Blog

  • 35 Yaşına Gelmeden Yapılması Gereken 15 Kariyer Adımı

    Henüz kariyerinizin başında olabilir ve 35 yaşınıza gelmeden önce kariyer hedeflerinize ulaşıp ulaşamayacağınızı merak ediyor olabilirsiniz ya da uzun süredir çalışma hayatında yer alıyor ve kariyerinizde istediğiniz noktada olduğunuzu düşünmüyor olabilirsiniz.

    İster yolun başında olun isterseniz uzun süredir çalışıyor olun, konu kariyer hedeflerinizi gerçekleştirmek olduğunda size fayda sağlayacak çeşitli yöntemler bulunuyor. Eğer siz de 35 yaşına gelmeden gerçekleştirmek üzere kendinize bazı hedefler koyduysanız, Başarınızı Garanti Altına Alın!

    Bu hedeflere ulaşmada size yol gösterebilecek 15 ipucu…

    1. Güçlü yönlerinizi keşfetmek

    Kendinize bir kariyer hedefi belirlerken ve bunu gerçekleştirmeye çalışırken temel almanız gereken en önemli nokta, hangi konuda en iyi olduğunuzu keşfetmeniz olmalı. Böylece sizi başarıya ulaştıracak özelliğinizi belirlemiş olursunuz.

    2. Zayıf yönlerinizi tanımak

    Kendini bilmek sadece en önemli faziletlerin başında gelmekle kalmıyor, kariyer basamaklarını tırmanırken de önem kazanıyor. Zayıf yönlerinizi tanımak size bu özellikleri olumlu yönde değiştirebilmeniz için bir fırsat sunar.

    3. Taviz vermeyeceğiniz konuları belirlemek

    Kariyerinizle ilgili neyi istediğiniz ve neyi beklediğinizle ilgili kendinize dürüst olmak ve taviz vermeyeceğiniz konuları belirlemek yararınıza olabilir. Böylece hedefinizden şaşmadan kariyer basamaklarını tırmanabilirsiniz.

    4. Gurur duyduğunuz bir iş başarmak

    Kariyerinizde sizin için anlamlı olan ve gerçekten gurur duyduğunuz bir konuda bir iş başarmak, hem kariyerinizle duygusal bir bağ kurmanıza hem de kendinize olan güveninizi artırmada etkili olabilir.

    5. Hatalarınızdan ders çıkarın

    Kariyer yolculuğunuzda attığınız bazı adımlardan pişmanlık duyuyor olabilirsiniz. Bu durumu bir fırsat olarak ele alıp, hatalarınızdan ders çıkarmak, kariyerinizle ilgili daha doğru tercihler yapmada size yardımcı olabilir.

    6. Sınırlarınızı zorlayın

    Kariyer yolculuğunuzda en az bir kez sınırlarınızı zorladığınız bir görev üstlenmek, sınırlarınızı ve yeteneklerinizi test etmede oldukça etkili olabilir.

    7. Eleştirilere açık olun

    İşinizle ilgili olumlu-olumsuz geri bildirimle açık olmak, işinizde daha başarılı olmada size en çok fayda sağlayacak konuların başında geliyor.

    8. Güvendiğiniz kişilerle konuşmak

    Kariyer konusunda herkesin zaman zaman tavsiyeye ihtiyacı olabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda fikirlerine ya da uzmanlığına güvendiğinizden kişilerden tavsiyeler almak oldukça yararlı olabilir.

    9. Sosyal medyada aktif olmak

    Sosyal medyayı işle ilgili network’ünüzü geliştirmek için kullanabilirsiniz. Özellikle LinkedIn profilinizi doğru hazırlamak, kariyer hedefinize ulaşmanızda sizi doğru kişiler ve doğru işlerle buluşturmada son derece etkili bir yöntem

    10. Kendinize yatırım yapın

    Kariyer hedefinize ulaşırken sadece üniversite mezunu olmak günümüzde artık tek başına yeterli değil. Bu sebeple ek eğitimlere, seminerlere, konferanslara katılarak kendinize yatırım yapabilirsiniz.

    11. Stres yönetimi

    Aşırı stres kişinin enerjisini en çok tüketen konuların başında geliyor. Bu sebeple stresle baş etmede etkili yöntemler hakkında bir profesyonelden yardım almanızda fayda var.

    12. Acil durum planı hazırlamak

    Olası bir işten çıkarılma ve tekrar iş bulamama konusunda bir B planı hazırlamanız ve böyle günler için çalışırken biraz para biriktirmeniz yararlı olabilir.

    13. Yeterli uyku

    Kaliteli bir uyku, kişinin işinde iyi performans göstermesiyle doğrudan alakalı. Bu yüzden uyku saatlerinizi geceleri yeterli uyku alacak şekilde düzenlemeniz yerinde olabilir.

    14. Tokalaşmayı hafife almamak

    Kişilerarası ilişkilerde karşıdaki insana kendimizle ilgili ilk verdiğimiz mesajlardan bir tanesi el sıkışma şeklimiz. Kendine güvenli ve doğru şekilde el sıkışmanın iş hayatında oldukça önemli olduğunu unutmayın.

    15. Emeklilik planı oluşturmak

    Emeklilik günleri de kariyer yolculuğunun bir parçası. Emeklilik hayatınızda maddi ve manevi olarak rahat edebilmek için bugünden, emekliliğiniz için yatırım yapmaktan kaçınmamanızda fayda var.

  • Dünyanın En Başarılı Girişimcileri: Çocuklukta Keşfettikleri Girişimcilik Ruhuyla Yola Çıkanlar

    Başarılı girişimcilerin, zirveye çıkma öyküleri daima merak edilir. Bu öyküler içerisinde en ilginç olanları genellikle, girişimciliğe genç yaşta adım atmış ve artık bir efsane haline gelmiş şirket sahiplerinin öyküleri oluyor.

    Efsane girişimcilerin öykülerinde, hikayenin nasıl başladığı çok önemli. Çünkü bu bilgi aynı zamanda, servet sahibi olan insanların kişilikleri hakkında da önemli ipuçları veriyor. Örneğin çeşitli nedenlerle çocuk yaşta çalışmaya başlamış ve bugün efsane olarak andığımız girişimcilerin genellikle çok küçük yaştan itibaren, geniş bir vizyona sahip olan kişiler olduğu göze çarpıyor..

    İşte, girişimciliğe çocuk yaşlarda başlayan dört efsane isim…

    Richard Branson/ Virgin Group

    Girişimcilik ve iş dünyasını takip edenlerin yakından tanıdığı Richard Branson’ın ilk para kazanışı, kendisi gibi sıradışı. Branson 11 yaşındayken, en iyi arkadaşıyla birlikte muhabbet kuşu yetiştirmiş ve satmış. Hiçbir zaman geleneksel olanı yapmadığını ifade eden Branson, disleksi rahatsızlığı nedeniyle 16 yaşında liseden ayrılmış. Dört yıl sonra “Student” adında bir öğrenci dergisi yayımlayarak iş hayatına başlayan Branson, 1970’de Virgin şirketini kurmuş. Branson halen 400’den fazla şirketten oluşan ve 50.000 çalışanı olan 21 milyar dolar değerindeki Virgin Şirketler Grubunun sahibi.

     Ingvar Kamprad/ IKEA

    5 yaşındayken yakın komşularına kibrit satmaya başlayan Ingvar Kamprad, daha sonra bisikletiyle başka uzak çiftliklere de ulaşmaya başlamış. Ardından Stockholm’den ucuza toptan kibrit alarak, onları tek tek çok düşük bir fiyatla satsa bile iyi kâr edebileceğini fark etmiş ve kibritle başladığı satışları, çiçek tohumlarından kaleme kadar çeşitlendirmiş. 17 yaşındayken; çalışmalarında başarılı olduğu için, babası ona ödül olarak bir miktar para vermiş. O da işini biraz daha genişleterek ve bugün bir dünya markası olan şirketini kurarak; düşük fiyatlı kurşun kalemler, cüzdanlar, resim çerçeveleri, masa servis örtüleri, saatler, mücevherat ve naylon çorap satmış. Firma giderek büyümüş ve bugünkü IKEA’ya dönüşmüş.

    Juliette Brindak/ Miss O and Friends

    Juliette Brindak daha 10 yaşındayken, ana karakteri “Miss O” olan bir grup genç kızın hikayesini anlatan ve genç kızlara iyi bir “rol model” olmasını istediği “Cool Girls”ü yaratmış. Brindak 16 yaşına geldiğinde; tasarımcı olan annesinin yardımıyla, genç kızlar için bir sosyal ağ sitesi olan “Miss O and Friends”i kurmuş. Üç yıl sonra, Procter&Gamble tarafından, sitesine 15 milyon değerinde yatırım almış. Brindak şu an 20 yaşında ve onun CEO’su olduğu şirkete geçtiğimiz yıl tam, 30 milyon dolar değer biçildi.

    John Paul DeJoria / John Paul Mitchell Systems

    Babasız büyüyen ve okumak için yeterli parası olmadığı için, 9 yaşında Noel kartları satarak çalışmaya başlayan DeJoria 20 yaşında evlenmiş ve karısı onu terk edince, oğluyla bir arkadaşının arabasında yaşamış. Bu dönemde kuaför Paul Mitchell ile tanışan DeJoria, 1980’de Mitchell ile bir şirket kurmuş ve birlikte ürettiği şampuanlarla kısa sürede yükselmiş. DeJoria, Mitchell kanserden ölünce; şirketin tek patronu olmuş. Bugün, dünyaca ünlü bir saç bakım imparatorluğunun başında olan DeJoria’nın servetinin; 2009 yılında 4 milyar dolar olduğu açıklandı.

  • Başarılı İş İnsanları Hafta Sonlarını Nasıl Planlıyor?

    Çalışanların iş hayatında en çok şikayet ettikleri konuların başında, kendilerine yeterince zaman ayıramamaları geliyor. Aslında iş hayatınız ne kadar yoğun olursa olsun iyi bir planlamayla kendinize zaman ayırmanız mümkün olabilir.

    Örneğin, eğer hafta sonlarında çalışmayan biriyseniz bu kısa tatili en verimli şekilde geçirerek yapmak istediklerinizi gerçekleştirebilirsiniz. “What The Most Successful People Do On The Weekend” (Başarılı insanlar hafta sonu ne yapar?) kitabının yazarı, zaman yönetimi uzmanı Laura Vanderkam başarılı insanların hafta sonlarında gerçekleştirdikleri bazı aktiviteleri ve yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyor…

    Mantıklı tercihlerle hafta sonundaki boş zamanı kontrol edebilmek

    Hafta sonu deyince çoğu kişinin aklına plansız yapılan işler, geç uyanmak, kontrolsüzce televizyon izlemek gibi aktiviteler gelebilir. Ancak eğer hafta sonlarınızı önceden planlarsanız bu önemli vakti daha kaliteli şekilde değerlendirebilirsiniz.

    Vanderkam’a göre hasta sonlarını iyi değerlendirmek için atılması gereken ilk adım mantıklı seçimlerle bu zaman dilimini planlamak. Çünkü planlanmış olan aktiviteler, spontane şekilde gerçekleştirdiklerimizden çok daha tatmin edici olur.

    Hafta sonu sabahlarını kendinize ayırın

    Hafta sonu sabahları, kendinize ayırabileceğiniz ve hafta içi fırsat bulamadığınız aktiviteler için mükemmel bir zaman olabilir. Koşmak, spor yapmak, çocuklarınızla vakit geçirmek için sabahları biraz daha erken kalkabilirsiniz. Elbette bunu gerçekleştirebilmek için bir gece öncesinde çok geç yatmamak da önemli.

    Hafta sonları için aile gelenekleri

    Laura Vanderkam, iş dünyasında başarılı kişilerin hafta sonlarında aileleriyle zaman geçirebilmek için bir aile geleneği geliştiriyor. Öğle yemeğini birlikte yemek, beraber yemek pişirmek gibi aktiviteler hem keyifli vakit geçirmek hem de güzel hatıralar bırakmak için etkili olabiliyor.

    Telefondan uzak geçirilecek saatler

    Kitapta değinilen bir diğer nokta da; iş dünyasındaki başarılı kişilerin kendilerine zaman ayırmak için hafta sonlarında en az birkaç saat telefonlarını kapattıklarını ve kendileriyle baş başa kaldıkları.

    Pazartesi gününe Pazar gecesinden hazırlanmak

    Pazartesi sendromu birçok çalışanın ortak sorunu. Uzmanlar bu konuda yaşanan sorunları hafifletmek için Pazar gecesi huzurlu ve eğlenceli vakit geçirmenin önemli olduğunu belirtiyor. Vanderkam’a göre bu konuda yapılabilecekler arasında, eğer ilgileniyorsanız yoga yapmak ya keyifli bir film izlemek yer alıyor.

    Ev işlerine fazla zaman ayırmamak

    Bu nokta özellikle hafta sonunda ev işleriyle ilgilenmesi gereken kişileri ilgilendiriyor. Hafta sonlarında mutlaka evinizle ilgili yapmanız gereken işler olabilir. Ancak tüm hafta sonunuzu temizliğe ve mutfak işlerine ayırmanız, hiç dinlenmediğinizi hissetmenize neden olabilir. Uzmanların bu konudaki tavsiyesi; yapmanız gereken işleri yapmak istediğiniz aktivitelerin arasına serpiştirmek. Örneğin film izlemekle, spor yapmak arasındaki sürede çamaşırlarla ilgilenmek gibi çözümler üretmeniz bu konuda faydalı olabilir.

  • Çalışanlarınızı Her Gün Motive Etmek İçin 3 Tavsiye

    Etkili bir girişimci olmanın en zor yanlarından biri, sadece çalışanlarınızı organize edip verdiğiniz göreve bağlı kalmalarını sağlamak değil aynı zamanda onları gerçekten nasıl motive edebileceğini öğrenmektir.

    Ne yazık ki her çalışan, gündelik çalışma rutinlerinden çıkıp kendilerinden bir şeyler katmaya pek de meyilli değil. Bunun nedeni de çoğunlukla, yaptıkları işi sahiplenici bir tavırdan yoksun olmalarından kaynaklanıyor.

    Buna rağmen, yaptıkları işi sahiplenen ve işlerinin gerçekten de değerli olduğunu hisseden çalışanların motive olmaları ve işlerine kendilerini daha çok vermeleri çok daha olası.

    İşyerinizde çalışanlarınızın, gündelik görevlerine kendilerini verme seviyelerini artırabilirseniz, girişiminizin  genel üretkenliğinde ani bir artış görmeye başlayabilirsiniz. Çoğu yönetici için çalışanları motive etmenin nedenleri belli iken, takım elemanlarını işe gerçekten dahil edebilmenin yollarını bulmak çoğunlukla çok daha zordur.

    Takımınız ne kadar yetenek ve eğitim sahibi olursa olsun, işinizin ya da takım elemanlarının sahip olabileceği en güçlü araçlardan biri işe olan bağlılıktır. Aşağıda değişik alanlarda çalışan yöneticilerin, çalışanlarını motive etmek için kullandıkları en etkili üç yöntemi bulabilirsiniz.

    1- Şirkete katacakları değere odaklanın

    Takım elemanlarınızı motive etmek için kullanabileceğiniz en elle tutulur yöntemlerden birisi, şirketiniz hakkında konuşma şeklinizi değiştirmektir.

    Konunun aslı şuna dayanıyor; hissedarlar şirketin finansal performansıyla daha fazla alakadar olurlarken, çoğu çalışanın şirketin finansal başarılarına dair derin bir ilgileri olmuyor. Çalışanlar, şirketin finansal başarısı ile maaşları arasında bir bağlantı göremedikleri için bu daha fazla anlam kazanıyor.

    Çalışanların şirkete kendilerini gerçekten adamaları için çoğu başarılı yönetici, şirketin dış dünyada yarattığı etkiyi anlatarak motive etmenin, finansal başarıya göre daha etkili olduğunu bulmuş. Gerçekten de, yapılan çoğu araştırma genç çalışanların bu zihniyeti benimsediğini gösteriyor. Takımını motive etmenin yollarını arayan yöneticilerin şirketin finansal değerlerinden çok, topluma kattığı değere yoğunlaşmaları gerektiğini akıllarında bulundurmaları gerekiyor.

    2- “Biz” zihniyeti ile hareket edin.

    Çoğu zaman yöneticiler, motivasyonunu kaybetmiş bir çalışan gördüklerinde, sorunu hemen o tek çalışanda aramaya çalışırlar. Oysa ki suçu bir çalışana attıklarında veya “Neden böyle yapıyorsun?” gibi bir soru sorduklarında, onların sadece cesaretlerini kırıyorlar, motive etmiş olmuyorlar.

    Bu kendini uzaklaştıran bir çalışanın daha da uzaklaşmasına neden olabilir. Eğer bir çalışan normal performansını sergilemiyorsa, bunun için bir nedeni olduğunu ve genelde bunun nedenin yeterince değer verilmediğini hissetmesi olduğunu unutmamanız oldukça önemlidir.

    Çalışanlarınızı, yaptıkları işe veya şirketinize kendilerini daha iyi vermelerini sağlamak ve motivasyonlarını yüksek tutmak için, takım elemanları ile çalışırken “biz” zihniyeti ile hareket etmeye başlayın. Sorunlara “Yapabileceğimiz bir şey var mı?” ve “Bu problemi çözmek için ne yapabiliriz?” şeklinde yaklaşılmalı. Bu şekilde, hem bir çalışanınıza suç atmamış olursunuz, hem de takım elemanlarının şirketinize daha yakın davranabilmeleri için bir fırsat yaratmış olursunuz.

    Sorun yaşayan takım elemanları kendilerine “ben” yerine “biz” zihniyetiyle yaklaşıldığında, çoğunlukla ellerini taşın altına koyup performans sorunlarını halletmeye daha meyilli oluyorlar. Bu, hareketlerinin kendilerinin şirket içindeki durumlarına etkilerinden çok, takımın performansını etkilediklerini fark etmelerinden kaynaklanıyor.

    3- Zamanınızın çoğunu mikro-yönetime değil, ilham vermeye adayın

    Çoğu zaman zamanı kısıtlı yöneticiler, mikro-yönetimle uğraşırken ve çalışanlarının çabalarını kontrol etmeye çalışırken o kadar fazla zaman harcıyorlar ki, onlara ilham vermeyi tamamen unutuyorlar.

    Yapılan araştırmalara gösteriyor ki, liderlerini ilham verici olarak bulunan çalışanlar işlerine çok daha bağlı, üretken ve memnun oluyorlar. Aynı zamanda çalıştıkları işyerinde daha uzun süre çalışıyorlar.

    Yöneticilerin çalışanların yapacakları işleri yönetmekten, ilham vermeleri için yeterince zaman kalmıyor olabilir. Ancak, ilham yöntemini seçen yöneticiler çoğunlukla çalışanlarıyla daha yakın ilişkiler kuruyor ve motivasyonu daha yüksek, kendilerini işlerine daha fazla veren takım elemanlarına kavuşuyorlar. Onlara ilham verin ve karşıya ilettiğiniz mesaja dikkat edin. Sonuçlar sizi şaşırtabilir.

  • Dâhilerin düşünme stratejileri: Problemleri çözmek için uyku ile çalışın

    Bir sorun ya da problem karşısında, bazen çözümü bulmak için saatlerce uğraşıp yorulduğumuz olur. Ancak bazı dâhiler, problemleri uyku sırasında çözebileceklerini keşfettiler. Albert Einstein gibi birçok zeka üstün yeteneği olan kişiler, hayatlarında önemli keşifler yapmak için bu yöntemi kullanmışlardır.

    Yapılan araştırmalar, uyku sırasında beyin aktivitesinin devam ettiğini ve bu nedenle rüyaların bile bilinçaltındaki düşüncelerimizi yansıttığını göstermektedir. Bu durum, özellikle yeni fikirler arayan insanlar için oldukça avantajlıdır.

    Birçok kariyer tavsiyesinde iyi bir uyku çekmenin belirtildiğini görmüşsünüzdür. Evet, uyku bedenimiz için en önemli dönemlerden biri. Bu süreçte yediklerimizin faydası bedenimizle buluşuyor, bedenimiz enerji topluyor ve öğrendiklerini sağlıklı bir şekilde uzun süreli belleğe atıyor. Peki bu süreç nasıl işliyor? Bilişsel süreci destekleyen nokta neresi? Buna teta beyin dalgaları diyoruz.

    Dört tip beyin dalgası

    Ned Herrman, beyinden yayılan elektriksel aktivitenin, yani diğer bir deyişle beyin dalgalarının, aktivite seviyenize göre dört ayrı aşamada gerçekleştiğini söylüyor. Her aşamada dalga sıklığı azalıyor.
    En aktif zamanınızda beta dalgaları yayıyorsunuz (örneğin, iş görüşmesinin ortasında). Büyük bir projeyi bitirdikten sonraki nefes alma anı gibi rahat olduğunuz dönemlerde ise alfa dalgaları yayıyorsunuz. üçüncü dalga sürecini atlayıp dörde geçelim. Burası da bizim derin uyku sürecimiz olan delta dalgaları.

    Şimdi üçüncü sürece geri dönelim, yani teta’ya. Burası problemleri çözdüğümüz yer. Genelde iyi fikirlerin çıktığı nokta da burası. Bu dönem sadece uyurken değil, duş alırken, dişinizi fırçalarken boş bir yolda araba sürerken bile gerçekleşebilir. Yani beynimiz otomatik olarak problemlerden kopmuş oluyor ve serbest akış modunda olan beynimizdeki düşünceler, herhangi bir yargı hissiyatının etkisi altında kalmadan, zihnimizin içinde dönüyor.Bu noktada uyanma süreci de önemli.

    Teta dalgaları bazen bu süreçte de yayılmaya devam edebiliyor. Bu sürede bir gün öncesinin problemleri zihnimizde dönüyor ve sabah çözümlerle uyanmış oluyoruz. Bu da bizim verimli bir gün geçirmemize sebep oluyor.
    Salvador Dali, Albert Einstein ve Thomas Edison gibi dâhiler de iyi fikirleri uyuyarak bulduğunu belirten kişiler.

    Peki bu sürecin gerçekleşmesini sağlarız?

    Bu pratiğe dökmek için şu adımları izleyebilirsiniz:

    1. Sorunu tanımlayın: Öncelikle sorunu net bir şekilde tanımlamanız gerekir. Böylece uyku sırasında beyin, belirlediğiniz problemi daha iyi kavrayabilir ve çözüm için çalışmaya başlayabilir.
    2. Düzenli uyku alışkanlığı edinin: Düzenli uyku alışkanlığı, beyindeki yenilenme sürecini hızlandırır ve zihinsel performansı artırır. Ayrıca, düzenli uyku ile birlikte beyniniz, problem çözme süreci için daha hazır hale gelir.
    3. Sorunu düşünerek uyuyun: Sorunu düşünerek uyumak, beynin probleme daha derinlemesine odaklanmasını sağlar. Bu nedenle, uyku öncesinde sorunu düşünmeye ve zihninizi bu yönde hazırlamaya çalışın.
    4. Sabah hemen uyanmayın: Rüyalarınızda problemi çözdüğünüzü fark ettiğinizde, hemen uyanmak yerine bir süre daha uyuyun. Böylece beyin, bilinçaltındaki çözümü daha da geliştirebilir.
    5. Uyanınca not alın: Çözümü bulduğunuzda, hemen bir kağıda yazın ya da kaydedin. Böylece, uyandığınızda unutma riskini minimize eder ve çözümü daha net bir şekilde hatırlayabilirsiniz.
    6. Daha iyi bir uyku deneyimi için, sakin ve sessiz bir ortam oluşturun. Ayrıca, rahat bir yatak, uygun ısıl koşullar ve karanlık bir oda, daha iyi bir uyku kalitesi için önemlidir.

    Uyku sırasında problemleri çözmek oldukça faydalı bir yöntemdir. Albert Einstein gibi zeki insanların bu yöntemi kullandığı düşünülürse, belki de siz de uyku sırasında problemleri çözmek için bir şans vermelisiniz. Unutmayın, beyin her zaman çalışmaya devam ediyor ve bazen en iyi fikirler rüyalarımızda ortaya çıkıyor!

  • Çalışma hayatında başarıya giden yol: Dijital göçebelerin üretkenlik tavsiyeleri

    Dünyada giderek artan bir şekilde insanlar işlerini evlerinden veya herhangi bir yerden yürütmeye başlamıştır. Bu çalışma şekline dijital göçebeli denir.

    Dijital göçebelerin en büyük avantajlarından biri, yer bağımlılığından kurtulmaktır. Yani nerede olursanız olun işinizi sürdürebilirsiniz. Ancak dijital göçebeler için üretkenlik çok önemlidir.

    İşte dünyanın dört bir yanındaki dijital göçebelerden 24 üretkenlik tavsiyesi:

    1. Sabah erken kalkın ve güne verimli bir şekilde başlayın.
    2. Belirli bir rutin oluşturun ve bu rutine sadık kalın.
    3. Kendinize hedefler belirleyin ve bu hedeflere ulaşmak için adımlar atın.
    4. Düzenli olarak egzersiz yapın ve sağlıklı beslenin.
    5. Odaklanmak için sessiz bir ortamda çalışın.
    6. Düzenli molalar verin ve beyin dinlenmesi için zaman ayırın.
    7. Günlük işlerinizi listeleyin ve önceliklerinize göre hareket edin.
    8. Teknolojiyi kullanarak işinizi daha kolaylaştırmak için araçlardan faydalanın.
    9. Çevrenizdeki insanlarla etkileşime geçmekten çekinmeyin ve onlardan öğrenin.
    10. Şahsi yaşamınızı iş hayatınızdan ayırın ve sağlıklı bir denge kurun.
    11. Multitasking yapmaktan kaçının ve tek işe odaklanın.
    12. İşlerinizi planlayın ve bu plana uyun.
    13. Düzenli olarak kısa molalar vererek işinizden uzaklaşın ve beyninizi dinlendirin.
    14. Başkalarından yardım istemekten çekinmeyin ve ekip çalışması yapın.
    15. İşinizde hedeflerinizi açık bir şekilde belirleyin ve bunlara ulaşmak için planlar yapın.
    16. Belirli zaman aralıklarında kendinize mola verin ve dinlenin.
    17. Kendinize ödüller verin ve başarılarınızı kutlayın.
    18. İş yerinizi düzenli tutun ve dağınıklığı önleyin.
    19. Yapmanız gereken işleri küçük parçalara bölün ve bu parçalar halinde hareket edin.
    20. Zamanı iyi kullanın ve verimsiz etkinliklerden kaçının.
    21. Kendinize hedefler koyun ve bu hedefler doğrultusunda hareket edin.
    22. Günlük olarak bir şeyler öğrenmeye çalışın ve sürekli kendinizi geliştirin.
    23. İş planlarınızı haftalık veya aylık olarak revize edin ve güncelleyin.
    24. Hayatın tadını çıkarın ve işinizin dışındaki etkinliklere zaman ayırın.

    Dijital göçebelerin üretkenliği artırmak için uyguladığı tavsiyeler, herkesin hayatına kolaylıkla uygulanabilir. Bu tavsiyeler özellikle evden çalışanlar veya serbest meslek sahipleri için oldukça yararlıdır. Yapacağınız ufak değişiklikler bile, üretkenliğinizi ve iş performansınızı artırabilir.

  • İş hayatında verimliliğinizi artırmanın 3 basit yolu

    Günlük hayatın getirdiği yorgunluk ve stres, zaman zaman iş hayatındaki verimliliği de etkileyebiliyor. İnsanlar bazı günlük sorunlarla uğraşırken, iş hayatındaki verimliliğini yeterli düzeyde tutamayabiliyor. Dolayısıyla, işler erteleniyor ve aksıyor.

    Aslında daha verimli çalışmanın kesinleşmiş bir formülü yok. Herkes farklı koşullarda ve farklı yöntemler uygulayarak kendine göre bir yol çiziyor. Ancak, yine de işe yarayabileceği düşünülen bazı ipuçları da yok değil.

    İşte daha verimli çalışmanızı sağlayacak bu ipuçlarından bazıları…

    1. Birçok projeyi bir arada yürütmek başarıyı getirmez

    Üzerinize çok fazla sorumluluk almanız ve hepsini bir arada yürütmeniz çok etkileyici gibi görünse de ilerleyen zamanlarda bu sorumluluğu kaldıramamanız nedeniyle işlerin aksaması kaçınılmaz bir sonuç.

    Tüm işleri bir arada yürütmek yerine, hazırlamanız gereken bir ya da iki projeye odaklanarak onları en iyi şekilde sonuçlandırmanız, daha sonra diğerleriyle ilgilenmeniz, o projeleri hakkını vererek tamamlamanızı sağlar. Dolayısıyla, çok iyi hazırladığınız bir ya da iki proje, yalnızca bitirmek için hazırladığınız üç-dört projeden çok daha iyi geri dönüşler alabilir.

    2. “Erken kalkan yol alır”

    İş hayatında başarılı ve motivasyonu yüksek kişiler, güne oldukça erken saatlerde başlıyor. Böylece tüm gün yapacakları işlerle ilgili programlarını önceden yaparak, kendilerini güne hazırlama fırsatı bulan bu kişiler, bu alışkanlıklarıyla iş hayatında öne çıkıyor.

    Siz de güne erken başlayarak, gündemi ve dünyadaki gelişmeleri takip etme, böylece etkinliği yüksek projeler hazırlamak için ilham alabilme imkanına sahip olabilirsiniz. Ayrıca, gün boyu hazırlayacağınız raporlar ve gönderilecek e-postalar için ön hazırlık yapmak için bolca vakit bulabilirsiniz.

    3. Yapılacaklar listenizi kısa tutun

    Kendinize bir “to-do list” hazırlamanız güzel bir alışkanlık. Böylece işler üzerindeki hakimiyetinizi koruyabilir ve kendinize yapılacak işlerinizi hatırlatmak için etkili bir yol izlemiş olursunuz. Üstelik, listedeki bulunan hedeflediğiniz işleri tamamladıkça, üzerini çizmeniz, size ayrıca motivasyon kazandırır.

    Ancak, bu listeyi mümkünse her gün bir sonraki gün için hazırlamanızda fayda var. Böylece listeniz daha kısa olur ve birçok maddenin bulunduğu uzun bir listeyle, gözünüzü korkutmamış olursunuz. Örneğin, günlük olarak en fazla 5 maddeden oluşan bir yapılacaklar listeleri hazırlamanız daha keyifli olabilir.

  • İlişkinizin kötüye gittiğini gösteren 7 işaret

    İlişkiler, bizi sosyal dünya içerisinde var eden önemli bir olgu. Sevgilimizle olan ilişkimiz, ailemizle olan ilişkimiz, iş yerindekilerle olan ilişkimiz vb. gibi birçok ilişki, hayattaki başarımızın kısa bir göstergesi.

    Bir ilişkide başarısız olduğunuzu anlamak içinse bu 7 belirtiye dikkat etmelisiniz.

    Kırgınlık

    Kırgınlık biri sizi duymadığında ya da görmezden gördüğünde hissettiğiniz histir. Bunun üstesinden gelmek için en iyi yol, dürüstlük ve iletişimdir. Her detayı düşünün ve bu durumun neden bu hale geldiği hakkında çıkarımlar yapın. Daha sonra gidin ve diğer kişiyle konuşun.

    Saygısızlık

    İkili ilişkilerde karşılıklı saygı, olmazsa olmazdır. Eğer karşınızdakinin size saygıda kusur etmeye başladığını düşünüyorsanız ya da ona saygısız davranıyorsanız bu ciddi bir problemin belirtisidir.

    Dürüst olmamak

    Affedicilik hayattaki en büyük erdemlerden biridir, ancak yalanlar hayata önemli yaralar bırakır. Bu problemin anahtar noktası, buradaki yalanın oynadığı rolle doğru orantılı. Peki bu yalan neden söyleniyor? İçeriğindeki detay çözülebilir mi, yoksa değil mi? Buna bakın.

    Güvensizlik

    Tek bir ihanet bile dünyanın en güzel ilişkisini yerle bir edebilir. Yine burada problemin ortaya çıkmasına sebep olan noktalara değinmek gerek. Neden oldu? Kişiyi ihanete sürükleyen şey bencilliği mi, yoksa sizin onu görmezden gelmeniz mi? İyi düşünün.

    Uzaklaşma

    Eğer karşınızdaki sürekli taleplerinizi geri çeviriyor, dikkatinizi dağıtarak sizden uzaklaşmaya çalışıyor ya da göstere göstere sizden kaçıyorsa, aranızdaki bağ kopmak üzere olabilir. Bazen bu durum geçici olabilir, bazen de kalıcı.

    Savunuculuk

    Karşınızdakinin dediğiniz her şeye karşı bir savunmayla gelmesi ya da sizin bu şekilde davranmanız, iletişimsizliğin göstergesidir. Bu açık ve dürüst konuşmaların önünde engel olarak durur.

    Küçümseme

    Bu en ciddi belirtilerden biridir. İlişki bu noktaya geldiyse, iyileşme ihtimali zor olabilir.

    Bu belirtilerle karşılaşıyorsanız, oturun ve düşünün: bu ilişki sizin için ne kadar önemli? Bu ilişkinin yokluğu sizde ne gibi bir eksiklik yaratır? Bu eksiklik geri dönülmez mi? Yoksa hayat devam edecek mi? Eminiz ki eder, ancak yine de tüm olumlu ve olumsuz yanları gözden geçirmeyi unutmayın.

  • Üretken bir hayat yaşamak için uygulanabilecek 3 zaman yönetimi stratejisi

    Bende alışkanlık haline gelen en büyük sorun karşıma çıkan her fırsata düşünmeden ‘evet’ demek. Bunu yapan tek kişi olmadığımı biliyorum, sonuçta birçok girişimci her şeyi başarmak için çabalıyor.

    Üniversitede bana öğretilen şeylerden biri de sürekli motivasyonu en yüksek seviyede tutarak kariyerimizde bir sonraki adıma daha hızlı ulaşacağımdı. Genelde çoğu insan daha fazlasını elde etmek için çabalıyor.

    İşte zamanınızı daha iyi yönetmeniz için uygulamanız gereken 3 adım:

    Çalışma tarzınızı belirleyin

    Birçok kişi üretkenliği artırmak için daha çok çalışmaya ve daha çok görev verilmesine bağlı olarak arttığını düşünüyor. Ancak herkes aynı şekilde çalışmalarını planlayarak başarıya ulaşamıyor.

    Paul Graham’a (Y Combinator’un yatırımcısı) göre yöneticiler ve girişimcilerin iki türü vardır. Bunlardan ilki günün her saatini ayrı ayrı bloklar şeklinde planlayarak çalışanlardır. Diğeri ise dakikaları bile planlayarak geçirenlerdir.

    Yöneticiler ve girişimciler yoğunluklarına göre bu yöntemlerden birini seçmek zorundadır. Çünkü bir yöneticinin günü toplantılar, telefon görüşmeleri, günlük işler ve basit görevlerle doludur. Yoğun çalışma temposuna sahip yöneticiler ve girişimciler karmaşık görevlerle geçen bir günde başarıya ulaşmak için her saati ve hatta her dakikayı bile planlamak zorundalar.

    Çalışma programınızı geliştirin

    Kişisel çalışma tarzınızı kavradıktan sonra kendiniz için bir de çalışma programı hazırlamanız gerekiyor. Eğer siz bir yöneticiyseniz aşağıdaki günlük çalışma programı size de uyacaktır;

    • 09:00 e-posta kontrolü
    • 10:00 toplantı ve görüşmelerin programlanması
    • 11:00 toplantılara katılma
    • 12:00 öğle yemeği
    • 13:00 telefon görüşmeleri

    Ve benzeri şeklinde bir çalışma programı neredeyse tüm yöneticiler için geçerlidir. Bu programı günlük, haftalık ve aylık olarak da tasarlayabilirsiniz. Amacınız küçük işler değil büyük projeleri geliştirmek olmalıdır.

    Eğer bir girişimciyseniz, bazen bütün toplantılarınızı aynı gün içerisinde yapmaya kendinizi programlamanız sizin için en iyi yöntem olabilir. Böylelikle haftanın geri kalan günlerinde diğer sorumluluklarınız için daha geniş bir zaman yaratmış olursunuz.

    Plansız olaylar için kendinizi hazırlayın

    Gününüzü veya haftanızı detaylı bir şekilde planlamanıza rağmen gelişebilecek plansız olayların sizi yolunuzdan etmesi kaçınılmaz olabiliyor. O gün içerisinde birçok e-posta almanız veya bir mola da sohbetler üzerine aklınızın başka yere kayması gibi birçok çevresel etkenden dolayı üretkenliğiniz sekmeye uğrayabilir.

    Ofisteki çalışma arkadaşlarınızla sohbet için gün sonunu tercih etmeniz ve e-postalarınız için günün sadece belirli saatlerinde bakmanız dikkat dağılımınızı engelleyecektir.

    Hesaplayamadığınız daha birçok şey için size önerim sadece sakin kalıp alternatif bir çözüm üretmeye çalışmanızdır. Hata yapmaktan korkmayın zira yaptığınız her bir hatadan da çıkaracağınız her bir ders size tecrübe puanı olarak geri dönecektir. Böylelikle bir sonraki benzer olayda oluşabilecek tüm aksilikleri önceden kestirebileceksiniz.

  • En Verimli Zaman Dilimini Yakalamak

    Gün içinde herkesin enerji seviyeleri dalgalanır ve verimlilik düzeyleri değişebilir. Bazı insanlar sabah saatlerinde daha verimli olurken bazıları ise öğleden sonra daha etkilidir. Ancak, iş gününün son saatlerinde, pek çok kişi yorgun hisseder ve dikkati azalır. Bu durumda, işlerin yapılması daha zor hale gelebilir. Fakat son saatlerde de verimli olabilmek mümkündür.

    İşte, çalıştığınız zamanın son saatini en verimli zaman dilimi yapmanın yolu:

    1. Planlama: Son saatlerde verimli olmak için planlama yapmak önemlidir. İş listesi oluşturun ve işleri öncelik sırasına göre düzenleyin. Öncelikle yapılması gereken görevlere odaklanın ve gereksiz zaman kaybından kaçının.
    2. Düzenli Ara Verin: Düzenli ara vermek beyninizin dinlenmesine yardımcı olur. Ara verirken, kısa yürüyüşler yapabilir, hava alabilir veya sadece birkaç dakika gözlerinizi kapatarak dinlenebilirsiniz. Bu şekilde, son saatlerde daha odaklı ve verimli olabilirsiniz.
    3. Motivasyonu Yüksek Tutun: Son saatlerde motivasyonunuzu yüksek tutmanız gerekiyor. Kendinizi ödüllendirin veya başarıları kutlayın. Motivasyonunuzu yüksek tutmanız size son saatlerde daha fazla enerji ve odaklanma sağlayacaktır.
    4. Telefon ve E-Posta Kontrolünü Sınırlayın: Telefon ve e-posta kontrolü, zamanınızın çoğunu alabilir ve dikkatinizi dağıtabilir. Bu nedenle, son saatlerde telefon ve e-posta kontrollerini sınırlamak önemlidir.
    5. İşbirliği Yapın: İşbirliği yaparak, son saatlerde işlerinizi daha hızlı ve verimli bir şekilde tamamlayabilirsiniz. Ekip arkadaşlarınızla birlikte çalışın ve birbirinize destek olun.
    6. Kısa Süreli Hedefler Belirleyin: Son saatlerde, kısa süreli hedefler belirleyin ve onları tamamlayın. Bu şekilde, kendinize daha fazla motivasyon sağlayabilirsiniz.
    7. Pozitif Olun: Son saatlerde pozitif olmak, verimliliği artırır. Kendinize ve işinize odaklanın ve olumsuz düşüncelerden kaçının.

    Çalıştığınız zamanın son saatlerinde verimli olmanın yolları, planlama, düzenli ara verme, motivasyonu yüksek tutma, telefon ve e-posta kontrolünü sınırlama, işbirliği yapma, kısa süreli hedefler belirleme ve pozitif olma gibi faktörlere dayanmaktadır. Bu yöntemleri uygulayarak son saatlerde daha verimli ve odaklı olabilir, işlerinizi tamamlayabilir ve kendinize daha fazla motivasyon sağlayabilirsiniz.