Blog

  • Veri Analizi İçin Excel İpuçları ve Püf Noktaları

    Veri analizi, iş dünyasında karar vermede önemli bir faktördür. Verileri analiz etmek, verim sonuçlarını anlamak, müşteri faydalarını anlamak ve eğilimleri tahmin etmek için kullanılabilir. Excel, veri analizi için en popüler araçlardan biridir. Bu makale, Excel’de veri analizi yapmak için bazı ipuçları ve püf noktaları sağlayacaktır.

    Verilerinizi İyi Düzenleyin – Excel’de gezinmek ve düzenlemek, veri analizine başlamak için çok önemlidir. Verilerinizi doğru değerlendirin ve ayrı sütunlara ayırın. Verilerinizi etiketleyin ve başlık satırlarını kullanarak her bir sütunu açıklayıcı bir şekilde adlandırın. Verilerinizin doğru düzenlenmesi, veri analizinde hızlı ve doğru sonuçların gözden geçirilmesine yardımcı olur.

    Verilerinizi Filtreleyin – Excel, biriktirdiğiniz verilere dayalı olarak verileri büyütmenize ve görüntülemenize olanak tanır. Verilerinizi filtreleyerek, belirli kriter verilerini hızlı ve kolay bir şekilde görüntüleyebilirsiniz. Verilerinizi yansıtmak, analitiği değerlendirmenize ve daha az veriye odaklanmanıza olanak tanır.

    Hızlı ve Kolay Formülleri Kullanma – Excel, veri analizi için birçok formül ve işlev sunar. Hızlı ve kolay ifadeleri kullanarak, hızlı bir şekilde analiz edebilirsiniz. Örneğin belirli bir aralıktaki detayların toplamını TOPLA formülü ile hesaplayabilirsiniz. ORTALAMA formülü ile belirli bir aralıktaki verilerin ortalamalarını hesaplayabilirsiniz.

    PivotTable’ları kullanma – PivotTable’lar, araştırma yapmak için hızlı ve kolay bir analiz kılavuzudur. PivotTable’ları kullanarak yapılandırmayı farklı şekillerde gruplandırabilir, filtreleyebilir ve toplayabilirsiniz. PivotTable’lar, taramayı daha fazla yapmanıza ve verilerinizdeki eğilimleri ve kalpleri daha iyi anlamanıza yardımcı olur.

    Grafikleri Kullanın – Excel, grafik grafiklerle görselleştirmenizi sağlar. Grafikler, verilerinizdeki eğilimleri ve kalıpları daha kolay anlamanıza yardımcı olur. Excel’de birçok farklı grafik türü vardır, böylece verilerinize en uygun grafik şeklini daha kolay bulabilir ve görüntüleyebilirsiniz.

    Excel tüm gün işte diye bütçeleme ya da analizlerle uğraşacağınız bir program olabilir ama yaratıcı beyinler Excel’in sınırlarını zorluyor.

    Harita üzerinde istatistiklerden mükemmel grafiklere sahip eğlenceli sanat eserlerini incelemeye kadar uzanan Excel yapıları, çok pahalı donanımlara ihtiyaç duymadan PC’de görsel bir şölene dönüşüyor.

    İşte Excel’de kullanabileceğiniz bazı eğlenceli projeler…

    1. Yaşayan Şehir Haritası (DarkHorse Analytics)

    Amerika Birleşik Devletleri Sayım Bürosu ve İstihdam Bürosu’ndan alınan veriler kullanılarak oluşturulan “Yaşayan Şehir” projesi, Manhattan’ın yoğunluğunu 24’te mükemmel bir şekilde görselleştiriyor.

    2. Geleneksel Japon Sanatı (Tatsuo Horiuchi)

    74 yaşındaki Japon sanatçı, Excel altyapısındaki basit bir seçeneği kullanarak beklenmedik şekilde çarpıcı bir görüntüye imza attı. Sanatçı iş yerindeki arkadaşlarının günlük işlerinde Excel programlarını kullandıklarını görmüş ve programa aktardıklarını kendi kendine öğrenmiştir.

    3. Olimpiyat zaferlerinin DNA’ya göre oranları (IDV Solutions)

    1896’da galip gelen sporcuların DNA’larını 2012 Olimpiyatlarında dağıtılan madalyalarla karşılaştıran bu çizelge, meraklıları için çok şey ifade ediyor.

    4. Arena.xlsm (Cary Walkin)

    Excel’in bir video oyun platformuna dönüşebileceğini biliyor muydunuz? Bunu çoğumuz bilmezken, Kanadalı bir muhasebeci olan Cary Walkin, Excel elektronik tablolarında bir rol yapma oyunu tasarladı.

    Yürüme oyunu 5 ayda tamamlandı. Oyun tercihlerine göre 2 bin farklı düşmanı ve farklı sonları olan oyun, Mart 2013’te sunuldu.

    5. 5 yıllık trafik kazası ölçümü (IDV Solutions)

    Excel’deki pivot tablolar kullanılarak hazırlanan bu istatistik, en az IDV Solutions’ın DNA karşılaştırması kadar etkilidir. Tablo, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm iş kazalarını saat, gün, hafta, ay ve yıla göre listeleyebilir.

    6. Ninja Kaplumbağalar

    Photoshop yerine Excel kullanarak GIF animasyonları hazırlayabileceğiniz bir yazılım olan bu çalışma Excel’de de hak ettiği yeri almıştır.

    7. Piksel Hesap Tablosu (Matematiği Düşünün)

    Pixel Elektronik Tablosu, Excel’e yüklenebilen herhangi bir görüntüyü bir elektronik tabloya dönüştüren bir makrodan oluşur. Uygulama, bir fotoğrafın tüm sayısal değerlerini çıkararak, bu zamanlara ait görüntüyü daha sanatsal bir şekilde yeniden oluşturabilir.

    8. Grumpy Cat’in Excel tablosu

    Excel ile sanat yapmak kesinlikle muazzam bir sabır gerektirir. İnternet camiasının ünlülerinden Huysuz Kedi de Excel severler tarafından canlandırılmıştır.

    9. Stop Motion Excel elektronik tablosu (Joe Penna)

    You Tube’da “gizemli gitarist” olarak da tanınan Joe Penna, 2012 yılında çektiği bu video klip ile Excel’in sınırlarını zorladı.

  • Teslim tarihini “klas bir şekilde” kaçırmak

    Bir projeyi son teslim tarihine yetiştirememek hepimizin başına gelir. Ancak önemli olan gerçekten her şeyde olması gerektiği gibi, bunu da stille yapmak. Doğru adımları izlediğinizde hatanızı telafi etmekle kalmaz, zaman zaman karşı tarafı daha bile mutlu edebilirsiniz.

    İşte teslim tarihini kaçırdığınızda profesyonelliği elden bırakmamanın yolları:

    1. Sorumluluk alın:

    Her şeyden önce bir şeyi yanlış yaptığınızda bu konuda başkalarını suçlamadan hatanızı kabullenmek çok önemlidir. Jessica Taylor hatanızı kabullenmenin en doğru şeklinin hızlı davranmak, mütevazı kalmak ve dürüstçe yüz yüze konuşmakla sağlanabileceğini söylüyor.

    2. Haber vermeyi son dakikaya bırakmayın:

    Mümkün olduğunca önceden haber verin ki karşı taraf kendini buna göre ayarlasın. “Yetiştiremedim, yarına yollasam olur mu?” demekse, bir hafta önceden “Bana birkaç gün daha süre verebilir misiniz?” demek her zaman daha iyidir. Son dakikada bu böyle olumsuz bir haberle gelmek ortalığı karıştırabilir.

    3. Muğlak konuşmayın:

    Yalnızca “Projeyi haftaya teslim edebilir miyim?” demek yerine tarih ve saat belirtmekte fayda var. Görevinizin gecikmesinin sebeplerini ayrıntılı bir şekilde, “Ön araştırma kısmı düşündüğümden uzun sürdü. Bütün kaynaklarını iyice inceleyebilmek istiyorum. Bana haftaya Salı’ya kadar izin verebilir misiniz?” gibi, açıklamak işe yarayabilir.

    4. Geciktiğinizi unutturacak bir katkıyla gelin:

    Eğer yapabiliyorsanız, bitirmekte geciktiğiniz işi, size zaman verildiğinde daha iyi hazırlayın. Yeni bir katkı getirdiğinizde, daha uzun bir yazı ya da daha yaratıcı bir fikir sunduğunuzda önceki hatanızı affettirebilir ve tamamen unutulmasını bile sağlayabilirsiniz.

    5. Abartmamaya dikkat edin:

    Herkesin başına gelir evet ama siz siz olun yine de olumsuz bir imaj çizmemeye çalışın. Adınız söylendiğinde insanların aklında beliren ilk şeyin sorumsuzluğunuz olmaması önemlidir.

  • Yöneticiler İçin İş Takibini Kolaylaştıran 4 Uygulama Önerisi

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, yoğun yönetim işleriyle uğraşan kişilerin zamanı sınırlı hale geldi. Birçok uygulama, her departmanın işleyişini ve planlarını kontrol etmenizi ve bunu yaparken fazla zaman harcamamanızı sağlıyor.

    Tabii ki, bir yönetici olarak zamanınız sınırlıdır ve tüm uygulamaları tek tek denemeniz mümkün değildir. Ancak, bazı uygulamalara göz atmak size faydalı olabilir.

    İşte bazı öneriler:

    1. Trello: İş akışınızı kolayca takip etmek için Trello’yu kullanabilirsiniz. Bu uygulama, görevleri kolayca yönetmenize, iş akışınızı izlemenize ve takımınızla kolayca iletişim kurmanıza olanak tanır.
    2. Asana: Asana, görevlerinizi planlama, atama, takip etme ve raporlama işlevlerini kolaylaştıran bir uygulamadır. İş takibi, proje yönetimi ve işbirliği için harika bir seçenektir.
    3. Monday.com: Monday.com, takımınızla işbirliği yapmanızı kolaylaştıran bir platformdur. Görevleri, projeleri, takvimleri ve daha birçok şeyi yönetmenize olanak tanır.
    4. Todoist: Todoist, kişisel veya iş için görevlerinizi kolayca yönetmenizi sağlayan bir uygulamadır. Görevleri atayabilir, takvimlerle senkronize edebilir ve işbirliği yapabilirsiniz.

    Bu dört uygulama, yöneticilerin günlük iş takibini kolaylaştırmak için kullanabilecekleri harika seçeneklerdir. İşletmenize uygun olanı seçerek, daha verimli bir iş akışı oluşturabilirsiniz.

  • Motivasyonunuzu artırmak için 10 tavsiye

    Önemli bir çalışmaya başladıktan sonra hepimizin karşılaştığı engel bu çalışmayı sürdürmek ve hedefimize ulaşmak için her gün motive şekilde kalkmak. Motivasyonumuzu yüksek tutmak için aşağıdaki tavsiyeleri uygulayabilirsiniz.

    1- Olumlu anları düşünün

    Eğer eskisi kadar hevesiniz kalmadığını düşünüyorsanız ilk yapabileceğiniz şey, daha önce elde ettiğiniz başarılardan dolayı hissettiklerinizi anımsamak olabilir. Büyük veya küçük olmasının hiç önemi yok, önemli olan bir başarıdan sonra aldığınız hazzı hatırlamak. Sizi motive edecektir.

    2- Geniş bir bakış elde edin

    Bir işe başlarken koyduğunuz hedef, işin asıl önemini gözler önüne seriyor. İş yapış sürecinde, deadline’lara sıkışıp kaldığınız zaman yaptığınız küçük şeyler canınızı sıkmaya başlar. Bu nedenle asıl ulaşacağınız noktayı, hedefi bir yere yazın mutlaka ve o hedef doğrultusunda hareket etmeniz gerektiğini hatırlayın. Yazdığınız notu sık sık görebileceğiniz bir yere koymayı unutmayın.

    3- Bir iyi, bir kötü 

    Aslında kötü demek doğru olmayabilir fakat güne başlarken ilk olarak motive olduğunuz şeyi yapmanız önemli. Sonra kötü olduğunu düşündüğünüz, sevmediğiniz diğer işinizden bir tane halledin. Görev listenizden sürekli olarak bir adet istediğiniz bir adet istemediğiniz işi halletmeye çalışın. Bunu yaparsanız her zaman sizi bekleyen “sevdiğiniz” şey için “sevmediğiniz” işi de bitirmeye çalışırsınız.

    4- Hareket edin 

    Özellikle masa başında sıkışıp kalmak doğamıza aykırı. Bu nedenle çıkıp bir iki blok koşun, ofiste zıplayın bir şekilde kan dolaşımınızı hızlandırın. Kan dolaşımını hızlandırmak endorfin salgılar ve bu da hem zihninizi boşaltır hem de farklı bir bakış açısı kazandırır.

    5- Güzel müzikler dinleyin 

    Sevdiğiniz müziklerden mutlaka bir çalma listesi oluşturun ve işinizin durumuna göre hareketli, slow veya dinlendirici şekilde bölüştürdüğünüz listelerden birini işe başlarken çalmaya başlayın. Güne iyi başlamanın en iyi yollarından biri sevdiğiniz bir müzikle uyanmak, daha iyisi ise bu müziklerle çalışmak. (Şu anda “yazı yazarken” adını verdiğim müzik listemi dinliyorum mesela.)

    6- Zamanlayıcı ile çalışın

    Eğer işe başlayıp yapabildiğiniz kadar yapmaya çalışıyorsanız enerjinizi erkenden bitirirsiniz. İş listenizi zamanlayıcılar aracılığıyla yönetin. Örneğin her 30 dakikalık zamandan sonra bir mola verebilirsiniz. Bu sayede adım adım listenizi tamamlamak sizi daha fazla motive edecek ve zamana karşı yarışmanın motivasyonu ile çok daha fazla işi bitirebileceksiniz.

    7- En başarılı olduğunuz zamanları tespit edin 

    Herkesin biyolojik saati ve çalışma saatleri farklıdır. Kimisi sabahın erken saatlerinde harika bir enerji ile çalışırken kimisi öğlen veya akşam çalışabiliyor. Siz de en iyi çalıştığınız zaman aralığını tespit edin ve en önemli işlerinizi o saatlerde halletmeye çalışın. Böylece çok daha hızlı bir şekilde önemli işlerinizi halletmiş olacaksınız. Sonrasında yaşayacağınız rahatlık tarif edilemez.

    8- Zamanı akıllıca kullanmak için planlama yapın

    Başarılı bir şekilde biten günü kapatmadan önce mutlaka sonraki gün için bir iş listesi çıkarın. Bu iş listesini çıkarıp hazırlamak bile bir sonraki güne başlarken sizi motive edecek ve işleri yapmaya başlarken aslında beyninizde bir yerlerde o listedeki işlere dair hazırlıkların yapıldığını göreceksiniz. Böylece çok daha kısa bir sürede bitirebileceksiniz.

    9- Bir rutin oluşturun

    Her ne kadar rutinlerin insanlar için iyi olmadığını düşünsem de bir projede önemli şeylerden biri de rutinlerdir. Eğer belli başlı rutinleriniz olursa onlar üzerinde düşünmek zorunda kalmaz daha hızlı hareket edebilirsiniz. Bu da size zihin açıklığı verir. Örneğin sabahları dinlediğiniz müzikler, kahve içtiğiniz saat, kahvaltıyı yapma tarzınız ve süreniz. Bunlar bile rutinin önemli birer parçaları.

    10- Bu bir yarış değil

    Eğer bunun bir yarış olduğunu düşünüyorsanız kendinizi başkaları ile kıyasladığınız içindir. Hemen bunu yapmayı bırakın! Etrafınızdaki herkes şaşırtıcı derecede ilginç şeyler yapıyorsa ve siz yapamadığınızı hissediyorsanız hedeflerinize ulaşmak için motivasyondan ziyade size zarar verir bu durum. Unutmayın, herkesin yaşadığı zorluklar vardır fakat Instagram’da veya Facebook’ta herkes mutludur, harikadır, süperdir.

  • İş Yerinde Söylemekten Kaçınmanız Gereken 20 Cümlelik Liste

    Üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konu olan işyeri iletişimi, özellikle de sözlü iletişimde dikkatli olunması gereken konuları barındırır. Hazırlanan 20 cümlelik listede belirtilen ifadelerin kullanılmaması, işyerinde sağlıklı bir iletişim ortamının oluşmasına ve çalışanlar arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte, liste yalnızca bir rehber niteliği taşır ve her işyerinin farklı dinamikleri olduğundan, iletişim tarzının buna göre şekillendirilmesi önemlidir.

    İş yerinde söylemekten kaçınmanız gereken 20 cümlelik bir liste hazırladık:

    1. “Bu işi yapamayacağım.”
    2. “Bu kadar işi yetiştiremem.”
    3. “Bu iş benim işim değil.”
    4. “Benim için çok fazla çalışıyorsunuz.”
    5. “Bu yönetim ekibi gerçekten kötü.”
    6. “Bu işi neden yapmam gerektiğini anlamıyorum.”
    7. “Bu kadar az ödeme yapmanız doğru değil.”
    8. “Ben aslında başka bir iş arıyorum.”
    9. “Bu görevi yapacak başka birini bulmanız daha iyi olur.”
    10. “Bu şirketin geleceği pek parlak görünmüyor.”
    11. “Benim patronum gerçekten kötü.”
    12. “Bu iş çok sıkıcı.”
    13. “Bu proje için yeterli zamanım yok.”
    14. “Bu görev benim deneyimim dışında.”
    15. “Benim çalışma saatlerimle ilgili bir sorunum var.”
    16. “Bu görev için yeterli kaynağa sahip değilim.”
    17. “Bu işi başka biri yapabilir.”
    18. “Ben bu konuda çok az bilgi sahibiyim.”
    19. “Bu iş için yeterli yetkinliğe sahip değilim.”
    20. “Bu iş benim kariyer hedeflerimle uyumlu değil.”

    Dürüstlük, birkaç istisna dışında, bir işletmenin sahip olabileceği en iyi politikalardan biridir…

    Korkunç Ofis Tiranınızı Ehlileştirin: Çocukça Patron Davranışlarını Yönetme ve İşinizde Gelişme” kitabının yazarı Lynn Taylor uyarıyor: “Onları kontrol altında tutmazsanız, sizi gerçekten sabote edebileceklerini söyleyen yorumlar var. ” Daha sonra pişman olabileceğiniz bir şey söylemeden önce durun ve bu yorumla neyi hedeflediğinizi ve patronunuzun olası tepkisinin ne olabileceğini düşünün. Taylor’a göre içgüdüleriniz size daha sonra pişman olabileceğinizi söylüyorsa, muhtemelen pişman olacaksınız.

    “Bilmiyorum.”

    Tüm cevaplara sahip olamazsınız, ancak omuz silkmek veya konuyu biraz daha anlamaya çalışmak yerine en iyi tahmininize bağlı kalmak her zaman daha iyidir.

    “HAYIR.”

    Bazen patronunuza tavsiye edilecek kısımlara “hayır” demek gerekli bir hareket olabilir, ancak doğru kelimelerle açıklanmadığı takdirde her zaman uygun olmayabilir. Taylor bir örnek veriyor: “Diyelim ki patronunuz size o gün X projesi üzerinde çalışıp çalışamayacağınızı sordu. Hayır demek yerine, ‘Bana bugün şirket sunumuna odaklanmamı söylediniz, bu biraz zor olabilir’ diyebilirsiniz. Bunun yerine X üzerinde çalışmamı mı tercih edersiniz?’”

    “Deneyeceğim.”

    Elbette çabalıyoruz ama bu cümleyi patronunuza yönelik olacağı için kullanmamalısınız.

    “Bunu duymadım.”

    İşyerinde dedikodu yapmaktan kaçının. Ne de olsa, birisinin bunun hakkında ne zaman konuşacağını kimse bilmiyor. Deneyimsiz görünseniz de, bir şeyi söylemeden önce emin olana kadar bekleyin.

    “Bu benim için ne yapacak?”

    Diyelimki…

    “Bu benim uzmanlık alanım değil” veya “Bu benim iş tanımımda yok.”

    Taylor’a göre hiçbir iş tanımı umduğunuz kadar kesin değil. İş yerinde esnek olmak sizin için olumlu bir imaj yaratır ve “unutmayın, ne kadar çok beceri geliştirirseniz, gelecekte o kadar vazgeçilmez olacaksınız.”

    “Çok meşgulüm. Biraz bekleyebilir miyim?”

    İş talepleri oldukça değişkendir ve bir çalışan olarak, hedeflerinizin onlarınkilerle uyumlu olduğundan emin olmak için yöneticinizin isteklerini araştırmanız beklenir. İlkeler değişmeyebilir.

    “Gelmeyi başardım.”

    Sonucun kötü olduğu organizasyonlarda böyle bir cümle, haklarınız konusunda ciddi şüpheler doğurur. Doğru cevap, bir dahaki sefere eksiksiz ve pürüzsüz olmalıdır.

    “Üzgünüm ama…”

    Tabii bazen işler ters gider. Taylor, “‘Üzgünüm. Bir dahaki sefere bu konuda çok daha dikkatli olacağız’, sizden beklenen türden bir yanıttır” diyor.

    “Bu işe karışmadım.”

    Çalıştığın şirketi böyle tehdit etme. Her an işten ayrılabilecek bir çalışan olarak görülmek sizin elinizde değil.

    “Bunu daha önce denedim.”

    XYZ’yi deneyebilir ve bunun gibi sonuçlar elde edebilirsiniz, ancak bu sefer farklı ve daha etkili olabilir…

    İşyerinde iletişimde dikkatli olunması gereken konular bulunmaktadır. Hazırlanan 20 cümlelik liste, sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturmak ve çalışanlar arasındaki ilişkileri güçlendirmek için kullanılabilir. Her işyerinin farklı dinamiklere sahip olduğu unutulmamalı ve iletişim tarzı buna göre şekillendirilmelidir.

  • Tesla Mülakatında Sorulan Zor Sorular

    İşte Elon Musk’ın Baskı Altında Çalışma Konusunda Uzman Olduğuna İşaret Eden Sorular

    Tesla mülakatında sorulan birbirinden zor sorulara cevap verirken, “Baskı altında çalışma konusunda gayet başarılıyım” ifadesini kullanırsanız, Elon Musk için çalışmayı denemek istemenizi öneririz. Elon Musk, baskı konusunda tam bir uzman olduğu için, onun ekibinde çalışmak zorlu olabilir. Daha önce belirtildiği gibi, Musk’ın ekibine dahil olmak için alanınızda gerçekten başarılı olmanız gerekmektedir. Musk’ın ekibine katılmakla iş bitmez, aynı zamanda güçlü bir stresle başa çıkmanız gerekmektedir. Musk’a yakın bazı kişilere göre, genç çalışanlarına baskı uygulama konusunda bir uzman olduğu söylenmektedir.

    Musk’a göre, üretken bir şekilde çalışmanın yolu, çalışanın kendini sürekli baskı altında hissetmesinden geçer. Musk’ın bu yöntemi, Tesla’nın da benimsediği bir yaklaşım haline gelmiştir. Tesla’da görev yapan Mekanik Test Mühendisi James Wong, bir mülakatta karşılaştığı soruları paylaşmıştır. İşte o sorular:

    1. Neden Tesla’ya başvuruyorsunuz?
    2. Bu alanda çalışmayı ne kadar istiyorsunuz ve sizi motive eden şey nedir?
    3. Şirketin geleneğini değiştirme adına neler yapabilirsiniz?
    4. Otomobiller hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz?
    5. Üzerinde çalıştığınız bir problemi ve çözümünü anlatabilir misiniz?
    6. Eski patronunuz ve iş arkadaşlarınız sizin performansınız hakkında ne söylerdi?
    7. Özgeçmişinizde yazdığınız her şeyden detaylı bir şekilde bahsedin.
    8. Dünya yüzeyinde bir mil güneye, bir mil batıya ve bir mil kuzeye yürüdünüz. Neredesiniz?
    9. İçi su dolu bir tankta, tekneyle duruyorsunuz ve yanınızda bir çapa var. Çapayı tanka attığınızda su seviyesi yükselir mi?
    10. XYZ’nin nasıl çalıştığını açıklayın.
    11. Önceki işinizde bir grup halinde nasıl bir problemi çözdünüz?
    12. Sürekli tekrarlanan işlerle nasıl başa çıkarsınız?
    13. Sizi diğer adaylardan farklı kılan şey nedir?

    Bu soruların cevapları, adayların yeteneklerini, bilgi birikimlerini, deneyimlerini ve nasıl bir çalışma ortamında uyum sağlayabileceklerini değerlendirmek amacıyla kullanılır. Soruların bazıları teknik bilgiye dayanırken, diğerleri de kişilik özelliklerini ve problem çözme becerilerini ölçmeyi amaçlar.

    Unutmayın, bu sorular sadece bir örnektir ve gerçek mülakatlarda farklı sorularla karşılaşabilirsiniz. Hazırlıklı olmak ve deneyimlerinizi ve yeteneklerinizi net bir şekilde ifade etmek önemlidir.

  • İş Başvurularında Geri Dönüş Almak İçin İpuçları

    İş başvurularında uzun süre geri dönüş alamama sorunu birçok adayın karşılaştığı bir durumdur. Birçok kişi, firmanın kendilerini aramaması için başvurularını takip etmekten vazgeçer ve çaresizce bekler. Ancak, profesyonel bir şekilde ve rahatsız etmeden geri dönüş almanın bazı püf noktaları vardır.

    İş başvurularında geri dönüş almak için öncelikle alçak gönüllü ve kibar olmak önemlidir. Uzun süre iletilerine cevap alamadığınızda, bu durumu kişisel olarak almamalı ve öfkeye kapılmamalısınız. Düşük tonda bir selamla
    başlayarak uzun zamandır kendilerinden cevap alamadığınızı hatırlatmak, işe başlamak için yeterli olabilir.

    Bir diğer önemli nokta ise ısrarcı olmak, ancak her gün değil. Gönderilerinize geri dönüş almak için karşı tarafın zamanına saygı göstermek gerekiyor. Bir iş iletisini hatırlatmak için en az 3 gün, en fazla bir hafta beklemek uygun bir zaman aralığıdır.

    Eğer yine de bir geri dönüş alamıyorsanız, doğrudan soru sormak da etkili bir yöntem olabilir. Kibarca karşı tarafın sizinle iletişim kurmayı tercih edip etmediğini sormak, pozitif sonuçlanabilir. “Meşgul olduğunuzu biliyorum, ancak gönderdiğim iletiyle ilgili bana geri dönmeyecekseniz başka alternatiflere yönelmek istiyorum” gibi bir cümle kullanabilirsiniz.

    Kendinizi göstermek de önemlidir, ancak kabaca değil. Yaratıcı bir şekilde karşı tarafın ilgisini çekmek de etkili bir yöntem olabilir. Gönderdiğiniz iletinin içeriği her ne olursa olsun, her iki tarafın da avantajına sonuçlanabilecek olasılıklardan bahsetmek faydalı olabilir. Bu şekilde profesyonel bir ikna yöntemi kullanarak geri dönüş alma şansınız artabilir.

    Son olarak, eğer uzun bir süre boyunca bir geri dönüş alamıyorsanız, farklı bir kanal denemeyi düşünebilirsiniz. Aynı firmada farklı bir kişiyle iletişim kurmayı deneyebilir veya üst pozisyondaki bir kişiyle bağlantı kurmayı deneyebilirsiniz.

    Unutmayın, eğer karşı taraf “Artık bize yazmayın” gibi bir cevap verirse iletişimi kesmelisiniz.

  • Google’dan iş hayatınızı etkileyecek 6 tüyo

    Yönetim geçişinde düşünce değişimi gereklidir. Bireysel katkıda bulunan kişi yönetiminden, yöneticiye geçiş kolay olmuyor. Çoğu zaman birilerine şöyle böyle yapabilirsiniz diye anlatılan beceriler, sizi bir yönetici olarak etkili kılmaya yetmez. Ama bu konuda şanslıyız ki bu geçişi yıllarca araştırıp yeni yöneticilerin başarısının sırrını keşfetmemize yardımcı olan Google gibi kuruluşlarımız var…

    Google, performans değerlendirmeleri, anketler ve üst düzey yöneticilik ödülleri ve tanınma teklifleri de dahil olmak üzere 10.000’den fazla yönetici gösterimini analiz eden bir iç araştırma olan Project Oxygen’i kullanarak son derece etkili yöneticilerin 6 alışkanlığını belirledi. Google, yeni keşfedilen bilgiyi patronlarına ve şimdi dünyaya duyurmak için bir yönetim eğitim atölyesi tasarladı.

    Şirket, Google’ın insanların operasyonları konusundaki bakış açısını paylaşan bir kaynak olan Re: Work web sitesi aracılığıyla herkes için faydalı olabileceği umudunda bu eğitim sunumunu yayınladı.

    Google’ın yöneticilerine uyguladığı bu altı temel özelliği hep birlikte inceleyelim:

    1. Zihin ve değerler

    Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Dr. Carol Dweck araştırma yapan Google yöneticilerini büyüme zihniyetini geliştirmeye teşvik ediyor. Sabit bir zihniyetin (beceri ve yeteneklerin önceden belirlendiğine dair inanç) aksine, büyüme zihniyetine sahip kişiler, zekanın ekilebilir olduğuna inanmaktadırlar. Bu basit fikir; öğrenmek isteyen ve kendilerini başarmaya adayan, deneme konusunda istekli olan liderleri geliştirir. Sonuç olarakta performanslarında artış görülür.

    Ayrıca, Google yöneticileri, değerleri belirlemeye ve yönetim tarzları içerisinde kullanmaya teşvik eder. Amaç, belirlenmiş değerleri dayatmak değil, liderleri, çalışmalarında kendi ahlaki değerlerini kullanabilmelerini sağlamaktır. Çünkü, yöneticiler zor kararlar vermek zorunda kalırlar. Bu yüzden belirsizlikle karşı karşıya kalındığında, değerler yöneticinin kurtuluş anahtarıdır.

    2. Duygusal zeka (EI)

    Per Daniel Goleman ve Richard Boyatzis (konunun uzmanları) EI; kendiniz ve başkalarındaki duyguları tanımanıza, anlamanıza ve bu bilinçliliği kazanarak ilişkilerinizi yönetmeniz için kullanabilmenizi sağlar. Başka bir deyişle, kendini fark etmenin artırılmış bir anlamı gibi dememiz mümkün.

    Kendini bilen yöneticiler, daha iyi kararlar verir. Daha etkili iletişim kurarlar.

    3. Yöneticiliğe geçiş

    Google’ın yeni yönetici eğitim yardımcısı kılavuzuna bakarsanız, bazı ortak temaları fark edeceksiniz. Eğitmenler, yeni denetleyicileri geçiş zorluklarını ve hayal kırıklıklarını akranlarıyla paylaşmaya teşvik ederken aynı anda savunmasız ve dürüst olmanın da uygun olduğundan bahsederler.

    Yöneticiler, hikayelerini anlatırken, diğerleri de uygulanabilir yeni stratejiler sunan tavsiye ve rehberlikle ilgilenirler. Tüm yöneticiler için yalnız olmadıklarını bilmeleri onlara iyi hissettirir. Önceki yöneticilerden zorluklarla karşılaştıklarında yardım alabileceklerini bilmek onlar için büyük bir anlam ifade eder.

    4. Koçluk

    Proje Oksijeni sayesinde, etkili yöneticilerin bir numaralı özelliğinin iyi bir koç oldukları ortaya çıkarıldı. Google, iyi koçluğu şu şekilde tanımlar:

    • Zamanında ve özel geri bildirim,
    • Motivasyon ve düşünceli bir şekilde geri bildirimde bulunma,
    • Bire bir iletişim biçimlerini karşılamak için düzenli bire bir toplantılar düzenleme,
    • Empatik “aktif” dinleme ,
    • Kendi zihniyetinizin ve çalışanın zihniyetinin bilincinde olmak,
    • Açık uçlu soruların bir çalışanın zekasını keşfetmek için kullanmak.

    5. Geri bildirim

    Yöneticiler, sözleri inşa etme veya yok etme gücüne sahiptir. Google, bu hassasiyetin bilincinde davranarak yöneticilerine, ekipleri arasında geri bildirim verirken tutarlı (önyargısız), pozitif (motivasyonal) ve olumsuz (gelişimsel) geri bildirimleri dengeleme konusunda dikkatli olması gerektiğini öğretir.

    6. Karar verme

    Google, kararların boşa çıkmadığından emin olmak için, yöneticilerin daha iyi kararlar almalarını sağlamak adına bir rutin oluşturmuştur. Bu rutin; soru sorma ve ifade etmeyi içerir:

    • Neyi çözüyorsun? (Kök nedeni belirleyin ve iletişim kurun.)
    • Neden önemli? (Diğer işletme hedeflerini destekliyor mu?)
    • Karar verici kim?
    • Karar nasıl verilecek?
    • İnsanlar, ne zaman bir kararı bekleyebilir? (Paydaşları döngü içinde tutun ve beklentileri yönetin.)

    Ayrıca, Google, bilinçli kararlar alınmasını sağlamak için, yöneticilerin görüşlerini açıkça savunarak (bireysel görüşleri dile getiren, mantığı belirten ve veri sağlayan) görüşlerini başkalarının bakış açılarını sorgulayarak (arayanların görüşlerini açıkça savunarak, yöneticilerini fikirlerini yüksek sesle test etmeye ve geri bildirim toplamaya teşvik eder) ve ardından bir karar vermeden önce kapsamlı bir anlayışın sağlanması için yanıtların sentezlenmesini sağlar.

    New York Times gazetesine göre, bu altı nitelik temel olarak görünse de, sonuçlar bir anlam ifade etmemektedir. Google ise programı uyguladıktan sonra başarısız olan yöneticilerinin yüzde 75’inde istatistiksel olarak önemli bir iyileşme olduğunu bildirmiştir.

  • İşten Çıkarılma Sonrası Hakları ve İşçilerin Bilmesi Gerekenler

    İşten Çıkarılma Sonrası Haklarınız Nelerdir?

    Bir işten çıkarılma sürecinde, haklarınızı bilmeniz önemlidir. Çünkü işverenler, işten çıkarma sürecinde bazen yasal sınırların ötesine geçebilirler. İşten çıkarılma sonrası haklarınız şunları içerebilir:

    1. Tazminat hakkı: İşten çıkarıldıktan sonra tazminat hakkınız olabilir. Bu tazminat, çalıştığınız süre, ücretiniz ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Tazminat hakkınızı bilmek için iş sözleşmenizi veya yerel yasaları incelemeniz gerekebilir.
    2. İşsizlik maaşı: Bazı ülkelerde, işsizlik maaşı adı altında bir hükümet desteği sağlanır. İşsizlik maaşı, işsiz kaldığınız süre boyunca geçici bir maddi desteği içerebilir. Ancak, bu desteğin şartları yine yerel yasalara bağlı olarak değişebilir.
    3. Sağlık sigortası: İşten çıkarıldığınızda, sağlık sigortanızın devam edip etmeyeceği konusunda endişelenmeniz gerekebilir. Bazı durumlarda, işten çıkarılmanın ardından sağlık sigortası kapsamı devam edebilir. Ancak, bu konuda net bir fikir edinmek için işvereninize veya sigorta şirketinize danışmanız gerekebilir.

    Acil Finansal İhtiyaçlarınızı Karşılamak İçin Ne Tür Seçenekleriniz Var?

    Acil finansal ihtiyaçlarınızı karşılamak için farklı seçenekleriniz olabilir. Bu seçenekler şunları içerebilir:

    1. Kredi kartları: Acil bir durumda, kredi kartı kullanabilirsiniz. Ancak, yüksek faiz oranlarına ve ücretlere dikkat etmeniz önemlidir. Ayrıca, kredi kartı kullanımınızın uzun vadeli finansal planlarınıza zarar verebileceğini unutmayın.
    2. Kişisel krediler: Bazı bankalar, kişisel krediler sağlayarak acil finansal ihtiyaçlarınızı karşılamanıza yardımcı olabilir. Bu krediler, kredi kartlarından daha düşük faiz oranlarına sahip olabilir.
    3. Borç almak: Aileniz veya arkadaşlarınızdan borç almak, acil finansal ihtiyaçlarınızı karşılamak için bir seçenek olabilir. Ancak, bu seçenekten önce, borcunuzu geri ödeme planınızı belirlemek ve borç alınan kişilerle olan ilişkinizi korumak için önlemler almanız önemlidir.
    4. Yardım kuruluşlarından destek almak: Bazı yardım kuruluşları, acil finansal ihtiyaçlarınızı karşılamanız için yardım sağlayabilir. Bu kuruluşların birçoğu, gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve diğer temel ihtiyaçlar için yardımcı olabilir.
    5. Tasarruf yapmak: Acil bir durum için tasarruf yapmak, en iyi seçeneklerden biridir. Bu nedenle, düzenli olarak tasarruf etmeye çalışın ve acil bir durumda kullanmak üzere bir acil fon oluşturun.

    İş Arama Sürecinde Neler Yapılabilir?

    İş arama süreci, bazen stresli ve zorlu olabilir. Ancak, doğru adımlar atarak, iş arama süreciniz daha verimli hale gelebilir. İş arama sürecinde yapabileceğiniz bazı şeyler şunları içerebilir:

    1. Özgeçmişinizi güncelleyin: İş arama sürecinde özgeçmişiniz önemli bir rol oynar. Bu nedenle, özgeçmişinizi güncelleyin ve iş ilanlarına uygun hale getirin.
    2. Ağınızı genişletin: İş arama sürecinde ağınızı genişletmek, iş bulmanızı kolaylaştırabilir. Bu nedenle, aileniz, arkadaşlarınız, önceki işverenleriniz ve diğer profesyonellerle bağlantı kurun.
    3. İş ilanlarına başvurun: İş ilanlarına başvurmak, iş arama sürecinin en temel adımıdır. İlgilendiğiniz iş ilanlarına başvurun ve işverenlerin taleplerine uygun şekilde özgeçmişinizi düzenleyin.
    4. İş görüşmesine hazırlanın: İş görüşmesi, iş arama sürecinin en önemli adımlarından biridir. Bu nedenle, iş görüşmelerine hazırlanmak için kendinizi araştırın, uygun kıyafetler seçin ve işverenlerin sorularına cevaplarınızı hazırlayın.

    Yeni Bir Kariyer Yönüne Doğru İlerlemek İçin Neler Yapılabilir?

    Yeni bir kariyer yönüne doğru ilerlemek, bazen cesaret ve motivasyon gerektiren bir adımdır. Ancak, doğru adımlar atarak yeni bir kariyer yoluna adım atabilirsiniz. Yeni bir kariyer yönüne doğru ilerlemek için yapabileceğiniz bazı şeyler şunları içerebilir:

    1. Kariyer hedeflerinizi belirleyin: Yeni bir kariyer yönüne doğru ilerlemeden önce, kariyer hedeflerinizi belirlemeniz önemlidir. Bu hedefler, size kariyer yolculuğunuzda bir pusula gibi rehberlik edebilir.
    2. Kendinizi eğitin: Yeni bir kariyer yönüne doğru ilerlemek için belki de yeni bir beceri setine ihtiyacınız olabilir. Bu nedenle, kendinizi eğitmek için online kurslar, seminerler veya sertifika programlarına kaydolabilirsiniz.
    3. Başka kişilerle bağlantı kurun: Yeni bir kariyer yoluna girmek, genellikle yeni insanlarla tanışmayı ve onlarla bağlantı kurmayı gerektirir. Bu nedenle, sektörünüzdeki profesyonellerle veya öğrencilerle bağlantı kurmak için etkinliklere katılabilirsiniz.
    4. Gönüllü olun: Yeni bir kariyer yolunda ilerlerken, gönüllü olarak çalışmak size farklı bir deneyim sağlayabilir. Ayrıca, gönüllü çalışmalarınız, yeni işverenlerin dikkatini çekebilir ve size daha iyi iş fırsatları sunabilir.
    5. Kendinize güvenin: Yeni bir kariyer yoluna adım atarken, kendinize güvenmeniz önemlidir. İnanın ki, korkularınızı yenmek için cesaretinizi toplamanız gerekebilir. Ancak, kendinize güvenerek yeni bir kariyer yoluna doğru ilerlemek sizi başarıya taşıyabilir.

    Kendinizi geliştirmek ve eğitim almak için fırsatlar nelerdir?

    1. Online Kurslar: İnternet üzerinden birçok ücretsiz veya ücretli online kursa erişebilirsiniz. Bu kurslar, programlama, yaratıcı yazma, tasarım, işletme ve pazarlama gibi çeşitli konularda olabilir.
    2. Webinarlar: Webinarlar, konuşmacıların çevrimiçi olarak sunum yapmasına ve katılımcıların sorularını yanıtlamasına olanak tanır. Bu webinarlar, işletme, kişisel gelişim, teknoloji ve daha pek çok konuda olabilir.
    3. Kitaplar: Kitaplar, bilgi edinmenin ve kendini geliştirmenin en eski yollarından biridir. Konu ne olursa olsun, herhangi bir konuda pek çok kitap bulabilirsiniz.
    4. Eğitim Kurumları: Yerel kolejler, üniversiteler veya mesleki eğitim okulları, kariyerinizde ilerlemenize yardımcı olacak bir dizi kurs ve program sunar.
    5. Seminerler: Seminerler, konuşmacıların belirli bir konuda konuştuğu ve katılımcıların sorularını yanıtladığı etkinliklerdir. Bu seminerler, işletme, liderlik, motivasyon, satış ve daha pek çok konuda olabilir.
    6. İşyeri Eğitimi: İşyeri eğitimleri, işinizde başarılı olmanız için gereken becerileri öğrenmenizi sağlar. İşvereniniz, işyeri eğitimleri sunar veya siz de bu eğitimleri araştırabilirsiniz.
    7. Mentorluk: Bir mentor, sizi kariyerinizde ilerletmenize ve kendinizi geliştirmenize yardımcı olabilir. Mentor, deneyimli bir kişi veya bir profesyonel olabilir.

    Kendinizi geliştirmek ve eğitim almak için sayısız fırsat vardır. Yapmanız gereken tek şey, ilginizi çeken bir konuda araştırma yapmak ve kendinize en uygun olanı seçmektir.

  • Freelancer’ların Çağı: 9:00 – 17:00 Çalışma Saatleri Yeniden Tanımlanıyor

    9:00-17:00 arasındaki işler gün geçtikçe popülerliğini yitiriyor. Yetenek havuzlarında ise nerede ve ne zaman kendilerine ihtiyaç duyulursa orada çalışmaya hazır yükselen yeni bir nesil var. 

    Bu tarz bir çalışma anlayışının yükselmesinin ardında iki sebep yatıyor. Birincisi teknoloji, bu tarz sanal ilişkilerin gelişmesini mümkün kıldı. İkincisi ise şirketler ve girişimle bu tarz bir sözleşmenin geleneksel bir çalışandan daha fazla faydası olduğunu anlamaya başladı. Artık yeni çalışma düzenini anlatmak için “gig ekonomi,” “mobil ekonomi” ve “freelance ekonomisi” gibi terimler havada uçuşmaya başladı.

    Freelancerlar neden yükselişte?

    Gün geçtikçe daha fazla şirket, içerik, grafik tasarım, programlama ve daha fazla alan için freelancerlar ile çalışmak istedikçe, çalışanlar bu büyümekte olan fırsatı değerlendirmeye başladı. Bundan önce insanların freelancer olmasının  önündeki en büyük engel, iş sürekliliğinin olmaması endişesiydi. Oysa artık bir çok girişim ve daha büyük şirketler Freelancer, Guru ve Upwork üzerinden iş teklifleri yapıyor, eskisinden daha meşgul olmak işten bile değil. Hatta bir çok freelancer hali hazırda düzenli bir işleri varken daha fazla para kazanmak için ek iş alıyor.

    Gözlerimizi ABD’ye çevirdiğimizde yükselen taleple birlikte 54 milyonluk bir freelancer ordusunun yavaş yavaş büyümeye devam ettiğini görüyoruz. 2015 yılında ABD’de çalışanların neredeyse üçte biri bir takım freelance ya da geçici projelerde rol oynadı. 2020 itibari ile tahmini olarak tüm ABD iş gücünün neredeyse yarısı bir çeşit freelance pozisyonda olabilir ya da freelance tanımına uyan ek işlerde yer alabilir.

    ABD yer alan hali hazırdaki freelance iş gücünün yüzde 33’ü y kuşağından oluşuyor, geri kalan kesimi ise freelance çalışmanın faydaları keşfetmiş olan orta yaşlı çalışanlar oluşturuyor.

    Türkiye’ye baktığımızda ise Bionluk girişiminin çoktan freelance ekosisteminin ciddi bir parçası haline geldiğini görüyoruz.

    Freelancerlar iş akışı ve sürecini nasıl değiştiriyor?

    Hangisinin birbirini tetiklediğini söylemek zor. Girişimciler mi? Yoksa freelancerlar mı? Hangisi olursa olsun bu ikili belirgin bir değişimin başladığı noktaya ulaştılar. Girişimciler kademeli olarak haftada 40 saat çalışmayı bıraktı ve onun yerine işletmelerinin ilerlemesi için kaç saat gerekiyorsa o kadar çalışmaya kara verdiler. Bunun karşılığında benzer bir programla çalışmaya istekli olan aynı kafada bireyler aramaya başladılar.

    Buradaki tek sorun girişimcinin, yan hak masrafları (sigorta, yol, yemek) ve potansiyel ofis maliyetleri nedeniyle bu insanı düzenli çalışan olarak işe alamayacak olabilmesi.

    İşte tamda bu noktada “freelancer çağı” bir kazan – kazan senaryosuna dönüşüyor. Hem freelancer hem de şirket faydalarını arttırabiliyor. Freelancer, bir ofiste birilerine hesap veröel istemiyor ve dünyanın her yerinden şirketlerle çalışma özgürlüğüne sahip oluyor. Üstelik tek bir işveren sahip olmaktansa geniş bir müşteri kitlesiyle çalışma fırsatına erişiyor.

    Freelancerlar ayrıca iş teslim süresine yetiştiği sürece potansiyel olarak kendi saatlerini belirleyebiliyor. Ayrıca yan haklardan yararlanmamak onlar için bir sorun değil, çünkü eş durumundan ya da bir başka iş üzerinden bu konuyu çözebiliyorlar. Kısacası kendi kişisel hayatlarının etrafına kurdukları bir iş programını, yan haklar ile takas edilmeye değer buluyorlar.

    Karşılığında girişimci bu işi yapabilecek en iyi adaylarla uygun bütçeyle ve talep üzerine çalışıyor. Bu adaylar oryantasyona yada eğitilmeye ihtiyaç duymuyor çünkü genelde ne yaptıklarını biliyorlar. Yazar, tasarımcı veya programcı olarak yıllarca çalışmış oluyorlar.

    Bu işin bir başka avantajı ise freelance aday, eğer işetmede bir potensiyel görüyor ve oradan sürekli iş geleceğini düşünüyorsa genellikle işletmeyle çalışmaya devam ediyor. Bazı girişimciler ise özellikle bir iş kurmanın ne demek olduğunu bilen kişilerle çalışabiliyor.

    Bu yararları işletmede muhafaza edebilmek

    Girişimcilerin onlara hizmet veren freelancerları elde tutmak için bir strateji geliştirmesi gerekiyor. Tıpkı düzenli çalışanlara uygulanması gerektiği gibi. Freelancerlar henüz Türkiye’de bir sendikalaşma sürecine gitmemiş olsa da eğer onları kötü şartlarla karşı karşıya bırakırsanız (mesela yapılmayan ödemeler) kendinizi bir kara listede ya da bir sosyal medya lincinin ortasında bulabilirsiniz.

    Eğer bir freelancer ile prensipler konusunda anlaşamıyorsanız, ya da size göre ters giden bir şeyler yoksa ama freelance olarak sizinle çalışanlar sürekli sizi bırakıp gidiyorsa, işletmenize ve kendinize bir kez daha bakmak isteyebilirsiniz. Belki bir yerlerde bir yanlış yapıyor olabilirsiniz. Aciliyeti olmayan ancak yine de acil olduğu söylenen işlerin sıklıkla gelmesi, adam saat hesabı yapılmaksızın gelen revizeler ve en önemlisi karşınızdaki kişiyi bir iş ortağı olarak görmediğinizi ortaya koyan saygısız davranışlar genelde tüm çalışanları rahatsız eder. Freelancerlar ise çalışmak istemediği kişiye tahammül etmeme konusunda daha özgür davranır.

    Bu kazan – kazan ilişkisini kurmak freelancerların elinde olduğu kadar şirketlerin de elinde!