Blog

  • Zor kişilerle çalışırken iş hayatınızı kurtaracak 3 strateji

    Çoğumuz liderliğin bu kadar kolay olmasını hayal ederiz ama eninde sonunda işin bu kadar basit olmadığının farkına varırız. Başkalarını yönetmek ve kendi motivasyonunu kaybetmemek o kadar kolay değil maalesef.

    Liderlik deyince insanın aklına Godfather filmlerinden Vito Corleone gelir. Özellikle “ I’am gonna make him an offer he can’t refuse.” (Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım). Sözü unutulmaz replikler arasındadır. Kabul edelim veya etmeyelim ama zor insanlarla iletişim kurmak ve sorunların üstesinden gelmek liderlik ile aşılabilecek bir durumdur. Daha fazla ücret isteyen çalışanların taleplerini karşılamak olsun veya birbiri ile anlaşmayan çalışanları bir arada tutmak bile sağlam bir lidere ihtiyaç  gerektirir.

    1- Öncelikle kendi egonuzun üstesinden gelmelisiniz

    Sık sık yaptığımız kava genelde kendi egomuzla olan kavgadır. Özellikle girişimciler, alanlarında en iyisi olduklarını düşünürler. İşini layıkıyla yapan kişi diğerlerini eleştirmeye başlar.

    Birçok liderin yaptığı temel hata, kaybettiği nokta başkalarını ayıplamaktır.

    Başkalarını eleştirdiğiniz sürece insanlar sizi takip etmeyecektir. Girişimciler doğruyu yapmak istediklerine veya başarılı olmak istedikleri konusunda karar vermeliler.

    2- Davranışlarını değiştirme konusunda anlaşma sağlamalısınız

    Yöneticilerin çoğunluğu çalışanların yaptığının hata olduğunu ve kullandıkları yöntemin yanlış olduğunu belirtmek için yüzleşme, yüz yüze gelme yöntemine başvurmaktadır.

    Bu yöntemle zor çalışana doğru yolu gösterip onu etkilemek pek mümkün olmamaktadır.

    Yöneticilerin karşı tarafın hatalarını düzeltmeye çalışırken kullandıkları yönteme de dikkat etmesi gerekmektedir. Yaptığının yanlış olduğunu bu şekilde belirtmek yerine kendisine bu konuda nasıl yardımcı olabileceğinizi belirtirseniz daha faydalı olabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor mu?

    Bunun işe yarayacağını size açıklamaya çalışayım;

    Karşı tarafın egosunu, gururunu incitmemiş olacaksınız. Çalışması zor insanlar bu yöntemle daha uyumlu hale getirecek ve seslerinin duyulduğunu hissedecekler.

    Bu yöntem işe yaramasına rağmen birçok yönetici bu yöntemi kullanmaz çünkü başkasının yaptığı hatayı düzeltmek istemezler. Bunun üstesinden gelenler ise en zor çalışanları bile uysal bir kedi kıvamına getirebilirler.

    3- Çalışanların istedikleri pozitif kabulü sağlayın

    2015 yılında yapılan bir ankete göre insanların %55’i kendilerini onlara verilen değerden daha az değerli hissediyormuş. Yani sözün özü; onlar, sizin onlara verdiğiniz değeri hissetmiyorlar veya daha az hissediyorlar. (Belki de vermiyorsunuz!)

    Bu konuda yaklaşık 30 bin kişi ile görüştüğünü belirten Oprah Winfrey, bu kişilerin genel olarak kabul görülmemekten yakındıklarını, duyulmak, görülmek istediklerini ve söylediklerinin karşı taraf için bir anlam ifade ettiğini görmek istiyorlar.

    İnsanların değişmesi için gerekli motivasyonu sağlamalısınız. Sabır, anlayış, tanıma ve problemleri çözmede yaratıcı olmak gerekir. Bu konuda uzmanlaştıktan sonra bütün gizemli şeyler ortaya çıkar ve zor insanların da üstesinden geleceksiniz.

  • Sessizliğin Gücü: Az Konuşarak Etkili İletişim Kurmanın Yolları

    Konuştuğunuz sürece yeni şeyler öğrenemezsiniz. Bazı iş insanlarının susmayı bilmediği bir dünyada bunu başaranlar bir adım öndedir. Çünkü ne kadar çok konuşursanız o kadar az duyarsınız.

    Aşağıda bulunan önerileri dikkate almanızda fayda var:

    • Açıklamalarınızı ve cevaplarınız 60 saniyenin altında tutmaya çalışın

    Uzun soluklu ve karşılıklı diyaloglara neden olan iş görüşmeleri genelde tarafların birbirini domine etmesi için yapılır. Daha kısa konuşmalar diyaloğun daha rahat geçmesini sağlar iki tarafında karlı çıkmasını sağlar. Konuşmaları savaş gibi görüp uzunca bir süre tartışmaktansa daha kısa ve kibar bir yolla iki tarafında kazançlı çıkacağı bir seviyede tutun.

    • Karşı tarafın cevaplarını dikkatlice dinleyin ve sözünü kesmeyin

    Savunmaya geçip atak yapacağınız zamanı beklemektense karşı tarafı dikkatli bir şekilde dinleyin. Karşı taraf konuşurken göz teması kurup aktif bir şekilde dinleyen kişiler daha kolay güven verirler ve konuşmadan bir şeyler öğrenme şansları daha yüksektir..

    • Mantıklı duraksamalar ile cevaplarınızı verin

    Bu duraksamalar karşı tarafı dinlediğinizi ve onların söyledikleri üzerine düşündüğünüzü gösterecektir. Sonuç, muhteşem bir farkındalık ve iki taraf için de büyük bir etki ortaya koyacaktır.

    • Bir şeyleri açıklığa kavuşturmak için soru sormaktan çekinmeyin

    Konuşmayı takip eden sorular sormak sizin karşı tarafı önemsediğinizi ve konuşmayı takip ettiğinizi kanıtlar. Sorular ayrıca tartışma alanını daraltmanıza da yardımcı olur. Doğru sorular sormak üretkenliğinizi ve verimliliğinizi arttırır.

    • Konuşma zamanınızdan bir bölümünü duyduklarınızı özetlemeye harcayın

    Bir konuşmacı olarak kredinizi arttırmakla birlikte iyi bir dinleyici olduğunuzu da karşı tarafa gösterir. Süreci de kavradığınızı kanıtlar.

    • Sadece bir konuşmacıya konuşuyorsanız ismiyle hitap edebilirsiniz

    Karşı tarafa ismiyle seslenerek odaklanma ve dikkat sorununu ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Ayrıca güven ve saygı duyulası bir konuma da oturtmuş olursunuz konuşmayı. Sonrasında ise yapmanız gereken tek şey aynı analoji ve terminolojiyi kullanarak orta noktayı bulmaktır.

    • Bağlantı kurma, bilgi aktarma ve ikna etme stratejisini uygulayın

    Her konuşmacı insanların dikkatini kısa sürede çekme, istenilen mesajı iletmede ve dinleyiciyi harekete geçirme konusunda sıkıntılar çekmektedir. Çok konuşmak konuyu dağıtmaktan ve kafayı karıştırmaktan, iletişimi kesmekten ve karşı tarafın savunma pozisyonuna geçmesinden başa bir işe yaramaz. Anahtar kelimeleri yakalayın ve cevap vermeden önce düşünün.

    Zaman kritik derecede önemlidir değişen ve dönüşen dünya koşullarında. Bunu mesajlarınızı tekrarlayarak harcama yoluna başvurmayın.

  • Başarılı Kişilerin Günü Etkili Kullanmak İçin Edindiği: 9 Sabah Alışkanlıkları

    İş hayatında başarılı olmuş üst düzey yöneticilerin, günün ilk saatlerinde gerçekleştirdikleri aktivitelerin iş hayatındaki başarılarını etkilediği söyleniyor. Zaman yönetimi uzmanı ve ‘’Başarılı İnsanlar Kahvaltıdan Önce Ne Yapar’’ (What the Most Successful People Do Before Breakfast) adlı kitabın yazarı Laura Vanderkam, ‘’Yapılması gerekiyorsa, öncelikli yapılmalıdır’’ felsefesinin, başarılı yöneticiler tarafından birincil koşul olarak kabul edildiğini anlatıyor.

    Kitapta, iradenin tıpkı bir kas gibi aşırı kullanım sonucu bitkin düşeceği anlatılıyor. Bu nedenle aslında sabahın ilk saatleri, irademizin en sağlam olduğu zaman aralığı. Bu zaman dilimini iyi kullanmak gün içerisindeki başarınızı etkileyebiliyor. Peki başarılı insanların sabahın ilk saatlerinde yapmayı alışkanlık haline getirdikleri şeyler neler?

    Vanderkam’ın yaptığı çalışmaya göre, Önemli pozisyonlarda çalışan yöneticilerin başarısını etkileyen alışkanlıkları sizin için araştırdık.

    İşte 9 sabah alışkanlığı…

    1- Sabahları erken kalkmak

    Başarılı insanlar zamanın ne kadar değerli olduğunu çok iyi bilirler. Gün içinde yapılan telefon görüşmeleri, toplantılar ve anlık krizler bu değerli zamanı kolayca yiyip bitirebilir. Vanderkam’ın üzerinde çalışma yaptığı 20 yöneticinin yüzde 90’ı sabah saat 06.00’dan önce güne başlıyor.

    2- Öncelikli projeler üzerinde çalışmak

    Sabahın sessiz saatleri, önemli projeler üzerine rahatsız edilmeden odaklanabilmek için en ideal zaman. Bunun yanı sıra, gün içinde dikkatinizi dağıtabilecek her şeyin öncesinde bunlarla ilgilenmek, ilerleyen saatlerde de bu konularla ilgili alınacak kararların daha sağlıklı olmasını sağlıyor.

    3- Sabah egzersizi yapmak

    Ağırlık kaldırmak ya da spor salonuna gitmek gibi bedensel aktivitelerin, iş dünyasında başarılı olan kişilerin tercih ettiği bir sabah aktivitesi olduğu göze çarpıyor. Bu kadar meşgul insanlar spor yapmak için bu vakti ayırıyorlarsa bir bildikleri var demektir. Gün sonunda spor için yeterli enerji bulamamaktan şikayetçiyseniz kahvaltı öncesi ayırabileceğiniz yarım saatin ne kadar faydalı olacağını göreceksiniz.

    4- Kişisel projeler üzerinde çalışmak

    Roman yazmak ya da resim yapmak gibi vakit isteyen kişisel projelere sabahın erken saatlerinde ayrılan zaman bu projeler üzerinde ilerleyebilme imkânı sağlıyor. Yapmak istediğiniz şeylere günün ilk saatlerinde vakit ayırabilirseniz ne kadar hızlı ilerlediğinize siz bile inanamayacaksınız.

    5- İş görüşmelerini sabah kahvesi eşliğinde yapmak

    Eğer akşamları evde yemeyi tercih ediyorsanız, iş görüşmeleri için kahvaltı ya da kahve saatlerini kullanmak ideal bir çözüm olabilir. Ayrıca kahvaltı saatlerinde yapılan görüşmelerin daha az dikkat dağıtıcı ve daha iş odaklı olduğu kanıtlanmış bir gerçek.

    6- Aileyle kaliteli zaman geçirmek

    Genellikle aileyle geçirilen en önemli zaman olarak akşam yemeklerini düşünürüz. Ancak birçok başarılı yönetici, ailesine sabahın ilk saatlerinde vakit ayırıyor. Sabah saatlerinde aileyle yapılacak aktiviteler arasında, çocuklarla oyun oynamak, onlara hikâye okumak ya da en azından ailece güzel bir kahvaltı yapmak sayılabilir.

    7- Meditasyon yaparak zihni temizlemek

    Uluslararası firmaların önemli pozisyonlarında yer alan kişiler, genellikle yoğun bir gündemle çalışıyorlar. Dolayısıyla yapılacak işler ve sağlıklı bir zihin arasındaki ilişkiyi zaman zaman kaybedebilirler. Bu nedenle birçok başarılı insan, sabah evden çıkmadan önce meditasyon yaparak temiz bir zihinle güne başlıyor.

    8- Henüz günün yorgunluğu yaşanmadan plan ve stratejileri oluşturmak

    Günü, haftayı ya da önünüzdeki bir ayı planlamak sizi ve işleri yolunda tutan önemli bir zaman yönetimi şeklidir. Bu iş için sabahları kullanmak, ‘’büyük resmi’’ görebilmenize ve daha doğru bir planlama yapmanıza yardımcı olur.

    9- Gündemi takip etmek

    Başarılı yöneticiler kahvaltıdan önce, gazetelerden ya da mobil cihazlarından takip ettikleri kaynaklar aracılığıyla mutlaka haber başlıklarına göz atıyorlar. Çünkü sektörlerini etkileyecek yerel ya da global gelişmeler, verecekleri kararlar için önemli ayrıntılar taşıyor olabilir.

  • Verimli Olmanın Yolları: İş ve Özel Hayatınızda Başarıya Ulaşmak İçin İpuçları

    Verimliliğinizi kötü alışkanlıklar kadar sabote eden başka bir şey yok. Siz, onların size verdiği zararın farkına bile varmadan, onlar size sinsice yaklaşır.

    Kötü alışkanlıklar, sizi yavaşlatır, doğru kararlarınızda düşüşe yol açar, yaratıcılığınızdan çalar ve performansınızı bastırır. Kötü alışkanlıklarınızı kontrol altında tutmak oldukça kritik bir iştir. Üstelik sadece verimliliğinizin hatrı için değil mutluluğunuz için de… Çünkü Minnesota Üniversitesi yüksek seviyede iradeye sahip olan insanların, iradesiz insanlara oranla hem anlık olarak hem de uzun vadede daha mutlu olduğunu buldu.

    “Daimi iç disiplin ve irade ile şahsiyetin yüceliğini geliştirebilirsiniz.”— Grenville Kleiser

    Bazı kötü alışkanlıklar diğerlerinden daha fazla sorun çıkarır ve şimdi sıralayacağımız 9 kötü alışkanlık, aralarında en kötü olanları! Bu alışkanlıkları hayatınızdan çıkarmak verimliliğinizi arttıracak ve yükselmiş iradenizle beraber gelen olumlu modun tadını çıkarmanızı sağlayacak.

    1- Düşüncesizce internette gezinmek

    Bir göreve tamamen bağlanmadan önce  kesintisiz 15 dakika boyunca odaklanmanız gerekiyor. Bir kez odaklandığınızda ise “akış” denilen yükseltilmiş bir verimlilik haline bürünürsünüz. Bu konuyla ilgili bir araştırma akış haline geçen insanların, geçmemiş hallerine oranla 5 kat daha verimli olduğunu buldu. İşinizden uzaklaşıp Facebook’a, haberlere, maç sonuçlarına bakma güdünüz, sizi bu akıştan çıkarıyor. Bu da tekrar “akış” haline gelmeniz için 15 dakika daha odaklanmanız gerektiği anlamına geliyor. Eğer gereğinden fazla internette dolaşmaya başlarsanız, tüm günü “akış” hissiyatından uzak geçirirsiniz.

    2- Mükemmeliyetçilik

    Çoğu yazar karakterler ve olay dizimi üzerine beyin fırtınası yapmak için uzun saatler harcar ve kitaba dahil olmayacaklarını bildikleri sayfalar yazarlar. Bunu yapmalarının sebebi ise fikirlerin gelişmek için zamana ihtiyacı olduğunu bilmeleridir. Bir işe başlarken, fikirlerimizin mükemmel olmadığını bildiğimiz ve ürettiklerimizin işe yaramayabileceği düşündüğümüz için donup kalma eğilimine sahibiz. Fakat bir yerden başlamaz ve fikirlerinize evrilecek zamanı vermezseniz nasıl iyi bir şey üretebilirsiniz? Yazar Jodi Picoult mükemmeliyetçilikten kaçınmanın önemini şöyle anlatıyor: “Kötü bir sayfayı düzenleyebilirsiniz ancak boş bir sayfayı düzenleyemezsiniz.”

    3- Toplantılar

    Toplantılar değerli zamanınızı adeta yiyip bitirir.  Ultra verimli insanlar toplantılardan olabildiğince kaçmaya çalışır. Eğer izin verirlerse toplantıların onları sonsuza kadar sürükleyeceğini bilir. Bu nedenle bir toplantıya katılmaları gerektiğinde herkese zamanında başlayacaklarını ve belirlenen programa uyacaklarını belirtirler. Bu durum, herkesi daha odaklanmış ve etkin olmaya dair motive eden net bir sınırlama getirir.

    4- E-postalara geldiği anda cevap vermek

    Verimli insanlar e-postaların onlar için sürekli bir bölünme yaratmasına müsaade etmez. E- postalarını belli bir programa bağlı olarak kontrol etmelerinin yanı sıra mesajları gönderenlere göre önceliklendirerek zaman kazanırlar. En önemli tedarikçileri ve en iyi müşterileri için uyarılar ayarlarlar. Diğerlerini ise işlerinin bittiği noktada kontrol ederler. Bazıları ise gönderene e-postalarını ne zaman konrol edeceğini belirten bir otomatik cevap gönderir.

    5- Erteleme düğmesine basmak

    Siz uyurken beyniniz döngü serileri içinde hareket eder, bu döngülerin sonuncusu ise sizi uyanışa hazırlar. Tam da bu nedenle bazen alarmınız çalmadan önce uyanırsınız. Beyniniz uyanma zamanınızın geldiğini bilir ve sizi uyandırır. Ertele butonuna bastığınız ve uykuya geri döndüğünüz zaman bu atikliği kaybederek, daha sonraki uyanışınızda güne yorgun ve uyku sersemi olarak başlarsınız. Daha da kötüsü uyku sersemliğiniz saatler boyu sürer. Yani verimli bir sabah geçirmek istiyorsanız, alarmınız çaldığında ne kadar yorgun olduğunuzu düşünseniz de kendinizi yatağınızdan çıkmaya zorlayın.

    6- Aynı anda birden fazla iş yapmak

    Aynı anda birden fazla iş yapmak verimliliği öldürür. Stanford Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma, aynı sürede tek bir iş yapmanızın aynı anda çok fazla işi birden yapmanızdan daha verimli olduğunu ispatladı. Araştırmacılar düzenli olarak aynı anda bir kaç elektronik bilgi yayınına maruz kalan insanların, her görevi bir kerede tamamlayan insanlara oranla; dikkatlerini toplayamadıklarını, sahip oldukları bilgileri hatırlamadıklarını ve bir işten diğerine geçemediklerini buldu. Bir defada iki iş yapmaya çalışırsanız, beyniniz ikisini de mükemmel yapma yetisinden yoksun olacaktır.

    Peki ya eğer birinin aynı anda birden fazla işi yapma gibi özel bir yeteneği varsa? Stanford’lu araştırmacılar, aynı anda birden fazla iş yapma eğilimine ve bu durumun onların performansına fayda ettiği inancına sahip bir grup insan üzerinde çalıştı. Sonuç şaşırtıcı! Aynı anda birden fazla iş yapan insanların performansı her işi teker teker yapan insanlara oranla çok daha kötü! Gerçek hayatta sıkça aynı anda birden fazla iş yapan insanlar, çok daha kötü bir performans sergiliyor çünkü düşüncelerini düzenlemekte ve ilgisiz bilgileri elemekte daha çok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Üstelik bir görevden diğerine geçme konusunda çok daha yavaşlar. Upss!

    7- Zor görevleri ertelemek

    Sınırlı bir zihinsel enerjiye sahibiz ve bu enerjiyi boşa harcadığımızda, karar verme mekanizmamız ve verimliliğimiz zayıflar. Buna karar verme yorgunluğu denir. Eğer zor görevleri günün geç saatlerine doğru ertelerseniz, onları enerjinizin tükendiği vakitlerde yapmak zorunda kalırsınız. Bu da performansınızı düşürür. Karar verme yorgunluğunu aşmak için karmaşık görevleri sabah saatlerinde yapmalısınız.

    8- Yatakta telefon,tablet ya da bilgisayar kullanmak

    Bu birçok insanın kendi uykusuna ve verimliliğine zarar verdiğinin farkına bile varmadığı bir madde! Kısa dalga mavi ışık; modunuz, uyku seviyeniz ve uyku kaliteniz üzerinde önemli bir role sahip. Sabahları saatlerindeki gün ışığı, bu mavi ışığın yüksek oranda bileşiminden oluşuyor. Gözleriniz ona doğrudan maruz kaldığında ise mavi ışık, uykuyu harekete geçiren bir hormon olan melatoninin üretimini durdurarak sizi uyarıyor. Akşam üstü vaktine gelindiğinde güneş ışınlarındaki mavi ışık kaybolur, böylece vücudunuz melatonin salgılar ve uykunuz gelir.

    Akşamları ise beyniniz herhangi bir mavi ışığa kalma durumuna hazırlıklı değildir ve mavi ışığa karşı çok hassastır. Çoğumuzun akşamları kullanmayı sevdiği cihazlar olan laptoplar, tabletler, televizyonlar ve cep telefonları kısa dalga mavi ışık yayar. Bu durum laptop, tablet ve telefonlarda daha parlak bir hal alır. Üstelik bu cihazlar tam da yüzünüzü hedef alır. Bu ışığa maruz kalmak melatonin üretimini olumsuz yönde etkiler ve uykuya dalma yeteneğinize müdahale etmenin yanı sıra uyuklamanız halinde uykunuzun kalitesini de kötü etkiler. Kötü bir gece uykusunun verimliliğinizi mahvedeceği aşikar. Bu konuda yapabileceğiniz en iyi şey ise akşam yemeklerinden sonra bu cihazlardan uzak durmak. Yine de eğer yeteri kadar uzağa oturursanız, televizyon izleyebilirsiniz.

    9- Çok fazla şeker tüketmek

    Glikoz beyniniz için adeta bir gaz pedalı görevi görüyor. Zor görevler üzerinde konsantrasyonunuzu sağlamak için glikoza ihtiyacınız var. Çok az glikoz ile kendinizi yorgun, odaklanmamış ve yavaş hissedersiniz. Çok fazla glikoz ise sizi asabi yapar ve konsantrasyonunuzu bir türlü sağlayamazsınız. Araştırmalar bu konuda en etkili noktanın 25 gram glikoz ile elde edildiğini gösteriyor. İşin en güzel tarafı ise bu 25 gram glikozu istediğiniz şekilde alabilirsiniz ve yine de kendinizi aynı hissedersiniz. Fakat buradaki fark verimliliğin ne kadar uzun sürdüğü! Donutlar, kola ve diğer işlenmiş şeker formlarının size verdiği enerji yaklaşık 20 dakika boyunca sürer. Ancak yulaf ezmesi, esmer pirinç ve kompleks karbonhidrat içeren diğer yiyecekler enerjilerini yavaşça salarlar. Bu da odaklanmanızı sürdürülebilir yapıyor.

    Bu alışkanlıkların bazıları ufak tefek görünebilir ancak hepsi bir araya geldiğinde ablo vahim bir hal alıyor. Aslında çoğu anlık ve uzun vadeli zevkler arasında yapacağınız kişisel bir seçim. Ne de olsa en kötü alışkanlık; sizin için neyin daha önemli olduğunu unutmaktır.

  • 30 yaşın altındakiler kabullenmek istemediği tavsiyeler

    20’li yaşlarındaki insanlara iş hayatında başarılı olmaları için tavsiyeler içeren artık çok fazla yazı var. 30 yaşın altındaki birçok kişi, kendilerine verilen bazı tavsiyeleri hoş karşılamayabilir. 

    Peki, bu yaşlarında çalışanlar olarak duyduğumuzda tüylerimizi diken diken eden ve bir türlü sevemediğimiz ilk üç tavsiye ne?

    İşte en sık duyulan ve sevilmeyen tavsiyelerden bazıları:

    • Daha fazla çalışmalısın

    Genellikle iş hayatında daha başarılı olmak için önerilir. Ancak, genç insanlar bu tavsiyeyi sıkıcı ve yaşamlarında dengeyi kaybetmelerine sebep olabilecek bir şey olarak görürler.

    • Hayatınız boyunca para biriktirmelisiniz

    Bu tavsiye, gelecekteki mali durumunuzu güvence altına almak için oldukça önemlidir. Ancak, genç insanlar zamanlarının çoğunu harcamak istiyor olabilirler ve bu nedenle bu tavsiye onlara kısıtlayıcı gelebilir.

    • Tecrübe edinmek için bir işe ihtiyacın var

    Yeni mezunlar veya az tecrübeli kişiler için bu tavsiye yaygın olsa da, genç insanlar genellikle ilgi alanlarını keşfetmek ve farklı deneyimler edinmek için staj yapmak gibi alternatif yollar aramak istiyorlar.

    • Başarının para kazandığımız iş olduğu

    Y nesli olarak hayalimizdeki en mükemmel ve yeteneklerimizle örtüşen işi bulmaya programlıyız. İşimize o kadar odaklıyız ki ofis ortamının dışında başka bir mekandan gelebilecek başarılara karşı gözümüz kapalı yaşıyoruz. Ne var ki başarının ofis dışında olabileceğini söyleyenler çok da haksız değil. Bu konuda aklıma gelen ilk örnek, her sabah işine gitmeden önce saat 5’te uyanıp 700 sayfalık efsane roman “Jonathan Strange ve Bay Norrel”‘i yazan Susanna Clarke.

    • Telefon ve yüz yüze iletişimi kullanmak

    20’li yaşlarındaki insanlar olarak pek de hoşlanmadığımız bir şey var ki o da telefonla konuşmak. Telefon dilinin ve yüz yüze iletişimin adabı muaşeret kurallarını öğrenmeye zaman harcamak yerine tek bir metin yazıp cevap gelene kadar işimizi yapmayı seviyoruz. Bize gelen e-postalar kafamızı karıştırıyorsa onları erteleyebilmek bize vazgeçilemez bir lüks olarak görünüyor. Forbes’ten Jason Nazar bu alışkanlığın, 20’li yaşlarında iş hayatında bulunan insanların aşması gerekenlerden biri olduğu konusunda hemfikir.

    • Gececilere

    Erken kalkmanın verimimiz artıracağı yıllardır kafamızın ütülendiği konulardan biri. Oysa erkenci olmayan birçoğumuz gecenin yavaşlığını seviyoruz, belki ekrana bakmaktan gecenin geldiğini bile fark etmiyoruz, sık sık bu saatlerde daha verimli çalıştığımızı iddia ediyoruz. Kendim de gece çalışmalarından daha çok verim alan biri olarak iyi bildiğim bir şey var ki, biyolojik saatimizin artık buna alıştığını hararetli bir şekilde savunuyoruz. Fakat üzücü bir haberim var, araştırmalar bu öneriyi yalnızca can sıkıcı bir öğüt olmaktan çıkarıyor.

    İşe yarayıp yaramayacakları tartışılır elbette ama onları daha uzun süre duymaya devam edeceğimiz kesin.

  • Zeki insanlar nasıl daha az çalışıp daha çok iş tamamlıyorlar?

    Bazı insanların robot olduğunu düşünüyorsunuzdur değil mi? Ben de bazen öyle düşünüyorum. Hafta sonu ve akşamlarını kendine ayıran ve buna rağmen her hafta 10-20 saat daha fazla çalışan insanlardan çok iş tamamlayan kişiler var.

    Stanford Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmalara göre haftalık 50 saat çalışmadan sonra verim ciddi oranda düşüyormuş. Haftalık 55 saati geçtiğiniz zaman ise neredeyse çalışmıyormuşsunuz. Yani evet, haftalık 70 saat çalışan (bazen daha fazla) insanlar aslında 55 saat çalışanla aynı kapasitede iş yapıyorlar.

    Anlayacağınız, ne kadar çok çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız daha önemlidir.

    Akıllı insanlar, hafta sonlarının rahatlamak ve yeni haftaya hazırlık amacıyla ne kadar önemli olduğunu bilirler. Hafta sonu ne kadar değerli geçerse yeni haftaya başlamak için o kadar motive olurlar.

    Bunu söylemesi kolay, nasıl yapacaz diyorsanız aşağıdaki maddeler size faydalı olacaktır.

    1- Bağlantıyı kesin

    Ne kadar korkutucu geliyor değil mi? Ama yapmak zorundasınız. Hafta içi boyunca mailler ve telefonlar ile zaten yeterince zaman harcadınız. Hafta sonunu kaliteli hale getirmek istiyorsanız iş ile ve hatta mümkünse sanal dünya ile bağlarınızı koparın. Tamamen kesmeniz zaten beklenen bir şey değil fakat en azından hafta sonu sadece günde 1 defa maillerinizi kontrol edecek kadar düşürebilirsiniz.

    2- Günlük işlerinizi azaltın

    Eğer günlük ev işleriniz de artık belirli bir yoğunluğa erişmişse tüm haftasonunuzu da onları halletmek için harcamanız gerekiyor olabilir ve bu oldu mu sürekli olmaya devam eder. Artık 7 günlük bir iş temponuz olmuş olur. Bu nedenle günlük ev işlerinizi de en aza indirdiğinize emin olmalısınız.

    3- Egzersiz yapın 

    Haftanın hiç bir bölümünde bunu yapacak zaman bulamıyorsanız hafta sonu koca 48 saatiniz var. Her gün 10 dakika bile sizi canlandırıyorken hafta sonları bunu uzun bir rutine dönüştürecek bir spor bulmanız önemli. Unutmayın, fiziksel olarak hareket etmeniz sizi mental olarak da iyileştirir. Ayrıca en yaratıcı fikirler de egzersizler sırasında gelir.

    4- Bir tutkunuz olsun

    Hafta sonunu iple çekmenizi sağlayacak ve sizi motive edecek bir şeyler bulun. Çocuklarınızla boyama yapmak olabileceği gibi dizi izlemek, kitap okumak veya müzik yapmak da olabilir. Hafta sonu bunları yapmak sizi haftaya iyi hazırlar ve farklı düşünmenizi sağlar.

    5- Ailenizle kaliteli zaman geçirin

    Onlardan önemli ne olabilir ki? Haftanın koşturmacasında zaten yeterince görüşemediniz ve görüştüğünüz zamanlarda da kaliteli zaman geçiremediniz. Bu nedenle hafta sonu onlarla kaliteli vakit geçirin. Parka gidin, yemeğe gidin ve aile büyüklerinizi ziyaret edin. Sizi çok iyi motive edecektir.

    6- Farklı planlar yapın 

    Bir konser, daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir aktivite veya şehirden uzak ufak bir tatil planı sizin haftasonunu iple çekmenizi sağlayacaktır. Hem de orada deşarj olduğunuz için haftaya çok daha verimli başlayabileceksiniz.

    7- Her zaman aynı saatte uyanmaya devam edin

    Beyin ve uyku düzeni öyle bir şey ki hafta sonu bile bozmamanız gerekiyor. Her sabah kaçta uyanıyorsanız o saatte uyanmaya devam ederek beyin  ve uyku düzeninizi bozmadan devam ettirmiş olursunuz. Hafta sonu, geç uyandığınız her saat, sizi daha yorgun ve halsiz yapacaktır bu da hem hafta sonunuzu hem de yeni haftanızı çok kötü etkileyecektir. Eğer daha fazla uyumak istiyorsanız, daha erken yatmak doğru çözüm olacaktır.

    8- Sabahları kendinize özel zaman ayırın

    Özellikle aileniz varsa hafta sonu sadece kendinize özel bir zaman ayırmanız pek mümkün olmaz. Bu nedenle hafta içi sabah erken kalkıp kendinize özel kaliteli vakit geçirebilirsiniz. Her sabah aynı saatte kalktığınız için düzeniniz de bozulmamış olur. Daha iyisi ise zihin, uyandıktan 2 ile 4 saat sonra tam olarak kendine gelir ve siz de bu saate kadar kendinize özel vakit harcamış olursunuz. Zihin hazır olunca da zihinsel işlerinizi yapmaya başlayabilirsiniz.

    9- Haftaya hazırlıklı olun

    En önemli noktalardan biri de bu. Haftaya hazırlıklı olmak. Bunun için pazar akşamı ayıracağınız 30 dakika, sizi yeni haftada neyin beklediğini planlamanız için yeterlidir. Böylece hem stresten kurtulmuş olursunuz hem de neyle karşılaşacağınızı bildiğiniz için sadece “süreci yönetmek” durumunda olursunuz.

    Hepsini bir araya getirdiğiniz zaman daha kaliteli bir iş ve aile hayatınızın olacağı kesin.

  • Pazarlama Stratejileri: Girişimciler İçin En İyi Uygulamalar

    Pazarlama stratejileri, bir şirketin ürün veya hizmetlerini pazarlamak için kullandığı planlı ve organize edilmiş yaklaşımlardır. Bu stratejiler, belirli bir hedef kitlesi için doğru mesajı iletme, potansiyel müşterileri cezbeden farklı kanallar kullanma, marka bilinirliğini artırma ve satışları teşvik etme gibi amaçlarla tasarlanmıştır.

    Şirketin hedef kitlesine ulaşmak, onların ihtiyaçlarını anlamak ve bunları karşılayacak çözümler sunmak için kullanabileceği farklı araçlardan oluşur. Bunlar arasında reklam kampanyaları, sosyal medya pazarlaması, e-posta pazarlaması, içerik pazarlaması, etkinlik sponsorluğu, influencer pazarlaması, promosyonlar ve indirimler gibi taktikler yer alabilir.

    Başarılı bir pazarlama stratejisi oluşturması için öncelikle hedef kitlesini ve onların ihtiyaçlarını iyi anlaması gereklidir. Bu sayede, doğru mesajı doğru kanallar aracılığıyla ileterek, potansiyel müşterileri kendine çekebilir ve daha fazla satış yapabilir.

    Girişimciler için en iyi uygulamalar, işlerini başarıya ulaştırmak için kullanabilecekleri farklı araçları içerir.

    Etkin Girişimci Stratejisi

    • Planlama:

    Girişimciler, işlerinin başarılı olması için doğru planlama yapmalılar. Bu süreçte, hedeflerini belirlemeli, stratejilerini geliştirmeli ve bütçelerini oluşturmalılar.

    • Pazar Araştırması:

    Başarılı bir iş kurmak için, girişimcilerin hedef müşterilerini ve pazarlarını iyi anlamaları gerekmektedir. Bu nedenle, pazar araştırması yaparak rakipleri, müşteri taleplerini ve trendleri izleyebilirler.

    • İletişim:

    Girişimciler, başarılı bir iş inşa etmek için iletişim becerilerine sahip olmalıdırlar. Potansiyel müşterileri, yatırımcıları ve çalışanları ikna etmeleri gerekebilir. Bu nedenle, iyi bir sunum yapma, yazılı ve sözlü iletişim becerileri geliştirme, network oluşturma vb. konulara önem verilmelidir.

    • Finans yönetimi:

    İyi bir finansal yönetim, girişimcilerin işletmelerinin uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir. Girişimciler, gelir-giderlerini ve nakit akışlarını iyi yönetmeli, finansal hedefleri doğrultusunda hareket etmelidirler.

    • Teknoloji:

    Girişimcilerin modern dünyada başarıya ulaşmak için teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. İşletmeleri için uygun bir web sitesi yapma, CRM sistemleri veya diğer işletme yazılımlarını kullanımı bu konuda örnek verilebilir.

    Bu uygulamalar, girişimcilerin başarıya ulaşması için önemlidir. Ancak her işletmenin kendine özgü ihtiyaçları vardır, bu nedenle en iyi uygulamaların belirlenmesi iş modeli, sektör ve hedef kitlenize göre değişebilir.

    Girişimciler için en faydalı mobil uygulamalar, işletme yönetimi, finansal yönetim, iletişim, pazarlama ve zaman yönetimi gibi konularda yardımcı olacak araçlar içerir.

    Girişimciler için en faydalı mobil uygulamalar:

    • Trello:

    Proje yönetimi ve takibi için kullanışlı bir uygulamadır. Görevleri, projeleri ve takvimleri organize etmek için tasarlanmıştır.

    • Slack:

    İş arkadaşlarıyla anında mesajlaşma ve toplantı yapmak için kullanabileceğiniz bir uygulamadır. Çalışanların kolayca iletişim kurmasına yardımcı olur.

    • Quickbooks:

    Mali hesaplarınızı takip etmek ve finansal raporlarınızı hazırlamak için kullanabileceğiniz bir uygulamadır. Kredi kartı işlemlerini izlemek, faturaları takip etmek ve vergi beyannamelerinizi hazırlamak için bu uygulamayı kullanabilirsiniz.

    • Evernote:

    Not tutma ve belge arşivleme için kullanabileceğiniz bir uygulamadır. Önemli notlarınızı, belgelerinizi, resimlerinizi ve diğer materyallerinizi kolayca organize edebilirsiniz.

    • Hootsuite:

    Sosyal medya platformlarının yönetimi için kullanabileceğiniz bir uygulamadır. Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn vb. platformlarda yayın yapmak, takipçi sayısını artırmak ve marka bilinirliğini artırmak için kullanılabilir.

    • CamScanner:

    Çeşitli belgeleri telefonunuzda tarayarak dijitalleştirmenize olanak tanır. İşletme evrakları, faturalar, sözleşmeler vb. belgeleri dijitalize ederek kolayca saklayabilirsiniz.

     

    Bu uygulamalar, girişimcilerin işletmelerini yönetmek, finansal işlemleri izlemek, iletişim kurmak, pazarlama yapmak ve zamanlarını daha verimli kullanmak için kullanabilecekleri faydalı araçlardır. Ancak her işletmenin ihtiyaçları farklı olabileceği için en uygun uygulamaların belirlenmesi önemlidir.

  • Mentorluk ve Ağ Oluşturma: Girişimcilerin Başarıya Ulaşmasında Rolü

    Mentorluk, deneyimli bir kişinin daha az deneyimli bir kişiye rehberlik etmesi anlamına gelir. Bu genellikle bir iş ya da meslekî alanda gerçekleşir ve amaç, mentee’nin kariyerinde ilerleyebilmesi için ona yol göstermektir.

    Ağ oluşturma ise, kişinin çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkiler ağıdır. Bu bağlantılar kişinin iş bulmasına, iş fırsatlarından haberdar olmasına ve mesleki gelişimini sağlamasına yardımcı olabilir. Mentorluk ve ağ oluşturma, birbirleriyle yakından ilişkilidir. Bir mentor, mentee’sine ağını nasıl geliştireceği konusunda tavsiyelerde bulunarak onun kariyerine katkıda bulunabilir. Ayrıca, bir mentee, mentorunun önerileri doğrultusunda doğru kişilerle bağlantı kurarak ağını genişletebilir. İyi bir mentor aynı zamanda mentee’sinin kendisine referans olabileceği kişilerle de tanıştırabilir.

    Mentorluk ve ağ oluşturma, bir kişinin kariyer gelişimi için son derece önemlidir. Doğru mentor ile çalışmak ve doğru bağlantıları kurmak, bir kişinin kariyerinde büyük bir fark yaratabilir. Girişimciler, bir iş fikrini hayata geçirerek yeni bir işletme kurarlar.

    Başarılı Girişimcinin Sahip olması Gereken Özellikleri

    Başarıya ulaşmak için, girişimcilerin birçok faktöre dikkat etmeleri gerekmektedir. İşletmenin başarısında, girişimcinin rolü oldukça önemlidir ve başarılı bir girişimcinin sahip olması gereken bazı özellikler vardır.

    • Cesur ve risk almaktan çekinmeyen

    Yeni bir iş fikriyle yola çıkmak ve piyasada yer edinmek hiç kolay değildir. Bu nedenle, girişimciler risk alarak hareket ederler.

    • İnovatif ve yaratıcı

    Başarılı bir işletme kurmak için yenilikçi fikirlere ihtiyaç vardır ve girişimciler bu konuda oldukça yaratıcıdırlar.

    • Hedef odaklı

    Başarıya ulaşmak için net hedefler belirleyip, bu hedeflere odaklanarak çalışırlar.

    • Tutkulu ve azimli

    İşletmelerinin başarısına inanırlar ve bu amaç doğrultusunda son derece kararlı bir şekilde çalışırlar.

    Girişimcilerin başarıya ulaşmalarında rolü oldukça büyüktür. Kendilerine özgü özelliklerinin yanı sıra, doğru planlama, strateji ve ekip yönetimi de başarılı bir işletme kurmada önemli faktörler arasındadır.

  • Başarılı Girişimcilerin Ortak Özellikleri

    Başarılı girişimcilerin ortak özellikleri, birçok kişi tarafından merak edilen ve araştırılan bir konudur. Elbette her girişimci farklıdır ve kendi başarı hikayelerini yaratır ama birçok başarılı girişimcinin bu özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Başarıya ulaşmak için birçok zorluğun üstesinden gelmek gerekiyor. Bu yazıda, başarılı girişimcilerin hikayelerinden yola çıkarak başarılarını getiren faktörlere göz atacağız.

    1. Tutku: Başarılı girişimciler, yaptıkları işe gerçekten tutkulu olan kişilerdir. İşlerinde tutkulu olmaları, zorluklarla karşılaştıklarında bile pes etmemelerine yardımcı olur. Tutkulu oldukları işlerde sürekli olarak kendilerini geliştirirler.
    2. Risk alma yeteneği: Girişimcilerin başarısı, genellikle risk almaya hazır olmaları ve yeni fikirleri hayata geçirmek için cesaret göstermeleri ile ilgilidir. Başarılı girişimciler büyük riskler alarak başarılı olmuşlardır. Ancak bu riskleri kontrol altına almaya da dikkat ederler.
    3. Yenilikçilik: Başarılı girişimciler, yenilikçi düşünce yapısına sahip olan kişilerdir. Yeni fikirlerin keşfi, inovasyon ve rekabet avantajı elde etmek için büyük bir faktördür. Sürekli olarak değişen piyasalarda yenilikçi olmak, rekabetçi olmak için önemli bir adımdır.
    4. Kendi kendine motivasyon: Başarılı girişimciler kendilerini motive edebilen liderlerdir. Kendi kendilerine hedefler belirlerler ve bu hedeflere ulaşmak için çalışırlar. Başarıya giden yolda karşılaştıkları engelleri aşmak için kendilerini motive ederler.
    5. İşletme konusunda bilgi sahibi olma: Başarılı girişimciler, işletme yönetimi konusunda bilgili kişilerdir. Finans yönetimi, pazarlama, satış, insan kaynakları gibi konulara hakimdirler. Bu alanlarda bilgi sahibi olmaları, işletmelerini daha etkili bir şekilde yönetmelerini sağlar.
    6. Hızlı düşünme ve karar verme yeteneği: Başarılı girişimciler hızlı düşünebilir ve karar verebilirler. Değişen piyasa koşullarına hızlıca uyum sağlamak, doğru kararlar almak ve başarıya ulaşmak için önemlidir.
    7. Networking becerisi: Başarılı girişimciler etkili networking yapabilen kişilerdir. İyi bir network, yeni fikirler keşfetmek, potansiyel müşterilere ulaşmak ve iş geliştirmek için önemli bir faktördür.

    Bu özelliklerin yanında birçok farklı özellik de başarılı girişimcilerin ortak noktası olarak gösterilebilir. Bu özellikler, girişimcilik yolculuğunda başarıya ulaşmak için önemli bir temel oluşturur. Başarılı girişimcilerin hikayeleri, özgün fikirlerini hayata geçiren, risk alabilen, yenilikçi ve müşteri odaklı kişiler olduğunu gösteriyor. Başarıya ulaşmak için bu faktörleri dikkate almak ve kendisini sürekli olarak geliştirmek gerekiyor.

  • Fikir Üretme Sanatında En İyi Yöntemler

    Her başarılı projenin veya girişimin temelinde, iyi fikir yatar. Fakat, doğru fikri bulmak ve potansiyelini değerlendirmek, bazen zorlu süreç olabiliyor. Blog yazımızda, fikir üretme ve değerlendirme süreçlerinizi kolaylaştıracak etkili yöntemleri keşfedeceğiz. İşte En iyi fikri bulma ve değerlendirme yöntemleri….

    Fikir Bulma: Yaratıcılığınızı Tetikleyin

    • Beyin Fırtınası: Ekip çalışmasının gücünden yararlanarak, belirli konu veya sorun hakkında sınırsız fikir üretin. Yargılamadan ve eleştirmeden, her fikri değerli kabul edin. Daha sonra, en umut verici fikirleri seçerek ilerleyin.
    • SCAMPER Tekniği: Mevcut ürün veya hizmeti farklı bakış açısıyla ele alın. Değiştirme, birleştirme, uyarlama, düzenleme, yeni kullanım alanları bulma, eleme ve tersine çevirme gibi adımlarla yaratıcı fikirler üretin.
    • 6-3-5 Yöntemi: Altı kişilik ekiple, her kişinin beş dakika içinde üç fikir yazmasını sağlayın. Kağıtları saat yönünde geçirerek, yeni fikirlere dayalı üç yeni fikir daha ekleyin. Beş tur sonunda 108 farklı fikre ulaşın.
    • Lotus Çiçeği Yöntemi: Ana fikri veya sorunu merkeze yerleştirerek, etrafına sekiz kutu çizin. Her kutuya ana fikre bağlı alt fikir yazın. Alt fikirlerin etrafına da sekiz kutu çizerek, daha derinlemesine fikirler üretin.

    Fikir Değerlendirme: Objektif Olun

    • SWOT Analizi: Fikrin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsatları ve tehditleri belirleyin. Fikrin potansiyelini ve risklerini anlamanıza yardımcı olur.
    • PMI Analizi: Fikrin artılarını, eksilerini ve ilginç yönlerini listeleyerek puanlayın. Fikrin farklı boyutlarını değerlendirmenize olanak tanır.
    • Fizibilite Analizi: Fikrin teknik, ekonomik, hukuki, operasyonel ve zaman açısından uygulanabilirliğini inceleyin. Gerçekçi bakış açısıyla fikrin potansiyelini değerlendirin.
    • PESTEL Analizi: Fikri etkileyebilecek politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, çevresel ve yasal faktörleri araştırın. Dış etkenlerin fikrinizi nasıl etkileyebileceğini öngörün.

    Fikir üretme ve değerlendirme, süreklik gerektiren süreçtir. Yaratıcılığınızı besleyin, farklı yöntemleri deneyin ve fikirlerinizi objektif şekilde değerlendirin. Başarılı proje veya girişim, doğru fikri bulmak ve potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmekle başlar.