Blog

  • İşverenlerin değer verdiği 5 duygusal zeka becerisi

    Carnegie Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, finansal başarının %15’i teknik yeteneklere, %85’i ise duygusal zekaya dayalı becerilere dayanıyor.

    Çalışmıyor ve iş arıyorsanız ya da mevcut işinizi değiştirmek istemiyorsanız, zorlu iş arama maratonuna hoş geldiniz. Karşı tarafa kendinizi pazarlamanız ve kabul ettirmeniz çok da kolay değil; ancak işverenin aradığı şeyin ne olduğunu bilirseniz, bu durum biraz daha kolaylaşabilir.

    Bu bağlamda adaylarda aranan özellikler de şu şekilde:

    1- Başkalarıyla çalışabilme

    İş yerinde birçok insanla beraber çalışmak zorunda olacağınız göz önünde bulundurulduğunda, başkalarıyla olan ilişki ve sosyal yetenekleriniz çok önemli. İşveren sizin ekibe neler katabileceğinizi, ekibi nasıl motive edebileceğini, onlara edindireceğiniz değerlere bakar. Bu sebeple sosyal ilişkiler anahtar noktadır.

    2- Empati

    İletişim gücünüz kadar empati gücünüz de önemli. Çevrenizdekilerin ve her şeyden önemlisi müşterilerinizin ihtiyaçlarını görmek, onlara yardımcı olmak en önemli göreviniz.

    3- Hızlı hareket edebilme yeteneği

    İş ortamında doğaçlama hareket ederek çözümler bulabilmek bir artı değil, bir gerekliliktir. Gün içerisinde, süreçler aniden değişebilir; kriz anları olabilir. İşveren, böyle anlarda kurtarıcı olabilmenizi ister. En azından bu potansiyeli görmek ister.

    4- Akıl hocalığı

    Tabi ki, burada insanlara ne yapacaklarını söyleyeceğiniz anlamına gelmiyor; ancak bir konuda belirli bir bilgi birikiminizin olması ve bu konuda paylaşımcı olmanız, katılacağınız müstakbel ekibinize ne katabileceğinizin de göstergesidir. Bildiklerinizi göstermekten, özgüvenli olmaktan ve paylaşımcı olmaktan çekinmeyin.

    5- Kendi kendinizi motive edebilmeniz

    İş hayatı her zaman inişler ve çıkışlarla doludur. Genelde zor durumlarda size destek olacak birisi çıkar, ancak yine de böyle bir kurtuluş noktasının olmaması durumunda, kendi kendinize yetebilmeniz gerek. Hatta, kendi motivasyonunuzu ısrarla yüksek tutmanız ve ekibinizin enerjisini de arttırmanız sizden beklenir.

  • Eski jenerasyonların günümüz gençlerine dair yanlış algıları

    Eskiler her zaman yenileri eleştirir. Eskiye özlem pek tabi normal bir şey, ancak konu profesyonel hayata geldiğinde bizlere biraz haksızlık yapılıyor. Birçok yönümüz, şımarıklık, kendini beğenmişlik gibi algılanabiliyor; ancak kendimize biçtiğimiz değer, doğal bir hak ve biraz yanlış anlaşılıyor. Hatta çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.

    Nerde o eski ofisler? O eski hevesli, çalışkan insanlar? Şimdi öyle mi? Milenyum çocukları sabırsız, tembel. Yoksa tam mı tersi? Nedir bu Z ve X jenerasyonunun Y jenerasyonundan istediği?

    Bu yanlış anlaşılmaları gelin sıralayalım.

    Özgüven

    Genç bireylerin kendine olan güveni, maalesef eski kişiler tarafından narsistlik ve kibir olarak görülmekte. Ne zaman genç biri kendi fikrini ortaya koysa, yaşça büyük biri gelip “Daha öğrenecek çok şeyin var.” diyebiliyor. Evet, doğru; hayatta öğrenecek çok şey var ve öğrenmek güzel şey. Ancak bu demek değil ki, aşırı mütevazılık bizi bir yerden bir yere götürüyor. Her şeyin fazlası zarardır, öyle değil mi?
    Düşünün, bilgi çağındayız. İstediğimiz her bilgiye hemencecik ulaşabiliyoruz. Böyle bir durumda genç bir bireyin oturaklı bir fikri neden olmasın?
    Tabi ki bu noktada, iki neslin aynı şekilde büyümediğini ve bizim öğrenme şekillerimizi tam olarak anlayamadıklarını gözden kaçırmamak gerek. Yine de, kibir özgüvenin karşılığı olmamalı.

    Seyahat etme tutkusu

    Zor bir dönemin çocuklarıydı onlar. Birçok kıtlık, kaos gördüler belki de. Bu sebeple, “kazanım” denilen olgu onlar için daha maddi bir durum. Mesela bir ev, araba, eş… Bunların hepsi elde olunca, artık gezebilirsin. Peki ya bazı şeyleri yapmak için sahip olmanız gereken beden sağlığı, yaş, kafa dinçliği?
    Milenyum gençleri, en büyük kazanımı edindiği tecrübeler olarak görüyor. Eski jenerasyonun “yeri ve zamanı” dediği noktaların yeri ve zamanını çok farklı görüyor.
    Evi, arabayı, parayı toprağa götüremiyoruz ama anılarımızı hayatımızın sonuna kadar taşıyabiliyoruz. Güzel hikayelerimizi bir sonraki neslin hikayeleri haline bile getirebiliyoruz. Jenerasyonumuzu özel kılan nokta da bu.

    Özgürlük

    Günümüz jenerasyonunu eski jenerasyonlardan ayıran en büyük özelliklerden biri de özgürlük algısı. Eski insanlar, bir evleri, bir işleri vb. olduğunda kendilerini özgür görüyor. Oysa, milenyum jenerasyonu mal varlığına yük olarak bakmakta.
    Düşünsenize, hayatınızın baharında mortgage kredisinin altına girdiniz. Ayda ödemeniz gereken 3000 TL yüzünden kımıldayacak haliniz yok. Hatta bu sebepten dolayı, patronunuzun her kaprisini çekmek zorundasınız; çünkü işinizi kaybetmeniz bu borçlar altında imkânsız. Bu mu özgürlük?

    Kendimize ait değerlere sahip olmamız

    Standart doğrular, bizim jenerasyonumuza göre değil. Çok sevgili büyüklerimiz bizleri büyütürken, sorgulamayı da öğretti. Şimdi bu öğretiyi uygulamaya geçirdik ama onlara göre işler yolundan biraz saptı. Belki de sapmadı?
    Neden günümüzde kendi emekleriyle milyar dolarlık şirketlere sahip olmuş insanlar piyasanın hakimi? Neden artık “babadan paralı” olanlar, sektörün ipini elinde tutamıyor? Çünkü sorguladılar, görmeyi öğrendiler, ihtiyaçları keşfettiler.
    Hadi büyük işler başarmayı geçelim, kişisel bir bloğa sahip olmak bile kişiye birçok şey katıyor. “Oğlum sürekli bilgisayar başındasın, azıcık otur, dersine çalış.” dediğiniz çocuklarınız bugün Twitter sayesinde ünlü oldu mesela ve şimdi buradan ekmeklerini kazanıyorlar.
    Kısacası, kendimize ait değerlerimiz, kendi dünyamızda yarattığımız öncelikler hayatımızı olumlu yönde şekillendirebiliyor. Ne mutlu bize, değil mi?

    Yeni iş alanlarına olan merakımız

    Özellikle dijital ve reklam sektöründeki birçok gencin yaşadığı bir problemdir bu ve belki de birçok sektörde aynı şey geçerlidir. Ailelerimiz bizlerden öğretmen, doktor, mühendis, bankacı vb. olmamızı bekliyordu ancak biz hiç bilmedikleri bir sektöre adım atmak istedik. Aman Tanrım bunu nasıl yapardık!! Ama yaptık. Bugün buradayız, işimizin başındayız, çok şükür paramızı da kazanıyoruz, evimizi de geçindiriyoruz.
    Bugün Youtube kanallarından binlerce genç para kazanıyor. Alex Tew, The Million Dollar Homepage’i 2005’te yaparken kim bilir annesi ne kadar eleştiriyordu onu? Şu an kendisi, Calm’un kurucusu ve CEO’su.

    Kısacası, çok sevgili büyüklerimiz. Bizi yetiştirirken yaptıklarınız için sizlere ne kadar teşekkür etsek yetmez. Bizi sizler yarattınız ve iyi ki de böyle yaptınız. Şimdiden sonra tek isteğimiz, yarattığınız eserle gurur duymanız. Sizi seviyoruz!

  • İş seyahatlerinin önemi: Patronunuzu ikna etmek için 5 neden

    Ufacık bütçelerin olduğu ve teknolojinin hızla geliştiği dünyada iş seyahatleri eskisi gibi sık olmuyor. Ama imkânım olsa eski yöntemle devam ederdim, en azından bazı işler için.

    Bu seyahatlerin şirkete önemli maliyetle çıkardığının farkındayım. Eğer seyahatin gerçekten gerekli olduğuna inanıyorsanız patronunuzu ikna etmeniz için bazı sebepler belirtmelisiniz.

    Yeni müşterilerle yüz yüze görüşme önemlidir

    Yeni müşterileri ile iş bağlamaya çalıştığınız zaman mail veya telefon yolu ile olmayacak bazı şeyleri yüz yüze çok daha rahat yapabilirsiniz. Güven vermek işi kapmanın büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Birbirinizi daha rahat anlamayı da sağlar. Özellikle yapılan işi yerinde görmek size büyük avantaj sağlayacaktır.

    Var olan ilişkileri sıcak tutmak ve geliştirmek gerekir

    Aynı değer mevcut müşterileriniz için de geçerlidir. Farklı sebeplerden bile olsa mevcut müşterilerinizi ziyaret edip onlara değer verdiğinizi göstermeli ve ilişkileri sıcak tutup daha da ileri bir seviyeye taşımalısınız. Yeni iş teklifleri sunabilir yeni fırsatlar elde edebilirsiniz.

    Yeni seyahatler yeni iş fırsatları olabilir

    Ticaretle ilgili yapılan büyük tanıtımlar ve konferansların olduğu yerlere seyahat hem yeni bağlantılar kurmanıza yardımcı olur hem de yeni anlaşmalar yapmanızı sağlar. Network olayını asla hafife almayın, yeni ilişkiler kurmak için en önemli ihtiyaçlardandır.

    Seyahat kendinizi geliştirmeniz için eğitim alma imkânı da sağlar

    İş seyahatinin bir diğer faydası ise içinde eğitim barındırmasıdır. Çalışanların kapasitelerinin artması ve işlerini daha yüksek kalitede ve yüksek motivasyonla yapmalarını sağlar. Eğitimlerin çoğu online olmaya başlamış olsa bile hala insanları bir araya gelip deneyimlerini paylaştıkları eğitimler mevcut.

    Seyahatin getirisi yapılan harcamaların çok üstünde olacak

    Seyahat konusunda patronunu ikna etmek isteyen herkesin yapılacak olan bu seyahatin bütün masraflarını hesaplayıp patronuna göstermesi gerekir ve bunun yanında bu seyahatin işe ve patrona getirisini açıkça belirtmelidir.

    İş seyahatlerinin önemini kavramak ve bunu anlatabilmek son derece önemlidir. Öncesinden bazı araştırmalar yapmalı ve verilerle patronunuzun karşısına çıkmalısınız. İşin sonunda, onay aldıysanız tekrar bir özet geçmeniz ve bu seyahatin ne kadar verimli olacağını belirtmeniz gerekir.

  • Evden çalışırken üretkenliği artırmak için 4 strateji

    Ev-ofis mükemmel bir fikir gibi gelebilir. İş saatinden sadece 10 dakika önce uyanmak, duş ve giyinme konusunda bir endişenizin olmaması gibi birçok avantaj sağlıyor. Evden çalışma bir lükstür ancak bu çalışma ortamı bazen görevlerinizi ihmal etmenize sebep olabilir.

    Peki evde çalışma konforundan olmadan, çalışmalara odaklanıp ve verimli işlere imza atmayı sağlamak için ne yapmak gerekir?

    İşte Üretken bir ev ofisi için uygulanması gereken 4 adım:

    Erken uyanın

    Sadece iş için, iş saatine doğru uyanmak cazip gelebilir ama vücudunuzun tamamen kendine gelmesi ve en iyi konsantrasyon seviyesine gelmeniz için en az 2 saat gerekiyor.

    Sabah yataktan ilk çıktığınızda vücudunuzdaki melatonin seviyesi en yüksek seviyededir. Uyandığınız gibi çalışmaya başlamanız halinde odaklanma ve üretkenlik te birçok sıkıntı yaşarsınız. Bu yüzden erken uyanmalarınızı rutin içine almalısınız.

    Gününüzü planlayın

    Ben sık sık ne yapmam gerektiğini unutuyorum. Genellikle çok şey yapmam gerektiğinin farkındayım ama nedense aklımda bu görevlerimin neler olduğunu tutamıyorum. Sonuç olarak işlerimi belirli bir düzende yapmak için belirli bir program uygulamak zorundayım. Benim gibi olanlar için önerdiğim şey yapmanız gerekenleri sürekli not alarak bir gün önceden ertesi gün yapmanız gerekenleri bir listeye dökmenizdir.

    Yapmanız gereken işleri listelemek için uygulamalardan da destek alabilirsiniz. Bunun için birçok uygulama mevcuttur. Pomodoro uygulaması benim kullandığım bir uygulamadır ve bu uygulamanın Chrome eklentisi de var. Bu uygulamaya işlerinizi tamamlamak için yaklaşık zaman dilimleri de belirleyebilirsiniz.

    Koltuklarda çalışmayın

    Rahatlığından dolayı koltuklarda çalışmak birçok kişiye cazip geliyor ama asıl sorun burada çok rahat etmemizden dolayı işlerimizde odaklanma sorunu yaşamamızdır. Şöyle ki, birçok kişi eve gittiğinde ilk olarak dinlenmek için bile koltukları seçer. Yani farkında olmasak da aslında buraya geçtiğimiz andan itibaren vücudumuz otomatik olarak dinlenme moduna geçiyor. Koltuklara geçtikten sonra biraz televizyon ve bir şeyler atıştırmaya da geçildi mi zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız.

    Bu yüzden evde çalışırken koltuklarda çalışmamalısınız, ideal yükseklikte bir çalışma masası ve sandalye de çalışmanız çok daha verimli olacaktır.

    Çalışmalarınızdan sonra plan yapın

    Evde çalışmak sizi hızlıca tembel ve asosyal bir karaktere dönüştürebilir. Bunu tecrübelerimden biliyorum. Mümkünse çalışmalarınızdan sonra plan yapmaya çalışın. Her akşam dışarı çıkıp bir partiye gitmenize gerek yok ama kendiniz için bazen evin dışına çıkmanızda fayda var. Spor salonuna gidin veya yürüyüş yapmaya çalışın. Ara sıra kendi zevkinize göre arkadaşlarınızla plan yapın. Tüm bunlar sizin sürekli ev içinde işe odaklanarak yaşayabileceğiniz stresten uzaklaşmanızı sağlar.

    İş yerinde çalışanlara baktığımızda gün sonunda iş yerinden çıkarlar. Bu sizin zihninizin yorgunluğunu atmanızı sağlar. Uzaktan çalışmada ev ile iş yeri arasında ince bir çizgi vardır ve bu çizgi de bulunduğunuz yer sizin streste olmanız veya odaklanmanızda çok etkilidir. Bu yüzden evde çalışanların evde çok zaman geçirmesi süresi ile üretkenlikleri arasında ters bir bağlantı vardır.

    Her gün yalnız olmanız üzerinizde psikolojik olarak negatif etkiler bırakabilir. Evde çalışıyor olmanız her gün pijamanızla koltuklarda çalışmanız anlamına gelmiyor. Evde bulunduğunuz her durum sizin üretkenliğiniz üzerinde çok etkilidir bu yüzden evde çalışıyor olsanız bile bir iş disiplininizin olması çok önemlidir.

  • Sağlıklı ve verimli bir ofis ortamı oluşturmak için yapılması gerekenler

    Artık çoğu işletmede çalışanlar açık ofislerde bir arada çalışıyor. Günün büyük bir kısmını geçirdiğimiz bu alanlarda hepimizin kendi kendine oluşan alışkanlıkları olabilir. Ofis ortamının izin verdiği ölçüde genellikle her çalışan kendine özgü bazı alışkanlıklar edinir. Bunlar çoğu zaman bilinçsizce başlanan, ancak rutin haline gelen ve hatta bazılarımızın farkına varmadığı alışkanlıklardır.

    Bazı kişiler öğün aralarında atıştırma ve belli aralıklarla çay/kahve içme ihtiyacı duyar. Özellikle sigarayı bırakma ya da diyette olduğu için atıştırmaktan kaçınmak için sakız çiğnemeyi alışkanlık edinmiş olanlar ya da tüm çabalara rağmen sigarayı bir türlü bırakamamış çalışanlara ofislerde sıkça rastlanır.

    Peki herkesin bir arada çalıştığı bu ortamlarda çalışma arkadaşlarıyla ters düşmemek ve çalışma ortamının verimliliğine engel olmamak için işveren ya da çalışan olarak nelere dikkat etmek gerekiyor?

    İzin günlerinde iş istememek

    İzin günleri, çalışanların işten uzak kalmak için kendi tercihleriyle çıktıkları ya da kafa dinlemek, aileleriyle vakit geçirmek, bütün hafta yapamadığı şahsi işlerini halletmek için bekledikleri bir zaman dilimidir. Böyle günlerde belki eğer bir iş telefonu ya da e-posta mesajı aldıysanız bu durumun bir çalışana neler hissettirdiğini anlayabilirsiniz. Eğer gerçekten çok ciddi bir kriz durumu varsa bunu açıklayan bir arama yapabilir, mesaj atabilirsiniz. Ancak çalışanları en azından izin gününde e-postalarını kontrol etmek zorunda bırakmamak gerekiyor.

    Özellikle çay ve kahve bağımlıları için masa düzeni

    Eğer ofiste bu konuyla görevli bir çalışan yoksa, ofiste gün boyu kullandığınız bardak, fincan, tabak, kaşık vs. eşyaları masanızda, mutfakta ya da ofisin herhangi bir yerinde kirli vaziyette bırakmamak gerekiyor.

    Özel alanları meşgul etmemek

    Özel telefon görüşmelerinizi tuvalet kabininde yapmamaya özen göstermek gerekiyor. Bunun için müsaitse ve varsa balkon, merdiven, yangın merdiveni vs. insanların acil ihtiyaçlarını gidermek için kullanmadığı yerler seçmenizde fayda var.

    Kendi aralarında konuşanlara müdahale etmemek

    Gizli bir yerde ve sessizce konuşmuyorlar diye, sohbet eden iki çalışanın konuşmasına dışarıdan müdahale etmemek özellikle kalabalık ofisler için önemli bir ayrıntı. Özel bir konuşma olmasa da konuya dışarıdan müdahale etmek hoş karşılanmayabilir.

    Müzik dinlerken çevrenize hassasiyet gösterin

    Müzik dinlerken kulaklık kullanıldığı zamanlarda çevrenizdeki insanları rahatsız edip etmediğiniz çoğu zaman belki de aklınıza gelmeyebilir. Hoparlör kullanıldığı müddetçe çevreye sesin gideceği bazen düşünülmez. Ancak yine de bunu kontrol etmeniz faydalı olabilir.

    Hayatınız hakkında fazla detay vermemek

    Ofis içerisinde birbirinizi tanımak istemeniz ve bir şeyler anlatmanız elbette olumlu bir davranış. Ancak detay vermenize gerek yok. Özellikle ekonomik anlamda aranızda farklılıklar varsa, yeni arabanı, muhteşem tatillerinizi dinlemek karşınızdakine pek keyif vermeyebilir.

    Hastayken mümkünse işe gitmeyin

    Bütün gün toplantılarda uyuklayacak, odaklanma gerektiren işler yapılırken sürekli burnunuzu çekecek, baş ağrınız nedeniyle bütün gün huysuzlanacaksanız işe gitmemeniz en iyi seçim. Gerçekten bitirmeniz gereken işler varsa bunu home office yapmaya çalışabilirsiniz.

    Rahatsız edici özelliklerinizde diretmemek

    Eğer kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız; sesli bir şekilde sakız çiğnemek, iç çekmek, homurdanmak, kısacası dikkat dağıtıcı bu tür hareketlerinizden kurtulmanız gerekebilir. Aksi halde ofis içerisinde huzursuzluk ve verimsizlik oluşabilir.

    İnternette kendi arayabileceğiniz bir şeyi sormamak

    Önünüzde bilgisayar ve internet varsa, bu yolla öğrenebileceğiniz herhangi bir bilgiyi çalışanlara sormamanız yerinde olabilir.

  • İşinizden Ayrılıp Ayrılmamanızı Anlamanın Yolları

    İş hayatında zaman zaman değişim kaçınılmaz olabiliyor. İşinizden ayrılmak, yeni bir kariyere başlamak için gereken bir adım olabilir. Ancak bu kararı verirken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var.

    Her gün işe gidip geliyorsunuz ama ters giden bir şeyler var. Huzurlu değilsiniz. İşten çıkmanız gerekiyormuş gibi hissediyorsunuz, ancak yanlış bir karar da vermek istemiyorsunuz. Peki işten ayrılma zamanınızın geldiğini nasıl anlarsınız?

    İşte işinizden ayrılıp ayrılmamanızı anlamanın yolları:

    Daha fazla ilerleme kaydedemiyorsanız.

    Yıllardır aynı pozisyonda mısınız? Karşınıza yenilikler çıkmıyor, kendinizi geliştiremiyor musunuz? O zaman kariyeriniz için yeni bir adım atmanız gerekebilir.
    Jobcase CEO’su Fred Goff şu tavsiyede bulunuyor: “Eğer bulunduğunuz şirketin önümüzdeki birkaç sene içerisinde size terfi şansı vermeyeceğini düşünüyorsanız, ayrılmayı düşünebilirsiniz. Sektördeki değerinizin farkında olmalısınız., ancak bunu yaparken sektörün durumunu, iş bulma ihtimalini ve konumunuzu gözden geçirin.”

    Kariyer hedeflerinizi gerçekleştirmeniz için bir destek göremiyorsanız.

    Kariyer planlamanızla alakalı direktörünüzle ya da patronunuzla konuştunuz. Omuz silkerek bakarız diyorsa, bu hiç olmayacağı anlamına da gelebilir.
    Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde kariyer geliştirme uzmanı olan Lily Zhang bu durumda süpervizörünüze danışabileceğinizi söylüyor. Beraber alabileceğiniz başka sorumlulukları gözden geçirin. Bulunduğunuz departmanda size bir çözüm yoksa, belki başka departmanda çözüm olabilir.
    Eğer terfi süreniz birden fazla olmak üzere es geçildiyse, belki de yolunuza taş koyan birileri vardır. Belki de, farkında olmadan kendinizi sabote ediyorsunuzdur. O halde bir şeyleri değiştirmenin zamanı gelmiştir.

    Sıkıntıdan ve monotonluktan ötürü problem yaşıyorsanız.

    Eskiden işe büyük bir hevesle giderdiniz ancak balayı son buldu. Artık eskisi gibi enerjik hissetmiyorsunuz, gün bitsin diye saate bakıyorsunuz. Motivasyonunuz düşük. Bir şey öğrenmiyorsunuz, kendinizi geliştiremiyorsunuz.
    Birçok uzman, sıkılmanın bir işi bırakma konusunda en önemli belirti olduğu kanaatinde. Böyle bir durumda ne sizin işe faydanız olur, ne de işin size.

    Kötü haftalar, kötü aylara dönüştüyse.

    Her iş yerinde kötü haftalar olur, ancak bu haftalara aylara dönüştüyse, orada bir takım değişiklikler gerçekleşmeye de başlar.
    Web geliştirme uzmanı Elizabeth Jackson, umut olmayan yerde mutluluğun da olmayacağını söylüyor. Böyle durumlarda değişen pozisyonlar, sıranın size geleceğinin habercisi olabilir. Bu durumlarda hazırlıklı olmalısınız. İş bakmaya başlamalısınız. Hatta işinizden ayrılabilirsiniz.

    Şirketiniz ya da sektörünüz çökmek üzereyse.

    Yavaş yavaş bütçeler kesilir, maaşlar azalmaya başlar. Her şey ciddi ve net bir şekilde değişmektedir. Zhang bu konuda ileri görüşlü olmanın önemli olduğunu söylüyor. Kendi şirketiniz dışındaki şirketlere bakın, beraber çalıştığınız diğer sektörlere bakın. Herkes aynı problemle mi yüzleşiyor. O zaman yenilik yapmanın zamanı gelmiş olabilir.
    Kariyeriniz yok olmak üzereyse, erkenden çözüm arayışına girmek çok önemlidir. Ne kadar erken çözümü yakalarsanız, o kadar iyi durumda olursunuz.

    Devam etmeye hazırsanız, ne yapmalısınız?

    Gerçekten ne istediğinizi düşünün. Hayatta ne yapmak istiyorsunuz? İlgi duyduğunuz şeyler neler? Çevrenizdekilerin yaptığı işlerden hangileri ilginizi çekiyor? CV’nizi ve diğer kariyer platformlarındaki hesaplarınızı güncel tutun. Bu süreçte hayal edemeyeceğiniz bir fırsat karşınıza çıkabilir ya da birilerinin dikkatini çekebilirsiniz. İş çevrenizi ve ağlarınızı kolaçan edin, genişletmeye çalışın. Birçok iyi iş fırsatı, referanslar sayesinde olur. çevrenizi güçlü tutun.

    İş hayatında ilerlemek için bazen radikal kararlar almak gerekebilir. İşinizden ayrılmak, yeni bir kariyer hedefi için ilk adımı atmak olabilir. Ancak bu kararı vermeden önce yukarıdaki belirtileri göz önünde bulundurmanız önemlidir. Unutmayın ki, iş değiştirmek başarıya giden yolda atılacak cesaretli bir adımdır.

  • Üretken insanların hayatında günlük olarak yer verdiği 7 rutin

    Dünyanın en üretken insanı olmayabilirsiniz. Zamanında kötü deneyimleriniz de olmuş olabilir ama en azından amaçlarınız olabilir ve bu amaçları gerçekleştirmek için potansiyeliniz…

    Önemli olan o potansiyeli doğru şekilde kullanmak. Başarılı insanlar o noktaya kazara gelmezler. Bir hedef koyarlar ve o hedefe ulaşmak için günün her dakikasını bile değerlendirirler.

    Aşağıda değineceğim alışkanlıklara göz atmanızı tavsiye ederim.

    İşlere zamanında odaklanın

    Aynı zamanda birden fazla iş yapmaya çalışmak size daha çok iş yapıyormuş izlenimi verebilir ama tam tersine hem üretkenliğinizi olumsuz yönde etkiler hem de yaptığınız işin kalitesini düşürür. En verimli kişiler bütün zamanlarını ve enerjilerini tek işe veren kişilerdir.

    Dikkat dağıtan şeyleri ortadan kaldırın

    Telefonunuz sürekli çalışıyorsa veya 10 dakikada bir mailleri kontrol edip sosyal medya hesaplarınıza göz atıyorsanız tek işle ilgilenmeniz de size istediğiniz verimliliği vermeyecektir. Üretken kişiler bu tür dikkat dağıtan şeyleri çalışma boyunca ortadan kaldırırlar. Bu tür sorunlarınızı çözemiyorsanız en güzeli gece çalışmaktır.

    İş ve ev hayatınızı dengede tutun

    Gerçek üretkenlik sürekli işe odaklanarak, çalışarak olmaz. İşinizi tutkuyla yapıp yapmamanız bir kenara işiniz bütün hayatınız olmamalıdır. Özel hayatınıza, ilişkilerinize de zaman ayırmalı iş ve iş dışı hayatınızı dengede tutmalısınız. Aile, arkadaşlar, spor ve dinlenme için de zaman harcamalısınız. Böylece tükenmişlik hissi yaşamazsınız.

    Toplantılardan uzak durun

    Toplantıların çoğunun belli bir konu başlığı yoktur ve büyük bir zaman kaybıdır. Saatlerin harcandığı toplantıların verdiği bilgileri 3-5 email ile de halledebilirsiniz. İlla bir toplantı yapacaksanız, yapılacaklar listesi belirlenir, moderatör ayarlanır ve her şey düzenli bir şekilde ve kısa zamanda konuşulur karara bağlanır. Herkes kendisiyle ilgili olan bölümde konuşur ve mesele de çözülür.

    Nadiren “evet” deyin

    Muazzam derecede verimli, üretken kişilerin net olarak bildiği 2 şey vardır. Bir, zaman çok önemlidir. Ne kadar çok şeyi sahip olduğun zamana sığdırırsan o kadar çok imkânsız görünen şeylere yaklaşırsın. İkincisi ise temkinli olmak kahramanlıktan daha değerlidir. Hayır demekten korkmadığınız sürece sizin dışınızda gelişen olayların sizi etkileme şansı olmayacaktır.

    İşleri başkasına paslamayı bilin

    Bütün işleri tek başınıza yapma gibi bir zamanınız ve enerjiniz olamayacak. Bu sebeple fiziksel olarak zaman ayıramadığınız işleri işin üstesinden gelebileceğini düşündüğünüz kişilere aktarın ve kontrol edin.

    Kendinizi sabah rutinleri ile besleyin, geliştirin, hazırlayın

    Dünyanın en üretken insanları kendilerini daha zor işlere hazır hissetmek için bazı sabah rutinleri koyarlar.  Kahve, duş alma, yoga gibi şeyler olabilir. Bu tarz şeyler sizin gününüzün verimli geçmesine yardımcı olur. Rutinler bir zaman sonra alışkanlıklar haline gelir ve sizi sağlıklı, enerjik ve hazır tutar.

  • İş saatlerinde daha verimli çalışmak için 10 altın kural

    Bazen, işler bir türlü bitmez ve saatler yetmez bize. Günün daha uzun olmasını isteriz. Maalesef, zaman kontrol edebileceğimiz bir şey değil. Kontrol edebildiğimiz şey, verimliliğimiz, üretkenliğimizdir. Gün içinde zamanı nasıl kullandığımız konusunda ihtiyatlı olmamız daha çok iş yapmamıza yardımcı olur. Erken uyanmak, meditasyon yapmak, yapılacaklar listesi oluşturmak gibi onlarca şey vardır.

    Gün içindeki zamanı daha verimli geçirmek için size yardımcı olabilecek bazı ipuçlarına değineceğim.

    • Bir saat erkenden uyanın

    Kendinizi sabah insanı diye tanımlamıyorsanız bile bu saatten sonra deneyebilirsiniz. Alarmı bir saat öncesine ayarladığınızda (tabi erteleme butonuna basmamanız gerek) başkaları tarafından müdahale edilmemiş temiz ekstra 1 saate daha sahip olmuş olacaksınız. Huzurlu çalışma zamanı…

    Birçok araştırma erken kalkmanın verimlilik ve başarıya pozitif etkisinin olduğunu kanıtlamıştır. Erken kalkan yol alır sözünü unutmayalım.

    • Günlük, yapılacaklar listesi oluşturun

    Gerçekçi ve günlük bir yapılacaklar listesi oluşturup listenin üstesinden gelin. Basit tutun. İşleriniz saatlerce sürecek işler olmasın. Çamaşırlarınızı makinaya bile atmanız gerekiyorsa listeye koyun.

    Bu küçük görevler sizin daha çok iş yapmanızın yanında ileride daha büyük hedefler için de bir basamak olacaktır.

    • Masanızı düzenleyin, gereksiz şeyleri kaldırın

    Eskilerin de söylediği gibi “gözden ırak olan gönülden de ırak olur”. Odaklanmak için doğru bir söz diyebiliriz. İşe başlamadan 15 dakika önce masanızı temizleyip gereksiz şeyleri ortadan kaldırdığınız zaman hem odak sorunu ortadan kalkmış olur hem de dikkat dağıtacak şeyler minimuma düşürülmüş olur. İhtiyacın olmayanlar çöpe olanlar ise dosyaya konulup dolaba kaldırılabilir.

    • Sabah, egzersiz yapın

    Kısa bir yürüyüş veya sabah yogası hiç fena olmaz. Sabah egzersizi daha iyi bir moda girmenize yardımcı olur ve üretkenlik seviyenizi arttırır.

    • Bir sistem kurun

    Sistemli olmak daha rahat organize olmanızı sağlar ve bitirmeniz gereken iş veya projelerin daha açık bir şekilde ilerlemesini sağlar. Daha anlaşılır, odaklanmış ve kontrol edilebilir bir duruma gelir işler. Neyin önemli olduğunu bu sistem sayesinde kolayca öğrenebilirsiniz.

    • “Hayır” demeye başlamalısınız

    Bazen söylenmesi en zor kelimedir “hayır” kelimesi. Ama söylenmesinde de bir sakınca olmamakla birlikte bazen hayat kurtarır. İnsanların beklentilerinin üstesinden gelmek önemli bir mevzudur. Bir şeyleri aldıktan sonra 100 katını geri verecekseniz almayın daha iyi.

    • Yeteri kadar uyuyun

    Belki bu başlık sizi şaşırtacak ama yeteri kadar uyuyan çok az insan var. Amerikan Ulusal Uyku Kuruluşuna göre yetişkinlerin ortalama 7 ile 9 saat kadar uyku uyuması gerekmektedir. Siz bu kadar uyuyor musunuz?

    Yatağa daha erken geçmek sizin için daha faydalı olacaktır.

    • Sosyal medyayı kapatın

    Sosyal medyanın koşuşturmacasını takip etmeyi bırakın ve elinizdeki işe odaklanın. Facebook, Instagram veya Twitter’da dolanmak sadece dikkatinizi dağıtacaktır.

    • Kulaklığınız daima kulağınızda olsun

    Müzik dinlemiyorsanız bile kulaklığınız kulağınızda olsun. Kulaklığı kulağınızda gören kişiler sizi daha az rahatsız edecektir. Böylece işinizden alıkoymalar daha az olacaktır.

    • Gereksiz toplantıları eleyin

    Yüz yüze iletişim son derece önemlidir ama bazen sonu gelmeyen toplantılar sadece zaman kaybı olabiliyor. Bir toplantı ayarlandığı zaman bunun gerçekten gerekli olup olmadığına bakın ve ona göre planlamanızı yapın.

    Toplantılara genelde zaman koyun aksi takdirde yarım gününüze mal olabiliyor.

  • Sizi daha üretken hale getirecek 3 alışkanlık

    Üretken, verimli olmak için genel müdür veya normal bir çalışan arasında bir fark yoktur. İkisi de gün içinde küçük işlerle ilgili kararlar verir ve tabi ki bir şeyleri yönetir. Evde dizi mi izliyorsunuz yoksa uyuyor musunuz? İnternette mi takılıyorsunuz yoksa iş ile ilgili bazı mailler mi atıyorsunuz? Yaptığınız her şeyin bir bedeli vardır. Yönetici olmak zamanla olacak bir şey değil zamanı doğru yerde kullanmaktan geçer.

    Hayatımı olduğunca açık ve basit kılmaya çalışıyorum, böylece işimde topluma daha çok hizmet edebilirim zihniyetinde olursanız işler sizin açınızdan daha kolay olacaktır. Neler giyeceğim deyip 30 dakikanızı ayırdığınız boş zamanda işiniz ile ilgili bir adım daha ileri gidebilirsiniz. Büyük işler başarmış kişiler böyle şeylerle zamanlarını tüketmezler.

    Yıllarca yöneticilik pozisyonunda çalışmış kişilerin deneyimlerinden yola çıkarak sizlerin işine yarayabilecek bazı fikirleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

    1- Gürültüden uzak durun, gürültüyü kendinizden uzak tutun

    Telefonunuzun ve bilgisayarınızın uyarılarını kapatın
    Çoğu önemli görünen şeye iyice baktığınız zaman aslında o kadar da önemli olmadıklarının farkına varırsınız. Çoğu şey birkaç saat daha ertelenebilir. Telefon ve bilgisayardan gelen uyarıların çoğu dikkatiniz için zehirli olup işinizi bölmektedir. Bu uyarıları kapatarak işlerinize odaklanabilirsiniz. Aynı zamanda birçok işi yapmak gerçekten zordur. Siz yaptığınızı sanırsınız ama beyniniz bir işten diğerine gider ve işlere sürekli baştan başlamanıza sebep olur. Etkili bir çalışma yöntemi olmaz.

    Her şeyi yazın
    Bunu yaparak zihniniz boşta tutup sürekli hazırda bekletebilirsiniz. Hiçbir şeyi unutmak veya hatırlamak zorunda kalmazsınız.

    Tekrarladığınız her şeyi otomatiğe bağlayın
    Bir şeyleri tekrarlamak zorundaysanız bunları tekrardan yazmak yerine bunları sürekli hale getirebileceğiniz uygulamalar kullanın. Belirli zamanlarda uçuşlarınız mı var? Veya proje yönetimi için dokümanlarınızı mı tutmanız gerekiyor? Trello’yu kullanabilirsiniz.

    Daha az araç kullanın
    Çalışırken 10 tane araç veya uygulama kullanmak zorunda değilsiniz. Birkaç tane işe yarar araç veya uygulama kullanarak bütün işlerinizi halledebilirsiniz.

    2- Odaklanın

    İşlerinizi parçalara bölün
    İşlerin etkisiz hal almasını engellemek için birbirinin aynı şeyleri yapmaktan uzak durmalısınız. Çalışanlarınızdan gelen mesajları kontrol ettiğiniz uygulamaya günde 2 kez baktıktan sonra o uygulamayı kapatmalı ve diğer işlerinize odaklanmalısınız. Bütün toplantıları bir zaman aralığına koymalısınız. Öğleden sonra gibi…

    Odaklanmış olduğunuz işleri yapın
    Bütün saatler eşit değildir. Daha çok saat çalışmanız daha çok iş yaptığınız anlamına gelmiyor. Birden fazla işi bir arada yapmaya çalıştığınız zaman bunun zararını fiziksel olarak bile hissedebilirsiniz. Daha çok iş daha çok hata demek.

    1 saat odaklanmış şekilde yapılan iş 3 saat kesintilere uğrayan işten çok daha etkili ve faydalıdır.

    Güne, kolay birkaç küçük işle başlayabilirsiniz
    Bazen uyandığınızda çalışmak istemezsiniz. İşte o an önünüzdeki yapılacaklar listesinden en kolay işleri seçip kendisi motivasyon açısından yardımcı olabilirsiniz. En önemli işin ne olduğuna karar verdikten sonra günün sonuna kadar o işi halledip güne son verebilirsiniz. Güne kendinizi iyi hissettirecek işlerle başlayın.

    3- Sağlığınıza yatırım yapın

    Her gün çalışmak zorunda değilsiniz, sadece hareket edin
    Vücudumuzun sağlıklı kalması için çok yoğun egzersizler veya sıkı bir çalışmaya ihtiyaç yoktur. En uzun yaşayan insanlardan yola çıkılarak yapılan araştırmaya göre bu insanların bedenlerini çok yormadığını ama uzun süre aynı pozisyonda kalmadıklarını ya yürüdüklerini ya da buna benzer aktiviteler ile hafif ama sürekli bir hareketin içerisinde olduklarını ortaya çıkarmıştır. Kan akışını sürekli sağlamak sizi sağlıklı tutacaktır.

    Sizi mutlu eden insanlarla her gün görüşün
    Bizi mutlu eden insanlar bizim daha iyi hissetmemizi de sağlar. Daha iyi hissedersek daha iyi iş çıkarırız. Aileniz mi mutlu ediyor? O zaman onlarla takılın. İşe gittiğiniz zaman yenilenmiş hissedeceksiniz.

    Sağlıklı yiyecekler tüketin
    Kaliteli ve sağlıklı tüketim sizin daha kaliteli çalışmanızı sağlar. Sağlıklı ve kaliteli bir yemeği hazırlamak 2-3 saat süreceği için bunu kısa zamanda başarmak mesele. Benim yaptığım yemekler genelde 15 dakikamı almakta. Sabah, 2 yumurta ve bir meyve ile gayet sağlıklı bir öğün çıkarabilirsiniz. Öğlen yemeği için ise bir salata hiç fena olmaz.

    Enerjinizi arttırmak için müzik dinleyin
    Dinlediğiniz müzikler sizin psikolojik durumunuzdan tutun da ruh sağlığınıza, enerjinize kadar her şeyinizi etkiler. Bazı müzikler vardır ki sizi daha sakin ve huzurlu kılarken bazıları da enerjinizi hat safhaya çıkarır ve iyi iş çıkarmanızı sağlar.

  • İş Görüşmesinde Kesinlikle Söylenmemesi Gereken Cümleler

    İş başvurusu sürecinde aynı pozisyona başvuran diğer adaylar arasından sıyrılarak dikkat çekmek hiç de kolay değil. Bu rekabet ortamı içinde diğer adayları saf dışı bırakmak için herkes birbirinden farklı stratejiler uyguluyor.

    Bu anlamda iş görüşmelerinde, işverenlere kendinizi tanıtırken, sorularına cevap verirken, farklı olmak adına ya da gerçekten ne düşündüğünüzü ifade etmek için kullandığınız kelimelere dikkat etmeniz gerekiyor. Yanlış anlaşılmamak ya da farklı olduğunuzu ortaya koymak adına tuhaf bir duruma düşmemek için bazı cümleleri kurmamaya dikkat etmek gerekiyor. İşte o cümlelerden bazıları…

    “Şu anki işimi hiç sevmiyorum”

    Karşı tarafı onore etmek, “Sizin şirketinizi ve bu pozisyonu daha çok seviyorum” demeye çalışmanın yanlış bir yolu hali hazırdaki işinizi kötülemektir. Çünkü bu ne yazık ki, “Sizin şirketinizde çalışırken de benzer şikayetlerle başka şirketlere gidebilirim” anlamına gelir. Ayrıca mevcut iş vereninizi, başka bir iş veren karşısında küçük düşürmek, yönetim birimlerine karşı olumsuz bir tavırda olduğunuz, onlara saygı duymadığınız izlenimi verir.

    “Merhaba. Size hemen özgeçmişimi göndereyim”

    Her tanıştığınız, karşılaştığınız, tanıştırıldığınız iş vereni, potansiyel patron olarak görmeniz antipatik olmanıza neden olabilir. Bu kişilerle tanışmanız, size yeni kapılar açabilir, iyi bağlantılar sağlayabilir. Ancak, önce tanışıp, onlara kim olduğunuz, nasıl özellikleriniz olduğunu anlamalarını sağlayacak fırsatı vermeniz gerekir. Bu süreçten sonra iş aradığınızı öğrenen bu kişiler, size yardımcı olmak isteyeceklerdir.

    “Ne iş olsa yaparım”

    Siz bu cümlenin yarattığı havaya benzer bir imaj ortaya koyarak; ne kadar uyumlu, hatta ne kadar dürüst olduğunuzu karşınızdaki kişiye yansıttığınızı düşünürken, aslında işveren için oldukça itici bir konuma düşmüş olabilirsiniz. Çünkü, her işveren, karşısında belli bir uzmanlığı ve idealleri olan, bu uzmanlığını kullanmak için çaba sarf eden adaylar görmek ister.

    Bu nedenle hangi işi yapabileceğinize ve nelere kabiliyetiniz olduğuna karar vermenizde fayda var. İş başvurusu yaparken de hangi pozisyonun sizin için uygun olduğunu düşünüyorsanız o pozisyona başvurmanız yararlı olabilir.

    “Çalışanların farklı pozisyonlara geçebilmesi için nasıl bir şirket politikanız var?”

    İş görüşmesi sırasında işveren başvurduğunuz pozisyona odaklandığınızı görmek ister. Henüz kabul edilmediğiniz bir işi dahi göz ardı ederek farklı bir poziyonla ilgileniyor olmanız uzun süre bu işi yapmak istemediğiniz algısı yaratabilir.