Blog

  • Girişimcilik uğrunda istifa etmeden önce dikkat edilmesi gerekenler

    Uzun süredir kurumsal bir şirkette çalışıyor ve artık kendi kanatlarınızla uçmanın vaktinin geldiğini düşünüyorsunuz. Başkaları için çalışmak yerine artık işinizin patronu olabileceğinize inanıyorsunuz. Hem de uygulanmaya hazır çok iyi bir fikriniz var…

    Birçok kurumsal şirket çalışanı özelikle 30’lu yaşlarına doğru, kariyerlerini gözden geçirme gereği duyabiliyor. Çünkü bu yaşa gelen kişiler artık sadece maddi kazanç değil, işten sağlayacakları manevi tatmine de önem vermeye başlıyor.

    Siz de bu grup arasında yer alıyor ve bir girişimci olarak ilk etapta hangi konulara odaklanmanız gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşıyor olabilirsiniz. Çünkü ne kadar yaratıcı ve başarılı bir fikir de olsa bu girişim için yıllardır emek verdiğiniz ve düzenli kazanç elde ettiğiniz işinizi bırakmak zorunda kalacaksınız ve bu bir risk. Bu durumda, işinizden istifa edip bir girişimci olmak için kolları sıvamadan önce, bazı noktaları gözden geçirmeniz, işe nereden başlamanız gerektiği konusunda size fikir verebilir…

    Neden girişimci olmak istiyorsunuz?

    Girişimci olmayı neden istediğinizi doğru analiz etmenizde ve sebeplerinizin mantıklı ve geçerli olduğundan emin olmanızda fayda var. Sadece kendi işinizin patronu olmak ve kimseye hesap vermemek gibi yüzeysel sebeplerle girişimci olmak, uzun vadede size zarar verebilir.

    Mali durumunuzu analiz etmek

    Girişimciliğe soyunmak belli bir sermaye gerektirir. Bunun yanında işinizi ilk kurduğunuz günlerde ya da aylarda size maddi bir dönüşü de olmayabilir. Tüm bu olasılıkları gözden geçirdiğinizden ve işlerin ters gitme olasılığına karşı maddi olarak hazırlıklı olduğunuzdan emin olmalısınız.

    Başarısızlıktan korkmamak

    Kendi işinizi kurma yolunda ilerlerken, işlerin beklediğiniz gibi gitmeyebileceği fikrine de açık olmalısınız. İlk seferde başarıya ulaşamayabileceğinizi kabul etmeli ve tekrar denemeye hazırlıklı olmalısınız.

    Küçük adımlarla başlamak

    Girişimciliğe soyunmak ve kendi işinizi kurmak için yeterli sermayeniz olsa bile, ilk etapta işe küçük adımlarla başlamanız yararınıza olabilir. Yapmak istediğiniz işle ilgili çalışan istihdamı konusunda, aşırı deneyimli, profesyonel ve pahalı bir çalışan yerine daha düşük maaşla çalışabilecek, fazla tecrübeli olmayan ancak gelecek vadeden kişileri seçmeniz bu anlamda uygulayabileceğiniz yöntemlerden bir tanesi olabilir. Tabi bu çalışanların şartlarını performansa göre iyileştirmeniz gerektiğini de unutmamalısınız. Çalışma alanına göre bazı noktalarda outsource olarak, dışarıdan hizmet alımı yapmak bir diğer yöntem olabilir.

    Yatırımcı bulmak

    Kendi işinizi kurmak için gereken sermayeyi toplarken yaratıcı olmanız da fayda olabilir. Bu konuda yakınlarınıza ya da arkadaşlarınıza gitmekten çekinmeyin. Burada önemli olan nokta, sunumunuzu iyi ve etkili bir şekilde yapmaya dikkat etmek olmalı.

    Vakit kaybetmemek

    Günümüz ekonomi dünyasında her gün yeni ve yaratıcı bir iş sahası açılıyor. Bir fikri siz düşünebildiyseniz, bir başkası da düşünüyor olabilir. Eğer iyi bir fikriniz olduğuna inanıyorsanız, işe bir an önce başlamalısınız. Bir fikir ne kadar iyi olursa olsun ancak uygulamaya geçtiği anda gerçekten size ait bir fikre dönüşür. Bu sebeple, girişimcilik kararınızı doğru sebeplerle aldığınızdan emin olduktan sonra vakit kaybetmeden bunu gerçeğe dönüştürmenizde fayda var.

  • Bulunduğunuz ortamın en iyisi olmanızı sağlayacak 5 ipucu

    Bir dahi olamayabilirsiniz ama iş ve günlük hayatınız için yaratıcı düşünerek birçok probleminize yeni yaklaşımlarla çözüm bulmak elinizde…Yaratıcı düşünme yeteneğinizi serbest bırakarak ve onu geliştirerek, iş hayatınızdaki birçok problem için inovatif çözümler üretebilirsiniz.

    Yaratıcı düşünme yeteneğinize güvenmiyorsanız problem değil, çünkü bu öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir özellik. İşte bulunduğunuz ortamın en iyisi olmanızı sağlayacak 5 etkili ipucu…

    1. Beyin fırtınası yapmak

    Beyin fırtınası yapmak size çok bilindik ve eski bir teknik gibi gelebilir ancak bu kadar popüler olmasının sebebi; gerçekten etkili olması. Üretebildiğiniz kadar çok ve birbirinden farklı fikirler üreterek, çözüm üretmeye odaklanarak, zihninizi geliştirebilirsiniz.

    2. Saçmalamaktan korkmamak

    Aklınıza gelen bazı fikirlere karşı önyargıyla yaklaşmamanız gerekiyor. Size saçma gelen bir fikir çevrenizde birinin o fikre getireceği farklı bir yöntemle çok daha başarılı olabilir. Böylece yaratıcı düşünme yeteneğinizi tamamen serbest bırakarak, gerçekten dahice fikirler ya da çözümler bulabilirsiniz.

    3. Not almak

    Aklınıza gelen her türlü fikri not almaktan çekinmeyin. Böylece zaman zaman bulduğunuz fikirleri ya da çözümleri gözden geçirebilir ve onlar üzerinde çalışabilirsiniz.

    4. Sabırlı olmak ve kendinize vakit vermek

    Yaratıcı düşünme yeteneği bir günde gelişmez ve en iyi fikri ilk denemenizde bulamayabilirsiniz. Bu sebeple sabırlı olmanız ve kendinize zaman vermeniz önemli. Bir fikir bulduğunuzda, bu fikrin gelişmesi için sabırlı olmanızda ve her şeyi bir günde yapmaya çalışmamanızda fayda var. Bulduğunuz bir fikri bir süreliğine unutun, böylece o fikir ya da çözüm bilinçaltınızda yer eder, gelişir ve çok daha yaratıcı bir şekilde karşınıza çıkabilir.

    5. Gözden geçirmek ve geliştirmek

    Yukarıdaki 4 adımı uyguladıktan sonra sıra, bulduğunuz tüm fikir, yaklaşım ya da çözümleri gözden geçirmeye ve bazılarını elemeye geliyor. Bu eleme sürecinde en pratik ve en gerçekçi fikirlere ya da çözümlere öncelik verebilirsiniz. Daha sonra bu fikir ve çözümlere odaklanarak, onları geliştirebilir ve farklı konseptteki fikirleri yaratıcı bir şekilde bir araya getirebilirsiniz.

  • Motivasyonu korumanın yolları nasıl yapılır?

    Bir işi ertelemek veya oyalanmak herkesin problemi. Bazı zamanlar gerçekten çalışacak gibi hissetmeyiz ve başka şeylerle oyalanırız. Bu oyalanma hatası birkaç defa tekrar ettiğinde bağımlılık haline gelebiliyor. Oyalanmak tamamen zaman kaybıdır ve hemen terkedilmesi gereken bir davranıştır.

    Özellikle şimdiki gibi tatil dönemlerinde herkesin kumsalda yattığını düşününce ofiste oturup çalışmak gerçekten sıkıcı bir hal alıyor. Yaz dönemleri şirketler için de çoğu zaman verimsiz geçebiliyor. Oyalanmak, ertelemek veya işleri son ana bırakmak insanlarda stresi arttırır, performansı düşürür ve en önemlisi sağlık açısından kötü etki bırakır.

    İşe İsteksizken Nasıl Kendinizi Harekete Geçirebilirsiniz?

    Oyalanmanın ana kaynağı bahanelerdir. Bahanelerin de temel kaynağı negatif ruh halidir. Bu ruh halini ortadan kaldırmadan üretken olmamız mümkün değil. Öyleyse öncelikle üzerimizdeki negatif enerjiyi pozitife çevirip ondan sonra bahaneleri ortadan kaldırmamız gerekiyor.

    Aşağıda en yaygın bahaneleri ve bunları nasıl aşabileceğimizi anlatacağım.

    Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

    Zorlu bir problemle karşılaşınca donup kalıyoruz. Nereden başlayacağımızı bırakın ne yapmaya çalıştığımız hakkında fikrimiz bile olmuyor. Böyle durumlarda işin bir ucundan tutun gerisi gelir. Bu bahaneyi aşmanın en iyi yöntemi en küçük adımı atmaktır. Nereden başlayacağınız üzerinde çok fazla düşünüp vakit kaybetmeyin.

    Bir nokta seçin ve tamamen ona odaklanın. Problemin zorluğunun sizi korkutmasına izin vermeyin. Problemi daha küçük problemlere bölün ve çalışmaya başlayın.

    Dikkatimi dağıtan çok fazla şey var.

    Ortada zaten büyük bir projeniz ve yapmanız gerekenler listesi var. Bunun üstüne bir de gereksiz olduğunu düşündüğünüz bir sürü şey çıkacaktır. Ofis içi mailleşmeler, müşteri görüşmeleri, haberleri takip etme vb.

    Tüm bunlar üst üste eklenince asıl görevinizden uzaklaşıp vaktinizi boşa harcarsınız. O yüzden kendinize bir takvim hazırlayın ve asıl işinizi en enerjik saatlerinizde yapmaya çalışın.

    Bu çok kolay.

    En kolay görevler en tehlikelileridir. Takviminizi oluştururken bu görevlere çok fazla zaman vermezsiniz. İş başına geçip bu görev üzerinde çalışmaya başladığınızda oluşabilecek en ufak bir problem bile takviminizi alt-üst edebilir. Bu yüzden hiçbirşeyi kolay görmeyin ve her göreve extradan birkaç gün verin.

    Bunu sevmiyorum.

    Üzerinde çalıştığınız projede sizi çeken hiçbir şey yok. Projenin size hiçbir şey katmayacağını ve en önemlisi de bunu yapmaktan zevk almayacağınızı düşünüyorsunuz. O zaman en iyi yöntem bunu hızlıca bitirip kurtulmayı deneyin.

    Merdiven çıkmak çoğu insan için işkencedir. Bu yüzden çoğu insan merdivenleri koşarak çıkar. Böylece merdivenler hemen biter ve gitmek istediğiniz yerde olursunuz.

    Bunu yapabileceğimi sanmıyorum.

    Yöneticiniz size bir proje verdi ve siz gerçekten bunu yapabileceğinizi düşünmüyorsunuz. En kolay yol yöneticiye bunu yapamayacağınızı söylemek gibi geliyor ama yanlış.

    Böyle durumlarda projeyi başarıyla bitirdiğinizi düşünün. Daha da önemlisi projede neler öğrenebileceğinizi ve kendinize ne kattığını düşünün. Böyle şeyleri kafaya takmak veya bunu bahane olarak öne sürmek kolay bir yol ama başarı zor olanı yapmaktır. Zincirinizi kırın ve işe koyulun.

  • Çok başarılı insanların iş ve kişisel hayatlarında edindiği 6 alışkanlık

    Hedefleriniz ister büyük olsun ister küçük, hayata karşı takındığınız tutum çok ama çok önemli. Yok canım ne alakası var demeyin. Her büyük şeyin bir yapı taşı vardır. Büyük başarıların yapı taşı da, günlük hayatınızda edindiğiniz davranışlardır.

    Dünyanın en saygın deneyim, vergi, danışmanlık, kurumsal risk ve kurumsal denetim firması olan Deloitte’in 61 lider ve 18 hiper başarı sahibi projeler üzerinde yapmış olduğu çalışma, aşağıda belirteceğimiz 6 noktada buluşuyor.

    Bir işe kendini tamamen verebilme

    Hiper başarılı insanlar ve ekipler, projelerine kendilerini tamamen verirler. Uyuyup, uyanıp, yemek yer, sonra da işin başına otururlar.

    Korkuya olan inanç

    Aşırı başarılı insanlar ve ekipler, korkularına ve belirsizliklere sıkı sıkı sarılırlar. Ne olacağı hakkında sürekli olarak kaygılı olmak yerine, olası büyük başarılara odaklanırlar.

    Zayıf takımlar ve düşmanlar

    Bir işi başarmak için sıkı çalışmak şarttır. Fikrinizin iyi olduğunu kanıtlamak için elinizden geleni yaparsınız, ancak bunu yaparken yıkıcı olmamak önemli. Bu sebeple başarılı insanlar, ortalığı birbirine katmak yerine saygınlık kazanmaya ve doğru olanı yapmaya odaklanırlar.

    Aykırılık

    Başarı insanlar, bilindik şeylerin peşinde koşmak yerine, yenilik yaratma yolunda gider. Güvenli alanın dışına çıkar, risk alır ve önceliklerin sınırlarını zorlarlar.

    Egemen kafa yapısı

    Çok başarılı bireyler ve ekipler, yaptıkları şeye tutkuyla bağlıdır. Bunun sonucu olarak, büyük ufuklara açılabilirler. Çıtayı her zaman yüksek tutarlar ve bu çıtanın üzerinden atlayan ilk kişi de kendileri olur.

    Olası sorunlara karşı korunma

    Başarılı insanların olduğu yerde bürokrasi olmaz, alt üst ilişkisinde uçurumlar olmaz, siyasi fikirler konuşulmaz. Öncelik iştir ve işi bozma ihtimali olan her potansiyel olumsuzluk, mekândan uzak durur.

  • Üretkenliğinizin durmasının sebepleri neler olabilir?

    İlham perileriniz bu aralar kayıp mı? Bir şeyler üretmeye çalışıyor, ancak bir türlü işin içinden çıkamıyor musunuz? Oysa ki yaratıcılık, başarının anahtarı. Her şey bu kadar güzel giderken, duraklamanızın sebebi ne olabilir? Neden bu durum, geçicilikten kalıcı evreye geçmek üzere?

    Belki de bu 10 sebepten dolayıdır. Gelin bir göz atalım.

    • Aldığınız enerji, verdiğiniz enerjiden az olabilir

    Bu durum, dengesizliği beraberinde getirir ve yakıtınızın tükenmesini sağlar. Arada durup yakıtı fullemek için ara vermezseniz, sonunda tükenirsiniz. Bu da varış noktanıza varamamanız demektir. Yardım istemek için ille de aracın su kaynatmasını beklemeyin. İsteyin!

    • Kontrol edemediğiniz noktalar için gereksiz zaman harcıyor olabilirsiniz

    Her şeyden önce bir insan olduğunuzu unutmayın. Her şeyi kontrol edemezsiniz. Bu konuda ısrarcı olursanız, rakiplerinize her gün daha fazla güç verirsiniz. Sonuçta kaybeden siz olursunuz.

    • İçinizden gelmesi gereken gücü dışarıdan bekliyor olabilirsiniz

    Bazılarımız oturur, bir mucizenin gerçekleşmesini bekler. Bazıları da kalkar, o mucizeyi yaratır. Böyle durumlarda aktif olan kazanır.

    • İlişkilerde oluşturduğunuz sağlıksız sınırlar, dengenizi bozuyor olabilir

    İş, arkadaşlık ve aşk birbirinden bambaşka şeylerdir. Bazen insanlara hayır diyebilmelisiniz. Hayır demeyi öğrenin. Duygusal bağlara sınırlar çizin ve bunun işinizle karışmasına asla izin vermeyin.

    • Uzman olduğunuzu düşünmenize rağmen, kendinizi geliştirmeye yeterince zaman harcamamış olabilirsiniz

    Biraz acı oldu bu söylediğimiz, ancak bir gerçek olabilir. Belki de, yeteri derecede bilgi sahibi olmamışsınızdır. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. Kendinize zaman ayırın ve öğrenmeye bakın.

    • Derin konulara girmek istemediğiniz için kısır döngüye girmiş olabilirsiniz

    Uzun vadeli başarı bekliyorsanız, zaman kaybı en büyük düşmanınız. Asıl sorundan kaçmaya çalışırken, kendi kurduğunuz tuzağa düşmeyin. Temiz bir yolda ilerlemek için problemleri iyice çözün.

    • Kendi hatalarınızdan başkalarını sorumlu tutuyor, gereken sorumluluğu almıyor olabilirsiniz

    Problemin kaynağına inebilmek, çözümde çok önemli rol alır. Eğer bunu görmezden gelirseniz, çözüme hiçbir zaman ulaşamazsınız. Problemin kaynağı siz bile olabilirsiniz.

    • Geleceğe fazla odaklanıyor ve anı yaşamayı unutuyor olabilirsiniz

    Oysa her şey aslında, bu anı yaşamakla ilgili. Bugüne odaklanmayı bilemezseniz, geleceği nasıl kurabilirsiniz. Düşünün, bir ev inşa ediyorsunuz ve odanızın çatı katında olmasını istiyorsunuz. Odanızda rahatça oturmak için alt katları sağlam inşa etmeniz gerekmez mi?

    • Ya da geçmişe takıntılısınızdır

    Az önce de dediğimiz gibi, anı yaşamak önemli. Geçmiş geçmişte kalmıştır ve asla değiştirilemez. O zaman bu büyük bir zaman kaybı olmaz mı?

    • Size neyin ilham verdiğini bilmemenizin sebebi, kendinizi gerçekten tanımamanızdan kaynaklanabilir

    Birçoğumuz kendini tanıdığını, ne istediğini bildiğini sanıyor ama öyle değil.
    Genelde ne istediğimizi bilmiyoruz, bize öğretilen doğruları istiyoruz. Kendinize dönün ve iyice bakın. Sizinle bütünleştiğini düşündüğünüz şeylerin kaynağı nereden geliyor? Kalbinizden mi? Yeteneklerinizden mi? Yoksa başka insanlara ait kelimelerden mi? Kendinizi keşfedin!

  • Rekabetçi kalmak isteyen işletmelerin Freelancer çalışanları sahiplenmesi için nedenler

    Yetenekli profesyoneller; onlara daha fazla esneklik sağlayan freelance yaşam tarzı için şirketteki iş hayatını geride bırakıyor. İş yerlerinin ise yetenekli profesyonellere ihtiyacı var.

    İş yerinizi hızla değişen dünya düzeninin bir parçası haline getirmek için bir kaç neden sizlerle!

    1. Y kuşağı esneklik arayışında

    Y kuşağı yakın zamanda iş gücündeki en geniş kuşak olarak  X kuşağı ile yer değiştirdi. Bu nedenle; iş yerleri, iş tercihlerine her zaman “esnekliğin” bir biçimini dahil eden  bu eşsiz kuşaktan gelen veriyi görmezden gelme seçeneğine sahip değil .

    Yapılan bir araştırmaya göre Y kuşağının yüzde 77’si esnek çalışma saatlerinin iş yerini daha verimli bir yer yapacağını söyledi ve uzmanlar önümüzdeki senelerde 9:00 -18:00 arası çalışma saatlerinin geçmişte kalacağını ön görüyor.

    2. İşverenler esnekliğe ihtiyaç duyuyor. 

    Şirketiniz freelancerları işe alarak, maaşlı çalışanlarla birlikte gelen bağlılıktan kaçıyor. Sizinle tek bir projede ya da sadece bir süre için çalışacak bir profesyonel bulabilirsiniz.

    Eğer bir freelancer ile gayet güzel çalıştığınızı düşünürseniz, ona eninde sonunda bir iş teklifi ile gidebilirsiniz. Bu da size şirketinize birini tam zamanlı olarak getirmeden önce onu deneme olanağı sunar. Eğer çalıştığınız kişi evden çalışıyorsa; o çalışan için ofis alanı ve imkanlarından tasarruf edecek ve kendisine yan haklar sunmak zorunda kalmayacaksınız.

    3.Freelancerlar sonuçlara odaklanırlar

    Maaşlı çalışanlar her gün işe gelirler ve iş saatlerini masalarında doldururlar. Üstelik şirketin uzaktan çalışanları bile gelen telefonlara cevap verebilecek durumda oldukları sürece çalışıyor gözükme eğilimindedirler.

    Freelance çalışanlar ise zaman doldurmaktan pek de hoşlanmazlar çünkü onlar belirlenen hedefi gerçekleştirmek için para almaktadırlar. Freelancerların zamanı yaptıkları işlere göre ölçümlenir.

    4.Freelancerlar uzmanlaşabilir. 

    Bir freelancer seçerken, çalışanlar için sahip olduklarından daha geniş bir yetenek havuzuna sahiptirler. Buna ek olarak; freelancerlar adam saat ya da proje başı ödeme aldıkları için iş yerleri; maaşlı çalışanlardan daha yüksek seviyede uzmanlığa sahip freelancerlarla çalışmayı karşılayabilir.

    Bu da iş yerlerine son derece yetenekli yazılım geliştiricilerle karmaşık bir uygulamayı tamamlama ya da içerik stratejileri önerileri için sosyal medya danışmanlarının bir kaç saatliğine ofise getirme imkanı tanır.

    5. Freelancerlar askıya alınabilinir

    Özellikle yeni başlayan küçük işletmelerde bütçeler dalgalanabilir. Para geldiğinde bir ekip kurmak çekici bir şey olabilir, hele bir müşteriyle uzun dönem süren bir sözleşme imzaladıysanız. Yine de beklenmeyen bir şey olabilir ve işletmeleri bir ya da birden fazla çalışanın işine son verme kararıyla başbaşa bırakabilir.

    Freelancerlar küçük görevler, birden fazla görev için kullanılabilir ya da belrili bir proje için kısa dönemli olarak kadroya alınabilir. Karar ne olursa olsun, bütçeler kısıldığında freelancerları devre dışı bırakmak maaşlı bir elemanın işine son verme sürecinden daha kolaydır.

    6. Başlangıç çok daha hızlıdır. 

    Bir işletme birini işe alması gerektiğini anladığında, ilk akla gelen şey, işe alım sürecinin ne kadar süreceğidir, hele çalışana acilen ihtiyaç varsa… Kısa bir mülakatın ardından, freelancerlar işe hemen başlayabilir.

    Bazı firmalar arayış sürecini dahi ihtiyaçları için en uyumlu kişiyi bulan freelancer uzmanlara yaptırıyor. Bu durumda onlara uygun kişinin daha çabuk bulunmasını sağlıyor.

  • LinkedIn’in En Dikkat Çekici İçerikleri İş Dünyasında İlham Veren 10 Örnek

    İş dünyası, her geçen gün daha rekabetçi hale gelmektedir. Bu nedenle, başarılı olmak için doğru bilgi, beceri ve stratejilere sahip olmak çok önemlidir. LinkedIn, iş dünyasındaki profesyonellerin birbirleriyle bağlantı kurmasına, bilgi paylaşmasına ve iş fırsatlarına erişmesine yardımcı olan önemli bir platformdur.

    Bu platformda, iş dünyasındaki başarılı insanların tecrübelerini, fikirlerini ve önerilerini içeren ilham verici blog yazıları bulunmaktadır. Bu yazılar, iş dünyasında kendilerini geliştirmek isteyenler için çok değerli kaynaklar olabilir.

    1. “5 Successful Habits of Highly Effective Leaders”: Bu blog yazısı, iş dünyasında başarılı liderlerin sahip oldukları alışkanlıkları ele alıyor. Okuyucular, bu liderlerin nasıl çalıştıklarını, nasıl karar verdiklerini ve başarılarını nasıl sürdürdüklerini öğrenebilirler.
    2. “10 Tips for Creating a Winning Business Plan”: Bu yazı, girişimcilerin iş planı hazırlama sürecinde karşılaşabilecekleri sorunları ele alıyor ve bir iş planının nasıl hazırlanacağı konusunda pratik öneriler sunuyor.
    3. “The Art of Negotiation: Tips for Getting What You Want”: Bu blog yazısı, iş dünyasında başarılı bir şekilde müzakere yapmanın ipuçlarını ele alıyor. Okuyucular, müzakereler sırasında nasıl hazırlıklı olacaklarını ve diğer tarafa nasıl karşı çıkacaklarını öğrenebilirler.
    4. “5 Trends Shaping the Future of Work”: Bu yazı, iş dünyasındaki gelecekteki değişiklikleri ele alıyor. Okuyucular, iş dünyasında ne gibi trendlerin ortaya çıkacağını ve bu trendlerin nasıl değişikliklere yol açacağını öğrenebilirler.
    5. “The Power of Networking: How to Build Your Professional Network”: Bu blog yazısı, iş dünyasında nasıl ağ kurulacağı konusunda ipuçları sunuyor. Okuyucular, bir profesyonel ağ nasıl oluşturulur ve bu ağın nasıl işe yarar hale getirilir öğrenebilirler.
    6. “The Importance of Emotional Intelligence in the Workplace”: Bu yazı, iş dünyasında duygusal zekanın önemini ele alıyor. Okuyucular, iş yerinde duygusal zekanın nasıl kullanılabileceğini ve diğer insanlarla daha iyi iletişim kurmak için nasıl kullanılabileceğini öğrenebilirler.
    7. “10 Tips for Being More Productive at Work”: Bu blog yazısı, iş dünyasında daha verimli olmanın yollarını ele alıyor. Okuyucular, işlerini nasıl daha verimli bir şekilde yönetebileceklerini öğrenebilirler.
    8. “The Future of Marketing: 5 Trends You Need to Know”: Bu yazı, iş dünyasında pazarlama alanındaki gelecekteki trendleri ele alıyor. Okuyucular, dijital pazarlama, sosyal medya pazarlaması, influencer pazarlaması ve diğer yeni pazarlama trendleri hakkında bilgi edinebilirler.
    9. “The Art of Delegation: How to Delegate Effectively”: Bu blog yazısı, iş dünyasında verimli bir şekilde iş dağıtmanın önemini ele alıyor. Okuyucular, işleri nasıl doğru bir şekilde delegelendirebileceklerini, diğer insanların yeteneklerini nasıl en iyi şekilde kullanabileceklerini ve iş yükünü nasıl en iyi şekilde yönetebileceklerini öğrenebilirler.
    10. “How to Build a Strong Company Culture”: Bu yazı, iş dünyasında güçlü bir şirket kültürünün nasıl inşa edileceğini ele alıyor. Okuyucular, iş yerinde iyi bir çalışma ortamı oluşturmanın önemini, takım çalışmasını teşvik etmenin yollarını ve çalışanların motivasyonunu artırmak için neler yapabileceklerini öğrenebilirler.

    LinkedIn’de ilham verici ve yararlı blog yazıları çok fazla bulunmaktadır. İş dünyasında başarılı olmak isteyenler, iş planı hazırlama süreci, liderlik, müzakere, profesyonel ağ kurma, duygusal zeka, verimlilik, pazarlama, delegasyon, şirket kültürü ve gelecekteki trendler gibi konularda bu yazıları okuyarak bilgi edinebilirler. Bu yazılar, iş dünyasında başarılı olmak isteyenlerin iş stratejilerini geliştirmelerine, daha iyi bir çalışma ortamı oluşturmalarına ve kariyerlerini ilerletmelerine yardımcı olabilir.

  • İnternet Ortamında Nefret Diline Karşı Güçlü Kalmanın 5 Etkili Yolu

    İnternet kullanımı artık günlük yaşantımızın bir parçası haline geldi. İnternet sayesinde herhangi bir konu hakkında hızlı bir şekilde bilgi alabilir, farklı insanlarla iletişim kurabilir ve dünya genelindeki olaylardan haberdar olabiliriz. İnternet ortamında bulunan insanlar bazen nefret diline başvurarak diğer insanları incitebilirler.

    Bu tür durumlarda, kendinizi korumak ve güçlü kalmak için aşağıdaki 5 etkili yolu deneyebilirsiniz:

    1. Sakin Kalın: İnternet ortamında başka bir kişi tarafından hedef alındığınızda, ilk tepkiniz genellikle öfkeli olmak olabilir. Ancak, sakin kalmak ve nefret söyleminin etkisine kapılmamak önemlidir. Özellikle yüz yüze bir tartışmada mümkün olmayan kelimelerle saldırmak internet üzerinden kolaylaşır. Bu nedenle, sakin kalmak ve düşünceli bir yanıt vermek, tartışmanın daha yapıcı olmasını sağlayabilir.
    2. Yanıt Vermeyin: Nefret söylemi içeren yorumları okuduğunuzda, bazen yanıt vermek yerine sessiz kalmak daha iyidir. Söylemi yapan kişinin amacı size zarar vermekse, tepkisiz kalmak onların istediklerini alamamalarına neden olabilir. Kendinizi savunmanız gerektiğinde ise, güçlü bir şekilde ama saygılı bir dille yanıt vermeniz daha etkili olabilir.
    3. Destek Alın: İnternet ortamında bir tartışma içine girdiğinizde, kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Ancak, yanınızda olan insanlarla bir araya gelmek ve desteğinizi göstermek önemlidir. Sosyal medya platformları gibi yerlerde birçok insan nefret söylemine karşı olduğunu göstermek için kampanyalar düzenliyor. Bu tür kampanyalara katılarak nefret söylemi içeren mesajların yayılmasını engelleyebilirsiniz.
    4. Konuyu Değiştirin: Bazı durumlarda, bir tartışmanın yapıcı olmayacağı açıktır. Bu durumlarda, konuyu değiştirerek tartışmayı sonlandırabilirsiniz. Konuştuğunuz kişiye farklı bir konu hakkında sorular sorarak, nefret söylemi içeren tartışmaları önleyebilirsiniz.
    5. Bildirim Yapın: İnternet üzerinde nefret söylemi içeren mesajları görürseniz, platformun bildirim sistemi ile bildirim yapabilirsiniz. Bu şekilde, platform yöneticileri, olayın ciddiyetini değerlendirerek, gereken önlemleri alabilirler. Bu tür platformlar kullanıcıların daha güvenli bir ortamda et kileşmelerini sağlamak amacıyla bu tür bildirimleri ciddiye almaktadır. Ayrıca, bazı platformlar, nefret söylemini tespit etmek ve engellemek için özel yazılımlar kullanmaktadır. Bu nedenle, bildirim yaparak, diğer kullanıcıların da daha güvenli bir ortamda etkileşim kurmasına yardımcı olabilirsiniz.

    İnternet ortamında nefret diline karşı güçlü kalmak için birçok yöntem mevcuttur. Bunlar arasında sakin kalmak, yanıt vermemek, destek almak, konuyu değiştirmek ve bildirim yapmak gibi yöntemler bulunmaktadır. Bu tür yöntemleri kullanarak, diğer kullanıcılarla daha sağlıklı bir şekilde etkileşim kurabilir ve daha güvenli bir internet ortamı yaratabilirsiniz.

  • İşleri gerçekleştiren insanların 5 akıllı alışkanlığı

    Fikir üretmek ve uygulamak arasında köprü kurmak, herkes için sezgi yoluyla keşfedilen bir şey değildir ve başarılı girişimcileri başarısız girişimcilerden ayıran önemli bir nitelik, işleri halletme yeteneği ve gönüllülüğüdür.

    Kazananları kaybedenlerden ayıran aslında tek bir alışkanlık değildir. Onları farklı kılan şey, daha büyük bir hedefi destekleyen ve sürekli olarak hayata geçirilen bir davranışlar bütünüdür. Buradaki anahtar kelime ise sürekliliktir. Spor salonuna sıkça gitmediğinizde daha güçlü ve hızlı olamayacağınız gibi, sosyal becerilerin gelişmesi de aynı şekilde işler. Bir şeyde iyi olmak için kendinizi yetiştirme ve adanma konusunda motivasyona sahip olmanız gerektiği gibi, sosyal becerileri geliştirmek için de aynı motivasyona sahip olmanız gerekir.

    Herkes kendi işine yarayan davranış ve alışkanlıklara sahipken, size önereceğimiz ve olumlu sonuçlar elde etmenizi sağlayacak 5 davranış aşağıda yer almaktadır:

    Kendinize verdiğiniz sözleri tutun.
    Başkalarına verdiğiniz sözleri tutma olasılığınız, kişisel itibarınız ve ilişkilerinizin kalitesi gibi faktörlerden dolayı daha yüksek olabilir ve kendinize verdiğiniz sözleri tutmak, karakterinizin temelini oluşturan öz etkinlik ve özgüveni artırır. Eğer engelleri aşabilen biri olmak istiyorsanız, öncelikle kendinize verdiğiniz sözleri tutmayı öğrenmelisiniz.

    Düşüncelerinizi anında yakalayın!
    İyi fikirler anlık olarak aklınızdan geçebilir ve kaybolabilir. En sinir bozucu şeylerden biri, hafızanızda harika bir fikri arayıp durmaktır. Bu nedenle ilham aldığınız anda aklınıza gelen fikirleri hemen kaydedin. Sesli mesaj bırakabilir veya kendinize e-posta gönderebilirsiniz. Daha hızlı hareket etmek isterseniz, fikirle ilgili anahtar kelimeleri yazın ve gerisini daha sonra tamamlayın. Bu yöntemler, fikirlerinizi hatırlamanıza yardımcı olacaktır.

    Kendinizi çok ciddiye almaktan kaçının!
    Evet, “Eğer kendimi ciddiye almazsam, hiç kimse almaz” şeklinde bir deyiş vardır ve insanlar, onları uyutan biri yerine biraz mizah anlayışına sahip birini gördüklerinde daha çok ilgi gösterme eğilimindedirler. Bu nedenle hayatınıza biraz espri anlayışı katmanızda fayda vardır. Tabii ki, komik olmanın da uygun bir zamanı ve yeri olduğunu unutmayın! İzleyicilerinizi ve odadaki atmosferi anlayarak hareket etmeniz önemlidir. Aksi takdirde, sadece kendi kafanızda komik olan bir espri yaparak tüm arkadaşlarınızı kaybetme riskiyle karşılaşabilirsiniz!

    Kendinizi her gün yeniden inşa edin.
    Kişisel olarak kendinize meydan okumak, dayanıklılığınızı artırır. Yaptığınız seçimler, bugünkü halinizi şekillendirir ve gelecekte kim olacağınızı belirler. Formda olmak, sadece koşu bandında egzersiz yapmakla veya bisiklete binmekle sınırlı değildir. Burada bahsedilen, zihinsel, duygusal ve hatta ruhsal yönden dengeli bir birey olmaktır. Her fırsatta kendinizi her gün yeniden inşa etmeyi unutmamalısınız.

    Açık yürekli olun.
    Herkes için en değerli şey zaman olduğunu unutmayın! İnsanları takdir etmek istiyorsanız, açık yürekli olun. Söylemek istediklerinizi açık bir şekilde ifade edin ve onların zamanını boşa harcamayın. İnsanlar dürüstlüğü takdir eder ve yalanlara içerler. Tutarlı bir duruşa sahip olduklarınızı bildikleri için gelecekte sizden bazı konularda danışmanlık isteyebilirler.

    Bu davranışları uygulamak, olumlu sonuçlara ulaşmanızı sağlayabilir. Kendinize verdiğiniz sözleri tutmak, karakterinizi güçlendirecek ve kendinize olan güveninizi artıracaktır. Anlık düşünceleri yakalamak, yaratıcı fikirlerinizi kaybetmekten kaçınmanıza yardımcı olacaktır. Mizah anlayışınızı geliştirmek, çevrenizdeki insanlarla daha iyi ilişkiler kurmanıza ve onları etkilemenize yardımcı olabilir.

    Kendinizi her gün yeniden inşa etmek, kişisel gelişiminize katkıda bulunacak ve daha iyi bir versiyonunuz olmanızı sağlayacaktır. Açık yürekli olmak, insanlarla dürüst ve açık iletişim kurmanızı sağlayarak ilişkilerinizi derinleştirebilir.

    Bu davranışlar, girişimcilikte başarılı olmanızı destekleyebilir. Sürekli olarak bu alışkanlıkları uygulamak, işlerinizi daha etkili bir şekilde yönetmenize ve hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olacaktır. Sonuç olarak, bu davranışlar, başarıya giden yolda sizi diğerlerinden ayıran önemli birer araç olabilir.

  • Her anlaşmayı başarıyla sonuçlandıran 14 teknik

    Müşterinin karşısındasınız ve bir ek şey istiyorsunuz. Onlarsa başka bir yoldan bahsediyor, oysa eminsiniz o yolun yanlış yol olduğundan. Bir şeyler yapmanız lazım, bir şekilde karşı tarafı ikna etmelisiniz.

    Herhangi bir anlaşma yaparken, amacımız genellikle karşılıklı kazanç sağlamaktır. Ancak, bu hedefe ulaşmak bazen zor olabilir. İyi haber şu ki, başarılı bir anlaşmaya varmak için öğrenebileceğimiz bazı teknikler vardır. İstediğinizi elde etmek için izlemeniz uygulamanız gereken 13 taktik var. Eğer bu yöntemleri tam olarak yerine getirirseniz, başarmama ihtimaliniz neredeyse sıfır.

    Ev ödevinizi yapın

    Asla ve asla anlaşma masasına hazırlıksız gitmeyin. Karşı tarafa ne sunuyorsanız, artısıyla eksisiyle her şeyi öğrenin, ezberleyin. Zaten farklı dillerden konuşacaksınız. Bir de konuştuğunuz dili de eksik bilirseniz, karşı tarafa avantaj sağlamış olursunuz.

    Hisleriniz açıklayıcı olsun

    Kendinizi net bir şekilde ifade etmeniz çok önemli. Hislerinizi doğru tanımlamanız gerekiyor. Michael McMains ve Wyman C. Mullins’in de dediği gibi, eğer karşınızdakine “Böyle hissetmene gerek yok. Seninle gerçekten uğraşıyorsa, onun için sarf ettiğin enerjiye değmez.” demek pek doğru değil, çünkü karşınızdakinin hislerini hafife alıyorsunuz ve ona daha az üzülmesi gerektiğini söylüyorsunuz.

    Bunun yerine “Ortada bırakıldığın için canın yanmışa benziyor. Bu hiç adil değil.” demek daha doğru olacaktır; çünkü bu adalet belirten ve karşı tarafı anladığınızı gösteren bir harekettir.

    Ölçün

    1’den 10’a kadar bir ölçek yapın. Karşı taraf bunu ne kadar istiyor? Peki siz ne kadar istiyorsunuz? Öngörülerinizle daha net bir yol haritası çıkarabilirsiniz.

    Kazanmaya odaklanmayın

    Yıllardır anlaşma taktik ve stratejileri hakkında Harvard Hukuk Fakültesi’nde ders veren Stuart Diamond, anlaşmanın bir yarış olmadığını hatırlamanızı istiyor. Bu bir uyum ve iş birlikteliği.

    Eğer kazanmak istiyorsanız, işbirliği yapmak istemiyorsunuz demektir. O zaman anlaşmanın da bir manası kalmaz.

    Açık uçlu sorular sorun

    Direk ve net bir “evet” ya da “hayır” duymak istemiyorsanız, ucu açık cevaplar alabileceğiniz sorular sorun. Mesela;

    • Neden bizimle özel olarak çalışmak istediniz?
    • İyi bir anlaşma sizin için ne anlama gelir?
    • Bu anlaşmanın nasıl sonuçlanacağını öngörüyorsunuz?

    Bu soruları sorduğunuzda karşınızdakine hemen cevap vermesi konusunda baskı yapmadığınızdan emin olun. Cevaplarla hem onların güvenini kazanın hem de siz onlara karşı güven kazanın.

    Bir şeylerden vazgeçmeye hazır olun

    İstediğiniz her şeyi alamayacaksınız. Bu bir gerçek. O halde, elinizdekileri önemliden önemsize sıralayın. Esneklik noktalarınızı belirleyin. Gerek olduğunda, bazı şeylerden vazgeçin.

    Bilgi paylaşın

    Forbes’tan Kristi Hedges, anlaşmalara bilgi paylaşımı olmadan da varılabileceğini, ancak yine de birkaç bilgi paylaşmanın her zaman avantajlı olacağını söylüyor. Bu iş dışında da olabilir. Hobi, kişisel kaygılar, umutlar. Ne olursa.

    Yürüyüşe çıkın

    Tabi ki bu, toplantıyı iptal edip odadan çıkıp yürüyün demek değil. Arada bir nefes alma niyetine, yürüyüş yapmanız önemli. Yürümek, bize farklı açılardan bakma, yaratıcılığı tetikleme, modunuzu yükseltme gibi olumlu etkilere sahiptir.

    İlk adımı siz atın

    İlk adımı atmak, size avantaj sağlar. Pazarlık ederken ilk konuşan siz olursanız, avantajlı olursunuz ya? İşte anlaşmalarda da durum aynı. Atılın. İlk adımı siz atın.

    Tüm yanlış anlaşılmaları netleştirin

    En ufak bir yanlış anlaşılma, daha sonra birçok çatışmaya ve anlaşmazlığa yol açar.

    Karşı tarafın yüz ifadesinde bir karmaşa ya da memnuniyetsizlik görürseniz, hemen onlara ne hissettiklerini sorun. Bu onların bakış açısından bakmanızı sağlayacaktır.

    Bekleyin

    Konuşma sırasında durmak ve beklemek, sizin en büyük gizli silahınızdır. Ortam gerildiğinde, nabzı düşürmenin tek yolu sessiz bir şekilde beklemektir. Bu sayede karşı taraf, tek taraflı tartışmaya başladığını fark eder ve eninde sonunda susar. Bu sayede tüm toplantının kontrolünü elinize alırsınız.

    Duygusal zekanızı kullanın

    Duygusal zekanızı kullanmanız, duyguları yönetmenize, empati göstermenize ve dikkatinizin dağılmasının engellenmesine yardımcı olur. bu sayede problemleri kolayca çözer ve sevilen kişi olursunuz.

    İfadelerinizi kısa tutun

    Konuşurken lafı uzatmamanız, sadece karşı tarafa ilgi gösterdiğinizi kanıtlamaz, aynı zamanda meydanı onlara da bıraktığınızı gösterir.

    Ve son olarak, eğer ki bir anlaşmanın gerçekten de gerçekleşmesini istiyorsanız, o işini yüksek bir ihtimalle alırsınız.