Blog

  • Verimliliği Arttırmak İçin Yapabileceğiniz 10 Özgün Hareket

    Hepimiz için televizyonsuz, telefonsuz, tabletsiz bir dünya düşünmek artık çok zor. Kısa dönemde iletişimde bulunduğumuz araç ve gereçler hızla bir değişim ve dönüşüm geçirdi. Artık aynı günde drone’lar sayesinde kargo hizmeti bile alabiliyoruz.

    Bunların yanında ücretsiz bir şekilde faydalanacağımız ve işimizde daha iyi bir duruma gelmemizi sağlayacak tekniklere bakalım.

    • Gülümseyin

    Güldüğünüz, gülümsediğiniz zaman daha güvenilir, samimi, sosyal ve işinin ehli görünürsünüz; bu da işiniz için daha iyi bir şeydir.

    • Çalışanların da gülümsemesini sağlayın ve bu konuda onları eğitin

    Telefon da bile karşı taraf (müşteri) görmemesine rağmen gülümsemeniz ve konuşmanız hissedilir ve pozitif bir etki bırakır. Bu nedenle çalışanlarınızın da her durumda gülümseyebilmesini sağlayın.

    • Müşterilerle göz teması kurun

    Müşterilerler kuracağınız göz teması size olan güveni arttırır. Bu göz kontağı iletişim sürecinin %30-60 arasında olmalıdır.

    • Dinleyin

    Müşterilerle iyi ilişkiler kurduğunuz zaman sizin başarılı olmanızı isterler. Onların fikirlerini, düşüncelerini önemseyin ve üstü kapalı olsun veya olmasın şikayetlerini dikkate alın.

    • Kutlamak için zaman harcayın

    Herkes tebrik edilmeyi sever. İster çalışan olsun ister müşteri herkes desteklenmek ister. Özel günler ve zamanlar için hem çalışanlarınıza hem de müşterilerinize zaman ayırın ve onlara küçük sürprizler yapın.

    • Müşterilerinize umduklarından daha fazlasını verin

    Müşterileriniz parasını ödeyip aldıkları temel ürünlere ve servislere ek olarak indirimler sağlayabilir veya ürüne ek olarak hediyeler ekleyebilirsiniz.

    • Teşekkür edin

    Çalışanların ve müşterilerin ne yaptığını ve söylediğini gözlemleyin ve onları takdir ettiğinizi onlara hissettirin.

    • Size yardımı dokunabilecek organizasyonlara katılın

    Özellikle yerel alanlarda çalışan bir şirketseniz böyle vakıf, dernek işletmenize yakın işlerle ilgili kurulmuş odalara katılmanız sizi için yeni network demektir.

    • Uzman olun

    Çoğu organizasyon ilgi çekici konuşmacılar peşindedir. Birkaç ilgi çekici ve doyurucu sunum hazırlayın ve onlara zamanınız olduğunu hissettirin.

    • Kişiliğinizi işinize ekleyin

    İnsanların ve çalışanlarınız kim olduğunuzu bilmesini sağlayın. Odanızdaki mobilyaların bile sizi ifade etmesini sağlayın. Rahatına düşkün, sofistike veya geleneksel… Fotoğraflar, kişiliği analiz etmenin en kolay yollarından biridir.

    Bir süre sonra göreceksiniz ki işinizi daha iyi bir duruma getirmek için attığınız adımlar sizin iş kültürünüz haline gelecek.

  • İnsanların %92’si Hayallerine Ulaşamıyor: %8’i Ne Yapıyor?

    O zengin insanlar, o güzel yatlarına binip gittiler. Geri geldiklerinde de o güzel malikanelerine girdiler. Bizler de izledik.

    Üzülmeyin, bu herkesin başına gelebilir. Herkes olmasa bile insanların %92’sinin başına geliyor. Peki neden böyle?
    Scranton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada sadece insanların %8’inin kurduğu hayaller peşinde koşarken başarılı oldukları çıkmış. Bu insanlardan olmanız için yapmanız gerekenleri aşağıda sıraladık.

    İşte Başarıya Giden Yolda İzlenecek Stratejiler

    Net ve iddialı bir hedef seçin

    Tabi burada çok aşırı zor bir hedeflemeden bahsetmiyoruz. İlk olarak bunu da belirtelim.
    Edwin Locke ve Gary Latham’ın yaptığı araştırmada, bu iki noktayı belirlemenin başarı performansını %90 arttırdığı gözlemlenmiş. Yani temel olarak yapmanız gereken şey, hedeflerinizi daha net hale getirmek ve iddialı olan hedefleri seçmek. Bu motivasyonunuzu da yüksek tutacaktır. Hedefinizi netleştirmek, ilerleyeceğiniz yolu da netleştirir.
    Eğer hedefleriniz büyükse, bir anda büyük lokma yutmamak da önemli. Büyük lokmayı küçük tanelere bölün ve küçük küçük çiğneyin.

    Hedefleriniz konusunda istekli olun ve sonuna kadar kendinizi adayın

    %8’in en önemli noktalarından biri, başardıkları şeyi çok ama çok istemiş olmaları. Kendinize sorun; bu hedefe kendinizi ne kadar adıyorsunuz? Hedefinize ulaşmak için çok mu yorgunsunuz? Karşınıza çıkan engellere toslayıp beyaz havlu atacak halde misiniz?
    “Ne pahasına olursa olsun” düşüncesiyle hareket eden %8, zirveye çıkana kadar durmak bilmeyenlerdir. Böyle hissediyorsanız, başarı çok yakındır.

    İşleyişi gözleyebilmek için geri dönüş zinciri kurun

    Başarının yolunda karşınıza birçok hayal kırıklığı çıkacaktır. Motivasyonunuzun düşmemesi için geri dönüşler almak önemlidir. Hedeflerinize ulaşma ihtimaliniz, bu sayede yükselecektir.

    Hedeflerinizi sıralayın

    Psikolog Ken Sheldon ve Tim Kasser, ruhsal sağlığı güçlü ve mutlu kişilerin hedefleri arasında “dikey tutarlılık” olduğunu söylüyor. Hedefler, yüksek seviyeli (uzun süreli) ve düşük seviyeli (hemen) olarak ayrılıyor ve her birinin işleyişi, bir diğerinin işleyişini tetikliyor.

    Tavsiyesine güvendiğiniz kişilere danışın

    Başarılı insanlar, tek başına gezen süper insanlar değillerdir; onlar da yeri geldiğinde tavsiye almıştır. Hatta çevreleri akıl hocalarıyla, danışmanlarla doludur.
    Üç ya da dört kişiyi kafanızda belirleyin, bu insanlara düzenli olarak akıl danışın, fikirlerinizi açın.

    Aynı anda çok iş yapmaktan kaçının

    %8’in en büyük özelliklerinden biri de her şeyi adım adım yapmalarıdır. Evet, o müdürünüzün, patronunuzun size olmazsa olmaz diye sunduğu şey, aslında en son yapmanız gereken şey.
    Büyük hedeflerin peşinde koşmak, dikkat ister. Bu sebeple adımları tek tek atmak gerekir. Tek yapmanız gereken, her adıma bir bitiş tarihi belirlemektir. Bu sayede aynı hızda işlerinizi bitirebilirsiniz.

    Başarmayı öğrenin

    Bahsettiğimiz bu %8, doğuştan yetenekli değildi. Her şeyi tekrar tekrar yaparak öğrendi.
    2000 yıl önce Aristoteles’in de dediği gibi, “Sürekli yaptığımız şey neyse, biz o’yuz.”.

  • Aynı Anda Birden Fazla İşte Çalışmak: Normal mi Sayılacak?

    Günümüzün rekabet dolu iş piyasasında birçok insan aynı anda birden fazla işte çalışmak zorunda kalıyor. Bazı insanlar farklı alanlarda uzmanlaşmak ve farklı beceriler kazanmak için birden fazla işte çalışırken, diğerleri maddi ihtiyaçlarını karşılamak için aynı anda birden fazla işte çalışmak zorunda kalıyorlar.

    Amerika’da günlük işlerde çalışma oranı her geçen gün artıyor. Bu durum hem işverenler için hem de boş saatlerinde ekstra para kazanmak isteyenler için güzel bir haber. Daha da iyisi, yakın gelecekte bu durumun normal olarak kabul edilmesi bekleniyor. Dünya ekonomisi artık daha girişimci bir hâl almaya başladı. Teknoloji dünyasında iş yapmak için kullanılan araçların çoğu artık çok ucuz veya ücretsiz. Web sitesi tasarlamak, pazarlama, reklam veya hızlı bir şekilde kod yazmayı öğrenmek hem ucuz hem de çok daha basit hâle geldi.

    Etsy gibi platformlar, ek iş yapmayı mümkün kılarak girişimcilerin sayısını artırıyor. Bu tür araçlar ücretsizdir ve hatta 12 yaşında kendi işini kuran bir çocuğun hikayesini bile her ay duyuyoruz. Bu dijital araçlar sayesinde artık internet veya teknolojiyle bağlantılı olmayan işler için bile iş fırsatları doğuyor. Evini boyatmak isteyenler boyacı bulabiliyor, inşaat için inşaatçı veya tesisatçı bulunabiliyor. Bu iyi bir şey çünkü insanlar artık yeteneklerini herhangi bir şekilde değerlendirebilecekleri ortamlar bulabiliyorlar.

    Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, 1968 yılında yarı zamanlı çalışanların oranı %13.5 iken 2016 yılında %18.5’e yükselmiş. Bu dijital platformlar sayesinde artık basit işler için çok fazla zaman harcamadan işler kısa sürede tamamlanabiliyor. Böylece insanların boş zamanları artıyor. Örneğin, bir yazılımcı yarı zamanlı bir proje üzerinde çalışırken aynı zamanda Uber şoförlüğü yapabilir.

    Bu dönüşüm biraz daha yaşlı çalışanlar için zor olabilir. Genç nesil zaten bu değişimi deneyimleyerek öğreniyor. Bu yeni çalışma yöntemiyle insanların çalışma alışkanlıkları değişecek. Şirketler, bu değişimi önceden fark ederek çalışanlarını buna uyum sağlamaya teşvik etmeye başlamalıdır. Şirketler, daha girişimci ve değişime daha iyi ayak uyduran çalışanlara sahip oldukları için çok daha avantajlı olacaklardır.

    Bu değişimin kolay olacağını söylemek zor ve bundan korkmamamız gerekiyor. Tam aksine, bu değişimi benimsemeli ve insanlara daha iyi bir gelecek sunmak için gereken araçlara, bilgiye ve yeteneğe sahip olduğumuzu bilmeliyiz.

  • Başarılı Olduğunuzun 6 Kanıtı: Kendinizi ve Başarılarınızı Değerlendirin

    Hırslı ve tutkulu olan insanlar hayatının her döneminde engellerle karşılaşır ve başarısız durumlar yaşar. Bu işin doğası gereği “gülü seven dikenine katlanır.”.

    İnsanlığın çok daha büyük şeyler düşünebilirken maddeci bir düşüncenin kurbanı olması gerçekten çok kötü. Amerika’da Strayer Üniversitesinde yapılan çalışmaya göre insanların %90’ı mutluluğun güce,maddi güce veya prestije oranla daha büyük bir başarı göstergesi olduğu ortaya konulmuş.

    Araştırmanın daha da derinine inersek insanların %67’si başarıyı “aileyle ve arkadaşlarla iyi ilişkiler” olarak tanımlamış. %60’ı “yaptığınız işi sevmek”, sadece %20’si başarının “maddi güç” olduğu ortaya çıkmıştır.

    Başarı denince insanlar genellikle “büyük evi yada pahalı arabası olanlar başarılıdır” şeklinde düşünür. Sizde de bunlar olmadığı sürece kendinizi başarısız görürsünüz ve bu da sizi çalışmaktan soğutur. Başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız aşağıdaki listeye bakın ve bunu tekrar düşünün.

    Artık evrenin merkezi olduğunuzu düşünmüyorsunuz.

    Kendini başarılı sanan ve egosu yüksek insanlar kendini dünyanın merkezinde görür. Dünyanın onun için yaratıldığını ve diğer insanların sadece öylesine yaşadığını düşünür. Bu düşünce insanı başarılı kılmaz. Sadece ego sahibi bir kişilik olduğunuzu kanıtlar. Asıl başarı empati kurabilmektir. Diğer insanların düşüncelerinin ya da hayallerinin de bizimkiler kadar önemli olduğunu fark ettiğimiz an başarılı oluruz.

    Pozitif düşünüyorsunuz.

    Umut ve iyimserlik mutlu yaşamın temel taşlarıdır. Başarısız olduğunuzu düşündüğünüz anda bu ikisi bitiyorsa kendinizi başarılı saymak yanlış olur. Gerçek başarı her zaman herşeyin iyi yanını görmek ve bununla mutlu olmak demektir.

    Başarısızlığın sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyorsunuz.

    Başarısız olmayan tek kişinin aslında hiç denemeyen kişi olduğunu biliyorsunuz. Başarılı insanlar ufak bir başarısızlıkta herşeyi bırakmaz. Hatalarını bulur ve bunlardan öğreneceği dersleri alır.

    Başkasından yardım isteyebiliyorsunuz.

    Zorlandığınız veya birşeyi yapamadığınız anlarda başkasından yardım istememek tam bir gelişmemişlik göstergesidir. Başkasından yardım istemek, başkasına birşeyi kanıtlamayı bıraktığınızın göstergesidir.

    Başkalarının ne düşündüğünü çokta umursamıyorsunuz.

    Başkasına birşeyi kanıtlama çabası içerisindeyseniz her olayda onların ne düşündüğünü kafaya takarsınız ve hayatınızı ona göre şekillendirirsiniz. Başkalarının düşüncesini sadece “onun fikri” şeklinde algılarsanız asıl başarıya ulaşmışsınızdır.

    Değiştiremeyeceğiniz şeylerin olduğunu biliyorsunuz.

    Gittiğiniz yolda bir kasırga olduğunu görüyorsunuz. Bu kasırgayı ortadan kaldırmayacağınızı biliyorsunuz. Kasırganın geldiğini ve buna karşı koyamayacağını anladığınız zaman yapmanız gereken en büyük şey bunun etkilerini en aza indirmek için çalışmak olur.

    Kendinizle ilgili değiştirmeniz gereken yönleniriz varsa ve değiştirebildiyseniz o zaman başarılı sayılırsınız.

  • Aşırı Derecede Zengin 8 Kişi Servetlerini Nasıl Yönetiyorlar?

    Sadelik ve alçakgönüllülük, sadece halk içinde geçerli olan davranış biçimi değil pek tabi ki. Dünyanın en zengin insanlarının da vazgeçemediği mütevazı alışkanlıkları var. Kimisi hala ilk satın aldığı evde yaşıyor, kimisi hala aynı arabayı kullanıyor. Sefer tasında işe yemek götüreni bile var. Düşünün, milyar dolarları var ama bu huylarından vazgeçmiyorlar. Peki kim bunlar?

    Warren Buffet: Varlık: 68,1 milyar dolar

    Hala daha 1958’de 31.500 dolara aldığı evde yaşıyor.

    Berkshire Hathaway’in CEO’su, gelmiş geçmiş en büyük yatırım devlerinden biri Warren Buffet, hala daha 1958’de aldığı evde yaşıyor. 2009’da yayınlanan biyografisine göre kendisi asla cep telefonu taşımıyor. Masasında bir bilgisayar yok.

    25 yıllık arkadaşı Bill Gates, kendisini Omaha’da ziyarete geldiğinde, kalkıp bizzat Gates’i havalimanından alıyor.

    Kendisi aynı zamanda sıradan damak zevkiyle de ünlü. Yatırım yaptığı gıda firmaları, Burger King, Dairy Queen ve Coca-Cola; ancak kendisi sadece bunlara yatırım yapmakla kalmıyor, bir de onları yiyor. Buffet’ın günlük menüsünde beş şişe kola, Cheetos ve patates cipsi var.

    2014’te yıllık hissedar toplantısında, hayatının kalitesinin varlığından etkilenmemesinin sebebini şöyle açıklıyor:

    “Hayatım bundan daha güzel olamazdı. Aslında, eğer altı ya da sekiz evim olsaydı, çok daha kötü olurdu. Sahip olmam gereken her şeye sahibim ve daha fazlasına ihtiyacım yok, çünkü bir noktadan sonra bir değişiklik yaratmaz.”.

    Mark Zuckerberg: Varlık: 51,5 milyar dolar

    Manuel vites Volkswagen hatchback araba kullanıyor.

    Facebook kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, eşi Priscilla Chan ve kızlarıyla beraber mütevazı bir hayat yaşamayı tercih ediyor. Zuckerberg, işe her gün aynı kot pantolon ve tişörtle gidiyor. Bunun sebebi, Zuckerberg’in hayatını netleştirip halka daha iyi hizmet edebilme isteği.

    Baba olduğu 2015 senesinde, yaşadığı sürece varlığının %99’unu bağışlayacağını söyleyen Zuckerberg, 2012’de Chan’le evlendikten sonra da 7 milyon dolarlık evlerinin arkasında, McDonalds’tan menü yemişlerdi.

    Carlos Slim Helu: Varlığı: 31,6 milyar dolar

    40 yıldan fazla süredir 6 odalı evinde yaşıyor.

    Grupo Carso’nın CEO’su 76 yaşındaki Slim, Meksika’nın en zengin insanı. Slim de özel jet ve yatlardan feragat edip, alçakgönüllülüğü seçenlerden. Kendisi hala daha eski Mercedes’ini kullanıyor. Şirketini de aynı düşünceyle yönetiyor. Azla yetinmenin önemini asla unutmuyor.

    6 odalı evinde 40 yıldan fazla süredir yaşıyor; çocukları ve torunlarıyla evde yemek pişirilmiş yemek yemeyi tercih ediyor.

    Sadece iki lüksü var: sanat ve Küba purosu. Puro da merhum karısının anısına. Manhattan’da 80 milyon dolarlık bir evi de var ama o evi de geçtiğimiz bahar mevsiminde satışa çıkarmıştı.

    Charlie Ergen: Varlık: 14,4 milyar dolar

    İşe sefer tasında yemek taşıyor.

    Dish Network’ün CEO’su Ergen, Büyük Depresyon döneminde yaşayan annesinden oldukça etkilendiğini söylüyor. Ergen tutumluluğu konusunda oldukça ünlü. Ofis yemeğini evden getiriyor. Hatta iş gezilerinde ofis arkadaşlarıyla aynı otel odasında kalıyor.

    Amancio Ortega: Valık: 71,1 milyar dolar

    Öğle yemeğini işçileriyle beraber yiyor.

    Zara, Bershka gibi markaları içinde barındıran Inditex’in kurucusu Ortega, bu yılın başında dünyadaki en zengin ikinci kişi ilan edilmişti. Tabi ki bu durum onun yaşam tarzını değiştirmemiş. Kendisi La Coruna’daki sessiz apartmanında yaşıyor. Eşiyle beraber hem aynı kahve dükkanına gidiyor. Her öğle yemeğini işçileriyle beraber yiyor.

    O da Zuckerberg gibi sade giyiniyor. 45 milyon dolarlık özel Bombardier jeti var aslında ama yoğun iş temposundan ona pek fırsat kalmıyor.

    Ingvar Kamprad: Varlık: 39,3 milyar dolar

    Ekonomi sınıfı uçuşlar yapıyor ve otobüs kullanıyor.

    IKEA’nın kurucusu, Avrupa’nın en zengin insanlarından biri olan Kamprad, yıllardır eski Volvo’sunu kullanıyor. Genellikle otobüsü tercih ediyor.

    90 yaşındaki Kampard, 39 milyar dolara sahip ve mütevazı bir hayat yaşıyor.

    Azim Premji: Varlık: 16,6 milyar dolar

    2. el araba kullanıyor ve çalışanlarına ışıkları kapatmaları konusunda uyarılarda bulunuyor.

    Wiprı Ltd.’nin yöneticisi Premji, Hindistan’ın en zengin teknoloji devi. Tabi dev olması, ofiste tutumlu olunmaması gerektiğini göstermiyor. Premji, ofisteki enerji kullanımı, tuvalet kağıdı kullanımı gibi konularda çok hassas. Ekosistem için çok faydalı bir hareket.

    Kendisi aynı zamanda ekonomi sınıfında uçuyor, ikinci el araba satın alıyor ve çalışanlarına ışıkları kapatmaları konusunda uyarılarda bulunuyor.

    Judy Faulkner: Varlık: 2,5 milyar dolar

    Hiçbir zaman müsrif yaşamayı sevmemiş.

    Epic Systems’ın kurucusunu medyada görmek pek mümkün değil. Kendisi genelde kameraların önüne geçmeyi sevmez. Böyle birinin gösteriş meraklısı olması da imkansız.

    Kendi imkânlarıyla milyarder olsa da, 72 yaşındaki iş kadını asla bol keseden harcamayı sevmemiş. 2015’te varlığının yarısını hayır kuruluşlarına bağışlayacağını söylemiş. Genelde yiyecek, ev, sağlık ve eğitim gibi konularda insanlara yardımcı oluyor.

    İnsanın gönlü zengin olsun, gerisine gerek yok.

  • Başka Bir Yerde Çalışırken Kendi İşinizi Nasıl Kurarsınız?

    Yeni bir iş kurabilmek için ille de mevcut işinizden ayrılmanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Belki bir on- yirmi yıl önce bunun geçerli olduğunu düşünebilirdik, ancak artık şartlar ve imkânlar çok değişti. Bugün ek iş gibi gözüken birçok atılım, büyük şirketlere dönüşebiliyor.

    Ek iş olarak başlayın ve yaptığınız işi asla küçümsemeyin

    Ek iş derken tabi ki kast etiğimiz şey, katalogtan temizlik ürünü ya da kozmetik malzemesi satmak değil. Orijinal olarak ürettiğiniz ya da sıfırdan başladığınız ve sadece size ait olan bir şeyden bahsediyoruz. Eğer emek eder ve akıllı planlar yaparsanız, başarı sizi bekliyor.
    Tabi tekrar etmede fayda var. Burada bu işe verdiğiniz değer çok önemli. Kenarda dursun, belki kendi kendine büyür diye bir şey yok. Ekininizin büyümesini istiyorsanız, onu sulamasını, gübrelemesini, çevresindeki yabani otları yolmasını bileceksiniz.

    Peki ek iş olarak attığınız adımlar size nasıl faydalar sağlar?

    Girişimcilik: Ek iş, iş gücünüzü test etmeniz için harika bir fırsattır. Maaşlı işiniz sayesinde kendinizi güvene alırken, bir yandan iş yönetimi yönünüzü güçlendirebilirsiniz.

    Profesyonellik: Ek iş yapmak sizin yaratıcı kimliğinizi ve girişkenliğinizi öne çıkarır. Tanıştığınız kişilerle, iş arkadaşlarınızla yeni bir uzmanlık paylaşmanızı sağlar. İtibarınızı artırır.

    Kültürel etki: Yeni iş bağlantıları, size yeni ortamların kapılarını açar. Daha önceden ulaşılmaz görünen şirketlerin kapıları bir anda açılıverir. Bu düşünce yapınızı, ideolojilerinizi zenginleştirir. Fırsatlarınızı artırır.

    Duygusal etki: Kendi kendinize inşa ettiğiniz bir işte başarı sağlamak, sizi oldukça mutlu eder. Seltz’in yaptığı araştırmaya göre kendi ek işini kuran kişiler, diğer insanlara göre daha mutlu oluyor.

    Microsoft ve NYT’nin üstlendiği, yazar Steven Johnson tarafından yapılan bir araştırmada, ek iş yapmanın sadece üretkenliği değil, aynı zamanda yaratıcılığı ve yenilikçi anlayışı da yükselttiği ortaya çıktı.
    Y jenerasyonunun %55’i iş yerlerine olan yabancılık hissinden bahsetmiş. Bu da onların işlerine çok bağlı olmadıklarını gösteriyor. Oldukça ciddi bir bölümü de işlerini sıkıcı buluyor.
    Yani bu y jenerasyonunun üretmesi ve keşfetmesi lazım. Bu sebeple, ek iş kültürünü oluşturmak şart. Yepyeni bir defter açmak, eski modaydı. Artık defterin yanında güzel bir not defteri tutmanın başarı oranı daha yüksek.

    Peki bunu nasıl yaparsınız?

    Vizyon belirleyin

    Başarı için nasıl bir hayat yaşamak istediğinizi belirlemeniz gerek. Gezmek mi istiyorsunuz? Evde oturup çocuklarla vakit mi geçirmek istiyorsunuz? Daha çok boş zamana mı ihtiyacınız var? Sevdiğiniz şey üzerinde durmadan çalışmak mı daha hoş olurdu? Siz karar verin, ardından yol alın.

    Tutkulu ve meraklı olun

    Herkes doğuştan tutkulu ve ilgili olmayabilir ama bu hiç olmayacağınız anlamına gelmez. Diyelim ki sosyal medyadan hoşlanmıyorsunuz, ancak sosyal medya, işinizi büyütmenizde çok faydalı olabilecek bir mecra. Öğrenin, yeni yollar düşünün. Bilmeden, kestirip atmayın.
    Tüm alanları bu şekilde araştırın. Öğrendikten sonra istemediklerinizi azaltırsınız, ancak ilk öğrenmeniz gerek.

    İlgi alanlarınızı keşfedin

    Deneyin, test edin, ölçün. Sevdiklerinizi, nefret ettiklerinizi belirleyin. Bu keşif, fazlalığı azaltacak, odağınızı güçlendirecektir.
    Yönünüzü buldunuz mu? düşüncelerinizi kağıda dökün. Ürünler yaratın. Test etmek için çevrenizdekilere fikrinizi açın, ilgili olup olmadıklarını ölçün. Farklı insan tipleriyle deneyin bunu.
    Ne istediğinizi buldunuz mu? şimdi kendinizi buna adama zamanı!
    Televizyon kapatın. Sosyal medyada 90 dakikadan fazla harcamayın. E-postalarınızı kontrol edin.
    Girişimcilik, bilinen yolları izlemek değil, yeni yollar inşa etmektir. Bilinenleri bir kenara bırakın, kendinize inanın.

  • Girişimcilikte Başarıyı Yakalamak İçin İpuçları

    Kendi işinizi kurmaya başladığınızda çok fazla kişiden çok fazla nasihat duyacaksınız. Bu nasihatları size veren kişilerin çoğu da başarılı bir şirket nasıl kurulur hakkında hiçbir fikri olmayan kişilerden gelecektir.

    İnternete girip bunu araştırdığınızda ise uzun makale listeleri ve blog yazılarıyla karşılaşacaksınız. Zaten çok yoğun bir düşünme aşamasında bu kadar araştırma sizi bunaltacaktır. O yüzden başarılı insanlardan alınan fikirler doğrultusunda 5 adımda başarılı bir iş nasıl kurulur anlatayım.

    Başarılı Bir İş Kurmak İçin 5 Tavsiye

    Detaylı bir planla başlayın.

    Önünüzdeki muhtemel engellerle mücadelenizi de içeren detaylı bir plan hazırlayın. Bu plan; tanımladığınız bütün fırsatların tanımlarını, net olarak amacınızı, hedefinizi ve her aşama için verilen süreyi içermeli.

    Bağlantılar oluşturun.

    İşinizde uzman kişileri bulun ve bunlarla bir şekilde tanışmaya çalışın. Etkinlikler, fuarlar vb. Kendi işinizdeki uzmanları yakalayabileceğiniz her şeye katılmaya çalışın. Ne kadar çok doğru kişiyi tanırsanız başarılı olma şansınız o kadar artar.

    Doğru kişileri etrafınıza toplayın.

    Doğru mentorlar ve stratejik ortaklar başarılı olmak için yeterli değil. Mükemmel bir çalışma takımı oluşturmak da en az bunlar kadar önemli. Çalışanlarınızı yetenekli, akıllı ve en önemlisi de sizin vizyonunuzu paylaşabilecek kişilerden seçin.

    Bir adım önde olun.

    Sadece günü kurtararak hayatta kalamazsınız. Şirketin bir bölümü her zaman geleceği düşünmeli. Gözünüz her zaman bir adım ilerisinde olmalı. Sektördeki gelişmeleri yakından takip edin ve gelişmelere her zaman cevap verecek bir pozisyonda olmaya çalışın.

    Başarılı şirketler her zaman yeniliğe açık olmalı ve kolayca adapte olmalı. Bir şekilde işinizi yeni gelişmelere ayak uydurabilecek bir esneklikte tutun.

    Sağlıklı bir iş-hayat dengesi oluşturun.

    Başarılı bir şirketi yönetmek çok fazla zamanınızı ve enerjinizi alır. Şirketi başarılı bir şekilde kurduktan sonra en önemli sorunuz bu bile olabilir. O yüzden daha başlardayken iş-sosyal hayat dengesini iyi ayarlayın.

    İşe çok fazla zaman ayırmak çevrenizdeki kişileri ve sağlığınızı kaybetmeye, işe zaman ayırmamak da işlerin aksamasına yol açar. O yüzden bu ikisini öyle bir ayarlayın ki ikisinden de birşey kaybetmeyin.

  • Yeteneklerinizi ve Tutkularınızı Kullanarak Kendinizi Tanıyın

    Hayatımızın ne kadar büyük bir bölümünü çalıştığımız işte geçirdiğimizi düşününce vereceğimiz en büyük kararın aslında uzmanlık alanımızı seçmek olduğunu anlıyoruz.

    Hepimiz yaratıcı, ilham verici ve topluma katkı sunma hissini yaşamak isteriz. Peki hangi uzmanlık alanı bu tutkumuzu dışa vurmaya yardımcı olacak?

    Uzmanlık alanına karar verememek günümüzün en yaygın sorunlarından biri. Özellikle de genç insanlar hayatlarını hangi işte devam ettireceğine karar veremiyor. Yapılan en büyük yanlış ise oturup düşününce bu uzmanlık alanına karar verebileceklerini düşünüyor olmaları. Bir insanın uzmanlık alanı ya da yapacağı işe giden yolu daha önce deneyimleyen çok kişi yoktur. Yani “bunu biliyorsan” yada “şunu seviyorsan bunu yap” gibi kesin bir durum yoktur.

    Eğitim sistemi de belli meslekler üstüne yoğunlaşmış. Bu yüzden çoğu insan hiç yapmak istemedikleri alanlara yönelmiş ve belki de ömürlerinin sonuna kadar ne yapmak istediklerine karar verememiş.

    “Mükemmel kariyer yolu”nu seçmek isteyen gençlere tavsiyem şu: Gerçekçi ve idealist olan bütün kişilik parametrelerinizi düşünüp en iyi alanı seçin. Bu alanda ilerleyin ve her zaman değişime hazır olun. Önünüze çıkan her dönemeçte tekrardan parametrelerinizi düşünüp doğru yönü seçin. Bu sizi yapmak istediğiniz şeye götürecektir.

    Eğer gerçekten kendinizi bulmak ve bu alanda çalışmak, ilerlemek istiyorsanız ilk olarak insanların sizi yönlendirmesinden kurtulun. Herkes sizi kendi düşüncesine göre yönlendireceği için kimse sizin aslında ne olmak istediğinizi veya neye yetenekli olduğunuzu önemsemeyecek. Bu durumda size en çok sizi soran kişilerle görüşmeye çalışın. Eğer gerçekten bazı alanlarda sıkışırsanız o alanda gerçekten yaşayan ve çalışan kişilere sorun ve hatta mümkünse onlarla günler haftalar geçirin. Sonuçta hayatınızın tamamını ilgilendirecek bir konuda bir iki soru ile cevap almak pek de akıllıca olmayacaktır değil mi? Sadece sınav tercih dönemi gibi düşünmeyin, bu süreç bir maraton ve hayatınızın önemli bir adımı. Bu nedenle yola erken çıkmak oldukça önemli.

    Bu yolda ilerleyerek edindiğiniz bütün deneyimler de bir yap-bozun parçaları gibi birleşecek ve siz artık yapmak istediğiniz şeyi yapıyor olacaksınız. Bu nedenle kestirip atmamaya özen gösterin.

  • Zenginliklerine Rağmen Mütevazi Yaşayan 6 Milyarder

    Dünya genelinde birçok milyarder bulunuyor. Bu milyarderlerin birçoğu dünyanın en zengin insanları arasında yer alıyor ve lüks bir hayat sürüyorlar. Ancak bazı milyarderler var ki, zenginliklerine rağmen mütevazi bir hayat yaşamayı tercih ediyorlar.

    Milyarderlerin hep zenginliğinden bahsediyoruz, bu sefer de konumuz mütevazi hayatları!

    İşte sizin için araştırdığımız  6 Mütevazi Milyarder

    Warren Buffett, Berkshire Hathaway’in CEO’su ve yönetim kurulu başkanı,hala 1958’de 31.500 dolara aldığı evde oturuyor. 

    • Net serveti: 68.1 milyar dolar

    Omaha’nın Oracle’ı en bilge ve en tutumlu milyarderlerden biri. Dünyanın en zengin insanlarından biri olduğu halde hala 1958’de 31.500 dolara aldığı mütevazi evde oturuyor, cep telefonu taşımıyor ve masasında bilgisayar bulundurmuyor. 2009 biyografisine göre bir keresinde “THRIFTY” (tutumlu) yazan bir plakası oldu ve 25 yıllık arkadaşı Omaha’yı ziyaret ettiğinde Buffett, Gates’i havalimanından bizzat kendisi alıyordu.

    Buffet ayrıca boğazına düşkünlüğü ile de tanınıyor. Sadece Burger King, Dairy Queen ve Coca-Cola gibi abur cubur satıcılarına yatırım yapmakla kalmıyor ayrıca onlarla da besleniyor. Buffet günde 5 Cola içiyor ve Cheetos ile patates kızartmasını bolca tüketiyor.

    Yıllık hissederlar toplantısında Buffett yaşam kalitesinin sahip olduğu para miktarından etkilenmediğini açıkladı:

    “Hayatım daha mutluluk dolu olamazdı. Hatta eğer altı ya da yedi eve sahip olsaydım daha kötü olurdu. Yani sahip olmam gereken her şeye sahibim ve daha fazlasına ihtiyacım yok çünkü bir noktadan sonra hiçbir fark yaratmıyor.”

    Facebook’un CEO’su ve kurucusu Mark Zuckerberg, düz vites bir Volkswagen hatchback kullanıyor. 

    • Net serveti: 51.5 milyar dolar

    En zengin teknoloji patronlarından biri olma ünvanına sahip olmasına rağmen Mark Zuckerberg eşi  Priscilla Chan ve yeni doğan kızıyla birlikte gösterişten uzak bir yaşam tarzına sahip. Facebook’un kurucusu basit, tişört, kapüşonlu ve kot üniforması konusunda hep açık davrandı.

    Zuckerberg bu konuda”Hayatımı bu topluluğa nasıl daha iyi hizmet verebileceğimi düşünmek dışında olabildiğince az karar verecek şekilde temizliyorum”

    Ziynet eşyaları 32 yaşındaki genç adamı hiç etkisi altına almamış olacak ki 2015’in Kasım ayında Facebook hisselerinin yüzde 99’unu hayatı süresince bağışlayacağını açıkladı.

    Zuckerberg, 2012 yılında Palo Alto’daki 7 Milyon dolarlık (pahalı emlak piyasası için mütevazi bir tercih) evinin arka bahçesinde Chan ile evlendikten kısa süre sonra McDonald’s’ta bir şeyler atıştırdı. 2014 yılında ise 30,000 dolarlık Acura’sını düz vites bir Volkswagen hatchback ile takas etti.

    Grupo Carso’nun kurucusu Carlos Slim Helú 40 yıldan fazladır aynı 6 yatak odalı evde yaşıyor. 

    • Net serveti: 31.6 milyar dolar

    Carlos Slim istikrarsız servetini harcamaktansa milyarlarını ekonomiye ve bir dizi büyük şirketine geri kazandırıyor. Daha öncesinde servetinin bir bağ gibi olduğunu çünkü “tüm yapmanız gerekenin büyütmek, daha büyük hale getirmek için yeniden yatırım yapmak ve diğer alanlara doğru çeşitlendirmek” olduğunu söyleyerek Reuters’a ilham kaynağı olmuştu.

    76 yaşındaki Slim Meksika’nın açık ara en zengin adamı fakat özel jetler ve yatlar gibi lükslerden feragat ediyor. Üstelik hala eski bir Mercedes-Benz kullanıyor. Slim şirketlerini de tutumlu bir şekilde yönetiyor. Çalışanların her zaman tutumlu olması gerektiğini belirten el kitapları yazmaktan geri kalmıyor.

    İş adamı 40 yıldan fazladır Meksika’daki aynı 6 altı odalı evde yaşıyor ve rutin olarak çocuklarıyla, torunlarıyla ev yapımı öğünler paylaşmanın tadını çıkarıyor. Bir kaç pahalı zevki de yok değil, güzel sanatlar  (vefat eden karısının onuruna) ve Küba sigaralarının yanı sıra geçen bahar satmaya çalıştığı Manhattan’daki 80 milyon dolarlık malikane de bu zevkler dahilinde!

    Dish Network’ün yönetim kurulu üyesi Charlie Ergen hala her gün öğle yemeğini evden getiriyor. 

    • Net serveti: 14.4 milyar

    Charlie Ergen tutumlulukta nam salmış bir yönetici fakat kişisel hayatı oldukça sıradan. Ergen tutumluluğunun annesinin çocukluğuna kadar dayandığını  söylüyor: ” Annem büyük buhran döneminde büyümüş. Benim bir maun masam dahi olmadı.”

    Kendi emeğiyle milyarder olan iş adamı her gün işe gitmeden önce lendisine sandviç ve Gatorade’den oluşan bir öğle yemeği hazırlayıp yanına alıyor. Seyahatlerde ise otel odalarını meslektaşlarıyla paylaşmayı tercih ediyor.

    Inditex’in kurucusu Amancio Ortega, Zara genel merkezinde çalışanlarıyla birlikte öğle yemeği yiyor.

    • Net serveti:71.1 milyar dolar

    Bu yılın ilk yarısında Zara’nın kurucusu dünyanın en zengin ikinci adamı ilan edildi fakat bu durum muhtemelen onun kişisel harcama alışkanlıklarını değiştirmeyecek. Ortega yılarca oldukça gizli bir hayat yaşadı, sıklıkla İspanya,La Coruña’daki sakin dairesinde karısı ile birlikteydi, aynı cafeye sık sık uğruyordu ve Zara genel merkezinde çalışanlarıyla birlikte öğle yemeği yiyordu.

    Tıpkı Mark Zuckerberg’in de yaptığı gibi İspanyol moda kralı mavi blazer, beyaz gömlek ve gri pantolondan oluşan üniformasını her gün giyiyordu. Kimileri onun 45 milyon dolarlık özel Bombardier jeti düşünüldüğünde hiç de tutumlu olmadığını söylüyor. Fakat iş adamı çok çalıştığı için çok fazla gezemiyor.

    Ikea’nın kurucusu Ingvar Kamprad, hala ekonomi sınıfında uçuyor ve otobüse biniyor. 

    • Net serveti: 39.3 milyar

    Kamprad Avrupa’nın en zengin insanlarından biri fakat ekonomi sınıfında onun yanında uçtuğunuzu ya da IKEA’nın kafeteryasında onunla öğle yemeği yediğinizi anlamazsınız. Herkesin Porsche’ye binmek ve özel tasarım takım elbiseler giymek için para biriktirdiği 1960’larda baş gösteren alışveriş çılgınlığında, İsveçli mobilya yapımcısı, milyarları olmasına rağmen olağanüstü bir şekilde tutumluydu. 20 yıllık bir Volvo kullanmak ve sıkça otobüse binmek bu tutumluluğun emareleri.

    90 yaşındaki Kamprad 39 milyar doların üzerinde bir servete sahip fakat yüksek vergileri olduğu için İsveç’ten İsviçreye taşınan ve 40 yılını İsviçre’de geçiren milyarder 2013 yılında İsveç’e geri döndü.  Mütevazi evinde mutlu bir hayat yaşıyor.

  • Çalışanınızı İşten Çıkarmanızın 8 Nedeni

    İşveren olmanın zorluğunu, kendi işini kurmayan kimse anlayamaz. Sadece altınızda çalışan onlarca insana karşı değil, onların baktıkları kişilere karşı da sorumluluk sahibi olursunuz. Bu sebeple işten çıkarılması gereken biri olduğunda, en az çıkardığınız kişi kadar siz de üzülürsünüz; ancak çalışanınız bunu bilemez.

    Ancak bazen öyle durumlar olur ki, çıkarmaktan başka şansınız olmaz. Peki bu durumlar hangi şartlarda belli olur? Hep beraber bakalım.

    İşte Zor Kararların Arkasındaki Sebepler:

    Dedikodu yaparlar

    Bir şirkette oluşabilecek en kötü şeylerden biri, dedikodudur. Bunu yapmaya meyilli olan kişi, diğer çalışanlardan önce sizin hakkınızda konuşmaya başlar. Bu kulağınıza belki gelir, belki gelmez; ancak en azından başkası hakkında konuştuğunu bir şekilde duyarsınız.

    Dedikodu yapmak demek, “başkaları hakkında konuşmak dışında yapacak daha iyi bir şeyim yok” demektir. Bu kişi hem verimsiz çalışır hem de ofisinizdeki diğer çalışanların huzurunu kaçırır.

    Toplantının hemen ardından kendi toplantılarını yaparlar

    Diyelim ki şirket olarak bir karar aldınız ve toplantıdaki herkes bu kararı onayladı. Karşı çıkan olmadı. İşten çıkarılması gereken kişi, böyle bir toplantının ardından hemen ayrı bir toplantı yapıp, toplantıda alınan kararlara katılmadığını söyler. Toplantıda söyleyecek zamanı olmuştur ama söylememiştir.

    Bu kişi aynı zamanda ekibine “Bence çok kötü bir fikir ama bize bunu yapmamız söylendi, o yüzden yapacağız.” der ve ekibi de size karşı doldurur.

    İlerleyen günlerdeki toplantılarda “Bu fikri desteklemiyorum” cümlelerini duyarsınız. Bu, “Her şeye tamam diyorum ama bu, bu işi gerçekten yapacağım anlamına gelmiyor. Aksine, batırmak için elimden geleni yapacağım.” demek.

    “Bu benim işim değil.” derler

    firma ne kadar küçük olursa, çalışanların sorumlulukları o kadar artar. Şirketin iyiliğini düşünen biri, elinden geleni ardına koymaz.

    Bazı çalışanlar ise iş sınırlarını çelikle çizerler. Rica ettiğiniz şeyleri asla yapmazlar. Tabi burada işten çıkarmak için istediğiniz şeyin etik, mantıklı ve ahlaklı olması lazım.

    Bir kere güzel bir iş çıkardılar mı, sorumluluklarını doldurduklarını düşünürler; tembellik yapmaya başlarlar

    İşte başarı elde etmek harika bir şey. Düzenli çalışan birine sahip olmak da ayrı güzel. Ancak bazı çalışanlar, belirli bir süre güzel iş çıkardıklarında, sanki tüm sorumluluklarını tamamlamış ve artık çalışmak zorunda değilmiş gibi düşünürler. Ama başlayan her gün, yepyeni bir gündür; yeni sorumlulukları ve zorlukları beraberinde getirir. Bunun bilincinde olmayan çalışanın sizinle olmasına da gerek yok.

    Yeterli tecrübeye sahip olduklarını düşünürler

    Tecrübe iyidir, insana çok şey öğretir; ancak sonu yoktur. Çünkü öğrenmenin sonu yoktur. Maalesef bazı çalışanlar, bir kere edindikleri tecrübeden sonra öğrendiklerini yeterli bulurlar.

    Stajyer olduğum zamanlarda sürekli iyi iş çıkaramadığımı düşünür, üzülür ve daha iyisini yapamamaktan korkardım. Eski kreatif direktörüm beni kenara çekip “Önemli olan ‘ben oldum’ dememek; çünkü gelişim, oldum dediğin noktada biter.” demişti. Çok da haklıydı. Hiçbir tecrübe yeterli değildir. Dünyada öğrenecek çok şey var. Çalışanınız buna direniyorsa, sonraki aşamalarda, sektörden çok geri kalacak biriyle çalışıyorsunuz demektir.

    Kıdem baskısı yaparak diğer çalışanlara engel olurlar

    Diyelim ki yeni çalışanınız harika. Her işe koşturuyor, her şeyi yapıyor. Derken daha eski bir çalışan çıkıp, yeni çalışana bu tavrı yüzünden kötü gözüktüğünü söylüyor. Her şeyi bir yarışa çeviriyor.

    “Çok fazla çalışıyorsun.” diyerek birine baskı yapmak, “Bence kimse çok çalışmamalı, çünkü ben çok çalışmak istemiyorum.” demektir. Bu kişi, tüm ekibin performansını düşürür.

    Övgü alma uğruna işleri herkesten önce almak için acele ederler

    Tamam. Belki çok iyi iş çıkardı. Belki çok büyük bir işi tek başına yüklendi. Belki o olmadan bu iş hayatta bitmezdi. Ama belki de biterdi.

    Önemli olan bir işi tek başına bitirmesi değil, önemli olan ekip olarak çalışmak. Kimse bir işi, o işi çok seviyormuş gibi yapmadan bitiremez.

    İyi bir çalışan, iyi bir ekip üyesidir. Eğer her şeyi tek başına yapmaya çalışıyorsa, tüm övgüyü kendisi almak istiyordur. Ekip arkadaşlarını demoralize ediyordur.

    Bu durum sizin için de risk taşır. Tüm ağırlığı tek başına yüklenen çalışan, kilit nokta haline gelen çalışandır. Bir müddet sonra hem sizin hem de çalışanlarınız için tehdit haline gelir. Tek bir hareketi, tüm projeleri etkiler.

    Sorumluluk almakta acele ettikleri gibi herhangi bir başarısızlık durumunda iş arkadaşlarını da ateşe atmayı çok iyi bilirler

    Hatayı kabul etmek sadece işin değil, hayatın bir parçasıdır. Olgunlaşmaktır. Az önce bahsettiğimiz insan tipi, ilk hatada kabullenmek yerine, başka bir iş arkadaşını ve hatta belki de sizi suçlamaya başlar. Sorumluluk bir bütündür. Herkesin hata yapabileceğini düşünürsek, olumlu kısma balık gibi atlayıp, olumsuz durumda tazı gibi kaçan çalışan olmaz olsun.