Blog

  • Bilgisayar Virüsü Nedir? En yaygın bilgisayar virüsleri nelerdir?

    Bilgisayar virüsleri kötü amaçlı yazılımlardır ve tehdit edici unsurları vardır. Etkileri açısından virüslerin çeşitleri vardır.

    Onay Almadan Yüklenme
    Kötü amaçlı yazılımlar, kullanıcı onayı almadan bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlara bulaşabilmektedir. Başlı başına bir pazar haline gelen kötü amaçlı virüsler kişisel bilgilerin ele geçirilmesi gibi ciddi sorunlara neden olabilmektedir.

    Malicious Software
    Bilgisayar virüsleri çeşitleri arasında yer alan Malicious Software, bilgi çalmak, sisteme zarar vermek gibi amaçlara yönelik oluşturulan yazılımların ismidir. Yazıldığı dil bakımından basit kodlar halinde olabileceği gibi software- scumware olarak da görülebilir. İçerisinde birçok dosya çeşidi görülebilir.

    Exploit -Sömürme
    Program açıklarını bulan kötüye kullanan bu kötü amaçlı yazılım, şifreleri ele geçirebilir. Ayrıca işletim sistemlerine zarar vererek olağan çalışma düzenini olumsuz yönde etkiler. Bu durumu dışarıdan kod gönderme ile yapar. Sistemi normal şekilde çalıştığına ikna ettiği için girişte izin almasına gerek kalmaz.

    Keylogger Tuş-Kayıt
    Bir diğer bilgisayar virüsü çeşidi de Keylogger’dır. Kendini hiç belli etmeden çalışan bu kötü yazılımda programlanan veriler hackera gönderilmektedir. Keylogger, klavye hareketlerini kaydeder ve kişisel bilgilerinizi çaldığı için ciddi anlamda zarara neden olabilir.

    Rootkit- Kök Kullanıcı Takımı
    Benzerlerinden farklı olarak Rootkit, işletim sisteminden gizlenen programları işaret eder. Hangi sistemde bulunuyorsa burada varlığını gizleyecektir. Kullanım amacı bakımından geçmişte bilgileri saklamak için varlığını sürdürse de kötü amaçlı yazılan çeşitleri de vardır. Kötü yazılımda, bir kaynaktan gelen program kabul edilerek çalıştırılır. Bu durum sonrası rootkit kurulumu tamamlanmış olur. Yani üst düzey yetki ile kullanım vardır.

    Spam –Yığın Mesajlar
    İletişim ağlarında yaygın şekilde görülen uygunsuz iletilerin genel adı spam olarak tanımlanabilir. İlanlar, reklamlar sıklıkla spama düşmektedir. Özellikle maillerde yaygın görülmesinin nedeni, bu iletişim şeklinde kimlik denetimi, güvenlik gibi durumların göz önünde bulundurulmamasıdır. Ancak bazı hızlı mesajlaşma sağlayan servislerde de spamlara rastlanabilmektedir.

    Truva Atı -Trojen Horses
    Arka planda gizli şekilde çalışan bir virüs çeşididir. Bilgisayarınıza yüklendiği anda sistemi epey zorlayacaktır.

    Worms- Solucan
    Ağ bağlantısı üzerinden bulaşan kötü amaçlı yazılım türüdür. Bir dosyaya gizlenmeden bilgisayara bulaşabilir ve bu açıdan daha tehlikelidir.

    Tarayıcı Ele Geçirme- Browser Hijacking
    İnternetteki sitelerin ziyaretçi sayılarını artırmak için hazırlanmış bir kötü yazılımdır. Bu şekilde reklamlardan fazla kazanç amaçlanır. Bu casus programın yerleşip yerleşmediğini anlamak için arama sayfasının istek dışı değişmesi temel alınabilir.

    Tuzak Kapanları -Trap Doors
    Yazılım içerisine yerleştirilen bir virüstür. Bu virüsün yerleştirildiği bilgisayara uzaktan erişimle ulaşılması muhtemeldir.

    Ekran-Kayıt Screenlogger
    Fare kullanılırken ekran üzerinde bir yere tıkladığınızda ekran kaydı yapan kötü amaçlı yazılım türüdür. Kaydettiği alan ya bir kısmı ya da ekranın tamamıdır. Bu kayıtlar sabit bir yere gönderilir.

    Casus -Spyware
    Ziyaret edilen sitelerde tuzak pencerelere tıklanmasıyla bilgisayara kurulan yazılımlardır. Bilgisayarın kendi virüs koruma programının olması bu açıdan önemlidir.

  • Zaman Yönetimi Hedefi Günü 25 Saat Yaşamaktır

    Belki de çoğunuzun favori özlü sözü, girişimcilere durmaksızın motivasyon kaynağı olan “Herkesin günde 24 saati var.” cümlesidir. 

    Bu cümlenin kaç kez Facebook sayfanızda ya da Twitter akışınızda karşınıza çıktığını düşünün. Peki ya Instagram akışınız? Eğer siz de benim gibiyseniz günde en az bir kaç kez karşınıza çıkıyordur. Hiç, bir an olsun bu konu üzerinde gerçekten düşündünüz mü? İsterseniz bu cümlenin gerçekliğini tekrar inceleyelim.

    Bu dünyadaki her bir insan, günde aynı 24 saate sahip. Zengin ya da fakir, çalışan ya da girişimci, dünyanın her köşesindeki herkes bir gün içinde aynı miktarda zamana sahip!

    Zaman: En büyük eşitleyici.

    Tipik bir günü parçalara ayıralım. Uyanıyor, işe gidiyor, eve geliyor, spor salonuna gidiyor, yemek yiyor, bulaşıkları yıkıyor, çocukları yatırıyor, birazcık rahatlıyor ve uyuyorsunuz. Başa sarın ve devam edin. Gün be gün… 40 yıl sonra emekli olana kadar…

    Dürüst olmak gerekirse, yetişkin olmak hafta boyunca size pek de boş vakit bırakmıyor. Her gün sadece 1 saatlik “boş zaman”ımız oluyor. Madem hepimize aynı evrensel para birimi veriliyor, o halde başarılı insanları farklı kılan ne? Gerçek şu ki; bu dünyanın seçkinleri günün gizli 25. saatini buldu.

    O boş zamanınızı geçirdiğiniz saat var ya, işte o 25. saat. Bir çok insanın fark etmediği ve başarılı insanların bazı işleri hallettiği saat. Girişken insanların hayalleri üzerinde çalıştığı saat. Bazıları bunu sabahları işe gitmeden önce yapıyor, bazıları ise; iş dünyasının geri kalanı gecenin son TV dizisini izlerken yapıyor. Kimisi ise eve giderken toplu taşımada yapıyor.

    Bu, mobil uygulamanızı inşa edebileceğiniz saat.  25. saat;

    Girişimiinizi hayata geçirip ölçeklendirdiğiniz yer. Burası, girişken birinden CEO’ya dönüştüğünüz yer. Eğer günün küçük bir saatinin ne kadar güçlü olabileceğine dair şüphe duyuyorsanız, bu etkinin ne kadar büyük olabileceğini hesaplayalım.

    Günde 1 saat, haftada 6 günden, haftada 6 saat demek. Bu da her ay 24 saat yapar. Yani hayallerinize adanmış koca bir gün!

    Bunu bir yıl boyunca sürdürürseniz, hayatınıza 312 saat eklemiş olursunuz. Koskoca 13 gün! Bu geri kalan herkes hayatını harcarken, bu size ayrılmış iki hafta boyunca süren bir verimlilik anlamına geliyor! İkinci bir gelir elde etmek için 312 saat, kendi mobil uygulamanıza sahip olmak için 312 saat, kendi patronunuz olmak için 312 gün, şirketinizi büyütmek için 312 saat, sizinle aynı şeyi yapmaya çalışan geri kalan herkesten 312 saat ileride olmak!

    Bu bir çalışanın girişimciye dönüşmesinin ve girişimcinin işi büyüterek bir sonraki milyon dolarlık uygulamanın CEO’su olmasının “gizli tarifi”!

    En iyi kısmı ne biliyor musunuz?

    Güne beraber başladığınız insanlarla aynı miktarda zamana sahipsiniz. Şimdi bundan faydalanın ve verilen zamanda uygulamanızı hayata geçirin. Şimdi 25. saatte ne yapacaksınız? TV mi izleyeceksiniz? Bara mı gideceksiniz? Onuncu defa Facebook’ta mı gezineceksiniz?Ya da geçen seneden beri üzerinde düşündüğünüz uygulama fikri üzerine mi çalışacaksınız?

  • Açık Planlı Ofislerin Verimlilik Sorunları

    40.000’den fazla çalışanın katıldığı kapsamlı bir çalışmada, açık ofis sisteminin istenilen yeterlilikte çalışmadığı ortaya konuldu.

    Uzaktan çalışma, çok yakında yeni bir norm haline gelecek. Kısa süre önce yapılan Fuze araştırmasına göre; işçilerin yüzde 83’ü verimli olabilmek için ofiste olmaya ihtiyaç duymadıklarını ve yüzde 38’i uzaktan çalışmaya izin verilirse işlerinden daha fazla keyif alacaklarını belirtti.

    Açık Planlı Ofislerin Üretkenliği Azaltan Faktörleri

    Fiziksel alanlar küçülüyor – Daha fazla şirketin ve ekibin bir araya gelmesini sağlayan bu sistem; en iyi fikirleri yaratan çalışma alanlarıyla işbirliğine dayalı bir ofis modeline geçileceğini gösteriyor.

    Geleneksel masalar kaybolacak – Kapalı ofis ortamlarından ziyade, kahve zincirlerindeki masalar gibi bir çalışma ortamında ihtiyaçlara uygun alanlar oluşturulmaya çalışılacak.

    Çalışma saatleri standart 9 – 5 değil de 7 gün 24 saat şeklinde tasarlanacak. Aslında, yakın tarihli bir Fidelity anketi, Millennials’ın daha esnek bir çalışma ortamı için ücret indirimi yapacağını da söylüyor.

    Liste, şirketlerin açık plan ofisleri hakkındaki fikirlerini yansıtmaktadır. Maddelerin geneline bakıldığında; insanların bir ofiste çalışmak istemediklerini görüyoruz.

    Üzücü bir gerçek var ki; insanlar, açık ofis ortamında kızgın bakışların olduğu gergin bir ortamda yaratıcı olamıyorlar. Açık ofis sistemi, beklenilenin aksine çok verimli sonuçlar vermemektedir. Eğer bu fikrin tam tersini düşünmeye devam ediyorsanız; size verimsiz olduğunu kanıtlayan bir örnek sunacağım:

    ABD’de 300’den fazla şirketin katıldığı, 40.000’den fazla çalışanın yer aldığı araştırma, bu konuda bugüne kadar ki yapılan en kapsamlı araştırmadır. Çevresel Psikoloji Dergisi’nde yayınlanan sonuçları ise şöyle;

    Kapalı özel ofisler, özellikle akustik ve mahremiyet konularında iç ortam kalitesi gibi birçok yönüyle açık plan düzenlerinden daha iyi performans gösterdi. Açık alan ofislerinde ise; gizlilik ve gürültü sorunu mevcuttur. Açık ofis sistemleri, uzaktan bakıldığında güzel bir oluşum gibi görünse de; gürültü ve birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bir çift kulaklık ile giderilebilen gürültü kirliliğinin aksine, görsel kirliliği engellemek mümkün değildir. Kafanıza bir havlu atmadan oyun çadırı gibi ekranı kapatmanın hiçbir yolu yoktur.

    Bu konuyla ilgili şunları söylemek mümkün: Aslında, insanlar evde çalışmak istiyorlar ve açık plan ofisinden kurtulmak için maaşlarının azalmasına bile razılar. Açık planlı ofisler, sadece verimliliği bozmakla kalmıyor, kişilerin işe gelme isteklerini dahi kaçırıyor.

    Garip olan durum ise; ofis alanlarını tasarlayan kişilerin ve onları işe alan yöneticilerin bu durumun farkına varmaması. Ama, siz her şeye rağmen açık planlı bir ofis ortamında çalışmayı düşünüyorsanız eğer; bunu bir kez daha düşünmenizi öneririz.

  • Çalışanların Mutluluğunu ve İş Verimliliğini Artırma Yolları

    Günde 12 saatten fazla çalışıyorsanız size kötü bir haberim var. Hem kendinize zarar veriyorsunuz hemde işinize herhangi bir verimlilik katamıyorsunuz.

    12 saatten daha az çalışmak işinizi sevmediğiniz anlamı taşımaz. Kişisel hayatınız ile iş hayatınız arasında iş yaşam dengesi kurduğunuz zaman her anlamda daha sağlıklı, verimli olursunuz ve çalışanlarınız da bir o kadar mutlu olur.

    İş  – Yaşam dengesinin faydaları

    İş yaşam dengesinin sağlıklı bir iş alışkanlığı ve gelişimi ortaya koyar.

    İş yaşam dengesini oluşturduğunuz zaman verimlilik artar. Özellikle siz ve çalışanlarınız yorgunluktan kendinizden geçince veya tükenmişlik duygusuna kapılınca işi bitirmelisiniz. Çok çalışmak daima verimli olmak veya çok kazanmak anlamı taşımamaktadır. Çok çalışınca stres olursunuz ve uykulu hissetmeye başlarsınız.

    Personel değişim oranı ve işe alım maliyeti azalar

    Yapılan araştırmalara göre iş yaşam dengesi konusunda destek almayan çalışanların en fazla 2 yıl aynı işte çalıştığı görülmektedir. Destek alanların ise bu konuda diğerlerine göre daha sorunsuz olduğu gözlenmektedir. Personel değiştikçe maliyetlerde artmaktadır. İşten ayrılanın deneyimi, işe yeni alınanın maliyeti, eğitim süreci ve masrafları göz önünde bulundurulunca iş-yaşam dengesi konusunda çalışanlara destek olmak daha yararlı olacaktır.

    Çalışanların katılımı artmaktadır

    İşverenlere en iyi personel nasıl personeldir diye sorulursa verilecek cevap işini en çok sahiplenip en iyi reklamını yapandır diye cevap alma olasılığınız yüksektir. Ayrıca az izin alıp az hastalanlar da işveren için en makbul çalışan sınıfına girebiliyor. 🙂

    Bu tarz çalışanlara sahip olmak istiyorsanız iş-yaşam dengelerine özen göstermeli ve saygı duymalısınız.

    Daha az sağlık harcaması ve izin alma

    Stresin insanı tükettiğini hepimiz biliriz. Stresin olduğu yerde işten verim almak imkansız hale gelmektedir. Stresin sebep olduğu bir diğer şey ise sık sık hastalanma ve çalışamama durumudur. İş-yaşam dengesini doğru oluşturan insanların böyle bir sorunu yaşaması imkansız olmasa bile işe etki etmeyecek düzeydedir.

    Dipnot: İş yaşam dengesi daha çok kazanç elde etmenizi sağlar. Gereksiz harcamaların olmamasını sağlar ve şirketin değerinin, saygınlığının artmasını sağlar.

    İş – Yaşam dengesini doğru bir şekilde sağlamanın ipuçları

    • Daha esnek ve alternatif çalışma saatleri sunmalısınız.
    • Çalışanların evden de çalışabilmesi olanağını sağlayın.
    • İşten izin almalarını sağlayın.
    • Bazı sınırlamalar koyun (akıllı telefon kullanma sıklığı ve sosyal medya)
    • Çalışanlara ve ailelerine yönelik etkinlikler organize edin.
  • KOSGEB Girişimcilik Belgesi Alınır?

    KOSGEB Girişimcilik Belgesi, KOSGEB tarafından sunulan bir hizmettir ve bu belgeyi almak için bazı şartları yerine getirmeniz gerekmektedir. İlgili şartlar genellikle girişimcinin iş planını hazırlaması, vergi dairesine kayıt olması, ticari faaliyetini başlatması ve belirlenen eğitim programlarına katılması gibi konuları içermektedir.

    Başvuru yapmadan önce, KOSGEB’in resmi web sitesini ziyaret ederek gerekli koşulları ve belgeleri incelemeniz tavsiye edilir. Başvuru süreci genellikle online olarak gerçekleştirilebilir ve belgenin verilmesi için belirli bir süreç takip edilir.

    KOSGEB Girişimcilik Belgesi Nedir?

    KOSGEB Girişimcilik Belgesi, Türkiye’deki Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından sunulan bir belgedir. Bu belgeyi alan girişimciler, KOSGEB’in sunduğu destek programlarından yararlanabilirler.

    Girişimcilik belgesi, iş kurma aşamasındaki yeni girişimciler için verilen bir belgedir. Belge sahibine, iş kurma sürecinde vergi indirimleri, faizsiz kredi imkanı, eğitim desteği ve danışmanlık hizmetleri gibi bir dizi avantaj sağlar. Ayrıca, KOSGEB tarafından düzenlenen iş planı eğitimi programına katılmak da gereklidir.

    KOSGEB Girişimcilik Belgesi, iş kurma sürecindeki girişimcilerin ekonomik açıdan desteklenmesi amacıyla verilen önemli bir belgedir.

    Hangi Adımları gerçekleştirmeniz gerektiğini konuşalım.

    1. KOSGEB e-Akademi adresine gidin.
    2. Ekranın sağ üstünde yer alan giriş yap butonuna tıklayın.
    3. Açılan ekranda e-Devlet ile giriş seçeneğini seçin.
    4. E-Devlet bilgilerinizi girerek sisteme giriş yapın.
    5. Tüm Eğitimler başlığına tıklayarak, Eğitim Kategorileri başlığının altındaki eğitim türlerinden birisini seçin.
    6. Geleneksel Girişimcilik Eğitimine kayıt olabilirsiniz.
    7. İleri Girişimcilik Eğitimine kayıt olmanız için önce Geleneksel Girişimcilik Eğitimini tamamlamanız gerekmektedir.
    8. Eğitimleri bitirip eğitim sonunda gireceğiniz sınavda soruları doğru bir şekilde cevapladıktan sonra KOSGEB Girişimcilik Belgesi alabilirsiniz.

    İşte girişimcilik belgesini alabilmek aslında bu kadar kolay.

  • Başarılı İnsanların Eşsiz 10 Özelliği

    Bazen öyle başarılı hikâyeler dinliyoruz ki, dünya üzerindeki misyonumuzu sorgular hale geliyoruz. Sonuçta onlar da insan, bizler de. Belli ki, yaptıkları farklı bir şey var; yoksa hayatlarımız bu kadar farklı olmazdı.

    Peki nedir bu farklar?

    Neden farklılar?

    İnanılmaz derecede başarılı insanların hayata bakışı farklıdır. Bu da onların yaşam, çalışma, yatırım gibi aksiyonlarında farklı davranmalarına neden olur.

    Büyük düşünürler

    Başarılı insanlar problemlere büyük çözümler bulmaya çalışırlar. Tim Draper, sadece büyük problemlere çözümler üreten girişimcilere yatırım yaptığını, çünkü sadece büyük çözümlerin büyük değişimler ve fırsatlar getirebileceğini söylüyor.

    Çevrelerinde her zaman büyük yetenekler olur

    Çok başarılı insanlar, kral olmak yerine başarılı olmayı tercih ederler. Bu sebeple çok iyi bir ekipleri olur. Son derece yetenekli olan bu insanlarla başarı, kesin sonuçtur.

    Büyük ve hesaplanmış riskler alırlar

    Hesaplanmış riskler, kumar oynamaktan farklıdır. Sürekli ekonomi makalelerinde, insanların “risk aldığını” okuruz, ancak bu riskler bir çok ihtimali çoktan içinde bulundurmuştur ve göze almaya değerdir. Steve Jobs’ın tüm muhtemel olumsuz dönüşlere rağmen Apple’a geri dönmesi büyük bir riskti. Şirketi küllerinden doğurdu.

    Gerçekleştirirler

    Başarılı insanlar büyük hayallerden ve planlardan bahsetmezler. Onlar bu planları gerçekleştirirler. Sadece güzel bir fikre sahip olmak ya da ağzı iyi laf yapmak yeterli değildir. İkisi aynı anda gerekir. Çoğu başarılı insan da iyi fikirleri bulmamış, ancak çevresindekilerin fikirlerini alevlendirmişlerdir.

    Okurlar

    Her şeyi bildiğinizi düşünürseniz, hiçbir şey öğrenemezsiniz. Başarılı insanların en çok yaptığı şey de budur: Öğrenmek. Dünyayı değiştirecek kadar başarılı olmak isteyenler, dünya üzerinde ne kadar küçük olduklarını ve öğrenecek ne kadar çok şeyleri olduğunu çok iyi bilirler. Bu sebeple, çok okurlar.

    Zor ama akıllıca anlaşma yaparlar

    Eskiler, zenginlerin harcaya harcaya zengin olmadığını söyler. Hayırseverlik konusunda elleri açık olan bu kişiler için konu iş olduğunda, elleri baya sıkıdır. Anlaşma yaptıkları her notada, tüm detayları dikkatle incelerler. Bu sayede, ilerideki riskleri azaltırlar.

    Belirli bir rutinleri vardır

    Başarılı insanların günlük ve hatta haftalık rutinleri bellidir. Bunu bozmayı pek sevmezler. Sürekli değişken rutinler, onları yorduğu ve stres yarattığı için riske girmeyi istemezler.

    Alışverişe değil, ilişkilere odaklanırlar

    Beraber iş yaptıkları insanlarla uzun soluklu çalışmalar yapmak isterler. Bu sebeple kazandıkları miktardansa, kurdukları ilişkiye bakarlar.

    Birbirleriyle aynı ortamlarda bulunurlar

    Çok başarılı insanları çevresinde genelde çok başarılı insanlar vardır. Beraber çalışmayı ve başarıya ulaşmayı severler.

    Önemserler

    Dünyayı önemsemek, ihtiyaçları öğrenmektir. Büyük değişimler, insanların hayatını etkiler. Bu sebeple, onlar için anlamı olan şeyleri yapmayı severler.

  • İş Görüşmelerindeki Aldatıcı Sorular ve İyi Cevaplama Yöntemleri

    İş bulmak, dünyanın en stresli şeylerinden biri olsa gerek. Sizi beğenecekler mi? Beğenseler bile orada mutlu olacak mısınız? Diğer seçenekleri değerlendirmek daha mı doğru olurdu? Bunun gibi birçok soru oluşur kafanızda.

    Bunun bir de işveren tarafı var. İşe girmek kadar, ekibe ve şirkete yaraşan kişiyi seçmek de bir o kadar zordur. Bunun için şirketler, bazı aldatıcı sorular sorarlar ve ruhunuz bile duymadan sizi değerlendirmiş olurlar. Size birkaçını söyleyelim, siz de kendinizi daha iyi ifade etme şansını yakalayın.

    Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

    Tüm görüşmelerin başlangıcı olan ve önemsiz gibi görünen bir sorudur. Aslında bu soru, sizinle ilgili birçok ipucu verir. Bu soruya hazırlıklı ve kendinden emin cevap veriyor olmanız, ev ödevinize iyi çalıştığınızı gösterir. Kendinizi ifade etme şekliniz de, karakterinizi hemen ele verir.

    En iyi adaylar bile kişisel hayatlarından bahsederek cevap vermeye başlayabilir; ancak bunu yapmamalısınız. Hatta sizi bu konuda yönlendirecekler ve koyu bir muhabbete dalacaklardır. Yapmayın. Beklenen cevap, işverenin sizden başarılarınızdan bahsetmenizi istemesidir. Net, kendinden emin ve inandırıcı olmalısınız. Başarmak istediklerinizi de belli etmelisiniz.

    Kendinizi bir kelimeyle ifade edebilseniz, bu ne olurdu?

    Kendinizden ne kadar emin olduğunuzu ve ekiple çalışıp çalışamayacağınızı ölçmek için sorulur. Ancak yöneticinin nasıl bir çalışan aradığını bilmediğiniz için bu soruya cevap vermek zor olabilir. Kelimelerin gücü bazen yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

    Başvurduğunuz pozisyonun ne olduğuna bağlıdır. Örneğin, finans bölümüne başvuruyorsanız, “yaratıcı” demek yerinde olmayabilir. Bunun yerine “dakik” demek daha mantıklı olur. Bu soru gelene kadar şirketi ve görüşmeyi yapan kişiyi iyi gözlemleyin. Size ne demeniz konusunda ipuçları verecektir.

    Başvurduğunuz diğer pozisyonlara nazaran, bizim pozisyonumuzu nasıl buluyorsunuz?

    İş arama konusunda ne kadar aktif olduğunuzu ve diğer pozisyonlar hakkında ne düşündüğünüzü öğrenmek için sorulur. Ancak tek başvurduğunuz yerin burası olduğunu söylerseniz, yalan söylediğinizi düşünebilirler. Çünkü iş arayan herkes, birden fazla şirkete başvurur. Ayrıca diğer şirketlerle ilgili olumsuz şeyler söylememek de önemlidir. Bu şekilde kişiliğinize not verirler.

    Başvurduğunuz birkaç şirket olduğunu ve henüz kendiniz için en iyi şirketin hangisi olacağına karar vermediğinizi söylemektir. Kötülemenin ya da övünmenin faydası olmaz.

    En büyük üç zayıf ve güçlü noktanızı bize söyleyebilir misiniz?

    Her pozisyonun belirli gereksinimleri olduğunu belirlemek için sorulur. İşveren, bu noktalara uyup uymadığınızı anlamaya çalışır. Zayıf noktalarınızı güçlü noktalarla nötrlemek burada önemlidir. Eğer yapmazsanız, bu iş için yetersiz görünebilirsiniz.

    İşverenin güçlü noktalarınızın işe neler katabileceğini ve zayıf noktalarınızın gidişatı engelleyip engellemediğini bilmek istediğidir. Olgunluk ve özgüven de sizde fark etmek istedikleri şeylerden biridir.

    Neden burada çalışmak istiyorsunuz?

    Sizi heveslendiren şeyin ne olduğunu öğrenmek ve şirketi iyice araştırıp araştırmadığınızı anlamak amacıyla sorulur. Bu sizin işi ne kadar istediğinizi gösterir.

    Bu soru aldatıcı olabilir. Bir şirkette çalışma nedenlerinizin öncelik sırasını belirlemek burada önemlidir. Eski şirketinizden kurtulmak mı istiyorsunuz, daha fazla mı para istiyorsunuz yoksa bu şirkette mi çalışmak istiyorsunuz?

    Gerçekten bu işi isteyip istemediğinizi test eder. Ekiple anlaşabilir misiniz, yeterince enerjik misiniz, şirketi iyice araştırmış mısınız, hedeflerini ve amaçlarını iyice anlamış mısınız? Ve en önemlisi, bu şirketin bir parçası olmayı gerçekten istiyor musunuz?

    Umarız, istediğiniz işi elde eder ve başarıdan başarıya koşarsınız.

  • İş Yerinde Mutlu Pozitif Olmanın Basit Yolu

    Kendi mutluluğumuz ve verimliliğimiz için en önemli kaynaklardan biri sahip olduğumuz enerjidir. İnsanlar, enerjik olmanın verimlilik için hayati önem taşıdığının bilincindedir. Hatta enerji içeceklerinin piyasası şu anda 10 milyar dolara ulaşmış durumda.

    Var olan enerjimizi korumak, restore etmek ve deşarj olmak için yapmamız gerekenlere birlikte bir göz atalım.

    • Enerji emicileri tespit edip onlara engel olun

    Her gün, sizi tüketen, enerjinizi emen insanlara karşı duyarlı olmalısınız. Çalışma arkadaşları, müşteriler, işçiler, ortaklar bunlar arasında sayabileceklerimiz. Kötü gününde olan biri ile karşılaştığınız zaman, negatifliğini size bulaştırabilir. Bu olumsuzluğa engel olabilmek için yapabileceğiniz iki şey vardır:

    • Öncelikle bunları bir zaman sırasına koyun.

    Zor ve size olumsuzluk bulaştıracak kişilerle görüşmek zorunda olduğunuz zaman bunu en kolay atlatabileceğiniz zaman dilimine koyun. Sabah yapıp kurtulmayı ya da akşam yapıp sonrasında işinizi etkilememesi için ayarlamayı düşünebilirsiniz. Enerji seviyenize göre ayarı verebilirsiniz.

    • Sadece cevap verip tepki vermeyin.

    Cevap vermekle tepki vermek arasında dağlar kadar fark vardır. Bir mesaj, mail veya benzeri bir şey aldığınızda ve sizi olumsuz etkilediğini düşündüğünüzde, hemen cevap vermek veya tepki koymak yerine biraz bekleyin, duygularınızı kontrol ettikten sonra cevap verin.

    • Küçük aralar için plan yapın

    Bazı iş alanlarında sürekli müşterilerle görüşmek ve toplantılar yapmak zorunda kalabilirsiniz. Bu noktada enerji sürekli düşüş gösterir. Bu açığı kapatmak için sık sık küçük aralar verip dışarı çıkmalısınız ve kaybettiğiniz enerjiyi tekrar kazanmalısınız. Böylece tekrar oyuna dahil olabilir ve işinize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

    • Bol bol su tüketin

    Dehidrasyon (vücudun suyunu kaybetmesi durumu), enerjiyi tüketir. Bu durum, daha çok suya ihtiyaç duymamıza ve şeker, karbonhidrat gibi atıştırmaları istememize neden olabilir.

    • Dramatik durumları mıknatıs gibi çekmeyin

    Başkalarının dramatik durumları üzerinde akıllı davranmalısınız. İlişkinizi belirli bir noktada tutmalı ve o dramın sizi esir almasını engellemelisiniz. İnsanlara o acının esiri olmadan da yardım edebilirsiniz. Başkaları sizi bu tür durumların içine çekmeye çalıştığında hayır demeyi bilmelisiniz. Empati kurarak insanlara yardımcı olabilirsiniz, ancak kendinizi aynı acının içinde bulup çaresizce kıvranmak yerine buna bulaşmadan yardımcı olabilirsiniz.

    • Kendi enerji seviyenizi bilin ve ona göre bir plan yapın

    Bazı insanlar sabah çok enerjik olabilir ve verimli olabilirken, bazıları ancak öğleden sonra 3 gibi kendilerini verimli hisseder. Ben genel olarak sabah verimli olabildiğim için zor işleri sabaha koyarım. Öğleden sonra özellikle yemekten sonra bir mayışma ve uyku hali gelir ki, bu hali ancak 3’ten sonra üzerimden atabilirim. Siz de verimli olduğunuz saatleri belirleyip işlerinizi ona göre planlayın.

    • Duyularınızı harekete geçirin, kamçılayın

    Bazen toplantılar için ofislere gittiğinizde nane, tarçın veya turunçgil kokuları alabilirsiniz. Bazen de klasik müzik veya rahatlatıcı müzikler dinlersiniz. Bu tür şeyler duyularınızı harekete geçirir ve beyninizin limbik sistemini uyarır. Bu da muhteşem bir enerji sağlar ve odaklanmanızı kolaylaştırır.

    Kişisel enerjimizi korumak sadece bizim için değil, aynı zamanda hayatımızda bulunan herkes için faydalıdır. Bizi güçlendirir ve işimizde, özel hayatımızda, deneyimlerimizde en iyi şekilde hareket etmemizi sağlar. Bol şans…

  • Başarılı YouTuber Olma Yolları Neler?

    YouTube’da herkes bir video yayınlayabilir, ancak bir milyondan fazla abonesi olan takip ettiğiniz kanalları, oluşturmak ve sürdürmek ciddi bir çalışma ve kararlılık gerektirir. Peki, nasıl başarılı bir Youtuber olunur?Youtuber terimi, bir YouTube içerik oluşturucusunu ifade eder. Temel olarak YouTube, her türden videoları barındıran Google ürünlerinden biridir. Dolayısıyla, video paylaşım sitesi YouTube için videolar oluşturan kişi bir tür “videograf”dır.

    YouTube’daki ana içerik videolardır. Eğlendirici, eğitici veya bilgilendirici olabilirler. Web sitesinin amacı, YouTube kullanıcılarının izleme keyfi için videoları harmanlamaktır. Dolayısıyla, Youtube içerik oluşturucuları Youtuber olarak da bilinir.

    YouTube’tan Para Kazanmanın Yolları

    Para kazanmak için bir öncelikli olarak YouTube kanalı sahibi olun , alakalı içerik yayınlayın ve trafik oluşturun. Trafik, reklamlardan ne kadar kazandığınızı belirler. Ayrıca hem dijital hem de dijital olmayan ürünlerin satış ortağı bağlantıları ve ürünleri yoluyla kanallarınızdan para kazanabilirsiniz.  YouTube İş Ortağı Programı’na kabul edilmek için şunları yapmanız gerekir: En az 1.000 aboneye sahip olmak, son 12 ayda 4.000 geçerli genel izlenme saatine ulaşmak, AdSense hesabınızın olması.

    • Reklam geliri: Görüntülü, yer paylaşımlı ve video reklamlardan elde edilen reklam geliriyle YouTube’da para kazanabilirsiniz. En az 18 yaşında olmalı veya AdSense aracılığıyla ödemelerinizi gerçekleştirebilecek 18 yaşından büyük bir yasal vasiye sahip olmalısınız. Reklamverenlere uygun içerik kurallarını karşılayan içerik oluşturmalısınız.
    • Kanal üyelikleri: Üyeleriniz, sunduğunuz özel ayrıcalıklar karşılığında aylık olarak yinelenen ödemeler yapar. En az 18 yaşında olmalı ve 30.000’den fazla aboneye sahip olmalısınız.
    • Ürün rafı: Hayranlarınız, izleme sayfalarınızda sergilenen resmi markalı ürünlere göz atabilir ve satın alabilir. En az 18 yaşında olmalı ve 10.000’den fazla aboneye sahip olmalısınız.
    • YouTube Premium Geliri: İçeriğinizi izleyen YouTube Premium abonesinin abonelik ücretinin bir kısmını alarak gelir elde edebilirsiniz.  Youtube Premium abonelerinden daha fazla gelir elde etmek için bu izleyicilerin neler izlediğini analiz ederek onlar tarafından izlenen içerikler oluşturabilirsiniz.
    • Satış ortağı bağlantıları: Hiç YouTuber’ın bir ürünü gözden geçirdiği bir video izlediniz mi? Bir YouTuber’ın “favori markası” adına attığı bir video… Satış ortağı bağlantıları, bir YouTuber’ın makyaj gibi bir ürünü  yada herhangi bir hizmeti incelemesini veya bunlardan bahsetmesini içerir. Bir izleyici video açıklamasında bulunan bağlantıya tıkladığında ve bir satın alma işlemi yaptığında, YouTuber  olarak bu satın alma işleminin bir yüzdesini kazanabilirsiniz.
    • Sponsorluk: Ünlü YouTuber’lar ayrıca marka sponsorluklarından da para kazanıyor. Güçlü bir takipçi kitlesine sahip büyük bir YouTuber iseniz, şirketler sizinle ortaklık kurmak isteyecektir. Markalardan,  ürünlerini gözden geçirmeleri, tanıtmaları ve satışlarını artırmaları için ödeme alabilirsiniz.

    Youtuber Olmak İçin Gerekenler Nelerdir?

    Başarılı olmak için bazı temel becerilere ihtiyacınız olacak. Bu beceriler şunları içerir:

    • Yaratıcılık
    • Kalıcılık
    • Eğlenceli olmak
    • Kendinizi markalayın
    • Daha büyük kanallarla işbirliği yapma.
    • Yenilikçi olun.
    • Organize olmak.
    • Güçlü bir iş ahlakına sahip olmak.
    • Hırslı olmak.

    Nasıl YouTuber Olacağınıza İlişkin Adımlar

    Yeni başlayan bir YouTuber olmak için aşağıdaki adımları izleyin:

    • Diğer Başarılı YouTube Kanallarını İzleyerek Başlayın:Başarılı bir YouTuber olmak istiyorsanız, işe YouTube izleyerek başlamalısınız. Var olan başarılı YouTuber’ları inceleyin. Ortaya koydukları içerik türlerine bakın ve görüntüleyenlerinin ve abonelerinin onlara nasıl tepki verdiğini görmek için videolarındaki yorum bölümlerini okuyun.
    • YouTube’da Doldurmak İstediğiniz Bir Boşluğu Belirleyin:Halihazırda kendisine ayrılmış büyük bir YouTube kanalına sahip olmayan belirli bir konu hakkında bilgi veya beceriniz var mı? Ya da belki makyaj yapmayı seviyorsunuz ve YouTube’da sayısız makyaj eğitim kanalı varken, hiçbirinin veya çok azının belirlediğiniz konu üzerine odaklanmadığını fark ediyorsunuz. YouTube’da doldurabileceğiniz boşlukları arayın.
    • Bir Niş Seçin:Bir Youtuber olarak başarılı olmak için ilgi alan bir pazarlama alanı seçmelisiniz. Bir niş seçmek sizi yalnızca onunla sınırlamaz. Pazarlama alanınızla ilgili diğer fikirleri de kullanabilirsiniz.  Örneğin, yaşam tarzı ve moda nişini seçerseniz, alt kategoriler olarak sağlıklı yaşam ve pratik bilgiler hakkında videolar ile kanalınızdaki video çeşitliliğini arttırabilirsiniz.
    • Kanal Hedefinizi Belirleyin:Youtuber olmanın bir sonraki adımı, Youtube kanalınız için net belirlenmiş hedeflere sahip olmaktır. Önce belirli bir hedef kitle seçin, ardından neyi başarmayı planladığınızı belirleyin.
    • İçerik Fikirleri:Kanal hedefinizi açıkça belirttiyseniz, bu başarıyı gerçekleştirmenize yardımcı olabilecek içerik fikirleri üretmeye devam etmelisiniz.  Başarılı bir youtuber olma konusunda ciddiyseniz, sırasına göre açıkça ifade edilmiş 40’tan fazla içerik fikrine sahip olmalısınız.
    • Ekipman:Sahip olmanız gerekenler; kamera, aydınlatma, mikrofon, tripod ve iyi bir video düzenleme programı. Videolarınızı nasıl düzenleyeceğinizi öğrenmek, daha fazla izleyici de çekebilir. Kaliteli ve büyüleyici efektlere sahip ilgi çekici içerikler, videolarınızın öne çıkmasına yardımcı olabilir.
    • Arama Motoru Optimizasyonu:Özellikle, bir YouTuber olarak kazanmayı düşünüyorsanız, içeriğiniz ne kadar iyi olursa olsun, görüntüleyenler olmadan, para kazanmanız mümkün değildir. Başarıya ulaşmanın yolu, arama sonuçları için kanalınızı optimize ederek organik trafik oluşturmaktır.  Yayınladığınız her içerik için, anahtar kelimeleri YouTube’da arama yapanlar için ilk seçenek olacak şekilde optimize etmelisiniz. Kalite önemlidir, ancak Google aramadaki görünüm paraya dönüşecek trafiği oluşturacaktır.
    • Düzenli Olarak İçerik Yayınlamaya Başlayın:Başarılı olmanın anahtarı içeriğe ayak uydurmaktır. Görüntüleyenlerin sizden ne zaman yeni videolar bekleyeceklerini bilmeleri için kendinizi düzenli bir yayın programına alın. Örneğin, her Salı saat 20: 00’de kanalınızı yeniden ziyaret eden sadık bir abone kitlesi oluşturacaksınız çünkü onlar için yeni içerik yükleyeceğinizi biliyorlar.
    • Kanalınızı Diğer Platformlarda Tanıtın:Organik aramanın yanı sıra, trafik almak için kanalınızı diğer platformlarda da tanıtabilirsiniz. Sosyal medya platformu oluşturmalı, hedef kitlenize ulaşmak için reklam yayınlamalısınız. Facebook, Instagram ve Twitter gibi YouTube hesabınıza bağlı sosyal medya kanalları oluşturun. Ardından videolarınızı bu kanallarda paylaşmaya ve takipçileri tıklamaları YouTube kanalınıza yönlendirmeye başlayın. Önemli olan onları sosyal medyada tutmak değil, kanalınıza yönlendirmektir.
    • Kanalınızdan Para Kazanın:Kanalınızdan para kazanmak için You Tube Partners Programına başvurabilirsiniz. Ancak, başvurmadan önce yukarıdaki uygunluk durumlarını dikkate almanız önemlidir. Başvurunuz onaylandıktan ve adsense’inizi aldıktan sonra, video başına görüntülemenizi büyütmeye odaklanmalısınız. Bir Youtuber olarak daha fazla trafik, daha fazla para anlamına gelir. Ayrıca daha fazla para kazanmak için kanalınızda ürün satabilir veya sponsorlu videolar yayınlayabilirsiniz.
    • İçeriğinizin Reklamını Yapın:Instagram ve Facebook gibi sosyal medyadaki reklamlar için ödeme yapın. Bu şekilde ulaşmak istediğiniz belirli demografik özellikleri de hedefleyebilirsiniz.
    • Hedef Kitleniz İçin Neyin İşe Yaradığını Öğrenin:Neyin işe yarayıp neyin yaramadığını görmek için izleyicilerinizle bağlantı kurmaya devam etmeniz önemlidir. Kitlenizin daha fazla ne görmek istediğine bakmak istiyorsanız, demografinizi analiz edin, video görüntülemelerinizi takip edin ve sosyal medyada anketler yapın! Sonuçta, onlar için içerik yayınlıyorsunuz, bu yüzden onların isteklerine bir dereceye kadar hitap etmelisiniz. Videolarınızı analiz etmek için Google Analytics’ten yardım alabilirsiniz.

    Youtuber Olmanın Maliyeti Nedir?

    Temelde maliyet, iyi ve kaliteli içerikler üretmek için gerekli ekipmanı satın almaktır. Kaliteli bir kameranız, iyi bir mikrofona erişiminiz ve düzenleme programlarınız var ise daha az harcayabilirsiniz.

  • Kötü Çalışma Arkadaşlarından Kurtulma Yolu

    Kötü çalışma arkadaşları, çalışma takımının performansını olumsuz etkileyebilir. Bu duruma karşı alınabilecek önlemler arasında, bu kişilere izin vermek yerine sorunların üstesinden gelmeye çalışmak bulunmaktadır. Bu tür çalışma arkadaşları, adeta bir kanser gibi takım içinde zarar vererek başarı şansını azaltabilir. Genellikle dedikodu yapma, moral düşürücü konuşmalar gibi olumsuz davranışlar sergilerler.

    Karşı tutumunuz olan kişiler hedefinize ulaşmanıza katkı sağlayacak mı yoksa sizi uzaklaştıracak mı, bu soruyu kendinize sormalısınız. Şikayet etmek yerine, çalışma arkadaşlarınıza bu durumu açıklayabilir ve onlarla bu konuda iletişim kurabilirsiniz. Ancak, önemli olan bu davranışların sizin amacınıza nasıl etki edeceğini değerlendirmektir.

    Kendi kontrolünüzde olan tek şeyin siz olduğunuzu kabul edin ve diğer kişilere odaklanmayı bırakın. Kötü çalışma arkadaşınızın davranışlarını arka planda çalan bir müzik gibi görmeli ve asıl odaklanmanız gerekenin kendi amaçlarınız olduğunu unutmamalısınız.

    Yöneticinize, yaşadığınız sorunları açıkça anlatın. Ancak, bu sırada kendinizi öne çıkarmamaya özen gösterin.

    Hayatın her döneminde zorluklarla karşılaşabileceğinizi kabul edin ve bu tür kişilerle başa çıkmayı öğrenin. Enerjinizi bu tür sorunlarla uğraşmak yerine, kendi hedeflerinize odaklamaya çalışın. Başarıya giden yolda karşınıza çıkacak olan engellerin sadece sizinle ilgili olduğunu unutmayın.