiniz.

    2. Sistemlerin gücünden yararlanın

    Tutarlılık, başarının en büyük anahtarlarından biri ise; sistemler, her kapının kilidini açan iskelet anahtarıdır! E-Mit Revisited’da yazar Michael Gerber, bu noktayı mükemmel bir şekilde özetliyor: “Bir işletmenin gerçek ürünü, sattığı şey değil, onu nasıl sattığıdır” diyor. Bir işletmenin, gerçek ürünü işletmenin kendisidir. . . İşletmeyi; İnsan odaklı değil, bir sisteme bağımlı” olarak tanımlıyor.

    Sistemler, sizin ve diğer insanların zamandan yararlanmanıza ve tekrarlanabilir bir iş stratejisi hazırlayıp şekillendirmenize izin verir. İşinizde ve hayatınızda sistem geliştirirken, her şeyi kendiniz yapmaya çalışmayın. Bu sistemin içerisindeki ve dışındaki insanlara kafayı takabilirsiniz. Ancak, ofisten uzaklaşmanız mümkün olduğunda zihninizde alan açılmaya başlayacaktır.

    Muhtemelen tutarlı bir başarı uygulaması oluşturmak için atmanız gereken en etkili adım, işinizi ve yaşamınızı iyi yağlanmış bir makine gibi çalıştıran sistemlere yatırım yapmaktır.

    3. Yardım ile kendinizi sorumlu tutun

    Hepimiz birer platoyuz. Sinir bozucu ama aynı zamanda yaşamın normal bir parçasıyız. Tavanların arasından patlamanın anahtarı; zihinsel, fiziksel veya maddi olan şeyler için kendimizi sorumlu tutmaktır. Bu, hepsini yapmanın sorumluluğu anlamına gelmez, ancak yardım alma sorumluluğunu içerir.

    Girişimciler için yardım pek çok biçimde olabilir. Bir deha grubunun gücünden yararlanmak gibi… Akıl hocasının gücü, mevcut durumunuzun ötesine geçip büyümenize yardımcı olabilir.

    Yardım almak ne olursa olsun, önceliğiniz olsun. Tutarlı kalmak ve düşlerinizi gerçekleştirmek için mücadele ederken, biraz daha hızlı olmak ve yardım almak çok işinize yarayacaktır.