Blog

  • Freelancerları Yönetmenin 10 Etkili Yolu

    Freelancer çalıştırmak, kısıtlı kaynaklarla güzel işler yapmanın iyi bir yoludur. Birçok pazarlama ajansı ve marka kapasitesinin üzerinde gelen iş  yoğunluğunda ve tam zamanlı kaynak ayırmanın verimsiz olacağı zamanlarda başvurduğu, maliyet avantajı sağlayan etkili yöntem.

    Freelancer’ı işe adıktan sonra bunları düzgün bir şekilde yönetmek zorundasınız. Şirketin girdi/çıktılarını bilmeyen birini yönetmek sizi çok zor duruma sokabilir. Bunlarla iletişiminizi daha sağlıklı hale getirebilmeniz için sizlere 10 basit yöntem sunacağım:

    1- Freelancer’a neden ihtiyacınız olduğunu tanımlayın.

    Öncelikle içinde bulunduğunuz durumu analiz edin ve freelancer’a ihtiyacınız var mı diye kendinize sorun. Kendi şirketinizin çalışanları arasında bu işi yapabilecek biri var mı diye araştırın.

    2- Freelancer işler için yıllık bütçe ayırın.

    Freelancer için genel yıllık bir bütçe belirlerseniz her seferinde bütçe düzenlemesi yapmaktan kurtulursunuz. Yıllık bütçe ayarlaması yaparken de yöneticinizi, insan kaynaklarını ve finans departmanını da bilgilendirmeyi unutmayın.

    3- Ajans veya iş için doğru freelancer’ı bulun.

    Projenin gerekliliklerine uygun kişileri aradığınıza dikkat edin. Ayrıca basit bir proje için +20 yıl deneyimi olan birini çalıştırmak da çok mantıklı değil.

    4- Müşterinizi haberdar edin.

    Çoğu firma buna pek takılmaz ama bazı firmalar yapılan işin sizin tarafınızdan yapılmadığını farkedebilir. O yüzden müşteriye bunu bildirmeniz her zaman daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.

    5- Proje ve işin kapsamını tanımlayın.

    Freelancer takımına bir brief hazırlayın. Onlardan tam olarak ne istediğinizi, bütçeyi, deadline’ı, materyalleri ve en önemlisi onlardan beklentinizi açıkça belirtin.

    6- Zaman dilimleri, toplantı gündemleri, beklentiler ve gereklilikleri belirleyin.

    Freelancer’ın gelip ofisinizde çalışması her zaman için daha verimlidir. Böylece sorularınıza daha hızlı cevap verirsiniz, toplantıları daha iyi ayarlayabilirsiniz ve takımla çalışmasını sağlayarak verimi arttırabilirsiniz.

    Bütün freelancer’lar bunu kabul etmeyebilir. Daha önce çalıştığınız ve güvendiğiniz bir freelancer için evden çalışmak ta problem yaratmayacaktır.

    7- Freelancer’lar için bir şirket politikası belirleyin.

    İşin kontrollü yapılması açısından bir şirket politikası belirlemek her zaman için daha iyidir. Neyi yapıp neyi yapmayacağını tanımlamanız freelancer için de kolaylık sağlayacaktır.

    8- Freelancer’a sadece kötü projeleri vermeyin.

    Freelancer’lara sadece kötü projeleri verirseniz sadece kötü freelancer’lar sizinle çalışmayı kabul eder.

    9- Freelancer’ın kariyerini de düşünün.

    Freelancer’a iyi davranın ki o da işinize karşı saygılı davransın. Onlara kendi çalışanınız gibi davranın çünkü onlar gerçekten öyle.

    10- Raporlama yapısında açık olun.

    Raporlamayı kime yapacakları hakkında açık davranın ve onlardan istenen işi açıkça belirtin.

    Freelancer’lar ile iş yaptınız mı veya ekibinizde yer verdiniz mi? Yaşadığınız deneyimleri diğer okurlarımızla paylaşmak için yorum olarak yazmanız yeterli.

  • Hayatınızı Değiştirecek 5 Mutluluk Veren Alışkanlık

    Mutluluk hayata karşı duyulan takdir ve minnettarlığı ifade eder. Gün içinde yaşanılan küçük anlardan, gülümsemelerden ibarettir aslında. Kendinizi iyi hissetmenizi ve duygusal olarak beslenmenizi sağlar.  Günün her saniyesinde yapılan seçimler bizim mutlu olmak ya da mutlu olmamak arasındaki dengeyi sağlayacaktır. İşte günlük hayatta seçimlerinizle mutlu olmanızı sağlayacak küçük adımlar.

    İyimserlik

    Mutlu kişilerin hayatlarına pembe gözlüklerle baktığını söyleyebiliriz. Bakış açısıyla ilgili olarak; bardağın dolu tarafından veya boş tarafından bakacağınıza karar vermeli, ama mutlu olabilmek için her zaman dolu kısmı seçebilmelisiniz. Olumlu düşündüğünüz sürece mutlu olabilirsiniz.

    İlişkiler

    Mutlu insanların ilişkilerinin mutsuz insanlardan daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bu ilişkiler arasında kişinin kendisiyle olan ilişkisi de yer alır. Diğer insanlarla olduğu gibi kendimizle de iyi ilişkiler geliştirmeniz kendinize karşı saygı ve sevgi dolu olmanızı gerektirir, zaman içerisinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

    Güçlü yönler

    Güçlü yönlerinizi belirlemeli, zayıflıklarınızın yerine onları kullanmalısınız. Hangi konularda iyi olduğunuzu belirleyip onları gerçekleştirirseniz, kendinize güveniniz artacak ve daha mutlu olmanızı sağlayacaktır.

    Açıklık

    Hayatınızdaki netlikler; ilişkilerinizde, iş hayatınızda, kişisel gelişiminizde belirsizlikleri ortadan kaldırmanızı sağlayacaktır.  Anlam karmaşasının olmaması ne istediğinizi bilmenizi sağlayıp onu elde etmenizi kolaylaştıracaktır.

    Sağlıklı yaşam

    Sağlıklı olmayı; vücudunuzun isteklerini dinlemek ve yapabileceğinizin en iyisini yaparak onu karşılamak, olarak açıklayabiliriz.Uyuyun, hareket edin, sağlıklı beslenin, konsere gidin, güneşlenin. Kısaca isteklerinizi gerçekleştirin.

  • Aramızda Konuşmak Yerine Resmi Yollardan İletişim Kurmanın Önemi

    Hedef, bir grubu ya da birilerini yönetmek olduğunda insanlar bu konuda ne kadar zorlanabileceğinin farkında olmayabilir, buna rağmen Elance-oDesk’in geçtiğimiz aylarda yaptığı bir araştırmaya göre çalışanların yüzde 28’i önümüzdeki on yıl içerisinde liderlik gibi zor bir statüye sahip olmanın hayaliyle yaşıyor.

    Yeni yöneticilerin kendilerini iyi bir şekilde tanıtabilmelerinin yanı sıra çalışacakları grubun dinamik hareket kabiliyeti ve ne kadar verimli oldukları konusunda da bilgi sahibi olmaları gerekiyor.

    Ofis dedikoduları yönetici için neden önemlidir?

    Sadece ofis içerisindeki değil, günlük yaşantımızda karşımıza çıkan dedikodular da demoralize olmamıza ve motivasyonumuzun düşmesine neden olabiliyor. CareerBuilder’in Haziran 2014’te yaptığı araştırma verilerine göre, ankete katılanların yüzde 42’si ofis dedikodularının en başta verimliliğin azalmasına neden olduğunu söylüyor. Bu dedikodular aynı zamanda çalışanların kendi aralarında olumsuz sonuçlara yol açabilecek yarışlara girmelerine, düşük performans sergilemelerine ve işbirliğinin azalmasına neden olabiliyor.

    Ofise yeni katılan yöneticinin öncelikle takım ruhunun bozulmasına neden olan etkenleri bulması ve bu sorunları mümkün olan en zararsız şekilde ortadan kaldırması gerekiyor.

    Ofis dedikodusunun karakter yapısıyla ilgisi var mıdır?

    Dedikoduların arkasında kişilerin farklı karakterlere sahip oldukları belirlendi. Bununla birlikte birçok çalışanın bu tür söylentilere katılmasına farklı şartlar sebep oluyor.

    İşte ofis dedikodularının takımınıza zarar vermesini önlemek için bazı ipuçları:

    Dışadönük insanlar konuşmayı severler, bu yüzden onlarla pozitif bir şekilde konuşun.

    Dışadönük insanlar oldukça girişken ve enerjik yapıya sahiptirler. Onlar için dedikodu yapmak kendilerini deşarj etmenin yollarından birisi haline gelmiş olabilir. Eğer onların bu deşarj yöntemi kontrol altına alınmazsa, bu takımınız için olumsuz sonuçlar doğurabilir.
    Bahsettiğimiz dışadönük kişilerle tanışarak onlarla konuşmanın ilk adımını atın ve onları takımdaki kişilerle iletişim halinde kalmak zorunda olduğunuza ikna edin fakat bu konuşmalar esnasında oldukça pozitif bir yaklaşım sergileyin. Onlarla olumlu diyalogların verimliliği nasıl arttırdığını ve takım içerisindeki bütünlüğü nasıl güçlendirdiğinden bahsedin.
    Belki de tüm bunlardan daha önemlisi, hem bu tür konular için hem de ofisteki diğer sorunlar için yapılacak en doğru hareket, yöneticinin empoze etmeye çalıştığı fikir için bir örnek teşkil edebilmesidir.

    Onları dedikodunun verimliliğe nasıl zarar verdiği konusunda aydınlatın.

    Takım olmanın en önemli etkilerinden birisi de, başarının da başarısızlık gibi tüm takımın eseri olacağıdır. Dolayısıyla bu, ofis içindeki olası dedikoduları önleyerek, dayanışmayı sağlamanın ve ekip motivasyonunu yüksek tutmanın en önemli ikna sebeplerinden birisidir.
    Ekibinizi bu konuda motive etmek için, ofis içindeki dayanışmanın ve bu dayanışma neticesinde gelecek başarının her birinin kariyerini de etkileyeceğini söyleyebilir daha da önemlisi hissettirebilirsiniz.

    Duygusal insanlar grubun bir parçası olmak isterler, onları dedikodunun diğerlerinden nasıl uzaklaştırdığından bahsedin.

    Konu başarı ve mutluluk olduğunda, duygusal insanlar iş hayatları boyunca aynı zamanda kişisel gelişimlerine de faydada bulunmak isterler. Onlar için rutin çalışma saatleriyle sınırlı kalmayıp, daha büyük işler yapabilmek isterler.
    Takımınızdaki tüm kişilerle tanışın ve gidişat konusunda tartışmalar yapın. Onlar için bir senaryo hazırlayın ve kendilerine hangi rolde (yönetici, katılımcı, seyirci kalan vb.) olmak istediklerini sorun. Böylelikle olumsuz diyalogların ve diğer takım arkadaşlarına yabancı kimse muamelesi yapılmasının ne kadar uygunsuz olduğunu anlayacaklardır.

  • Girişimler İçin Üretkenlik Hesaplamanın Önemi: Neden Gereklidir?

    Yüksek performanslı ürün veya proje gelişitirmek her şirketin hayalidir. Eğer kilit çalışanlarınızın performansını ölçebilecek güvenilir bir yönteminiz yoksa bu sadece hayal olarak kalabilir.

    Çalışanlarınızın performansını bilmeniz girişiminiz hakkında alacağınız kararlar üzerinde anahtar konumundadır. Bu yüzden büyük firmalar öncelikle çalışanların performansını belirlemek için çeşitli ölçümler ve stratejiler geliştirir. Bu veriler ışığında da şirketle ilgili önemli kararlar verilir.

    Ülkelerin ekonomik durumu çoğu zaman işgücü verimliliklerine bağlıdır diyebiliriz. Yani çalışan nüfusu daha az olduğu halde çok daha başarılı şirketlerin olmasının nedeni de budur.

    Bu hesaplama her bir işçinin bir saatte yaptığı işin tanımlanmasıdır. Basitçe, bir işçinin bir saatte bitirdiği işin hesaplanmasıdır.

    Bir saatte yapılan işin artması demek toplamda yapılan işin artması anlamına gelmektedir ve bunu da bir genişleme göstergesi olarak kabul edebiliriz. Bu yazımda üretkenliğinizi nasıl hesaplayacağınıza dair ipuçlarını paylaşacağım.

    1- Bir hesaplama yöntemi üzerinde karar verin. Çalışanların ortalama yaptığı işin hesaplanması için birkaç tane hesaplama yöntemi kullanabilirsiniz. Bazı firmalar için finansal hesaplama yapmak, bazıları içinse üretilen mal üzerinden hesaplama yapmak daha mantıklı olacaktır. Burda önemli olan nokta ise seçtiğiniz hesaplama yönteminin hesaplamanın bütün adımlarda uygulanmasıdır.

    2- Zaman hesaplaması üzerinde karar verin. Yıllık, aylık, haftalık veya kendi belirlediğiniz herhangi bir zaman dilimi belirleyin. Zaman dilimi ne kadar kısa olursa hesaplama yapmanız o kadar kolay olacaktır ama bunun da dezavantajı sonuçların çok kesin olmamasıdır.

    3- Belirlediğiniz zaman diliminde ne kadar işin yapılması gerektiğine karar verin. Diyelim ki finansal bir hesaplama yöntemi seçtiniz, çalışanınızın bir aylık zaman diliminde 100.000 TL’lik iş yapmasını bekleyebilirsiniz. Üretilen mal üzerinden hesaplama yöntemi seçerseniz de aynı zaman diliminde 5.000 adet ürün üretmesini bekleyebilirsiniz.

    4- Belirlenen zaman diliminde ne kadar çalışılacağına karar verin. Örneğin; bir aylık zaman diliminde çalışanlarınız toplam 5.000 saat çalışması gerektiğine karar verebilirsiniz. Bu hesaplamayı yaparken yönetim ve organizasyon için ayrılan zamanı da bu hesaba dahil etmenizi öneririm.

    5- Çalışanların tahmini verimliliğine karar verin. Diyelim ki, çalışanlarınız bir aylık bir zaman diliminde 5.000 saat çalışarak 100.000 TL’lik iş yaptı. Bu çalışanın verimliliği tahmini olarak 100.000 TL/5.000 saat = 20 TL/saat olarak hesaplanabilir.

    Basit bir örnekle üretkenliği nasıl hesaplayacağımızı öğrenelim:

    Çalışan sayınız : 20
    Her çalışan için aylık çalışma saati : 160
    Aylık üretilen ürün : 30000 adet
    Toplamda çalışılan saat = 160*20 = 3200 saat
    Üretkenlik = 30.000 adet/3200 saat = 9,38 adet/saat şeklinde olacaktır.

    Üretkenlik hesabı gereksiz gibi görünebilir ama uzun vadeli bir şirket olabilmenin en önemli kurallarından biridir.

  • İş Hayatında Erkeklerin Yapmaktan Kaçınması Gereken Stil Hataları

    Şüphe yok ki siz daha fazlasıyla karşılaşmışınızdır ama iş hayatında erkeklerin defalarca tekrarladığı stil hatalarında, bizim çarpanları derledik.

    • Büyük veya küçük beden takım elbise

    Vücut ölçülerine bakılmaksızın alınan takım elbiseler giyildiği zaman hoş bir görüntü oluşturmayabilir. Omuz genişliği,kol uzunluğu, göğüs bölgesinin genişliği, beli, yırtmacı gibi ögelere dikkat edilerek takım elbise tercihi yapılmalıdır. Kısacası takım elbisenin kalıbı vücudunuza uygun biçimde olmalıdır.

    • Ceketin alt düğmesi iliklenmez

    Ceketlerin en alt düğmeleri iliklenmemelidir. Genel bir ceket giyme kuralı olarak kabul edebileceğimiz bu unsur takım elbise giyme konusunda oldukça önemlidir.

    • Yanlış pantolon boyu

    En az ceket kadar önemli olan pantolon için de özellikle dikkat edilmesi gereken unsur boyudur. Genellikle yanlış kesilen pantolon paça boyu çirkin görüntülere yol açabilir. Pantolon boyunuz ayakkabınıza göre alınmalı ve ne uzun ne de kısa olmalıdır.

    • Takım elbisenin altına beyaz çoraplar

    Giyilen beyaz çorap genellikle çevre tarafından hoş karşılanmaz. Özellikle takım elbisenin altında bembeyaz parlayan beyaz çoraplar büyük stil hatası olarak kabul edilebilir. Takım elbisenin altına  beyaz çorap yerine mümkün olduğunca koyu renkli çoraplar tercih edilmelidir.

    • Yanlış kravat boyu

    Kravat takım elbiseyi tamamlayan bir unsurdur. Takım elbiseyle birlikte kravat kullanıldığı takdirde kravat boyuna dikkat edilmelidir. Kravatın uzun veya kısa duruşu hoş olmayan bir görüntü yaratabilir. Uzunluğu kemerin alt hizasına gelecek şekilde alınırsa kravat daha şık duracaktır.

    • Takım elbiseyle kullanılan sırt çanta

    Takım elbiseyle kullanılan çantalar güzel birer aksesuar olabilir. Fakat bu çanta tipi sırt çantası olmamalı. Sırt çantası genellikle günlük hayatta daha spor kıyafetlerle kullanılırken, takım elbiseyle kullanmak için şık bir el çantası tercih edilebilir.

  • Girişimcilerin Mutlaka Okuması Gereken 7 Kitaptan Öne Çıkan Bilgiler

    Girişimci olmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Bütün zorluklara rağmen kendi arzularını kovalamak zorundadır girişimciler. Bu zorlukları aşmak bazen uzun zaman gerektirirken bazen de bir çok zorluğu aşmayı gerektirir. Her girişimcinin aşması gereken hatalar, zorluklar ve uzmanların bu zorlukları aşmaları için önerdiği bazı kitaplar bulunuyor.

    İngilizce olmasından dolayı tüm girişimciler değerlendiremeyecek ama ilgilenenler vakit ayırıp bu kitaplara göz atmalılar:

    En uygun müşterim kim?

    Sadece bir hizmetiniz veya ürününüz var diye herkes bunları kullanmak zorunda değildir. Bu ürününün veya hizmetin kimlerin işine yarayacağını ortaya çıkarmanız gerekmekte ve onlara nasıl fayda sağlayacağını belirtmek zorundasınız.

    Önerilen okuma: Bob Bloom-Inside Advantage

    Müşterilerinizi nasıl ikna edeceksiniz?

    Ürününüz fantastik derecede olsa bile doğru mesajı doğru yoldan vermek zorundasınız mesajınızın yerine ulaşabilmesi için. Müşterinizle empati kurabilmeli ve onlara sizin koyduğunuz fiyata aldırabilmeniz için gerekli olanı yapmalısınız.

    Önerilen okuma:  ROAR! Get heard in the Sales and Marketing Jungle

    Nasıl kazanç sağlarım?

    Bu işlere yeni başlayıp “ortaya çıkaracağım ürünü Zuckerberg’e satacağım” fikrinde olma mantığını unut gitsin. Her girişim bir ürün ortaya koyarken ilk etapta, yatırım almadan önce kazanç sağlamayı düşünmeli.  Ekonomik olarak rahat olmalısınız ki ürününüzü kayda değer bir konsepte sokabilesiniz.

    Önerilen okuma: The Great Game of Business by Jack Stack and Bo Burlingham

    Nasıl iyileştirmelere gidebilir ve yetenekli kişileri elimde tutarım?

    Bu sektör mükemmeli tek başınıza yakalayabileceğiniz bir sektör değildir. Bundan dolayı şirketinizi büyütmek ve geliştirmek için yetenekli takım arkadaşlarına ihtiyaç duyacaksınız. Kötü bir işe alım sizi aylarca geriye götürebilir. Çalışma arkadaşlarınızı önceliğinize koyun ve bir sistem oturtun.

    Önerilen okuma: Top Grading by Brad and Geoff Smart

    Nasıl mükemmel bir lider olurum?

    Bir canavar yaratmış olabilirsiniz ama bunu mükemmel bir şekle sokmanız gerekmektedir. Bunun için alçakgönüllü olmanın yanında liderlik özelliklerini de taşımalısınız. Yeteneklerle doğduğunuzu varsayarak işin ciddiyetini kaybetmemelisiniz. Geminizin başında durmalı ve kaptanlık yapmalısınız. Ödevlerinizi yerine getirin ve antremansız kalmayın.

    Önerilen okuma: The 5 Temptations of a CEO by Patrick Lencioni

    Rakiplerimden nasıl farklılaşabilirim?

    Eşsiz olduğunuzu düşünebilirisniz ama bir de rakiplerinize bakmalısınız. Acaba sizin müşteri kitlenizi sizden alma şansları var mı? Pazarın lideri olmak için, rakplerin çabalarına rağmen kitlenizi elinizde tutabiliyor musunuz?

    Önerilen okuma: Seth Godin’s Purple Cow

    Nasıl büyüme sağlarım?

    Şirkette model oturttuktan sonra büyüme sağlanır. Büyüme sağlanmaya başlandıktan sonra ise gereklilikleri belirleyip bunları yerine getirmek gerekir. Yüzde yüz büyüme ancak güçlü bir iletişim yöntemi ve mükemmel bir işbrliği ile sağlanır.

    Önerilen okuma: Scaling Up by Verne Harnish

  • Ajans ve Müşteri İletişimini Güçlendirmenin 11 Etkili Yolu

    Malum çağımız iletişim çağı. Buna göre de markalarla ajanslar arasındaki bağlantının temelin de iletişimin oluşturuyor. Marka çalışanları ile ajans dünyası bu noktada bir işi yapan 2 farklı parça; yani ekip arkadaşlığı olarak tanımlanabilir.

    İyi iletişim, elbette yapılan işlere de olumlu yansıması oluyor. Bu noktada da ajans-müşteri ilişkisinde öne çıkan birkaç noktayı değerlendirelim.

    1. Motive Edin

    Her kampanya dönemi yoğun efor ve stresle tamamlanabilir. Bu süreç sonrasında bir teşekkür e-postası atmak ya da ajansınızla ufak bir kutlama yaparak kampanyanızı değerlendirmeniz sonraki kampanya süreçlerine alt yapı sağlayacaktır.

    2. Haberleşme

    Nasılsın sorusunun cevabının “çok yoğunuz” olduğu günümüzde, ajans marka arasında telefon iletişimini kurmayı da unutmayın. Her iki taraf için soracağınız “nasıl gidiyor?” sorusu bile sizi işin stresinden uzaklaştırıp, aranızdaki bağı güçlendirecektir.

    3. Alttan Almayı Bilin

    İş hayatında herkesin iniş çıkışlı dönemleri olabilir, bu dönemlerde ekip arkadaşınızı daha iyi anlayıp, işlerinde daha motive edici cümleler kullanmanız, her anlamda olumlu sonuçlar ortaya koyacaktır. Önemli olan yanlışı hızlı şekilde toparlamak ve bunu kimsenin ilgisini çekmeden düzeltmek olmalı.

    Sert dille eleştirmeniz, karşınızdakini psikolojik olarak “asla hata yapmamalıyım” düşüncesinin sonucu olarak daha fazla strese ve yanlışa sürükler. Bu durumda tüm yetkilileri CC’ye koyup hesap soran bir iletişim, karşı tarafın motivesini kırar, size olan iletişim istediğini azaltır. Bu şekilde bir çözüm yerine, hızlıca iletişim kurarak daha verimli iletişim gerçekleştirebilirsiniz.

    4. Zamanlama

    Müşterinin isteğine bağlı istenilen işlerin çıkması, belli zaman aralıklarına bağlıdır. Bir gün sonraya bırakılan bir işin, mucizevi başarısı elbette söz konusu olamaz. Yaratıcılığın zamana bağlı olduğunu unutmayın.

    5. Hizmet

    “Para verdim yapılacak, gerekirse hafta sonu da çalışın!” tarzı cümleler, unutmayın ki markanızı bir adım geriye götürür. Bu şekil bir iletişimin ajans tarafını negatif etkileyeceği şüphesiz. Elbette belli kampanya dönemlerinde iş yetiştirmekten bahsetmiyoruz. Asla unutulmaması gereken şey “Paranızın karşılığında “hizmet” aldığınızı aklınızdan çıkartmayın.

    6. Hafta Sonu

    Hafta sonu sosyal medyada çoğu markalar nezdinde çok aktif olmamakla birlikte; bazı markalar için bu günler değerli olabilir. Hafta sonu mesaisinin sürekli olması “dinlenme” sağlanamadığı için, çalışan açışınsan negatif bir durum doğurur. Bu da beyin yorgunluğu nedeniyle hatalara ve yanlışlara altyapı sağlar. Dönemsel hafta sonu kampanyaları elbette olabilir ancak, bunun yoğunluğunun ekip arkadaşınızı olumsuz etkileyebileceğini unutmayın.

    7. Onay Alma süreci

    Onay alma süreci her iki taraf için beki de en sancılı süreçtir ve uzun zaman gerektirir. Deadline’ların bu denli kısa olduğu alanda ise stres vazgeçilmezdir. Bu zamanlarda, “e-posta attım hala görmedi” diye düşünmek yerine, telefonla arayabilir, karşınızdakini sıkıştırarak çözüm yoluna gidebilirsiniz.

    8. Toplantı

    Çok uzun olmayan kısa süreli toplantılar, hem ekip bağını kuvvetlendirir hem de işlerin daha verimli çıkmasına temel oluşturur. Bu sayede süreçlere daha hakim olabilir ve iletişiminizi daha da kuvvetlendirebilirsiniz.

    9. Güncel Olun

    İletişimin en önemli kavramı aynı dili konuşmak ile mümkün. Bu nedenle çalıştığınız alanda neler olup bitiyor bunları mutlaka takip edilmesi gerekir. Ajansların size sunacağı fikirler bu dijital gelişmeler ekseninde ilerleyeceği için, bu alanda da fikirlerinizin olması oldukça önemli. Dijital alanda çalışıp konuya uzak olan markalar, ajans dünyasında işin yavaşlamasına neden olabilir.

    10. Düzenli Olun

    Gün içinde herkes çok yoğun ve doğru iletişim için vakit bulamayabilir. E-postlarda işleri/briefleri düzgün ifade etmek, zaman kaybını önler ve çalışanın eforu doğru noktaya yönelmesini sağlar. İletişimde düzensizlik, yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Bunun için ana iletişim yolunuz mail üzerinden ilerlemeli, günümüzde yaygın kullanılan whatsapp ve telefon görüşmelerini destekleyici olarak yapabilirsiniz. Her yerden iş paslandığında türlü karışıklıkların olması kaçınılmazdır.

    11. Yönlendirici Olun

    Kampanyalarda veya görsel çalışmalarında çalışma arkadaşınızı doğru yönlendirin. Özellikle görsel çalışmalarında çıkan iş, içinize sinmemiş olabilir. Burada nelerin içinize sinmediğini, görsel renkleri ya da aslında neye yakın bir şey istediğinizin basit de olsa bir örneğini paylaşmanız, sonuç açısından çok büyük önem taşır. Elbette bu şekilde ilerleyen işte, çıkan sonuç sizin için de mutluluk verici olur.

  • Satış ve Pazarlama Açısından Etkili Bir İş Planı Nasıl Hazırlanır?

    Kaliteli bir ürün veya hizmetin var olması demek, başarılı satış rakamlarının da hemen ardından geleceği anlamına gelmez. Bunun için doğru stratejinin ve iş planının uygulanmasına ihtiyaç vardır.

    Fakat bununla birlikte dikkat edilmesi gereken ikinci önemli nokta ise, pazarlamanın yanlızca reklam anlamına gelmediğidir. Pazarlama; reklam, pazar araştırması, halkla ilişkilerin de aralarında bulundupu birçok farklı adımdan meydana gelmektedir. En temelde ise yatırım yapılarak büyüyen bir yapıya sahiptir. Bu yatırım, her zaman maddi olarak görülmemelidir.

    Ve elbette yapılacak her yatırımın en temel beklentisi daha yüksek miktardaki geri dönüştür. Bu geri dönüş de elbette iyi bir pazarlama planının neticesinde ortaya çıkabilir.

    Bu noktada temel yol çizici faktör, pazarlama kanallarına para harcamak yapılacak plan değil, girişimi maksimum karlılık pozisyonuna geçirebilecek en akılcı planı ortaya çıkarmayı hedeflemektir.

    Elbette her sektör ve iş alanı için çıkarılacak yol haritası -yani bilinen adıyla iş planı- farklı olacaktır. Fakat bu iş planlarının ortaya çıkarılmasında esas alınabilecek bazı genel geçer kurallar söz konusudur;

    • Hedef kitlenize odaklanın

    Hedef kitlenizin kimler olduğu, yapacağınız pazarlama planının temel ekseni olmalıdır. Ürünü satın alma kararı verecek olanlar kimler? Hangi kriterler, ürün seçiminde rol oynar? Ve bu insanlara en doğru nasıl ulaşabilirsiniz? Bu sorulara verilecek cevaplar, hedef kitlenize başarılı şekilde ulaşmak için öncelikli olarak cevaplamanız gereken sorulardır.

    • Pazar payınızı artırmaya çalışın

    Daha önce sunulmuş veya sunulmamış bir hizmeti ortaya çıkarmış olsanız bile, pazar payınızı yüksek tutmayı hedef haline getirmeniz önemlidir. Karlılığın olduğu her alanda rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bir hizmeti ilk sunan marka olsanız dahi, dinamik bir yapıya ulaşamazsanız, rakiplerinizin gerisinde kalmanız son derece olasıdır.

    • Marka bilinci oluşturun

    Kısa vadeli planlarınız, uzun vadeli planların önüne geçmemelidir. Bir hizmetin nitelikleri kadar marka kalitesi de müşteri sadakati açısından çok büyük önem taşır. Hatta belli bir aşamadan sonra, marka kalitesi, sunacağınız farklı hizmetleri de kolayca kendine yer edecek altyapıya kavuşturacaktır.

    • Faydaları ön plana çıkarın

    Reklam planınızda vurgulamanız gereken iki nokta vardır. Bunlardan ilki sunduğunuz hizmetin ‘fayda’ düzleminde neler verdiğidir. Hangi sorunu çözüyorsunuz ve ne sunuyorsunuz? Örneğin, bir pizza şirketinin çalışma alanı yalnızca gıda gibi görünse de, günümüzde asıl çalışma alanlarına teslimat da eklenmiştir. Yani bir pizza şirketinin sunması gereken iki özellik, kaliteli yemek ve hızlı teslimat olur.

    • Farkınızı anlatın

    Reklam planınızda vurgulamanız gerekecek ikinci nokta ise, sunduğunuz hizmetlerin mutlaka bir farklılığa sahip olması gerektiğidir. Aksi halde yalnızca algı üzerine riske edilmiş bir pazar payına sahip olursunuz. Bu farkı oluşturmak, bazen ürün kalitesinden, bazen de fiyattan geçebilir. Kendi farklılığınızı belirlemelisiniz.

    İş planı, her zaman için güncellenmesi gereken bir yol haritasıdır. Bu yüzden her zaman için yedek bir planınız olsun. Olası sorunları öngörmeye çalışın. Aslına bakılırsa bunu başarmak, rakipleriniz arasından sıyrılacak çözümleri çok daha erken üretmenizi sağlayacaktır.

    Tüm bu verileri ortaya çıkardıktan sonra, daha somut adımlar atmak ve maliyetlerinizi belirlemek üzere sorulması gereken bir takım sorular vardır;

    • Satış ve pazarlama için ayırabileceğiniz bütçe ne kadar?
    • Stratejinizin başarılı olduğunu varsaymak için belirlediğiniz gerçekçi hedef nedir?
    • Satış temsilcisine ve başka çalışanlara ihtiyacınız var mı?
    • Gerçek bir halkla ilişkiler çalışmasını içeride yürütebilecek altyapıya sahip misiniz?

    Bir reklamcı olarak en çok karşılaştığımız durumlardan birisi de, girişim sahiplerinin reklam planını neredeyse zar atarak belirliyor olmaları. Günümüzde hedef kitle çözümlemesini olağanüstü yüksek frekanslarda yapabilen reklam mecraları bulunmasına rağmen, hala sokakta broşür dağıtmak için para harcayan firmaların olduğunu görüyoruz.

    Elbette bunun da gerekli olduğu bazı alanlar bulunmakla birlikte, çoğunlukla hedef kitle oranının yüzde 2-3 arasında bile olmadığı yerlerde dil okulu broşürlerinin dağıtıldığını görmeye devam ediyoruz.

    Haliyle, reklam ve pazarlama için ayırdığınız bütçeyi doğru yönetmeniz iş planınızın bu ayağının belki de en önemli ilk adımıdır diyebiliriz.

  • Girişimciler İçin Başarılı Olmanın 10 Temel Kuralı

    Yeni kurulan bir çok şirketle tanıştım ve birkaç tanesinde bir şekilde yer aldım. Yurt dışındaki “girişim” hikayelerinden alınan gaz ile yapılan birçok hatayı görme şansım oldu çünkü gerçekten çok fazla gereksiz harcama yapılan, detaylara takılan ekiplere denk gelmiştim.
    Bu konuda tabi ki bir şeyler yazmak istiyordum ama bir çok “başarılı girişimciden yeni girişimciye öğütler” yazılarından en iyisine denk gelince sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazıda Mark Kuban‘ın yeni girişimcilere tavsiyelerini bulacaksınız.

    Dallas Mavericks takımının sahibi ve ‘Shark Tank’ programının yatırımcısı, milyarder Mark Kuban, son 30 yılda hem kendi şirketlerini büyüttü hem de 120 farklı alana yatırım yaptı.

    Son zamanlarda yazdığı İş sporunda nasıl kazanırsın? kitabında yeni girişimciler için bir kontrol listesi hazırladı. Bu listeyi ‘Başlangıç için 10 Kuban kuralı’ olarak da okuyabilirsiniz.

    1-) İçinizde hissetmedikçe yeni bir işe başlamayın.

    Kurucusunda rekabete girme arzusu olmadığı sürece, büyük meblağlarda para veya güçlü bağlar bir işin başarısı için önemli değildir.

    2-) Bir çıkış planı üzerine saplanmayın.

    Şirketinizi yüksek miktarda para karşılığında satma planları yapmanız normaldir ama sadece “satacağımm milyoner olacağımm” hayaliyle de yaşamayın.

    3-) ‘Satış her sorunu çözer’ mantığını anlayın.

    Kuban’a göre son 30 yılda öğrendiği en önemli ders şudur; eğer bir şirket belli bir kitleye ulaşıyorsa başarılı bir ölçek yakalayacaktır. Ayrıca bu şirket yönetimi konularından bağımsızdır. Kuban şunu söylüyor ; ‘Eğer satış yapabiliyorsanız başarılı olursunuz.’

    4-) Şirketinizde önemli bir role sahip olacak çalışanlarınıza cömertçe ödeme yapın.

    Kuban yazılarında şunu belirtiyor; Şirketinizin sahip olması gereken merkezi yeterlilikleri iyi bilin ve bu alanlarda mükemmel olmaya çalışın. Ayrıca bu merkezi yeterlilikte çalışacak olan kişilere iyi ödeme yapın. İşinde en iyi olanlarla çalışın. Merkezi yeterliliğinizin dışında çalışacak olan kişileri işinizin kültürüne uygun olanlar arasından ve az ödeme yapacağınız kişilerden seçin.

    5-) Başlangıçta maaş dışı harcamalar konusunda endişelenmeyin.

    Google’ın çalışanlarına yüksek kalitede yemek, masaj terapisi ve bisiklet gibi olanaklar sağlaması çok harika bir olay. Ama siz bir Google değilsiniz. Eğer sıfırdan bir şeyler kuruyorsanız kahve gibi bazı içecekleri ve atıştırmalıklar bulundurun. Paranızı daha önemli şeylere harcayın.

    6-) Açık ofisler kullanın.

    Çalışanlarınızı kübik ofislere hapsetmeyin ve kendinizi onlardan soyutlamayın. Kuban yazılarında şunu belirtiyor ; ‘Açık ofisler şirketteki herkesi olaylardan haberdar ederek ahengi korumaya yardım eder ve şirketteki enerjiyi güçlendirir.’

    7-) Size daha rahat gelen teknolojileri kullanın.

    Eğer şirketinizde sadece siz ve birkaç çalışanınız varsa endüstrinizde bulunan diğer kişilerin kullandıkları yazılımlar veya donanımlar ile ilgili endişe duymayın. Bildiğiniz teknolojilere bağlı kalın ve ancak yerinizi sağlama aldığınızda daha iyi ürünlere ve şirket geneli standartlara geçiş yapın.

    😎 Organizasyonlarınızı yüzeysel tutun.

    Kuban şunu belirtiyor ; ‘Eğer başlangıçta başka bir yöneticiye rapor veren bir yöneticiniz varsa başarısız olursunuz.’ Başlangıcında olan şirketler karmaşık olmayan ofis politikaları ile daha iyi durumda olurlar.

    9-) Tarz oluşturmak için para savurmayın.

    Eğer kendiniz ve takım arkadaşlarınız için üzerinde şirket logonuz olan birkaç tişört yapmak istiyorsanız bunda bir sorun olmaz. Ancak bunu başka insanların isteyeceğini sakın düşünmeyin.

    Kuban’a göre; ‘Eğer çalışanlarınız bir şovda veya umumi bir yerde ise onlar için birkaç tane almanızda sakınca yok. Ancak eğer gerçekten başkalarının, sizin YoBaby.com logolu pololarınızı giyeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir. Ve neye para harcadığınıza dair en ufak bir fikriniz yoktur.’

    10-) İşleri eğlenceli tutun.

    Çalışanlarınızın işlerini yaparken eğlendiklerine ve yıpranmadıklarına emin olun.

    İlk şirketi olan Mikro çözümlerde, Kuban ayın elemanına 100 dolar ikramiye veriyormuş. Ayrıca bazen belirsiz zamanlarda takım olarak işten sonra bara gidip eğlenmeyi bir ritüel haline getirmiş. Yani özellikle yeni bir şirketseniz ilk çalışanlarınızla iş dışında da bağ kurmayı atlamayın.

  • Milyar Dolarlık İş Fikrinizi Başarıya Ulaştırmanın Yolları

    Milyarlarca fikir var dünyada. Aralarında ulusal bilim kuruluşunun da olduğu bazı kurumların yaptığı araştırmalara göre her insanın aklına günlük ortalama 15 bin ile 70 bin arasında çeşitli fikirler gelmektedir. Bu fikirlerden yanlızca bir veya iki tanesi kayda değer ve işlendiğinde başarıya ulaşabilecek ve milyarlar kazandırabilecek fikirlerdir. Muhteşem fikirlere sahip olmanız zengin olacağınız anlamına gelmiyor haliyle. Bu fikri gerçekleştirmek için onlarca zorlu yolu, engeli aşmak gerekir.

    Fikirleri ve ürünleri değerlendiren TheShuuk.com’un sahibi Tamara Kleinberg 20 yıllık ticari hayatında onlarca fikri değerlendirmeye almış ve yatırımcılarla buluşturarak başarıya ulaşmasını sağlamış. Tamara bizler için bir fikrin nasıl alıcıya dokunabileceğine ve başarılı olabileceğine dair ipuçları paylaşıyor:

    Davranışı değiştir

    Kleinberg, en başarılı fikir veya ürünlerin zaten var olanın farklı tarzda ortaya çıkmasından çok kullanıcı davranışını değiştiren şekilde olması gerektiğini belirtiyor. Yeni fikir kullanıcıda yeni bir şey yaptığı, aldığı ve kullandığı hissini garanti etmelidir. Daha basit, zamandan kazandıran ve maliyet olarak daha uygun olmalı en azından.

    Fikrinin çevresine bir hendek yarat

    Fikrini öyle bir şekilde oluştur ki savunulabilir bir iş modeli olsun. İyi savunma kapsayıcı iş modelinden gelir. Bu iş modeli dağıtımdan ulaştırmaya, tanıtımdan mağazalarda sunuluşa kadar olan geniş bir kapsama alanıyla oluşturulur. (Fikre göre değişir tabi)

    Rakiplerinizin daha önce ulaşmadığı noktalara ulaşın

    Rakiplerinizin değil müşterilerinizin olduğu yerlere gidin. Rakiplerinizle aynı yerlerde var olup seri üretimi tercih edeceğinize farklı bir yöntem sergileyin. Murad vücut koruyucu ürünlerini satarken farklı bir yöntem uygulayarak bu tür ürünlerin olmadığı 38 farklı noktada satış noktaları açarak başarı kazanmış mesela.

    Sadece hastalık belirtilerini yok etmeyin hastalığın kendisini de yok edin

    Bir işi yaparken karşılaştığınız problemleri üstün körü kısa vadeli halletmeyin. Bir sorunun belirtisi varsa o belirtinin neyden kaynaklandığını bulun ve problemi kökten çözün. Pisliği halının altına atmak yerine etrafı temizlemek size daha faydalı olacaktır uzun vadede. Bunları yaptıktan sonra müşteri daha fazlası için size gelecektir bundan emin olabilirsiniz. Buna müşteri davranışının temel ilkesi diyebiliriz.

    Hemen vazgeçmeyin

    Fikrini hayata geçirdikten sonra her şeyin tamamlandığını düşünüp sırtını koltuğa dayamak çoğu girişimcinin düştüğü hataların başında gelir. Hiçbir zaman tamamdır diyemezsiniz. Başarılı girişimciler daima müşterilerine kulak verir, fikirlerini alır ve bunu her zaman tekrarlar. Gerçek şu ki ürünü piyasaya sürmek işin daha başlangıç kısmıdır. Eleştiriler ve öneriler ürününüzün gelişmesine, kabul görmesine ve kalıcı olmasına yardımcı olur. Çabuk düşen sık sık düşer, unutma.

    İnsanlara hakkında konuşabilecekleri bir şeyler ver

    Olayın özü böbürlenecek bir nokta vermekte, sonrasını yeni gelmiş olana ama konuşmayı reklam yapmayı seven müşterine bırak. Onlar kısa sürede ürününe olan aşklarını her tarafa duyuracaklardır. Herkes üzerinde konuşacakları ve onları heyecanlandıran bir şeyleri olsun ister. Yap gitsin.

    Yüksekte ol

    Müşterilerinin seni bir yere konumlandırmasına izin verme. Mesajını ve ne vaat ettiğini, nerede durduğunu açıkça ortaya koy. Rakiplerinden sıyrıl ve farklı bir noktada dur. Aksi takdirde anlam karmaşasının içinde kaybolur gider ve kaybedersin. Diğerlerinden daha iyi bir şekilde görünecek kadar görünür ol ve onlardan ayrı bir noktada bulun.yoksa gerçekçi olmayan fikirlerin içinde kaybolup gidersin. Etme!